Hüyükteki Nar Ağacı

8,3/10  (50 Oy) · 
118 okunma  · 
39 beğeni  · 
1.059 gösterim
Yaşar Kemal'in "doğa-insan ilişkilerini en iyi anlamda veridğim yapıtlarımdan biri" dediği Hüyükteki Nar Ağacı, traktörün tarıma girmesiyle birlikte işsiz kalan yarıcılar ve mevsimlik işçilerin dramını konu alıyor. Kapitalizmin Çukurova'ya düşen büyük gölgesi, her satırla görünür kılınıyor.

"İşte bu romanı ve Yaşar Kemal'in pek çok yapıtını güçlü kılan şey şu 'doğa-insan ilişkisi' sözlerinde saklanıyor. Çünkü Yaşar Kemal bu ilişkiye insanın en temel, en eski, dil yaratma yetisiyle özdeş bir niteliğiyle yaklaşıyor. Mitos yaratmak..."
  • Baskı Tarihi:
    2011
  • Sayfa Sayısı:
    93
  • ISBN:
    9750807220
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Halil Yavuz KAYA 
 24 Nis 12:19 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Hüyükteki Nar Ağacı....Bir solukta okunacak güzel kitap...Üstelik büyük usta bu kitabı sinematik bir bünyeye oturtarak, epik bir dil ile ne güzel kaleme almış.
Bir kitabı okumak üzere elimize aldığımız da kelimeler cümleleri, cümleler satırları, satırlar paragrafları, onlarda sayfaları kovalar ve okur bitiririz. Güzeldi, iyiydi, sıkıldım, sürükleyiciydi. v.s gibi ilk yorumu hemen yapıştırırız. Ben buna düzden okuma diyorum. Ama ne var ki kitaplar derinlemesine okumak gerektiğine de inanırım. Başta Yaşar Kemal, olmak üzere bir çok yazarı anlamak için öyle okunmalıdır. Derim.
Kitabın satırları, cümleleri ne diyor bize, demek istedikleri ne, mesaj ne, varılmak istenen nihai hedef ne, kısacası şifre ne.
Bu sebepledir, okuduğumuzdan aldığımız hazzın yanı sıra kitabın içine derinliğine inip şifreyi çözmeli, derinlerde yatan gerçeği bulup çıkarmalıyız da. O zaman kitap ve yazar bize ulaşacaktır işte.
Hüyükdeki Nar Ağacı, güzel anlatımlı kitap...Seninle, Yaşar Kemal'in bana verdiğini paylaşmak isterim.
Anadolu'muzun, kırsalımız insanının yokluğa sürükleniş hikayesi..
Finans kapitalin dünyaya yöneterek, hakim olduğu şu yüzyılda (ki, şimdi ağa onlardır.); Yakın tarihimize kadar toprak, en büyük üretim aracılarından biri iken artık bu hükmünü yitirmiş gibi görülse de bu gerçeği yansıtmaz aslında. Çünkü İnsanoğlu daima karnını doyurmak isteyecektir. Ana besin kaynağımız olan hayvansal ürünler içinde toprak elzemdir. Bu toprağın sahipliğini el değiştirme sürecidir sadece.
TOPRAK, onun has evladı olan, köylü, maraba, ırgat, yarıcılar, toprağa sahip olamasalar da onu işleyen, ona can verenler, modern tarım araçları, geçim kaynağı toprakla halvete konulunca yerlerinden, yurtlarından, topraklarından kovuldular. Çünkü toprak sahipleri, ağalar çok çabuk entegre oldular traktöre.
Ne yaptılar peki kovulan kitle? "Taşı, toprağı altındır" diye bir masal uyduruldu. onlarda kandılar bu masallara taşından, toprağından altın toplanıyor diye inandırıldıkları kentlere akın ettiler. Cehaletin, vücutlarındaki kan gurubu gibi olan bu insanlarımız inandılar ve gittiler. Gitmeyip de ne yapsınlar dı ? yoktu başka yapacakları, ellerinden gelen.
İnanmayıp da ne yapacaklardı ? Yıllar yılı hurafelerle yatıp hurafelerle kalmadılar mı, hurafelerle eğitilmediler mi, hurafelerden, yatırlardan, nar ağaçlarından, çaputlardan, dedelere mumlar yakmaktan, medet ummadılar mı? Yatırlar, cinci hocalar, muskalar, efsunlar, mumlar değil miydi açlığı, yoksulluğu, hastalığı yenmede çareleri. Cehalet onlara, bizlere, zenginlik, modernlik, çağdaş makinalar ağalara, beylere, yar olmadı mı ?
Hüyükteki Nar Ağacı, güzel kitap, Bana verdiklerini, anlatmaya devam edeyim. Okunur mu okunmaz mı onu bilmem...
İşte bu gerçeğin Y. Kemal in elinden, bir roman olarak kaleme alındığı an.. Tarihsel boyutu ile 1945 lere dayanır. İkinci Büyük Savaşın hemen sonrası Dünyanın, ülkelerin haritasının yeniden belirlendiği günler. Bizim Çok Partili Hayata Adım attığımız günler, NATO, VARŞOVA PAKTI, BİRLEŞMİŞ MİLLETLER'in, oluştuğu günler, TRUMAN DOKTRİNİ, MARSHALL PLANI'nın hayata geçtiği günler, Ardından SOĞUK SAVAŞ YILLARI nın başladığı günler...
Yaşar Kemal bu yapıtın da roman kahramanlarının ağzıyla "Maraşal mı muraşal mı"
diye konuştuğu şey işte bu Marshall planı ( yardımı) dır.( Komünizme karşı geliştirilen Amerikan Politikası.) Avrupa Ekonomik İşbirliğinin temelinin atıldığı 16 Batı Avrupa ülkesine 6. milyar dolar Amerikan yardımı gönderilmesi hikayesi. Yunanistan'a 300, Türkiye'ye 100 milyon dolar verilmiş ağır şartlara bağlanmış, Türkiye nin boynuna takılan bu ip hala bizim, Orta Doğunun, boynundan çıkarılamamıştır maalesef. Türkiye bu 100 milyon un % 60 tarımsal alanlarda kullanmıştır. İşte patozun, pulluğun, traktörün torakla halvet edilişi bu kitabın şifresidir. Konumuz bu değildi ama açıklamak zorundaydım.
Kitapları derinlemesine okumak dileğimle.
Hüyükteki Nar Ağacı güzel kitap... Yaşar Kemal siz bizim gerçeğimizsiniz....

