Sueda Reyyan profil resmi
Sueda Reyyan kapak resmi
Ebubekir ve Yusuf'un Annesi hayal kuruyor...
Darul Mihen'de "Kimyayı Saadeti" arıyor.
Madem dünya fanidir, değmiyor alaka-ı kalbe!!!
https://instagram.com/...?igshid=9r1mltnmgv0i
Araf...
Doktor
yüksek lisans
Sakarya
Ankara, 26 Şubat
2304 okur puanı
30 May 2015 tarihinde katıldı.
Ebubekir ve Yusuf'un Annesi hayal kuruyor...
Darul Mihen'de "Kimyayı Saadeti" arıyor.
Madem dünya fanidir, değmiyor alaka-ı kalbe!!!
https://instagram.com/...?igshid=9r1mltnmgv0i
Araf...
Doktor
yüksek lisans
Sakarya
Ankara, 26 Şubat
2304 okur puanı
30 May 2015 tarihinde katıldı.
  • Sueda Reyyan paylaştı.
    Ayrılık
    Bütün okulların dağılma vakti.
  • Sueda Reyyan paylaştı.
    İyi akşamlar. Ağustosun ilk haftası biterken gecikmeli bir öykü etkinliğine daha hoş geldiniz. 90’lar pop esanslı temmuz etkinliğinden sonra had safhada dolu olan 2020’de daha fazla nasıl saçmalayabiliriz diye düşünmekteydim boş olduğum nadir zamanlarda. İkinci Dalga, Ayasofya, Dolar, Beyrut, Halifelik, Muharrem İnce, İstanbul Sözleşmesi vb. derken geçiyor hayat fark etmeden. Günler teker teker birikiyor hanelerimizde, başka neler birikiyor peki. Anıtsayaç’a bakarsanız anlarsınız bir parça. En son 2-3 hata önce Pınar Gültekin’le bakmıştık değil mi? Öyle medyatik bir cinayet de olmadı bu arada niye bakalım ki hem. O zaman 100’lerin başındaydı yanlış hatırlamıyorsam. Tabii geçen senelere göre düşük olan bu sayı geleceğe umutla bakmama sebep olmamıştı ülkesinin gerçeğini bilen her Türk gibi. COVID’in başka bir faydası olduğundan emin bir şekilde kapatmıştım sayfayı. Ve bugün site yöneticileri 211’e ulaştırmışlar bu sayıyı.

    Söyleyecek bir şey yok. Ekşi sözlükte bile bu anıtsayaç hakkında söylenen şeylerin yarısına yakını olumsuz. Yok bazı isimler iki defa yazılmış, yok bazı kadınların ölüm nedeni bilinmiyormuş, bazı kadınlar kocaları ile öldürülmüş. Öyle ya da böyle ölüyor kadınlar, yükseliyor o anıt son hızda. Fotoğraflar siyah beyaz, duyarlar azami seviye, herkes fırsat kolluyor birisi bir laf etse de gömsem diye. Ama ölüyor yine de kadınlar, herkesin kadının baş tacı olduğunu söylediği bu coğrafyada hiç olmadığı kadar hızlı ölüyorlar. Bir şey yapmalı diyor herkes…

    Biz de yapalım o zaman. Başka bir Şule ÇET beklemeden siyah beyaz öyküler yazalım biz de -şık durur profilimizde belki-Marttaki gibi KADIN öyküleri yazalım yine siyah beyaz bu ayın sonuna kadar.. Belki öykülerimiz bir ruha dokunur da bir faydamız dokunur en azından bir kişiye.

    31 Ağustos'a kadar yazacağınız yazılarınızı etkinlik iletisi (#81074145) altında paylaşabilirsiniz. Eylüle çıkabilirsek bu ortamda, görüşürüz başka etkinliklerde.
  • Sueda Reyyan paylaştı.
    Tanrı'nın en nazik, en kırılgan yaratıkları olan kadınların; kederi, zoru ve sıkıntıyı yenmekte çoğu zaman herkesten üstün olduklarını ve bunun yüreklerindeki bitmez tükenmez şefkat ve vefadan kaynaklandığını gördü.
  • Sueda Reyyan paylaştı.
    272 syf.
    ·19 günde·Beğendi·10/10
    Mo Yan. Küçük yaşlarda okulunu bırakıp çiftçilik yapmaya başlar. Zorlu bir yaşamın içinde çırpınır.
    Bu kitabında Çin Halk Cumhuriyeti' nin Büyük Atılım adıyla başlattığı ikinci beş yıllık kalkınma planını çocuk gözüyle eleştiren hikayeler yazmıştır.
    Yine Silahlı İşgücü Müfrezesinin de katliamlarını konu edinen öykü de yer almakta.

    NOT: Büyük Atılım: 1958- 1963 yıllarında köylüyü, işçilere ya da moden köylüye dönüştürmek için çıkarılan kalkınma planıydı. Fakat plan büyük bir kıtlığa yol açar. İnsanlar yok yere öldürülür ya da zor şartlar yüzünden hastalıktan ölür.
    Çocuklarından uzak, Nazi Tarımı gibi birşeydir bu zulüm. Ancak kendi insanına yapar bunu Çin. Ve bu dönemde tarımdan sanayiye geçiş programı nedeniyle metal eşyalar bütünüyle toplatılır.

    Hikayeler genel itibariyle çocuksu hislerle yazılmış, bir çocuğun iç dünyasını çok iyi tasvir eder.
    Çin toplumunun erkek çocuk sahibi olabilmek için bir çok kız çocuğu sahibi olmalarını, bu uğurda çektikleri çileleri güzel bir üslupla anlatır bize. Hikayeler genel olarak çok güzeldi. Farklı bir yazar tanımak istiyorsanız Mo Yan Can dır.
    Aşağıda hikayeler ile ilgili kısaca yazdım.

    1 SAYDAM TURP (KARA ÇOCUK)

    Küçük yaşta annesini kaybeden ve bir süre sonra da babası tarafından terkedilip üvey annesiyle yaşamak zorunda kalan o çocuk. Kara çocuk. Dilsiz değil ancak küçük yaşına rağmen insanlara karşı dilsiz gibi davranmanın rahatlığını kavramış. Sen susunca insanlar da artik üstelemez konusmak için, öyle biraz. Sırtı yaralarla dolu, küçük yaşı küçük bedeniyle küçücük işçi. Önce taş kırıcı sonra, demirci fırınında çalışır. Kendisine piç denir sürekli ancak onu garip görünüşü nedeniyle seven duvar ustası ve onun sevdiği Juzi.
    Faulkner'in Ağustos Işığı romanındaki Christmas geldi gözlerimin önüne. Acıya dayanaklı çocuk, inatçı çocuk. Oldukça başarılı ve çok güzel bir öyküydü.

    2-) DEMİR ÇOCUK

    Tahta çocuk, Büyük Atılım projesiyle anne babasından koparılan ve bir kreşte bakılan onlarca çocuktan biridir. Eli kürek tutan herkes gitmiştir çünkü demir eritip ray yapmaya. Serbest bırakılırlar ama evinin yolunu unutmuştur, ağlaya ağlaya düşer yola ve Demir Çocuk gelir, demir yiyerek onun peşine takılır. Çince deki çevirisi "Ateş Arabası" olan tren raylarına dalarlar.
    Ikisi iyi birer dost olurlar.
    Güzel bir hikâyeydi.

    3-) HER DERDE DEVA
    Silahlı İş Gücü Müfrezesi Çin - Japon savaşı sırasında bildiriler dağıtan halkı örgütleyen bir örgüt. Yine bir çocuğun gözünden bu örgütün kanlı infazını anlatıyor.
    Güzel bir hikâyeydi.

    4-) İNSAN VE HAYVAN

    Bu öyküde bir çocuk dedesini anlatmıştır. Yaşamdan kaçıp bir mağaraya sığınışı konu edilmiştir. Kızıl Darı Tarlaları nı okuyanlar bu hikayeyi rahatlıkla tanıyabilecektir.
    Çok güzel bir hikâyeydi.

    5-) ESKİ TÜFEK

    Farklı ve güzel bir hikâyeydi.

    6-) TERK EDİLMİŞ BEBEK

    En ilginç öykülerinden biridir. Tek çocuk politikasının anlatıldığı hikâyede, iyi niyetli bir adam, ayçiçeği tarlasında o dönemler sıklıkla terkedilen kız bebeklerden birini bulur ve eşinin rızası olmadan evine getirir.
    Öyle bir dönemdir ki erkek çocuğu bulana kadar yığınla çocuk yaparlar ve kız çocukları bir yerlere terk edilir.
    Hikaye kısa ama bir o kadar da etkilidir.
    Çok güzel bir hikâyeydi.

    7-) UÇAN GEMİ

    Yine çocuk ağzı ve gözüyle yazılmış, çocuksu fikirlerle donatılmış, bir çocuğun iç sesinin ve dilenmeye çıkan bir grup dilencinin hikayesidir. Bir sabah, sıcağa ve soğuğa sövdükleri bir anda uçak düşer. Bu bir uçak olsa da çocuğun gözünde Uçan gemidir.
    Çok güzel bir hikâyeydi.

    8-) İLK AŞK

    Bir ilkokul çocuğunun ilk aşkını şiirsele yakın bir dille anlatan sıcacık bir öykü.
    Güzel bir hikâyeydi.

    9-) TUHAF BİR KARŞILAŞMA

    Yine kısa öykülerden biri. Hayaletlere inanmayan birinin, sabah olmak üzereyken karşılaştığı, o sabah ölmüş olan bir adamla olan diyaloğunu anlatan güzel bir hikâyeydi.

    10-) ALTIN SAZAN

    Balık tutmaya giden dede, torununa altın sazan a dönüşen bir kızın hikayesini anlatır. Torun hikayeden sonra tutulan balığı göle salıverir. Kısa ve güzel bir hikâyeydi.

    11-) GECE AVI

    Amcasıyla beraber yengeç avına çıkan küçük bir çocuktur kahramanımız. Çin mitlerinde oldukça yer alan tilki, bu öyküde de yer alır. Gecenin bir vakti ava çıkarlar ve çocuk kaybolur. Hayal aleminde amcasıyla birliktedir ama aslın da yanındaki amcası değildir. Gölden bir kız çıkar ve geleceğe dair bir şeyler söyler.
    Gerçekten de söylediği şey olur.
    Küçük ve güzel bir hikâyeydi.

    12-) TÜNEL

    Çin'in tek çocuk politikasını içeren bir hikâye. Üç kızı olan adamın tek isteği karısının bir erkek çocuğu doğurmasıdır ancak devlet yetkilileri denetimleri sıklaştırır. Adam da boş durmaz ve evinin altına bir tünel yapar. Hamile olan eşini de tünele indirir ve orda doğurmasını sağlar amacına ulaşmıştır ve doğan erkek çocuktur.
    Güzel bir hikâyeydi.

    Herkese keyifli okumalar.
  • Sueda Reyyan paylaştı.
    595 syf.
    ·6 günde·Beğendi·10/10
    Marie Antoınette. Dünyada hakkında olumlu veya olumsuz olarak en fazla konuşulan ve en fazla yorum yapılan kraliçe. On sekizinci yüzyılda yaşamış bir Fransız kraliçesi. Dünyanın belkide kendisine en çok iftira atılan kişisi. Avusturya saraylarında başlayıp , Fransa'nın Versailles sarayında kraliçe olarak devam edip, nihayetinde zindanlar ve giyotinle son bulan son derece ilginç ve bir o kadar da dramatik bir hayat.

    Stefan Zweig, bu kitabında işte bu ilginçlikler içindeki hayatı bize sunuyor. Tabii ki kendine has o muhteşem biyografi yazma ustalığıyla birlikte. Okurken sadece Marie Antoınette'nin hayatını okumuyorsunuz, adete o hayatı yaşıyorsunuz. İşte Zweig'i diğer biyografi yazarlarından ayıran en önemli özellik de bu olsa gerek.

    Marie Antoınette'yi her kes farklı olarak değerlendirir. Bu durum, okunan kitaplarla ve okuyucunun kendi kişiliği ve ön yargılarıyla ilgili bir durumdur. Onun için burada kraliçe ile ilgili olumlu veya olumsuz her hangi bir söz yazmayacağım. Yalnız bir kaç şey var ki onları yazmadan da geçmenin çok yanlış olacağı kanaatindeyim.

    Düşünün, henüz on beşini yaşamaya başlamış bir kız çocuğu birden bire bütün ailesinden, sevdiklerinden, memleketinden hatta önceki hayatına ait üzerinde hiçbir eşya kalmamacasına, hiçbir tanıdığı ve o güne kadar gördüğü yakınındaki hiçbir kimse olmadan tek başına hiç tanımadığı bir ülkeye gönderiliyor, hiç görmediği bilmediği biriyle evlendiriliyor ve tamamen yeni bir mekanda hiç tanımadığı insanların içinde yaşamaya mecbur bırakılıyor. Bugünden baktığımızda o henüz bir çocuktur. Çocukluğunu yaşayamamış bir çocuk. 24 saat katı kurallar içerisindeki saray protokolünde yaşaması isteniyor. Kendinden bir kaç yaş küçük kayınbiraderleriyle oyun oynaması bile büyük sorunlar yaratıp ağır eleştiriler alıyor. Böyle bir ortam. Üstelik eşiyle tamamen zıt karakter yapısı. Ve bütün bunlara ek olarak yedi yıl karı koca olamamanın verdiği sorunlar. Dedikodular. Yani kısacası, dramatik sona götüren her şeyin başlangıcı da dramatik.

    İftiralar dedim, dünyada belkide başka hiçbir kimseye bu kadar aşağılık, bu kadar vicdansızca ve bu kadar fazla iftira atıldığını sanmıyorum. O kadar hunharca, vahşice iftiralar atılmış ki zaten ön yargısız olan birisi bunların kesinlikle yalan olduğunu anında anlar ama o dönemin gözü dönmüş insanları bütün bunlara inanacak kadar gaddarlaşmışlar. Bir örnek vermek gerekirse, bir annenin 8 yaşındaki oğluyla aynı yatakta yatmasında ne kötülük vardır. Hele hele babanın yokluğunda. Gayet doğal bir durum. Eminim bu satırları okuyan bütün anneler de aynı şekilde evlatlarına sarılıp yatmışlardır. Ama işte Marie Antoınette'nin kendi çocuğuyla aynı yatakta yatması bile sapıkça olarak değerlendirilmiştir. Mahkemede bu konuda bile suçlanıp, savunma yapması istenmiştir.

    Sonuçta bir ülkeyi henüz yönetemeyecek kadar genç iki insan birdenbire koskoca ülkenin sorunlarıyla uğraşmaya başlamışsa, hele bir de asıl söz sahibi olanın yani kralın yönetme becerisi yoksa bazı şeyler aksamaya başlar ve insanları bu derece korkunç sonlara getirir.

    Okunması gereken bir kitap diyorum. Özellikle de tarihle, siyasal ve toplumsal olaylarla ilgilenenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap olarak değerlendiriyorum.

    Çok beğeniyle okuduğum bu kitabın okunmasını da, herkese tavsiye ediyorum.
  • 344 syf.
    ·78 günde·Beğendi·7/10
  • 240 syf.
    ·1 günde·5/10
  • Renk sembolizminde ela, celal cemal birleşmiş demek. Mor da öyle. İki karşıt duygunun rengi.
Ebubekir ve Yusuf'un Annesi hayal kuruyor...
Darul Mihen'de "Kimyayı Saadeti" arıyor.
Madem dünya fanidir, değmiyor alaka-ı kalbe!!!
https://instagram.com/...?igshid=9r1mltnmgv0i
Araf...
Doktor
yüksek lisans
Sakarya
Ankara, 26 Şubat
2304 okur puanı
30 May 2015 tarihinde katıldı.
2020
51/133
39%
51 kitap
11,1bin sayfa
1 inceleme
625 alıntı
2 günde 1 kitap okumalı.

Şu anda okudukları 10 kitap

  • Ölümün Eşiği
  • Ve Aşktan Olacak Ölümüm
  • Anna Karenina
  • Korkuyu Beklerken
  • İrade Terbiyesi
  • Don Quijote
  • Dostluk Üzerine
  • Feyzü'l Furkan
  • Her Güne 1 Ayet 1 Hadis 1 Hikaye
  • Mesnevi-i Şerif

Okuduğu kitaplar 391 kitap

  • Deli Tomarı
  • Kuruntular Kitabı
  • Ayaklarına Dokunurum Gölgede
  • Öbür Divan
  • Cümlemiz
  • Şiirler
  • Bütün Şiirleri
  • Gül Şiirleri
  • Ricat
  • İzdiham - Sayı 45

Okuyacağı kitaplar 304 kitap

  • Kuşlar Sanatı
  • Kirpi Mesafesi
  • Minnet Eylemem
  • Akif'e Dair
  • Bir Kur'an Şairi
  • Boyalı Kuş
  • Ciğerdelen
  • Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var
  • Kanatsız Kuşlar Şehri
  • Ruhun Hastalıkları ve Çareleri

Kütüphanesindekiler 400 kitap

  • Dervişin Teselli Koleksiyonu
  • Deli Tomarı
  • Öbür Divan
  • Ricat
  • Aganta Burina Burinata
  • Muhit - Sayı 6
  • Dokuza Kadar On
  • Kapak Kızı
  • Mehmed Akif
  • Ömür Diyorlar Buna

Beğendiği kitaplar 231 kitap

  • Dervişin Teselli Koleksiyonu
  • Öbür Divan
  • Cümlemiz
  • Şiirler
  • Bütün Şiirleri
  • Ricat
  • Aganta Burina Burinata
  • Muhit - Sayı 6
  • Dokuza Kadar On
  • Kapak Kızı

Beğendiği yazarlar 58 kitap

  • Samiha Ayverdi
  • Ayfer Tunç
  • Erol Kaf
  • Kemal Ural
  • Ayşegül Genç
  • Gökhan Özcan
  • İsmet Özel
  • Şükrü Erbaş
  • İlber Ortaylı
  • Ali Şeriati