Hatice Uğurlutepe

Hatice Uğurlutepe
@okudukca2022
instagram.com/okudukca2022 instagram.com/blogum.2025/pro... Ben bir kitap okudum kalem onu yazmadı Mürekkep eyleyeydim yetmeye yedi deniz/Yunus Emre
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 23:06
Bu çalışma Doğu Karadeniz 'de yer alan Rize'de insan_doga ilişkisinin mevcut yapısını ortaya çıkarıp, DOKAP Eylem Planının içerisinde yer alan Yeşil Yol Projesi nin bu yapı üzerinde yarattığı ve yaratacağı etkinin tartışılmasını içermektedir. İnsan doğa ilişkisi üretim ilişkileri kavramı üzerinden tle alınmış ve üretim ilişkilerinin gelişiminin getirdiği son biçim olan kapitalizm üzerine analiz yapılmıştır. Çalışma kapsamında amaca uygun olarak kavramsal, kuramsal, tarihsel, ilişkisi ve bütünlüğü bir analiz yapılmaya özen gösterilmiştir. 267 Diyor yazar Sonuç bölümüne baslarken. Ve "Konunun kuramsal, kavramsal kavramlarla düşünme çabasının ürünü olan bu çalışma umarım tartışmalar için iyi bir zemin okur diyor." kitabı ile ilgili. Uzun yıllar Toroslarda yayla ya çıktık. Yayla yaşamının zorluğunu ama bir o kadar da insana kattığı değeri bilenlerdenim. Yayla yapabilmek için doğanın bozulmaması ve yaylaya çıkanlarında yaylanın doğal koşullarını kabul etmesi gerekir. Yayla ya çıkıp şehir konforu aramak, ya da çıktığınız yerin dokusunu bozmak had bilmezlik olur. "Yeşil Yol Projesi" Devlet ve Sermayenin Doğa ile İmtihanı Derya Ince nin Akademik bir çalışması.Yüksek Lisans Tezi kitablaşmış. Akademik hayatın disiplini ve Halkın anlayacağı yakınlıkta bir dil. Konu üzücü, düşündürücü olsada okumak kolaydı. Birinci Bölüm Doğanın Sermaye Birikimi Sürecine Icerilme Aşamaları Ikinci Bölüm Sermaye Birikimi Sürecinde Yeni Bir Söylem Kalkınma Ajansları Üçüncü Bölüm Rize de Doğa Ile Kurulan İlişkinin Dönüşüm Hikayesi: Yeşil Yol Projesinin Yaylaciliga ve Turizme Etkisi Rize ilk görev yerimde. Yeşilin binbir tonunu gördüm. Doğanın tahribatı vicdanları rahatsız etmesi gerekir. Yayla yaşamının bir tercih olmasının ötesinde bir geçim yolu olduğunu, insanların
Yeşil Yol ProjesiDerya İnce · Sosyal Araştırmalar Vakfı · 20231 okunma
Reklam
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 12:18
Cengiz Aytmatov ve Muhtar Şahanov’un kaleme aldığı Şafak Sancısı, iki aydının çocukluklarından yola çıkarak yaşamlarındaki zor dönemleri,dünya politikası ve insanlığın geleceği,insan doğası ,aşk, tarih ,kültürel değerler,Mankurtlaşma ve toplumsal hafıza,edebiyat üzerine yaptığı derin bir zihin fırtınası. Eser, köklerine bağlı Avrasya aydınları gözünden Türk dünyasının ve bölgenin geleceğini değerlendirmesi. 7 bölüm var. • Dört Ana veya Anayurtla Kavuşma • Merhamet Işınlı Yıldızlar veya Bir Avuç Toprak • Yüzyıllar Gölgesindeki Cinayet veya Marquis de Sade ve Çiftdişli Afrika Balığının Zehri • İktidar ve Manevi Değerler veya Bu İki Silahı Padişahlar, Hanlar, Krallar ve Başkanları Hayatındaki Yeri • Kaybolan Kuğunun Hüznü veya Denizanasının Tılsım • Küp İçindeki Kafatası veya Türk Tarihine Dair Görüşler • Hayatımızdaki Kadınlar veya Güzeller Hakkında İkili Şiir Şölen Cengiz Aytmatov, 1928 yılında Kırgızistan’da Talas’a bağlı Şeker köyünde doğuyor. Gençliğinde “İkinci Paylaşım Savaşı” görüyor, yaşıyor. Veteriner olmak için üniversiteye gidiyor. Burada edebiyatla tanışıp 24 yaşında yazmaya başlıyor. Kendi toprağını, o toprağın insanını, hayvanını, doğasını, Doğu’nun bilgeliğini ve yasını yazıyor. Muhtar Şahanov, 1942’de, “İkinci Paylaşım Savaş”ın içine doğuyor Kazakistan’da. 16 yaşında ilk şiirini yazıyor. 