Babamın Bavulu

·
Okunma
·
Beğeni
·
5428
Gösterim
Adı:
Babamın Bavulu
Baskı tarihi:
Şubat 2019
Sayfa sayısı:
88
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750837586
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Babamın Bavulu
Babamın Bavulu
“Yaşadığı kent İstanbul’un hüzünlü ruhunun izlerini sürerken, kültürlerin birbiriyle çatışması ve kaynaşmasının yeni simgelerini buldu.”

2006 yılının Aralık ayında Nobel Edebiyat Ödülü’nü alırken sözlerine “Ölümünden iki yıl önce babam kendi yazıları, elyazmaları ve defterleriyle dolu küçük bir bavul verdi bana.” diye başlayan ve konuşmasını “bugün babam aramızda olsun çok isterdim.” cümlesiyle tamamlayan Pamuk, “Babamın Bavulu” adlı Nobel tarihinin en içten ve en iyi hazırlanmış konuşmalarından biriyle tüm dünyada büyük yankı bırakmıştı.

“Babamın Bavulu”nun 2007 Şubat’ındaki ilk baskısı, yazarın aynı adlı Nobel konuşmasının yanısıra, 2005 yılında Alman Yayıncılar veKitapçılar Birliği Barış Ödülü’nü alırken yaptığı “Kars’ta ve Frankfurt’ta” konuşmasıyla, 2006 Nisan’ında Oklahoma Üniversitesi’nde Puterbaugh Ödülü’nü alırken yaptığı “İma Edilen Yazar” konuşmalarını içeriyordu.

Bu yeni basımda ise, Pamuk’un 2012 yılında Avrupa kültürüne katkı yapan yaratıcılara verilen Sonning Ödülü’nü (Danimarka) alırken yaptığı “Avrupa Fikri” adlı konuşması da yer alıyor.

“Babamın Bavulu”, Pamuk’un dünyasına ve yazarlığına adım atmanın en özlü kılavuzu...

“Pamuk, roman sanatını biz Batılıların elinden aldı ve bambaşka birşey haline getirdi.”
88 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Kitap, Orhan Pamuk'un Nobel Ödülü alırken yaptığı "Babamın Bavulu" Alman yayıncılar ve kitapçılar birliği barış ödülünü alırken yaptığı "Kars'ta ve Frankfurt'ta" konuşmasının yanısıra Puterbaugh ödülünü alırken yaptığı "İma edilen yazar" konuşmasından oluşan bir kitap.Elimdeki kitapta sadece 25 sayfalık Nobel konuşması olan Babamın Bavulu konuşmasını içeren bölüm vardı.Size bi şey diyim mi? Sadece Pamuk'un babasının bavuluna bile Nobel verilebilirdi. Zaten bu konuşması tüm dünyada oldukça etki yapmış ve içtenliği duygu şelalesi sebebiyle epey ses getirmiş. Babamı yakın zamanda kaybetmenin etkisiyle benden de güzel sesler getirdi.

Mimarlık okuyup,ressam olma yolunda hızla ilerleyen Orhan Pamuk kendi deyişiyle "ressam olamayacağım gibi bir his duydum" diyerek 3.sınıfta mimarlığı ve ressam olma kararını bırakıp yazar olmaya karar veriyor.Yazar olmaya karar vermek sığ kalır.Kitapta yazarı,kitabı,okuyucuyu, yazmayı-okumayı o kadar iyi anlatıyor ki, buna karar vermek değil,yazar olmaya kendini adamak denebilir tam olarak.

Daha önce Masumiyet Müzesi ve Kafamda Bir Tuhaflık kitaplarını okuduğum ve kalemini sevdiğim yazarı zaman zaman Allah affetsin Nobel Ödülü ile ilgili (siyasi olarak) yok haketti yok haketmedi gibilerinden ben de az buçuk gömmüştüm. Kesinlikle cahillik imiş.Orhan Pamuklar,Zülfü Livaneliler,Yaşar Kemaller her ne kadar senden,benden ondan,yani bizden,yani en ücra köylerimizle şehirlerimizle ilgili roman yazsalar bile bu insanları,bu dünya entelektüellerini bir millete,bir yöne,bir akıma yada akışa asla ve asla kaptıramazsınız.Babasının Bavulundan çıkan bu 25 sayfalık yazar kimdir,nasıl olunur? Ayrıca örnek baba oğul ilişkisini ve tüm dünyayı kendine hayran bırakan bu konuşmayı mutlaka okuyun. Ayrıca dinleyin.Hemi de ingiliççe :)

Bana artık 74 kilo Orhan Pamuk mu ağırdır yoksa 1 ton demir mi diye sorsalar kesinlikle Orhan PAMUK DERİM.
55 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Orhan Pamuk, belgeselde de denildiği gibi bir kentin izindeki romancı. Ne kadar güzel kelime değil mi romancı? Roman sanatını yapan sanatçılara bana göre "yazar" kelimesinden daha çok yakışan bir kelime. İkisi de aslında aynı manaya gelse de romancı demek “yazar” kelimesinden daha bir güzel, daha bir anlamlı gelmektedir bana. Ya Orhan Pamuk gibi kitap yazmak, yazar olmak değil de roman sanatı demek? Yine daha bir güzel, daha bir anlamlı, roman okumayı sevenlere tebessüm ettirebilen bir tanım. Roman sanatı, yazanını da okuyanını da çocukluk ile yetişkinlik arasındaki tüm lezzetleri tattırabilen, yaşattırabilen bir sanat hiç şüphesiz.. Pamuk’un dediği gibi romanlar okunurken ve daha çok yazılırken içlerine mutlulukla girdiğimiz yeni dünyalardır. Romancıların kurmak istedikleri hayalleri kolaylıkla taşısınlar diye belki de bir çocukluk ile, çocukluğun bir şeye olan sevgisi, aşkı ve bağı ile şekillenen dünyalardır. Romancılar, romanlarında kendisini bir başkası olarak okutabilirken, bizi de sanki bir başkasıymış gibi okutur ve başkalarının yerine koydurabilir, o kurulan hayallerin aslında bizlerin de bir hayali olduğunu hissederiz.

Bir romancı düşünün ki kazanabileceği tüm ödülleri kazanmış olsun; ama o romancı da bir röportajında da en büyük üzüntülerinden birinin artık ülkesinde yaşayamamak olduğunu söylesin. Aslında ne kadar kötü ve acı bir şey değil mi? Böyle bir yazarımız var ama kimi çevreler tarafından topa tutulmak isteniliyor ve aldığı ödüller, ödül konuşmalarının ise televizyonlarda boy boy görebilmek yerine, haberdar olabilmek yerine sadece kitaplardan okuyabiliyoruz. Edebiyat severiz, kitap okuruz ama kaçımız Orhan Pamuk’un Nobel konuşmasından haberdarız diye de sorsak pek tatmin edici cevaplar da alamayız. Veya aldığı diğer büyük ödüllerin sonrasında yaptığı konuşmalardan hangisinden haberdarız ki? Orhan Pamuk’un kitap içindeki dediği şu söz ise kesinlikle çok doğru, “İnsan toplulukları, kabileler, milletler edebiyatlarını önemsedikleri, yazarlarına kulak verdikleri ölçüde zekileşir, zenginleşir ve yükselirler; ve hepimizin bildiği gibi, kitap yakmalar, yazarları aşağılamalar milletler için karanlık ve akılsız zamanların habercisidir.” Neyse bu da bizlerin başka bir ayıbı olsun.

Kazandığı büyük ödüllerin, başta Nobel Edebiyat Ödül’ü olmak üzere yaptığı konuşmaların olduğu ve bu konuşmaların kitaplaştırılmış hâli Babamın Bavulu. Babamın Bavulu isimli yazısı da, gerçekte olan konuşması da bana göre en güzeli, en içten olanı hatta sıcak bir hikâye gibi olanı. Filmlerde filan görürüz ya, ya da güzel bir romanda okuruz böyle bir babayı. İşte hayatı, yaşadıkları ve zevkleri babadan oğula geçer, oğlunu baba baskısı ile değil de babalığı ile bu konularda yönlendirir ve hayatına vereceği yönde de etki eder, böyle sıcak, hikâye gibi gözlerimizde canlandırabileceğimiz bir konuşma Babamın Bavulu. Eminim okuyan herkes Pamuk’un babasının bavulundan, uzun zamanlarca açılmayıp beklemesinden, oluşan hislerden güzel bir roman çıkacağını düşünür, düşünmenin yanında da Pamuk’un kaleminden okumak ister. Ve emim ki babasının bavulunun Orhan Pamuk’un hayal gücüne yaptığı etkisi ise okurlarını duygulandıracak cinsten. Bununla beraber Pamuk kitap içinde olan konuşmalarında detaylıca romandan, roman sanatından da bahsediyor. Roman sanatından, roman yazmaktan bahsederken içindeki çocukluğunun dışarı vurması, bir etkisi olarak görüyor. Pamuk’un bu çocuksuluğunu anlamak için Nobel ödülünde ismi açıklanmadan önceki yüz ifadesine, bakışlarına bakmanız yeterlidir. Pamuk, konuşmalarında ayrıyeten siyasetten, Türkiye ve AB ilişkilerinden, bu süreçte içinde oluşan görüşlerinden de bahsediyor. Okuduğu ve etkisinde kaldığı eserleri ve romancıları da yorumluyor. AB ve Türkiye ilişkileri sürecinde ise bir romancı olarak ekstradan iki taraf için de yapmaları gerekenleri kendi görüşleri üzerinden belirtiyor. Kitabın en güzel kısımları ise babasının kütüphanesini anlatması ve Kafka’nın böceği hakkında konuşmasıydı.
88 syf.
·Beğendi·8/10
Babamın Bavulu' nu okurken Orhan Pamuk' a haksızlık ettiğimi düşündüm. Yıllardır okumayı ertelediğim Orhan Pamuk eserleri için bir kere daha ön yargılarımızın ne kadar aptalca ve ahmakça olduğunu istemeden de bir kere daha yaşayarak ezber ettim. Özellikler babamız ve ailemiz bizi biz yapan kilometre taşlarımız değil midir? Ne kadar uzağa gidebiliriz ki ..!!! Onların eksiklikleri ve yaşanmamışlıklarını, içgüdüsel olarak bizler tamamlarız...
88 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
"Evet, pişmanlık dolu bir akşam, içimde geç kalmışlığın verdiği bir hüzünle yazıyorum bu satırları.
Siz bu satırları okurken ben yaptığım bu yanlış yüzünden kendimi asıyor olacağım, bu acıyla yaşabileceğimi sanmıyorum..."

Deyip kendimi asmaya gidesim var ama gidemem ki. Çünkü yeni bir hazine keşfetmiş korsan gibi heyecanlıyım. Elimde tuttuğum bu kitap tam olarak bunu hissettiriyor bana...🤗🤗
Benim için belki de buradaki bir çok okur için büyük bir hazine var ve bu kitap bu hazinenin haritası niteliğinde.
Hazine ne dersiniz ;Orhan PAMUK.
Evet şimdiye kadar okumadığım, okumayı hep ertelediğim ülkemizin sahip olduğu en önemli yazarlardan biri, ki sadece bizim için de değil roman türünün doğduğu, geliştiği Avrupa tarafından da öneminin vurgulandığı, ödüllere layık görülen yazarımız...
Elimdeki eser, yazarımızın aldığı ödül törenlerinde yaptığı konuşmaları içeriyor, kısacık bir kitap, ama uzunca bir süredir hiçbir kitabımın altını bu kadar çok çizmemiştim. Ne buldun yazarın konuşmalarında bu kadar diyebilirsiniz, ki ben olsam bende aynı şeyi derdim.
Size kitapta beni heyecanlandıran şeyleri şöyle açıklayabilirim ;

Öncelikle kitapta, sevgili yazarımız onu yazarlığa sürükleyen anılarını en içten ve samimi cümlelerle anlatmış, yazmak için verdiği mücadele benim gözümde bir insanın hayata karşı verebileceği en büyük savaş.
Düşünüyorum da bir insan ailesini, hayatını bırakıp, saatlerce yazma aşkıyla bir masanın başında oturabilmek için fazlasıyla cesur olmalıdır. Ama yazarımıza göre bu çok önemli ve bu konuda şöyle diyor:

"Yazar olmak için, sabır ve çileden önce içimizde kalabalıktan, cemaatten, günlük sıradan hayattan, herkesin yaşadığı şeylerden kaçıp bir odaya kapanma dürtüsü olmalıdır. Sabır ve umudu kendimize yazıyla derin bir dünya kurmak için isteriz."


Sonra yazarın, roman yazma işine gösterdiği titizlik, bu konudaki düşünceleri bile ne kadar kaliteli işler yapabileceğinin kanıtı bence. Düşünüyorum da günümüzde yayınlanan popüler eserlere, acaba hangisi için yazarlarımız şehir şehir dolaşıp, kendi kafasında canlandırdığı bir karakteri, sokaklarda arayacak kadar ciddiye alıyor işini. Ama yazarımız bile bu durumun farkında olarak şunu belirtmeden geçmiyor:

"Bir başka eksik yaşam endişesi de tabi ister resim yapmak olsun, ister edebiyat olsun, sanatçısına fazla ilgi göstermeyen ve umut da vermeyen bir ülkede yaşadığımı fazlasıyla bilmemdi."

Bu konuda ne kadar haklı olursa olsun, yazmaktan vazgeçmeyen, yazmayı hayat tarzı kabul eden, yazmaktan ayrı kaldığında içindeki hüzün bulutlarına yenik düşen yazarımız, dünyaca kabul gören ve bir çok ödüle layık görülen bir yazar.
Ürettiği eserleri okumak için sabırsızlık duyduğum yazarlar listesine sadece ödül törenlerinde yaptığı konuşmasıyla yükselen Orhan Pamuk'tan kendi adıma özür diliyorum, ve benim gibi erteleyen herkese bir an önce okumaları yönünde tavsiyelerimi gönderiyorum.. Herkese musmutlu, güzel, güneşli günlerde kitap dolu saatler diliyorum ️️
88 syf.
·1 günde
Orhan Pamuk külliyatının sonlarına yaklaşırken, yazarın iç dünyasında yol aldığımız eserleri de ayrıca keyifle okuyorum. Babamın Bavulu, 2006 yılında Nobel ödülünü aldığında yaptığı konuşma. Kitabın içinde 2005-2012 yılları arasında aldığı ödüllerin konuşmaları da mevcut. Şüphesiz ki Nobel konuşması en duygusal olanı. Hepsinde yazarın dünyasından, yazarlık yolculuğundan, siyasi birtakım görüşlerinden, yazma eylemi ve dünya görüşünden izler bulacaksınız. Altını çizdiğim çokça cümle oldu. Orhan Pamuk severler listelerine mutlaka eklemeli

Youtube kanalım : https://www.youtube.com/user/ayseum
88 syf.
·Beğendi·9/10
Kitabın en duygusal yazısı “Babamın Bavulu olmuş “ bence. Pamuk bu yazıda kendisine Paris sokaklarında Sartre ‘yi görme hikayelerini anlatan ve yazarımızı her zaman cesaretlendiren babasını şükranla anıyor. Güzel bir eser. İyi okumalar var olun
88 syf.
·1/10
Coetzee'nin, Ishiguro'nun falan konuşmalarını da okuduydum, ondan sonra böyle bir konuşma biraz yavan kaldı. Öykü olarak ilginç olsa da, Nobel töreni için fazla hafif kalmış bu bavul.
88 syf.
·10/10
Ağladım hem de hüngür hüngür ağladım sonunda. Bir insanın bu kadar içtenlikle kendini anlatabilmesi çok büyük bir ayrıcalık. Ben bu konuşmaya bile nobel veririm şahsen :)
88 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Orhan Pamuk ' un okuduğum ilk eseri.Neden bu eserden başladım dersemde kendim için biraz başlığına aldanmış olmam.Ilk Orhan Pamuk okuyacaklara bu eserden başlamamalarını tavsiye ederim çünkü onu anlayamayabilirler.

Onun haricinde kendine hayranlık duyduracak nitelikte güzel bir nobel konuşmasıdır.Duygusaldır,gerçektir.

Bir bardak çay bitimine kadar okuyabileceğiniz bir kitap keyifli okumalar.
88 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Nobel ödüllü yazarimız Orhan Pamuk'u tanimak için okunabilecek güzel bir kitap. Nobel ödülünu alırken yazarin yaptiğı konusma metni. Babasi ölmeden 2 yıl önce yazara bi bavul verir.Icinde babasinin yazdıği metinler vardir Oglunun 48 yaşına gelmis oglunun okumasini ister.Bu bavulun yazara hissetikleridir kitap. Orhan Pamuk 20'li yaşlarda ilk kitabini yazinca Cevdet bey ve ogullari'ni daktilo metnini babasina verir okumasi için .Babasi okur 2 hafta sonra ogluna sarilir ve nobel alacaksin sen bir gün insallah der. Ve bu düşuncesi gerceklesir ama bu düsunce gerçeklesmeden 2 yil önce baba vefat etmistir.Oglunun nobel aldigini görmek babaya nasip olmaz.
Orhan Pamuk'un Kar romanini severek okudum.Babamin bavulu'nu da sevdim.Orhan Pamuk okudukca okumaya devam etmem gerektigi hissi oluşuyor bende.
88 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
İçeriği, yazarın 2006 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü alırken yaptığı konuşmadan oluşan bu küçük eserin okur için ufuk açıcı türden olduğunu belirtmeliyim. Yazarın genel olarak edebiyatla, bir romancı olarak özellikle roman türüyle ilgili düşünceleri not edilmesi gereken cümlelerden. Kitabı okurken bazı sayfalarda üstü üste üç ya da dört alıntı yaptığımı fark ettim. Aslında kitap için küçük bir otobiyografi bile diyebiliriz. Resimle ilgilenmeyi bırakıp yazarlık yoluna girişi, yetiştiği ortam, eserlerini yazarken iğneyle kuyu kazarcasına uğraşısı... Hem Orhan Pamuk hem yazarlık ve roman hakkında önemli ipuçları olan bu eseri okumanızı tavsiye ederim.
Keyifli okumalar...
" Çünkü babamın bavulundan gerçek , büyük bir edebiyat çıkarsa babamın içinde bambaşka bir adam olduğunu kabul etmem gerekecekti . Bu korkutucu bir şeydi . Çünkü ben o ilerlemiş yaşımda bile babamın yalnızca babam olmasını istiyordum ; yazar olmasını değil . "
Orhan Pamuk
Sayfa 10 - Yap Kredi Yayınları
"Mutlu olabilmek için her gün bir miktar edebiyatla ilgilenmem gerekiyor. Hani her gün bir ilaçtan bir kaşık alması gereken hastalar vardır..."
Orhan Pamuk
Sayfa 25 - İma Edilen Yazar / Puterbaugh Konferansı Konuşması
Bildiğiniz gibi, biz yazarlara en çok sorulan, en çok sevilen soru şudur:
neden yazıyorsunuz? İçimden geldiği için yazıyorum!
Bütün hayatımı verdiğim yazarlık işinde benim için en sarsıcı duygu, beni aşırı mutlu eden kimi cümleleri, hayalleri, sayfaları kendimin değil bir başka gücün bulup bana cömertçe sunduğunu zannetmem olmuştur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Babamın Bavulu
Baskı tarihi:
Şubat 2019
Sayfa sayısı:
88
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750837586
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Babamın Bavulu
Babamın Bavulu
“Yaşadığı kent İstanbul’un hüzünlü ruhunun izlerini sürerken, kültürlerin birbiriyle çatışması ve kaynaşmasının yeni simgelerini buldu.”

2006 yılının Aralık ayında Nobel Edebiyat Ödülü’nü alırken sözlerine “Ölümünden iki yıl önce babam kendi yazıları, elyazmaları ve defterleriyle dolu küçük bir bavul verdi bana.” diye başlayan ve konuşmasını “bugün babam aramızda olsun çok isterdim.” cümlesiyle tamamlayan Pamuk, “Babamın Bavulu” adlı Nobel tarihinin en içten ve en iyi hazırlanmış konuşmalarından biriyle tüm dünyada büyük yankı bırakmıştı.

“Babamın Bavulu”nun 2007 Şubat’ındaki ilk baskısı, yazarın aynı adlı Nobel konuşmasının yanısıra, 2005 yılında Alman Yayıncılar veKitapçılar Birliği Barış Ödülü’nü alırken yaptığı “Kars’ta ve Frankfurt’ta” konuşmasıyla, 2006 Nisan’ında Oklahoma Üniversitesi’nde Puterbaugh Ödülü’nü alırken yaptığı “İma Edilen Yazar” konuşmalarını içeriyordu.

Bu yeni basımda ise, Pamuk’un 2012 yılında Avrupa kültürüne katkı yapan yaratıcılara verilen Sonning Ödülü’nü (Danimarka) alırken yaptığı “Avrupa Fikri” adlı konuşması da yer alıyor.

“Babamın Bavulu”, Pamuk’un dünyasına ve yazarlığına adım atmanın en özlü kılavuzu...

“Pamuk, roman sanatını biz Batılıların elinden aldı ve bambaşka birşey haline getirdi.”

Kitabı okuyanlar 675 okur

  • Onur Okan
  • Akif Polat
  • Uğur Karabürk
  • Nilgün Dede
  • Baki Demirbilek
  • Ayten Cabarova
  • Semra UĞRAŞAN
  • Burcu Özdemir
  • Şebnem Gülbey
  • Onur avcı

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.8
14-17 Yaş
%4.8
18-24 Yaş
%16.2
25-34 Yaş
%45.7
35-44 Yaş
%21.9
45-54 Yaş
%5.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%55.2
Erkek
%44.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%23.4 (40)
9
%13.5 (23)
8
%19.9 (34)
7
%14.6 (25)
6
%9.4 (16)
5
%3.5 (6)
4
%2.3 (4)
3
%1.2 (2)
2
%0.6 (1)
1
%1.2 (2)