‘’Derdin devası belki de aynı derdi üstlenmiş bir kişiyle buluşmakla belirir?’’ (s. 11)
1866 St. Peterburg’una gidip Fyodor Dostoyevski’nin sigarasını yaktıktan sonra onunla birlikte kumar masasına oturup aşktan, yalnızlıktan ve toplumsal problemlerden konuşmak ister misiniz?
Veya 1968’e gidip Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş’ın 3 ay cezaevinde kaldığı sırada onun koğuş arkadaşı olup türküler ve insanlar üzerine sohbet etmek ister misiniz? (Bkz: youtube.com/watch?v=KGQWg_d...)
Peki, oradan bir uçakla 1943 yılında Heybeliada’da münzevi bir hayat süren Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın evine edebiyat ve toplum üzerine sohbet etmeye gitmek ister misiniz?
Agatha Christie ile cinai romanların inceliklerini öğrenmek, Farabi ile din ve felsefe üzerine hasbihal etmek, Orhan Veli Kanık ile İstanbul’da bir meyhanede edebiyat ve şiir sanatı üzerine laflamak ve türkü söylemek, Friedrich Nietzsche’ye bağnazlık ve üst-insan hakkında sorular sormak, William Shakespeare’in size insanlar ve özgürlük hakkında soneler okumasını, Hacı Bektaş Veli ile dostluk ve tasavvuf üzerine hoşbeş etmek, Dresden’e gidip Kurt Vonnegut’a savaş, din ve Isaac Asimov hakkında merak ettiklerinizi sormak veya Charles Bukowski ile yazarlık, sanat ve alkol üzerine muhabbet etmek ister misiniz? Benimki de soru işte, kim istemez ki?
‘’Kitap okumanın bir nevi randevu olduğunu, bu randevunun hemen her zaman bir dertleşme ve/yahut deva arayışı anlamına geldiği kabulüyle hareket ediyorum’’ diyerek başlıyor kitaba Murat Menteş . Gerçekten de bu konuda haklı. Okuduğumuz kitapların yazarlarıyla tanışmak, onlarla arkadaş olmak dahası o kitaptaki olay örgüsünün geçtiği yıllarda, mekânlarda yaşamak, o zamanların insanı olmak ve çağımızdan uzaklaşmak isteriz çoğunlukla. Menteş de bize katılıyor olmalı ki şu ifadelerle düşüncesini dile getiriyor:
‘’Evet, yazarları arkadaşım sayarım. Onlarla münasebetimi profesyonelce
Bizlere çok kıymetli eserler bırakan 11 farklı yazar ile güncel bir sohbeti okuyoruz. Güncel çünkü 500 yıl önce yaşayan bir yazara sosyal medyanın zararlarını soruyoruz ve o yazarın bakış açısı ve fikriyle cevabını alıyoruz. 500 yıl önce yaşamış bir yazar bugün hayatta olsaydı bize neler söylerdi, sorusunun cevabına bu kitapta yaklaşabiliyoruz.
Menteş önsözünde, bu sohbetleri yazarların fikirlerinden dışarı çıkmamaya özen göstererek yazdığını vurgulamış. Yazarların hayatlarını ve fikirlerini araştırırsanız, Menteş'in bu konuda gerçekten başarılı olduğunu anlayabilirsiniz.
Gelgelelim Menteş’in, yazarların fikirlerinden dışarı çıkmayarak hazırladığı bu diyaloglar yazarlara ne kadar sadık olursa olsun, kesinlikle orijinal olmadığı için biraz gerçekçiliğini yitiriyor. Çok önemli mi, değil tabi ki. Çünkü kitapta ilk maksat keyif almak.
Kitaptaki çizimler bu keyfi çok yukarılara çıkarmış. Bu güzel çizimler için Hakan Karataş’a teşekkür ediyoruz. Daha önce bu tarz bir kitap yazıldı mı bilmiyorum ama çok eğlenceli, bilgili ve kıymetli bir konsept olmuş. Bu tarz konseptlere ihtiyacımız var.
