Hüyükteki Nar AğacıYaşar Kemal

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.448
Gösterim
Adı:
Hüyükteki Nar Ağacı
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
93
Format:
Karton kapak
ISBN:
9750807220
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Yaşar Kemal'in "doğa-insan ilişkilerini en iyi anlamda veridğim yapıtlarımdan biri" dediği Hüyükteki Nar Ağacı, traktörün tarıma girmesiyle birlikte işsiz kalan yarıcılar ve mevsimlik işçilerin dramını konu alıyor. Kapitalizmin Çukurova'ya düşen büyük gölgesi, her satırla görünür kılınıyor.

"İşte bu romanı ve Yaşar Kemal'in pek çok yapıtını güçlü kılan şey şu 'doğa-insan ilişkisi' sözlerinde saklanıyor. Çünkü Yaşar Kemal bu ilişkiye insanın en temel, en eski, dil yaratma yetisiyle özdeş bir niteliğiyle yaklaşıyor. Mitos yaratmak..."
Söz verdiğim gibi biraz gecikmeli de olsa benim biricik aşkım Yaşar Kemal etkinliğine nihayet başlayalım artık baskılara dayanamadım. Kısa ama çok güzel bir kitap seçtim. Linkten indirebilirsiniz.

Bu kitap Yaşar Kemal'in son yazdığı roman denilse de aslında ilk yazdığı romandır yani rivayetler o yöndedir. Gençken yazıp annesinin sandığında saklayıp unutmuş. Seneler sonra annesi vefat edince sandıktan yazdığı romanı bulup hiç düzeltme yapmadan okuyuculara sunmuştur.

Hüyük yani Höyük küçük tepe anlamına geliyor. Yerel ağızda hüyük dendiği için ve Yaşar Kemal romanda hiç düzeltme yapmadığı için ismi hüyük olarak kalmıştır. Kitap kapak fotoğrafında bir hüyük ve nar ağacını görebiliyorsunuz.

Biraz Yaşar Kemal'den bahsedecek olursak acılarla dolu bir hayat geçirmiştir. 3 yaşındayken evlerinin avlusunda koyun kesen halasının eşini izlerken, bıçak gözüne saplanmış ve tek gözü kör olmuştur.

Bu olaydan bir süre sonra ailesinin evlatlık olarak alıp büyüttükleri Yusuf, küçük bir çocuk olan Yaşar Kemal'in gözü önünde babasını bıçaklayarak öldürmüştür. Bu olaydan sonra Yaşar Kemal, 12 yaşına dek konuşmakta zorlanmıştır. 

Babasının ölümünün ardından annesi, Yaşar Kemal'in amcasıyla evlenerek onun ikinci karısı olur. Bu süreden sonra maddi olarak zor bir dünyaya adım atar.

İmkansızlıklar yüzünden okuyamaz ama kendini bir şekilde geliştirir. Ve Nobel Edebiyat Ödülüne layık görülür ancak, siyasi olduğu söylenen o dönemin bazı şartlarından dolayı ödülü alamaz. Çok değil 2 sene önce aramızdan ayrılır.

https://yadi.sk/i/LXnvjGKk3R7o5f
Buram buram Çukurova kokan Yaşar Kemal romanı. Oturduğunuz yerden sizi Çukurova'nın dağlarında, ovalarında, köylerinde gezdirir. Sıtması bol, toprağı yangın, suyu zehir Çukurova...

Teknolojik ve bilimsel gelişmeler neticesinde üretimde ve hizmet sektöründe insana duyulan ihtiyacın azalmaya başladığı hepimizce bilinen bir gerçek. Maalesef hemen hemen bütün iş sektörlerinde yavaş yavaş insanın yerini makineler ve robotlar almaya başladı. Bu durumun olumlu ve olumsuz tarafları tartışmaya açık elbette. Yaşar Kemal de bu kitabında Çukurova'ya iş makinelerinin girmesiyle oluşan sorunlara ve açlığa değinmek istemiş. Kitabın konusu şu şekildedir:

Traktörlerin tarlalara girmesiyle ırgatlar arasında işsizlik baş gösterir. Çukurova'da iş vardır diye Memet, çocuk Memet, Hösük, Aşık Ali, hasta Yusuf yola çıkarlar. Ama umduklarını Çukurova'da da bulamazlar. Hiçbir yerde onlara ihtiyaç yoktur. Çünkü işçi gücünün yerini artık iş makineleri almaya başlamıştır.

