Tek Kanatlı Bir Kuş

·
Okunma
·
Beğeni
·
12352
Gösterim
Adı:
Tek Kanatlı Bir Kuş
Baskı tarihi:
Eylül 2013
Sayfa sayısı:
76
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750826184
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Edebiyatımızın çınarı, büyük usta Yaşar Kemal'in Tek Kanatlı Bir Kuş kitabı, toplumda bulaşıcı bir hastalık gibi yayılan korkunun destansı bir romanı. 

Halkının neden terk ettiği bilinmeyen, gizemli karanlık bir kasaba, bu kasabaya atandığı halde gidemeyen bir posta müdürü, yalnızlığın timsali bir istasyon şefi, "Alamancı" bir genç kadın...Ve bütün fantastikliğine karşın son derece gerçekçi gelen bir dünya... Metafor mu? Alegori mi yoksa?

Şaşırtıcı ve çok katmanlı olay akışı, kişilerinin zenginliği ve derinliği, zaman zaman bir röportaj keskinliği kazanan masalsı diliyle tam bir Yaşar Kemal romanı.

Tek Kanatlı Bir Kuş'da toplumda bulaşıcı bir hastalık gibi yayılan korkuyu anlatan Yaşar Kemal, kitabın ana teması korku ile ilgili "Ben hep korkudan korktum. Korkudan çok korktum. Roman yazdığım zaman içimde bir korku istemezdim. O yüzden bu kitapta da korkuyu anlattım. Kayseri'de askerlik yaptığım kasabanın üzerinde büyük bir taş vardı ve bütün kasaba bu taşın üzerlerine düşeceğinden korkuyor, taşı üzerilerine düşmesin diye demir zincirlerle bağlıyorlardı. Madem korkuyorsunuz o zaman çekin gidin derdim. Seneler senesi bu korkuyu yazmak istedim" diyor.

Romanının başkahramanları olan Posta Müdürü Remzi Bey ve karısı Melek Hanım'ın çileli yolculuğundan ve o dönem için şartları çok daha ağır olan postacılık mesleğinden bahseden Yaşar Kemal, "O dönemde Anadolu'da postacıdan daha önemli bir kişi yoktu. Özellikle benim için postacı çok önemliydi. O zaman bana mektuplar geliyordu. Bu mektupları benden önce jandarmalar okuyordu. Bazen makale yazar gazeteye göndermek isterdim. Bu makaleler bazen gider, bazen de gitmezdi" diye ekliyor. 

Yaşar Kemal'in 1960'ların sonunda yazdığı ve şimdi yayımlamaya karar verdiği Tek Kanatlı Bir Kuş romanı, okuru 1960'lı yılların Anadolusu'na götüren tarihi bir belge olmanın yanı sıra büyük ustanın edebiyatında önemli bir dönemi de gözler önüne seriyor.
76 syf.
·1 günde·10/10
Evet evet, ne okudum ben az önce? Kitabın arka kapağıyla erkenden buluşunca kendime sorduğum soru buydu :)

Yaşar Kemal'de ne var biliyor musunuz? Yaşar Kemal'de kendi insanına, Anadolu insanına duyduğu sevgi var. Kendi kuşağının bazı yazarları gibi yerin dibine batırma, aşağılama isteği yok onda. Bir sevgi, bir saygı ve biraz da bağlılık... Karakterlerinde ayrım yok, ötekileştirme yok, aralarında uçurum olan çiftler; birbiri arkasından iş çeviren dostluklar ve her defasında galip gelen zalimler yok. Onun kitaplarında sevgi, iyi niyet ve mücadele var. Tek Kanatlı Bir Kuş da öyle. Karakterler sıcak, bizden, içten ve tanıdık...

Kuş uçmaz kervan geçmez bir kasabaya tayini çıkan posta müdürü Remzi Bey telaşı ve olaylar karşısındaki sessiz tepkileriyle; eşi Melek Hanım, becerisi, esprileri ve her ortamı kolaylaştıran çözümleriyle bizden mesela :) Onları her yerde görebilirsiniz.

Evet, kitabın konusu bu: Issız ve terk edilmiş bir kasaba. Kasabaya atanan bir posta müdürü ve kitaptan çıkıp önünüzde belirecek canlılıkta karakterler ve Yaşar Kemal'in anlatmak istediği, tüm kitaba yayılmış ve karakterlerin kafasına kazınmış bilinmez bir KORKU. Bence sembolik bir dille Türkiye'yi anlatmış onun usta kalemi :) Bağdaştırdığım bir çok yer vardı. Özellikle "Alamancı" Zeliha'nın sözleri beni gülümsetti, o dönemdeki gurbetçi furyası ve memlekete duyulan nedeni bilinmez bir uzaklaşma dediğim gibi sembolik bir şekilde kaleme alınmış gibi.

Kitabın dili o kadar akıcı, o kadar sade ki; cümleler o kadar bizden, o kadar içten ki tanıdık bir sevinçle tebessüm ettirdi beni. Benden, bizden biriydi yazar ve eseri de bunu her sayfasına hissettiriyor.

Benim için İnce Memed'le tanışıp kendisine hayran kaldığım Yaşar Kemal'in ikinci eseri bu kısacık ama etkileyici kitap. İnce Memed'de sevgisine ve korkusuzluğuna; Tek Kanatlı Bir Kuş'ta zekasına ve bu muhteşem yazarlık hünerine bayıldım. Evet, dedim. Yaşar Kemal, gerçekten Türk Edebiyatının başına gelmiş en güzel şey. Sadece Türk Edebiyatının değil, Dünya Edebiyatının da bir şansı. Çünkü sevgi, umut ve cesaret evrenseldir, Yaşar Kemal'de de bunlar çokça mevcut...

Hepi topu 76 sayfalık bir kitapta yüzlerce sayfalık popüler edebiyat kitaplardan alamadığınız lezzeti alacaksınız. Mutlaka okunması gereken bir eserdi bence :)

Yaşar Kemal - Tek Kanatlı Bir Kuş
76 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Sıkılmadan merakla ve yine hayal ederek okuduğum güzel bir kitaptı.

Tayininin çıktığı Yokuşlu kasabasına kokular içinde başlayan ve biten tren yolculuğuyla varan Remzi Bey ile Melek Hanım.

Trenden iner inmez in cin olmayan istasyonda nihayetinde istasyon şefini Laz :) Sadrettin Bey'i bulurlar.

İlk olarak istasyon şefi onlara Yokuşlu kasabasına gitmemeleri gerektiğini söyler, otobüslerin bile kasabaya yanaşamadığını, dağın kaydığını söyler ve kasabanın boşaltıldığını söyler. Ama Remzi Bey durmaz, ille gidecek. Gelen bir otobüsle Yokuşlu kasabasına doğru yol alırlar. Kasabayı uzaktan gören bir kavşakta bir ceviz ağacının altına tezgahı kurarlar. Kuş uçmaz kervan geçmez yerde bir otomobil geçer önce Ankara'ya gidip kasabaya girmenin yolunu bulmak üzere. Sonra da yanlarına Yanıkoğlu Hüseyin gelir ''Dünyadaki en büyük derdin sahibi.'' :)
Yanlarına yanaşan otobüs kavga gürültü ile Alamancıları getirir. Hepsi birlikte o ağacın altında, o durumda bile ne var ne yoksa yer, içerler.
Sonunda Alamancı Zeliha dayanamaz ve kasabaya girmek ister ve girer de. Sonra Zeliha' nın eşi girer kasabaya ve onu oradan alır gelir. Zeliha yarı baygın. Anlatacaklarını merakla beklerler. Gurbetçiler Alamanyanın yolunu tutarken bizimkiler de kaldıkları yerden beklemeye devam ederler. Sonu yok...

....

Peki gerçekte onları o kasabaya sokmayan, sokamayan neydi ki?

Kulaktan kulağa dolaşan bir efsane gibi yayılan "Korku…"

Giren de ayrı hikaye, giremeyen de ayrı hikaye.

Bir kanatları eksik, kırılmış kuşlar. Ve onun eksikliğinin verdiği korkuyla, engeliyle başarılamayan işler.

Kitap bitince dedim ki işte bu yüzden Tek Kanatlı Kuş...

Ben girer miydim bilmiyorum :)

Kanatlarımızın sebep her ne olursa olsun kırılmasına müsade etmeden her zaman uçabilmek dileğiyle.
76 syf.
·1 günde·9/10
Bu kitap, yarım kalmış gibi hissettirdi bana biraz. Devamı olsaydı hiç sıkılmadan okurdum. Kısacık bir kitap ama bütün karakterler, olaylar o kadar oturmuş ki. Dili, akıcılığı muazzam.
Anadolu'nun Yokuşlu kasabasına tayini çıkan Posta Müdürü Remzi Bey ve eşi zorlu tren yolculuğundan sonra kasabaya gitmek isterler, ama hiç kimse onları Yokuşlu kasabasına götürmek istemez. Sebebi ise korkudur. Kimse kasabada ne olduğunu bilmemese de oraya gitmemeleri gerektiğini söyler dururlar.
Bir oturuşta okunacak çok güzel bir Yaşar Kemal kitabı.
76 syf.
·1 günde·8/10
Okuduğum ilk Yaşar Kemal eseri oldu. İnce bir kitap olmasına rağmen merak uyandıran kurgusu okuru içine çekebiliyor. Yaşar Kemal sıradan bir konudan sıradışı ve etkileyici mesajlar veriyor bu kitapta.

Bir Trende başlıyor olaylar. Anadolu’nun yokuşlu kasabasına tayini çıkan posta müdürü Remzi Bey ve Melek Hanım çileli tren yolculuklarında gidecekleri yerin yakınlarında bir yerde inerler. Lakin karşılarına çıkan herkesin suratı beş karıştır. Vakit varken geri dönmelerini söyler hepsi. Halkı Yokuşlu’yu çoktan terk etmiştir. Evler, binalar, çarşılar artık bomboştur. Bu kasaba tekinsiz, uğursuz bir yer olmuştur onlara göre. Sebebi? Belli değil.

Posta müdürüyle karısı yiyeceklerini alıp kasabanın altındaki bir ceviz ağacına yerleştirilir. Bir istasyon şefiyle tanışırlar önce, bir genç kadın çıkar karşılarına sonra. Daha sonra başkaları, mesela insan yiyen kuşlar, kanat çırpan yaratıklar…
Bu kasabada neyin gerçek neyin hayal olduğunu anlamak da gitgide güçleşecektir. Nedir peki bütün bu olanlar? Sorular veya alegoriler…

Korkmanın kendisinde korku. Kendimizi korkuya bu kadar teslim etmesek ve birbirimize bu kadar hızlı bulaştırmasak belki biz de kanatlanıp uçacağız… Satırlara göz gezdirirken Anadolu’da bir kırda dolaşırken kendimi hayal ediyorum. Temiz havayı, kuşların sesini, arıların vızıltısını duyuyorum. Gölgelik bir ağaçta dinlenip kitap okurken görüyorum kendimi.

Yaşar Kemal güzel atmosferlere çekiyor okuru. Uçmaktan bahsettim. Korkuya teslim oluyoruz ya hani bazen. Bazı şeyleri yapmaktan çekiniyoruz veya teslim oluyoruz veya akışına bırakıp yapıcı bir adım atmaktan beri duruyoruz. İşte hepsi bu duygunun birer çeşitlemesi… Böyle olunca kitaptaki karakterler gibi “Tek kanatlı Kuş” oluyoruz.
-Martı Jonathan kitabına benzettim. Konu bakımıyla değil tabii ki, verilen mesajlar birbirine çok benzer, okuyanlar bu benzerliği görecektir.
“Uçamayan, kaçamayan, öyle olunca da yaşayamayan.” (Sayfa 42) Tek kelimeyle kitabın özeti diyebiliriz. Başımız dik olarak engelleri korkmadan aşmak ve sonunda kanatlanıp uçmak dileğiyle.
76 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Elinize bir bardak kahve alın.Geçin pencerenin önüne oturun.Bu minicik kısacık kitabı zevkle okuyun.Kahveniz bitince kitapta bitecek.Ve Yaşar Kemal'i bir kez daha seveceksiniz.
76 syf.
·1 günde·9/10
Bir insanın güzelliğini anlatmak için türlü cümleler kurabilirsiniz. "Güneş altında söylenmedik söz yokmuş" zaten, milyonlarca cümleler dizilmiş bir başkasının güzelliğini anlatmak için. Kim bilir ne kadar başarılı da olmuşlardır; eminim. Fakat yine de bana sorarsanız Yaşar Kemal'in kurduğu sade mi sade cümleler ile yarışamaz hiçbiri. Öyle tertemiz anlatıyor ki insanın güzelliğini; hayran olmamak elde değil. Kendi yüreği bu kadar güzel olmasa anlatabilir miydi bu kadar? Hiç sanmıyorum.

Sadece güzelliğini mi anlatıyor insan olmanın? Elbette hayır. Yalnızlığı da ne güzel anlatıyor, korkuyu da, derdi de, umursamazlığı da, idealizmi de, kendini beğenmişliği de. Üstelik bütün bunları kısacık bir romana sığdırıyor; çok az karakter ile. Ama o karakterler sayı olarak azlar. Yoksa bütün insanlığı da insana ait ne varsa onları da taşıyor hepsi, dolu dolu.

Bir ceviz ağacının altında, bir cevizin budağına gizlenmiş nice hikâyeler vardır. Nice insanlar gelir geçer de yanımızdan yöremizden, hangi birine yüreğini görmek isteyerek bakarız? Kaç tanesinin içini görebiliriz sahiden? Kaç tanesine dikkatlice bakar da hikayelerini merak ederiz? Bir tanesini çevirip sorsak ya hikâyesini; eminim ki anlattığı hikâye tüm insanlığın hikâyesi olacaktır. Tıpkı bu miniminnacık romanın birçok destandan daha çok şey anlatması gibi.
76 syf.
·1 günde·10/10
Anadolu'ya tayini çıkan posta müdürü Remzi Bey ve eşi Melek Hanımın zorlu bir yolculuktan sonra gidecekleri yer olan Yokuşlu kasabasına yaptıkları yolculuk, tren istasyonunda inmeleri ile son bulur. Ve asıl hikaye de tam bu nokta da başlar...

Hiç kimse onları Yokuşlu kasabasına götürmek istemez. Sebebi ise korkudur. Kimse kasabada tam olarak ne olduğunu bilmese de oraya gitmemeleri gerektiğini söyleyip dururlar....

Melek Hanım Ve Remzi Bey kendilerince bir çare üretip beklemeye başlarlar. Bu arada onların arasına katılan misafirleri de olur...

Eser hakkında ki yorumlar değişkenlik gösterse de ben kitabı çok beğenerek okudum. Bir bilinmezlik hakkında bu kadar güzel bir hikaye yazmak sanırım Yaşar Kemal'e has bir özellik. Anadolu kadınının becerikliliği, nerede olursa olsun durum ile baş etme yeteneği, eşine olan hürmeti ve zor şartlarda da olsa misafirperverliğini nakış gibi işlemiş...

Bana göre bu romanın iki ana teması var. Birincisi Anadolu insanı, ikincisi ise korku. Sadece kulaktan dolma söylemler ile bir kasabanın akıbetinin anlatıldığı
ve gerçekte ne olduğu bilinmeyen eser de Anadolu insanın bakış açısı ve saf duygularının diyaloglarda kendini göstermesi bile eserin kıymetini özetliyor...

Tek olumsuz yönü ise çok çabuk bitmesi... Eserin masalsı tadının biraz daha devam etmesini isterdim...
76 syf.
·1 günde·10/10
Okuduğum ilk Yaşar Kemal kitabı oldu. Elimden hiç bırakmadan okudum kitabı. Başlangıç zaten merak uyandırıyor. Son derece gerçekçi bir kitaptı. Açıkçası konu ne zaman "Tek Kanatlı Bir Kuş' a" bağlanacak diye merak ettim.

Anadolu' muz, gizemli kasaba, atandığı halde bir türlü görev yerine gidemeyen posta müdürü, cesaret timsali(!) Alamancı kadın...

Ve 76 sayfayı dolduran 2 gün.

Kısa ve öz anlatımıyla, okumanızı tavsiye ediyorum.
76 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Ince bir kitaba kocaman bir hikaye sığdırmış Yaşar Kemal. Bitirince ne okuduğumu tekrar tekrar düşündüm. Yolları, aynı amaç için buluşan insanlar ve korkulan bir kasaba... Keyifli hızlı bir okuma oldu. İçinizi ısıtacak sıcacık bir hikaye kaleme almış Yaşar Kemal.
76 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Yazarın okuduğum ikinci kitabı Tek Kanatlı Bir Kuş. Farklı bir kimliğini ile çıktı karşıma Yaşar Kemal bu kitapta. Eserlerinde anadolu insanını anlatan Yaşar Kemal bu romanında da anadolu insanını ele almış ancak bunu fantastik boyutta gerçekleştirmiş. İtiraf etmem gerekirse romanın başında sıkıcı bir kitap okuyacağımı düşündüm. Ancak işler öyle ilerlemedi, kısacık bir roman olmasına rağmen merak uyandıran kurgusuyla ilgimi çekmeyi başardı.

Halk tarafından nedeni bilinmeyen bir şekilde terk edilmiş, gizemini koruyan bir kasaba ve o kasabaya çeşitli nedenlerle gelen ve hiçbir şekilde giremeyen karakterlerimiz. Hepsinin kasaba hakkında bir hikayesi var ama girmek için cesareti yok hiçbirinin. Kasabaya ilişkin korku yayılıyor ve bizi de düşündürüyor Yaşar Kemal.

Kendimize bile söyleyemediğimiz, bizi güçsüz hale getirebilecek korkularımız, endişelerimiz var muhakkak. Ancak başka birinin, bir toplumun ya da bir güç unsurunun bizim üzerimizdeki etkileri ne derece büyük bunu görüyoruz Tek Kanatlı Bir Kuş romanı ile. Bize kasaba simgesi üzerinden anlatılan korkularımız hayatımızda farklı şekillerde buluyor kendini. Üstesinden gelmeye çalıştığımızda, bir şeyleri değiştirmek için çabaladığımızda, emek verdiğimizle dünya değişecek belki de. Ama biz kendimize güvenecek cesareti bulamayıp Yaşar Kemal'in de anlatmaya çalıştığı gibi tek kanatlı kuşlar oluyoruz.

Oysaki hepimiz istediğimizde her şeyi elde edebilecek, güçlü, biricik, kanatlanmaya hazır bireyleriz...
76 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
“Bir kasabanın başına ne gelebilir ki de, içine kimse girmez onun.”
***
Terk edilmiş bir kasaba olan Yokuşlu’ya girmeye çalışan birkaç insanı ceviz ağaçlarının altında toplayan kısa bir roman. Yokuşlu, kimsenin tam olarak neden olduğunu hatırlamadığı bir şekilde terk edilmiş bir kasaba.Bir çok efsane konu olur bu kasaba ile ilgili ve korku dolu satırlar başlar...
...
*Bir de derdi büyük Hüseyin var ki derdini sana söylese yürek koymaz sende çürütür. Peki bu büyük dert ne? İnsanı merak içinde bırakan bir dert. Hadi söyle artık be adam diyor insan istemsizce. :) Araya Alamancı kardeşlerimiz giriyorlar tam söyleyecek derken bu derdi:
“Hiç.”
Ve bir boşluk kavramına düşüyoruz.
Zeliha ise anasına kavuşmak için bu kasabayı geçmek ister bir cesaret koşar ama her yer kuştur, insan yoktur onun gittiği yerde.
Oranın insanları kuşlardır!
Bakalım, kahramanlarımız kasabaya girmenin bir yolunu bulabilecek mi, bir minibüs geldi bu defa tamam, derken kitabın bomboş kapağıyla karşılaşıyoruz. Ve son, evet evet son. Sonu olmayan bir son. Soru işaretleri ve korkularlarla dolu bir son. Aynı zamanda birçok sonu olan bir son. Kısa şaheser sevenlere tavsiye niteliğinde bir eser!

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tek Kanatlı Bir Kuş
Baskı tarihi:
Eylül 2013
Sayfa sayısı:
76
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750826184
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Edebiyatımızın çınarı, büyük usta Yaşar Kemal'in Tek Kanatlı Bir Kuş kitabı, toplumda bulaşıcı bir hastalık gibi yayılan korkunun destansı bir romanı. 

Halkının neden terk ettiği bilinmeyen, gizemli karanlık bir kasaba, bu kasabaya atandığı halde gidemeyen bir posta müdürü, yalnızlığın timsali bir istasyon şefi, "Alamancı" bir genç kadın...Ve bütün fantastikliğine karşın son derece gerçekçi gelen bir dünya... Metafor mu? Alegori mi yoksa?

Şaşırtıcı ve çok katmanlı olay akışı, kişilerinin zenginliği ve derinliği, zaman zaman bir röportaj keskinliği kazanan masalsı diliyle tam bir Yaşar Kemal romanı.

Tek Kanatlı Bir Kuş'da toplumda bulaşıcı bir hastalık gibi yayılan korkuyu anlatan Yaşar Kemal, kitabın ana teması korku ile ilgili "Ben hep korkudan korktum. Korkudan çok korktum. Roman yazdığım zaman içimde bir korku istemezdim. O yüzden bu kitapta da korkuyu anlattım. Kayseri'de askerlik yaptığım kasabanın üzerinde büyük bir taş vardı ve bütün kasaba bu taşın üzerlerine düşeceğinden korkuyor, taşı üzerilerine düşmesin diye demir zincirlerle bağlıyorlardı. Madem korkuyorsunuz o zaman çekin gidin derdim. Seneler senesi bu korkuyu yazmak istedim" diyor.

Romanının başkahramanları olan Posta Müdürü Remzi Bey ve karısı Melek Hanım'ın çileli yolculuğundan ve o dönem için şartları çok daha ağır olan postacılık mesleğinden bahseden Yaşar Kemal, "O dönemde Anadolu'da postacıdan daha önemli bir kişi yoktu. Özellikle benim için postacı çok önemliydi. O zaman bana mektuplar geliyordu. Bu mektupları benden önce jandarmalar okuyordu. Bazen makale yazar gazeteye göndermek isterdim. Bu makaleler bazen gider, bazen de gitmezdi" diye ekliyor. 

Yaşar Kemal'in 1960'ların sonunda yazdığı ve şimdi yayımlamaya karar verdiği Tek Kanatlı Bir Kuş romanı, okuru 1960'lı yılların Anadolusu'na götüren tarihi bir belge olmanın yanı sıra büyük ustanın edebiyatında önemli bir dönemi de gözler önüne seriyor.

Kitabı okuyanlar 3.154 okur

  • Arafat sayhan
  • SOLMAZ KARATUM
  • Recep
  • Rabia Şen
  • Aybüke Anayurt
  • Elif Nur Yaşar
  • Sıla
  • Şeyma
  • Aykutalp Avşar
  • Muca

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3
14-17 Yaş
%6.9
18-24 Yaş
%20.5
25-34 Yaş
%38.9
35-44 Yaş
%19.9
45-54 Yaş
%6.3
55-64 Yaş
%2.1
65+ Yaş
%2.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%60.6
Erkek
%39.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%23.5 (226)
9
%13.2 (127)
8
%26.2 (252)
7
%19.9 (191)
6
%8.5 (82)
5
%5.1 (49)
4
%1.7 (16)
3
%0.8 (8)
2
%0.5 (5)
1
%0.5 (5)

Kitabın sıralamaları