Üç Anadolu Efsanesi (Köroğlu, Karacaoğlan, Alageyik)Yaşar Kemal

·
Okunma
·
Beğeni
·
7.529
Gösterim
Adı:
Üç Anadolu Efsanesi
Alt başlık:
Köroğlu, Karacaoğlan, Alageyik
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
222
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807459
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Üç Anadolu Efsanesi
Üç Anadolu Efsanesi Köroğlu, Karacaoğlan, Alageyik
Halk söylencelerine, efsanelere duyduğu hayranlıkla Köroğlu, Karacaoğlan ve Alageyik efsanelerini kendine has tarzıyla kaleme alan Yaşar Kemal, anlatım gücünü besleyen bereketli topraklara olan vefa borcunu da "Üç Anadolu Efsanesi" ile öder.

“Kilometrelerce yürüyüp, dağ bayır koşup ne kurtarırsa kârdır kuralınca, önce ağıtları, sonra da türküleri, koşmaları, destanları, Çukurova'nın tüm uyaklı uyaksız söz çeşitlerini, tekerlemelerini, küfürlerini avlıyordu. Folklor derlemesi filan değildi, bu iş hayat memat işiydi, özbeöz malını kurtarıyordu Çukurova'nın, sorumluydu kurda kuşa karşı, şaka değil.”
Abidin Dino, Milliyet Sanat

“Yaşar Kemal, Anadolu âşık-hikâyecilerinin geleneğine göbek bağıyla bağlanmış bir yazar. Onu ta çocukluğundan başlayarak Anadolu sözlü geleneğinin destansı türleri büyülemiş.”
Pertev Naili Boratav
Alaaddin Keykubat savaşmak için ilerleyen ordusu ile birlikte Ankara ilinde yer alan Taşlıca köyünde dinlenme kararı verir. Bu köyde Kırmızı Ebe ve oğlu Oruç ile karşılaşırlar. Kırmızı Ebe yorgun düşen askerleri serinletmek adına bir bakraç ayran yapıp askerlere dağıtır. Askerler hem ayran içip hemde mataralarını doldurdular ancak bakraçtaki ayran çok sayıda asker olmasına rağmen hiç azalmıyormuş. Kırmızı ebe bütün askerlere doldurayım mı oğul diye soruyor. Askerlerde ANA DOLU diyerek cevap veriyormuş. Onca askere bir bakraç ayranın yetmesi hatta artması sonucu bu olay evliyalık belirtisi olarak yorumlanır. Neredeyse her asker ANA DOLU dediği için bu coğrafyanın adının Anadolu olarak kaldığı düşünülmektedir. Yanılmıyorsam ortaokul 2. sınıf Türkçe kitabında bulunan bir hikayeydi aklımda kaldığı kadarıyla yazmak istedim.

Bu güzel ülkemizinde anasıdır Anadolu. Bin bir çiçeği, bin bir hayvanı ve ülkemin güzel insanlarını koynunu açıp bağrına basmıştır. Hepsine yetecek kadar bereketlidir. Doğasıyla, toprağıyla bulunmaz bir nimettir. Üzerinde binlerce yıldır kanlar dökülmüş ve altında nice şehitler yatmaktadır.

Böyle güzel bir olay sonucu ismini aldığı düşünülen bu güzel Anadolumuzun yetiştirdiği usta isimlerden biri olan Yaşar Kemal onbinlerce güzel efsanenin belkide en güzellerini seçerek kendi efsane kaleminden tekrar yazarak efsane üstüne efsane katmıştır.
Yaşar Kemal okuyanlar bilir; onun eserlerini okumazsınız, yaşarsınız. Anadolu'ya dair betimlemeleri ve anlatımları insanı alır götürür başka yerlere. Anadolu'da hissedersiniz kendinizi. Mevcut şu anki Anadolu'dan daha güzel bir yerde belki de. Elbette ki Kemal'in anlattığı, betimlediği Anadolu, günümüzdekinden daha farklı ve daha değerlidir. Bunun nedeni belki de yeniliklerin bizleri yozlaştırması.

İnsanları bir arada tutan şey neydi? Eski günlerden bahsediyorum. Çeşitli halk efsaneleri, masallar, bir aradaki toplu yaşam ve o dönem insanlarının değerlerimizin öneminin bilincinde olması. Bir büyüğün dizleri dibinde onun anlattığı masalları ya da efsaneleri merakla dinleyen çocuklar... Size de çok güzel gelmiyor mu bu? Televizyonun olmadığı günlerde "acaba bugün dedemiz ne anlatacak?" diye düşünen çocuklar. Bir büyüğün her ağzından çıkışta başkalaşan, daha da güzel hale gelen halk efsaneleri... Onların zihnimizde oluşturduğu hayalimsi görüntüler, o efsanelerdeki çeşitli dersler... Keşke, diyorum bazen, eski zamanlarda yaşayabilseydim. Bazı değerlerin yok olmadığı, insanların dertlerinin az olduğu o zamanlarda yaşayabilseydim. Keşke bir büyüğümden bir halk efsanesi dinleyebilseydim. Şahsen, yeni jenerasyon olduğum için eskileri yaşayabilmiş biri değilim. Yalnızca büyüklerin anlattıklarından yola çıkabiliyorum bu konularda, fakat yaşamak için neleri feda etmezdim... Lafı fazla uzattım.

Üç Anadolu Efsanesi isminin de belirttiği gibi, halk efsanelerini anlatıyor. Bir büyüğün her ağzından çıkışta başkalaşan efsanelerdir bunlar demiştik, Üç Anadolu Efsanesi için de denebilir ki; halk efsanelerini bir de Yaşar Kemal'in ağzından dinleme keyfidir bu eser. O destansı dili olsun, betimlemeleri olsun Yaşar Kemal sizleri alıyor Köroğlu'nun Karacaoğlan'ın yanına götürüyor. Kitap üç tane halk efsanesinden oluşmakta: Köroğlu, Karacaoğlan ve Alageyik. Her efsane birbirinden güzel. Kemal kimi yerlerde dersler çıkarmış Köroğlu'nun yaşadıklarından, kimi yerlerde de Karacaoğlan'ın çektiklerinden kaybolan değerlerimizin önemini vurgulamış.

Efsanelerin içeriğinden bahsetmeyeceğim. Zaten çoğu kişi az çok bu efsaneleri duymuştur ya da biliyordur. Bendeniz bu efsanelerden bihaber idim. Böyle şeyleri sevdiğimi iddia etsem de efsaneler hakkında fazla bir bilgim yoktu. Bu açıdan bu eser benim adıma çok yararlı oldu diyebilirim. Anadolu'nun aslında ne denli önemli olduğunu, değerlerimizi barındırması açısından bir anne şefkati kadar olan gönlü bolluğunu daha iyi anladım. Bu eseri okuduktan sonra Anadolu'ya bakış açım da değişti. Önceleri Anadolu dediğimiz şeyi yalnızca bir bölge; coğrafi bir olgu olarak görürdüm. Kitabı okuduktan sonra anladım ki Anadolu canlı bir kavramdır. Yüzyıllardan bu yana yaşayan bir kavramdır Anadolu. Gerek değerleri ile gerekse de kitapta anlatıldığı gibi efsaneleri ile.

Bu açıdan, bir şeye daha ulaştım aslında: Anadolu, canlı bir kavramsa onu besleyen şeyler de üstte bahsettiğim türden şeyler olmalıydı. Yine Anadolu gibi köklü ve değerli kavramlar. Onu yaşatan, üstündekileri bir arada tutan kavramlar. Bunları açıklamaya ne haddim var ne de bilgim fakat efsaneler açısından değerlendirmek isterim, Kemal'in kaleminin ışığında. Efsaneler ilk çıktığı andan bu yana dediğim gibi insanları birleştiren bir kavram olmasının yanı sıra insanlar arasındaki samimiyeti artırıcı olgulardır. Her milletin çeşitli efsaneleri, destanları mevcuttur. Bunlar o milletin köklerini, bir nevi o milletin 'o' millet olmasının yapı taşlarını oluşturur. Çünkü millet eskilerden bu yana o efsanelerden dersler çıkararak günümüze ulaşmış, kimi şeyleri doğru yanlış olarak ayırt edebilme yetisine sahip olmuşlardır. Mesela bir Alageyik efsanesindeki Sultan Ana'nın herkesten çok doğruyu haykırması, kadınların da halkta bir yerinin olduğunu, bir Köroğlu efsanesindeki çeşitli olaylar, haksızlığa karşı susmamak gerektiğini öğütler bizlere. Geleceğe elbette bakmalıyız fakat geçmişi unutursak halimiz ne olur? Bizi 'o' millet haline getiren efsanelerden, değerlerden kopar isek tıpkı gökyüzüne salınan balon misali bir süre sonra yerden; değerlerimizden çok uzaklaşırız. Mutlaka yer ile bağlantımız olmalı şeklinde düşünüyorum.

Geçmişte doğru yapılanlar kadar yanlış yapılanlar elbette ki olabilir, olacak da. Asıl mesele o yanlışlara bakarak doğruyu tasdik edebilme ve doğrulardan da yanlışlarımızı düzeltebilmektir bana göre. Bu açıdan, bir Köroğlu, bir Karacaoğlan unutulmaya layık mıdır? Zaten bu efsanelerde anlatılanlar da yenilikler, farklılıklar değil midir? Bir yenilik sonucu bir takım gericiler tarafından yaptırılan aksilikler de anlatılmaz mı efsanelerde? Geçmişi unutmadan geleceğe bakabilmektir asıl mesele, kimi insanlar bunu başarmıştır. Yaşar Kemal bunu en iyi başaran yazardır bana göre. Geçmişin de yanılabileceğini ama bunun değerlerimizi unutmamıza yol açamayacağını kanıtlayan bir yazardır. Gerek İnce Memed'de geçmişte yapılmış olan aksilik ve haksızlıkları anlattığı, gerekse de bu eserinde ve Ağrı Dağı Efsanesi'nde değerlerimizin önemini vurguladığı gibi.

Sözün özü, Yaşar Kemal gerçekten de aydın bir insandı. Onu, eserlerini okuyarak, okutarak anmalıyız zannımca. Anadolu'nun canlı bir varlık olduğunu bizlere hatırlatan bir kalem. Üç Anadolu Efsanesi de bunun belli olduğu eserlerinden yalnızca bir tanesi.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.096 Oy)17.485 beğeni39.495 okunma2.114 alıntı165.393 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.857 Oy)8.145 beğeni26.019 okunma625 alıntı126.684 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.228 Oy)8.146 beğeni23.978 okunma1.898 alıntı102.460 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.001 Oy)12.476 beğeni31.745 okunma2.785 alıntı132.533 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (6.824 Oy)7.366 beğeni20.621 okunma687 alıntı79.705 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (6.971 Oy)8.364 beğeni23.231 okunma1.135 alıntı112.873 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.466 Oy)8.419 beğeni22.840 okunma1.454 alıntı105.602 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.254 Oy)5.361 beğeni18.146 okunma687 alıntı92.268 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (4.594 Oy)4.944 beğeni15.742 okunma820 alıntı54.350 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.145 Oy)10.812 beğeni26.549 okunma1.382 alıntı139.742 gösterim
Kelimelerle ifade edilemeyen şeyler olduğuna inanırdım hep. Harflere bölündükçe azalan, küçülen duygular, noktalama işaretlerine sığdırılamayan ünlemler ve sorular..