Köyün birindeki yaşlı bir kadından dertlilere devalar veren nar ağacının methini duyarlar. Bu nar ağacı öyle yücedir ki, yanına ne zulmeden insanlar yanaşabilir, ne kemikli sivrisinekler. Gölgesinde 3 gün yatana hastalık bulaşmaz. İnsanın cebini para doldurur, muradını gerçekleştirir.

Bu nar ağacının hikmetine öylesine inanırlar ki onu aramaya başlarlar büyük bir umutla. Onu bulunca dertlerinin sıkıntılarının yok olacağına inanırlar. Tahmin edeceğiniz gibi, sonuç hiç de köylünün, işçinin, dağlının istediği gibi olmaz.

Diğer Yaşar Kemal romanlarına göre daha kısadır bu kitap. İşlediği konu, klasik Yaşar Kemal romanlarındaki konudur ve kalbinize dokunmadan edemez. İç Anadolu'ya özlem duyanların ve Çukurova'yı merak edenlerin mutlaka okuması gereken güzel bir eserdir.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.078 Oy)17.462 beğeni39.418 okunma2.109 alıntı165.142 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.844 Oy)8.130 beğeni25.958 okunma620 alıntı126.472 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.453 Oy)8.399 beğeni22.782 okunma1.446 alıntı105.379 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (9.991 Oy)12.456 beğeni31.690 okunma2.783 alıntı132.333 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (4.588 Oy)4.938 beğeni15.705 okunma815 alıntı54.269 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.247 Oy)5.353 beğeni18.108 okunma686 alıntı92.128 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (6.811 Oy)7.348 beğeni20.554 okunma689 alıntı79.384 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (6.961 Oy)8.352 beğeni23.185 okunma1.127 alıntı112.688 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.214 Oy)8.132 beğeni23.930 okunma1.903 alıntı102.260 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.133 Oy)10.799 beğeni26.500 okunma1.381 alıntı139.583 gösterim
Hüyükteki Nar Ağacı....Bir solukta okunacak güzel kitap...Üstelik büyük usta bu kitabı sinematik bir bünyeye oturtarak, epik bir dil ile ne güzel kaleme almış.
Bir kitabı okumak üzere elimize aldığımız da kelimeler cümleleri, cümleler satırları, satırlar paragrafları, onlarda sayfaları kovalar ve okur bitiririz. Güzeldi, iyiydi, sıkıldım, sürükleyiciydi. v.s gibi ilk yorumu hemen yapıştırırız. Ben buna düzden okuma diyorum. Ama ne var ki kitaplar derinlemesine okumak gerektiğine de inanırım. Başta Yaşar Kemal, olmak üzere bir çok yazarı anlamak için öyle okunmalıdır. Derim.
Kitabın satırları, cümleleri ne diyor bize, demek istedikleri ne, mesaj ne, varılmak istenen nihai hedef ne, kısacası şifre ne.
Bu sebepledir, okuduğumuzdan aldığımız hazzın yanı sıra kitabın içine derinliğine inip şifreyi çözmeli, derinlerde yatan gerçeği bulup çıkarmalıyız da. O zaman kitap ve yazar bize ulaşacaktır işte.
Hüyükdeki Nar Ağacı, güzel anlatımlı kitap...Seninle, Yaşar Kemal'in bana verdiğini paylaşmak isterim.
Anadolu'muzun, kırsalımız insanının yokluğa sürükleniş hikayesi..
Finans kapitalin dünyaya yöneterek, hakim olduğu şu yüzyılda (ki, şimdi ağa onlardır.); Yakın tarihimize kadar toprak, en büyük üretim aracılarından biri iken artık bu hükmünü yitirmiş gibi görülse de bu gerçeği yansıtmaz aslında. Çünkü İnsanoğlu daima karnını doyurmak isteyecektir. Ana besin kaynağımız olan hayvansal ürünler içinde toprak elzemdir. Bu toprağın sahipliğini el değiştirme sürecidir sadece.
TOPRAK, onun has evladı olan, köylü, maraba, ırgat, yarıcılar, toprağa sahip olamasalar da onu işleyen, ona can verenler, modern tarım araçları, geçim kaynağı toprakla halvete konulunca yerlerinden, yurtlarından, topraklarından kovuldular. Çünkü toprak sahipleri, ağalar çok çabuk entegre oldular traktöre.
Ne yaptılar peki kovulan kitle? "Taşı, toprağı altındır" diye bir masal uyduruldu. onlarda kandılar bu masallara taşından, toprağından altın toplanıyor diye inandırıldıkları kentlere akın ettiler. Cehaletin, vücutlarındaki kan gurubu gibi olan bu insanlarımız inandılar ve gittiler. Gitmeyip de ne yapsınlar dı ? yoktu başka yapacakları, ellerinden gelen.
İnanmayıp da ne yapacaklardı ? Yıllar yılı hurafelerle yatıp hurafelerle kalmadılar mı, hurafelerle eğitilmediler mi, hurafelerden, yatırlardan, nar ağaçlarından, çaputlardan, dedelere mumlar yakmaktan, medet ummadılar mı? Yatırlar, cinci hocalar, muskalar, efsunlar, mumlar değil miydi açlığı, yoksulluğu, hastalığı yenmede çareleri. Cehalet onlara, bizlere, zenginlik, modernlik, çağdaş makinalar ağalara, beylere, yar olmadı mı ?
Hüyükteki Nar Ağacı, güzel kitap, Bana verdiklerini, anlatmaya devam edeyim. Okunur mu okunmaz mı onu bilmem...
İşte bu gerçeğin Y. Kemal in elinden, bir roman olarak kaleme alındığı an.. Tarihsel boyutu ile 1945 lere dayanır. İkinci Büyük Savaşın hemen sonrası Dünyanın, ülkelerin haritasının yeniden belirlendiği günler. Bizim Çok Partili Hayata Adım attığımız günler, NATO, VARŞOVA PAKTI, BİRLEŞMİŞ MİLLETLER'in, oluştuğu günler, TRUMAN DOKTRİNİ, MARSHALL PLANI'nın hayata geçtiği günler, Ardından SOĞUK SAVAŞ YILLARI nın başladığı günler...
Yaşar Kemal bu yapıtın da roman kahramanlarının ağzıyla "Maraşal mı muraşal mı"
diye konuştuğu şey işte bu Marshall planı ( yardımı) dır.( Komünizme karşı geliştirilen Amerikan Politikası.) Avrupa Ekonomik İşbirliğinin temelinin atıldığı 16 Batı Avrupa ülkesine 6. milyar dolar Amerikan yardımı gönderilmesi hikayesi. Yunanistan'a 300, Türkiye'ye 100 milyon dolar verilmiş ağır şartlara bağlanmış, Türkiye nin boynuna takılan bu ip hala bizim, Orta Doğunun, boynundan çıkarılamamıştır maalesef. Türkiye bu 100 milyon un % 60 tarımsal alanlarda kullanmıştır. İşte patozun, pulluğun, traktörün torakla halvet edilişi bu kitabın şifresidir. Konumuz bu değildi ama açıklamak zorundaydım.
Kitapları derinlemesine okumak dileğimle.
Hüyükteki Nar Ağacı güzel kitap... Yaşar Kemal siz bizim gerçeğimizsiniz....
Onlarca acı , onlarca kıyım, onlarca savaş yaşandı , dağı taşı ağıt yakan bir memleket burası; her köşesi binbir hikaye taşır , yağmur sonrası ıslanmış toprağı bilir misiniz? Güneş doğunca kurumaya yüz tutar da çatlaklar oluşur toprakta , işte o toprağa dokunmak gibi bu memlekete dokunmak ...henüz kurumamış gözyaşları ıslatıyor insanin elini ; insanın o gözyaşlarına dokunası geliyor , insanın kendi elini öpesi geliyor
Bunca zulüm bunca acı , bunca hasret..insanı bu coğrafyada doğduğuna pişman edecek ne çok şey var.. ama elimizde değil ki seviyoruz.. bu toprağa dokunmak acılarından yeniden doğmak istiyoruz .. çünkü herşey bir yana bu topraklarda insanlık var, yaşanmışlık var, sevgi var, İnsanı bu coğrafyada doğduğuna sevindirecek ne çok şey var!
Bu topraklarda doğduğuma sevinecek o kadar şey var fakat ben şimdi Yaşar Kemalle aynı coğrafyada doğduğuma seviniyorum , onu yazdığı dilde okumanın , anlamanın verdiği sevinci iliklerime kadar hissediyorum..

Hüyükteki nar ağacı..Mehmet , Hösük, Aşık Ali, Çocuk Mehmet ve Yusuf' un hikayesidir. Traktörler icat olunca makineli tarıma geçme olayını sevinçle karşılarız coğrafya derslerinde, modern araçlar demek modern tarım demek bu da modern ülke demek , bunun yanında bu moderenleşmenin insan hayatına nasıl geçtiği umurumuzda olmaz , çünkü biz o zamanlari yaşamadık. İki kuruş da olsa iş olsun yapacak iş olsun da isterse ölelim ' kadar büyük bir çaresizlikten bahsediyorum . İs vardır umuduyla köy köy dolaşan hayali evine çocuklarına yüzü ak dönmek olan insanlardan..
Yusuf , Mehmet, Hösük, Aşık Ali ve Çocuk Mehmet.. Yazar sanki hepsinin yüreğini yüreğinize koyuyor, onlarla yürüyor onlarla düşünüyor onlarla aç kalıyorsunuz.

Umutsuzluk umudun bir sonucudur' diyor Yilmaz Güney ' Umut ' filmi için . Kitabi okurken bu filmi yeniden yaşadım.. Orada da bir ağaç vardı ve yakınında define .. Ordaki insan da biliyordu ya içten içe olmadığını yine de umut işte, yaşayacak bir neden arıyor insan. Bu kitapta da hiç görülmemiş bir ağaca bel bağlıyor insanlar, Yusuf u iyi edecek kendilerine iş verecek bir ağaç.. ' öyle bir ağaç yok' diyorlar , bir kere inandı bizimkiler , vazgeçmiyorlar
.." O ağaç olmasa nasil iyileşir Yusuf, nasil iş buluruz, karımızın çocuklarımızın yüzüne nasıl bakarız, tabi ki var öyle bir nar ağacı , olmazsa ne yaparız "

Sonunda gidilir oraya , o höyüğe. Ağaç yok kurumuş bir kök var yalnizca, bu bile yetiyor, umudunu bunca sıcağa , açlığa ,susuzluğa yokluğa , hakarete yitirmemiş güzel yürekli insanlara. Bir kuru kök bile yetiyor insanları birbirine sıkı sıkıya bağlamaya
Yaşar Kemal, bir eserinde daha halkın, işçinin, mazlumun yanındadır. Onların çile dolu hayatlarını eşsiz anlatımıyla bizlere sunar.
Kitap 1950' lerde tamamlanmasına rağmen ilk 1982 yılında basılmıştır. Ayrıca İstanbul' a gelmeden yazdığı son kitap olan Hüyükteki Nar Ağacı' ni Yaşar Kemal, doğa-insan ilişkilerini en iyi anlamda verdiğim yapıtlarımdan biri diyerek tanımlar.

Hösuk, Aşık Ali, Mehmet, Yusuf ve çocuk Mehmet kendi köylerinden kalkıp çukurovaya doğru yollara düşerler. Tek istedikleri az biraz para kazanıp geri dönmektir. Ne iş olsa yapmaya hazırdırlar. Ne var ki Çukurovaya yeni gelen makinalardan haberleri yoktur. Vardıklarında neye uğradıklarını şaşırırlar. Çünkü bu makinalar yüzünden artik onlara pek ihtiyaç kalmamıştır. Makinalardan yedikleri bu darbe yetmezmiş gibi birde zalim ağaların alayıyla iyice bozguna uğrarlar. Zamanla umutlarını kaybetselerde köy köy gezip iş aramaya devam ederler. Bu arada arkadaşları Yusuf amansız bir hastalığa yakalanıp günden güne kötülenir.
Köyün birinde rastladıkları bir kadından nar ağacının hikmetini duyarlar. Artık tek umutları nar ağacına ulaşmak, Yusuf'a şifa, kendilerine iş dilemektir. 
Yol boyunca daha başlarına ne iş geldi, nar ağacına ulaşabildiler mi dertlerine derman buldular mı merak ettiyseniz kitabı en kisa zamanda edinip okuyabilirsiniz. Zaten fazla vaktinizi de almayacak, farkında olmadan çabucak bitecek kitap. Hele hele hâlâ hiç Yaşar Kemal okumadıysanız başlangıç niteliğinde olabilecek güzel bir eser. Herkese iyi okumalar. :)
Toros yayınlarının 1993 yılında basmış olduğu kitabı okudum. İşsizlik ve insanımız o kadar yalın ve iç parçalayıcı anlatılmış ki! Ah Yaşar Kemal... böyle bir yazar birdaha dünyaya gelir mi?
Traktörün 1950'li yıllarda Çukurova'ya girmesiyle günlük yaşamı altüst olan halkın sorunlarının, yöresel değişimlerin ustaca anlatıldığı bir kitap Hüyükteki Nar Ağacı... Teknolojinin alınteri, el emeğinden üstün gelmesi yaşamı kolaylaştırıp basitleştirirken, insanları daha da fakirleştirmesi, işsiz ve dolayısıyla aç bırakılmasına gönderme yapıyor Yaşar Kemal. Onun gibi "Toplumcu gerçekçi" yazarlar, kalpleri ve kalemleriyle her zaman zalimin karşısında mazlumun yanında olmuşlardır, Anadolu'nun içinden çıkmış, bizzat yaşamış, görmüş geçirmiş olarak... Memet, hösük, aşık, Onlara yolda katılan Memet çocuk ve Yusuf'un aç karınlarını doyurmak, yeni bir iş bulmak için köy köy, kasaba kasaba dolaşıp, ağa kapılarından red cevabı alıp, hiç durmaksızın süren yolculuklarında, bir ağaç altında tipik Anadolu insanlarının diyaloglarını dinlerken buluyorsunuz kendinizi. Bir doğallık, bir sohbet havası duyuyorsunuz sanki umursamazlığın, zalimliğin sesi karşısında, bütün çıplaklığıyla. Bütün gün, hatta bütün bir ömür... Sömürülen canlar geliyor akıllara. Terinin son damlasına kadar çalıştırılıp hakkı geç ve eksik ödenip evine boynu bükük giden bir baba gibi mesela. Bir kentte ev kirası verip, evine ekmek götürecek bir adamın asgari ücretle yaşamını sürdürmeye çalışmasının güçlüğünü düşünmek gibi. Bilmiyorum en doğru kelime sömürü galiba. Bunu haykırıyor Yaşar Kemal.

Yolcu yolunda gerek. Hemen pes etmeden yeni çalışabilecek yerler arar Çukurova'da bizimkiler... Kendileri gibi yoldan gelip geçenlerle sohbet ederler. Yusuf'un rahatsızlığının artması bir yana Aşık Ali'den dinlenen türkülerle burada gecelemelerle hikâye tüm hızıyla devam eder.


Ümitlerinin tükenmeye başladığı anda yolda rastladıkları yaşlı bir kadın Hüyükteki Nar Ağacının kutsallığını, hikmetini anlatır onlara. Hepsinin içini müthiş bir ümit kaplar ya, hemen yola düşerler "Hüyükteki Nar Ağacı"nı bulmaya. Burayı bulmaktan başka bir amaçları, umudu, tutunacak dalları kalmamıştır artık...

* "Yaşar Kemal romanlarının çoğu, kuş uçmaz kervan geçmez Kilikya'da, sıtmanın kol gezdiği bereketli Çukurova'da, İstanbul'a bile başka bir dünya gibi görünen topraklarda geçer. Bu ücra, zorlu bölgeyi dünya edebiyatına taşıyan Yaşar Kemal, çok iyi bildiği eski mitlerden yola çıkarak çağdaş yapıtlar üretiyor."
Karl- Markus Gauss.

Velhasıl okuyun Yaşar Kemal'i. Bu türden sevmiyorsanız bile okuyunuz...
"Dünya zaten böyle iyi insanların yüzü suyu hürmetine duruyor."

Umudun gözü kara
Umudun biteri yok
Fıkara mı,sıtmalı mı,Aşık mı, çocuk mu demeden
Düşürür sonu gelmez yollara
Aman diletir bir garip nar ağacı kalıntısına
Sonuç
Bir son yok ya
Düşürür yine dağlara...

Yaşar Kemal... umudun yazarı
Bence dünyanın en en en iyi insanı.
Yaşar Kemal gibi büyük bir ustanın harika eserlerinden birisi daha bitti.
Yoksulluktan iş bulma umuduyla Çukurova yollarına düşen dağ köylülerinin tarımdaki makineleşme yüzünden umduklarını bulamadıklarına şahit oluyoruz. Yaz aylarından sonbahara kadar çalışıp, ailelerine kışın bakacak parayı tedarik etmek için köy köy gezseler de elleri boş, boyunları bükük kalıyor. Arada ağalar tarafından dalga geçilmeleri de cabası...

Hastalığa yakalanan arkadaşları Yusuf'un ölmeden önce köye yetiştirme çabaları ve her ne kadar yanlışta olsa ülkemizde yoğun olarak inanılan herşeye deva olarak görünen bir kutsalı öğrenip onu arayışa geçmeleri o saf diliyle anlatıyor. Kitap öyle gerçekçi anlatıyor ki yaşanılanları keşke bunlar hiç olmamış olsa diyorum. Herkese iyi okumalar.
Türk edebiyatının usta isimlerinden Yaşar Kemal'den okuduğum ilk roman olan Hüyükteki Nar Ağacı, güzel anlatımı ve merak uyandıran öyküsüyle dikkatimi çeken bir kitap oldu. Evde kitaplığı karıştırırken tesadüfen bulup nasıl acaba diyerek başladım ve okumanın güzel olduğunu söylemeliyim. Evet ilk kez okudum yazarın kendisini, çünkü okullarda sürekli ağzımıza, burnumuza, gözümüze okuyun diyerek sokulmasından nefret ettiğim için uzaklaştım ister istemez. Dilerim bir gün kendine eğitimci diyen şahıslar kitapları sevdirmenin bir yolunu bulurlar. Neyse onların canı cehenneme diyerek kitaba geçelim. Oldukça akıcı ve donanımlı bir dil kullanan Yaşar Kemal, ortam ve kişi analizlerini güzel yapmış. Okurken kendinizi pis sıcağın altında sivrisineklerin hain saldırısı altında hissediyorsunuz. Anadolu insanını iyi tanımlıyor ve hiç görmemiş olsanız da gözünüzün önüne geliyor. Kısacası okurken yaşatıyor demek mümkün. Hikayesi ise oldukça dramatik. Çukurova'ya çalışıp para kazanmak için giden ve köy köy dolaşan biri çocuk beş kişinin maceralarını okuyoruz eserde. Traktörler, biçerdöverler gibi makineler çiftliklere, tarlalara girdikten sonra artık ırgatlık kalmamıştır ve kimse yanına adam almak istemez. İşte bu beş arkadaş makineleşen Çukurova'nın ortasında üç kuruş kazanmak için sürekli arayış içerisindedirler ancak hiç umdukları gibi gitmez. Birisi de sıtmaya yakalanmıştır ki, ha öldü ha ölecek diye beklerler. Sonra kadının birinden hüyükteki nar ağacını duyarlar, dediğine göre bu ağaç her derde deva mucizevi bir ağaçtır. Artık işten aştan vazgeçip o nar ağacını aramaya koyulurlar. İş için evinden çıkan bu vatandaşların tek derdi bir tane ağaç oluyor işte, umut fakirin ekmeği sözünü doğruluyor bize. Yaşar Kemal o dönemin ve yörenin halkını güzel anlatmış ve başarılı bir analiz ortaya koymuş. O yıllara ait güzel şeylerden biri kimsenin sizi aç ve susuz bırakmayıp sofrasında yer açması olabilir, şimdi millet birbirinin cebinden leblebi çalıyor. Kitabın sonu bana yok gibi geldi, bir anda bitiyor ne olduğunu anlamıyorsunuz. İnsanların cehaletini, sonradan görmeliğini, hurafelere olan takıntılarını ve gelecekle ilgili umutlarını bize açıkça göstermek istemiş yazar. Memet adındaki çocuğun sürekli boynuzlu öküz alacağım söylemlerinden usanmakla birlikte, Çukurova'ya başta sallayıp sonra bizimkilerin peşine takılan Yusuf en sinir olduğum karakterdi. Kitabın salağı olan bu arkadaş arkalarından takıldığı yetmedi bir de sıtmaya yakalandı, o kadar biliyordun da niye gittin o zaman bile bile lades. Aslında daha uzun olabilirmiş kitap diye düşündüm fakat hikayede geçen zaman aralığı buna uygun olmazdı herhalde. Benim gibi yazarı hiç okumadıysanız güzel bir başlangıç olabilir. Umarım birilerinin dayatması ve zorbalığı yüzünden Yaşar Kemal'den uzak kalmazsınız. Hösük diye isim varmış ilk kez duyuyorum, tek harfle hödük kaçmış ama biz insanın ismiyle alay etmeyelim. Hala burnuma bulgur pilavı kokusu geliyor hiç de sevmem.
Yaşar Kemal'in, gençliğinde yazdığı, annesinin sandığında saklayıp yıllar sonra ortaya çıkan romanıdır "Hüyükteki Nar Ağacı".

Konusu ise, 5 memleketlinin iş bulma umuduyla yaptıkları yolculuk ve yaşadıkları olaylar çevresinde gelişiyor.

Gelişen teknoloji, insan gücüne gereksinimi azaltmış, bir çok ırgat işsiz kalmıştır. Memet, çocuk Memet, Aşık Ali, Yusuf, Hösük ise memleketlerinde yaşadıkları yoksulluktan dolayı, Çukurova'ya iş bulma umuduyla yola çıkarlar. Fakat umduklarını bulamazlar. Artık memleketlerine dönmeye karar vermişlerdir. Dönüş yolunda bir köy görürler. O köyde yaşlı bir kadınla karşılaşırlar. Kadın onlara, tüm dertlere derman olan bir nar ağacından bahseder.
Bizim kafadarlar, nar ağacının hikmetine öylesine inarlar ki, memleketlerine dönmekten vazgeçip nar ağacını aramaya koyulurlar.

Acaba aradıklarını bulabilecekler mi?
Spoiler İçerir !

Kitaba Sayın Li-3 sayesinde #29267027 etkinliği ile okumuş oldum . Tabi ki de Yaşar Kemal okumaya İnce Memed ile başlamak isterdim fakat o kadar etkinlik içinde onu yetiştiremezdim ama yinede en uygun zaman da okumaya başlayacağım.
Kitaba geldiğimizde Yaşar Kemal'in kitapta ağız özeliklerine çokça yer verdiğini gözlemleyebiliyoruz. Yazarımızın sade ve anlaşılır ayrıca akıcı anlatımı kitabı çekici hale getirmiş . Zaten yazarın bütün kitaplarının öyle olduğu söylenmekte diğer kitaplarını da okuyup göreceğiz inşallah.

Olay Çukurova da geçiyor. Olay örgüsüne baktığımızda iş bulmak için buraya gelirler ama her yer makineleşmeye geçmiştir iş bulamazlar . Arkadaşları olan Yusuf çok hastadır onu köye götürmeye karar verirler sonra birçok kişinin
önerisi ile kitabın konusu olan Hüyükteki Nar Ağacını ararlar ve sonunda buldular ...
Kitabın özeti bu şekilde gerçekleşiyor tabi ki kitabın sonunu tam olarak söylemedim okurlar okuduklarında kendileri görecekler sonunu .
İşte bu eseri ile beni daha çok okumaya iten yazarımızın kitaplarını okumak için can atıyorum .
İnşallah sizlerde beğenirsiniz .
Keyifli okumalar dilerim ...
Saygı ve sevgiler ...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hüyükteki Nar Ağacı
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
93
Format:
Karton kapak
ISBN:
9750807220
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Yaşar Kemal'in "doğa-insan ilişkilerini en iyi anlamda veridğim yapıtlarımdan biri" dediği Hüyükteki Nar Ağacı, traktörün tarıma girmesiyle birlikte işsiz kalan yarıcılar ve mevsimlik işçilerin dramını konu alıyor. Kapitalizmin Çukurova'ya düşen büyük gölgesi, her satırla görünür kılınıyor.

"İşte bu romanı ve Yaşar Kemal'in pek çok yapıtını güçlü kılan şey şu 'doğa-insan ilişkisi' sözlerinde saklanıyor. Çünkü Yaşar Kemal bu ilişkiye insanın en temel, en eski, dil yaratma yetisiyle özdeş bir niteliğiyle yaklaşıyor. Mitos yaratmak..."

Kitabı okuyanlar 363 okur

  • Ayşe
  • Ezren Yeliz Başaran
  • Mevsim Ahenk
  • E.D.
  • Leyll
  • Fifot
  • ÖZBULMAYA
  • Hayrettin Öğüt
  • Mahsun ulman
  • Nurten Ulaba

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.4
14-17 Yaş
%7.8
18-24 Yaş
%17.4
25-34 Yaş
%33.5
35-44 Yaş
%27.5
45-54 Yaş
%4.8
55-64 Yaş
%1.2
65+ Yaş
%2.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%51.2
Erkek
%48.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%27.1 (42)
9
%29.7 (46)
8
%21.3 (33)
7
%9.7 (15)
6
%6.5 (10)
5
%4.5 (7)
4
%0.6 (1)
3
%0.6 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları