Çakırcalı Efe

·
Okunma
·
Beğeni
·
11127
Gösterim
Adı:
Çakırcalı Efe
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
182
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807244
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Çakırcalı Memed Efe, on beş yıldan fazla bir zaman boyunca eşkıya olarak Osmanlıya baş kaldırmış, binden fazla insanı öldürmüş, öte yandan fakir fukaranın koruyucusu olmuştur. Yaşar Kemal, Çakırcalıyı öldüren müfrezenin kumandanı Albay Rüştü Kobaşın verdiği bilgiler ışığında eşkıyanın hayat hikayesini, tanıklarının yorumlarına da yer vererek anlatır.-Yaşar Kemal insanoğlunun çektiklerini hırs dolu bir beceriyle anlatan yürekli bir yazardır. O isyan ve öfkesini, insanlara karşı Batı yazarlarında az görülen bir güvenle desteklemesini bilmiştir
182 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Hey gidi Koca Çakırcalı Efe... Bir günde bitirdiğim bir kitap oldu bu malum #evdekal günlerinde. Biraz farklı bir kitap okumak isteyenler kesinlikle okusun. Egeli okurlar kesinlikle okusun Yaşar Kemal muhteşem bir biyografi ortaya çıkarmış. Yüreğine- kalemine sağlık üstat.
182 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Ödemiş kavakları
Dökülür yaprakları
Bize derler Çakıcı
Yar fidan boylum
Yakarız konakları

Çakırcalı Efe’nin hikayesi 1-2 ay kadar önce https://1000kitap.com/HesnaS’nin #23931552 incelemesiyle dikkatimi çekmişti. İncelemeden sonra Çakırcalı'yı gogıl amcaya sorunca Kartal Tibet'in 1969 yapımı siyah beyaz filmi karşıma çıktı, film izlemeyi pek sevmem aslında ama heyecanla izledim filmi ve sonrasında da kitabı sipariş ettim, okumaya da pek fırsatım olmadı, geç kaldık.

Çakırcalı Mehmet Efe hikayesi üzerine yazılmış birçok kitap var, ancak Yaşar Kemal bu hikayeyi bizzat Çakırcalı'yı öldüren birliğin kumandanı Albay Rüştü'den dinlemiş, kumandanın anılarını yazdığı 12 defterlik notunu alıp kaynak edinmiş, Çakırcalı'nın eşkıyalık sürdüğü dağları gezmiş, yörede yaşayan emekli çavuşlardan ve yörük ağalarından anılar dinlemiş, bilgiler toplamış, derlemiş ve yayınlamış.

Çakırcalı'nın eşkiyalığı babasını öldüren Hasan Çavuşun peşine düşmesiyle başlar, düzenin bozulduğu, devletin kan kaybettiği dönemde Çakırcalı'nın babası Ahmet Efe dağa çıkar, sonra Osmanlı ile anlaşıp düze iner lakin Hasan Çavuş kahpelik yapar.Bunun üzerine Ahmet Efenin kızanı Hacı ile Çakırcalı dağa çıkarlar yıllarca mücadele verirler. Hasan Çavuştan intikam alınır ama artık onlar eşkiya olmuşlardır.Efe yakar yıkar, kendine göre hak arayışı içindedir, dağlarda zenginlerden soyduğunu fakir köylülere dağıtması onu halk arasinda efsane yapar. Halka karşı acımasızca davranan ve yönetime çalışan birtakım Türk, Rum ve Arnavut çetelerine karşı da büyük mücadeleler verir. Ünü Avrupa'ya yayılan Çakırcalı hakkında gazetelerde yazılar çıkar.Çakırcalı Mehmet Efe ile baş edemeyen Osmanlı kendisine 3-4 defa af çıkartır. Aslında eşkıyalığı hiç sevmemiş olan Efe düze iner ancak her seferinde dağa çıkmak zorunda kalır. Çünkü o ne zaman düze inse çeteler eşkiyalar halka zulme başlar.

Yaşar Kemal bundan sonrasını Albay Rüştü'nün notlarına bırakır, gerisini Albay Rüştü anlatır ki Albay Rüştü düzce bölgesinde nice eşkıyaları yola getirmiştir. Hükümetin son umududur. Albay Rüştü Çakırcalı'yı her yönüyle yaklaşık 1 yıl kadar izledikten sonra kendi birliğini oluşturarak Çakırcalı'ya baskın yaparlar ve bu Efenin sonu olmuştur.

Bu tarihi romanın kahramanı Çakırcalı hâlâ hain mi kahraman mı diye tartışılıyor.Kitabi okurken ben de arafta kaldım, efe önüne geleni kesmiş, ha zulmü de engellemiş, hatta o kadar da koca yürekli biriymiş ki öldürdüğü yiğidin arkasından ağlamış.

Yaşar Kemal bu hikayeyi bütün ustalığıyla anlatmış, özellikle son kısmı Albay Rüştü'nün ağzından anlatması harikulade olmuş. O günleri merak edenlere belgesel tadında bir roman..
182 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Yaşar Kemal, bu eserinde şöhreti dünyayı saran Çakırcalı Efe'nin yaşamını anlatmış. Bu eser yalnızca bir roman değil, aynı zamanda gerçek bir kişiye ait yaşam öyküsü. Bu nedenle Yaşar Kemal büyük bir özen göstermiş ve uzun yıllar araştırma yapmış. Yapmış olduğu araştırmalardan elde etmiş olduğu bilgiler dışında pek bir şey yazmak istememiş. O nedenledir ki, Yaşar Kemal'in eserlerinde yapmış olduğu tasvirlere rastlamıyoruz. Aslına sadık kalarak yazmaya çalışmış. Kitabın final bölümünde Albay Rüştü Kobaş'ın anılarına yer vermesinden kitabı araştırmalar sonucu yazdığı ve aslına sadık kaldığı kendini açıkça gösteriyor. Yaşar Kemal' in, Çakırcalı Efe'nin yaşayan son kızanı Koca Mustafa Efe'den anılarını almak için gerekli parayı bulamamış olması da ayrıca üzücü. Parayı bulsaydı kimbilir neler yazacaktı. Belki de ciltler dolusu Çakırcalı Efe okuyacaktık.

Kitabın içeriğine gelecek olursak, Yaşar Kemal bu eserinde de, her zamanki gibi Anadolu gerçeklerini, Anadolu insanının yaşadığı zorlukları, hayatlarının ne kadar ucuz olduğunu ve daha birçok gerçeği yüzümüze vuruyor. Bunun dışında, Osmanlının son dönemine de farklı bir açıdan ışık tutuyor. Eşkıya meselesinin, nasıl bir hal aldığını çarpıcı şekilde ortaya koyuyor. Zulme maruz kalan, hakkı yenen kim varsa, bu insanlar için adaleti kendi yöntemlerince çözmeye çalışan bir tek Çakırcalı Efe var o dönemde. Eşkıya olan herkes bir Çakırcalı Efe olmuyor maalesef.

"Çakırcalının mezarı Nazillinin dışında, yol üstündedir. Köylüler mezarı o gün bugündür evliya türbesi makamında ziyaret ederler.” s.181

“Çakırcalı öldürüldükten yıllar, yıllar sonra bile, o yoldan geçen köylüler mezara yarım saat kala, olanca sesleriyle bağırırlar. Çakırcalı Efe! Çakırcalı Efe! Yol ver geçelim. Yaban değiliz...” s.181
182 syf.
·3 günde·10/10
İzmir'in kavakları,
Dökülür yaprakları,
Bize de derler Çakıcı,
Yar fidan boylu,
Yakarız konakları...

Sever misiniz bu türküyü? Ben çok severim. Hisli türküdür, ağlatır dinlerken. Bir zamanlar, Osmanlı'nın son dönemlerinde dağa çıkıp, halkı koruyan, merhametli, mert, vicdanlı, utanilasi işlerden uzak duran efeler için yakılmış bir türküdür. En başta da Çakırcalı Mehmet Efe için.

İzmir, ödemiş, tire, Manisa, Alaşehir, Birgi, Aydın yörelerinde bilmeyen yoktur Çakırcalı Mehmet Efe'yi. Yaşamı ile ilgili net bilgiler yok elimizde. Halk tarafından dillendirilmis, destan haline gelen soylencelerden başka. Anlatılanlara göre Çakırcalı dönemin en mert efelerinden biriymiş. Köylülerin ve Yörüklerin sevgilisi. Peki bir insan böylesi sevgiyi haketmek için ne yapmış olabilir? Öyle ya devir zulüm devri.

Bir yanda Osmanlı, bir yanda ağalar, beyler, bir yanda başka efeler.( Kendilerine efe diyen eşkıyalar, beylerin,ağaların masası) Bunca zulmeden varken, karşılarında da gariban bir efe oğlu. Babası da efe. Sevilen,sayılan. Düze indiği günlerde bir kanciklama ile ( tabir bu) öldürmüşler. Yerine de oğlu geçmiş. İstemeye istemeye daga çıkmış efe oğlu. Dağda köylülerin koruyucusu, beylerin, ağaların düşmanı. Zenginlerden alıp,fikaralara dağıtan bir adem oğlu. Modern Robin hood. Bir yandan ağalar, beyler; diğer yandan düşmanı olan eşkıyalar, bir yandan da Osmanlı yönetimi ortadan kaldırmak için uğraşırlar Çakırcalı Mehmet Efe'yi. Beceremeyince af çıkarırlar. Efeye af çıkması demek, köyüne yerleşip sıradan insanlar gibi yaşaması demek. Bir çeşit kontrol altına almak demek. Çakırcalı düze inince, bu sefer ağalar fırsattan istifade tekrar başlarlar zulme. Eskisi gibi yine medet umar ezilen insanlar Çakırcalı'dan. Kendi mahkemesini kurmak zorunda kalir. Zulmeden ağaları cezalandırır. Eskiyalari öldürür. Haliyle yönetim telaslanir bu durumdan. Tekrar daga çıkmak zorunda kalir Çakırcalı istemeye istemeye. Osmanlı en kudretli paşaların gönderir üstüne. Neredeyse yanına bir ordu katarak. Ama o kadar sevilir ki Çakırcalı, köylüler onu ele vermez. Yedikleri onca sopaya rağmen. Nasıl elversinler ki?

Çakırcalı, kizanlari ile birlikte onların hamisidir. Fikara oldukları için evlenemeyenleri evlendirir, tarlalarına el koyan beyleri cezalandırır, eskiyalari sindirir.

İşte Çakırcalı Efe böyle biridir. Yaşar Kemal , Çakırcalı ile ilgili ne kadar söylence varsa derlemiş, toplamış ve kitap haline getirip bize sunmuş. Bize de keyifle okumak düşmüş böyle bir destanı.

Size de keyifli okumalar...
182 syf.
·4 günde·10/10
1900'lü yılların başında 15 yıl İzmir ve bölgesinde efelik yapmış "Çakırcalı" namıyla yaşayan Mehmet Efe'nin gerçek yaşam hikayesi anlatılıyor. Yaşar Kemal 1956 yılında Çakırcalı'yı öldüren müfreze komutanı o zamanlar yüzbaşı olan Rüştü Kobaş'ın anlatımlarını yazıya dökerek Cumhuriyet gazetesinde yayımlanmasını sağlıyor. Fiziki özelliklerini de Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun çocukluğunda ailesinin çiftliğini ziyaretleri sırasında hafızasındaki kısmından öğreniyor.

Kendisi gibi efe olan Ahmet Efe'nin oğlu olarak dünyaya geliyor. Babası öldükten sonra tütün kaçakçılığı ile yaşamını idame ettiren Mehmet, o dönemde ağaların halka zulmü, Osmanlının halkı sıkıştırması ve farklı sebeplerle babasının eski arkadaşları ile mecburi olarak dağlara çıkmış. Adam öldürüp hapse düşmüş. Hapis sonrası hayatın içinde olduğu bazı şartlar neticesinde, halkın, ezilenin yanında, zulmedenin karşısında dura dura yeri gelmiş adam öldürmüş, yeri gelmiş fakir fukarayı evermiş. Tam bir halk kahramanı olup çıkmış. 1081 kişiyi öldürdüğü söylenen mert bir karakter olarak tanınmış. Yabancı ülke gazetecilerine röportajlar vermiş. Padişaha kendi taleplerini kabul ettirerek birkaç defa affa uğramış, her defasında halka adaleti sağlayan kişi olarak zorunlu olarak tekrar dağlara çıkmıştır. Zorunlu haller dışında askere kurşun sıkmadığı anlatılmaktadır.

Yaklaşık 20 yıl önce okumuş olduğum Sabahattin Burhan'ın Yörük Ali Efe kitabında da Çakırcalı kadar olmasa da bir efeden bahsedilmekteydi. Günümüzde bile devlette aradığını bulamayan garibanların adaletini silahla olmasa da çeşitli yöntemlerle çözüm bulmaları efelerin varlığının güncel halini yansıtmaktadır. Genel manada akıcı bir üslupla kaleme alınmış. Herkese iyi okumalar dilerim.
182 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
‘’Çakırcalı Efe’’ Romanı Yaşar Kemalin gazeteci ve araştırmacı yazar kimliğini öne çıkaran bir eser olup, aynı zamanda tarihi bir belgesel niteliği taşır. Roman 19’ncu yüz yılın başlarında Ege yöresinde geçiyor. Bu roman, düzene bir başkaldırının öyküsü. Çakırcalı Efe'nin zulme dayanamayıp dağa çıkışının, orada halk kahramanı oluşunun öyküsü.


Osmanlının son dönemleri, Osmanlı hükümeti zor durumda yönetim yetersiz, böyle olunca da ağalar ve beyler kendi çıkarları doğrultusunda gözü pek yağız delikanlıları, ya katil yapıp hapse gönderiyor, yada efe yapıp dağa çıkarıyor. Böylece dağlar çeteler ve eşkıyalardan geçilmiyor. Çakırcalı Mehmet Efe de bunlardan bir tanesi. Yalnız o diğer eşkıyalardan farklı . Onu eşkıyalığa bir takım sebepler zorlamış ve bu sebeplerde, Efe’nin sonuna kadar yakasını bırakmamıştır. Babası eşkıyalığı bırakmış, düze inmiş, kendi halinde bir köylü olarak yaşarken bu durumdaki eski zeybeklerin yeniden dağa çıkmalarını önlemek amacıyla verilen gizlice öldürülmeleriyle ilgili bir emir doğrultusunda zaptiye Boşnak Hasan Çavuş tarafından öldürülünce, Çakırcalı Mehmet Efe’nin içine bir intikam hırsı düşmüştür. Belli bir zaman sonra okuduğu okulu bırakarak dağa çıkıp efe olmuş, kısa bir süre sonra ünü tüm dünyaya yayılmıştır. 15 yıl dağlarda hüküm sürmüş devamlı ezilenin yanında yer almış, onların her türlü sorunlar ile yakinen ilgilenmiştir.
Çakırcalı Mehmet Efe hep bölgenin zenginlerinden alıp kendine yardım eden fakire fukaraya vermiştir. Ayrıca hükumetin yapamadığı Çeşme, yol ve köprü işlerini köylünün yararına bölgenin zenginlerine yaptırmış, bölgede adaleti sağlamak için bu uğurda bir sürüde insanın da canını kıymıştır.

Hükumet yetkilileri . Çakırcalı Mehmet Efe ile başa çıkamamış zaman zaman af çıkartmış ne zaman Çakırcalı Efe düze inse düz dekiler dağa çıkıp eşkıya olmuş, tekrar köylüye eziyet etmeye başlamışlar, bu durumda da Mehmet efe tekrar ezilen zulüm gören insanlar için dağa çıkmak zorunda kalmıştır.
Hükumet tarafından Düzce’den getirilen özel görevli, zaptiyelerle başlayan müsademede öldürülmüştür. Çakırcalı Mehmet Efe’nin kızanları başını keserek derisini de yüzerek Efe’nin tanınmasını engellemişlerdir. Cesedi ilk karısı Iraz Hanım tarafından tanınmıştır.


Yaşar Kemal her zaman olduğu gibi kitabında o kadar güzel akıcı bir dil kullanmış ki, insan okurken kendinden geçiyor. Efeler, eşkıyalar hakkında tarihe ışık tutacak, belge niteliğini taşıyan, dağların zorbalarını, halk dostları ve düşmanlarını daha yakından tanıma fırsatı sunan mükemmel bir eser. Tavsiye ederim.
182 syf.
·9/10
ENVER DAĞA ÇIKTI, MEŞRUTİYETİ İLAN ETTİ; ÇAKIRCALI DAĞA ÇIKTI, SONU OLDU!

"Nazilli'de vuruldum. 35 sene cesedim orada kaldı. Aldılar, Ödemiş'in Kayaköy kabrine defnettiler. Ayasuret Kariyesinden Çakırcalı Ahmetoğlu Mehmet" (Çakırcalı'nın mezar taşı.)

"İzmir'in kavakları, dökülür yaprakları. Bize de derler Çakıcı. Yar fidan boylum, yakarız konakları." (Çakırcalı'ya ithafen yazılmış olan "İzmir'in (Ödemiş'in) Kavakları")

Osmanlı Devleti, gerilemeye başlayınca düzen bozulmuştur. Bu düzen bozulunca ortaya kendi adaletini sağlayanların türemesine neden olmuştur. Efelik, muhtemelen işte bu nedenden dolayı ortaya çıkmıştır. Kimisi zulme uğrayanlara karşı çıkmıştır, Robin Hood hesabı zenginden alıp fakire vermiştir. Bir devlette otorite zayıfsa, kendi adaletini kendisi sağlamaya çalışanlar da ortaya çıkar. İşte onlardan birisi de Çakırcalı Efe idi. Kendisi Ege bölgesinde adından söz ettiren bir isimdi.

Yaşar Kemal, Çakırcalı Efe'yi yazarken birtakım kaynaklardan da yararlanmıştır. Efe ile bağlantısı olan kişilerden de yararlanmıştır bunu yaparken. Hacı Ali Çavuş gibi, Rüştü Kobaş'ın anıları gibi. Hatta Rüştü Kobaş'ın anıları da roman kısmından sonrasında mevcut. Çakırcalı Efe hakkında birçok makale de mevcut.

Kitap heyecanlı bir şekilde başladı ve öyle ilerlerdi, çok iyi bir anlatımı vardı. Öyle bir anlatım ki, araştırmaya itiyor insanı. Kendimi her okuyuşta araştırırken buldum. Kitabın araştırmaya itmesi de en büyük artısı oldu. Zira Çakırcalı Efe hakkında net bir bilgi edinmek için araştırmak gerekir. Birçok aktarım belge dışında, rivayet ile aktarım. Çakırcalı'nın kaç kişiyi öldürdüğü de muamma olarak karşımıza çıkıyor. Sayı olarak 1000'in üzerinde olduğu söyleniyor. Kitaba göre bu sayı 1081, ki bunu "söylenti" diyerek de aktarıyor yazar.

Çakırcalı yaşasa, belki milli mücadele içerisinde yer alacaktı, aynı Yörük Ali Efe gibi. Şartların gelişmesi sonunu getirdi. Sonu hüzünlüydü. Bir efsane olarak bir türküde buluşacak, bir kitapta, aynı şu anda buluştuğu gibi.
182 syf.
·3 günde·10/10
Kimse sınanmadığı günahın masumu değildir.
Evet bazen kader bizi geri dönüşü olmayan bir akışa sürükler. Ama felek insanı asla kötü olmaya zorlamaz. Doğduğu günden itibaren, hiç istemediği halde eşkıya olmak Efe olmak kaderinin kaçınılmaz bir cilvesidir Çakırcalının. Ancak Eşkıya dedimse bu zannettiğimiz gibi zorba bir asi değil bilakis zalimin hasmı, fakir fukaranın, zulme uğrayanın dostudur, tabiri caizse gerçek bir halk adamıdır Çakırcalı Efe. Okudukça gurur duydum bir egeli olarak sonra hem mutlu oldum hem de sonuna yaklaştıkça tatlı bir hüzün sardı içimi. Öldüğü günden beri at ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır deyişi uyarınca namı bugünlere dek yürümüş Efemin, herkes bir şeyler söylemiş hakkında, Yaşar Kemal de çok güzel bir anlatımla yazıya dökmüş. Velhasıl kelam tavsiye ederim efendim keyifli okumalar. :)
182 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Uyarı: Kitabı okumayıp okumayı düşünenler için kitabın tadını kaçıracak ön bilgiler bulunmaktadır!

Çakırcalı Efe babasının intikamını almaya mecbur hissettirilmiş, cesur, yiğit, çevik ve çok zeki bir eşkıya, Efe ve halk kahramanıdır. Yaşar Kemal bu efsaneyi yazmak için İzmir - Aydın köylerinde, dağlarında dolaşmış uzun zaman bilgi ve belge toplamış ve bu anlatıyı kendi boyasıyla, kendi kaleminin tadıyla yazmıştır.

Osmanlı'nın son zamanlarıdır, Ege'nin dağları gözü pek, cesur ve babayiğit eşkıya, yol kesen ve Efe'lerle doludur ama içlerinden bir tanesi vardır ki diğer tüm eşkıyalara ve peşine düşen tüm takip birliklerine, müfrezelere kök söktürür. Çakırcalı Efe, Ege dağlarının kurdudur, havadaki meteliği vurur, zalimin üstüne çöker, zengin derebeyinden alır fakire verir. Çakırcalı tüm civar köylerin sevgisini kazanmıştır bu yüzden köylü bir ton dayakta yese Efe'lerini kancıklamaz, korur. Nerede ne olsa haberi hemen Çakırcalıya uçar. Bu yüzden Osmanlı bir eşkıyayı yakalayamaz. Ama bir gün işini çok iyi bilen bir Osmanlı Subayı, usta bir iz sürücü, cesur bir eşkıya avcısı çıkar. Rüştü bey işini çok ciddiye alır, çok sağlam bir ekip kurar, Ödemiş'e gelir ve hemen Efe'nin peşine düşmez, aylarca planlama yapar, doğru zamanı ve yeri kollar...

İyi bir oyuncu kadrosu ve iyi bir bütçe ile bu kitabın filmi yapılmalı diye düşünüyorum.
182 syf.
·10/10
Ah Efem annen demedi mi sana bu kahpe Osmanlıya güven olmaz diye. Eşrafa, ağalara, derebeylerine dokunmaz kucak kucağa dost olurda nerede gariban var orada candarmasını nerede yiğit var orada yılanlarını üstlerine salar diye öğütlemedi mi ?
Elbette Çakırcalı Efe'de anasının karnından yiğit olarak doğmadı, hiç mi hiç istemediği efeliği üstüne babasının kanına giren Osmanlı kendisinin de peşini bir an olsun bırakmadı. Türlü aşağılamalara, nice işkencelere ve yoktan sebeplerle mahpus damına düşürüldü.Eşraftan yatak ve kızan kazanmak için efeliğin tarihine, onuruna, töresine yakışmayacak 'ölümlere' sebeb oldu.
Efelik ağaların, eşrafın kapı köpekliği değildir diyerek kendi özüne, efeliğin özüne döndü. İşte adına türküler, ağıtlar, romanlar yakılacak olan Çakırcalı Efe efsanesi böyle başladı.
O dönüm noktasından sonra nerede bir mazlum var, nerede ağaların altında inim inim inleyen köylüler, yörükler var hemen atını oraya sürdü, hışımla silahını zalimlerin üzerine boşalttı. Nicesini hakettiği yere gönderdi.
Haklı şöhreti Osmanlı sınırlarını aştı, iki üç kere Osmanlı boyun eğdi Çakırcalı'ya af çıkardı ama rahat bırakmadılar her seferinde ali cengiz oyunlarıyla Çakıracalı'nın üzerine gittiler.

İşte Anadolu'nun Mezopotamya'nın her karışı zülme boyun eğmeyenlerle doludur, Ege yöresi daha birçoklarını barındırır; Börklüce Mustafa, Şeyh Bedrettin bunların başında gelir, resmin bütününü anlamak için bu mahir yürekli yiğitlerin de hayatları okunmalı ne için kavga verdikleri iyice anlanmalıdır.

Yaşar Kemal'in ince işçiliğinden çıkmış bir eser, günümüzün popüler kültürüne ve onun yarattığı zahirî tarihe inat dimdik durabilmek için okunması gereklidir.
182 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
*Yiğit mi ararsın namert mi? Aşıkların ve yiğitlerin kol gezdiği bereketli toprakların tek adresidir Anadolu’m. Bizim buralarda destanlar, türküler söylenir,efsaneler, masallar anlatılır. Anadolu’da iki söz vardır halk arasında: masal bilmeyen adam da mı olur? Türkü bilmeyen adam olur mu ? Çakırcalı Efe halkın içinde can bulmuş, hakkın, adaletin, fakir fıkaranın, mazlumun dilinde söylenmiş türküdür işte.
* Evet insan tarihinin en büyük eşkıyasıydı Efe. On beş yıllık eşkıyalık hayatında rivayete göre 1085 kişiyi öldürdüğü söyleniyordu. Ama eşkıya dendiğine bakmayın Çakırcalı Efe için. O baştan ayağa yürek,hak,adaletti. Fakir fıkara babasıydı. Evlilik çağına gelmiş kızları erkekleri giyindirip kuşandırıp muratlarına erdirirdi. Açları doyurur hiçbir mazlum köylüye zalimlik etmezdi,etmedi. Eli her ne kadar silahlı da olsa yeri geldiğinde kibar, naif, hoşgörülü, duygu yüklü, saygılı bir Efe idi. Efelik geleneğine harfi harfine uyardı. Onun derdi nerede bir haksızlık var ise “dur!” demekti. Zengin ağalar, eşraf, beylerle idi derdi.
*Bir yiğit düşünün düşmanları bile yiğitliğini görünce öldürmekten vazgeçsin. Bu, her ademoğluna nasip olmayacak bir onur. “Ta ezelden beri kurt eniği kurt olur.”demişler. Keskin mi keskin silahı! Nazım üstadın Antepli Karayılan için dediği gibi :” Uçan turnayı gözünden , kaçan tavşanı ard ayağından vurur…” Çakırcalı Efe de tıpkı bu denli bir atıcıydı.
** Anadolu’da yiğitler tükenmez canlar. Ezelden ebede dek bu böyle gelmiş böyle de sürer gider. Köroğlu, Dadaloğlu, İnce Memed, Kara Ali Efe, Çakırcalı Efe ve daha niceleri … Mahsuni Şerif bir türküsünde der ya :
“Mahsuni Şerif’im yiğit yavrusu,
Anadolu’sundan yoktur kaygısı
sizin değil beyler işin doğrusu
Yiğitler yiğitler bizim yiğitler
bizim yiğitler de büyük ümitler…”
Ümidimiz yiğitlerimizde, ümidimiz yiğitleri anlatan eserlerde, ümidimiz böylesi kitapları meydana getirenlerde…
Not: Umarım eser hakkında biraz da olsun merak uyandırabilmişimdir. (iddiasız, naçizane)
Var ol Üstad Yaşar Kemal, var ol!
182 syf.
·Beğendi·9/10
Özet bir İnce Memed denilebilir mi?..
Ben derim.
İnce Memed'in yerini alabilir mi? Alamaz.

Çakırcalı Efe'nin öleceğini ve kimin öldüreceğini biliyoruz en başından beri. Buna göre okudum. Olaylar da zaten ayrıntıya girilmeden hızlı bir şekilde anlatılmış. Yaşar Kemal'in kalemine hayranım ben: Benim adım Yaşar Kemal yazsa ve bunu bir kitap gibi bastırsa altında bir hikmet arar bir güzellik bulurum. O bizim kıymetlimiz. Başındaki açıklamalar kitabın değerini artırdı gözümde, nedendir bilemem.

Çok güzeldi.
Bir insan bir işi severek yaparsa, iş ne kadar zor olursa olsun, o kadar koymaz. Halbuki Çakırcalı eşkıyalığı, adam öldürmeyi sevmiyordu.
Efe dişlerinin arasından kurşun gibi bir tükürük attı.

Şu mektubu yazdı :

"Erkek olan elindeki silahını vermez, gelir alırsın."
Çakırcalı Memed

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çakırcalı Efe
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
182
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807244
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Çakırcalı Memed Efe, on beş yıldan fazla bir zaman boyunca eşkıya olarak Osmanlıya baş kaldırmış, binden fazla insanı öldürmüş, öte yandan fakir fukaranın koruyucusu olmuştur. Yaşar Kemal, Çakırcalıyı öldüren müfrezenin kumandanı Albay Rüştü Kobaşın verdiği bilgiler ışığında eşkıyanın hayat hikayesini, tanıklarının yorumlarına da yer vererek anlatır.-Yaşar Kemal insanoğlunun çektiklerini hırs dolu bir beceriyle anlatan yürekli bir yazardır. O isyan ve öfkesini, insanlara karşı Batı yazarlarında az görülen bir güvenle desteklemesini bilmiştir

Kitabı okuyanlar 1.721 okur

  • Emre Şişik
  • Onur MOCU
  • Murat ÜZÜMCÜ
  • Ugur kolay
  • gezginokur
  • Prometheus
  • Hazal
  • Raşit BOY
  • Eren YILDIZ
  • Oya

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.8
14-17 Yaş
%3.2
18-24 Yaş
%14.4
25-34 Yaş
%33.8
35-44 Yaş
%27.9
45-54 Yaş
%11.7
55-64 Yaş
%1.4
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%42.7
Erkek
%57.3

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%38.5 (222)
9
%24.5 (141)
8
%22.2 (128)
7
%8 (46)
6
%2.8 (16)
5
%0.3 (2)
4
%0
3
%0.2 (1)
2
%0
1
%0.2 (1)

Kitabın sıralamaları