Tabi bunların hepsi, Yaşar Kemal 'i tanımadan önceydi.
Onun kaleminin mürekkebi Anadolu' nun özünden oluşuyor. Kelimeleri, hiçbir anlaşılmama ihtimalini barındırmıyor içerisinde.
Her ne kadar beni düşünmeye zorlayan ve çok kolay anlamadığım yazarlara ve eserlere karşı büyük bir hassasiyetim olsa da, Yaşar Kemal okurken kelimenin tam anlamıyla ruhum dinleniyor.

Daha ilk cümlede kendimi onun büyülü kalemine bırakıp, hiçbir çaba sarf etmeden, coşkun bir pınar gibi oluk oluk yüreğime akmasını yaşıyorum her seferinde.

Bitmez tükenmez bir hazinenin yeniden keşfine çıkıyorum. Hissedilebilecek ne varsa o mümtaz satırlarda, tek kelime atlamadan hepsini yaşıyorum.

Üç Anadolu Efsanesi büyülü bir iklim. Okurken nasıl da her yaşa hitap ettiğini fark ettim. Küçük bir çocuğa uyumadan önce de okuyabilirsiniz, güzel bir paket yapıp babanıza da hediye edebilirsiniz. Zaten bir eseri ölümsüz kılan, onun her kaba sığabilecek mahiyette olmasıdır.

Özellikle Karacaoğlan 'ı Yaşar Kemal' den dinlemek, Anadolu 'nun ve Çukurova' nın topraklarında yaşayan her kelimeyi, deyimi içine sindirmiş, o sıcacık dilinden okumak tarifsiz bir keyif verdi bana. Sazını alıp karşıma oturduğunu hissettim. Duydum onu. :)

Dedim ya, kelimelerle ifade edilemeyen şeyler olduğuna inanırdım hep.

Ama kelimelerle ifade edilemeyen hiçbir şey yok artık..
Üç Anadolu Efsanesi, üç türkü, üç mücadele, üç yiğit, üç güzel, üç aşk... Bir at, bir saz, bir geyik... Bir Anadolu... Bir Yaşar Kemal, bir usta kalem, bir doğa aşığı, bir insan sarrafı. Bir kitap, güzel bir kitap. Bir tat, roman tadı, harika bir tat. Bir istek, bir Yaşar Kemal daha okuma isteği. Bir ben...
Yaşar Kemal'in okuduğum ilk kitabıydı. Böylece yazarın kaleminin ne kadar güçlü olduğunu öğrenmiş oldum.Kitabı okurken içine çekildim diyebilirim.
Kitapta Köroğlu, Karacaoğlan, Alageyik efsanelerinden bahsediliyor. İnsan Köroğlu'nda sevinirken, Karacaoğlan ve Alageyik'te hüzünleniyor.
Kitapta eskiden aşıklara ne kadar değer verildiği, onlara nasıl saygı duyulduğu anlatılıyor.
Alageyik efsanesinde insanın vazgeçemediği tutkuları ve alışkanlıkları yüzünden başına neler gelebileceği gözler önüne serilmiş.Kitapta da beni en çok etkileyen Alageyik efsanesi oldu.Son sayfada yazılan türkü insanı hüzünlendiriyor.
Yine Yaşar Kemal... Yine doğayla insanın destansı mücadelesi... Kitap; Köroğlu, Karacaoğlan ve Alageyik efsanelerinden oluşmakta. Üç efsanede de kahramanlığın yanısıra Yaşar Kemal'in tabiriyle insanı yalım eden sevda teması işlenmiş. Bu bazen kavuşmayla bazen de ayrılıkla sonuçlanıyor. Özellikle Alageyik efsanesinde insanın kendiyle hesaplaşmasını, ikircikli halini, tutkularına yenik düşmesini görüyoruz. Yaşar Kemal insanı her haliyle anlatmış; hüznü, sevinci, korkuyu, aşkı, cesareti... Üslubuna gelince fazla söze gerek yok, tasvirlerle alıp götürüyor zaten.
Okunmayı fazlasıyla hak ediyor.
İyi okumalar...
Yaşar Kemal...
Bir koca Yürek, bir koca Çukurova...
Her yazdığında ayrı bir Anadolu, ayrı bir gerçeklik...

Düzenlediği etkinlik sayesinde bana bir hayli, Yaşar Kemal aşılayan Li-3'e çok çok teşekkür ederim.

Okuduğum kitaplara gececek olursam, etkinlik kapsamında okuduğum kitapların tümünden bahsetmek istiyorum. İlk kitabım;

Tek Kanatlı Bir Kuş,
Anadolu'da bir kasaba, kasaba ama kimseler buraya giremiyor, korkuyorlar girmeye. Posta Müdürü olarak o kasabaya atanan Remzi Efendi ve eşi Melek Hanım'ın bu kasabaya kadar gelişlerindeki maceraları anlatıyor. Türlü türlü insanlar, türlü türlü yaşanmışlıklar... Kısacık ama dolu dolu bir kitap.
Kitaptan anladığım aslında, şimdi dahi bir çok yerleşim yerimiz o kasabaya benzer durumda...

İkinci ve üçüncü kitabım;

Ağrıdağı Efsanesi, Köroğlu-Karacaoğlan-Alageyik Efsaneleri,
Efsaneler efsanesi, buram buram Anadolu, Çukurova efsanesi... Bildiğimiz, bir kere de olsa duyduğumuz efsanelerimiz dört efsanede, fakat Yaşar Kemal anlattı mı başka anlatıyor, sanki ilk kez duymuş gibi okudum. Karacaoğlan, övüncümüz, (bizim ilçe girişinde 'Karacaoğlan Diyarı Feke'ye Hoş Geldiniz' yazar.) türküleri dilden dile, ama bu sefer farklı, Yaşar Kemal farklı, toprağım farkı...

Kitapları okurken en ufak bir yabancılık çekmedim tek kelimesine, her sayfada sanki karşımda annem var da onunla konuşuyorum.
Bilin mi'ler
Menevşeler
Yarbuzlar
Çobanaltanlar...
Gayrılar
Bireler, keleler...

Ben bir yandan kitabı okuyorum, bir yandan annemi soru yağmuruna tuttum. Yok şu türküyü bilin mi ananey, bu türküyü bilin mi ananey?.. Annemle birlikte okudum desem yeridir yani.
Türküleri sordukça da biraz ağlattım annemi,(kulakları çınlasın) söylediğim türküyü kendi de söylüyor, sonra başlıyor ağlamaya...

Efsanelerimiz kadar bizim, Anadolu'nun ağıtları da çoktur. Annemden öğrendiğim bir tanesini eklemek istiyorum sona yaklaşırken...
Mekanı cennet olsun, ben dört beş yaşlarında ancak varım zar zor hatırlıyorum, Hayriye Ebem* vardı. Evi de evimize haylice uzak. Bize gelirdi elinde deynek, yerli şeftali yerdik beraber. Geldiğini görür görmez üzüm bağına koşardım kucağıma alabildiğim kadar üzüm ceplerime de şeftali toplar gelirdim eve. Daha başka da hiçbir şey hatırlayamıyorum o günlere dair. İşte, uzatmayayım çok da lafı, o Hayriye Ebem'in kız kardeşi, bacısı diyeyim, Çobanboğan deriz, bizim köyle ilçe arası, bir yer orada pamuk hasatından dönerlerken kocasıyla trafik kazasında ölmüşler.
Bunun üstüne de Hayriye Ebem'in annesi bir ağıt yakmış:
Çobanboğan'ın arası
Kanınan doldu deresi
Abilerin hep geliyor
Parayınan yok çarası

Ağla hatın anam ağla
Alı kaldır kara bağla
Abılanı gelin ettin
Fındığınan gönül eğle
...
(*genel olarak yaşlıların tamamına ebe, dede deriz)

Yürek yanınca, kederlenince ağızdan çıkan şiir olurmuş, ağıt olurmuş.. Nice, ağıtlar yakıldı, nice efsaneler yazıldı şu koca Anadolu'da...

Okuyan canlar, çok çok teşekkür ederim...

Kitapla kalın hep iyi kalın...
İstanbul kitap okuma grubunun bu ay seçilmiş olan kitap olması vesilesiyle tanıştığım bir efsane. Topraklarımızda doğan ve dilden dile aktarılan Köroğlu, Karacaoğlan ve Alageyik efsanelerini Yaşar Kemal kusursuz kalemiyle ölümsüzleştirmiştir. Birbirinden etkileyici 3 efsanedeki aşk, yalanlar, yanlış anlaşılmalar, hatalar, dostluklar, iyilikler ve kötülükler arasındaki mücadele, gurur ve daha pek çok duygu yoğunlukla işlenirken Yaşar kemal'İn sürükleyici anlatımında kaybolmamak elde değil...
Yaşar Kemal'in okuduğum ilk kitabı oldu ve son olmayacak kesinlikle. Kitap üç farklı halk efsanesini anlatmakta: Köroğlu, Karacaoğlan, Alageyik. Her efsane birbirinden farklı ve güzel. Efsanelerde Anadolu insanının gelenekleri, görenekleri, yaşayışları, aşkları, alışkanlıkları, sevinçleri, kederleri, mücadeleleri gibi pek çok konuyu onlara has bir biçimde sunmuş Yaşar Kemal. Okurken adeta olaylara bizzat şahit olunuyormuş gibi. Köroğlu'na seviniyorken diğer taraftan Karacaoğlan ve Alageyik'e üzülüyor insan. Üç Anadolu Efsanesi, Anadolu'yu en iyi bir biçimde yansıtan kitaplardan biri olarak hiçbir zaman değerini kaybetmeyecek nadir kitaplardan biri olacak ve bana göre eski Anadolu kavramını her zaman yaşatacak bir kitap olarak raflardaki yerini hiçbir zaman kaybetmeyecektir.
Şu anda kütüphanemde olmayan, akıbetinin ne olduğunu da hatırlayamadığım bu kitap, Yaşar Kemal'le beni tanıştıran "İnce Memed" den sonra okuduğum ikinci kitabı idi Yaşar Kemal'in.Yanılmıyorsam 65 ya da 66 yılları olsa gerekti okuduğum da Yani yarım asır öncesin den söz ediyorum. Bu üç efsane, üç hikaye beni çok etkilemiş, defa defa okumuştum... Köroğlu'nu ve Karacaoğlan'ı bilirdim de Alageyik'i buradan öğrenmiştim. Muhteşem bir anlatımla kaleme alınmış bu kitabın büyüleyici ifadelerini ezberlemeye de kalkmıştım. şimdi her biri kuş oldu kanatlanıp uçtu gittiler hafızamdan... Ama Adı anıldıkça o günleri yad ederim. O güzel hissin, duygunun kokusunu ruhumda hissederim.
Derseniz "bu kitabı bir daha okur musun?"
Cevabım "Hayır" olacak.
Niye mi?
Hatıralarımın sihrinin bozulmasından, o kokuyu bir daha duyamamak dan korkarım da ondandır... Çünkü, zamanı 14 yaşıma sabitlediğim anımdır bu kitap....
Bir yazar döneminin havasını bu kadar mı iyi mi hissettirir? Film tadında üç efsane. Köroğlu,Karacaoğlan ve Alageyik. Üçü de ayrı güzel. Kalem alınmasa Türk edebiyatı için büyük bir kayıp olurdu. Yaşar Kemal'in bu dönemi anlatması büyük bir kazanç. Belki de 30-40 yıl sonra şu an yaşadığımız hayatı anlatan kalemi sağlam yazarlar örnek almalı ki bizim dönemimizi de iyi öğrensinler gelecek nesiller. Cüneyt Arkın'ın başrol oynadığı "Alageyik" müzikleriyle ayrı güzel. Bir insan sevgilisini bırakıp bir alageyiğin peşinde koşar mı? Koşuyor işte... Şimdi biri bunu yapsa deli derler. Gerçi ona da deli diyorlarmış. "Deli Halil" Acaba deli olmayan insanlar şu an nelerin peşinde koşuyorlar? Para,mal,mülk,makam ve bir sürü dünya namına şeyler... Acaba gerçekte deli olan kim? Aşkı uğruna koşanlar mı dünya uğruna koşanlar mı? Tartışılır. Kitabı çok beğendim. Hissede hissede okuyabilirsiniz. Altı çizilecek çok söz var hem filmlerinde hem kitabında...
Yaşar KEMAL 'in kalemi moderatörlüğünde Anadolu yiğitlerinin destan yolculuğuna çıkmak eğiliminde bulunanların okumaktan aşırı zevk alacağı bir kitap.

Okumakta biraz ilerleyince, sanki yazar size bunu sözlü olarak anlatıyor hissine kapılıyorsunuz. Tıpkı küçüğüne kıssadan hisse çıkartması için hikayeler anlatan bir koca köy insanı gibi.

Özellikle Karacaoğlan bölümü beni derinden etkiledi, belki Karacaoğlan 'a yazılmış onun üzerinde kitap okudum ama en can alıcısı bu kitapta yatıyor diyebilirim.

Kendine has engin betimlemeleriyle olay örgüsüne ayrı bir tat katan Yaşar KEMAL 'in bütün kitapları okunabilir, okunmalıdır.
İnsanoğlu şu dünyada neyi arar, arasa arasa dostluğu, kardeşliği arar, sözü çok uzatmak neye yarar...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Üç Anadolu Efsanesi
Alt başlık:
Köroğlu, Karacaoğlan, Alageyik
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
222
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807459
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Üç Anadolu Efsanesi
Üç Anadolu Efsanesi Köroğlu, Karacaoğlan, Alageyik
Halk söylencelerine, efsanelere duyduğu hayranlıkla Köroğlu, Karacaoğlan ve Alageyik efsanelerini kendine has tarzıyla kaleme alan Yaşar Kemal, anlatım gücünü besleyen bereketli topraklara olan vefa borcunu da "Üç Anadolu Efsanesi" ile öder.

“Kilometrelerce yürüyüp, dağ bayır koşup ne kurtarırsa kârdır kuralınca, önce ağıtları, sonra da türküleri, koşmaları, destanları, Çukurova'nın tüm uyaklı uyaksız söz çeşitlerini, tekerlemelerini, küfürlerini avlıyordu. Folklor derlemesi filan değildi, bu iş hayat memat işiydi, özbeöz malını kurtarıyordu Çukurova'nın, sorumluydu kurda kuşa karşı, şaka değil.”
Abidin Dino, Milliyet Sanat

“Yaşar Kemal, Anadolu âşık-hikâyecilerinin geleneğine göbek bağıyla bağlanmış bir yazar. Onu ta çocukluğundan başlayarak Anadolu sözlü geleneğinin destansı türleri büyülemiş.”
Pertev Naili Boratav

Kitabı okuyanlar 934 okur

  • Meltem bozkurt
  • Ece Öge
  • Solus Rex
  • Melis Altunpek
  • Ezren Yeliz Başaran
  • Selen
  • Semih Taşkın
  • Alternatifin Gediklisi
  • Savas Özdemir
  • Selvinaz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.8
14-17 Yaş
%8.1
18-24 Yaş
%16.8
25-34 Yaş
%32.7
35-44 Yaş
%25.4
45-54 Yaş
%9.2
55-64 Yaş
%2.4
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%57
Erkek
%43

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%44.1 (146)
9
%22.4 (74)
8
%21.1 (70)
7
%7.3 (24)
6
%3 (10)
5
%1.5 (5)
4
%0.3 (1)
3
%0
2
%0
1
%0.3 (1)

Kitabın sıralamaları