Sergen Özen 
05 Şub 20:29 · Kitabı okudu · 3 günde · 8/10 puan

Traktörün 1950'li yıllarda Çukurova'ya girmesiyle günlük yaşamı altüst olan halkın sorunlarının, yöresel değişimlerin ustaca anlatıldığı bir kitap Hüyükteki Nar Ağacı... Teknolojinin alınteri, el emeğinden üstün gelmesi yaşamı kolaylaştırıp basitleştirirken, insanları daha da fakirleştirmesi, işsiz ve dolayısıyla aç bırakılmasına gönderme yapıyor Yaşar Kemal. Onun gibi "Toplumcu gerçekçi" yazarlar, kalpleri ve kalemleriyle her zaman zalimin karşısında mazlumun yanında olmuşlardır, Anadolu'nun içinden çıkmış, bizzat yaşamış, görmüş geçirmiş olarak... Memet, hösük, aşık, Onlara yolda katılan Memet çocuk ve Yusuf'un aç karınlarını doyurmak, yeni bir iş bulmak için köy köy, kasaba kasaba dolaşıp, ağa kapılarından red cevabı alıp, hiç durmaksızın süren yolculuklarında, bir ağaç altında tipik Anadolu insanlarının diyaloglarını dinlerken buluyorsunuz kendinizi. Bir doğallık, bir sohbet havası duyuyorsunuz sanki umursamazlığın, zalimliğin sesi karşısında, bütün çıplaklığıyla. Bütün gün, hatta bütün bir ömür, hakkından daha az çalıştırılan; sömürülen insanlar geliyor akıllara. Günde 1 dolara tok karnına çalışan Afrika insanı gibi. Terinin son damlasına kadar çalıştırılıp hakkı geç veya eksik ödenip evine boynu bükük giden bir baba gibi mesela. Veya bir kentte ev kirası verip, evine ekmek götürecek bir adamın asgari ücretle yaşamını sürdürmeye çalışmasının güçlüğünü düşünmek gibi. Bilmiyorum en doğru kelime sömürü galiba. Yaşar Kemal bunu anlatıyor olmalı diğer eserlerinde de...

Yolcu yolunda gerek. Hemen pes etmeden yeni çalışabilecek yerler arar Çukurova'da bizimkiler... Kendileri gibi yoldan gelip geçenlerle sohbet ederler. Yusuf'un rahatsızlığının artması bir yana Aşık Ali'den dinlenen türkülerle burada gecelemelerle hikâye tüm hızıyla devam eder.


Ümitlerinin tükenmeye başladığı anda yolda rastladıkları yaşlı bir kadın Hüyükteki Nar Ağacının kutsallığını, hikmetini anlatır onlara. Hepsinin içini müthiş bir ümit kaplar ya, hemen yola düşerler "Hüyükteki Nar Ağacı"nı bulmaya. Burayı bulmaktan başka bir amaçları, umudu, tutunacak dalları kalmamıştır artık...

* "Yaşar Kemal romanlarının çoğu, kuş uçmaz kervan geçmez Kilikya'da, sıtmanın kol gezdiği bereketli Çukurova'da, İstanbul'a bile başka bir dünya gibi görünen topraklarda geçer. Bu ücra, zorlu bölgeyi dünya edebiyatına taşıyan Yaşar Kemal, çok iyi bildiği eski mitlerden yola çıkarak çağdaş yapıtlar üretiyor."
Karl- Markus Gauss.

Velhasıl okuyun Yaşar Kemal'i. Bu türden sevmiyorsanız bile okuyunuz...

Yaşar Kemal olarak tanıdığımız asıl adı Kemal Sadık Gökçeli "Doğa insan ilişkilerini anlattığım en güzel eserlerimden biri" dediği Hüyükteki Nar Ağacı eserinde kapitalizmin gölgesinde yaşayan çukurova'da traktörün tarıma girmesiyle ağa denilen adamlara hizmet eden yarıcıların ve mevsimlik işçilerin dramını anlatıyor. Usta yazar yaşar kemal kapitalizmin nasıl bir şey olduğunu her sayfada hissettiriyor. Yaşadığı yerden çukurova ya taşınan Mehmet bu drama bir son verecekmidir ? Kitabı elinizden bırakamıyacaksınız Keyifli Okumalar.

Ferah 
14 Şub 2015 · Kitabı okumayı düşünüyor · Puan vermedi

Yaşar Kemal'in, Kadirli'de 1951 yılında yazdığı son kısa roman. Kaybetmiş bu romanı üstat zamanında. Sonra annesinin sandığında bulmuşlar...
Olay örgüsü traktörün Çukurova'ya gelmesiyle işlerinden olan mevsimlik işçilerin başından geçenleri anlatması üzerine....

Celal Uslu 
03 Tem 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 10/10 puan

Daha önce en az bir tane Yaşar KEMAL kitabı okumak şartıyla kitabı, kapağı olmadan basılmış bir şekilde okuyuculara dağıtsak daha ilk on sayfa geçmeden; bu kitap Yaşar KEMAL 'e aittir diyebileceği, yazara ait klasikleşmiş betimlemeleri barındıran bir kitap.

Konusu ise yine yazara yakışır biçimde seçilmiş. Çukurova, Marshall yardımlarıyla beraber çeşitli tarım araçları ile tanışır ve biliçsiz makinalaşma -geçiş dönemi barındırmadığı için- o zamana kadar tarlada, bağda, bahçede çalışmış bilimum ırgat ve işçi takımını ekmeğinden etmiştir.

Ağa sınıfı bundan çok memnun kalmıştır. Çünkü artık 15-20 kişinin emek toplamını makina tek başına karşılamakta ve onu idare edecek bir kişi -şöför- yeterli olmaktadır. Zaten çalışanlarının emeğini sömürüp asla emeklerinin hakkını vermeyen Ağa sınıfı, bu bilinçsiz makinalaşmayla beraber emrindeki çalışanları -kimisi kırk, kırk beş yıldır onun emrinde, kimisi daha o doğmadan o eve hizmet etmekte- kapı dışarı etmiştir.

Tüm bu gelişmelerden habersiz beş dağlı Hösük, Mehmet, Aşık Ali, Yusuf ve Mehmet Çocuk köylerinde kuraklıktan kaynaklı iş bulmak amacıyla Çukurova 'ya doğru yola koyulmuştur. Nice umutlarla gittikleri Çukurova onlara zindan olacak, el açtıkları tüm kapılar yüzlerine kapatılacak üstüne dağlı oldukları için hor görüleceklerdir.

Kendine has betimlemeleriyle, yörenin şivesiyle bol diyologlu bir kitap. Ana karakter Mehmet olarak betimlensede ben en çok Mehmet Çocuk karakterini beğendim.

Yaşar KEMAL okumak isteyip, herhangi bir sebebten ötürü okumaya başlayamanlar için yazar ile tanışma olacak nitelikte bir kitap.

Bu coğrafyanın edebiyatına bu denli katkıda bulunduğu için Yaşar KEMAL 'e çok şeyler borçluyuz.

Mazlum İlhan 
 22 Ara 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Yaşar Kemal'in Çukurova'yı anlattığı ilk eseri diye geçer kaynaklarda, hatta yazarın ilk romanı belki de. Öyleki 1950'lerde yazmış olduğu kitap 1980'lerde basılmış ilk olarak. Yaşar Kemal, basılmadan kaybolmuş bu kitabının yıllar sonra annesinin sandığında bulunduğunu söyler.
----------SPOILER İÇERİR------
Kitabın konusunu, makineleşmeye bağlı olarak tarımda traktörlerin, biçerdöverlerin kullanılmaya başlamasıyla geçimini mevsimlik işçi ve ırgatlık yaparak sağlayan köylülerin dramı oluşturuyor. Bölge köylerinin birindeki Memet, Yusuf, Hösük, Aşık Ali ve Memet Çocuk iş bulmak umuduyla Çukurova'da bir yolculuğa çıkarlar. Aç kalarak, bazen susuz kalarak ve aralarinda birinin sıtma hastalığına yakalanmasıyla artan dertleriyle ne yapacaklarını, nereye gideceklerini bilmez bir halde yollarının üzerindeki her köye her defasında bir umut bir umut diye uğrarlar ama kimsenin onlara ihtiyacı kalmamıştır. Bir gün köyün birindeki bir kocakarı onlara "Hüyükteki Nar Ağacı"ndan bahseder. Bu ağaç öyle kerametliymiş ki dertlilete derman, işsizlere iş, hasta olanlara şifa verirmiş. Yolculuğun amacı bu noktadan sonra o ağacı bulmaya yöneliktir. Artık her yerde her gördüklerine o ağacın mucizelerinden bahsedip yerini sormaya başlarlar. Kimsenin Hüyükteki Nar Ağacı'nın varlığından haberi yoktur. Yine sivrisinek ısırıkları, hastalık ve yarı aç yarı tok bir his eşliğinde geçirecekleri bir gecenin sabahında uyandıklarında Memet Çocuğun onlar uykudayken gittiğini farkederler. Memet çocuğun nereye gittiğini kimse kestiremez, kitap bu yüzden belirsiz bir son ile bitiyor.

Kitap boyunca karakterlerin yolculuğuna eşlik edersiniz ister istemez, onlarla üzülür, onların çaresizliğini hisseder ve onlarla umutlanırsınız. Doğa, sizler için yeniden "doğa" olmanın anlamına kavuşur. Şüphesiz bu, Yaşar Kemal'in yöre halkının diliyle süslediği diyalogların ve olay akışındaki inanılmaz akıcılığın etkisidir. Yaşar Kemal ile tanışmış, tanışmamış herkese tavsiye edebileceğim bir kitap. Hatta tanışmamış olan varsa; yazarla, onun bu ilk romanı ile tanışma şansından mahrum etmesinler kendilerini derim.

Ahmet Samsa 
11 May 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Yaşar Kemal'in okuduğum ilk kitabı. Okuduktan sonra öğrendim ki Yaşar Kemal bir yazısında bu kitabın yazdığı ilk romanı olduğunu belirtmiştir.
Memet, Höyük ve Aşık Ali köylerinde toprağın verimsizliği ve tarlaların kuruması üzerine Çukurova'da çalışmak üzere yola çıkarlar. Peşlerine daha önce Çukurova'da sıtmaya tutulmuş ve onları gitmemeleri için ikna etmeye çalışan Yusuf´ta takılır sonradan, çaresizlikten. Yolda Keklikoğlu´nun çobanı Memet çocuk da çok çalışıp, emeğinin karşılığını alamadığından dert yanarak ekibe katılınca romanın ana karakterlerini tanımış oluruz.
1950li yıllarda tarımın makineleşmesiyle ırgat ve yarıcı olarak hayatını devam ettiren halkın nasıl zorluklar yaşadıklarına tanık olacaksınız bu kısa kitapta.
Bana Gazap Üzümleri'ni hatırlattı bu roman farklı coğrafyalarda yaşanan aynı sıkıntılar. Tarihe ışık tutması ve insanların yıllar içinde anadoluyu terkedip büyükşehirlere gitme sebeplerine bir örnek olması nedeniyle okumalısınız Hüyükteki Nar Ağacı'nı.

BARAN 
 05 Mar 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Yazarın Hüyükteki Nar ağacı romanında, Türkiye de tarım sektörüne 1950'li yıllarında hızla giren makineleşme beraberinde de , kırsal kesimde mevsimlik işçilerin işsiz kalmasına neden olmuştur. Romanda dağ köyünden iş bulma umuduyla, Çukurova’ya iş aramaya giden dört arkadaşın çaresizliklerini etkileyici yöresel bir dille karakterler üzerinden okuyucuya aktarıyor. Güzel bir eser tavsiye edebilirim

Onur 
21 Eki 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Hüyükteki Nar Ağacı her Yasar Kemal romanı gibi sizi en basta Çukurova betimlemeleriyle karsılar. Dağlardan iner ovalardan düzlüğe çıkar, kayalardan aşşağı sallanırsınız. Konusu itibariyle günümüzde ilgi çekmeyecek olsa da kitap kendi döneminde köylünün sorununa Yasar Kemal'in akıcı diliyle değinmistir.  Nedir bu sorun ? Ağalar birgün Çukurova'ya traktör, biçerdöver gibi insan emeğini arkaplana atacak makineler alır. Daha hızlı olmalarının yanında hem daha da hesaplıya gelir makinelesme toprak sahiplerine. Bu da koskoca Çukurova'da işsizliği arttırır. Yazar da ırgatların sorununu Mehmet, Mehmet cocuk, Aşık Ali ve  Yusuf nezdinde bizlere sunar. Nereye iş aramaya gitseler hor görülürler; öyle ki ağanın karısı olan Mehmetin Ablası bile sırt çevirir onlara.  Ablasından öte diger köylerde de ezilirler, ağaların karşısında kücük düşerler.

Kitabin akıcılığını, sadeliğini ve muhteşem yöresel şive kullanımını bir kenara bırakırsak, kitapta Mehmet Çocukla çocuk olurken Aşık Aliyle bir türkü yakar Yusufla sıtmanin en acılı sancılarını çekeriz. Yazar, kitabin arkaplanında ırgatlara somut bir çözüm bulamasa da onların umudunu Akhüyükte bir nar ağacına bağlar. Irgatlar o yöredeki ünlü nar ağacını bulduklarında her şeyin düzelecegine inanırlar.

Macide Tiğiz 
17 Eki 2015 · Kitabı okudu · 320 günde · Beğendi · 6/10 puan

Teknolojinin gelişmesi traktörlerin, biçerdöverlerin tarıma girmesiyle birlikte artan işsizlik sorunu mevsimlik işçilerin kabusu haline gelmiş adeta. Sıtmanın kol gezdiği bereketli Çukurova'da geçer kitap

2 /

Kitaptan 36 Alıntı

Sergen Özen 
06 Şub 16:16 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

"Dünya iyi insanların yüzü suyu hürmetine duruyor."

Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (Yapı Kredi Yayınları)Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (Yapı Kredi Yayınları)
Halil Yavuz KAYA 
23 Nis 23:11 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Çiçeğin kıymetini bal arısı bilir. Her arı çiçek kıymetini ne bilir.

Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (Sayfa 80)Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (Sayfa 80)
Mehmet Sinan Gündüz 
09 Ağu 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

'' İyi adammış,'' dedi. "Zenginleri kim olsa sever .İş fıkarayı sevmekte."

Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (Sayfa 20)Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (Sayfa 20)
nejla güldalı 
14 Mar 09:37 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

<<İte dalanmadansa, çalıyı dolanmak yeğdir.>>

Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (Sayfa 79 - Görsel Yayınları)Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (Sayfa 79 - Görsel Yayınları)
Halil Yavuz KAYA 
23 Nis 22:52 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

"De" dedi, " de gözüne kul olduğum Aşık."
Aşık sazı döşüne çekti. Sazın üstüne yumuldu. Ver etti. Saz diller döktü, Aşık söyledi.

Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (Sayfa 31)Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (Sayfa 31)
Emine Zengin 
04 Kas 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Ölüm yokluktan iyi.Sıtma yokluktan iyi.Verem yokluktan iyi.
Çaresi yok,ölsek yine gideceğiz.

Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (9)Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (9)
nejla güldalı 
14 Mar 09:49 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

o ki ne çalmış ne çırpmış ne bir insanı sömürmüş, o ki ne zulmetmiş ne bir insanı aşağılamıştır,

Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (Sayfa 102 - Görsel Yayınları)Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (Sayfa 102 - Görsel Yayınları)
Mazlum İlhan 
21 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Toprak, onun üzerinde çalışanlarındır."
Ben otuz yıldır sürerim bu tarlayı. Her karışında bir okka terim var bu tarlanın.

Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (Sayfa 23 - Yapı Kredi Yayınları)Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (Sayfa 23 - Yapı Kredi Yayınları)
Emine Zengin 
 04 Kas 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Duydum ki Çukurova'ya gidiyormuşsunuz. Aklınıza şaşayım. Ölüme gidiyorsunuz. Maraza gidiyorsunuz. Çukurova bu ! Gel bana sor Çukurova'yı. Benden sor derdini belasını. Deliler! Acınızdan ölün de gene gitmeyin Çukurova'ya.Yazık gençliğinize.

Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (Sayfa 9)Hüyükteki Nar Ağacı, Yaşar Kemal (Sayfa 9)
4 /