Dinle Küçük AdamWilhelm Reich

·
Okunma
·
Beğeni
·
15.933
Gösterim
Adı:
Dinle Küçük Adam
Baskı tarihi:
Eylül 2012
Sayfa sayısı:
160
ISBN:
9789944979665
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Rede an den kleinen mann
Çeviri:
Uğur Gülsün
Yayınevi:
Avrupa Yakası Yayınları
Wilhelm Reich, bir psikanalist ve psikiyatrist, doğa bilimci, bir mühendis. Çok yönlülüğün en abartılı birlikteliğini kendinde barındıran bir dahi… Dinle Küçük Adam’da, bir özeleştiri, bir içsel konuşma tarzında başlayan cümleler bir müddet sonra ardı ardına küçük adam üzerine boşaltılan ironi ile karışık bir öfke sağanağını andırıyor ve kitabın sonunda öfke dinginliğe erişerek bilgelikle buluşturuluyor, okuyucu ile bir barış sağlanıyor.

Kitap, toplumsal devrimlerin ana malzemesi olan insanı, birey oluşundan ayırarak kendini bile öğüten kitlesel bir makinaya dönüşmesine isyan niteliği taşıyor. Başka bir deyişle Reich “Dinle Küçük Adam” ile bireyin kitleler içindeki yalnızlığı ve değersizliğine ve korkaklığına baş kaldırının sancılarını çığlıklaştırmıştır. Defalarca okunası bir kitap niteliğinde olan “Dinle Küçük Adam”, ismi gibi küçük hacimli ve anlam yoğunluğu olarak büyük bir yapıttır.
Ben çok sevdim bu kitabı :)
Özellikle "sen" dili ile yazılması, ayrıca olaya etkileyicilik katıyor.
Daha önceden Erdal Öz'ün 'Yaralısın' kitabında karşılaşmıştım "sen" diliyle... Ama orada o dil sayesinde acıyı derinlerde hissediyordunuz, 'Dinle Küçük Adam'da ise aşağılanmayı hissediyorsunuz.
Peki kim bu küçük adamlar?
Aslında çevremizde, orda burda sürekli karşılaştığımız, iğreti duyduğumuz, aşağıladığımız, eleştirdiğimiz hatta zamanla onlara dönüştüğümüz insancıklar...
Geçmişten günümüze dünyayı savaş denilen kıyametlerin ortasına atan büyük adamları, tepemize çıkaran küçük adamlar...
Bilime karşı, tıbba karşı, çağdaşlığa karşı olan küçük insanlar...
Kitap okumak yerine maça gitmeyi tercih eden, hani o göbeğini kaşıyan adamlar...
Ahlaktan dem vurup da her kadına cinsel gözle bakan ve çocuk döven aşağılık insanlar...
Kendi varoluş benliğini tamamlayamamış tutsak bir hayatın içinde cebelleşip duran sıradan adamlar...
Kendini bir türlü geliştirememiş, yenilikçi anlayışa karşı, çok şey bildiğini sanıp aslında bilmedikleri bildiklerinden fazla olan insanlar...
Korkudan kabuğuna çekilmiş, sürekli mutluluk arayışı içinde olan ama özünde mutsuz insanlar...
Ne çemberin dışında ne de içinde olan, dünya üzerinde ne kadar olumsuz olay varsa onların oluşmasına sebep olan kalabalık yığınlar...
Kabahatin çoğunun kendisinde olduğu sessiz topluluklar...
Aşırı rahatsız oldunuz değil mi? Belki yer yer kendinizi buldunuz.
İşte tüm bu küçük adamlara aşağılayarak sesleniyor Wilhelm Reich... Sesleniyor ve artık silkinip kendimize gelmemizi istiyor.
Dönem dönem açılıp okunması gereken, kimlik oluşum sürecinde çocuklara okutulması gereken küçük bir felsefe kitabı 'Dinle Küçük Adam'... İnsanı yine insana anlatan bir deneme...
Artık herkesin üç maymunu oynadığı bir dünyada bu nasihatlari ne kadar dinleyebiliriz bilmiyorum ama dinlemeliyiz!

