Çakırcalı Efe

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.653
Gösterim
Adı:
Çakırcalı Efe
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
182
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807244
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Çakırcalı Efe
Çakırcalı Efe
Çakırcalı Memed Efe, on beş yıldan fazla bir zaman boyunca eşkıya olarak Osmanlıya baş kaldırmış, binden fazla insanı öldürmüş, öte yandan fakir fukaranın koruyucusu olmuştur. Yaşar Kemal, Çakırcalıyı öldüren müfrezenin kumandanı Albay Rüştü Kobaşın verdiği bilgiler ışığında eşkıyanın hayat hikayesini, tanıklarının yorumlarına da yer vererek anlatır.-Yaşar Kemal insanoğlunun çektiklerini hırs dolu bir beceriyle anlatan yürekli bir yazardır. O isyan ve öfkesini, insanlara karşı Batı yazarlarında az görülen bir güvenle desteklemesini bilmiştir
Dayımı 8 yaşımı bitirdiğimde tanıdım ben. Onun öncesinde hep telefon ve mektup aracılığıyla tanıyabilmiştim kendisini. Daha ben doğmadan '80 darbesinin de etkisiyle mülteci olarak gitmiş İsveç'e. Aradan epey yıllar geçtikten sonra bir gün Türkiye'ye geleceğini duyduk. Ailecek hepimiz İzmir'de havaalanında hazır bulunmuştuk büyük bir heyecanla. Kendisini görünce sevinçle hüzün birbirine karışmıştı. Uçaktan iner inmez alıp götürmüşlerdi çünkü. Aradan üç gün geçti, dört gün geçti; dayım gelmedi. Çocuk aklımla anlamlandıramamıştım ama yıllar geçtikçe ancak idrak edebilmiştim niye götürüldüğünü.

Sonrasında elbette kavuştuk, çok güzel günler de geçirdik birlikte. Bir gün dedi ki bana, "Sen Ödemiş'in Çakırcalı Efe'sini bilir misin?" Nerden bileyim, çocuğum daha... Dedi ki; bir Ödemişli olarak tanıman lazım, bizim efemiz bu, sen de ben de efe torunuyuz, kanımızda var, tanımazsan ayıp olur. Sonrasında Yaşar Kemal' in Çakırcalı Efe kitabını alıp gelmiş bana. Ama nasıl sevindim. O zamana kadar Ayşegül serileri ve Karlar Kraliçesi'nden başka kitabım olmamıştı hiç. İlk defa bir romanım olmuştu. Benim için değerli birinden gelmişti ki kaç yıl geçti hala kütüphanemde durur. O çocuk kalbimde derin bir iz bırakmıştı Çakırcalı Mehmet Efe'nin gerçek ve hazin hikayesi. Yaşıtlarım He-man' e hayran olurken, ben Çakıcı'ya hayran olmuştum. Tabii ki bir de dayıma...

"Gitme oğul, Osmanlı'ya güven olmaz." demişti anası. Güven olmamıştı. Kendisi hiç eşkiya olmak istemediği halde babasının intikamını almasıyla adeta dağlara sürüklenmişti gencecik Çakırcalı. Kaç sefer düze inmek istemişti, herkes gibi ailesiyle sıradan bir köylü hayatı sürmek istemişti. Olmadı. Ne zaman düze inse, halka zulmedildi, köylülerin hakkı yendi. Dayanamadı Çakırcalı... Anasını, karısını, evladını kaç kez bırakmak zorunda kaldı. Köylülerin dermanı, fakirlerin yiyecek ekmeği, genç kızların çeyizi olmuştu Çakırcalı. Ege'nin Robin Hood'u, zengin ağaların baş düşmanı olmuştu. Öldürmek zorunda kaldığı efe gerçekten yiğitse, ardından ağlamış, duasını edip namazını kılmıştı. Öyle de yufka yürekli, hatır hak bilir bir efeydi.

Yaşar Kemal'i de ilk bu kitabıyla tanımış oldum tabii ki çocukken. Burda kendisinin araştırmacı yazar yönünü görüyoruz daha çok. İnce Memed'te olduğu gibi bol betimlemeler yok belki de ama gerçek yaşanmış bir destan var. O köylülerin sıcacık dayanışması var. Yiğitlikle, baş kaldırmışlıkla, adaletle, bir düzde bir dağda sıkışıp kalmakla geçip giden bir ömür var. Okunası, okunması gereken bir destan var. Yıllar sonra Sabahattin Ali'nin de efeden bahdesen bir hikayesinin olduğunu öğrenmiştim. Çakıcı'nın İlk Kurşunu diye geçer hatta kitabın adı. Okumak isteyen olursa içerisinde Sabahattin Ali'nin yarım kalmış ve öncesinde hiç yayınlanmamış hikayeleri, şiirleri hatta çizimleri var. Vurulduğu zaman çantasından çıkan, eşine ve kızına miras kalan yazılar... Öylece olduğu gibi yayınlanmış.

Laf buraya kadar geldi ama asıl bahsetmek istediğim dayım. Onun sayesinde hem Yaşar Kemal'i hem Çakırcalı'yı hem de Sabahattin Ali'yi tanımıştım. Az önce de kara haberini aldım. "Gurbet ellerde, öyle garip kuşlar gibi tek başına" dedi annem... Yüreğime oturdu. İnsan bir kitaba sarılıp ağlar mı? Sarılıyorum. Dindirir mi? Kitabı tekrar okusam, geçirir mi? Baktım olmuyor, yazayım dedim. Halbuki bir ay oldu elim kalem kağıt tutmuyor. O da hafifletir mi? Bilmiyorum.

Taa oralardan getirmek belki zor olacak ama dayım memletine dönecek. Toprağına, özüne, o çok sevdiği Çakıcı'nın diyarına gelecek. Üç gün geçecek, dört gün geçecek, hiç gitmeyecek. Hep bizle kalacak.

Hani İzmir'in Kavakları der ya türküde, aslında Ödemiş'in Kavakları'dır onlar... Hani o eğri eğri uzayan kavaklar...

Burdan Ödemiş Kayaköy'e de selam olsun, Çakıcı'ya... Dayımı bağrına bassın...

https://youtu.be/PDtlUB1tCWE

https://youtu.be/tr2PR_2KcPE

https://youtu.be/qa-aIvLYbZc
Ödemiş kavakları
Dökülür yaprakları
Bize derler Çakıcı
Yar fidan boylum
Yakarız konakları

Çakırcalı Efe’nin hikayesi 1-2 ay kadar önce Hesna’nin #23931552 incelemesiyle dikkatimi çekmişti. İncelemeden sonra Çakırcalı'yı gogıl amcaya sorunca karşıma Kartal Tibet'in 1969 yapımı siyah beyaz filmi karşıma çıktı, film izlemeyi pek sevmem aslında ama heyecanla izledim filmi ve sonrasında da kitabı sipariş ettim, okumaya da pek fırsatım olmadı, geç kaldık.

Çakırcalı Mehmet Efe hikayesi üzerine yazılmış birçok kitap var, ancak Yaşar Kemal bu hikayeyi bizzat Çakırcalı'yı öldüren birliğin kumandanı Albay Rüştü'den dinlemiş, kumandanın anılarını yazdığı 12 defterlik notunu alıp kaynak edinmiş, Çakırcalı'nın eşkıyalık sürdüğü dağları gezmiş, yörede yaşayan emekli çavuşlardan ve yörük ağalarından anılar dinlemiş, bilgiler toplamış, derlemiş ve yayınlamış.

Çakırcalı'nın eşkiyalığı babasını öldüren Hasan Çavuşun peşine düşmesiyle başlar, düzenin bozulduğu, devletin kan kaybettiği dönemde Çakırcalı'nın babası Ahmet Efe dağa çıkar, sonra Osmanlı ile anlaşıp düze iner lakin Hasan Çavuş kahpelik yapar.Bunun üzerine Ahmet Efenin kızanı Hacı ile Çakırcalı dağa çıkarlar yıllarca mücadele verirler. Hasan Çavuştan intikam alınır ama artık onlar eşkiya olmuşlardır.Efe yakar yıkar, kendine göre hak arayışı içindedir, dağlarda zenginlerden soyduğunu fakir köylülere dağıtması onu halk arasinda efsane yapar. Halka karşı acımasızca davranan ve yönetime çalışan birtakım Türk, Rum ve Arnavut çetelerine karşı da büyük mücadeleler verir. Ünü Avrupa'ya yayılan Çakırcalı hakkında gazetelerde yazılar çıkar.Çakırcalı Mehmet Efe ile baş edemeyen Osmanlı kendisine 3-4 defa af çıkartır. Aslında eşkıyalığı hiç sevmemiş olan Efe düze iner ancak her seferinde dağa çıkmak zorunda kalır. Çünkü o ne zaman düze inse çeteler eşkiyalar halka zulme başlar.

Yaşar Kemal bundan sonrasını Albay Rüştü'nün notlarına bırakır, gerisini Albay Rüştü anlatır ki Albay Rüştü düzce bölgesinde nice eşkıyaları yola getirmiştir. Hükümetin son umududur. Albay Rüştü Çakırcalı'yı her yönüyle yaklaşık 1 yıl kadar izledikten sonra kendi birliğini oluşturarak Çakırcalı'ya baskın yaparlar ve bu Efenin sonu olmuştur.

Bu tarihi romanın kahramanı Çakırcalı hâlâ hain mi kahraman mı diye tartışılıyor.Kitabi okurken ben de arafta kaldım, efe önüne geleni kesmiş, ha zulmü de engellemiş, hatta o kadar da koca yürekli biriymiş ki öldürdüğü yiğidin arkasından ağlamış.

Yaşar Kemal bu hikayeyi bütün ustalığıyla anlatmış, özellikle son kısmı Albay Rüştü'nün ağzından anlatması harikulade olmuş. O günleri merak edenlere belgesel tadında bir roman..
‘’Çakırcalı Efe’’ Romanı Yaşar Kemalin gazeteci ve araştırmacı yazar kimliğini öne çıkaran bir eser olup, aynı zamanda tarihi bir belgesel niteliği taşır. Roman 19’ncu yüz yılın başlarında Ege yöresinde geçiyor. Bu roman, düzene bir başkaldırının öyküsü. Çakırcalı Efe'nin zulme dayanamayıp dağa çıkışının, orada halk kahramanı oluşunun öyküsü.


Osmanlının son dönemleri, Osmanlı hükümeti zor durumda yönetim yetersiz, böyle olunca da ağalar ve beyler kendi çıkarları doğrultusunda gözü pek yağız delikanlıları, ya katil yapıp hapse gönderiyor, yada efe yapıp dağa çıkarıyor. Böylece dağlar çeteler ve eşkıyalardan geçilmiyor. Çakırcalı Mehmet Efe de bunlardan bir tanesi. Yalnız o diğer eşkıyalardan farklı . Onu eşkıyalığa bir takım sebepler zorlamış ve bu sebeplerde, Efe’nin sonuna kadar yakasını bırakmamıştır. Babası eşkıyalığı bırakmış, düze inmiş, kendi halinde bir köylü olarak yaşarken bu durumdaki eski zeybeklerin yeniden dağa çıkmalarını önlemek amacıyla verilen gizlice öldürülmeleriyle ilgili bir emir doğrultusunda zaptiye Boşnak Hasan Çavuş tarafından öldürülünce, Çakırcalı Mehmet Efe’nin içine bir intikam hırsı düşmüştür. Belli bir zaman sonra okuduğu okulu bırakarak dağa çıkıp efe olmuş, kısa bir süre sonra ünü tüm dünyaya yayılmıştır. 15 yıl dağlarda hüküm sürmüş devamlı ezilenin yanında yer almış, onların her türlü sorunlar ile yakinen ilgilenmiştir.
Çakırcalı Mehmet Efe hep bölgenin zenginlerinden alıp kendine yardım eden fakire fukaraya vermiştir. Ayrıca hükumetin yapamadığı Çeşme, yol ve köprü işlerini köylünün yararına bölgenin zenginlerine yaptırmış, bölgede adaleti sağlamak için bu uğurda bir sürüde insanın da canını kıymıştır.

Hükumet yetkilileri . Çakırcalı Mehmet Efe ile başa çıkamamış zaman zaman af çıkartmış ne zaman Çakırcalı Efe düze inse düz dekiler dağa çıkıp eşkıya olmuş, tekrar köylüye eziyet etmeye başlamışlar, bu durumda da Mehmet efe tekrar ezilen zulüm gören insanlar için dağa çıkmak zorunda kalmıştır.
Hükumet tarafından Düzce’den getirilen özel görevli, zaptiyelerle başlayan müsademede öldürülmüştür. Çakırcalı Mehmet Efe’nin kızanları başını keserek derisini de yüzerek Efe’nin tanınmasını engellemişlerdir. Cesedi ilk karısı Iraz Hanım tarafından tanınmıştır.


Yaşar Kemal her zaman olduğu gibi kitabında o kadar güzel akıcı bir dil kullanmış ki, insan okurken kendinden geçiyor. Efeler, eşkıyalar hakkında tarihe ışık tutacak, belge niteliğini taşıyan, dağların zorbalarını, halk dostları ve düşmanlarını daha yakından tanıma fırsatı sunan mükemmel bir eser. Tavsiye ederim.
Uyarı: Kitabı okumayıp okumayı düşünenler için kitabın tadını kaçıracak ön bilgiler bulunmaktadır!

Çakırcalı Efe babasının intikamını almaya mecbur hissettirilmiş, cesur, yiğit, çevik ve çok zeki bir eşkıya, Efe ve halk kahramanıdır. Yaşar Kemal bu efsaneyi yazmak için İzmir - Aydın köylerinde, dağlarında dolaşmış uzun zaman bilgi ve belge toplamış ve bu anlatıyı kendi boyasıyla, kendi kaleminin tadıyla yazmıştır.

Osmanlı'nın son zamanlarıdır, Ege'nin dağları gözü pek, cesur ve babayiğit eşkıya, yol kesen ve Efe'lerle doludur ama içlerinden bir tanesi vardır ki diğer tüm eşkıyalara ve peşine düşen tüm takip birliklerine, müfrezelere kök söktürür. Çakırcalı Efe, Ege dağlarının kurdudur, havadaki meteliği vurur, zalimin üstüne çöker, zengin derebeyinden alır fakire verir. Çakırcalı tüm civar köylerin sevgisini kazanmıştır bu yüzden köylü bir ton dayakta yese Efe'lerini kancıklamaz, korur. Nerede ne olsa haberi hemen Çakırcalıya uçar. Bu yüzden Osmanlı bir eşkıyayı yakalayamaz. Ama bir gün işini çok iyi bilen bir Osmanlı Subayı, usta bir iz sürücü, cesur bir eşkıya avcısı çıkar. Rüştü bey işini çok ciddiye alır, çok sağlam bir ekip kurar, Ödemiş'e gelir ve hemen Efe'nin peşine düşmez, aylarca planlama yapar, doğru zamanı ve yeri kollar...

İyi bir oyuncu kadrosu ve iyi bir bütçe ile bu kitabın filmi yapılmalı diye düşünüyorum.
Ah Efem annen demedi mi sana bu kahpe Osmanlıya güven olmaz diye. Eşrafa, ağalara, derebeylerine dokunmaz kucak kucağa dost olurda nerede gariban var orada candarmasını nerede yiğit var orada yılanlarını üstlerine salar diye öğütlemedi mi ?
Elbette Çakırcalı Efe'de anasının karnından yiğit olarak doğmadı, hiç mi hiç istemediği efeliği üstüne babasının kanına giren Osmanlı kendisinin de peşini bir an olsun bırakmadı. Türlü aşağılamalara, nice işkencelere ve yoktan sebeplerle mahpus damına düşürüldü.Eşraftan yatak ve kızan kazanmak için efeliğin tarihine, onuruna, töresine yakışmayacak 'ölümlere' sebeb oldu.
Efelik ağaların, eşrafın kapı köpekliği değildir diyerek kendi özüne, efeliğin özüne döndü. İşte adına türküler, ağıtlar, romanlar yakılacak olan Çakırcalı Efe efsanesi böyle başladı.
O dönüm noktasından sonra nerede bir mazlum var, nerede ağaların altında inim inim inleyen köylüler, yörükler var hemen atını oraya sürdü, hışımla silahını zalimlerin üzerine boşalttı. Nicesini hakettiği yere gönderdi.
Haklı şöhreti Osmanlı sınırlarını aştı, iki üç kere Osmanlı boyun eğdi Çakırcalı'ya af çıkardı ama rahat bırakmadılar her seferinde ali cengiz oyunlarıyla Çakıracalı'nın üzerine gittiler.

İşte Anadolu'nun Mezopotamya'nın her karışı zülme boyun eğmeyenlerle doludur, Ege yöresi daha birçoklarını barındırır; Börklüce Mustafa, Şeyh Bedrettin bunların başında gelir, resmin bütününü anlamak için bu mahir yürekli yiğitlerin de hayatları okunmalı ne için kavga verdikleri iyice anlanmalıdır.

Yaşar Kemal'in ince işçiliğinden çıkmış bir eser, günümüzün popüler kültürüne ve onun yarattığı zahirî tarihe inat dimdik durabilmek için okunması gereklidir.
İnceleme yapmadan önce kitabı tavsiye eden arkadaşıma teşekkürler ediyorum. İncelemeye geçersek; Çakırcalı Mehmet Efe'nin hayatının anlatıldığı otobiyografik bir romandır. Romanda Çakırcalı Mehmet Efe'nin hain mi yoksa bir halk kahramanı olduğu ikilemine düşürüyor. Yaşar Kemal Çakırcalı Mehmet Efe hakkında bilgi almak için Ödemiş'e gitmiş ve eşkiyalık yaptığı dağlarda dolaşmış. Çakırcalı Efe'nin hayatını onu öldüren Albay Rüştü Kobaşı'ndan dinlemiş. Romanın son bölümünde Albay Rüştü Kobaşı ağzında anlatımına yer vermiş. Romanı gerçekçilik katmış. Yaşar Kemal'in okuduğum 2. Kitabını okumanızı tavsiye ederim. Edebiyat ile kalın
Kitap alışık olduğunuz Yaşar Kemal kaleminden biraz farklı, çünkü bir otobiyografi niteliğinde. Üstad almış eline kağıt kalemi Çakırcalı Efe hakkında incir çekirdeği kadar bilgi bilen kim varsa sohbet etmiş, belgeleri toplamış ve bir hikaye kurgulamış güzel betimlemeleri ile.
https://www.instagram.com/p/BYlpAtxAeMr/ ( Instagram hesabını da takip edebilirsiniz)
Sahafların da ayrı bir çekiciliği var... Nasıl bir kitaptır ki bilmiyorum ama #yasarkemal yazıyorsa yaşar hoca yazıyorsa okunur efendim
Rahmetli üstad Yaşar Kemal'den gelecek nesile armağan niteliğinde kısa ve etkileyici bir roman.

Yaşanmış olayları muhteşem bir akıcılık ve dil kullanarak anlatmış Yaşar Kemal, bir öz geçmiş aynı zamanda, hikaye insanı kitabın içerisinde olan bir karaktermişcesine sarıyor. Roman okumakta zorlanmama rağmen bu kitabı fevkalade anlatımı ve toplam sayfa sayısınında makul olması sebebiyle tek solukta okumuş idim. Çok sevdiğim bir kitaptır.
Tarih her zaman iyi-kötü, doğru-yanlışı göstermiyor. Çakırcalı öleli 117 yıl oldu hala bu sorunun cevabı vicdanlarda kimisine göre bir halk kahramanı kimisine göre ise cani bir eşkiya, ben ilkine inanmak istiyorum. Ve ben inanıyorum ki Çakırcalı öldürülmeseydi Kurtuluş mücadelemizde en az Egenin diğer efeleri kadar milli mücadeleye destek olur, kuvayı milliyenin öncüleri arasında yer alırdı. Çakırcalıyı büyük üstad Yaşar Kemal bu güzel eserinde yanlışlarıyla doğrularıyla objektif bir şekilde anlatmış bir otobiyografi gibi görünen epik bir roman bence. Son olarak bu kitap Ödemişte her evde olmalı bence.
Lise yıllarımda okuduğum ve beni çok etkileyen bir romandi.kurtuluş savaşını ve isyanlar bir başka gözle anlatan bir kitap. Diğer kitaplarının aksine bwtimlemelerin daha az olduğu bir roman olduğu için genel olarak yaşar kemal in diğer romanlarında ayrılıyor.
Aslında hiçbir zaman eşkiyalığı sevmemiş Çakırcalı Efe, ama hayat , haksızlıklar, zulüm mecbur kılmış onu bu hayatı yaşamaya. Öyle güzel bir yüreği var ki efenin düşmanının yiğidini öldürdüğünde dahi göz yaşı döküyor. Daima fakirin yanında oluşu, düzene başkaldırışı, zalimin yaptığını yanına bırakmayışı, yiğitliği, mertliği peşine düşen paşaların dahi saygısını ve hayranlığını kazanmıştır.
Efe: Şu insanoğlu var ya, Hacı, çiğ süt emmiş, güven olmaz derler ya, yalan! Güven olur. Onlara azıcık iyilik et, seni baş tacı etsinler. Öyle değil mi, Hacı?
Gökte karanlık bulutlar vardı. Derken yağmur çiselemeye başladı. Hava yarı sümbüli. Havaların en güzeli. Çakırcalı böyle havalara bayılırdı.
Yaşar Kemal
Sayfa 76 - Yapı Kredi Yayınları
Çakırcalı'nın mezarı Nazillinin dışında, yol üstündedir. Köylüler mezarı o gün bugündür evliya türbesi makamında ziyaret ederler.
...
Çakırcalı öldürüldükten yıllar sonra bile, o yoldan geçen köylüler mezara yarım saat kala, olanca sesleriyle bağırırlar: "Çakırcalı Efe! Çakırcalı Efe! Yol ver geçelim. Yaban deği-liz..."
Çakırcalı öldürüldükten yıllar, yıllar sonra bile, o yoldan geçen köylüler mezara yarım saat kala, olanca sesleriyle bağırılar:
"Çakırcalı Efe! Çakırcalı Efe! Yol ver geçelim. Yaban değiliz.."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çakırcalı Efe
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
182
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807244
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Çakırcalı Efe
Çakırcalı Efe
Çakırcalı Memed Efe, on beş yıldan fazla bir zaman boyunca eşkıya olarak Osmanlıya baş kaldırmış, binden fazla insanı öldürmüş, öte yandan fakir fukaranın koruyucusu olmuştur. Yaşar Kemal, Çakırcalıyı öldüren müfrezenin kumandanı Albay Rüştü Kobaşın verdiği bilgiler ışığında eşkıyanın hayat hikayesini, tanıklarının yorumlarına da yer vererek anlatır.-Yaşar Kemal insanoğlunun çektiklerini hırs dolu bir beceriyle anlatan yürekli bir yazardır. O isyan ve öfkesini, insanlara karşı Batı yazarlarında az görülen bir güvenle desteklemesini bilmiştir

Kitabı okuyanlar 585 okur

  • Ayşe Ebru Uryan
  • Serdar Can
  • Ömer Faruk Uluçay
  • FIRAT
  • Mehmet Duran Boztepe
  • ahmet kaplan
  • Zennure Karaaslan
  • Aytaç Direk
  • Can
  • Abdulhakim Özkılıç

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.8
14-17 Yaş
%3.2
18-24 Yaş
%14.4
25-34 Yaş
%33.8
35-44 Yaş
%27.9
45-54 Yaş
%11.7
55-64 Yaş
%1.4
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%42.7
Erkek
%57.3

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%43 (99)
9
%24.3 (56)
8
%20.9 (48)
7
%8.3 (19)
6
%2.2 (5)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları