Wilhelm Reich

Wilhelm Reich

8.3/10
546 Kişi
·
2.770
Okunma
·
161
Beğeni
·
5.547
Gösterim
Adı:
Wilhelm Reich
Unvan:
Avusturyalı-ABD'li psikiyatrist ve psikanalist
Doğum:
Dobrianychi, 1897
Ölüm:
3 Kasım 1957
Wilhelm Reich (d. 24 Mart 1897 - ö. 3 Kasım 1957) Avusturyalı-ABD'li psikiyatrist ve psikanalist, psikiyatri tarihinin en radikal isimlerden biri.Faşizmin Kitle Psikolojisi (The Mass Psychology of Fascism) ve Kişilik Çözümlemesi (Character Analysis) gibi çok bilinen ve dikkate değer kitapların yazarı , Sigmund Freud'un öğrencilerinden biri...
Bütün suç Yahudilerde, diyorsun.
- Yahudi nedir? diye soruyorum.
- Damarında Yahudi kanı bulunan kimse, diye yanıtlıyorsun sorumu.
- Yahudi kanıyla başka kan arasında ne ayrım var peki?
Bu soru karşısında afallıyorsun; kafan karışıyor, sakınımlı bir tavırla şu yanıtı veriyorsun.
-Yani Yahudi ırkı demek istemiştim.
- Peki, ırk nedir?
- Irk mı? Bunu bilmeyecek ne var, nasıl ki Alman ırkı varsa, bir de Yahudi ırkı vardır.
- Yahudi ırkının özellikleri nelerdir?
- Canım işte, Yahudi'nin saçları siyahtır, uzun, kıvrık bir burnu ve keskin gözleri vardır.
Yahudiler çok hırslı ve anamalcıdırlar.
- Sen hiçbir Fransız ya da İtalyan'ı bir Yahudi'yle bir arada gördün mü? Üçünü bir birinden ayırabilir misin?
- Yani.. Pek ayıramam. .
- Peki öyleyse Yahudi nedir? Kanın görünümünde bir ayrılık yok; Fransız ya da İtalyan' dan değişik bir görünümü yok. . Sen hiç Alman Yahudilerini gördün mü?
- Elbette. Almanlara benziyorlar.
- Peki ya Alman nedir?
- Alman, Nordik Ari ırkındandır.
- Amerikan Yerlileri de Ari ırkından mı?
- Elbette.
- Onlar da Nordik mi?
- Hayır.
- Sarışın mı?
- Hayır.
- Bak gördün mü, Alman nedir, Yahudi nedir bilmiyorsun.
- Yahudi diye bir şey var ama.
- Elbette Yahudi var, nasıl ki, Hıristiyan ve Müslüman varsa, Yahudi de var.
- Tamam, Yahudilerin dini demek istemiş tim.
- Roosevelt Hollandalı mıydı peki?
- Hayır.
- Roosevelt'e Hollandalı demiyorsun da Davut'un soyundan gelenlere neden Yahudi diyorsun?
- Yahudiler başka.
- Başka olan nedir?
- Bilmiyorum.
İşte sen böyle saçmalıyorsun, Küçük Adam. Saçmalarından silahlı kuruluşlar oluşturuyor ve bir Yahudi'nin ne olduğunu bile söyleyemeyen sen, on milyon insanı, on milyon «Yahudi »yi doğruyorsun. İnsan bu yüzden sana gülüyor, bu yüzden ciddi bir işi olduğunda sana bulaşmamaya çabalıyor ve bu yüzden sen, batağa saplanıyorsun.
«Yahudi» sözcüğünü söylerken kendini üstün insan sanıyorsun, bu sözcüğü söylemek sana üstünlük duygusu veriyor. Buna gereksinmen var, çünkü gerçekten de duyguların acınacak durumda."
Konuşma ve eleştirme özgürlüğüyle,
gevezelik ve adi şakaları birbirine karıştırıyorsun.
Wilhelm Reich
Sayfa 94 - Payel Yayınları 13.Basım
“Boks maçı yerine kitapçıya git, eğlence merkezlerine gitmek yerine uzak ülkelere seyahat et. Doğayı düzeltmeye çalışma, onu kavramayı ve korumayı öğren…”
Önemli olan tek bir şey vardır:

Seni sürüden ayırsa bile, yüreğinden gelen sesi dinle.
Wilhelm Reich
Sayfa 152 - Payel Yayınları 13.Basım
Bir kadını ben, onunla nikahlı olduğumu kanıtlayan evlilik cüzdanım olduğu ya da cinsel gereksinimimi giderebilmek için değil, sahiden değer verip sevdiğim için kucaklarım.
Newton hakkında tüm bildiğin ağaçtan düşen bir elma gördüğü, Rousseau hakkında da tek bildiğin tabiata dönme isteginden ibarettir. Darwin'den tek öğrendiğin "güçlü olanın hayatta kaldığı ama soyunun maymundan gelmediğidir" Goethe'nin o alıntı yapmaya bayıldığın Faust'undan sadece bir kedinin matematikten anladığı kadar anlarsin.
Iste böyle aptal, yararsiz, böyle boş ve maymunsu birisin sen Küçük adam.
Ben çok sevdim bu kitabı :)
Özellikle "sen" dili ile yazılması, ayrıca olaya etkileyicilik katıyor.
Daha önceden Erdal Öz'ün 'Yaralısın' kitabında karşılaşmıştım "sen" diliyle... Ama orada o dil sayesinde acıyı derinlerde hissediyordunuz, 'Dinle Küçük Adam'da ise aşağılanmayı hissediyorsunuz.
Peki kim bu küçük adamlar?
Aslında çevremizde, orda burda sürekli karşılaştığımız, iğreti duyduğumuz, aşağıladığımız, eleştirdiğimiz hatta zamanla onlara dönüştüğümüz insancıklar...
Geçmişten günümüze dünyayı savaş denilen kıyametlerin ortasına atan büyük adamları, tepemize çıkaran küçük adamlar...
Bilime karşı, tıbba karşı, çağdaşlığa karşı olan küçük insanlar...
Kitap okumak yerine maça gitmeyi tercih eden, hani o göbeğini kaşıyan adamlar...
Ahlaktan dem vurup da her kadına cinsel gözle bakan ve çocuk döven aşağılık insanlar...
Kendi varoluş benliğini tamamlayamamış tutsak bir hayatın içinde cebelleşip duran sıradan adamlar...
Kendini bir türlü geliştirememiş, yenilikçi anlayışa karşı, çok şey bildiğini sanıp aslında bilmedikleri bildiklerinden fazla olan insanlar...
Korkudan kabuğuna çekilmiş, sürekli mutluluk arayışı içinde olan ama özünde mutsuz insanlar...
Ne çemberin dışında ne de içinde olan, dünya üzerinde ne kadar olumsuz olay varsa onların oluşmasına sebep olan kalabalık yığınlar...
Kabahatin çoğunun kendisinde olduğu sessiz topluluklar...
Aşırı rahatsız oldunuz değil mi? Belki yer yer kendinizi buldunuz.
İşte tüm bu küçük adamlara aşağılayarak sesleniyor Wilhelm Reich... Sesleniyor ve artık silkinip kendimize gelmemizi istiyor.
Dönem dönem açılıp okunması gereken, kimlik oluşum sürecinde çocuklara okutulması gereken küçük bir felsefe kitabı 'Dinle Küçük Adam'... İnsanı yine insana anlatan bir deneme...
Artık herkesin üç maymunu oynadığı bir dünyada bu nasihatlari ne kadar dinleyebiliriz bilmiyorum ama dinlemeliyiz!

Dip Not: Sayfa aralarındaki illüstrasyonlara ayrıca bayıldım. Çok başarılıydı :)
Size kendimi tanıştırayım.Ben Küçük Adam. Wilhelm Reich gerçekleri yüzüme vura vura bana Küçük Adam olduğumu kabul ettirdi.

Kitabın içeriğine geçmeden önce yazarımızı biraz tanımamız gerektiğini düşünüyorum.Wilhelm Reich, Avusturyalı bir psikiyatrist ve bilim insanı.Aynı zamanda Sigmund Freud'un öğrencisi.1934'te Hitlerin iktidara gelmesinden sonra kitapları yasaklanıyor ve kendisi sürgünlere yollanıyor.1945'te Hitler'in intiharından sonra da geri ününe kavuşuyor."Dinle Küçük Adam" kitabını da 1948 yılında yayımlıyor.

