Bu bir araştırma konusu olsa ismi muhtemelen şöyle olurdu: "İnsan Denen Memelinin İyiyi Yok Etme Çabası, İsa Peygamber Örneği."
Reich'in kitapta kullandığı şu cümle, "İki yüz elli yıllık deneysel doğabilimin elli yıllık uygulayımı insanoğlunu atlı araba çağından tepkili uçak çağına geçirmeye yetmiştir.
İnsan doğası denen ciddi sorunun durmadan gündeme geldiği sekiz bin yılsa insanoğlunu kendini tanımakta bir adım öteye götürememiştir." kitabın büyük bir kısmını anlatıyor aslında. Reich, Dirimin Öldürülüşü'nde gelmiş geçmiş tüm insanların, cennetten kovulan Adem ve Havva'dan başlayarak, bir yıkım aracı olduğundan bahseder. Bunun için tek istisnası İsa'dır. Peygamber İsa, biliciliğine rağmen insanların özündeki bu yıkıcılığı yok etmek için çarmıha gider.
İnsan, içinde sevgi dolu özelliklerle doğar diyor Reich. Bu bizim birincil güdülerimizdir. Ama doğduğumuz toplumun; düşmanca, kindar, egoist, haset dolu özellikleri ve en önemlilerinden olan duyguları bastırma çabaları, bizi ikincil güdülerimize sevk eder. Bunlar da doğduğumuz toplumun bize aşıladıkları, kendilerinde var olan duygulardır.
Birincil güdülerimizde doğa ile iç içe, ona olan yüksek inançla yaşarız. Yine toplumumuzun bizi manipüle etmesi ve baskılaması ile doğanın dahi düşmanı olur, içindeki her canlıyı yok etme telaşına düşeriz.
Reich'in üzerinde durduğu nokta, cinsel dürtülerimizdir. İsa'nın yaşam öyküsü ve çarmıha geriliş hikayesi etrafında bu dürtülerimizin yok edilmeye çabalanması sonucunda, İsa örneğinden yola çıkarak, Giordiano Bruno'nun yakılmasında temel rolü alan kişiyi de anarak, temel dürtülerimizin yok edilişinin artık öldürmeyi zorunlu kıldığını anlatır. Bir açıdan boşluğun doldurulması.
Reich inançlı biri değildir. Burada Hıristiyanlığı yüceltecek ya da İsa'yı getirdiği inanç bakımından
Wilhelm Reich’in değişik ve bir o kadar da yetkin bir düşünce yapısı olduğu kanısındayım. Kitapta, yazarın kendi oluşturduğu ve anlam yüklediği çok fazla kelime mevcut bu durum okurken biraz akışı zorlayıcı olabiliyor. İnsanda bulunan dirimin ne kadar önemli olduğundan ve yine insanda bulunan coşkusal vebanın insanın dirimini nasıl yok ettiğinden bahsediyor. İsa’ya hiç bakmadığınız bir bakış açısıyla baktırıyor. Çoğu noktada İsa’yı ve dirimi bağdaştırıyor. Doğru insan olmakla alakalı alışılagelmişin dışında yorumları var. Sindire sindire ve farklı bir pencereden bakarak okudum..
Wilhelm Reich, kitabında Hz. İsa'nın yaşantısını kendi perspektifinden değerlendirmiş. Hz. İsa'nın yaşamındaki tarihsel gelişmeler dinsel öğelerin eşliğinde yazarın dirimsel enerji teorileri ile anlatılmaya çalışılmış. Şansi fikrime göre eserin kendi başına okunması yeterli olmayabilir. Hristiyanlık tarihinin detaylı olarak bilinmesinin yanında Wilhelm Reich'in teorilerinin ana kaynağı olan diğer eserleri (kişilik çözümlemesi...) okuduktan sonra bu kitaba geçilirse kitap daha iyi anlaşılabilir. Kitabın türünü kategorize etmekte açıkçası zorlandım. Genel okuyucu kitlesine hitap etmediğini, evrensel bir eser olmadığını da ayrıca belirtmek isterim.
Tarih'in başından beri, insanlığı her türlü savaş ve kıyım kasıp kavurmuştur.
Bu kötülükleri yeryüzünden kaldırmaya yönelik bütün çabalar boşa gitmiştir
Bir insanı ruhundan, özünden ayıran kibirdir. İnsan kendini ne kadar dev aynasında görürse ruhu o derece kibrin kafesinde mahkum olur. Bu gün siyasetin liderleri başta olmak üzere mevki ve makam sahibi bir çok insanın ne kadar birbiri içinde 180 derecelik dönüşleri olduğu öyle açık ki.
Aslında asıl olan insanın özüdür. Yani hiç bir maddeciliğe ve özel bir makam, mülkiyete teslim olmayan kişiliğidir. Kişiliğin tavizi ne kadar az olursa dik duruş o kadar sağlam olur ve duruşu sağlam olanın ruhunda ki yaşayışı azap değil azad olur.insanlar doğdukları gibi öleceklerdir yani çıplak ve hiçbir şey götüremeden, bu çıplaklıkta önemli olan beden değil vicdanın temiz olmasıdır. Vicdan temizliği de ancak nefsimizle olan mücadele, haksızlığa karşı duruş ve haksızlık yapmama olacaktır. Toplumun insana yüklemiş olduğu misyonun altında ezilip kalmamaktir.
Ruhun özgürlüğü ancak nefis ile mücadele edebildiği kadardır. Nefis mücadeleyi kazandığı an kibrin ve hor görmenin esiri olup çevremize hep bir aşağılayıcı gözle bakarız, bu bizi aydınlık değerlerden ve ruhun özgürlük mücadelesinden uzaklaştırır. Ruh özgür olduğu sürece yaptığımız şeylerden mutluluk duyarız, yazara göre ruhun özgürlüğü ancak kalben hissedilen sevgiden gelir bu sevgi elbette ki tabiata, çiçeğe, kuşa olduğu gibi toplumun temel yapı taşı olan insanın insana olan sevgisidir.
Yazarın önemsediği sevginin başında ise cinsel sevgi gelmektedir. Yazarın cinsel sevgiden anlatmak istediği ise fizyolojik ihtiyacı karşılama olgusu değil temel yapı taşı ruhtan gelen coşkun sevginin iki bedende birleşip yaşanan hazzı kasıklardan yukarıya yani kalbe taşıyabilmenin mücadelesidir. Aksi takdirde yaşananlar ihtiyacı giderme yani yazarın belirttiği coşkusal bir vebadır. Cinsel ihtiyaçların giderilmesi olgusuyla hareket eden bireyde
Wilhelm Reich (d. 24 Mart 1897 - ö. 3 Kasım 1957) Avusturyalı-ABD'li psikiyatrist ve psikanalist, psikiyatri tarihinin en radikal isimlerden biri.Faşizmin Kitle Psikolojisi (The Mass Psychology of Fascism) ve Kişilik Çözümlemesi (Character Analysis) gibi çok bilinen ve dikkate değer kitapların yazarı , Sigmund Freud'un öğrencilerinden biri...