Hüyükteki Nar Ağacı

·
Okunma
·
Beğeni
·
10bin
Gösterim
Adı:
Hüyükteki Nar Ağacı
Baskı tarihi:
25 Eylül 2018
Sayfa sayısı:
93
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807220
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Hüyükteki Nar Ağacı
Hüyükteki Nar Ağacı
Hüyükteki Nar Ağacı
Dara Hinarê
Yaşar Kemal'in "doğa-insan ilişkilerini en iyi anlamda veridğim yapıtlarımdan biri" dediği Hüyükteki Nar Ağacı, traktörün tarıma girmesiyle birlikte işsiz kalan yarıcılar ve mevsimlik işçilerin dramını konu alıyor. Kapitalizmin Çukurova'ya düşen büyük gölgesi, her satırla görünür kılınıyor.

"İşte bu romanı ve Yaşar Kemal'in pek çok yapıtını güçlü kılan şey şu 'doğa-insan ilişkisi' sözlerinde saklanıyor. Çünkü Yaşar Kemal bu ilişkiye insanın en temel, en eski, dil yaratma yetisiyle özdeş bir niteliğiyle yaklaşıyor. Mitos yaratmak..."
93 syf.
·Puan vermedi
Spoiler İçerir
Merhabalar edebiyatımızın betimleme ustası Yaşar Kemal’in Hüyükteki Nar Ağacı’nda yine doğa ve insan ilişkisini anlatan eşsiz bir eser.Betimlemeler,destansı anlatımda muhteşemdi.Traktörün çiftliğinin hayatına girmesiyle insanların çektiği sıkıntılar beş kişi üzerinden anlatılmaktadır.Konu olarak ise : Adana’da bir köyde yokluğa daha fazla dayanamayan Mehmet,Hösük,Aşık Ali,Küçük Mehmet,Yusuf isimli beş arkadaşın iş bulma ümidiyle Çukurova gitmeleriyle başlar.Yusuf daha önceden gittiğinden arkadaşlarının gitmesinin istemez çünkü orada sıtma hastalığına yakalanmıştı.Arkadaşları dinlemeden bir umut edip Çukurova’ya giderler ve eskisine göre değiştiğini görürler.Traktörün gelmesiyle ağalar işçilere gerek duymaz ve işçileri kovar.Çukurova da işsiz ve aç insanlar gün geçtikçe artmaktadır.Bir rivayete inanıp nar ağacı umut getireceğine inanıp umutlanırlar.
Keyifli Okumalar Dilerim
93 syf.
·10/10 puan
2020 yılına en sevdiğim yazar Yaşar Kemal ile başlamıştım, yine Yaşar Kemal ile bitiriyorum.
Yaşar Kemal Hüyükteki Nar Ağacı’nı 1951 yılında yazmış ama kaybetmiş. 1982 yılında tesadüfen bulmuş, düzenlemeler yapmış ve yayımlanmış. Yani kitap 1982 yılında basılmış olsa da Yaşar Kemal’in ilk eserlerinden diyebiliriz ve Yaşar Kemal’e başlamak isteyenler için ideal bir kitap olabilir.
Marshall Planı 2.Dünya Savaşı sonrasında 1947 yılında önerilen 1948-1951 yılları arasında yürürlüğe konmuş ABD kaynaklı, ekonomik yardım paketidir. Türkiye’de Marshall Planı çerçevesinde bu fondan para almıştır. Böylece traktör ve tarım araçları işçilerin hayatına girmiştir.
Yaşar Kemal’in “Doğa-insan ilişkilerini en iyi anlamda verdiğim yapıtlarımdan biri" dediği “Hüyükteki Nar Ağacı”, Mehmet, Hösük, Aşık Ali, Yusuf ve çocuk Mehmet’in Çukurovaya çalışıp para kazanmaya gitmesiyle başlıyor. Daha önce Çukurovada çalışarak para kazanan Mehmet iş bulacaklarından emindir. Fakat değil dağdan gelenler Çukurovada yaşayanlar bile iş bulamamaktır. Peki neden? Traktörlerin tarım hayatına girmesiyle köylülerin çoğu işsiz kalmış, ağalar köylüleri işlerinden kovmuştur. Tarım alanında yapılan bu yenilikler hem işçi hem de toprak ağası tarafından farklı bakış açılarıyla verilir: İşçilerin gözünde işsiz kalmaları, başka çalışıp para kazanacak yerlerinin olmaması anlamına gelirken toprak ağalarının gözünde artık işçilerle uğraşmadan işlerini devam ettireceği anlamına gelir. Yaşar Kemal’in her eserinde olduğu gibi bu eserinde de işçiler, ağalar, kırklar, aşıklar ve türküler, doğa betimlemeleri, Çukurova var.
Osman Şahin Yaşar Kemal’in eserleri için ‘’Bir dil ağzı, bir dil sütü, bir çağla tadı bulur, bir sözcük tomurcuğunun coşkusunu yaşarım. Yapıtlarındaki doğayı, yöreleri, ırgatları, köylüleri, yörükleri okudukça daha önce oraları görmüş, yaşamışım gibi, konuşmalar akrabalarımın ağzından çıkmış gibi taze bir soluğun, taze bir dilin ses izlerini bulur, yoğun duygular yaşarım.” demiş. Benim de her okuduğum kitap gibi bu da sanki oraları görüp yaşamışım gibi okuduğum bir kitap oldu.
93 syf.
·10/10 puan
Söz verdiğim gibi biraz gecikmeli de olsa benim biricik aşkım Yaşar Kemal etkinliğine nihayet başlayalım artık baskılara dayanamadım. Kısa ama çok güzel bir kitap seçtim. Linkten indirebilirsiniz.