Kitabın ilk sayfasını açtım.Açmam ile birlikte o değişik saçlarıyla geçti karşıma oturdu Wilhelm Reich. "Dinle Küçük Adam " dedi.Ama öyle sakin değil. Sinirliydi, kırgındı.İşaret parmağını yüzüme sallaya sallaya anlatmaya başladı. Söyledikleri bir tokat gibi yüzümde şaklıyordu. Anlatırken beni azarlıyor, aşağılıyor ve küçümsüyordu. Ve beni içimdeki küçük adamla karşı karşıya bırakıp gitti.Bir hoşçakal bile demeden.

Yazarın küçük adam dediği aslında halk, sokakta yaşayan insan, annemiz babamız, yani biz. Birde " Küçük Büyük Adamlar" var. Onlarda halkın düşünceleri sonucu ortaya çıkan ve insanları peşinden uçuruma götüren insanlar. Yazarın yaşadığı döneme göre bu kişiler Hitler ve Mussolini.Bizim yaşadığımız dönemde büyük görünen küçük adamlar ise Saddam, Kaddafi, Kenan Evren ve benzerleri.Yazar, " Hey Küçük Adam! milliyetçilik naralarıyla Hitler'i Mussolini'yi yaratan sensin " diyor. "Sizler, Nietzche'ye karşı Hitler'i seçmediniz mi? Bu milyonlarca ölümün sebebi Hitler olabilir mi?" diyerek asıl suçun halkta olduğunu söylüyor. Hitler'i iktidara getirenlerle o öldüğünde lanetleyenler aynı kişiler değil mi? Ya da Saddam' ı kral yapıp şakşaklayanlarla ABD'ye karşı hiç savaşmadan verenler aynı kişiler değil mi? Kaddafi örneği de aynı.Onu ilah yapanlarla işkence ederek öldürenler de aynı kişiler.80 döneminde Kenan Evren'i alkışlayanlarla öldüğünde lanetleyenler de aynı kişiler.

İnsanların bu ikiyüzlülüğü, korkaklığı ve güçlünün yanında yer alması dünyayı yaşanılmayacak bir yere getirdi diyor yazar.Dünyadaki savaşların, açlığın sebebi olarak küçük adamların kirli düşünceleri olduğundan sık sık bahsediyor.Ulusal özgürlükten çok kişisel özgürlüğün ve insan olmanın öneminden bahsediyor. Aşağıdaki alıntılarda aslında ne anlatmak istediği daha iyi anlaşılıyor.

"Çatın tepene çöküyor, zemin kayıyor, sen yere düşüyorsun, düşerken " yaşa Führer" diye bağırıyorsun. Su borun patlamış, çocukların aç, eşin hasta ama sen ulusal onurunu koruyorsun "

"Sen küçük Hintli adam, açsın ve milyonlarcanız açlıktan ölüyor ama sen Müslümanlara karşı ineklerin kutsallığını savunuyorsun."

"Ben ne kızıl ırktanım, ne siyah, ne beyaz, ne sarı ırktanım."

Büyük görünen küçük adamların karşısına da bilimi, sanatı ve halkın özgürlüğünü öne çıkaranları koyuyor.
Her türlü ayrımcılıktan uzak güzel bir dünya için Mustafa Kemal Atatürk, Gandhi, Malcom X, Tesla ve Newton gibi bilimi, sanatı ve insani özgürlükler için uğraşanların yanında olalım.Irkımız insan olsun.

Kitap gayet akıcı ve anlaşılır bir dille yazılmış.Okurken insanı etkileyen, ona bir şeyler katan ve insanın kendisini sorgulatan kitaplardan...

Bu başucu kitabını kesinlikle tavsiye ediyorum.
Abaküs zamanla gelişerek şu anki halini almış, gelişmiş bir bilgisayara dönüşmüştür. İnsanlık için de bu gelişim eğrisi aynı doğrultuda mıdır?
Bundan 1000 yıl önce yaşamış insan toplulukları bile bizim şu anki durumumuzdan daha insani durumdaydılar.İnsana özgü bu durumun çok fazla sebepleri var. Bana göre bu sebeplerin başında "insanoğlunun tapınacak bir olgu arayışı" geliyor. Tarih bu tapınma farklılıklarının savaşımlarıyla doluyken, bu durum insanlık gelişimine en ufak bir katkıda bulunmamış, aksine rejimler arası savaşım insanlığın önüne en büyük engel olmuştur.
Kitabı okurken insanın aklına şu soru geliyor: İnsana insandan daha fazla zarar veren bir canlı yeryüzüne gelmiş midir?
Oldukça keyifli, bazı yerlerini şahsi bulsam da akıcı üslupla yazılmış bir kitap. Mutlaka edinip okuyun, katkısı çok olacaktır.
"Eğer okuduğumuz bir kitap bizi kafamıza vurulan bir darbe gibi sarsmıyorsa, niye okumaya zahmet edelim ki---Kafka?"
"Küçük adam"ın biz olduğunu da düşüne biliriz. Eğer ki, şahsiyet olamayıp, siyasilere alkış tutup yalakalık yapıyorsak, öz olamayıp kabuk edasıyla her türlü kitle rengine bürünüyorsak. Görünürde bu noktada siyasiler eleştiriliyor. Çünkü yazarımız onlar tarafından incitilmişe benziyor. Ama eser, öz olamayan, şahsiyet olamayan, 'sadelikte büyüklük' çizgisine gelemeyenlere ve "[kendini] büyük [sanan] küçük adamlar"ın hepsine hitap ediyor.

Hakikat acıdır; dokunur. Lakin, o sindirildikten sonra tatlıdır. İçimizi okşar.
Bu, bu kitabın bendeki etkisi!
"Küçük Adam" bir insan tipidir yada "insan" olmayı bile başaramamış, okumayan, düşünmeyen, haberlerde dinlediği herşeye hemen inanan, sorgulamayan, kendi potansiyelinden habersiz, hedefleri olmayan, aslında neye oy verdiğini bilmeyen ama hemen herşey hakkında konuşabilen iki ayaklı bir varlıktır. Bu varlıkların çokluğu kitleleri ve yığınları oluşturur ki bir ülkenin kaderini büyük oranda bu az bilip çok inanan yığınlar belirler. Bu küçük adamların en belirgin özelliklerinden biri de çok şikayet ve eleştiridir. Birşeyler düzeltmeye gelince gereken çabayı göstermekten kaçarlar... Çözüm ise tabiki eğitim; güçlü ve etkin eğitim sistemi, donanımlı öğretmenler ve bilinçli anne babalar...
Bu kitabı okumaya geç kaldığımı düşünüyorum ve hâlâ okumadıysanız hemen okumanızı tavsiye ediyorum.
Öncelikle kitap mükemmel bir dille yazılmış, hiç sıkmadan okumanızı sağlayan kelimeler seçilmiş, araya sıkıştırılan illüstrasyonlar kitap üzerine daha çok düşünmenizi sağlamış.
Evet bu kitap Küçük Adam'a bir eleştiri, aşağılama, kendine gelmesini sağlama amacıyla yazılmış. Yani Küçük Adam'ın Büyük Adam olması için yazılmış. Peki kimdir bu Küçük Adamlar?
* Hakikati aramayı ve öğrenmeyi bankadaki para hesaplarından daha az önemseyenler
* Gösterilen doğruyu inatla görmeyen, gerçeklere kulaklarını tıkayanlar
* Bir amaç için her türlü alçaklığı, aşağılığı yapanlar ama yine de Büyük Adam'ın boyunduruğunda kalanlar
* Kitap okumanın boks maçından, iyileştirmenin öldürmekten, özgüvenin ulusal bilinçten daha önemli olduğunu yadsıyanlar
* Savaşlar, açlık, susuzluk yüzünden binlerce insan ölürken hâlâ ineklerin kutsallığını tartışanlar
* Çocuklarını sevmek yerine hırpalayan, yok sayanlar; çocuk gelinleri alkışlayanlar
* Karısına sarılıp güveni hissettirmek yerine yumruklarının sıcaklığını hissettirenler
* Hayattan bol kepçe almayı bilen, eşine çocuğuna sevgi kırıntısı bile veremeyenler...

