Teneke

8,4/10  (128 Oy) · 
425 okunma  · 
113 beğeni  · 
2.833 gösterim
Bir Anadolu kasabasında, çeltikçi ağaların yönetmenliklere karşı gelerek ektikleri çeltik sıtmaya neden olur. İdealist ve genç kaymakam tüm tecrübesizliğiyle, sıtmaya tutulan kasaba halkı adına ağalara mücadeleye girişir. Ancak kaymakam kasabadan, ardından teneke çalınarak sürülür. Teneke idealizm ile baskın güç arasındaki mücadelenin romanıdır.
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2016
  • Sayfa Sayısı:
    168
  • ISBN:
    9789750807190
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Aysel 
14 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Çukurova deyince akıla Yaşar Kemal, Yaşar Kemal deyince akıla Çukurova gelirmiş...

Tesadüfen okumak şevkine düştüğüm bu kitapla bugün Çukurova tarlalarını gezdim, Çeltik ağalarına kızdım, Memed Ali`e bazen darıldım, Zeyno ana ile gururlandım, kaymakama acıdım...

Bir kitap ve yine farklı farklı duygular..

Kitabın konusu,
Çukurova`da yine yoksul köylüye elinde kırbacı olan ağalar zulm eder, insanlar sıtmadan ve yoksuluktan kırılır. Bu demde ise köye yeni kaymakam gelir.. Yaşı genç, idealleri temiz birisi. Ağalara ters yönde duran Fikret kaymakam...
Kaymakam insanların haksız yere mağdur olmasına üzülür. Onlar için mücadele başlatır. Tabii kanun çerçevesinde. İyi ile kötü yine yan yanadır.. Kim kazanacaktır? Yaşar Kemal neden üzüyorsun bizi?..

Her ne kadar da kötü güçlerin sonunda dediklerini yapmış olduğunu görsek de yazar, bize iyi ile kötünü ayıracak kadar düşünme şansı verir ve gerisini bizim vicdanımıza bırakır..

Büyülü tasvir yeteneği, eski zaman insanları, ağalar, muhtarlar, mağdur köylü dönemi. Ne kadar uzak bir manzara değil mi? Uzak değil ama. Sadece kötülük isim değiştirmiş..

Yaşar Kemal okunmalı.. Okuyun.. Okutun..

Keyifli okumalar...

Jay 
 01 Eki 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · 10/10 puan

Yaşar Kemal bu eserini yazarken karakterleri eserin yazıldığı dönemin iyi ve kötü insan profillerinden seçerek oluşturmuştur. Bu insan profilleri sanıyorum ki dönemin Türkiye’sini, günümüzden anlayabilmek adına okur nezdinde büyük bir öneme sahip. Yaşar Kemal okuyan okur, kitabı okumaya başlar, karakterleri tanır, benimser ve doğa tasvirleri ile kitabın gerçekçi dünyasında kaybolur.

Bana göre İnsan, en genel kapsamı ile ikiye ayrılır. İyi ve kötü. Bu iki soyut kavram arasında bulunan çizgi, tıpkı siyah ile beyaz arasındaki kadar nettir. İnsan kendi iç dünyasında iyi ve kötü kavramlarını barındırır. Bunlardan hangisinin baskın olacağına ise insanın kendisi karar verir. Yaşar Kemal bu muhteşem eserinde okuru bu ayırdımı yapması hususunda düşünceleri ile baş başa bırakır. Tabi ki anlatıcımız bu sorgulamayı bilhassa soru sorarak yapmaz, alttan altta karakterler üzerine düşündürürken bir anlamda okura bilincinin dışında yaptırır bunu. Ustalık da bunu gerektirir zaten.

Tüm bunların dışında Teneke, konu itibariyle dönemin idealist insanlarının, yönetimin baskı rejimi ve bu rejimin doğurduğu çıkarcı insanlar arasında ki mücadeleyi anlatır. Çıkarcı insanlar neyi gözetir diye bir soru düşer okurun aklına. Kitaptaki çıkarcı insanlar, rejimin açıklıklarından faydalanarak haksız fazla kazanç sağlayan bireylerdir. Haksız fazla kazanç sağlamak bir nebze anlaşılabilir bir durumdur; her zaman var olmuş, oluyor ve olacak olan “İnsan Talihsizliği’dir.” Ancak bu noktada usta yazarın değindiği çok daha farklı bir olay vardır. Bir insan haksız kazanç sağlamak için insan hayatını önemsemiyor, saygı duymuyor ve onurunu hiçe sayıyorsa bu insan net bir şekilde kötüdür.

Teneke, Türkiye'nin iyi insanların uğurlanmasının hikâyesidir. Yolcu eden insanların bu vurdumduymazlığı çağın en büyük talihsizliğidir. Geçmiş geleceğe her zaman ışık tutmaktadır. Biz okurlar, kimi zaman bu ışık karşısında aydınlığa kavuşabilirken kimi zamanda kör oluruz. Aydınlığa erenlerden olma umudu ve dileğiyle keyifli okumalar dilerim.

Kitabın konusu hem roman şeklinde hem de tiyatro metni şeklinde kaleme alınmış. Ikinci kısımda yani tiyatro metninde diyalogların artması, roman kısmındaki bir çok olaya, duruma daha ayrıntılı şekilde tanık olmanızı sağlıyor. Bu yüzden bence iki kısım da birbirlerini tamamlıyor, okuyana iki kısımdan birini es geçmemelerini, ikisini de okumalarını tavsiye ederim şimdiden.

Yıllardır oynadıkları oyunlarla yaptıkları hilelerle, köylünün sıtmadan ölmesi pahasına, kanuna uygun düzenlenmemiş çeltik tarlalarına bir şekilde ruhsat alabilen çıkarcı ağaların bu düzeni kasabaya yeni atanmış gözü pek, kararlı kaymakamın gelişiyle sekteye uğrar, bozulur. Ağalar o yıl çeltik tarlalarına ruhsat alabilmek için türlü dalavereye başvurur. Tüm imkanlarını bu uğurda seferber ederler ama yeni kaymakam, taş parçası gibi kaymakam bu düzeni bozmaya kararlıdır. Her şeye rağmen savaşır ağalarla. Vekili Resul bey'in bu yolda ona çok yararı dokunur, yeni gelişmeleri, dedikoduları anında ona rapor eder. Bu arada köylülerden biri olan Zeyno Ana köylüyü örgütlemekle, köydeki erkekleri ağalara karşı, zulme karşı gelmeleri için yüreklendirmekle uğraşır. Yaşar Kemal'in okuduğum kitaplarının neredeyse tümünde Zeyno Ana gibi bir karakter vardır. Bu karakter kilit karakterdir bana göre. Zulme karşı verilecek mücadeleye olan umudun sembolü ve kararlılığın göstergesi... Tam da her şeye razı olunacağı, boyun eğileceği bir anda bu karakter birden ortaya çıkar, köyü, ortalığı birbirine katar, zulme karşı insanların içinde sönmeye yüz tutmuş alevi harlandırır ve olayların seyri değişir. Tabi bir de eski eşkiya olan, Zeyno Ana'yı başından sonuna kadar yalnız bırakmayan Mehmed Ali var. Ağa bir değil ki vurayım kurtulalım, ağa yüz tane, bin tane, derken ister istemez hak veriyorsunuz ona ama bu düşüncelere rağmen mücadelesini sürdürür, pes etmez beklendiği gibi.

Sonra topyekün bir mücadeledir başlar. Zalim ile ezilenin mücadelesi... Imkanlar kısıtlı da olsa, bazen umutsuzluk had safhada da olsa, yüreklerde harlanan inanç sayesinde dört elle sarılırlar mücadeleye. Yaşar Kemal, bunu çok iyi bir şekilde aktarabiliyor okuyucuya. İster istemez o mücadelenin bir tarafında konumlandırırsınız kendinizi ve siz de mücadele edersiniz karakterlerle birlikte.

Romanın sonunda ağalar, hileleri sayesinde kaymakamın başka yere tayin edilmesini sağlarlar. Keyiflerine diyecek yoktur, öyle ki bu zaferlerini gönderilen her kaymakamın ardından dalga geçmek amacıyla çaldıkları tenekelerin sayısını o güne kadar hiç olmadığı kadar arttırarak kutlarlar. Kazanmışlardır(!), istedikleri olmuştur. O yıl ürünleri ziyan olmuştur, ama buna değmiştir. Unuttukları bir nokta vardır ama, her ne kadar içlerinde ağaların zulmüne boyun eğip evlerini satarak ağaların ekmeğine yağ süren-sürmek zorunda kalan köylüler olmuşsa da kaymakam giderken bütün köylüye kendinden bir miras bırakmıştır: haksızlığa boyun eğmemeyi, mücadeleden vazgeçmemeyi...

Kralın Kızı ^^ 
01 May 19:35 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yaşar Kemal'in başarılı bir şekilde yazmış olduğu ,okuyucuda ilgi uyandıran bir kitap. Her sorunun bir çözümü olduğunu bu kitapla daha da iyi anladım. Hiç üşenmeden, düşünmeden herkese tavsiye edebilirim. Kitapta anlatımdan çok konuşma var. Bu konuşma köylülerin ağzından tam olarak eksiksiz alınmış ve yazılmış gibi. Kitabın bu yönü bende daha da okuma zevki uyandırdı...

Hera 
15 Nis 01:11 · Kitabı okudu · 13 günde · Beğendi · 8/10 puan

Yaşar Kemal yine Yaşar Kemalliğini yapıyor. Çukurovanın havasını, toprağını, insanını gözümüzün önüne seriyor.
Kasaba çeltik ağalarının elindedir onun dışında köylü yoksulluktan sıtmadan geberir haldedir. Çeltik yani pirinç ekme zamanına yakın kasabaya genç bir kaymakam atanır. Genç kaymakam ilk başta neler döndüğünü anlamaz ama anlayınca da ağalara kök söktürmeye başlar.
Ama işin yürek burkan yanı köylünün halidir her ne olursa olsun.
Yaşar Kemal ne yazarsa yazsın insanın kalbinin ta derinine dokunuyor. Geçmiş zaman Türkiyesini koyuyor.
Ama bazen belki diyor insan. Belki hâlâ oralar aynıdır. Kim bilir?

Tuğçe 
02 Ara 2015 · Kitabı okudu · 20 günde · Beğendi · 9/10 puan

Yaşar Kemal dönemin Anadolusunu, halkın ağalarla mücadelesini, arada ezilen ve dürüst kalmaya çalışan memurların dramını akıcı bir dille anlatıyor. Kitabın yarısı roman olarak yazılmış, diğer yarısında da hikayenin tiyatro için yazılmış hali var. Kitap buram buram Anadolu ve çaresizlik kokuyor. Yöresel dil fazlaca kullanılmış zaman zaman okumayı zorlaştırsa da o bölgede yaşayan insanların yaşantısına dil aracılığıyla ulaşmamıza imkan sağlıyor. Kitabı okuduktan sonra tiyatrosunu da izledim. İkisini de çok beğendim. Yaşar Kemal okuma isteğim daha da arttı.

insan_okur 
 11 Nis 19:17 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Canınız Anadolu'ya mı gitmek istedi ? Yoksa doğu kültürünü bir ziyaret edeyim ya da Çukurova neresidir bir Adana halkı nasıldır diye düşündünüz mü ? Hiç düşünmeyin alın elinize bir Yaşar Kemal ve kendinizi bırakın kitabın eline. O sizi öyle güzel betimlemeler ile gezdirir, öylesine doğal dille ve şiveyle çeker ki sizi Anadolu'ya hah şöyle be biraz dinlendim dersiniz.

Teneke'ye gelirsek; bu kitap hem oyun hem de roman olarak aynı metini iki farklı türde kitaba yansıtılmasıdır. "Nasıl yani ?" dediğinizi duyar gibiyim. Ne yapmış Yapı Kredi Yayınları kitap aslında bir roman ve bu romanın tiyatro uyarlamasını da aynı kitaba koymuş. 2 farklı türde aynı kitabı okumak isterseniz bu kitabı alabilirsiniz.

Kitap ne anlatıyor ? Bu kitap tamamen iyiliği, iyi niyeti suistimal etmeyi, kötülüğü, şerefsizliği, köylüyü, hakkını savunmayı, devletçiliği, halkçılığı ve haksızlık karşısındaki mücadeleyi anlatıyor.

Çeltikçilerin hikayesi diyelim şuna biz. Çukurova'nın verimli topraklarına pamuk yerine pirinç eken ağababaların hikayesi. Kendini bir halt sanıp parayla insan satın alan ağaların köylüye edilen zulmünü iliklere kadar hissettirip; şerefsizliği ve kötülüğü anlatan ama bir yanda da dirayetle duran Mehmet Ali, köyün kadınları ve Kaymakam Bey var; bunlarla da iyiliği, hakkını savunmayı ve haksızlık karşısında mücadeleyi ; iyiliği bize gösteriyor.

Doğu şivesini direk okunuğu gibi koymuş yazar öylesine hoş ki... Yazarın ne kadar doğal olduğu, bizden olduğunu tartışılamaz olduğunu sunuyor. Anadolu insanının ve tüm insanlığın olumlu ve olumsuz yönlerini gösteriyor yazar bu kitapta. Yine köylünün önemini, devletin kendini geliştirip büyütebilmesi ve dışa bağımlılığın azalması için köylünün ve tarımın gücünü bu kitapta hissediyorsunuz. Bazı elit kısmın hala daha günümüzde de geçerli Anadolu'ya öcü gibi bakmasını ama bu güzel topraklara gelince köylünün misafirliğini, candanlığını, içten ve samimiyetini anlatıyor.

Saadete gelirsek. Zülme karşı baş eğmemeyi anlatıyor bu roman. Haksızlık karşısında durun diyor. Kaymakam'ın iyi niyetinden ve toyluğundan faydalanmak isteyen ağalara ders veriyor. Daha doğrusu devletin düzene bozanlara, aramıza çomak sokanlara en güçlü de olsa, parası da olsa, en büyük isimler de olsa bak ben halkımı ve devletimi korurum diyen Devlet'e geliyor bence en büyük anlam.
Teneke'nin anlamını ve sonunda olan olayları anlatmıyor ve romanı merak etmenizi de istiyorum bu yüzden tatkaçıran*(spoiler) vermek istemiyorum.

Yaşar Kemal'i bence sıkıldıkça, bir Anadolu turu yapmak istedikçe okumalısınız. Tavsiye edebileceğim, büyük romanların arasına serpiştirmelik; güzel bir eser olarak görüyorum. Sizlere de tavsiye ederim.

Haksızlığa karşı çıkalım. Paraya, pula kendimizi, devletimizi satmayalım. Biz değil insanlık kazansın.

"Yalnız ben kazanmak istemiyorum. Köylülerimiz de kazansınlar. İktisat memleketin temel taşıdır." Sayfa 30 YKY

Bekir İstanbul 
13 Nis 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · 9/10 puan

Hikaye Çukurova'nın bir kasabasında geçiyor. Çeltikçi ağaların köylülere yaptığı zulüm ve kasabaya yeni atanmış genç kaymakam ile dürüst memur Resul'ün köy ağalarıyla verdiği mücadele anlatılıyor. Kitabın ikinci kısmında ise aynı hikayenin ufak tefek değişikliklerle oyun versiyonu yer alıyor. Keyifle okudum, beğendim. Tavsiye ederim, siz de okuyun.

Handan Aksu 
16 Mar 10:26 · Kitabı okudu · 2 günde · 10/10 puan

Beni cümleleriyle Anadolu ya götürebilen enfes bir kitap. Roman ve oyun kısmından oluşuyor. Ben oyum kısmını daha çok sevdim. Yaşar Kemal her zaman en sevdiğim olmaya devam edecek.

mısra 
02 May 2016 · Kitabı okudu

Çukurova’da çeltik ağalarının yasalara aykırı olarak çıkarları uğruna çeltik üretmeleri tüm köylünün sıtma olmasına, ölümlere yol açmaktadır. Köylüler çeltik ekimini istememektedirler, tek çare yeni atanan genç, idealist kaymakamdadır.

Yazar çeltik ağalarıyla, kaymakamın mücadelesini, köylülerin yaşadığı acıları, toplumumuzun gerçeğini sade, akıcı bir üslupla anlatmış.

Yüksek paralar karşılığında evlerini ağaya satarak mücadeleden vazgeçen günü kurtaran köylülerin de ortaya çıkan olumsuz tabloda payları olduğunu düşünüyorum.

Yanlış giden bir şey varsa yönetimler suçludur; paranın, gücün önünde eğilen, birlikte yola çıktıkları insanları yarı yolda bırakıp suçu meşrulaştıranlar daha çok suçludur. Günümüzde de durum pek farklı değil.

İçim burkularak okudum, keşke sonuç farklı olsaydı. Hiç olmazsa romanlarda.

4 /

Kitaptan 72 Alıntı

Aysel 
20 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

«Oğlum,» diyordu. «Sen sen ol, görünüşe aldanma. İnsanlar iki yüzlüdür.»

Teneke, Yaşar KemalTeneke, Yaşar Kemal
Hera 
15 Nis 00:41 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Birdenbire içinde bir şeyler duydu. Ta yüreğinde... Bir yerleri acıyordu. Neresi ama, hiçbir yeri... Ama acıyordu.

Teneke, Yaşar Kemal (Sayfa 76 - YKY)Teneke, Yaşar Kemal (Sayfa 76 - YKY)
Yunus Emre Dilsizmen 
02 Kas 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Adam milletini yüz bine satar mı? Yüz bin lira batsın? Bir çocuğun kara gözlerine değer mi yüz bin? Bir milyon, on milyon?..

Teneke, Yaşar Kemal (Sayfa 124 - Yapı Kredi Yayınları)Teneke, Yaşar Kemal (Sayfa 124 - Yapı Kredi Yayınları)
Yunus Emre Dilsizmen 
02 Kas 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yetimlik kötü, yetimlik ölümden beter.

Teneke, Yaşar Kemal (Sayfa 135 - Yapı Kredi Yayınları)Teneke, Yaşar Kemal (Sayfa 135 - Yapı Kredi Yayınları)
Aysel 
11 Oca 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"Kendine güvendiğin için yalancı değilsin. Yalan dolan bilmediğin için yalan karşısında yenileceksin. Yalanın gücü doğrunun güçsüzlüğünden değildir. Yalan teşkilat kurmuş, doğru yalnızdır. Yalanın geleneği var, senin doğrunun her gün yeniden yaratılması gerek. Her gün bir şafak çiçeği gibi yeniden açması gerek. Sen yenileceksin. Yenilmenin tadına varacaksın. Doğru yenilmeli. Yenilmeyen doğru yenmiş sayılmaz. Doğru yenile yenile öyle keskin bir hale gelmeli ki.. Yüz bin yıl su altında, yıkanmış, düzelmiş çakıltaşı gibi."

Teneke, Yaşar KemalTeneke, Yaşar Kemal
Aysel 
20 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Dönüp dönüp aynı parçayı çalıyordu. Habire aynı parçayı... İçinden bir aydınlık su boşanmıştı. Sevinç, aydınlık aydınlık parlıyordu, akıyordu içinden. Kainatı aşkla, muhabbetle kucaklayası geliyordu. Taşı toprağı, dalları ışılayan zeytin ağacını, cıvıl cıvıl serçeyi... Cümle yaratığı.

Teneke, Yaşar KemalTeneke, Yaşar Kemal
Hera 
27 Nis 00:08 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Kendine güvendiğin için yalancı değilsin. Yalan dolan bilmediğin için yalan karşısında yenileceksin.

Teneke, Yaşar Kemal (Sayfa 153 - YKY)Teneke, Yaşar Kemal (Sayfa 153 - YKY)
Yunus Emre Dilsizmen 
01 Kas 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Aaah, yoksulluğun gözü çıksın!

Teneke, Yaşar Kemal (Sayfa 100 - Yapı Kredi Yayınları)Teneke, Yaşar Kemal (Sayfa 100 - Yapı Kredi Yayınları)
Hera 
15 Nis 01:57 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Kul kusursuz olmaz demiş, sevdiğim.

Teneke, Yaşar Kemal (Sayfa 85 - YKY)Teneke, Yaşar Kemal (Sayfa 85 - YKY)
Merve 
11 Eki 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

" Oğlum"diyordu. "Sen sen ol, görünüşe aldanma. İnsanlar iki yüzlüdür."

Teneke, Yaşar KemalTeneke, Yaşar Kemal