Dip Not: Sayfa aralarındaki illüstrasyonlara ayrıca bayıldım. Çok başarılıydı :)
Abaküs zamanla gelişerek şu anki halini almış, gelişmiş bir bilgisayara dönüşmüştür. İnsanlık için de bu gelişim eğrisi aynı doğrultuda mıdır?
Bundan 1000 yıl önce yaşamış insan toplulukları bile bizim şu anki durumumuzdan daha insani durumdaydılar.İnsana özgü bu durumun çok fazla sebepleri var. Bana göre bu sebeplerin başında "insanoğlunun tapınacak bir olgu arayışı" geliyor. Tarih bu tapınma farklılıklarının savaşımlarıyla doluyken, bu durum insanlık gelişimine en ufak bir katkıda bulunmamış, aksine rejimler arası savaşım insanlığın önüne en büyük engel olmuştur.
Kitabı okurken insanın aklına şu soru geliyor: İnsana insandan daha fazla zarar veren bir canlı yeryüzüne gelmiş midir?
Oldukça keyifli, bazı yerlerini şahsi bulsam da akıcı üslupla yazılmış bir kitap. Mutlaka edinip okuyun, katkısı çok olacaktır.
"Eğer okuduğumuz bir kitap bizi kafamıza vurulan bir darbe gibi sarsmıyorsa, niye okumaya zahmet edelim ki---Kafka?"

Benzer kitaplar

  • Ermiş
    8.5/10 (1.273 Oy)1.049 beğeni3.103 okunma1.313 alıntı19.114 gösterim
  • Körlük
    8.8/10 (1.199 Oy)1.194 beğeni2.739 okunma865 alıntı28.178 gösterim
  • Oblomov
    9.0/10 (660 Oy)641 beğeni1.456 okunma871 alıntı17.054 gösterim
  • Büyük Umutlar
    8.5/10 (367 Oy)366 beğeni1.381 okunma221 alıntı11.508 gösterim
  • Veba
    8.3/10 (480 Oy)455 beğeni1.570 okunma417 alıntı10.554 gösterim
  • Benim Hüzünlü Orospularım
    7.6/10 (677 Oy)517 beğeni2.264 okunma288 alıntı10.423 gösterim
  • Kolera Günlerinde Aşk
    8.3/10 (231 Oy)226 beğeni832 okunma180 alıntı7.521 gösterim
  • Zorba
    8.5/10 (476 Oy)435 beğeni1.094 okunma695 alıntı12.660 gösterim
  • Kendine Ait Bir Oda
    8.0/10 (601 Oy)574 beğeni1.871 okunma1.030 alıntı18.456 gösterim
  • Faust
    8.0/10 (471 Oy)379 beğeni1.758 okunma905 alıntı15.385 gösterim
Bu kitabı okumaya geç kaldığımı düşünüyorum ve hâlâ okumadıysanız hemen okumanızı tavsiye ediyorum.
Öncelikle kitap mükemmel bir dille yazılmış, hiç sıkmadan okumanızı sağlayan kelimeler seçilmiş, araya sıkıştırılan illüstrasyonlar kitap üzerine daha çok düşünmenizi sağlamış.
Evet bu kitap Küçük Adam'a bir eleştiri, aşağılama, kendine gelmesini sağlama amacıyla yazılmış. Yani Küçük Adam'ın Büyük Adam olması için yazılmış. Peki kimdir bu Küçük Adamlar?
* Hakikati aramayı ve öğrenmeyi bankadaki para hesaplarından daha az önemseyenler
* Gösterilen doğruyu inatla görmeyen, gerçeklere kulaklarını tıkayanlar
* Bir amaç için her türlü alçaklığı, aşağılığı yapanlar ama yine de Büyük Adam'ın boyunduruğunda kalanlar
* Kitap okumanın boks maçından, iyileştirmenin öldürmekten, özgüvenin ulusal bilinçten daha önemli olduğunu yadsıyanlar
* Savaşlar, açlık, susuzluk yüzünden binlerce insan ölürken hâlâ ineklerin kutsallığını tartışanlar
* Çocuklarını sevmek yerine hırpalayan, yok sayanlar; çocuk gelinleri alkışlayanlar
* Karısına sarılıp güveni hissettirmek yerine yumruklarının sıcaklığını hissettirenler
* Hayattan bol kepçe almayı bilen, eşine çocuğuna sevgi kırıntısı bile veremeyenler...

Kendinizi bulabildiniz mi bu maddelerin içinde? Ya annenizi, babanızı, öğretmeninizi, patronunuzu, otobüs şoförünü, mahalledeki bakkalı?
Evet! Hepimiz Küçük Adam'larız. Ve görünen o ki asırlarca da •küçük• kalacağız.
"Küçük Adam" bir insan tipidir yada "insan" olmayı bile başaramamış, okumayan, düşünmeyen, haberlerde dinlediği herşeye hemen inanan, sorgulamayan, kendi potansiyelinden habersiz, hedefleri olmayan, aslında neye oy verdiğini bilmeyen ama hemen herşey hakkında konuşabilen iki ayaklı bir varlıktır. Bu varlıkların çokluğu kitleleri ve yığınları oluşturur ki bir ülkenin kaderini büyük oranda bu az bilip çok inanan yığınlar belirler. Bu küçük adamların en belirgin özelliklerinden biri de çok şikayet ve eleştiridir. Birşeyler düzeltmeye gelince gereken çabayı göstermekten kaçarlar... Çözüm ise tabiki eğitim; güçlü ve etkin eğitim sistemi, donanımlı öğretmenler ve bilinçli anne babalar...
"Küçük adam"ın biz olduğunu da düşüne biliriz. Eğer ki, şahsiyet olamayıp, siyasilere alkış tutup yalakalık yapıyorsak, öz olamayıp kabuk edasıyla her türlü kitle rengine bürünüyorsak. Görünürde bu noktada siyasiler eleştiriliyor. Çünkü yazarımız onlar tarafından incitilmişe benziyor. Ama eser, öz olamayan, şahsiyet olamayan, 'sadelikte büyüklük' çizgisine gelemeyenlere ve "[kendini] büyük [sanan] küçük adamlar"ın hepsine hitap ediyor.

Hakikat acıdır; dokunur. Lakin, o sindirildikten sonra tatlıdır. İçimizi okşar.
Bu, bu kitabın bendeki etkisi!
dinle ! küçük adam.
bana devamlı küçük adam diye hitap eden bir kitaptan zevk aldım :') hayır ben hakaret edilmesinden zevk alan biri değilim, bir mazoşist de değilim. dolaylı yollardan aptal yerine koyulmaktan, koyun olmaktansa küçük adam lafını yeğlerim.
kitabı okumadan önce https://youtu.be/w791xuC6t1w youtube da yer alan tiyatro oyununu izledim. okuduktan yaklaşık 2 gün sonra kitabını okumaya başladım. belki biraz hızlı okudum, ama çerçeveletip cüzdanımızda saklamamız gereken bilgiler öğrendim.
yazarımız Wilhelm Reich bir psikiyatrist. cinsel konularda araştırmalar yaptığı için sapık damgası yiyerek bütün deneyleri, deney odaları yakılmış bir insan. Wilhelm Reich, ona yapması gerekenleri söyleyen insanlara kulak asmadigini dile getiriyor. ve her büyük adamın içinde bir küçük adam bulunduğunu, kendinin içinde bir tane küçük adam bulunduğunu söylüyor.
büyük adamların onun yanına geldiğini, hatta geceleri bir hırsız gibi yardım etmesini istediğini ona reçete yazmasını istediğini söylüyor, tiyatro oyunundan aklımda kalan düşünceler bunlar.
peki büyük adamlar kimler ?
büyük adam denilince aklıma ister istemez Soma faciası geliyor, büyük adamların yanındaki sayılardan ibaret olan küçük adamlar.
peki bu büyük adamlar nasıl büyük adam oluyor? bizi onlardan ayıran ne ?
yine bizleriz onları büyük adam yapan, yazı yazmasını bilmeyen bir adamı başbakan yapan bizleriz. onlara bu yetkiyi veren yine bizleriz.
psikolog olmak istemişimdir hep, cesaret edemediğim hayatları birilerinin yaşadığını bilmek o kişiler ile tanışmak hep ilgimi çekmiştir. belki küçük adam olacağım ben, başkalarının acılarından para kazanan. lâkin ilaç vermeyeceğim onlara kitapta geçtiği gibi onlara daima kuttaricilarinin sadece kendileri olduğunu söyleyeceğim. reçete yazmayacagim. bir psikiyatrist değil, bir psikolog olacağım.
nerden nereye geldim..
hava sıcak, düşüncelerimi toplayamiyorum (:
son olarak herkesin bu kitabı okuması gerektiğini, hatta aradan 4-5 yıl gibi bir süre geçtikten sonra tekrar okumasi gerektigini düşünüyorum. ne kadar büyük adam olabildik? belki bu söze bir yanıt verebiliriz bu şekilde.
Geceye karanlık tıka basa dolmuş, benim zihnime ise düşünceler tıka basa dolmuş. Düşüncelerime laf geçiriyorum da duygularıma geçiremiyorum. Duygularım düşüncelerimi kaynatıyor, buharlaşmak yerine koyulaşıyorlar. Bazen düşünceler ağırdır, bazen üzerine çöken ağırlık düşüncelidir. Sanırım pek önemi de yok, bir farkı da yok. Kelimeler kaynar, hissediyor musunuz, benim kaynamaktan soyulmuş, kızarmış değil de, morarmış bir zihnim var.
Neyse.
Zor bir kitap olduğunu düşünüyorum. Hissetmediğim şeyleri hissettirdi bazen. Önümde bir cümle vardı ama ben onun altında kazılmış kuyular, tüneller gördüm. Kitabın yazıldığı dönem ile benim yaşadığım dönem farkından dolayı geniş bir sorgulama yelpazesine sahiptim. Kitaba girdim ama çıkmak kolay olmayacaktı, önümde büyük bir labirent var ama ben çıkışa çevirmiyorum kafamı, çünkü eğer Küçük Adam isen, kaçarsın, arkanda kendini bırakarak.
Kitabın arka fonunda, bazen ‘acaba gaipten mi duyuyorum’ diye düşüneceğiniz bir soru var. Kendini nerede arıyorsun? İnsan aradığı yerler midir yoksa oralarda bulacakları mıdır? Bedensel ve düşünsel olarak değişim gösterebilir tabii.
Saygı göstermekten neden korkuluyor? Sorumluluk almaktan neden kaçarız? Neden cinselliğin ciddiyetsizliği içindeyiz? Derinlikten neden korkarız? Kendimize neden güvenmeyiz? Temeli oluşturan ruhsal sorunların, maddi tezahürlerini çok başarılı yazdığını düşünüyorum.
Bizim çağımızda, kendi kendinin efendisi olmak, başkasının kölesi olmak artık. Gözlerimizi kontrol ediyorlar artık. Kim bilir, kimdeyim ben?
Derinlik nasıl algılanıyor? Derin, derindeyse ne anlam ifade eder ki? Ben bir mesafeden, uzaklıktan bahsetmiyorum, Küçük Adam. Ben soyut, mecazi derinlikten bahsediyorum, anlamın kıvamından. Ben derin diyorum, sen niye boğuluyorsun Küçük Adam? Ruhun kabız çünkü.
Okuyoruz, yaşıyoruz, fark ediyoruz. Doğru diyoruz, yanlış diyoruz, gerçek ne biliyor muyuz? Kendimizden kaçmayacağız belki ama hasta olmaya da devam edeceğiz.
Cok guzel bir kitap insani kendine bagliyor ve kitabi hemen bitirmemize yardimci oluyor bu kitabi okumanizi tavsiye ediyorum
Freud’un öğrencisi olan Psikanalist Wilhelm Reich, Psikiyatri ve tıp alanında oldukça güçlü araştırma ve çalışmalar yapmış ancak çok fazla anlaşılamamış bir bilim insanı.
Anlaşılamamış olduğunu yaşamından ve kaleme almış olduğu Dinle Küçük Adam (1948) kitabından anlayabiliyoruz.
‘İlkel kozmik enerji’yi araştırarak ‘Orgon Enerji Akümülatörü’ adli bir buluş gerçekleştirmiş. Ancak bu buluş, sermaye ve politik çevrelerin baskısıyla Abd’de mahkeme kararı ile yasaklanarak Reich hapis cezasına çarptırılmış.
Ve tutsak olduğu cezaevinde hayata veda etmiş.
Kitaba gelirsek; 20 yy. İnsanına Küçük Adam/Kadın olarak eleştirel bir şekilde sesleniyor.
Sağlıklı cinselliğin, cinsel özgürlüğün, sevginin, doğallığın, sınıfsız, özgür bir toplumun varolmasının gerekliliğinden; aile yapısının, dinlerin ve ulusallığın, insanlığın, toplumun birey üzerindeki etkilerini çok yönlü ortaya koymuş müthiş bir eser.
Ezik,tepkisiz,biat eden, boyun eğen,asalak, sürekli tüketen, hırsız, koyun olarak yaşamını sürdüren herkese Küçük Adam/Kadın’ların bilime,uygarlığa,çağdaşlaşmaya nasıl engel olduklarını aynı zamanda gelişen bilimsel çalışmalardan nasıl faydalandıklarını hatta sömürülen bu Küçük İnsanların nasıl sömürdüklerini öyle eşsiz anlatmış ki, herbir satırı tekrar tekrar düşündürüyor, sorgulatıyor.
Kitapta insanlık adına yapmış olduğu bilimsel çalışmalardan dolayı bu Küçük İnsan’ların nasıl kendisine zarar vermeye ve engellemeye çalıştıklarını öyle güzel anlatmış ki...
Küçük Adam diye seslendiği hemen hemen her meslekten insanı nasıl da ince ince eleştirmiş..
Kitabın sonlarını doğru yapıcı, onarıcı ve yol gösterici çözümlerini öyle güzel sıralamış ki, katılmamak imkansız...
İnsanlık adına ağır bedel ödemiş, ömrünü adamış bu bilim insanının bu eşsiz kitabını mutlaka OKUYUN, OKUTUN.
Eleştirilmekten kaçınmayan, sürekli korku ve stres içinde yaşamak istemeyen İnsanlar adına okunması gereken muazzam bir BAŞUCU kitabı..
OKUNMALI
Kitapla Kalın
Bu eserle tanışmama vesile olan Melek Yeter’e çok teşekkür ediyorum.
İnsanoğlunu iki yüzlülüğünü, masum bir insanın eline güç geçince nasıl canileştiğini çarpıcı bir şekilde suratımıza çarpıyor. Kitabı okurken aklıma Cioran'ın "En büyük zalimler kafası kesilmemiş mazlumların arasından çıkar" sözü geldi. Ne kadar da doğru! Kitabı okuduktan sonra daha iyi anlayacaksınız. Sorgulayıcı ve aynı zaman da düşündürücü bir kitap. Evet yazarımız çok haklı! Hitler'in Stalin'in yaratılmasın da sen ben hepimiz suçluyuz . Milyonlarca insanı biz katlettik Hitler değil Stalin değil! Çünkü onları oraya biz çıkardık. Günah keçisini onlar ilan ettik. Savaşta ön safha da onlar tek başına öldürmedi biz birbirimizi öldürdük. Bilime lanet ettik fakat sonra bilim ile para kazanmanın güzelliğini keşfettik! Ne güzel şeydi inkar edilen şey ile para kazanmak. İnsanoğlu hiçbir yapılan hiç bir eylem yoktur ki ondan bir meslek çıkarmasın! İki yüzlü insanoğlu hain nankör! Niçe'nin dediği gibi hepimiz düpedüz bir hayvanız!. Haklıydı Niçe hem de çok. Nasıl da dolaşıyoruz aç kurtlar gibi kuzuların içerisin de!

Kitabın ismi "insanoğluna tarihi ayar" şeklinde bile değiştirilebilir. Özellikle genç yaştaki çocuklar için zorunlu olarak okutulmalı diye düşünüyorum. Ağaç yaşken eğilir misali. Okusunlar zira bizim gibi olmasınlar.
Ali şeriati'nin dediği gibi "Okuyun, mürekkebin akmadığı yerde kan akıyor..."
Nietzsche'nin üst insan profiline en yakın örneklemeleri "Dinle küçük adam" hitabıyla öğütlüyor adeta Wilhelm Reich. Hedef tahtasına sabitlediği "Küçük adam" profilini yerden yere vurup düşüncesini umursamayan yazarımızın içine Nietzsche kaçmış diye düşünebilirsiniz.
Hayatımızda vardır"küçük adam"larımız. Seslerimiz, iç seslerimiz, doğrumuz ya da bir doğrudan ziyade bir yolumuz.

Eminim yazar bize bir öğretmen edasıyla verdiği derslerden kendisine pay çıkarıyordur. Aslında pay çıkarmaktan ziyade kendisine duyurmaya çalışıyordu.

Hep birilerine bir şeyler katarız. Farkında olup olmadan bir şeyler verip alırız insanoğlundan ama bunlar kafada başlarken yine kafada kalıyor.

Anlamayı anlayabilmek, düşünmeyi düşünebilmek. Duyduklarını dinleyebilmek, baktıklarını görebilmek, en önemli de hissettiklerini gerçekten yaşayabilmek.

Çoğu zaman her yerde kısıtlıyım. Önümde engelim olmadığı halde hep birilerine bağlıyım. Hep tutsak yaşıyorum hayatı. O anlarda gerçekten kendime soruyorum, şu an seni böyle hissettiren, bir yere bağlayan neden nedir diye, ama çoğu zaman benliğim de habersiz bu hissiyatlardan. İnsanoğlunun tek engeli kafasındadır. Duygularımızı, fikirlerimizi, düşüncelerimizi yöneten başka bir güç yok bizden başka. İçtiğimiz çayda elimizi uzatıp bardağa attığımız şekere kadar önümüzde milyonlarca seçenek, tercihler... Her şey elimizde iken ne bu tutsaklık, topluma bağlılık? Kitabın altını çizdiğim bir bölümünde yazdığı gibi gerçekten, bir doğruyu doğru olduğundan ziyade büyük insanların doğrulamasından dolayı kabul ediyoruz.

Kitap bana bir çok şey kattı ama bunlar aklımda kalacak yaşamayacağım.

Hep bir yere, bir şeye bağlı olarak yaşıyoruz ve aslını öğrenmemiz sadece öğrettiğiyle kalıyor.

Kitabı yaşayabilmek dileğiyle sevgili okurlar :)
Bütün suç Yahudilerde, diyorsun.
- Yahudi nedir? diye soruyorum.
- Damarında Yahudi kanı bulunan kimse, diye yanıtlıyorsun sorumu.
- Yahudi kanıyla başka kan arasında ne ayrım var peki?
Bu soru karşısında afallıyorsun; kafan karışıyor, sakınımlı bir tavırla şu yanıtı veriyorsun.
-Yani Yahudi ırkı demek istemiştim.
- Peki, ırk nedir?
- Irk mı? Bunu bilmeyecek ne var, nasıl ki Alman ırkı varsa, bir de Yahudi ırkı vardır.
- Yahudi ırkının özellikleri nelerdir?
- Canım işte, Yahudi'nin saçları siyahtır, uzun, kıvrık bir burnu ve keskin gözleri vardır.
Yahudiler çok hırslı ve anamalcıdırlar.
- Sen hiçbir Fransız ya da İtalyan'ı bir Yahudi'yle bir arada gördün mü? Üçünü bir birinden ayırabilir misin?
- Yani.. Pek ayıramam. .
- Peki öyleyse Yahudi nedir? Kanın görünümünde bir ayrılık yok; Fransız ya da İtalyan' dan değişik bir görünümü yok. . Sen hiç Alman Yahudilerini gördün mü?
- Elbette. Almanlara benziyorlar.
- Peki ya Alman nedir?
- Alman, Nordik Ari ırkındandır.
- Amerikan Yerlileri de Ari ırkından mı?
- Elbette.
- Onlar da Nordik mi?
- Hayır.
- Sarışın mı?
- Hayır.
- Bak gördün mü, Alman nedir, Yahudi nedir bilmiyorsun.
- Yahudi diye bir şey var ama.
- Elbette Yahudi var, nasıl ki, Hıristiyan ve Müslüman varsa, Yahudi de var.
- Tamam, Yahudilerin dini demek istemiş tim.
- Roosevelt Hollandalı mıydı peki?
- Hayır.
- Roosevelt'e Hollandalı demiyorsun da Davut'un soyundan gelenlere neden Yahudi diyorsun?
- Yahudiler başka.
- Başka olan nedir?
- Bilmiyorum.
İşte sen böyle saçmalıyorsun, Küçük Adam. Saçmalarından silahlı kuruluşlar oluşturuyor ve bir Yahudi'nin ne olduğunu bile söyleyemeyen sen, on milyon insanı, on milyon «Yahudi »yi doğruyorsun. İnsan bu yüzden sana gülüyor, bu yüzden ciddi bir işi olduğunda sana bulaşmamaya çabalıyor ve bu yüzden sen, batağa saplanıyorsun.
«Yahudi» sözcüğünü söylerken kendini üstün insan sanıyorsun, bu sözcüğü söylemek sana üstünlük duygusu veriyor. Buna gereksinmen var, çünkü gerçekten de duyguların acınacak durumda."
“Boks maçı yerine kitapçıya git, eğlence merkezlerine gitmek yerine uzak ülkelere seyahat et. Doğayı düzeltmeye çalışma, onu kavramayı ve korumayı öğren…”
Bir kadını ben, onunla nikahlı olduğumu kanıtlayan evlilik cüzdanım olduğu ya da cinsel gereksinimimi giderebilmek için değil, sahiden değer verip sevdiğim için kucaklarım.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dinle Küçük Adam
Baskı tarihi:
Eylül 2012
Sayfa sayısı:
160
ISBN:
9789944979665
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Rede an den kleinen mann
Çeviri:
Uğur Gülsün
Yayınevi:
Avrupa Yakası Yayınları
Wilhelm Reich, bir psikanalist ve psikiyatrist, doğa bilimci, bir mühendis. Çok yönlülüğün en abartılı birlikteliğini kendinde barındıran bir dahi… Dinle Küçük Adam’da, bir özeleştiri, bir içsel konuşma tarzında başlayan cümleler bir müddet sonra ardı ardına küçük adam üzerine boşaltılan ironi ile karışık bir öfke sağanağını andırıyor ve kitabın sonunda öfke dinginliğe erişerek bilgelikle buluşturuluyor, okuyucu ile bir barış sağlanıyor.

Kitap, toplumsal devrimlerin ana malzemesi olan insanı, birey oluşundan ayırarak kendini bile öğüten kitlesel bir makinaya dönüşmesine isyan niteliği taşıyor. Başka bir deyişle Reich “Dinle Küçük Adam” ile bireyin kitleler içindeki yalnızlığı ve değersizliğine ve korkaklığına baş kaldırının sancılarını çığlıklaştırmıştır. Defalarca okunası bir kitap niteliğinde olan “Dinle Küçük Adam”, ismi gibi küçük hacimli ve anlam yoğunluğu olarak büyük bir yapıttır.

Kitabı okuyanlar 1.287 okur

  • Alaycı Kız
  • arturo bandini
  • İlkay
  • Fikri Dursun
  • Sarya
  • Sümeyra Melek
  • Murat yanar
  • Esra Kaya
  • ia
  • Ali Talip Yücel

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.5
14-17 Yaş
%3
18-24 Yaş
%25.7
25-34 Yaş
%32
35-44 Yaş
%21.7
45-54 Yaş
%9.5
55-64 Yaş
%0.6
65+ Yaş
%1.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%59.2
Erkek
%40.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%27.5 (138)
9
%25.3 (127)
8
%21.3 (107)
7
%14.1 (71)
6
%6 (30)
5
%2.4 (12)
4
%0.8 (4)
3
%1.2 (6)
2
%0.4 (2)
1
%1 (5)

Kitabın sıralamaları