1960 yılından itibaren Kazakistan’daki çeşitli gazetelerde makaleleri yayımlanmaya başlıyor. Kazak edebiyatının, özellikle de Kazak şiirinin en önemli temsilcilerinden biri kabul ediliyor. Bugünlerde Anna Karanina okudum arkadaşlarla değerlendireceğiz. Şahanov 'un Tolstoy ve eşi ile ilgili şiiri okumak ta bu okumanın sürprizi oldu. Zevkle okudum. Şahanov’un şiirlerinden ve Aytmatov’un düşüncelerini ifade eden bölümlerden alıntılar yapmasam
Şafak SancısıCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 2024123 okunma
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 19:45
Onur Bilge Kula Dil Felsefesi Açısından Atatürk'ün Dil Kavramı ve Dil Devrimi Türkiye'de Aydınlanma ve Atatürk Devrimleri kitabını okudugumda yazarın diğer kitaplarınıda okuma isteği duydum. Edebiyat kuramı, kültürel kimlik, Batı kültüründe oryantalizm ve Türk imgesi başlıca araştırma alanları olduğu bilgisine ulaştım İnternet taramalarımda. Zamana yayarak okudum kitabı ve bu konu ile ilgili videolar da dinlemeye çalıştım. Türk dili uzerinde calisanlarin, ilgi duyanlarin, dilin duruluğu ve gelişimini önemseyenlerin okumasını öneririm. Kitap,Dil Devrimi'ni sadece sözcük değişikliği değil, çağdaşlaşma, eleştirel düşünce ve ulusal kimlik inşasının temeli olarak değerlendiriyor. Kültürü aktaran, insanı özgürleştiren bir araç olarak dilin önemini anlatıyor. Atatürk'ün amacı, Türkçe'yi Arapça ve Farsça gibi yabancı dillerin kurallarından arındırarak, millî benliğine kavuşturmak ve modern kavramları karşılayabilen bir "bilim ve kültür dili" yapmak olduğunu anlatıyor. "Dil Devrimi, Türkçenin Arapça ve Farsçanın etkisinden kurtularak özerkleşmesini, her bakımdan gelişmesi, yetkinleşmesi, böylelikle de toplumsal-kültürel-politik yaşamda her türlü düşünce ve duyguyu anlatma yeterliliği kazanmasını amaçlar. Dil Devrimi, düşünsel gelişme ve özgürleşme açısından belirleyici önem taşır; çünkü dil, hem özyapısı hem de işlevleri bakımından bütün diğer devrimlerin edimselleştirilmesinin dolayımı ve taşıyıcı gücüdür. Gerek çağdaşlaşmanın gerek her türlü ilerlemenin itici gücü olan düşünme, özellikle de eleştirel düşünme, dil dolayımında gerçekleşir, başkalarıyla paylaşılır, böylelikle de kalıcılaşır. Bu düşünsel içerik ve amaç bakımından Dil Devrimi, Atatürk’ün önderliğinde gerçekleştirilen Cumhuriyet devrimlerinin düşünsel temellerinin belirginleştirilmesi ve
Dil Felsefesi Açısından Atatürk’ün Dil Kavramı ve Dil DevrimiOnur Bilge Kula · BilgeSu Yayıncılık · 20251 okunma
10/10
·1062 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 10:45
Üç evlilik; Bir kadın iki koca Anna Karanina Aleksey Aleksandrovic Karanin Kont Vronskiy Doli/Stephen Arkadyic Levin /Kiti Hangisi ideal bilemem. Her çift yolu birlikte sekillendirir. Aşk, sevgi, mutluluk, ikili ilişkilerde tarafların birbirine karşı tutum ve davranışları, tutku , sosyal statü, konfor alanı, ekonomik güç, el alem ne der, din ne der, ben ne kazanırım ne kaybederim, çocuklar ne olacak ...... Duygularına yenik düşen insanın kendi yarattığı çıkmazda boğulması .... İnsanı insan yapan duygular elbet ama duygular ele geçirince benligimizi ve akıl terk edince ya da tersi, duygulardan arınmış akılla yol alırken.... iki türlüde cehennem oluyor hayat. Duygularımızın esiri olmadan yaşamın tadını çıkarırken benciliğe kapılmadan ve kimseye zarar vermeden yaşayabilmek... becerebilsek ne güzel olur. Tüm kahramanların haklı ya da haksız olduğu haller vardı. Bin küsür sayfalık roman yaşama dair pek çok sorgulama yaptırdı. Betimlemeler görsel zenginlik ve imgelem gücü geliştirirken karakterlerin her biri bir konuyu düşündürttü. Hem okudum hem dinledim çünkü isimler ve konular arasındaki bağı ancak yerleştirdim. Okumak zor değildi sadece akrabalık ilişkileri ve isimler zorladı. Nietzsche'nin şiirini anımsadım. ANLADIM… Öyle bir hayat yaşıyorum ki, Cenneti de gördüm, cehennemi de Öyle bir aşk yaşadım ki Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de Bazıları seyrederken hayati en önden Kendime bir sahne buldum oynadım Öyle bir rol vermişler ki Okudum okudum anlamadım. Kendi kendime konuştum bazen evimde
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,6bin okunma
10/10
·174 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 12:19
Neşet Ertaş/ Kaynak, Kaynak Kişi ,Madun(Anlatı Desenleri) / Özgür Taburoğlu kitabını okudum. Bir araştırma, inceleme kitabı. Özgür Taburoğlu araştırmacı kimliği ile kavramlar, olaylar yada kişiler hakkında derinlemesine bir araştırmacı yaparak elde ettiği bilgileri kendi süzgecinden geçirirken birikimleri ile yaptığı değerlendirmeleri etkili, özgün ve değerli çalışmalarını okuyucular sunan bir kıymet. Okumanızı öneririm. Ben okuduğum kitabı yorumlamak yerine öğrendiğim ya da hafızama kazınan bilgileri paylaşmak istiyorum. Kaynak Kişi: Bir konuda uzmanlığı , deneyimi ve derin bilgisi sayesinde derlemecilere, arastırmacılara ya da öğrenmek isteyenlere doğru ve güvenilir bilgisi aktaran kişi. Olarak tanımlanıyor. Kaynak: Her türlü bilginin en dogru ve saf haliyle alınan nokta.Bir kişi ya da nesne değil. Cevher, öz Kitabtaki bilgilere ile ben sözlük anlamını karıştırmamak için Kaynak kişi degil de Kaynaktan Aktaran kişi ya da kaynakla doğrudan bağlantı kuran akışta kişi dedim. Kaynaktan Aktaran Kişi: Kaynaktaki bilgiyi ihtiyacı olana, kamuya aktaran kişi . Kendini bulan degil yitiren, kendine gelen değil kendinden giden, kaynağa vasıl olmak için onunla 'aynı akış içinde ' olma gayreti içinde olur. Havalandırma : Havalandırma aleminden harfleri, naneleri bir figü olarak birleştiren kişi (kaynak kişi) nefesiyle yani ciğerinde çıkan Havalandırma ile birleştirerek iletiyor yani bilgiyi sese dönüştürüyor ama yazıyla degil sesle, sırlı bilgiyi havalandırma oluyor. Türküyü havalandiran kişi "Kaynak Kişi " Sanatçı ise, notaya dökülen ,yazılan , belli bir kalıba sokulan nağmeler seslendiriyor. Onlar Türkü söylüyor. Havalandıran o an ki akışa ve kendi algısına göre havalandırdığı için her havalandırış farklılık gösteremeyebiliyor. Madun:Kaynaklara
Neşet Ertaş: Kaynak, Kaynak Kişi, MadunÖzgür Taburoğlu · Doğu Batı Yayınları · 20263 okunma
Reklam