·
Okunma
·
Beğeni
·
27,5bin
Gösterim
Adı:
Teneke
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
158
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807190
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Bir Anadolu kasabasında, çeltikçi ağaların yönetmenliklere karşı gelerek ektikleri çeltik sıtmaya neden olur. İdealist ve genç kaymakam tüm tecrübesizliğiyle, sıtmaya tutulan kasaba halkı adına ağalara mücadeleye girişir. Ancak kaymakam kasabadan, ardından teneke çalınarak sürülür. Teneke idealizm ile baskın güç arasındaki mücadelenin romanıdır.
158 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Ah ah,keşke bu kitabı hiç okumasaydım!
İnceleme videosu: https://www.youtube.com/...mnFmcb8GaM8&t=8s

Cahil insan mutludur. Neden bilir misiniz?
O ülkesinin başına neler gelmiş bilmez, neler gelecek bilmez...
O mutluyum sanır her şey güzel gidiyor sanır...
O kendisini özgür sanır halbuki köledir...

Cahil insan mutludur.

Bi' kasaba var. Anadolu'nun Çukurova'nın bir kenarında.
"Bir Anadolu kasabası... Uçsuz bucaksız. Ağaçsız, otsuz, yangın yeri bozkırların ortasında bir kasaba... Çamur içinde..."

Yoksulluğun, adaletsizliğin, yoksulun hor görüldüğü, din,iman kalmayan, ahlaksızların ahlaklı olduğu bir kasaba!
İnsanlara değer verilmeyen, adi,şerefsiz insanların "aga" olduğu bir kasaba!

Eşraf takımı ya hani bunlar, "o eşraf ki memurları kul eder, köylüyü köle gibi kullanır."

O şerefsizler ki gelen kaymakama peşkeş çekerler, eğlendirmeye çalışırlar.

Dertleri başkadır. Çentik ekmek...

Devlet vardır değil mi hani nizam vardır kanun vardır...
Çentik ekmek istersen köyden şu kadar kilometre uzakta ekeceksin der.
Bunları bunları yapacaksın ki sinekler çoğalmasın.
Çoğalmasın ki sıtma insanları öldürmesin.
Öldürmesin ki devlet yaşasın...

Ama bunlar öyle şerefsizdir ki bunların hiçbirini yapmayıp kaymakama peşkeş çekerler.
Haysiyetsiz insanlardır onlar, solucan gibi yaşayan korkak ve pislik insanlar.

Tabi, ağızlarından da "Allah"ları eksik olmaz!
İnşallah derler, Süphanallah derler!
İnsan hakları, eşitlik, güzellik demezler ama!

Diyene ne derler peki? "Guminist"
Bunları devlete şikayet edene komünist derler.
Tabi komünist ne demek bilmezler onlara göre kötü ya!

Ben de komünistim lan!
Sizlerin ahlakınız buysa eşitliğiniz buysa ve sizler "aga"ysanız, ben de komünistim lan!

En başta dedim ya hani cahillik güzeldir, mutluluktur diye.
İşte cahillik bundan mutluluktur.
Ülkede neler oluyor bilmezsiniz. Kitap okumazsınızdır ondan eskilerde de neler olmuş bilmezsiniz.

"Hayat güzel gidiyor ya!" dersiniz...

Felsefe ne bilmezsiniz bu yüzden de "Hayat bu işte..." der geçersiniz.
Yorulmazsınız, çalışmazsınız ve de düşünmezsiniz!

Dogmalara inanır hayata iyi güzel yaşamaya devam edersiniz.
"Kader..." der geçersiniz. Her kötülüğü kadere bağlar da hiçbir şeyi üstlenmezsiniz.

Bu kasaba 35 yılda tam 43 kaymakamı kovmuş biliyor musunuz? 43...
Kitabın ismi de oradan gelir. Kuyruklarınıza teneke bağladık dermiş gibi kaymakamlar giderlerken arkalarından teneke çalarlar.

Kusura bakmayın sinirlendim ama;
Bu ülkede böyle insanlar hiçbir zaman tükenmiyecektir. Rüşvet yiyen köpeklerle onlara rüşvet verenler de köpektir.
Kendi dostlarını kayıranlar da, para kazanma hırsına yeşilliği yok edenler de
Hepsi ama hepsi...

Ben ise neyim?
Ben daima onların karşısına dikileceğim.
Cahillik mutluluktur ama ben durmadan okuyacağım!
Okuyacağım ki öğreneyim.
Öğrendiğim her şeyi de başkasına aktaracağım.
Durmadan konuşacağım durmadan anlatacağım.
Güzellikleri anlatacağım adaleti anlatacağım eşitliği, insan haklarını, mutluluğu anlatacağım.
Yıldızlara bakmayı anlatacağım.
Mutsuz oldukları zamanlarda Cemal Süreya'yı dinleyebileceklerini ve
Ve Tezer Özlü'ye sarılabileceklerini...

Onlar "aga"ysa ben de "guministim"!

Okumak isteyen herkese iyi okumalar dilerim.
151 syf.
Yarıda kalan savaşında,ezilen köylünün arasından, onun kendilerinden yana olduğunu anlayanlar çıktı ya,bu,kaymakama yeter.Bu artık onun için son değil gittiği yerlerde ağalarla köylüye zülm edenlerle bu mücadelesini her zaman halkın desteğini alarak sürdürecektir.
151 syf.
·3 günde·10/10 puan
Zulüm her yerde zulüm ister kasabada, köyde ister şehirde olsun.

Cebinde para olan, varlıklı olan güç kendisinde olsa dahi insanların ölmesine sebebiyet verecek kadar sınırsız hakka sahip midir? Kitaba göre pek tabii sahip. Kalabalıklar yine cebinde para olanı söz sahibi yapıyor ne acı.

Kitabı okurken fazlaca sinirleneceğinizi bilerek okuyunuz. Öyle ki gözünü hırs bürümüş " ağaların " tek istediği sonucu ne olursa olsun kanunsuz, nizamsız da olsa " çentik ekmek". Bununla birlikte insanlar yerinden yurdundan olmuş, çamur içinde kalmış, sıtmadan ölmüş onlar için ne fark eder? Köylüler bu acıları çekerken seyirci kalmak çok yıpratıcıydı, sanki onlar ile birlikte bende yaşadım olanları. Haklarını aradılar aramasına da keşke sonuç farklı olsaydı.

Karakterlerden Resul Bey ile Kaymakam Bey'e gelecek olursak aralarındaki gönül bağı, mücadele ruhunu derinden hissettim.Kaymakam 'ın verdiği mücadelenin olumlu sonuçlanmasını beklerken gönderilen 43 Kaymakam gibi teneke çalma merasimiyle kasabadan ayrılışını izledim. Yine haksızın kendini güçlü kılışı ile karşı karşıya kaldım.

Ayrıca kitap iki bölümden oluşmakta. İlk bölümü okuduktan sonra tiyatro oyunu olan kısma geçiyorsunuz ki bu bölüm gerçekten muhteşem idi. Öyle ki okumadım izledim resmen. Karakterlerin ruhsal durumları, iç hesaplaşmaları bu bölümde beni daha çok içine çekti. Bu bölümde ek olarak Tellal karakteri bulunuyordu o da çok başarılı kurgulanmıştı.

"Yaşar Kemal'in kalemine hayran olunca okumayı sürdürdüğüm ikinci eseri oldu Teneke. Herkesin kesinlikle okuması gereken bir eser şiddette tavsiye ediyorum. Okuyunuz. "
158 syf.
·3 günde·10/10 puan
Yaşar Kemal bu eserini yazarken karakterleri eserin yazıldığı dönemin iyi ve kötü insan profillerinden seçerek oluşturmuş gibi geldi bana. Bu profiller, zannediyorum ki dönemin Türkiye’sini, günümüzden anlayabilmek adına okur nezdinde büyük bir öneme sahip olsa gerek.

Usta kalemimizden söz bahsi açalım isterim; Yaşar Kemal okuyan okurun genel anlamda izleyeceği bir yol vardır; kitabı okumaya başlar, karakterleri tanır, benimser ve doğa tasvirleri ile kitabın gerçekçi dünyasında kaybolur.

Bu yolu izleyen bir okur olarak zihnimde uyanan düşünceleri paylaşmak isterim. Bana göre İnsan, en genel kapsamı ile ikiye ayrılır. İyi ve kötü. Bu iki soyut kavram arasında bulunan çizgi, tıpkı siyah ile beyaz arasındaki kadar nettir. İnsan kendi iç dünyasında iyi ve kötü kavramlarını barındırır. Bunlardan hangisinin baskın olacağına ise insanın kendisi karar verir. Yaşar Kemal bu muhteşem eserinde okuru bu ayırdımı yapması hususunda düşünceleri ile baş başa bırakır denebilir. Tabi ki anlatıcımız bu sorgulamayı bilhassa soru sorarak yapmaz, alttan altta karakterler üzerine düşündürürken bir anlamda okura bilincinin dışında yaptırır bunu. Sorarım size ustalık bunu gerektirmez mi zaten.

Tüm bunların dışında Teneke, konu itibariyle dönemin idealist insanlarının, yönetimin baskı rejimi ve bu rejimin doğurduğu çıkarcı insanlar arasında ki mücadeleyi anlatır. Çıkarcı insanlar neyi gözetir diye bir soru düşer okurun aklına. Kitaptaki çıkarcı insanlar, rejimin açıklıklarından faydalanarak haksız fazla kazanç sağlayan bireylerdir. Haksız fazla kazanç sağlamak bir nebze anlaşılabilir bir durumdur; her zaman var olmuş, oluyor ve olacak olan “İnsan Talihsizliği’dir.” Ancak bu noktada usta yazarın değindiği çok daha farklı bir olay vardır. Bir insan haksız kazanç sağlamak için insan hayatını önemsemiyor, saygı duymuyor ve onurunu hiçe sayıyorsa bu insan net bir şekilde kötüdür.

Teneke, Türkiye'de iyi insanların uğurlanmasının hikâyesidir. Yolcu eden insanların bu vurdumduymazlığı çağın en büyük talihsizliğidir. Geçmiş geleceğe her zaman ışık tutmaktadır. Biz okurlar, kimi zaman bu ışık karşısında aydınlığa kavuşabilirken kimi zamanda kör oluruz...

Aydınlığa erenlerden olma umudu ve dileğiyle keyifli okumalar dilerim.
158 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10 puan
23 Eylül 2018
Yaşar Kemal'den nihayet bir kitap okuyabildim. İsmine sonuna kadar anlam veremesem de sonunda o teneke kulaklarımda çın çın ederken, mevzu bahis anlamına kavuştu.

Çukurova, pamuk diyarıdır. Ya cepleri daha çok para görecek ağalar? Ya hökümet adamları, ganunlar? Zaman zaman midenize kramplar girecek zaman zaman gülümseyeceksiniz. Fakat tam manasıyla gülümsemek ne kadar mümkün, bilmiyorum. Hayat bana hep şunu düşündürtüyor: Mutluluk YOK. Yani var da gölgesi işte. Mağarada yaşayan ve yıllarca gün ışığının vurduğu doğanın gölgesini gören adamlar aklıma geliyor. İçlerinden biri zincirlerinden kurtulduğunda arkadaşlarına doğayı anlatmış ve onlar adama gülmüş. Umarım göremediğim için kör olan benimdir. Umarım bu dünya iyilerin zincire vurulduğu, öbür dünyanın gölgesidir. Umarım ölüm geldiğinde gideceğimiz diyar gölgeler değil gerçekler diyarıdır. Umarım öbür dünya iyiliği bulacağımız yerdir. (Bu bahsettiğim olay bir felsefe konusu ve ilişkilendirdiğim konuyla hiç ilgisi yok, biliyorum.)

Burdaki çoğu insan mutsuz. Mutsuzluğumuzu aşmak için bataklıkta gibi çırpınıyoruz. Ne çare ki çırpınmasak da batıyoruz, çırpınsak da çamur deryası. Ellerim, kollarım, gözlerim, kalbim yorgun. Başımı kaldırıp bakacak mecalim yok gibi hissediyorum. Dünyamı ne kadar küçültsem de dünyadan kaçmak namümkün. Bir şekilde insana maruz kalıyoruz. Bütün insanlardan onulmaz şekilde hoşlanmıyorum. Gülümsemek istediğim her an, bir zaman sonra yerini kötülüğe bırakıyor.

Eskilere özeniyoruz. Bu tür kitapları okuduğumda, o köylülerden biri olduğumu düşünüyorum. Çaresizlik her yanımı çeltiğe gelmiş sivrisinekler gibi sarıyor. Her şey adi ağaların ellerinde. Onların tercihleriyle hayatlarımız şekilleniyor. Bugüne geliyorum. İsmi ağa değil hökümetin adamları olan başkaları bitiyor gözümün önünde. Onulmaz bir nefret var içimde. Ama şaha kalkamayacak kadar yorgunum. Kırbaç darbelerine tuz yemiş gibi değilim, her şeyin farkında, her acının hissinde hafif bir anesteziye maruz kalmış gibiyim. Hissediyor ama elimi kolumu oynatamıyorum. Herkesten tiksinmekten başka elimden bir şey gelmiyor. 9. senfoni içimizi bir nebze olsun mutlu eder mi Gaymagamum?

Yaşar Kemal'in Çukurova'dan bir kesit sunduğu ince bir uzun hikaye. E-kitap olarak okudum. Çok kolay akmadı benim için. Ama ilk defa okuyacak biri için sanırım kötü bir tercih değildi. Epey araştırdım. Yazanları yazılış sırası ile okuma prensibim var. 1955'te bunu yazmış. Aynı yıl İnce Memed romanı yayınlanmış. Yani biraz şüpheli bir şekilde elimdeki bu olduğu için bunu okudum. İnce Memed'i okumak için daha uzun bir zaman var. Okuyacaklara keyifli okumalar dilerim.
158 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Yaşar Kemal ile tanışma kitabım “Teneke” oldu. Aynı zaman da YAŞAR KEMAL OKUMA ETKİNLİĞİ #29267027 gibi güzel bir etkinliğin bünyesinde yaşadım bu tanışmayı. Çok da güzel oldu çok da iyi oldu. :)

Neden Yaşar Kemal’i daha önce okumamışım ben be!

Çukurova…
Aynı bölgede hem yeşili , hem sarıyı gösteren Çukurova... Güneşin alnında yürümek zorunda kaldığın , asfalta yumurta kırsan pişecek , çekilmiş biberleri dama koysan salça edecek kadar sıcak Çukurova… Memleketim. Etnik köken bakımından çok farklı kültürden insanların bir arada olduğu , aynı sıcağa sövdüğü , aynı tarlada pamuk topladığı , aynı suyu içtiği , cam kırığına cıncık , çamaşır suyuna hipo , ıslanmaya cımcılık diyen insanların bulunduğu ve aynı insanların aynı sıtmadan öldüğü ,gözlerimi hayata açtığım , ilk nefesimi aldığım, memleketin incisi…

Roman bir grup köy ağasının pamuk tarlası olan alanları hatta köy içlerine çeltik tarlaları haline getirmeye çalışması ve bir grup insanın da bunlara engel olmaya çalışması üzerine kurulu.
Çukurova da yazın sinekten geçilmez. Klimalar çıkmadan önce de cibinliksiz uyunmazdı. Akşamları iki dakika balkonda çay içemez olurdunuz , sinekler etinizi rahat bırakmazdı çünkü. Şimdi ki zamanda bu halde Çukurova bir de geçmişte , klima yokken , evler derme çatma , hastaneler , doktorlar yetersiz , insanlar zaten yoksulken. Gelip bu bölgeyi sıtma hastalığının inine çeviren para babalarına karşı koymak herkesin harcı değildi.

Dillerinde memleket, her sevmediğine komünist damgası yapıştıran, daha komünizmin anlamını dahi bilmeyen , dili çatallı bu para babalarına karşı bir avuç insan… Kaymakam ,Resul , tam anlamıyla görmek istediğim bir kadın profili olan Zeyno Ana ve Kürt Memed Ali…

Bu bir avuç insan nasıl karşı çıkacaktı ki bu katillere? Bir çoğu çocuğunu toprağa vermişti bu hastalıktan. Susmak istemiyorlardı. Direniyorlardı. Ama devleti bile yoluna getirirdi bu para babaları çünkü doğru ve yanlışın savaşının geçtiği bu topraklarda doğru ve yanlış para ile satın alınabiliyordu.

Ama inanmak... Her şeyin çözümü olabilecek , büyük umutları , kaliteli direnişleri beraberinde getiren bir olguydu. İnanmak , başarmanın yarısıydı. İnanmak zorunluydu. Çünkü sarının hakim olduğu bu topraklarda inanmak belki de yapılabilecek , fitili ateşleyebilecek tek şeydi. Ve inanmaktan başka çare yoktu.
158 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Yine beni etkileyen bir Yaşar Kemal romanı okudum. Nasıl etkilemesin ki?

Eserlerindeki Anadolu’yu, doğa ve insanın paralel minvalinde yaşanan haksızlıkları, adalet arayışını, proleter kesimin hep diktatör para ağalarının zulmüne uğramalarını, Yaşar Kemal’den daha iyi kim anlatabilir?

“Hüyükteki Nar Ağacı”ndan sonra, Teneke’yi okumam beni Çukurova’da ekmek parası kovalayan, biçare köylü işçilerin yanındaymışım, onları seyredip bir şey yapamıyormuşum hissini verdi. Buradaki hikayede de Çukurova’da çeltik ağalarının daha çok kazanç uğruna yaptıkları kanunsuz işlerin (pirinç ekip tüm köyü sular altında bırakıp, insanların sıtmaya yakalanarak hayatlarını hiçe saymaları) anlatılıyor.

Resul efendi ile perde açılıyor. Adamcağız kaymakam vekilliği yapan, bu işten çeltik ağalarının zorbaca girişimlerinden yılmış, emekliliği için gün sayan resesif biri. Dört gözle yeni gelecek kaymakamı bekliyor. Gelsin ki kendisi biran evvel bu eziyetten kurtulsun. Ve bir gün beklenen haber geliyor. Genç, deneyimsiz ve idealist kaymakam Fikret Irmaklı bu göreve atanıyor. Kendisi gelmeden özgeçmişi tüm kasabanın ezberinde yer etmiştir bile. Herkes, bilhassa belalı çeltik ağaları, eşraf kaymakam için hemen plana koyuluyorlar.

Genç kaymakam geldiğinde hürmetle karşılanır, el pençe divan gösterileri, memnuniyet sözcükleri bol keseden harcanır. Bu durum kaymakamın çok hoşuna gider. Hatta babasının nasihatlarını unutmaktan ve kendisinin önyargılarını bile dile getirmekten çekinmez. Hiç böyle tahmin etmezdim, gelmeden evvel kasabanızı tahlil ettirdim, yobazlar, eşkıyalar, devlet tanımazlar olduğunu bilirdim der. Oysa gördükleriyle aklındakiler birbirini tutmamaktadır. Köy halkı kaymakamı için canını verecek kadar kadar candan görünmektedirler!

İlerleyen zamanlarda Fikret Irmaklı ve ağalar arasında savaş başlar. Hakkın hukukun sorgulandığı, silindiği, gücün aslında kimde baskınsa o tarafın sözünün geçtiğinin bir hayat gerçeği ve acımasızlığının içinde buluruz kendimizi. Sonunda kendimi kötü hissettim!

Murtaza ağa, Okçuoğlu, Osman ağa, Kürt Memed, Zeyno Kadın kitabın diğer önemli kahramanları. Bir çok konuşmada yöreye ait şiveye ve terimlere rastlıyorsunuz. Kitap, tiyatro oyunu olarak da ayrıca yazılmış. Tiyatroyu çok seven biri olarak bu oyuna gitmediğime çok hayıflandım.

Bu mücadelenin ve adaletin romanını mutlaka ve mutlaka okumanızı tavsiye ediyor, böyle muazzam kitaplarla kalmanızı diliyorum.

Ayrıca etkinliği oluşturan, teşekkürlerimi de bu güzel arkadaşlar için unutmayacağım;
https://1000kitap.com/mazkap , Roquentin , Li-3
158 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10 puan
Çukurova deyince akıla Yaşar Kemal, Yaşar Kemal deyince akıla Çukurova gelirmiş...

Tesadüfen okumak şevkine düştüğüm bu kitapla bugün Çukurova tarlalarını gezdim, Çeltik ağalarına kızdım, Memed Ali`e bazen darıldım, Zeyno ana ile gururlandım, kaymakama acıdım...

Bir kitap ve yine farklı farklı duygular..

Kitabın konusu,
Çukurova`da yine yoksul köylüye elinde kırbacı olan ağalar zulm eder, insanlar sıtmadan ve yoksuluktan kırılır. Bu demde ise köye yeni kaymakam gelir.. Yaşı genç, idealleri temiz birisi. Ağalara ters yönde duran Fikret kaymakam...
Kaymakam insanların haksız yere mağdur olmasına üzülür. Onlar için mücadele başlatır. Tabii kanun çerçevesinde. İyi ile kötü yine yan yanadır.. Kim kazanacaktır? Yaşar Kemal neden üzüyorsun bizi?..

Her ne kadar da kötü güçlerin sonunda dediklerini yapmış olduğunu görsek de yazar, bize iyi ile kötünü ayıracak kadar düşünme şansı verir ve gerisini bizim vicdanımıza bırakır..

Büyülü tasvir yeteneği, eski zaman insanları, ağalar, muhtarlar, mağdur köylü dönemi. Ne kadar uzak bir manzara değil mi? Uzak değil ama. Sadece kötülük isim değiştirmiş..

Yaşar Kemal okunmalı.. Okuyun.. Okutun..

Keyifli okumalar...
151 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Kısa ve öz olarak Anadolu insanının ne kadar içten pazarlıklı olduğunu, kabına göre şekil aldığını fakat içten gelen asil bir duruşu olduğunu özetler nitelikte. Genç bir kaymakamın ilk görev yerine yaşadığı sorunlar ve toyluğuna bağlı yaptığı hataları düzeltmeye çalışırken olayların gidişatını Anadolu dili ile anlatıyor. Okumaya değer 8/10
158 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Nankörsün insan oğlu! Yaşar Kemal’in yine su gibi akıp giden kitaplarından bir tanesi. Ezilenin yanında olan onlar için uğraşan kaymakamın boşa giden çabasını yine harika bir dille anlatmış büyük usta. Tavsiyedir. Keyifli okumalar.
158 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Kasabaya yeni atanan bir kaymakam ve ağalık düzeni ile savaşı.. Yine bir Yaşar Kemal klasiği..Ben yazarı seviyorum.Anadolu insanını anlatışını, şiveleri, kendine has sözcükleriyle her kitabı beni etkiliyor.
Kitap iki kısımdan oluşuyor. İlk bölümde hikayeyi , ikinci bölümde de bu hikayenin tiyatroya uyarlaması bulacaksınız..
158 syf.
·1 günde·10/10 puan
Mazinin tozlu sayfalarında derebeylerin küçük sembolü ağalalara denk geliriz. İnsanları kendileri için çalıştıran, ekmeği ile tehdit edip her şeyi yaptıran zulmün kaynağı olmuş ve ne olursa olsun paranın açamayacağı kapı yoktur cümlesinin altını çizen çizdikleri çizgi altına da sığınan ağalar toz zerreciklerine sarılı kelimeler halinde gözümüze takılır...
Ne dürüstlük para eder ne hak olanı savunmak ne de zulmün karşısında durmak. Daha fazla kazanmanın uğruna, sadece toprağın gerçek anlamda doyurabileceği gözlerin uğruna insan en aşağılık durumların setinde başrol çeker. Bütün kötü karakterleri bünyesinde barındıracak bir başrol ve hiç ölmeyecek bir başrol...

Ve doğru söylenin arkasına tenekeler bağlayıp dokuz köyden kovarlar...
İnsan ne demektir, insan? Kavun değildir ki insan şöyle kıçını koklayıp neyin nesi olduğunu anlayabilesin. İnsanı tarif etmek gerekirse, şöyle tarif edebiliriz: İnsan konuşan hayvan değil, mektup yazan hayvandır.
Yaşar Kemal
Sayfa 89 - YKY
Birdenbire içinde birşeyler duydu. Ta yüreğinde ... Bir yerleri acıyordu. Neresi ama, hiç bir yeri. .. Ama acıyordu. Yüreği sıkılıyordu.
Susuzluk kötü, kötü, kötü... Daha fazla açtırmayın kutuyu, söyletmeyin kötüyü... Neme gerek, şimdi gelir de birisi, komünist diye yakama yapışır. Yok, yok ısrar etmeyin! Anlayın gerisini, canım! Gözlerimin içine bakın, ne demek istediğimi anlarsınız... Hadin, eyvallah!
Yaşar Kemal
Sayfa 113 - yapı kredi yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Teneke
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
158
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807190
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Bir Anadolu kasabasında, çeltikçi ağaların yönetmenliklere karşı gelerek ektikleri çeltik sıtmaya neden olur. İdealist ve genç kaymakam tüm tecrübesizliğiyle, sıtmaya tutulan kasaba halkı adına ağalara mücadeleye girişir. Ancak kaymakam kasabadan, ardından teneke çalınarak sürülür. Teneke idealizm ile baskın güç arasındaki mücadelenin romanıdır.

Kitabı okuyanlar 5,2bin okur

  • Esengül Kılınç
  • Oya Ayan
  • Seyhan şar
  • Gazel
  • l.a.s
  • Dilan
  • yasemin sermetcioğlu
  • Hilal Kemer
  • Bibliosmia♡
  • Ş

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%4.8
13-17 Yaş
%5.1
18-24 Yaş
%18
25-34 Yaş
%34.8
35-44 Yaş
%26.1
45-54 Yaş
%7
55-64 Yaş
%2.5
65+ Yaş
%1.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%51.6
Erkek
%48.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%29.9 (445)
9
%22.7 (338)
8
%23.3 (347)
7
%10.9 (162)
6
%3.4 (50)
5
%1.3 (19)
4
%0.4 (6)
3
%0.4 (6)
2
%0.1 (1)
1
%0.1 (1)

Kitabın sıralamaları