Kendinizi bulabildiniz mi bu maddelerin içinde? Ya annenizi, babanızı, öğretmeninizi, patronunuzu, otobüs şoförünü, mahalledeki bakkalı?
Evet! Hepimiz Küçük Adam'larız. Ve görünen o ki asırlarca da •küçük• kalacağız.
dinle ! küçük adam.
bana devamlı küçük adam diye hitap eden bir kitaptan zevk aldım :') hayır ben hakaret edilmesinden zevk alan biri değilim, bir mazoşist de değilim. dolaylı yollardan aptal yerine koyulmaktan, koyun olmaktansa küçük adam lafını yeğlerim.
kitabı okumadan önce https://youtu.be/w791xuC6t1w youtube da yer alan tiyatro oyununu izledim. okuduktan yaklaşık 2 gün sonra kitabını okumaya başladım. belki biraz hızlı okudum, ama çerçeveletip cüzdanımızda saklamamız gereken bilgiler öğrendim.
yazarımız Wilhelm Reich bir psikiyatrist. cinsel konularda araştırmalar yaptığı için sapık damgası yiyerek bütün deneyleri, deney odaları yakılmış bir insan. Wilhelm Reich, ona yapması gerekenleri söyleyen insanlara kulak asmadigini dile getiriyor. ve her büyük adamın içinde bir küçük adam bulunduğunu, kendinin içinde bir tane küçük adam bulunduğunu söylüyor.
büyük adamların onun yanına geldiğini, hatta geceleri bir hırsız gibi yardım etmesini istediğini ona reçete yazmasını istediğini söylüyor, tiyatro oyunundan aklımda kalan düşünceler bunlar.
peki büyük adamlar kimler ?
büyük adam denilince aklıma ister istemez Soma faciası geliyor, büyük adamların yanındaki sayılardan ibaret olan küçük adamlar.
peki bu büyük adamlar nasıl büyük adam oluyor? bizi onlardan ayıran ne ?
yine bizleriz onları büyük adam yapan, yazı yazmasını bilmeyen bir adamı başbakan yapan bizleriz. onlara bu yetkiyi veren yine bizleriz.
psikolog olmak istemişimdir hep, cesaret edemediğim hayatları birilerinin yaşadığını bilmek o kişiler ile tanışmak hep ilgimi çekmiştir. belki küçük adam olacağım ben, başkalarının acılarından para kazanan. lâkin ilaç vermeyeceğim onlara kitapta geçtiği gibi onlara daima kuttaricilarinin sadece kendileri olduğunu söyleyeceğim. reçete yazmayacagim. bir psikiyatrist değil, bir psikolog olacağım.
nerden nereye geldim..
hava sıcak, düşüncelerimi toplayamiyorum (:
son olarak herkesin bu kitabı okuması gerektiğini, hatta aradan 4-5 yıl gibi bir süre geçtikten sonra tekrar okumasi gerektigini düşünüyorum. ne kadar büyük adam olabildik? belki bu söze bir yanıt verebiliriz bu şekilde.
Geceye karanlık tıka basa dolmuş, benim zihnime ise düşünceler tıka basa dolmuş. Düşüncelerime laf geçiriyorum da duygularıma geçiremiyorum. Duygularım düşüncelerimi kaynatıyor, buharlaşmak yerine koyulaşıyorlar. Bazen düşünceler ağırdır, bazen üzerine çöken ağırlık düşüncelidir. Sanırım pek önemi de yok, bir farkı da yok. Kelimeler kaynar, hissediyor musunuz, benim kaynamaktan soyulmuş, kızarmış değil de, morarmış bir zihnim var.
Neyse.
Zor bir kitap olduğunu düşünüyorum. Hissetmediğim şeyleri hissettirdi bazen. Önümde bir cümle vardı ama ben onun altında kazılmış kuyular, tüneller gördüm. Kitabın yazıldığı dönem ile benim yaşadığım dönem farkından dolayı geniş bir sorgulama yelpazesine sahiptim. Kitaba girdim ama çıkmak kolay olmayacaktı, önümde büyük bir labirent var ama ben çıkışa çevirmiyorum kafamı, çünkü eğer Küçük Adam isen, kaçarsın, arkanda kendini bırakarak.
Kitabın arka fonunda, bazen ‘acaba gaipten mi duyuyorum’ diye düşüneceğiniz bir soru var. Kendini nerede arıyorsun? İnsan aradığı yerler midir yoksa oralarda bulacakları mıdır? Bedensel ve düşünsel olarak değişim gösterebilir tabii.
Saygı göstermekten neden korkuluyor? Sorumluluk almaktan neden kaçarız? Neden cinselliğin ciddiyetsizliği içindeyiz? Derinlikten neden korkarız? Kendimize neden güvenmeyiz? Temeli oluşturan ruhsal sorunların, maddi tezahürlerini çok başarılı yazdığını düşünüyorum.
Bizim çağımızda, kendi kendinin efendisi olmak, başkasının kölesi olmak artık. Gözlerimizi kontrol ediyorlar artık. Kim bilir, kimdeyim ben?
Derinlik nasıl algılanıyor? Derin, derindeyse ne anlam ifade eder ki? Ben bir mesafeden, uzaklıktan bahsetmiyorum, Küçük Adam. Ben soyut, mecazi derinlikten bahsediyorum, anlamın kıvamından. Ben derin diyorum, sen niye boğuluyorsun Küçük Adam? Ruhun kabız çünkü.
Okuyoruz, yaşıyoruz, fark ediyoruz. Doğru diyoruz, yanlış diyoruz, gerçek ne biliyor muyuz? Kendimizden kaçmayacağız belki ama hasta olmaya da devam edeceğiz.
Cok guzel bir kitap insani kendine bagliyor ve kitabi hemen bitirmemize yardimci oluyor bu kitabi okumanizi tavsiye ediyorum
Kitabın henüz yarısındayım lakin şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, gidin alın ve okuyun. Muhteşem bir eser! Sadık Hidayet ve Tezer Özlü'yü üst üste okuduktan sonra sarsılmış, birkaç hafta kitap okuyamamış, ufak tefek kolektif ve sesli kitap dinlemekle yetinmiştim. Bu eser bana ilaç gibi geldi.
Okudum olarak işaretleme sebebim, bu kitabın asla bitmeyecek olması. Dönüp kitabı tekrar tekrar yılmadan okuyacağım.

Wilhelm Reich bilim dünyasının dev kafalarıyla anılan, yaşamına 12 kitap 150 makale sığdıran, üniversitelerde ders veren büyük bir adam. Sigmund Freud okuluyla bir takım anlaşmazlıklar nedeniyle Komünist partisinden ve Uluslararası Psikoanalitik cemiyetinden atıldı. Amerika'da atıldığı cezaevinde yaşamını yitirdi.

''Dinle Küçük Adam'' bir sesleniş eseridir.
''Sesleniş'' varoluş için örnek alınmasını istemiyor. Yaşam sevinci olan bir insanın, duygusal yaşamındaki fırtınaları betimliyor. ''Sesleniş'' kimseyi ikna etmek, kazanmak ya da fethetmek amacında değil. Yaşantıyı yansıtıyor tıpkı bir resmin fırtınalı bir havayı yansıtması gibi. Okurdan ona sempati beslenmesi beklenmiyor. Hiçbir niyeti ya da programı içermiyor. Yalnızca araştırıcıya ve düşünüre de, yazar ve filozoftan hiçbir zaman esirgenmemiş olan, kişisel ifade hakkının tanınmasını istiyor.

İtinayla önerilir, alın okuyun.

Yazarın biyografisi

Adı:
Wilhelm Reich
Unvan:
Avusturyalı-ABD'li psikiyatrist ve psikanalist
Doğum:
Dobrianychi, 1897
Ölüm:
3 Kasım 1957
Wilhelm Reich (d. 24 Mart 1897 - ö. 3 Kasım 1957) Avusturyalı-ABD'li psikiyatrist ve psikanalist, psikiyatri tarihinin en radikal isimlerden biri.Faşizmin Kitle Psikolojisi (The Mass Psychology of Fascism) ve Kişilik Çözümlemesi (Character Analysis) gibi çok bilinen ve dikkate değer kitapların yazarı , Sigmund Freud'un öğrencilerinden biri...

Yazar istatistikleri

  • 161 okur beğendi.
  • 2.770 okur okudu.
  • 115 okur okuyor.
  • 3.004 okur okuyacak.
  • 52 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları