Tek Kanatlı Bir Kuş

8,0/10  (109 Oy) · 
310 okunma  · 
86 beğeni  · 
2.043 gösterim
Edebiyatımızın çınarı, büyük usta Yaşar Kemal'in Tek Kanatlı Bir Kuş kitabı, toplumda bulaşıcı bir hastalık gibi yayılan korkunun destansı bir romanı. 

Halkının neden terk ettiği bilinmeyen, gizemli karanlık bir kasaba, bu kasabaya atandığı halde gidemeyen bir posta müdürü, yalnızlığın timsali bir istasyon şefi, "Alamancı" bir genç kadın...Ve bütün fantastikliğine karşın son derece gerçekçi gelen bir dünya... Metafor mu? Alegori mi yoksa?

Şaşırtıcı ve çok katmanlı olay akışı, kişilerinin zenginliği ve derinliği, zaman zaman bir röportaj keskinliği kazanan masalsı diliyle tam bir Yaşar Kemal romanı.

Tek Kanatlı Bir Kuş'da toplumda bulaşıcı bir hastalık gibi yayılan korkuyu anlatan Yaşar Kemal, kitabın ana teması korku ile ilgili "Ben hep korkudan korktum. Korkudan çok korktum. Roman yazdığım zaman içimde bir korku istemezdim. O yüzden bu kitapta da korkuyu anlattım. Kayseri'de askerlik yaptığım kasabanın üzerinde büyük bir taş vardı ve bütün kasaba bu taşın üzerlerine düşeceğinden korkuyor, taşı üzerilerine düşmesin diye demir zincirlerle bağlıyorlardı. Madem korkuyorsunuz o zaman çekin gidin derdim. Seneler senesi bu korkuyu yazmak istedim" diyor.

Romanının başkahramanları olan Posta Müdürü Remzi Bey ve karısı Melek Hanım'ın çileli yolculuğundan ve o dönem için şartları çok daha ağır olan postacılık mesleğinden bahseden Yaşar Kemal, "O dönemde Anadolu'da postacıdan daha önemli bir kişi yoktu. Özellikle benim için postacı çok önemliydi. O zaman bana mektuplar geliyordu. Bu mektupları benden önce jandarmalar okuyordu. Bazen makale yazar gazeteye göndermek isterdim. Bu makaleler bazen gider, bazen de gitmezdi" diye ekliyor. 

Yaşar Kemal'in 1960'ların sonunda yazdığı ve şimdi yayımlamaya karar verdiği Tek Kanatlı Bir Kuş romanı, okuru 1960'lı yılların Anadolusu'na götüren tarihi bir belge olmanın yanı sıra büyük ustanın edebiyatında önemli bir dönemi de gözler önüne seriyor.
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2013
  • Sayfa Sayısı:
    76
  • ISBN:
    9789750826184
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Nurhan Işkın 
03 May 02:04 · Kitabı okudu · 1 günde · 10/10 puan

Anadolu'ya tayini çıkan posta müdürü Remzi Bey ve eşi Melek Hanımın zorlu bir yolculuktan sonra gidecekleri yer olan Yokuşlu kasabasına yaptıkları yolculuk, tren istasyonunda inmeleri ile son bulur. Ve asıl hikaye de tam bu nokta da başlar...

Hiç kimse onları Yokuşlu kasabasına götürmek istemez. Sebebi ise korkudur. Kimse kasabada tam olarak ne olduğunu bilmese de oraya gitmemeleri gerektiğini söyleyip dururlar....

Melek Hanım Ve Remzi Bey kendilerince bir çare üretip beklemeye başlarlar. Bu arada onların arasına katılan misafirleri de olur...

Eser hakkında ki yorumlar değişkenlik gösterse de ben kitabı çok beğenerek okudum. Bir bilinmezlik hakkında bu kadar güzel bir hikaye yazmak sanırım Yaşar Kemal'e has bir özellik. Anadolu kadınının becerikliliği, nerede olursa olsun durum ile baş etme yeteneği, eşine olan hürmeti ve zor şartlarda da olsa misafirperverliğini nakış gibi işlemiş...

Bana göre bu romanın iki ana teması var. Birincisi Anadolu insanı, ikincisi ise korku. Sadece kulaktan dolma söylemler ile bir kasabanın akıbetinin anlatıldığı
ve gerçekte ne olduğu bilinmeyen eser de Anadolu insanın bakış açısı ve saf duygularının diyaloglarda kendini göstermesi bile eserin kıymetini özetliyor...

Tek olumsuz yönü ise çok çabuk bitmesi... Eserin masalsı tadının biraz daha devam etmesini isterdim...

Asiye-Melikşah 
04 Mar 15:11 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 8/10 puan

Elinize bir bardak kahve alın.Geçin pencerenin önüne oturun.Bu minicik kısacık kitabı zevkle okuyun.Kahveniz bitince kitapta bitecek.Ve Yaşar Kemal'i bir kez daha seveceksiniz.

Sergen Özen 
 02 Şub 20:28 · Kitabı okudu · 1 günde · 8/10 puan

Okuduğum ilk Yaşar Kemal eseri oldu. İnce bir kitap olmasına rağmen merak uyandıran kurgusu okuru içine çekebiliyor. Yaşar Kemal sıradan bir konudan sıradışı ve etkileyici mesajlar veriyor bu kitapta.

Bir Trende başlıyor olaylar. Anadolu’nun yokuşlu kasabasına tayini çıkan posta müdürü Remzi Bey ve Melek Hanım çileli tren yolculuklarında gidecekleri yerin yakınlarında bir yerde inerler. Lakin karşılarına çıkan herkesin suratı beş karıştır. Vakit varken geri dönmelerini söyler hepsi. Halkı Yokuşlu’yu çoktan terk etmiştir. Evler, binalar, çarşılar artık bomboştur. Bu kasaba tekinsiz, uğursuz bir yer olmuştur onlara göre. Sebebi? Belli değil.

Posta müdürüyle karısı yiyeceklerini alıp kasabanın altındaki bir ceviz ağacına yerleştirilir. Bir istasyon şefiyle tanışırlar önce, bir genç kadın çıkar karşılarına sonra. Daha sonra başkaları, mesela insan yiyen kuşlar, kanat çırpan yaratıklar…
Bu kasabada neyin gerçek neyin hayal olduğunu anlamak da gitgide güçleşecektir. Nedir peki bütün bu olanlar? Sorular veya alegoriler…

Korkmanın kendisinde korku. Kendimizi korkuya bu kadar teslim etmesek ve birbirimize bu kadar hızlı bulaştırmasak belki biz de kanatlanıp uçacağız… Satırlara göz gezdirirken Anadolu’da bir kırda dolaşırken kendimi hayal ediyorum. Temiz havayı, kuşların sesini, arıların vızıltısını duyuyorum. Gölgelik bir ağaçta dinlenip kitap okurken görüyorum kendimi.

Yaşar Kemal güzel atmosferlere çekiyor okuru. Uçmaktan bahsettim. Korkuya teslim oluyoruz ya hani bazen. Bazı şeyleri yapmaktan çekiniyoruz veya teslim oluyoruz veya akışına bırakıp yapıcı bir adım atmaktan beri duruyoruz. İşte hepsi bu duygunun birer çeşitlemesi… Böyle olunca kitaptaki karakterler gibi “Tek kanatlı Kuş” oluyoruz.
-Martı Jonathan kitabına benzettim. Konu bakımıyla değil tabii ki, verilen mesajlar birbirine çok benzer, okuyanlar bu benzerliği görecektir.
“Uçamayan, kaçamayan, öyle olunca da yaşayamayan.” (Sayfa 42) Tek kelimeyle kitabın özeti diyebiliriz. Başımız dik olarak engelleri korkmadan aşmak ve sonunda kanatlanıp uçmak dileğiyle.

Dilanur 
 25 May 00:09 · Kitabı okudu · 1 günde · 8/10 puan

Arkadaşım Hera sayesinde okumaya başladığım bir yazar olan Yaşar Kemal'in bu kitabı yine merak ettiğim kitaplarındandı. Kütüphane de görür görmez aldım. Oldukça kısa ama yoğun bir kitap. Yaşar Kemal anadolu insanının doğallığını, samimiyetini yine fazlasıyla yansıtıyor okuyucuya. Posta müdürü olan Recep Bey bir kasabaya atanır. Eşi Melek Hanım ile birlikte yola çıkarlar ve olaylar başlar. Kısa bir zamanda okunabilecek güzel bir Yaşar Kemal eseri. Tavsiye ederim iyi okumalar. :)

KeMâL 
 15 Şub 23:16 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Kütüphaneye bir Yaşar Kemal daha ekledim. Yine muazzam bir betimleme, harika bir doğallık, saflık; Anadolu'nun tadı, konuşmaların şivesi,muzipliği say sayabildiğin kadar. Kitap 72 sayfadan oluşuyor ama büyük puntoları son derece rahatsızlık verici. Roman okumuyor da bir çocuk kitabı okuyoruz tadında olmuş. Sayfa sayısını artırmak için puntoları büyütmeleri hiç güzel değildi bu yüzden puan kırdım.

Kitaba geçersek İnce Memed serisini okumuş biri olarak kesinlikle daha altta kalmış bir eser ama sayfa sayısına göre yorumlarsak bu kadar sayfaya bu konuyu iyi yaymış yazar. Tayini Yokuşlu Köyüne çıkmış postane müdürünü ve eşinin görev yerine ulaşma çabası. Çabası diyorum çünkü roman bu çabayla başlıyor ve bitiyor. Bu arada geçen diyaloglar çok başarılı. İçerisinde komiklik, doğallık,masumluk ve en başında korku duygusu ön planda; salgınmışçasına bir korku. Sıra dışı, fantastik kurgu; gizemli ve mistik bir konu içerisine sıkışmış anlamlar… Belirsizliği ön plana almış yazar ve yazmaya başlamış; okuru direk romanın içine çekmiş. Köye ulaşmak isteyen postane müdürü bir çok kişiden köye gitmemesi gerektiğini ve kuşların istila ettiğini duyuyor. Herkes başka bir şey diyor ama tek konu o köye gitmemesi gerektikleri.

Konuya gelirsem kulaktan dolma bilgilerle insanların hareket etmemesi gerektiğini, başkalarının lafıyla korkup bir işten vazgeçmemesi gerektiğini anlatan bir eser. Toplumsal korku yüzünden bazı duyguların, düşüncelerin bastırılmasını konu aldığını düşünüyorum. Ayrıca insanın dışından başka görünüp nasıl biri olduğuna kanaat getirilmemesini çok güzel aralara serpiştirmiş. Tanımadan, bilmeden bir insan hakkında karar verilmemeli yani ön yargılı davranmamalıyızı işlemiş. Gayet güzel, kısa ve özlü bir eser.

şule uzundere 
03 Şub 11:50 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yaşar Kemal kalemine hayran olduğum bir isim ama Tek Kanatlı Bir Kuş maalesef bana hitap etmedi. 76 sayfalık eserde bir şeyler eksikti, güzel bir kitap okuyorum hissi yaşamadım. Başka bir yazar yazmış olsaydı belki daha ılımlı yaklaşabilirdim. Yazan Yaşar Kemal olunca beklenti de artıyor.

Hasret Eken 
Dün 13:13 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kitap tek okumalık. Başladığı gibi bitiveriyor. Yaşar Kemal'e özgü o akıcılık, o kolay okunabilirlik yine mevcut. Yurdum insanının köy, kasaba demeden ülkenin her yöresinde yaşamaya nasıl gönüllü olduğu, kısıtlı şartlardayken bile gösterdiği o güzelim misafirperverliği, bilinmez bir korkunun nasıl herkesi etkilediği anlatılmış genel olarak. Hikaye mi roman mı desem bilemiyorum ama dev yazarımız roman demiş :) kitap Melek Hanım ve Remzi Bey'in tren istasyonunda inmesiyle başlıyor. Yokuşlu kasabasına posta müdürü olarak atanan Remzi Bey ve eşi Melek Hanım bu kasabaya gidemezler. Kasabada insana dair, yaşam belirtisine dair hiçbir şey kalmadığı, girenin geri dönemediği çevre halkı tarafından söylenir. Ana karakterlere katılan kimi misafirler olur. Kasabaya giremeyen roman kahramanları çadırlarını kurarak hemen her yeri mesken edinebilen bir toplum olduğumuzu, misafirperverliklerini gösterirler okuyucuya. İnce ince işlenmiş yine bütün incelikler, samimiyetler. Yaşar Kemal okuduktan sonra böyle kocaman kitap incelemeleri yapmadan duramıyor insan. Akıp gidiyor kelimeler, engel olamıyorum. Kitap bilinmezlikle başlayıp yine bilinmezlikle bitiyor. Kitaptaki o saf, temiz anlatıma kaptırmışken kendimi bir de baktım ki son sayfadaymışım. Konunun bir sonuca bağlanmayışı bile rahatsız etmiyor okuyucuyu. Gerek yazara olan derin sevgi ve saygıdan gerekse zaten sonuç beklememekten gelen bir hisle hiç de kızmıyorsunuz böyle bittiği için. Zaten anlatımdaki o güzellik, o incelikler, o gizliden gizliye ruhunuza nakşedilen mesajlar yetiyor size. Tatmin oluyorsunuz edebi açıdan.

Yaşar kemal'in öykü tadında olan romanı . Tayini çıkmış olan Remzi bey ve eşi Melek hanımın tren yolculuğuyla başlayan romanı .Ve yokuşlu kasabasına ulaşma çabalarını anlatımı. Bu çaba sürecinde Yaşar kemal yan karakterleri ve bu insanların olduğu gibi masumiyetini korkularını ve kendi aralarında diyaloglarını oldukça komik bir dille anlatmış. Anadolu insanın masumiyetini sıradanlığını su gibi doğallığını anlatımı oldukça hoşuma gitti. Okumuş olduğumuz içinde sıra dışı olaylar ve kahramanlarının yer aldığı , okuyucudan oldukça uzak olan romanların yanında işte bu dedirten roman. Son derecede insani zafiyetlerle , olay örgüsünün son derecede basit oluşu , insana yakın gelen her türlü yanıyla işte halkın romancısı , insanın romancısı dedirtecek kısa ironik imgelerle dolu olan bu roman oldukça iyi. Okuduğum kitaplarda özelikle yan karakterler beni daha çok ilğilendirmişdir. Bu romanda da o yan karakterlerin kendine özgü tavırları ve olağanlıkları oldukça güzeldi. Okunmalı mı ? Evet Okunmalı... Çok keyif alabileceğiniz bizim insanlarımızın sıradanlığını anlatan . Korkunun bulaşıcı bir salgın hastalık gibi insanları nasıl etkisi altına aldığını komik ve sade bir dille anlatan oldukça hoş bir roman.

onur yalçın 
19 Eki 2016 · Kitabı okudu · 5/10 puan

Derin bir hayal kırıklığı içindeyim. Yaşar Kemal gibi Türkçe'nin büyük bir yazarını bu kitapla tanımamalıydım.

Öncelikle iletişim fakültesinde okuduğum ve Türkiye'nin önde gelen reklamcılarına ders vermiş hocalardan ders aldığım için söylemezsem olmayacak bir noktaya değinmeliyim; bu kitap tamamen "Yaşar Kemal" ismini -reklam diliyle; markasını- kullanarak para kazanmak üzere piyasaya sokulmuş bir eser.

Şöyle ki; kitap sözde 72 sayfa fakat 9. sayfadan başlıyor ve aradaki boşlukları çıkarırsak 60 sayfa civarı fakat bununla da bitmiyor; yazı puntosu büyük kullanılmış ve satır aralarında da büyük boşluklar var.

https://kelimelersahneler.blogspot.com.tr/...us-kitap-yorumu.html

"Kim bilir, bir insanın iyilik mi kötülük mü, dostluk mu, düşmanlık mı düşündüğünü , şöyle yüzüne bakınca kim bilir? Tanışmadan konuşup görüşmeden insan korkuludur, başka bir şeydir. Konuşup görüşüncedir ki insan, işte o zaman insan olur"
Kısacık hatta bende yarım kalmış hissi uyandıran bir kitaptı.
Fantastik bir anlatımı vardı. Korku ve belirsizlik duygusu çok iyi işlenmişti bence.
Karakterin sayısı azdı , ama ilginçlerdi:) Özellikle Melek Hanım karakteri benim çok hoşuma gitmişti. Hani eski reklamlarda bir Ayşe Teyze vardı, çantasında her ihtiyaca çözüm olacak eşyalar , malzemeler çıkardı. İşte Melek Hanım da öyle şirin bir karakterdi benim için:)

3 /

Kitaptan 26 Alıntı

Asiye-Melikşah 
 04 Mar 15:03 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Dünya görmüş, ömür geçirmiş, okumuş insan başkadır.

Tek Kanatlı Bir Kuş, Yaşar Kemal (Sayfa 49)Tek Kanatlı Bir Kuş, Yaşar Kemal (Sayfa 49)
Sergen Özen 
02 Şub 19:47 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Yiğidi öldür de hakkını inkar etme.

Tek Kanatlı Bir Kuş, Yaşar Kemal (Sayfa 50 - Yapı Kredi Yayınları)Tek Kanatlı Bir Kuş, Yaşar Kemal (Sayfa 50 - Yapı Kredi Yayınları)
Nurhan Işkın 
03 May 01:33 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Yüzü bir hüzündü. Bu yüz hep böyle hüzünlü kalacak bir daha hiç gülmeyecek gibiydi.

Tek Kanatlı Bir Kuş, Yaşar Kemal (Sayfa 65)Tek Kanatlı Bir Kuş, Yaşar Kemal (Sayfa 65)
Nurhan Işkın 
03 May 01:30 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Korkuyorum, içim değişiyor, başımıza bir iş gelecek...Korkuyorum.

Tek Kanatlı Bir Kuş, Yaşar Kemal (Sayfa 62)Tek Kanatlı Bir Kuş, Yaşar Kemal (Sayfa 62)

Bunlar gösteriş için kendilerini tutarlar da uçurumdan aşağı atarlar. Atarlar da paramparça olurlar. Sırf paramparça olmuş, desinler diye.

Tek Kanatlı Bir Kuş, Yaşar Kemal (Sayfa 47)Tek Kanatlı Bir Kuş, Yaşar Kemal (Sayfa 47)
Nurhan Işkın 
03 May 00:50 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Bir kasabanın başına ne gelebilir ki de, içine kimse giremez onun.

Tek Kanatlı Bir Kuş, Yaşar Kemal (Sayfa 30)Tek Kanatlı Bir Kuş, Yaşar Kemal (Sayfa 30)
3 /