Öncelikle Mükemmel bir eser her üstadın söylediğin de kendinizi bulabileceğiniz harika bir geçmişe yolculuk serüveni okumanızı şiddetle tavsiye ederim.Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar
Merhaba!
Yeni tanıştığım enfes bir yazar Murat Menteş.
Eser içerik olarak lezzet katmanlarında gezdirdi beni. Dünyadan memleketimize nam salmış, derin hülyaların seyrinde bize öncü olan 11 üstad ile bir yolculuk sunuyor.
Bir eseri elinize aldığınızda heyecana kapılırsınız değil mi? Acaba duygu olarak veya bilgelik olarak benliğime neler katacak, beni hangi diyarlarda gezdirecek, ruhumdaki tılsımı hareketlendirecek mi diye?
Hemen cevaplayayım bu eser;karşılıklı sohbet konuşma havası içinde olması, yazarın evrenine o döneme seyahet bileti sunması hasebiyle tüm satırları yaşattı diyebilirim, görsel olarak sunulan sayfalar bir o kadar samimiyetin dozunu şaha kaldırır cinsten.
Sevdiğim 11 isim bu denli güzel işlenebilirdi, teşekkürler Murat Menteş.
Ben serinin ikincisini almaya gidiyorum!
İyi Okumalar...
Okurken yanına bir fincan kahve!.. Ne de olsa sohbetlerin vazgeçilmezi kahve değil midir? Evet bu kitapta yazarlarla randevuya çıkıyoruz ve tadına doyamayacağımız keşke dahası da olsa diyeceğimiz sohbetler ediyoruz.
İçinde daha önce eserlerini okumadığım, ismini duymadığım yazarlar vardı. Bu eser yazarları ve eserlerini tanımam için iyi bir fırsat oldu.
Kitap yazarlarla kısa kısa bir kahve içimlik sohbetler halindeydi, daha uzun olmalarını dilerdim. Böyle çizgi roman havasında çok keyifli bir eser olmuş, tam da kapağında yazdığı gibi enteresan matrak ve bilgi dolu, tadı damakta kalmalık.
Son olarak şuraya Kurt Vonnegut ile Murat Menteş arasındaki bir diyaloğu eklemek istiyorum:
Öğretmen kimdir?
Sadece bilgili ve iyi kalpli insanlar başkalarına sevecekleri ve unutamayacakları şeyler öğretebilirler.
Sen bi dehasın Murat Menteş !!
☆ Gerçekten farklı, güzel bir kurgu. Çok yaratıcı.
Birbirinden farklı 11 ünlü yazarlarla sohbet şansı sunan kitap.
Ünlü yazarlarımıza sormak isteyebilecegimiz çoğu soruyu Menteş bizim yerimize sormuş. Ve o farklı farklı cevapları bize sunmuş. Gerçekten başarılı bir yazar. Kitap ince ve özellikle de sevdiğiniz, bildiğiniz yazarlar varsa daha hızlı gidiyor. Bir roman gibi değil tabiki. Ama çizimleriyle beraber eğlenceli bir hal alıyor.
Naçizane inceleme yapmadan önce Django ve Mango (yazarımızın sevgili dostları, papağanları) gibi “Harika! Süper! Muhteşem!” diyerek tezahüratta bulunmak istiyorum. Ve yeğenim Pınar’a beni bu kitabın vesilesiyle çok değerli yazarımız Murat Menteş ve değerli çizerimiz Hakan Karataş’la tanıştırdığı için çok teşekkür ediyorum. “Derde Deva Randevu”yu çok sevdim. Hemen ikinci kitabını da aldım. Böyle bir kitaptan faydalanmamak mümkün değil. Yazarımız kitabını, tarihe iz bırakmış yazarlarla sohbet havasında, özellikle bu ünlü şahsiyetlerin eserlerinden alıntılarla gerçeğe uygun bir şekilde karşılıklı diyalogla kurgulamış. Böylece yazarımızın da belirttiği gibi yazarları ve eserleri tanıyacak; tecrübeli okurlara hatırlatmada bulunacak; yolun başındaki okurlara da kılavuzluk edecek bir eser olmuştur. Ayrıca bu kitapla kalıplaşmış fikirlerimizin, birçok şeye karşı bakış açımızın değişebileceğini de söylemek isterim. Ben müthiş bir heyecan ve zevkle okudum. Çizimler de harikaydı. Açıkçası elimden bırakamadım. Ve şiddetle herkese tavsiye ediyorum. İyi okumalar.
Çizgi-röportaj kitabı tasarlamış Murat Menteş. Zamanda yolculuğa çıkıp 11 yazarla röportaj yapıyor ama olabildiğince tarafsız kalarak; kendini değil onların görüş ve düşüncelerini yansıtarak yapıyor bunu. Ben en çok Dostoyevski bölümünü sevdim, Hakan Karataş’ın müthiş çizimleriyle çok keyifli sayfalar çıkmış ortaya. İki saatlik bir randevu ile hoşça vakit geçireceğiniz bir kitap.
Ters bir kitap. Çoğu yazar bu kitabın içindeki 11 kişinin görüşlerinin bir ucundan tutup sayfalarca döküman hazırlayıp, üstüne söyleşiler yapıp denemeler yazarken, Murat Menteş 11 kişiyi değirmen gibi öğütmüş. En değerlilerini alıp güzel bir ekmek yoğurmuş. Her cümlesinde farklı kitapların damıtılmış hali mevcut.
Dostoyevski, Nietzsche, Bukowski, Shakespeare, Agatha Christie, Kurt Vonnegut, Orhan Veli, Neşet Ertaş, Hacı Bektaş-ı Veli,Farabi ve Hüseyin Rahmi Gürpınar.Bu 11 önemli isimle sohbet havasında, aynı zamanda çizgi roman tadında kaleme alınmış, Murat Menteş'in esprili diliyle, hayal gücü ve başarılı kurgusuyla tamamlanmış harika bir eser. Çizimlerse muhteşem!
Okurken bu kadar kısa olmamalıydı diye düşünürken seri şeklinde yayımlanmış olduğunu öğrendim ve en kısa zamanda 2. ve 3.yü de okumak istiyorum çünkü güzel şeylerin çabuk bitmemesi gerektiğinden yanayım:)
Murat Menteş, Türk yazardır.
Korkma Ben Varım başlıklı romanı, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından roman dalında ödüle layık görüldü.
Gençlik yılları boyunca dergi, yayınevi, gazete gibi yayın kuruluşlarında çalıştı; ajanslar ve tv kanalları için metin yazarlığı yaptı.
2009'da Alper Canıgüz, Emrah Serbes, Onur Ünlü gibi yazarlarla birlikte Afili Filintalar adını verdikleri bir tür internet fanzininde yazdı. 2012'de köşe yazıları yazmaya başladığı Yeni Şafak gazetesinden Temmuz 2013'te istifa etti. Menteş'in Deplasmanda Plasebo ve Şeyhim Işınla Beni başlıklı şiirleri Kaan Boşnak tarafından bestelendi.
2016-2021 yılları arasında şef editör olarak çalıştığı OT dergisinde halen yazmaktadır. 2018'den itibaren çizer Hakan Karataş'la birlikte Derde Deva Randevu başlıklı bir kitap dizisi hazırlamaya koyuldu. Bunun yanı sıra, mizah dergisi Uykusuz'da bir roman tefrika eden yazarın kaleme aldığı bölümlere Memo Tembelçizer'in çizimleri eşlik etmektedir.
Murat Menteş, 2013'ten beri serbest yazar olarak hayatını sürdürmektedir.