Adı:
Ruhi Mücerret
Baskı tarihi:
17 Şubat 2020
Sayfa sayısı:
345
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050381528
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayınları
Baskılar:
Ruhi Mücerret
Ruhi Mücerret
İstiklal Harbi’nin son gazisi, 100 yaşındaki millî kahraman RUHİ MÜCERRET, bir dünya starına nasıl dönüşüyor?
Zaten ecelin menzilindeyken, esrarengiz psikopat MASUM CİCİ’yi haklayabilecek mi?
Mabet filozofu AVNİ VAV'dan daha neler öğrenecek?
NAZLI HİLAL’e, 70 yaş farka rağmen nasıl açılacak?
Ve son nefesinde kelime-i şahadet getirebilecek mi?
Bir gözü mavi, diğeri kahverengi avare CİVAN KAZANOVA, elden düşme ruhunu şeytana neden satıyor?
Depremde yitirdiği SERPİL SİLAHLIPERİ’yi unutmayıp da ne yapacak?
Marifetli afet FUJER FUJİ’den kaçarken neye yakalanacak?
Kan kanseri yeğeni OZAN’ı hangi parayla tedavi ettirecek?
Alınyazısındaki boşlukları neyle dolduracak? İntiharın eşiğinde tetikte beklerken, kimvurduya mı gidecek?

Ziyadesiyle kahkaha ve bir nebze gözyaşı içeren bu serüvende... Trenler gemilere çarpıyor. İstiklal Harbi, 85 yıl sonra devam ediyor. Şakaklar matkapla deliniyor. Uçaklar düşüyor. Kaybedenler şampiyon oluyor.
Serseri kurşunlar uçuşuyor. Ve reklamlar, müşterileri ele geçiriyor!
318 syf.
·Beğendi·9/10
Beni en çok şaşırtan yazarlardan biridir Murat Menteş. Sadece iki kitabını okumakla yazar hakkında bir şeyler söylemek ne kadar kabul edilir bilmiyorum ama dün artık inceleme yazacağım dedim kendime.

Öncelikle kitabın kapak tasarımı fazlasıyla orijinal ve başarılı. Kapağında silahlar, uçaklar, televizyonun içinde kovboy şapkasıyla bir elinde tabanca Cüneyt Arkın… kırmızı, sarı, mavi…rengarenk! Küçücük kütüphanemde bile gören herkesin ilgisini çektiğine göre kitapevlerindeki durumu hayal etmekte zorlandım.

Dört yaşındaki oğlum her sabah benim kütüphanemden bu kitabı alıp boyama kitaplarının olduğu kendi kitap dolabına –ısrarla- koyarken, ‘’Anne sana kaç kere söyleyeceğim, bu kitap benim. Çocuk kitabı bu!‘’ diyor. Akşam da dolabından ısrarla bu kitabı alan kardeşiyle boğuşurken ‘’ bu abilerin kitabı, bırak onu’’ diyor. Geçen hafta eve yardıma gelen, ilkokul kitapları dışında kitap okumaya fırsatı olamamış Selma Teyzemizin de toz alırken bu kitap nasılsa ilgisini çekmiş . Her yerini inceledikten sonra merakla kitabın nasıl olduğunu sordu bana :)

En son dün, tıp kitapları dışında kitap okumanın vakit öldürmek, asıl okumanın hayatı okumak olduğunu ısrarla söyleyen babalarının elinde incelerken görünce bu kitabı -yok artık- dedim kendime. Uzun zamandır ilk defa bir kitap hakkında nasıl olduğunu sorunca ‘’ Türkiye’yi ancak roman okuyan kadınların kurtaracağını söyleyen yazar, hem de karısı da doktor ‘’dedim kocaman sırıtarak:)

1000kitapla tanıdım yazarı aylar önce. O kadar çok alıntı vardı ki, merakla aldım hemen. Kitabı okurken çoğunlukla patlak kahkahalarla çılgınlar gibi güldüm, sonra birden derin cümlelerin altını defalarca çizip birkaç dakika düşünme molası verdim. Mizahi cümlelerin arasında derin sorgulamalar, yoğun duygular. Eleştirdikleri de başkaları değil, biz, hepimiz… kısacası insan??

Hani polisiye komedi filmleri vardır ya, işte kitap hali. Kesinlikle kafa dağıtmak ve dinlenmek için ya da monoton hayatın kopma noktasında terapi misal. Farklı dünyalara alıp götürdü beni. Hızlı, uçuk, kopuk ama heyecanlı. Sevgili Kübra Sultan’ın tabiriyle yazarın beyni sanki lunapark. Rengarenk. Acaba kafa yapan bir şey alıyor mudur diye düşünürken nette bakayım dedim ve gene şaşırdım.

Kendi tabiriyle yandaş değil de taraflı olduğunu söylediği bir gazetede yazıyor Murat Menteş (hala yazıyor mu bilmiyorum). Tarafgirlik hastalığı illa ki bulaşmıştır diye önyargımı büyütürken, yazarın Gezi olaylarındaki birkaç yorumunu görünce şaşırdım elbet. Eleştirmeyi ayrışmak değil de dayanışmak olarak değerlendirdiğini söyleyen yazarın öyle büyük cümleleri var ki.
Mesela ;
‘’Nefret dolu insanları dindar saymıyorum. Onlar başka bir tür. Hayat yolunda seyran etmeyi bilmiyorlar. Halbuki nefret çok benzin yakar..’’
‘’Türkiye’deki tüm kavgalar kardeş kavgasıdır…’’ vs

İsmet Özel'i ve Dücane Cündioğlu’nu da seviyor ya:)

Sadece gündemin köşe yazıları da değil, şiirleri de var. Hem de öylesine derin. Sanki farklı Murat Menteşler var bir sürü de. Bu kadar farklı tarz, farklı okurlar.. Şaşırdım yine...

Cengiz Aytmatov mesela; benim gönlümdeki rengi toprak misal kahvedir. Cemil Meriç samimi asaletin morudur. Yeşil deyince Mustafa Ulusoy gelir sükûnetiyle. Murat menteş deyince??? Pasparlak turuncu üstüne cascanlı renkler..arada siyah noktalar… rengarenk :)

Tabii bazılarına hitap etmeyebilir. Kitabın birkaç sayfasını okuduktan sonra bırakan ve ‘’ Dostoyevski’den sonra olmadı be kardeş, biraz ciddi şeyler mi okusan?? ’’ diyen abim gibi.
Ama yine de hayattan mola isteyeceğiniz zamanlar için dursun bir köşede derim. Ben çok sevdim:)
318 syf.
·Beğendi
Canınız mı sıkkın? Sıcaklar sizi de benim gibi bunalttı mı? Kitap okuma hevesiniz mi kaçtı?
Ee başka bir tarz deneme konusunda da katı kurallarınız yoksa, bu kitabı size rahatlıkla önerebilirim...:)

Gelelim kitabın konusuna; aşk, savaş,aksiyon, dövüş, polisiye, din, felsefe ve tabiki güzel kadınlar. Yani yok yok!

Tabii yazarımız bunların hepsini öyle
güzel bir kara mizahla bize sunuyor ki okuyucuyu yanlız güldürmüyor, düşündürüyor da...

Okurken 100 yaşındaki İstiklal Savaşı gazisi Ruhi Mücerret'in arkadaşı Avni Vav'la dini ve felsefi sohbetlerini acayip eğlenceli ve bilgilendirici buldum. Kim 100 yaşına kadar yaşamak ister ki? Dedemiz de artık öbür dünyaya gitmeyi canı gönülden istese de bir türlü ölemediğinden dertli...Düşünsenize eşinizi, sevdiklerinizi hatta çocuklarınızı bile toprağa verdiniz ama siz hâlâ hayattasınız. Bkz.

"Artık kimseleri gömmek istemiyorum. Mezarlıklara dolu gidip boş dönmekten yıldım. Benden sonra doğmuş insanların benden önce ölmelerine alışamıyorum."

Hikayemiz Ruhi Mücerret'in en sevdiği arkadaşının ona ölmeden önce birini öldürmesini vasiyet etmesiyle start alıyor. O andan itibaren de tek hedefi Masum Cici'yi öldürmeden tahtalı köyü boylamamak oluyor...Sonrasında da daha neler var neler?

Özellikle de dedemizin kendinden 70 yaş küçük bir kadına aşık olmasından sonraki bölümler deyim yerindeyse "yok ya artık bu da olur mu" dedirtecek tarzdaydı...

Lütfen Ruhi Mücerret'i evlenme programlarında kendilerine eş arayan kart horozlara benzetmeyin. Zira o haddini ve bulunduğu konumu bilerek hareket eden zararsız platonik bir aşık..:)

Bütün karakterleri birbirinden değerli bu kitabı keyifle okudum. Murat Menteş'in diğer eserlerini de okuyacak kadar da tarzını sevdim...

Keyifli okumalar herkese..:)
318 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Sevgili Murat Menteş ile bu kitabıyla tanıştım. Ve bu tanışıklık dostluğa dönüşene kadar diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum.

Bir tavsiye üzerine kitabı elime aldım ve tam anlamıyla elimden bırakamadım. Normal şartlarda 300 sayfalık bir kitabı 24 saatte bitiremem fakat bu kitap ilk oldu.

Sevgili yazarımızın dili çok tatlı, anlatımı çok akıcı. Kullandığı tasvirler, seçtiği karakter isimleri ve kurguladığı kahramanlar da çok tatlıydı. Biraz karmaşık giden olay örgüsünde oldukça farklı ve güzel mesajlar barınıyor. Kitapta, yaşamdan bi çok şey bulabilirsiniz. Yazarın tekniğini ve hayal gücünü çok beğendim. Bir kitaba (tabi ki absürt olarak) bunca şeyleri sığdırmak hayal gücü ve teknikle alakalı olsa gerek.

Şunu da belirtmek isterim: Sevgili yazarımızın tarzını tam olarak şahsen ben açıklayamam ama gerçekçilikten yana olanlara gayet saçma gelecek bir hikaye. Yani kitabı elinize "Dan Brown" mantığıyla alırsanız hayal kırıklığına uğrarsınız. Durup hikayeyi değerlendirmeye kalkarsanız da aynı sonuç olur. Ama sizin böyle bir sonuç çıkarmanız yazarımızın eksiği değil zevk meselesidir. Şahsen ben kitaba bayıldım. Sözüm o ki: Ayrıntılara takılmadan kendini akışa bırakıp okuyacaksınız.

Uzun ve yorucu kitap okuyanlar, böyle tatlı kitapla bir mola verebilirler. Ve tabi ki kitap okuma serüvenimize böyle tatlı ve farklı mizahlar da eklemeliyiz.

Saygılarımla...
318 syf.
·11 günde·8/10
Yazarın okuduğum ilk kitabı ve bilindiği üzere kendine has bi üslubu anlatımı ve hepsinden önemlisi karakter isimleri var. 100 yaşındaki son İstiklal gazisinin günümüz şartlarına uyum sağlama şekli bizim yaşlılığa ve ölüme bakış açımızı değiştiriyor. Yazarın kurgu yeteneği kitabı bir solukta bitirmemizi sağlarken her bölümde en az bir aforizma ya da özlü söz bulunması özellikle bu platform için nimet denilebilir. Özellikle son zamanlarda ciddi derecede maruz bırakıldığımız reklam saldırılarını çok güzel ve ölçülü şekilde eleştiren yazar bu fikri polisiye bi hikaye içine çok güzel işlemiş. Yer yer cümlelerde birtakım gereksiz süslemeler kullanılmış olsa da genel anlamda beğendiğim bir kitap oldu. Herkese iyi okumalar diliyorum şimdi reklamlar..
318 syf.
·12 günde·Beğendi·8/10
AFİLİ FİLİNTA

“Cüneyt Arkın film çevirir,
Gencebay şarkı söyler ,
ve ben roman yazarım .” diyen Menteş’in şov yaptığı bir roman .

Kendisine “kelimelerle oyun oynayan yazar” diyenlere “Kelimeler nimettir, nimetle oyun olmaz!” diye karşı çıkıyor.

2009’dan itibaren, Alper Canıgüz, Ah Muhsin Ünlü, Murat Uyurkulak, Emrah Serbes gibi yazarlarla birlikte AFİLİ FİLİNTALAR adlı edebî hareketi kurmuş Menteş.

ŞOV DEVAM ETMELİ!

“Biri kefen satar, öbürü şov yapar, bir başkası laga lugayla, zırıltıyla kafamızı şişirir. Ağzını açıp ‘Dinimiz…’diyerek, tertemiz insanları yıllarca kandırıp hayatları zehirleyen din tacirlerinden iğreniyorum.” diyor ve BAĞNAZ insanı şöyle tanımlıyor :

“Bir başkası mutlu olacak diye ödü kopan herkes bağnazdır, yobazdır. Tek fikir, tek tutum, tek renk, tek önder, tek yol… diyen ve espri yeteneği sıfır kimseler…”

Menteş zeki bir adam ve mizahtan anlıyor.

Bir ropörtajında verdiği cevap ilginç:

Aktör Tamer Karadağlı’nın önce
“Sayın Cumhurbaşkanından korkuyorum.” deyip bir gün sonra “Onun müthiş karizması çok etkileyici” gibi sözler söylemesi ne anlama geliyor?

“Gayet tutarlı. İkinci açıklama, Sayın Karadağlı’nın gerçekten çok korktuğunu gösteriyor. “

ORHAN GENCEBAY ÇALARKEN ARABADAN İNİLMEZ!

Menteş’in “Romanı saatte 300 km hızla giden bir spor araba gibi” tasarladığını ( kendi deyimiyle) düşünürsek ; okurken ani frenler, ihlal edilen kırmızı ışıklar, patlayan lastikler, rüzgarda uçuşan saçlar, arka koltukta “ Nayır, nolamaz!” diye bağıran Cüneyt Arkın, “ 500 metre sonra 2. çıkışa yönelmenizi isteyen navigasyon” .... ile süren bir mizah yolculuğu!

Aforizma yüklü...
Kitap, film, şarkı alıntılarıyla süslü...
Selamlaşmaktan daha normal hale gelen REKLAM...
Kimilerince pulp fiction akımının içinde...
Aşkı bile öldüren kapitalizm...
Alegorik şahıs kadrosu...
Sürpriz üslup...
Gülümseyen okur...
Keyif...
Merak...
Sürükleniş...
Bazen hüzün...
Arada kan, pembe ceset torbası , silah...
Beyne takılan çip...
Tescilli zampara...
Kıdemli hovarda...
Kadrolu Don Juan...
Üstüne kırmızı Ferrari...
Coca Cola...
Pepsi...
Colgate...
Vivident...
Youtube’da tıklanma rekoru...

SON SÖZ : Cennete kapıyı kırarak giremezsiniz!
( Araya sıkıştırın bu romanı : Nefes almak, dinlenmek, keyifli vakit geçirmek için ama sanmayın ki hep güleceksiniz. )
318 syf.
·7 günde·9/10
Öncelikle herkese merhabalar değerli 1000Kitap Ailesinin üyeleri…
Bu kitabı sitedeki arkadaşlarla birlikte kura yöntemiyle seçtim. Onların fikirlerine ve tercihlerine güvenerek başladım. Emeği geçen arkadaşlara teşekkürler.
Yazarı bu kitabıyla tanıdım; ilk Murat Menteş romanım. Hakan Günday’ın Kinyas ve Kayra’sından sonra alıntı sayısı yine çok fazla olan bir kitap. Yine sitede en fazla alıntı yapılan 6. Kitap olarak yer alıyor. Düşünün kitap 320 sayfa; alıntı 220. Yani her sayfaya güzel sözler ekmiş yazar.
Kitapla ilgili konulara gelecek olursak. Kitabın kapağından başlayayım. Kitabın kapağı zaten başlı başına gel bir bak bana diyor. Çok çekici bir kapak yapmış April Yayınları.
İçeriğe gelirsek; üslubu alışılmışın çok çok dışında bir kitap. Ama zamanla alışıp seveceğinizden eminim. Çünkü yazar çok akıcı ve mizahi bir dile sahip. Yazar okuru eğlendiriyor. Eğlendirirken de edebi cümleler ve aforizmalarla düşündürüyor. Şahsen bazı yerlerde sesli güldüğümü itiraf edebilirim. Mizaha vurarak toplumsal yozlaşmayı çok iyi anlatmış yazar.
Kitaptaki karakter isimleri çok farklı. İsimler bile ilgi çekiyor ve sosyal mesaj veriyor okura. İsimlere, konuya ve kurguya bakarsak zaten yazarın muhteşem bir hayal dünyası var. Gözlem ve betimleme gücü çok yüksek. Karakterler göz önünde canlanıyor.
Polisiye, sanat, şiddet, absürdlük, sosyal medya, tasavvuf, çarpık kentleşme, popüler kültür, aşk, erotizm vs. çok fazla şeyden bahsedilmiş romanda. Anlayacağınız yok yok.
Farklı konuların, farklı bakış açılarının, farklı şekillerde diyaloglarla oluştuğu; alışılmışın dışında bir kitap. Hayal dünyası geniş olan okurlar bu kitabı mutlaka okumalı. İnsanları farklı duygulara, farklı dünyalara götürüyor.
Her bölümün başındaki ve sonundaki alıntılar harikaydı. Mezar taşına bir şeyler yazdıracaklar ve bir şey icat etmek isteyenler okuyunca anlayacaklar.
Ana konuyu söylemek gerekirse reklamlar üzerinden çıkarak, reklamların insanların zihinlerini etkisine alıp; insanları tüketim çılgınlığına yönelttiğini anlatıyor. Reklamların hayatımıza verdiği tüketim çılgınlığı ve kültürel yozlaşmayı böylesine güzel yaratıcı bir kitapla anlatmış yazar ve bunu da başardığına inanıyorum. Yazarın diğer kitaplarını da okuyacağım.
Elbette ki tavsiye ediyorum. Sadece alıntılardan bir şeyler kapsa her okur; inanın bilinçlendirici bir kitap. Yine bir alıntıyla bitiriyorum.
“Gerzekler, öğütleri özümseyemez. İzahın izahına ihtiyaç duyarlar.”
İyi okumalar ve mutlu haftalar 1000Kitap Ailesi…
318 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Daha önce böyle bir kitap okudunuz mu bilmiyorum. Ben benzerini okumuştum. Chuck Palahniuk tadı var kitapta. Yer yer de Louis Ferdinand Celine..

Ruhi Mücerret dedenin müthiş absürt 100 yaş hikayesi.. Evet hikaye absürt, ama böylesi bir hikâyede bulmayı ummayacağınız gerçeklikte duygular, görmeyi beklemeyeceğiniz isabetli tespitlerle, sizi gerçeklikten tamamen koparmıyor.

Bir başka önemli karakter de Civan Kazanova. Hayli ilginç biri Civan (gerçi kitapta ilginç olmayan bir karakter de yok). Bazen fazla sıradan, bazen de olağandışı bir adam oluyor. Kitabı okurken Civan'ın içinden Tyler Durden çıkacak sandım. Bir kaç kere yaklaştı da ama olmadı. Belki de böyle daha iyidir. Çünkü o zaman fazla Fight Clubvari bir kitap olabilirdi. Civan'ın müthiş icat edilmişleri yeniden icat etme hevesi beni çok güldürdü. Bir örnek: "Üzüm yiyen köpeği pekmez s*çana kadar kovalamak" diye bir şey olmasaydı, ben icat ederdim.

Yer yer Yeşilçam tadında ilerleyen hikaye, bazen dev bütçeli bir Hollywood başyapıtına dönüşüyor.

Hayata, insanlara, şişirilmiş reklamlara, puta dönüşmüş ürünlere, çılgınlığa varmış tüketim hastalığına vermiş veriştirmiş Murat Menteş. İyi de yapmış. İnsanların gözünü boyayarak aptallaştıran sistem çok daha fazlasını hakediyor aslında. Hırsızın hiç mi suçu yok? Var tabi. Bize dayatılanı sorgulama zahmetine bile girmeden koyun gibi boyun eğmek insana yakışıyor mu? Sorgulama ve eleştirme hakkımızı başka insanlara, gereksiz ve saçma şeylere yönelterek kendi kendimizi sabote ediyoruz. Aslında böylesi işimize geliyor da, olsun biz yine de sisteme suçu atalım. Yoksa eşref-i mahlukat olarak yaratılan insan, şeytanın vesvesesi olmasa doğru yoldan sapmaz!

Bu kitap bir aşk romanı değil, ama içinde aşk var. Bu kitap bir cinayet romanı değil ama içinde cinayet var. Bu kitap bir aksiyon romanı değil ama içinde aksiyon var. Bu kitap bir bilim-kurgu romanı değil ama içinde bilim-kurgu var. "Bu kitabın tarzı nedir" diyene verecek bir cevabım yok. Ama kitapta ne ararsan var. Mesela müthiş mezartaşı yazısı fikirleri var. Çok ağır aforizmalar var. İnsanı koltuğa mıhlayan tespitler var..

#75160412

Kitabı okuduğum iki gün boyunca Ruhi Mücerret ile İstanbul'daydım. Bu o kitaplardan. Yer yer kalbimi parçalayıp, derin bir hüzünle beni ağlattığı da oldu. Ama çoğunlukla kendimi pis pis sırıtırken, ya da kahkahayla gülerken buldum.

Murat Menteş'in kalemi çok iyi. Asla sıkmıyor, tempo hiç düşmüyor. Merakla ve hevesle okuduğum kitabı bırakmak istemedim. Ayrıca şöyle bir artısı da var: Bazı çok beğendiğim kitaplar bile sonuyla beni hüsrana uğratmıştır. Kitabın sonunda "ama bu kitap bitmedi ki" diye çok kere şikayet ettim. Ruhi Mücerret o kitaplardan değil. Kitap bitiyor. Beni hayal kırıklığına uğratmadı.

Murat Menteş ile tanışmama ve onu sevmeme vesile olan bu kitabı, en sevdiğim kitaplar arasına koyuyor ve klasik okumalar dışına çıkabilen herkese tavsiye ediyorum.

#75077783
345 syf.
·12 günde·8/10
Merhabalar. :)
Bugün sizlere 1000Kitap'da da çok okunmuş,alıntılarını sık gördüğümüz bir Murat Menteş kitabını kısaca tanıtmak istiyorum.

Yazarın okuduğum ilk kitabıdır:Ruhi Mücerret.

Kitabın ismi aynı zamanda ana kahramanlarımızdan birinin adıdır.Her sayfasında bir çok alıntı çıkan,esprili ve aynı zamanda düşündüren sözleriyle kitap sizi etki altına alıyor.
Üslup tarzını çok farklı buldum,tabiri caizse alışılmışın dışında bir roman yazısı diyebiliriz.

Kitaptaki sözlerle birlikte kitap karakterlerinin bile adları çok ilginç.(Burada örnek vermeyeyim.)Betimleme açısından iyi.Karakterleri iyi canlandırabiliyorsunuz. Kitap insanları farklı duygulara, farklı dünyalara götürüyor.

Kitap bölümlerden oluşuyor ve her bölüm başlığının altındaki alıntılar da çok dikkat çekici. İçerisinde bir çok duymadığım şarkılara da yer vermiş yazar. Hatta kitabı okuduktan sonra şarkılar dikkatimi çektiği için bu şarkıları sonradan dinlemek üzere bir liste bile yapmayı düşündüm. :D
Konu kısaca reklamların insan zihnini etkiye alıp,tüketim çılgınlığına yöneltmesi diyebilirim.

İlk edindiğim deneyimden yola çıkarak diğer kitaplarını da okumak istiyorum. Tavsiye ederim.

Bu güzide incelemeyi sevdiğim bir alıntıyla bitirmek isterim. :)
"Gerzekler, öğütleri özümseyemez. İzahın izahına ihtiyaç duyarlar.”

İyi okumalar dilerim.
345 syf.
·2 günde·Beğendi
Murat mentes kaleminin inceligiyle süslenmiş kelimeler,
Ari bi zekadan damitilmis dokundurmalarla kahkahalar attiran,
Biraz müzik,sanat,tarih bilgiside olmali okuyucuda hazira konma dedirten anlarla dolu kitaplardan.
Distopya ile utopya arasina sıkışmış biyerde Ruhi Mücerret,Civan Kazanova ve Masum Cici ile tanistigima pisman olmadigim satirlar. Ruhi Mücerret
318 syf.
Murat Menteş'i yeni keşfettim. Romanla ilgili söyleyeceğim ilk şey zengin bir dili var. Bu okuyucu için önemli tabi. Beğenmediğim nokta şu oldu : 100 yaşında bir dedemiz var. Roman onun anlatımıyla yazılıyor. Güzel, ilginç , komik anlar yaşadım okurken fakat her sayfada okuyucunun gözüne sokulan şey " 100 yaşında ölmeyi hak eden kahramanin bir an önce ölmesi gerektiği "oluyor.Her sayfada tekrarlanması sıkıcı olmuş. Bu nokta dışında eğlenceli bir roman. Keyifli okumalar.
%51 (160/318)
·6/10
Bazen kendini sıkmamak gerekir birşeyleri yarım bırakmamak uğruna. Belki de yarım kalması gerekiyordur. Belki çok uzun aralıklarla okumaya çalıştım. Kpss'na hazırlandığımdan ötürü çok hızlı okuyamıyorum. Ama kitap sürükleyici de değil. Kitabı kötüleyemem asla. Murat Menteş beni çok çekiyor. Sevdiğim bir yazar, post-modern bir şair. Şiirleri bazı yazıları çok hoşuma gidiyor. Fakat kitap eleştiri namı diğer bir nevi aforizma kitabı fakat bu tarz şeylerin alttan alta ya da nadir verilmesini hoş buluyorum. Kitap ful kafa patlatmalık, ve anlayıp gülmek için bazı bilgilere sahip olmak gerekiyor. Konu olarak reklamları eleştiriyor diyebiliriz. Modern hayata -modern sandığımız- çok güzel giydiriyor. Cümleler çok kaliteli, farklı bakış açıları var. Fakat fazlası boğuyor. Cİvan Kazanova' yi anlattığı bölümde yarıda bıraktım. Keşke sadece ruhi mücerret üzerinden gidip, kısa tutsaydi daha okunaklı olacağını düşünüyorum. Yine de başarılı bir kitap ama başta dediğim gibi artık beni sıkan şeyleri sırf yarım birakmamak adına devam etmeyeceğim. Yarım bıraktığım 2. Kitapti. Diğeri de Gör Beni idi. Demek ki bazı şeyleri fazla fazla vermek bayılıyor.
İlk aşk unutulmazmış. Peki ya son aşk? Ölürken ruhunuzun bedeninizden sökülen o son parçası? Camilerde omuz omuza duran kambur ihtiyarların kalbi büsbütün boş mu sanıyorsunuz? Peh.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ruhi Mücerret
Baskı tarihi:
17 Şubat 2020
Sayfa sayısı:
345
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050381528
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayınları
Baskılar:
Ruhi Mücerret
Ruhi Mücerret
İstiklal Harbi’nin son gazisi, 100 yaşındaki millî kahraman RUHİ MÜCERRET, bir dünya starına nasıl dönüşüyor?
Zaten ecelin menzilindeyken, esrarengiz psikopat MASUM CİCİ’yi haklayabilecek mi?
Mabet filozofu AVNİ VAV'dan daha neler öğrenecek?
NAZLI HİLAL’e, 70 yaş farka rağmen nasıl açılacak?
Ve son nefesinde kelime-i şahadet getirebilecek mi?
Bir gözü mavi, diğeri kahverengi avare CİVAN KAZANOVA, elden düşme ruhunu şeytana neden satıyor?
Depremde yitirdiği SERPİL SİLAHLIPERİ’yi unutmayıp da ne yapacak?
Marifetli afet FUJER FUJİ’den kaçarken neye yakalanacak?
Kan kanseri yeğeni OZAN’ı hangi parayla tedavi ettirecek?
Alınyazısındaki boşlukları neyle dolduracak? İntiharın eşiğinde tetikte beklerken, kimvurduya mı gidecek?

Ziyadesiyle kahkaha ve bir nebze gözyaşı içeren bu serüvende... Trenler gemilere çarpıyor. İstiklal Harbi, 85 yıl sonra devam ediyor. Şakaklar matkapla deliniyor. Uçaklar düşüyor. Kaybedenler şampiyon oluyor.
Serseri kurşunlar uçuşuyor. Ve reklamlar, müşterileri ele geçiriyor!

Kitabı okuyanlar 8,6bin okur

  • Burak Yılmaz
  • Fatma Tülek
  • Elif Su ALDEMİR
  • Ş.T.
  • Rasim Bacacı
  • Erdem
  • Dilan ÇİFTÇİ
  • Aldg
  • Gökhan
  • Bahar sürücü

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.7 (18)
9
%0.6 (15)
8
%0.5 (12)
7
%0.4 (11)
6
%0.1 (2)
5
%0
4
%0.1 (2)
3
%0
2
%0
1
%0 (1)

Kitabın sıralamaları