Zeynep Çetin

Zeynep Çetin
@zeynep_cetinn
Bulmanın ilk eşiğidir kaybolmak…
Oluşmaya başlayan bir ihtimalin kaybı
Bazen insanın içinde bir boşluk oluşur. Nedeni net değildir; bir olaydan çok, bir hissin yokluğu gibidir. Sanki bir şey olması gerekirken olmamış, bir şey tamamlanacakken yarım kalmıştır. O yüzden ruh hali dalga dalga değişir. Çünkü insan, sabit bir zeminde değil; henüz adı konmamış bir duygunun içinde duruyordur. Ne tam bir eksikliktir bu, ne de tamamen dolu bir hal… Sadece arada kalmış bir his.
İnsan ruhu bir deniz feneridir.
Ve zaman, onun etrafında dolaşan denizdir. Bazı günler su çekilir; insan kendini güçlü, yüksek ve görünür hisseder. Bazı günler ise dalgalar yükselir, ufuk kaybolur, gökyüzü denize karışır. İşte o zaman deniz feneri neden inşa edildiğini hatırlar. Çünkü deniz fenerleri manzarayı seyretmek için yapılmaz; kaybolma ihtimalinin olduğu yerlere dikilir. İnsan da böyledir. En derin yaralarını taşıdığı yerde en büyük bilgeliğini büyütür. En çok kırıldığı yerden başkalarına sığınak olmayı öğrenir. Bir gün fark eder ki, ışığı aslında denize değil, önce kendi karanlığına düşmektedir. Her gece yanan o ışık, önce kendi duvarlarını aydınlatır; çatlaklarını, izlerini, yılların bıraktığı aşınmaları gösterir. Ve insan kendini görmeye cesaret ettikçe daha uzağı aydınlatmaya başlar. Sonunda anlar ki mesele hiç ışığın ne kadar parlak olduğu değildir. Mesele, sis çöktüğünde de yanmaya devam edebilmektir. Çünkü bazı yolcular limanı haritalarda bulur. Bazıları ise uzakta titreyen tek bir ışığa bakarak… eve döner.
“ Bayan Youngju, ‘ Eğer içinde bir düşünce doğarsa ilk olarak ona sarıl. Yaşamaya devam ettikçe o düşüncenin doğru olduğunu anlayabilirsin, şimdiden yanılıp yanılmadığına karar verme. ‘ demişti. Haklıydı, o yüzden düşüncelerimi eyleme geçirmeye çalışıyorum. Öyle harika bir şey yaptığım yok. Sadece biraz mesafe koyayım diyorum. “
Sayfa 132·Kitabı okuyor
“ … Böyle romanlardan hoşlanıyordu. Acılı ve sancılı dönemden geçen bir kişinin uzaklarda seçilen zayıf bir ışığa tutunarak ilerleyişini ele alan, belirsizliğe rağmen yaşama azmini güçlendiren romanlar… Naif ya da ihtiyatsız bir umut değil, umudun hayatımızda kalan son gereklilik oluşundan bahseden romanlar.”
Sayfa 124·Kitabı okuyor
Belki kelimesi bazen bir köprü gibi geliyor. Sonra fark ediyorum ki altında nehir yok. Ben sadece düşmemek için üzerinde duruyorum.