"İnsanlığın hepsi bir vücut ve her milleti bu vücudun bir azası saymak icap eder. Bir vücudun,bir parmağın ucundaki acıdan,diğer bütün uzuvlar müteessir olur . Ancak böyle bir düşünüş insanları,milletleri hodbinlikten kurtarır.
Eğer milletler arasında bir hastalık varsa, hadise ne kadar uzakta olursa olsun, kendi aramızda olmuş gibi bu esastan şaşmamak lazımdır.
Eger devamlı sulh isteniyorsa, insan kitlelerinin vaziyetlerini iyileştirecek, milletler arası tedbirler lazımdır.
İnsanların hepsini ,heyeti umumiyesinin refahı,açlığın ve baskının yerine geçmelidir. Dünya vatandaşları,kinden ve hasetten uzaklaşarak şekilde terbiye edilmelidir."
1 inci Baskıya önsözde, Atatürk‘ün bu sözleri yer almakta.
. "Benim bulunduğum ortamda,gelecek havada dönüp kalmış bir kelebek ya da kuru yaprak gibi katı ,hareketten yoksun. Zamanım ileriye doğru kapalı . Yalnızca geriye uzanabilir."
Otuz yıl onceyle beş gün , bir yıl önceye o an arasına gittim geldim. Olasılıklar geleceğe uzandım . Sayısız an, duygu, görüntü içeriyordu gerçek zaman ve bütün kural ve ölçülerin dışında izliyordu.
Insan gelecegin olmadığını önceden anlayamıyorsa, durdurmak ya da tersine döndürmek icin kor zamana hükmedemiyorsa,havai bir bilinmezlik içinde sürüklenerek yaşıyorsa dakikaların saatlerin ne önemi vardı ki! Gerçekte akacak gidecek yeri olmayan tuhaf bir kavramdı zaman, ve insan bunu anck onarılmaz biçimde zarar görerek eksik kaldığında anlıyordu.