Bu kitap Yaşar Kemal'in son yazdığı roman denilse de aslında ilk yazdığı romandır yani rivayetler o yöndedir. Gençken yazıp annesinin sandığında saklayıp unutmuş. Seneler sonra annesi vefat edince sandıktan yazdığı romanı bulup hiç düzeltme yapmadan okuyuculara sunmuştur.

Hüyük yani Höyük küçük tepe anlamına geliyor. Yerel ağızda hüyük dendiği için ve Yaşar Kemal romanda hiç düzeltme yapmadığı için ismi hüyük olarak kalmıştır. Kitap kapak fotoğrafında bir hüyük ve nar ağacını görebiliyorsunuz.

Biraz Yaşar Kemal'den bahsedecek olursak acılarla dolu bir hayat geçirmiştir. 3 yaşındayken evlerinin avlusunda koyun kesen halasının eşini izlerken, bıçak gözüne saplanmış ve tek gözü kör olmuştur.

Bu olaydan bir süre sonra ailesinin evlatlık olarak alıp büyüttükleri Yusuf, küçük bir çocuk olan Yaşar Kemal'in gözü önünde babasını bıçaklayarak öldürmüştür. Bu olaydan sonra Yaşar Kemal, 12 yaşına dek konuşmakta zorlanmıştır. 

Babasının ölümünün ardından annesi, Yaşar Kemal'in amcasıyla evlenerek onun ikinci karısı olur. Bu süreden sonra maddi olarak zor bir dünyaya adım atar.

İmkansızlıklar yüzünden okuyamaz ama kendini bir şekilde geliştirir. Ve Nobel Edebiyat Ödülüne layık görülür ancak, siyasi olduğu söylenen o dönemin bazı şartlarından dolayı ödülü alamaz. Çok değil 2 sene önce aramızdan ayrılır.

https://yadi.sk/i/LXnvjGKk3R7o5f
93 syf.
·2 günde·9/10 puan
Buram buram Çukurova kokan Yaşar Kemal romanı. Oturduğunuz yerden sizi Çukurova'nın dağlarında, ovalarında, köylerinde gezdirir. Sıtması bol, toprağı yangın, suyu zehir Çukurova...

Teknolojik ve bilimsel gelişmeler neticesinde üretimde ve hizmet sektöründe insana duyulan ihtiyacın azalmaya başladığı hepimizce bilinen bir gerçek. Maalesef hemen hemen bütün iş sektörlerinde yavaş yavaş insanın yerini makineler ve robotlar almaya başladı. Bu durumun olumlu ve olumsuz tarafları tartışmaya açık elbette. Yaşar Kemal de bu kitabında Çukurova'ya iş makinelerinin girmesiyle oluşan sorunlara ve açlığa değinmek istemiş. Kitabın konusu şu şekildedir:

Traktörlerin tarlalara girmesiyle ırgatlar arasında işsizlik baş gösterir. Çukurova'da iş vardır diye Memet, çocuk Memet, Hösük, Aşık Ali, hasta Yusuf yola çıkarlar. Ama umduklarını Çukurova'da da bulamazlar. Hiçbir yerde onlara ihtiyaç yoktur. Çünkü işçi gücünün yerini artık iş makineleri almaya başlamıştır.

Köyün birindeki yaşlı bir kadından dertlilere devalar veren nar ağacının methini duyarlar. Bu nar ağacı öyle yücedir ki, yanına ne zulmeden insanlar yanaşabilir, ne kemikli sivrisinekler. Gölgesinde 3 gün yatana hastalık bulaşmaz. İnsanın cebini para doldurur, muradını gerçekleştirir.

Bu nar ağacının hikmetine öylesine inanırlar ki onu aramaya başlarlar büyük bir umutla. Onu bulunca dertlerinin sıkıntılarının yok olacağına inanırlar. Tahmin edeceğiniz gibi, sonuç hiç de köylünün, işçinin, dağlının istediği gibi olmaz.

Diğer Yaşar Kemal romanlarına göre daha kısadır bu kitap. İşlediği konu, klasik Yaşar Kemal romanlarındaki konudur ve kalbinize dokunmadan edemez. İç Anadolu'ya özlem duyanların ve Çukurova'yı merak edenlerin mutlaka okuması gereken güzel bir eserdir.
93 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Yazılı dilde çoğu zaman karşıdakinin duygularını net anlayamayız. Jest ve mimikler yoktur çünkü. Ses tonu yoktur. Çoğu zaman hissettiklerimizi anlatmaya ne sözlü iletişim ne de yazılı iletişim yeterli olur.

Ancak Hüyükteki Nar Ağacı, size bildiğiniz bu ezber bilgileri adeta unutturacak cinsten yazılmış. İnsanın yaşadıkları, elbet hayal gücüne bir zenginlik katacaktır. Ancak dili bu denli enfes kullanmak. Hissedilen her şeyi okuyucuya eksiksiz hissettirmek, Türkçe'yi bu kadar güzel kullanmak... Gerçekten üslup, dil harikalığı sebep gösterilerek bile bu kısa roman dil ile ilgilenen alanlarda okutulabilir. Doğayla Türkçe adeta sevişiyorlar diyebilirim.

Kitabın enfes dilinden bahsettikten sonra, Yaşar Kemal'in ele aldığı makinalaşmak konusuna gelecek olursak, ilk başlarda bana John Steinbeck'in Gazap Üzümlerini hatırlattı. Roman yola çıkan birbirinden farklı kişiliklerle beraber yol alırken öyle bir şey oldu ki, işte, dedim. Yaşar Kemal yaptı yine yapacağını. Bir Nar Ağacı koydu bu bilindik kurguya, kurgu bir anda devleşti. Bir işe değil, bir ekmeğe değil bir umuda giden yolculara dönüştüler birden. İş tutturmak da bir umuttu gerçi ama olmayacağını kahramanlarında bildiği bir umuda bu denli sarılmak, beni çok etkiledi.

Artık bir nar ağacı değildi o. Anaydı, babaydı, Sarıkızdı, Tereyağlı bulgurdu, soğuk suydu, dağlardı, rüzgardı, tüm hastalıklara devaydı, kocaman bir buzağıydı, Tanrıydı, yola devam etme sebebiydi, yaşama sebebiydi...

Umudu kitabın içerisinde bir başka karakter yapmıştı Yaşar Kemal. Onu bazen bir soğuk suda, bazen yatık bir tarlada, bazen bir tas bulgur pilavında bazen de bir mavi kelebekte gösterdi bize. Yaşamak bu kadar kolaydı işte, yaşam düşüncesine alışmak bu kadardı. Sivri sineklerin temsil ettiği ölümü, kelebekler alt edebiliyordu.

Burası spoiler içerir!

Kitapta bir diğer dikkatimi çeken nokta ise Küçük Memed'in ihanetiydi. Yola çıkanlar ona abilik etmişler, onun hayallerine ortak olmuşlar, Hösüğün dilinden korumuşlardı. Gerçi Hösük iyi adamdı, hani kötülüğü sadece dilinden olan adamlardan. Kitabın sonuna doğru Küçük Mehmed bu hayalin farkına varan ilk kişiydi ve umudun yok oluşuyla beraber o da yok olmuştu. Bu yok oluşu ses getirdi, çünkü ardında Hösüğün yadigar bıçağını da götürdü. Burada bahsedilen Küçük Mehmed, bana Yaşar Kemal'in babasını öldüren kardeşi gibi geldi. Bir yolculuk esnasında bulunan, güvenilen, beslenen, büyütülen çocuğun ihaneti... Yaşar Kemal, bunu hiç aşamamış, hep merak etmiş babasının öldürülme sebebini, burada ben bir altarnetif sebep öyküsü gördüm ya da öyle zannettim.

Kitabın bir değerli noktası da Aşıklık Geleneği'nin ölüşünün anlatımı. Yahu bu adam 93 sayfada bu kadar konuyu nasıl anlatmış, dediniz değil mi? Vallahi bal gibi de anlatmış. Bir Aşık Ali var ki, soyu Dadaloğluna varır. Her şeyin türküsünü söyler, yürek burkar. Her şey biter, aşıklık bitmez. Tüm umutların tükendiği anda bir türkü yarana merhem olur, bir saz teli ekmeğin olur. Bir hürmetli selam, yüzündeki gülümsemen olur. Sanat adamı başka, bambaşka olur.

Yine bir Yaşar Kemal romanı kalbimde ve zihnimde derin bir iz, edebiyat içinde derin bir tat, içimde bir burukluk bırakırken, incelememi burada sonlandırıyorum.
93 syf.
·1 günde·Beğendi
Yapıtlarında Torosları, Çukurova'yı, Çukurova insanlarının acı yaşamlarını anlatan edebiyatımızın en büyük yazarlarından Yaşar Kemal'den yine buram buram Çukurova kokan nefis bir roman Hüyükteki Nar Ağacı...

Hüyükteki Nar Ağacı doğa-insan ilişkisi üzerinden ilerleyen bir kitap. Kitapta traktörün Çukurova'ya gelmesiyle işsiz kalan toprak işçilerinin küçük hayatları ve hayalleri...

Traktörlerin tarlalara girmesiyle ırgatlar arasında işsizlik baş gösterir. Memet, çocuk Memet, Hösük, Aşık Ali, hasta Yusuf Çukurova'da, bereketli topraklarda iş bulabilmek amacıyla  yola çıkarlar. Ama umduklarını Çukurova'da da bulamazlar. Ama hiçbir yerde onlara ihtiyaç yoktur, çünkü Çukurova artık eski Çukurova değildir. Çünkü insan emeğinin yerini makinalar almış, işçiye gerek kalmamıştır. Köylerine dönmeden tek bir umutları vardır artık, hüyükteyi nar ağacını bulmak...
93 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Onlarca acı , onlarca kıyım, onlarca savaş yaşandı , dağı taşı ağıt yakan bir memleket burası; her köşesi binbir hikaye taşır , yağmur sonrası ıslanmış toprağı bilir misiniz? Güneş doğunca kurumaya yüz tutar da çatlaklar oluşur toprakta , işte o toprağa dokunmak gibi bu memlekete dokunmak ...henüz kurumamış gözyaşları ıslatıyor insanin elini ; insanın o gözyaşlarına dokunası geliyor , insanın kendi elini öpesi geliyor
Bunca zulüm bunca acı , bunca hasret..insanı bu coğrafyada doğduğuna pişman edecek ne çok şey var.. ama elimizde değil ki seviyoruz.. bu toprağa dokunmak acılarından yeniden doğmak istiyoruz .. çünkü herşey bir yana bu topraklarda insanlık var, yaşanmışlık var, sevgi var, İnsanı bu coğrafyada doğduğuna sevindirecek ne çok şey var!
Bu topraklarda doğduğuma sevinecek o kadar şey var fakat ben şimdi Yaşar Kemalle aynı coğrafyada doğduğuma seviniyorum , onu yazdığı dilde okumanın , anlamanın verdiği sevinci iliklerime kadar hissediyorum..

Hüyükteki nar ağacı..Mehmet , Hösük, Aşık Ali, Çocuk Mehmet ve Yusuf' un hikayesidir. Traktörler icat olunca makineli tarıma geçme olayını sevinçle karşılarız coğrafya derslerinde, modern araçlar demek modern tarım demek bu da modern ülke demek , bunun yanında bu moderenleşmenin insan hayatına nasıl geçtiği umurumuzda olmaz , çünkü biz o zamanlari yaşamadık. İki kuruş da olsa iş olsun yapacak iş olsun da isterse ölelim ' kadar büyük bir çaresizlikten bahsediyorum . İs vardır umuduyla köy köy dolaşan hayali evine çocuklarına yüzü ak dönmek olan insanlardan..
Yusuf , Mehmet, Hösük, Aşık Ali ve Çocuk Mehmet.. Yazar sanki hepsinin yüreğini yüreğinize koyuyor, onlarla yürüyor onlarla düşünüyor onlarla aç kalıyorsunuz.

Umutsuzluk umudun bir sonucudur' diyor Yilmaz Güney ' Umut ' filmi için . Kitabi okurken bu filmi yeniden yaşadım.. Orada da bir ağaç vardı ve yakınında define .. Ordaki insan da biliyordu ya içten içe olmadığını yine de umut işte, yaşayacak bir neden arıyor insan. Bu kitapta da hiç görülmemiş bir ağaca bel bağlıyor insanlar, Yusuf u iyi edecek kendilerine iş verecek bir ağaç.. ' öyle bir ağaç yok' diyorlar , bir kere inandı bizimkiler , vazgeçmiyorlar
.." O ağaç olmasa nasil iyileşir Yusuf, nasil iş buluruz, karımızın çocuklarımızın yüzüne nasıl bakarız, tabi ki var öyle bir nar ağacı , olmazsa ne yaparız "

Sonunda gidilir oraya , o höyüğe. Ağaç yok kurumuş bir kök var yalnizca, bu bile yetiyor, umudunu bunca sıcağa , açlığa ,susuzluğa yokluğa , hakarete yitirmemiş güzel yürekli insanlara. Bir kuru kök bile yetiyor insanları birbirine sıkı sıkıya bağlamaya
93 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Hüyükteki Nar Ağacı....Bir solukta okunacak güzel kitap...Üstelik büyük usta bu kitabı sinematik bir bünyeye oturtarak, epik bir dil ile ne güzel kaleme almış.
Bir kitabı okumak üzere elimize aldığımız da kelimeler cümleleri, cümleler satırları, satırlar paragrafları, onlarda sayfaları kovalar ve okur bitiririz. Güzeldi, iyiydi, sıkıldım, sürükleyiciydi. v.s gibi ilk yorumu hemen yapıştırırız. Ben buna düzden okuma diyorum. Ama ne var ki kitaplar derinlemesine okumak gerektiğine de inanırım. Başta Yaşar Kemal, olmak üzere bir çok yazarı anlamak için öyle okunmalıdır. Derim.
Kitabın satırları, cümleleri ne diyor bize, demek istedikleri ne, mesaj ne, varılmak istenen nihai hedef ne, kısacası şifre ne.
Bu sebepledir, okuduğumuzdan aldığımız hazzın yanı sıra kitabın içine derinliğine inip şifreyi çözmeli, derinlerde yatan gerçeği bulup çıkarmalıyız da. O zaman kitap ve yazar bize ulaşacaktır işte.
Hüyükdeki Nar Ağacı, güzel anlatımlı kitap...Seninle, Yaşar Kemal'in bana verdiğini paylaşmak isterim.
Anadolu'muzun, kırsalımız insanının yokluğa sürükleniş hikayesi..
Finans kapitalin dünyaya yöneterek, hakim olduğu şu yüzyılda (ki, şimdi ağa onlardır.); Yakın tarihimize kadar toprak, en büyük üretim aracılarından biri iken artık bu hükmünü yitirmiş gibi görülse de bu gerçeği yansıtmaz aslında. Çünkü İnsanoğlu daima karnını doyurmak isteyecektir. Ana besin kaynağımız olan hayvansal ürünler içinde toprak elzemdir. Bu toprağın sahipliğini el değiştirme sürecidir sadece.
TOPRAK, onun has evladı olan, köylü, maraba, ırgat, yarıcılar, toprağa sahip olamasalar da onu işleyen, ona can verenler, modern tarım araçları, geçim kaynağı toprakla halvete konulunca yerlerinden, yurtlarından, topraklarından kovuldular. Çünkü toprak sahipleri, ağalar çok çabuk entegre oldular traktöre.
Ne yaptılar peki kovulan kitle? "Taşı, toprağı altındır" diye bir masal uyduruldu. onlarda kandılar bu masallara taşından, toprağından altın toplanıyor diye inandırıldıkları kentlere akın ettiler. Cehaletin, vücutlarındaki kan gurubu gibi olan bu insanlarımız inandılar ve gittiler. Gitmeyip de ne yapsınlar dı ? yoktu başka yapacakları, ellerinden gelen.
İnanmayıp da ne yapacaklardı ? Yıllar yılı hurafelerle yatıp hurafelerle kalmadılar mı, hurafelerle eğitilmediler mi, hurafelerden, yatırlardan, nar ağaçlarından, çaputlardan, dedelere mumlar yakmaktan, medet ummadılar mı? Yatırlar, cinci hocalar, muskalar, efsunlar, mumlar değil miydi açlığı, yoksulluğu, hastalığı yenmede çareleri. Cehalet onlara, bizlere, zenginlik, modernlik, çağdaş makinalar ağalara, beylere, yar olmadı mı ?
Hüyükteki Nar Ağacı, güzel kitap, Bana verdiklerini, anlatmaya devam edeyim. Okunur mu okunmaz mı onu bilmem...
İşte bu gerçeğin Y. Kemal in elinden, bir roman olarak kaleme alındığı an.. Tarihsel boyutu ile 1945 lere dayanır. İkinci Büyük Savaşın hemen sonrası Dünyanın, ülkelerin haritasının yeniden belirlendiği günler. Bizim Çok Partili Hayata Adım attığımız günler, NATO, VARŞOVA PAKTI, BİRLEŞMİŞ MİLLETLER'in, oluştuğu günler, TRUMAN DOKTRİNİ, MARSHALL PLANI'nın hayata geçtiği günler, Ardından SOĞUK SAVAŞ YILLARI nın başladığı günler...
Yaşar Kemal bu yapıtın da roman kahramanlarının ağzıyla "Maraşal mı muraşal mı"
diye konuştuğu şey işte bu Marshall planı ( yardımı) dır.( Komünizme karşı geliştirilen Amerikan Politikası.) Avrupa Ekonomik İşbirliğinin temelinin atıldığı 16 Batı Avrupa ülkesine 6. milyar dolar Amerikan yardımı gönderilmesi hikayesi. Yunanistan'a 300, Türkiye'ye 100 milyon dolar verilmiş ağır şartlara bağlanmış, Türkiye nin boynuna takılan bu ip hala bizim, Orta Doğunun, boynundan çıkarılamamıştır maalesef. Türkiye bu 100 milyon un % 60 tarımsal alanlarda kullanmıştır. İşte patozun, pulluğun, traktörün torakla halvet edilişi bu kitabın şifresidir. Konumuz bu değildi ama açıklamak zorundaydım.
Kitapları derinlemesine okumak dileğimle.
Hüyükteki Nar Ağacı güzel kitap... Yaşar Kemal siz bizim gerçeğimizsiniz....
93 syf.
·1 günde·8/10 puan
Hüyükteki Nar Ağacı kitabında Mehmet ve arkadaşlarının köyünden ayrılarak iş bulma hikayesini anlatmaktadır.Tarım işçisi olan bu arkadaşlar teknolojinin gelişmesiyle birlikte makineleşmeden dolayı çoğu gittiği köyde İşin olmadığı ve makinaların varlığından bahsedilerek geri çeviriliyorlar. Ayrıca gittikleri köyden birinden, yanlarındaki küçük çocuk sıtma kapar ve onu da taşımaktadırlar.Çocuğun hastalığına Hüyükteki nar ağacının deva olacağını söylerler bu arkadaşlarda ağacı aramaya koyulurlar.
Kitap bu şekilde devam ediyor yaşananlar içler acısı bir gerçek.Güzel bir kitap tavsiye ederim.
93 syf.
Ve bir Yaşar Kemal eseri daha.
Buram buram toprak kokan Çukurova'dan henüz çıktım geldim..
Yalnız bu sefer Çukurova insanlarına küsmüş. Bir "büyük şehir" havası esmiş Çukurova'nın üstüne oda çekmiş tüm bereketini insanlığın üstünden. Geriye ne mi kalmış; suyu zehir, sivrisineği bol, sıtması çok tozlu topraklar..

Yaşar Kemal bu eseriyle makinelere savaş açmış. Çukurova'nın toprağını toz eden bu makineler doğanın ve "fıkara" ırgatların üstüne saçmış tüm hastalığı..

Yaşar Kemal de insanımızın yarasına dokunmuş, bir miti yeniden canlandırarak gözlerimize gözlüklerimizi taktırmış. Taktırmış ki bizler de onun gibi makinelerin parlak metallerinin arkasında çürümeye yüz tutan doğanın hâlini görelim.

Biz doğayı arkamızda bırakırsak o da bize arkasını döner.
93 syf.
·10/10 puan
Toros yayınlarının 1993 yılında basmış olduğu kitabı okudum. İşsizlik ve insanımız o kadar yalın ve iç parçalayıcı anlatılmış ki! Ah Yaşar Kemal... böyle bir yazar birdaha dünyaya gelir mi?
Zor e, got. Xwedê neyîne serê tu kesî. Evîndarî zehmet e...
-------
Zordur, dedi. Allah kimsenin başına getirmesin. Sevdalanmak zordur...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hüyükteki Nar Ağacı
Baskı tarihi:
25 Eylül 2018
Sayfa sayısı:
93
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807220
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Hüyükteki Nar Ağacı
Hüyükteki Nar Ağacı
Hüyükteki Nar Ağacı
Dara Hinarê
Yaşar Kemal'in "doğa-insan ilişkilerini en iyi anlamda veridğim yapıtlarımdan biri" dediği Hüyükteki Nar Ağacı, traktörün tarıma girmesiyle birlikte işsiz kalan yarıcılar ve mevsimlik işçilerin dramını konu alıyor. Kapitalizmin Çukurova'ya düşen büyük gölgesi, her satırla görünür kılınıyor.

"İşte bu romanı ve Yaşar Kemal'in pek çok yapıtını güçlü kılan şey şu 'doğa-insan ilişkisi' sözlerinde saklanıyor. Çünkü Yaşar Kemal bu ilişkiye insanın en temel, en eski, dil yaratma yetisiyle özdeş bir niteliğiyle yaklaşıyor. Mitos yaratmak..."

Kitabı okuyanlar 2.216 okur

  • Semiy
  • Saadet Yılmaz
  • Merve Yıldızoğlu
  • Betül özdoğan
  • aymendursendale
  • Merdümgiriz
  • Burçin
  • Serdal
  • Diyar Deren AKGÜN
  • Ayşegül ÖRNEK

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%5.4
13-17 Yaş
%7.8
18-24 Yaş
%17.4
25-34 Yaş
%33.5
35-44 Yaş
%27.5
45-54 Yaş
%4.8
55-64 Yaş
%1.2
65+ Yaş
%2.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%51.2
Erkek
%48.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.2 (205)
9
%21.6 (157)
8
%27.1 (197)
7
%12.9 (94)
6
%3.9 (28)
5
%2.3 (17)
4
%0.3 (2)
3
%0.3 (2)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları