Tanyeri Horozları (Bir Ada Hikayesi 3)

·
Okunma
·
Beğeni
·
5197
Gösterim
Adı:
Tanyeri Horozları
Alt başlık:
Bir Ada Hikayesi 3
Baskı tarihi:
Şubat 2013
Sayfa sayısı:
441
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807206
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Tanyeri Horozları
Tanyeri Horozları
Bir Ada Hikayesi dörtlüsü, savaşlardan, kırımlardan, sürgünlerden arta kalan insanların, Yunanistan'a gönderilen Rumların boşalttığı bir adada yeni bir yaşam kurma çabalarını konu alır. Umut romanın baş kahramanıdır. 

Tanyeri Horozları, yeni bir yaşam kurma çabası, korku, özlem, umut, sabır ve geçmişin acıları arasında, aşktan ve insan olmaktan duyulan sevincin romanıdır. Denize, adaya, insanlara duydukları aşkın geçmişin acılarıyla gölgelenmesine izin vermeyen, sevdalarını yüreklerinde sır gibi taşıyan adam gibi adamlar, kadın gibi kadınlar yüzlerini yeni bir hayata dönerler. 

"Yaşar Kemal, yirminci ve yirmi birinci yüzyıl yazınının en büyük romancılarından biridir." 
- Barry Tharaud, (A.B.D.) 

"Yaşar Kemal'in romanlarını okumak coşkular dünyasında bir mola zamanı gibidir." 
- Jean-Pierre Deleage, (Fransa)- 
441 syf.
·Beğendi·9/10
Yaşar Kemal okuyunca insan umut doluyor. İnsanlığa, iyiliğe, sevgiye inanci artıyor. Onun yüreğinden taşan sevgi, kalplere yerleşiyor bir tohum gibii.. Bu tohum umuda elverişli, sevgiyle sulanan yüreklerde filizleniyor, büyüyor, büyüyor, büyüyor... Taşan sevgi başkalarının yüreğine bulaşıyor.. Hayat daha bi yaşanılır oluyor.. Savaşa, zulme karşı bir yürek; bütün insanlığa sesleniyor.. Varlığınla ve yokluğunla çok şey kattın evrene ve hala katmaktasın Koca Çınar ♡
441 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
Bir ada hikayesi dörtlemesinin üçüncü kitabı olan “Tanyeri Horozlarında” da göç olgusu işlenmiştir.

Birinci kitap olan “Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana” romanında Lozan Mübadele Antlaşması nedeni ile Rumların Anadolu’dan Yunanistan’a; ikinci kitap olan “Karıncanın Su içtiği” romanın da Türklerin Yunanistan’dan Anadolu’ya , savaşın sebep olduğu sorunlar ve acılardan dolayı Anadolu’daki Osmanlı Halklarının ve azınlıkların zorunlu olarak göçleri konu edilmiştir.

“Tanyeri Horozlarında” ise savaş sonrası göçlerden dolayı Anadolu da yaşanan olayları konu edinmektedir.Her üç romanda da çok küçük bir kesitte Ege Deniz’inde “Karınca Adasında” toplanan göç mağdurları çok sıcak ve ütopik bir dille anlatılmaktadır.Kendinizi o ada ile özdeşleştirmekte,ah keşke bende orda olsaydım hissine kapılmaktasınız.Çünkü yazar göç sonrası adayı ve seçtiği karakterleri hep olumlu ve iyi karakterlerle anlatmıştır.Hiç mi olumsuz bir kişi ve olay olmuyor sanki diye düşünebilirisiniz.Fakat savaş ve vahşet sonrası acılardan bıkan insanlar olaylara hep iyi yönünden bakmayı düşünmüş olabilirler.Çünkü Yaşar Kemal’in biyografisini incelediğinizde de Van’dan doğduğu Osmaniye Hemite’ye Rus işgalinden kaçarak ailecek zorunlu göç etmişler ve o zulmü onlarda yaşamışlardır. Romanda, Anadolu ve göçleri Nişancı Veli, Aziz Kartal, Dengbej Uso, Şehmuz ve Hüso gibi karakterlerle Anadolu‟da yaşanan vahşeti, savaşı ve etnik çatışmaları, bunun sonucunda oluşan acı ve göçleri dile getirilmiştir. Demirci Arsen Usta bir Ermeni’dir. Toroslarda yaşar. Arsen usta gözüyle de Akdeniz anlatılmaktadır.

Yazar Anadolu’nun en önemli sosyal sorunlarından biri olan kan davasına da kısaca Esme ve Emine karakterleri altında değinmiştir.Roman sosyal hayatta yaşanmış ve yaşanabilecekleri bize hatırlatmaktadır.Tarihçilerin yakın çağda değinmediği yada söz etmekten çekindiği olaylara ilginiz varsa bu dört romanı okumalısınız.
İyi okumalar.
441 syf.
·Beğendi·8/10
Bir Ada Hikayesi serisinin üçüncü kitabı da bitti. Dördüncü kitap, Şayet bir sürpriz ile bitip, beklenmedik finalle sona ermez ise ki bunu okuyup göreceğiz. her kitap bir birinin devamı değil birbirinin bütünleri olmuş durumda.
Önceki iki kitap için yaptığım yorum bu kitap içinde geçerlidir.
Varlığı ile, yaşamı ile bir ada yaratmış Y. Kemal ki, tamamen bir ütopik simge...
Bu kitabın 332 nci sayfasında yazarın bu seri ile varmak istediği nokta özetlenmiş. Savaşın lanetliği, insanın ölümü dahi güzelleştirebilecek yapıya sahip olmasına rağmen insanın insana düşmanlığı, kulun kula kulluğu.....v.s.
Birinci dünya savaşı, Çanakkale çephesi, Allahüekber Dağları, Sarıkamış bozgunu. Doksan bin Askerin donarak, bit haşeresinin yiyip bitirerek yok ettiği, Sorumlu, Enver Paşanın tarihsel olarak saklanan hatalarının ceremesini yurdun insanlarının acıların en acısıyla çektiğinin destansı bir anlatımı.
Donarak şehit düşenler, düşmana tek kurşun dahi atmadan tarihe şahit olup şehit düşenler, haklarında sual edilmeyen sorumluların tarih sayfalarında öylece kaldığı ve rafa kaldırdığımız bir devrin tarih sayfaları...Savaşlardan geriye sağ kalanları, asker kaçağı olarak ağızlarını açtırıp kurşun sıkarak, kurşunlar boşa gitmesin diye asarak infaz ettiğimiz askerler, Biz onları bu zulme müstahak görürken Rusların yaralı askerlerimiz hastanelerde tedavi ettirmeleri, ne acı değil mi? Şahidi şehitler olan bu tarihin gerçeklerinin gün yüzüne çıkmaması ne acı değil mi?
Yemen de, Trablusgarp ta, Çanakkale de, Sarı kamışta, Kafkaslarda, daha nice yerlerde vatan evlatlarının hangisinin hangi toprakta bedeninin yattığı, mezarının olup olmadığı bilinmez askerlerin sayısını rakamlara vurun bakalım Kaç yüz bin
eder bir bilen var mı?
Kurtuluş savaşı sonrası mübadele ile yerlerinden yurtlarından edilen insanlarla iç isyanlar ve düşman istilası sırasında toprağını, bağını, barkını terk eden yüzbinlerce insanın yaşadığı dram konusu olmuş bu seri.
Bu konularda bir çok kitap okudum, mübadeleden önce de çetelerin zulmünden adalardan, Yunanistan dan, Bulgaristan dan kaçan Türklerin çektiği çileler de bilgimiz dahilinde Benim de anne tarafım dedemler Girit den mübadeleden çok önce yapılan bası ve can korkusu ile Menemene gelmişler. Neyse...
Y. Kemal üstat, olan ile gerçek ile, olması gerekenin iç içe anlattığı bir seri bu ' Bir Ada Hikayesi' Ütopik bir ada örneklemesi ile toplumsal yaşam, dayanışma, yardımlaşma, din, dil, ırk cinsiyet tanımaksızın, sırf insanın insan olma sıfatıyla dünyayı cennete dönüştürebileceği insanlığın buna gücünün yeteceği inancını 'olması gereken' olarak sergilerken; maalesef savaş ve insanların gerçek yüzünün ne olduğunu da 'olan' olarak bizlere yansıtıyor.
Bu seri mutlaka okunmalı inancındayım...
441 syf.
·11 günde·Beğendi
Kaçaklar Hayatlar...
bir ada hikayesi serisinin üçüncü kitabı tanyeri horozları adaya gelen insan sayısı artıyor. yeni kişiler yeni hayatlar yeni hikayeler ele alınmiş. ada artık bütün kaçakçıları barındırmaya çalısıyor.bazıları savaştan kaçmış erkeklerin hemen hemen hepsi hepsi askerden kaçmış. kendilerini ve ailelerini kurtaryama çalışılmış. Bazılarıda zulümden kaçmışlar bazıları açlık ve sefaletten kaçmışlar. topraklarını, vatanını, ailesini, yavuklusunu bırakarak kaçmışlar ama umut ve hayatlar devam ediyor. İnsan oğlu herşeye alışıyor ve benimsiyor.
441 syf.
·Puan vermedi
Bir Ada Hikayesi dörtlüsü, savaşlardan, kırımlardan, sürgünlerden arta kalan insanların, Yunanistan'a gönderilen Rumların boşalttığı bir adada yeni bir yaşam kurma çabalarını konu alır. Umut romanın baş kahramanıdır.

Tanyeri Horozları, yeni bir yaşam kurma çabası, korku, özlem, umut, sabır ve geçmişin acıları arasında, aşktan ve insan olmaktan duyulan sevincin romanıdır. Denize, adaya, insanlara duydukları aşkın geçmişin acılarıyla gölgelenmesine izin vermeyen, sevdalarını yüreklerinde sır gibi taşıyan adam gibi adamlar, kadın gibi kadınlar yüzlerini yeni bir hayata dönerler.

"Yaşar Kemal, yirminci ve yirmi birinci yüzyıl yazınının en büyük romancılarından biridir."
- Barry Tharaud, (A.B.D.)

"Yaşar Kemal'in romanlarını okumak coşkular dünyasında bir mola zamanı gibidir."
441 syf.
Yaşar Kemal’in Bir Ada Hikayesi serisinin üçüncü kitabı Tanyeri Horozları.

1923 yılında Lozan Anlaşması sonrasında Türkiye ve Yunanistan arasında oluşturulan bir sözleşmeyle, iki ülke insanlarının tabi tutuldukları zorunlu göçü, öncesinde çektikleri acıları ve buna rağmen Karınca Adası’na yerleşmelerinin ardından yeni bir hayata başlamalarına dair içlerinde yeşeren umuda nasıl sarıldıklarını konu almaktadır. Serinin bu kitabında; ada yaşamı ütopik bir hal alıyor. Ada halkının birbirleri arasındaki sevgi, saygı, yardımlaşma, ve anlayış, örnek alınacak boyutlara ulaşıyor. Serinin ilk iki kitabında tanıştığımız Poyraz, Vasili, Lena Ana, Melek Hatun ve Kadri Kaptan’ın yanı sıra adaya gelen yeni kişilerle tanışıyoruz. Bu karakterlerin en öne çıkanları Kaçak Hasan, Doktor Salman Sami, Kazım Ağaefendi ve Dengbej Uso.

Çoğunlukla Sarıkamış Harekatı sırasında yaşananlar baz alınarak, savaşın kötülüğü, insanlık üzerinde bıraktığı etkiler, savaşlar yüzünden yerlerinden yurtlarından ve hayatlarından olanların yaşadıkları felaketlere işaret edilerek, barış ve huzur içinde yaşanacak bir dünyaya özlem dile getirilir.
Öldürmekten ve ölmekten korkan ve bu sebeple, tesadüfen Sarıkamış faciasından kurtulan Kaçak Hasan’ın acıklı hikayesi, Giritte varlık içinde yaşamaktayken mübadele sonrasında herşeyini bırakıp Türkiyeye gelmek zorunda kalan Kazım Ağaefendinin doğduğu topraklara geri dönme umutları, Savaşta askeri doktorluk yapmış olan Salman Saminin savaş sözü geçince dilinden dökülenler ve Dengbej Usonun sesinde yankılanan ve insanın içine işleyen ağıtları, romanı destanlaştırıyor.

Aynı zamanda Yaşar Kemal’in her eserinde var olan eşsiz betimlemeleriyle burada da karşılaşıyoruz. Bu güçlü betimlemeler bazen burnumuza dağdaki bir reyhan kokusunu, kulağımıza bir serçenin ötüşünü, bazen de odun ateşinde pişmiş bir balığın ya da içine limon sıkılmış bir kase zeytinyağına banılmış taze ekmeğin tadını damağımıza getiriyor.

Ben bu serinin ilk iki kitabını art arda okuduktan sonra epey bir ara vermiştim. Üçüncü kitapla öyküye tekrar dönünce kitaba bağlanma açısından biraz sorun yaşadım ve hata yaptığımı anladım. Sizler okumayı düşünürseniz, peş peşe okumanızı öneririm. Fakat öykü uzun, sıkılırım derseniz de karar sizin. Şimdiden herkese iyi okumalar dilerim.
441 syf.
·15 günde·Beğendi·9/10
Dünyaya bir kez gelmişiz barış varken niye savaşı tercih ediyoruz. İyilik varken niye kötülük ediyoruz. Doğa her şeyi düzeltebilen bir mucizeyken niye tahripe,bozmaya ve yıkmaya çalışıyoruz bunu insanlara sorgulatıp da anlatıyor. Azıcık içinde tarih de kokuyor. Kesinlikle okunması gerekir.
441 syf.
·6 günde·8/10
Bir Ada Hikâyesi serisinin ilk kitabı Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana'da mübadele gereği Türkiye'den Yunanistan'a Rumların gönderilme sürecinde meydana gelen olayları okumuştuk. İkinci eser Karıncanın Su İçtiği'nde ise mübadelenin Anadolu coğrafyasına yansımasını gördük. Üçüncü eser olan Tanyeri Horozları'nda ise mübadelenin Anadolu'daki yansımalarına ek olarak adaya yapılan göçlerle karşılaşıyoruz.

İlk iki eserde tanıştığımız karakterlere Tanyeri Horozları'nda pek çok yeni karakter ekleniyor. Karakterlerin ortak özelliği ise kaderin hepsini Karınca Adası'nda buluşturması. Yine pek çok yeni hayat hikâyesi okuyup, her karakterin yaşadığı sıkıntıya ortak oluyoruz. Bu eserde artık kendimi adada yaşayan biri gibi hissetmeye başladım diyebilirim. Çünkü adada öylesine sıcak ve samimi bir ortam var ki, okuyucu ister istemez kendini metnin içine dahil ediyor.

Dikkatimi çeken bir diğer yön ise kitapta var olan karakterlerin hepsinin fazlaca iyi ve uyumlu olması. Her ne kadar gerçek hayatta bu durum kulağa pek mantıklı gelmese de, yazar bir ada etrafında tüm iyi insanları toplamış. Bu durumda da savaş sonrası ortak acıları paylaşıyor olmalarının bir etkisi olsa gerek. Zira o kadar sıkıntının ardından eminim her insanda iyiye, huzura, barışa duyulan bir özlem olacaktır. Ve her zamanki gibi hayatın içinden hiçbir zaman eksik olmayan sevgi, aşk, sadakat gibi duyguların örneğini de okuyoruz satırlarda.

İlk iki esere nazaran daha hareketli, bol diyaloglu, merak uyandıran bir eserdi Tanyeri Horozları. Seriden geriye bir kitap (Çıplak Deniz Çıplak Ada) kalmışken 'Acaba bu garip insanların sonu ne olacak?' diye düşünmekteyim. :)
441 syf.
·33 günde·Puan vermedi
vasili ve lena neden kıydırdı o ağaçlara neden lafını dinletemedi.. geldik 4. kitaba bir seri daha bitiyor bitmesin istediğim bir seri ama sonun merakı ile hemen başlayacağım. umarım mutlu son olur bu güzel hikayeye.
441 syf.
·10 günde·Puan vermedi
Serinin üçüncü kitabını da bitirmiş oldum nihayet. İşlenen konu,Yaşar Kemal'in üslubu harika,insanın Karınca adasına gidip Poyraz Musa,Nişancı Musa Kazım Efendi,Vasil,Lena Ana ve diğerleriyle hasbihal edesi geliyor hep.
441 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
Tanyeri Horozları, Bir Ada Hikayesi serisinin 3. kitabı. Serinin diğer iki kitabına oranla olay yönünden eksik gibiydi. Yazar ilk iki romanında çok fazla kişi ve önemli iki savaştan söz ettiği için bu romanda olaylar tekrar edilmiş gibiydi, örneğin Sarıkamış ile ilgili yazdıkları ilk romanlarında sarsmıştı beni. Bu kitabında yaşanılanları öncesinde okuduğum için belki de olaylara yeni bir şey eklenmiş gibi gelmedi. Sadece bu kez Enver Paşa’nın ismi daha çok geçti. Buna rağmen hiç sıkılmadan okudum. Kitaba başlarken bazı yorumlarda birkaç bölümün fazla uzatıldığı yazılmıştı ama bu duyguyu hissetmedim. Kitap sayfa sayısı olarak da fazla olmasına rağmen böyle bir duyguya kapılmadım. Sürekli kitabı elime alıp Karınca Adasında daha neler olacak diye okumak istedim. Lena Ana, Poyraz, Vasili ile o kadar bütünleştim ki adaya yeni gelenleri garipsedim okurken.
Ada kalabalıklaştı, doğa zarar görmeye başladı, ticaret başladı, okul açıldı. Okurken sinirlendiğim sonrasında şaşırdığım olay ise Anadolu’dan gelen göçmenlerin üzüm bağı olayıydı ama ada halkı bunu da sevgiyle, güzellikle halletti.
Seriyi okudukça beni en çok etkileyen iki kişi Vasili ve Lena Ana. Komşularının evlerine, iş yerlerine, bağlarına birçok yerden farklı insan geliyor, yerleşiyor. Bunu kabullenmek zor ama Lena ve Vasili her gelene koşup yardım ediyor. Gelenlerin de suçu yok ama yine de her kapıyı Vasili’nin açması onları yerleştirmesi zor olsa gerek.
Bu seride en çok hoşuma giden şey ise Yaşar Kemal’in savaş karşıtı düşünceleri ve doğaya olan sevgisi. Çoğu sayfasında bu cümleleri okumak harika.
441 syf.
·8/10
Serinin üçüncü kitabı ilk iki kitaba göre bence çeşitlilik açısından zayıf kaldı.Özellikle asker kaçağı Hasan'ı ve yaşadığı psikolojiyi belki yüze yakın sayfada takip ettik.Yaşar Kemal bu kitapta da Sarıkamış'ı Çanakkale'yi askerlerin acımasızca kurşuna dizilmesini,göç sorununu kısacası acıyı anlatıyor fakat bunu neredeyse tamamı iyi insanlar olan ada halkı üzerinden anlatıyor.Kötülerin olmadığı bir ada hikayesi okumak insana terapi gibi geliyor.Burada ada muhtemelen Yaşar Kemal'in ütopik arzusunun eseri,okudukça keşke böyle bir yer ve böyle insanlar olsa diyorum.Ölümlerin sadece rakam olmadığını anlatabilmek için korku kavramı üzerinde çokça duruyor.Böyle bir ada varsa derakap oraya göç edin,Poyraz Bey'le tanışın o size evin yerini gösterir.İyi okumalar.
"Her savaşta yalnız savaşanlar ölmez, onlardan çok savaşmayanlar ölür. Çocuklar, kadınlar, yaşlılar, çocuklar da ölürler."
Yaşar Kemal
Sayfa 345 - YKY 16. Baskı - 2015
Harplere karar verenleri askerlerin arasına sokup, buyurun arkadaşlar diyeceksin, öldürüp, öldürüleceksin. İşte o zaman görelim hiç savaş olur mu?
Yaşar Kemal
Sayfa 100 - YKY 16. Baskı - 2015
"Bütün savaşlar insanlığın da, hayvanlığın da yüz karası. Geçmiş gelecek bütün savaşlar da yüz karası."
Yaşar Kemal
Sayfa 254 - YKY 16. Baskı - 2015
"bu savaşlar sürdükçe, insanın insanlığı ortadan kalkacak, insanlık çürüyecek, çürümekten de beter hale gelecek, kokuşacak. İnsanlığından utanacak hali bile kalmayacak, solucanlaşacak."
Yaşar Kemal
Sayfa 324 - YKY 16. Baskı - 2015

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tanyeri Horozları
Alt başlık:
Bir Ada Hikayesi 3
Baskı tarihi:
Şubat 2013
Sayfa sayısı:
441
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807206
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Tanyeri Horozları
Tanyeri Horozları
Bir Ada Hikayesi dörtlüsü, savaşlardan, kırımlardan, sürgünlerden arta kalan insanların, Yunanistan'a gönderilen Rumların boşalttığı bir adada yeni bir yaşam kurma çabalarını konu alır. Umut romanın baş kahramanıdır. 

Tanyeri Horozları, yeni bir yaşam kurma çabası, korku, özlem, umut, sabır ve geçmişin acıları arasında, aşktan ve insan olmaktan duyulan sevincin romanıdır. Denize, adaya, insanlara duydukları aşkın geçmişin acılarıyla gölgelenmesine izin vermeyen, sevdalarını yüreklerinde sır gibi taşıyan adam gibi adamlar, kadın gibi kadınlar yüzlerini yeni bir hayata dönerler. 

"Yaşar Kemal, yirminci ve yirmi birinci yüzyıl yazınının en büyük romancılarından biridir." 
- Barry Tharaud, (A.B.D.) 

"Yaşar Kemal'in romanlarını okumak coşkular dünyasında bir mola zamanı gibidir." 
- Jean-Pierre Deleage, (Fransa)- 

Kitabı okuyanlar 915 okur

  • Şerife Akgül
  • ebru loğoğlu
  • Davut Özçetin
  • Kenan Şahbaz
  • Songül ŞAŞIRMAZ
  • Duygu Deniz Karabal
  • Halil İbrahim Özmen
  • Bilal Işık
  • Enes Bener
  • Fatma Yılmaz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.1
14-17 Yaş
%1.6
18-24 Yaş
%11.9
25-34 Yaş
%29.5
35-44 Yaş
%33.2
45-54 Yaş
%14.5
55-64 Yaş
%3.6
65+ Yaş
%3.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%49.1
Erkek
%50.9

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (128)
9
%20.3 (52)
8
%18.8 (48)
7
%5.5 (14)
6
%1.2 (3)
5
%0.8 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0