Tanyeri Horozları Bir Ada Hikayesi - 3

9,0/10  (68 Oy) · 
261 okunma  · 
62 beğeni  · 
1.684 gösterim
Bir Ada Hikayesi dörtlüsü, savaşlardan, kırımlardan, sürgünlerden arta kalan insanların, Yunanistan'a gönderilen Rumların boşalttığı bir adada yeni bir yaşam kurma çabalarını konu alır. Umut romanın baş kahramanıdır.

Tanyeri Horozları, yeni bir yaşam kurma çabası, korku, özlem, umut, sabır ve geçmişin acıları arasında, aşktan ve insan olmaktan duyulan sevincin romanıdır. Denize, adaya, insanlara duydukları aşkın geçmişin acılarıyla gölgelenmesine izin vermeyen, sevdalarını yüreklerinde sır gibi taşıyan adam gibi adamlar, kadın gibi kadınlar yüzlerini yeni bir hayata dönerler.

"Yaşar Kemal, yirminci ve yirmi birinci yüzyıl yazınının en büyük romancılarından biridir."
- Barry Tharaud, (A.B.D.)

"Yaşar Kemal'in romanlarını okumak coşkular dünyasında bir mola zamanı gibidir."
- Jean-Pierre Deleage, (Fransa)-

(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2013
  • Sayfa Sayısı:
    441
  • ISBN:
    9789750807206
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Halil Yavuz KAYA 
01 Kas 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Bir Ada Hikayesi serisinin üçüncü kitabı da bitti. Dördüncü kitap, Şayet bir sürpriz ile bitip, beklenmedik finalle sona ermez ise ki bunu okuyup göreceğiz. her kitap bir birinin devamı değil birbirinin bütünleri olmuş durumda.
Önceki iki kitap için yaptığım yorum bu kitap içinde geçerlidir.
Varlığı ile, yaşamı ile bir ada yaratmış Y. Kemal ki, tamamen bir ütopik simge...
Bu kitabın 332 nci sayfasında yazarın bu seri ile varmak istediği nokta özetlenmiş. Savaşın lanetliği, insanın ölümü dahi güzelleştirebilecek yapıya sahip olmasına rağmen insanın insana düşmanlığı, kulun kula kulluğu.....v.s.
Birinci dünya savaşı, Çanakkale çephesi, Allahüekber Dağları, Sarıkamış bozgunu. Doksan bin Askerin donarak, bit haşeresinin yiyip bitirerek yok ettiği, Sorumlu, Enver Paşanın tarihsel olarak saklanan hatalarının ceremesini yurdun insanlarının acıların en acısıyla çektiğinin destansı bir anlatımı.
Donarak şehit düşenler, düşmana tek kurşun dahi atmadan tarihe şahit olup şehit düşenler, haklarında sual edilmeyen sorumluların tarih sayfalarında öylece kaldığı ve rafa kaldırdığımız bir devrin tarih sayfaları...Savaşlardan geriye sağ kalanları, asker kaçağı olarak ağızlarını açtırıp kurşun sıkarak, kurşunlar boşa gitmesin diye asarak infaz ettiğimiz askerler, Biz onları bu zulme müstahak görürken Rusların yaralı askerlerimiz hastanelerde tedavi ettirmeleri, ne acı değil mi? Şahidi şehitler olan bu tarihin gerçeklerinin gün yüzüne çıkmaması ne acı değil mi?
Yemen de, Trablusgarp ta, Çanakkale de, Sarı kamışta, Kafkaslarda, daha nice yerlerde vatan evlatlarının hangisinin hangi toprakta bedeninin yattığı, mezarının olup olmadığı bilinmez askerlerin sayısını rakamlara vurun bakalım Kaç yüz bin
eder bir bilen var mı?
Kurtuluş savaşı sonrası mübadele ile yerlerinden yurtlarından edilen insanlarla iç isyanlar ve düşman istilası sırasında toprağını, bağını, barkını terk eden yüzbinlerce insanın yaşadığı dram konusu olmuş bu seri.
Bu konularda bir çok kitap okudum, mübadeleden önce de çetelerin zulmünden adalardan, Yunanistan dan, Bulgaristan dan kaçan Türklerin çektiği çileler de bilgimiz dahilinde Benim de anne tarafım dedemler Girit den mübadeleden çok önce yapılan bası ve can korkusu ile Menemene gelmişler. Neyse...
Y. Kemal üstat, olan ile gerçek ile, olması gerekenin iç içe anlattığı bir seri bu ' Bir Ada Hikayesi' Ütopik bir ada örneklemesi ile toplumsal yaşam, dayanışma, yardımlaşma, din, dil, ırk cinsiyet tanımaksızın, sırf insanın insan olma sıfatıyla dünyayı cennete dönüştürebileceği insanlığın buna gücünün yeteceği inancını 'olması gereken' olarak sergilerken; maalesef savaş ve insanların gerçek yüzünün ne olduğunu da 'olan' olarak bizlere yansıtıyor.
Bu seri mutlaka okunmalı inancındayım...