Ne Kitapsız Ne Kedisiz

·
Okunma
·
Beğeni
·
4996
Gösterim
Adı:
Ne Kitapsız Ne Kedisiz
Baskı tarihi:
25 Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753420563
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
"Ona bakıyorum. Susuyor. Önüne bakıyor. Çocukluğundan beri bu oyunu oynar: Gözetlenme oyununu. Önceleri belki bir suçluluk duygusuydu bu: Kendisine dikilen göz Tanrının, anasının, büyüklerden birinin, sevmediği birinin gözü olur, kınardı o anda yaptığını. Adı konmadan yaşanırdı bu suçluluk. Şimdi ise gerçekten bir oyun: kimi dakikayı, "bakan, gören varmış gibi yaşamak"..Karasu kendi kendine birşeyler anlatır, gözetlenme oyunu da o sıra oynanır. Bakan göz o anlatılanı dinlemektedir. Nasıl gözse!..
İşte bundan ötürü bakıyorum ona. Baktığımı biliyor, susuyor, önüne bakıyor. Ne düşündüğünü bildiğimi biliyor."
(Arka Kapak)
100 syf.
Bilge Karasu’nun sekiz denemesi var içinde.Okumaktan romana, hayvanlardan “yeni” kavramına, dostluktan iletişime birkaç konuyla ilgili düşünceleri yer veriyor kitabında...

...İnsan ölür, gövdesi yeniden toz olur
benzerlderinin hepsi toprağa döner yeniden ama kitap, anasının ağızdan ağıza iletilmesi sağlar. Bir kitap, sağlam bir evden yeğdir
ya da Batı'da bir tapınaktan,
bir kaleden de yeğdir...
(Chester Beatty IV, arka yüz)

Ayağımıza sevgisiyle sürtünen kedi ile kitap okuyanları çeker kendine...

Hayvanlar konusu, 1987 yılındaki bir haberden yola çıkılarak ele alınmış. “3 ay içinde 1747 köpek ve kedinin, bir Veteriner Müdürü tarafından halkın sağlığını korumak amacıyla fırında yakılması” haberi duyduğunda insanın kanını donduruyor. Tepkinin dile getirilmesinde kelimeler yetersiz kalıyor. Bu konunun gerçek bir “cinayet” olduğu üzerinde durulmuş. Cinayetin azı ya da çoğunun olmayacağı dile getirilmiş. Hayvanlarla ilgili diğer bir başlık da hayvan beslemeyle ilgili. İlginç ev hayvanı hikayeleri var bu bölümde.


Kitapta,"roman"ı,"imge" üretiminde birinci sırada gören Karasu; "Nasıl özenmem W.Woolf'un haline her yazı ulaşılması güç bir karşı yaka görünür bana" diyor. Belki de siz kendisi için aynı şeyler düşündüğünüz anlar oldu.

Ortak bir "dil"ister Karasu. O dili kuracağımıza inanır. Kedinin "anne" demesi gerekmediği gibi kedi ile o dilin kurulabilmesi için...

"Vicdan" sorunu ancak can denen şeye saygı duyulmasıyla ortaya çıkabilir.Elbette kendi canımızdan değil, başkalarının canından söz ediyoruz burada. Sevgi ise ısmarlama olmaz, yaşayarak öğretebilecek/öğrenilecek bir şeydir sevgi." Aksi halde "gunah" olmaması üzerine yazılır metin olmaması her türlü çirkinlik için yeterli olacaktır!

Karasu'nun denemelerinden oluşuyor;kendine dışarıdan bakabilen yazarın izlenimleri sanki.Sevmediğimiz kitapları da okumamız gerektiğinden de bahsediyor. Bazen sırf meraktan ve beklentisizce seçtiğim kitapları okuduğum oluyor. Böyle zamanlarda kitap bize düşündüğümüzün aksine fazlasını verebilir kimbilir, gerçi beklenti varsa karşılayamama durumu da var bir bakıma..Biz farkında olmadan belki kitapla bağ kurmuş olabiliriz... Bana göre kitabı sevip sevmediğimizi okurken belli olacaktır....

Yazar bu kitabında çokça imgelere başvurmuş ben sevdim,Normalde kısa ve bir günde okunabilecek bir kitap olmasına rağmen zihnimizde birçok şeyi sorgulacağımız kitap bence. Hemen okuyup bitirmeyin daha çok denemelerini güne yayarak okuyun derim,tavsiye ederim...
96 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
O çok merak ettiğim Bilge Karasu kitabı "Ne Kitapsız, Ne Kedisiz" i nihayet okudum ve çok beğendim. Daha önce de belirtmiştim, Karasu'nun deneme türü yazılarında çok ciddi alıntılar mevcut diye. Göreceğiniz gibi okumaktan yazmaya, hayvanlardan dostluğa, pek çok konuda zevkle okuyacağınıza emin olduğum sekiz adet deneme var bu eserde. Şiddetle tavsiye edilir.
96 syf.
·2 günde·9/10
Yazar ile bu kitapta tanıştım.Günlük hayatta birileri ile bir konu hakkında tartışıp, konuşmayı seven birisiyim. Bu konu hakkında karşıdaki kişi ile çelişen ya da örtüşen fikirler sunmak keyif verir.Karasu da bu denemesinde birden fazla konu başlığı altında olaylara felsefi, edebi değinerek, güzel akıcı şekilde ele almış.Sanki "kendisi ile konuşuyormuş"havası ile okudum kitabı.
96 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bilge Karasu... Öncelikle hayran kaldığımı belirtmem gerek. Olayları ele alışı, eleştiri özgünlüğü, naifliği, doğallığı, samimiliği... 100 sayfalık kısacık kitaba kendisini öyle güzel sığdırmış ve saklamış ki hayran olmamak elde değil. Fakat benim gibi ilk defa Bilge Karasu okuyacaksanız sakin kafayla okumanızı tavsiye ederim. Aksi takdirde kitabı bir köşeye atıp bir daha elinize almayabilirsiniz.
*
Çok çeşitli konularda denemeleri var kitapta. Kitaplar, hayvanlar, dil, iletişim, imgeler, dostluklar, vicdan gibi gibi. Beni ve eminim ki birçok kişiyi etkileyen "Cinayetin Azı Çoğu" kısmı olmuştur. 87 yılında Bursa'da sokak hayvanlarına yapılan katliamı ele alıp "93 yılında yakılma sırası insanlara geldi" göndermesiyle bir kere daha gönlümü fethetti.
*
Tanışma kitabı olarak güzel seçim yaptım bence. Siz de henüz tanışmadıysanız bu kitabıyla başlayabilirsiniz. Kitapla kalın.
100 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Bilge Karasu ile tanışmak için sanırım en doğru kitabını seçtim, bu yüzden kendimi çok şanslı hissediyorum. Yazmaya ve hayvan dostlarımıza ilişkin birkaç denemeden oluşan "Ne Kitapsız Ne Kedisiz", altını çizmeye doyamadığım bir kitap oldu. İçimden geçenleri bir üstadın kaleminden okumak, bambaşka bir haz verdi bana. Mutlaka okuyun derim, tavsiyemdir. =)
96 syf.
·2 günde·6/10
Denemelerden oluşan bir kitap.
Kitaplar, hayvanlar, dostluk, vicdan, iletişim, gibi konular hakkında yazılmış. Dili akıcı sohbet eder gibi bir kitap.

Evet, ölenlerin ardından yaşandığını, ölenle ölünmediğini herkes bir gün öğrenir. Ama eksilerek, azalarak, sakatlanarak, bir yeri koparak yaşandığını..
96 syf.
·19 günde
"Bir adamı anlatmak: Sayfalar, kitaplar, şeritler dolusu; ya da birkaç tümce, birkaç çizgi... Ne biri yeter, ne öbürü. Belki ikisi de gevezelik. Okuyan karar verir; elbet, kendi hesabına." kitabın son sözleri ile incelememe giriyorum.

Kitabın benim için adı "hayat felsefem" olabilir. Sanırım bu yüzden istediğim hazzı alamamanın tribini attım kendime okurken. Beklediğimden çok farklı bir kitap çıktı diyebilirim biraz. Bu da bi nevi beni hayal kırıklığına uğratmadı da değil. Ama ilerledikçe kitabın içine kendimi verdikçe (özellikle hayvanlar ile ilgili bölümde) hayranlıkla kitabı bitirdim. Bilgi Karasu'yu tanımak için en doğru kitabını seçtiğimi son cümlelerinde kavrasam da yaşadığı bir çok tecrübeden derslerimi çıkardım denilebilir.

En canımı alan bölüm hakkında ise sırf insanlara hastalık bulaşmasın diye hayvan katliamının yapıldığı bir gazete haberi ile başlanıyor. Kedi ve köpeklerin fırınlarda yakıldığını anlatan bu haberin altına Bilge Karasu insanlığımızın acımasızlığı ve acınasılığını yeri geldiğinde eğer yaşamamız gerekiyorsa dünyadaki her canlıya zarar verebilecek delilikte olduğumuzu anlatmış. Biz insanların yaptığımız hayvan katliamlarına karşı savunması ise "o ölmeseydi ben ölürdüm" tarzındaki savunması. Yanlış anlaşılmasın bu hayvan bir aslan ya da timsah değil, kedi ve köpeklerden bahsediyoruz. Günümüzde hâlâ devam eden bu katliamların nedenleri ya ses çıkarmaları ya çok olmaları ya da önemi olmayan saçma sapan nedenlerdir. Yazarımız çocuklara hayvan sevgisinin yanlış aşılandığına da değinmiş. Çocuklarına köpekten kaçmasını onlara taş atmasını söyleyen ebeveynler aslında potansiyel hayvan katilleri yaratmaktadır. Kedilerin ve köpeklerin aramızda yaşayıp zaman zaman biz insanlara yardımcı olduğu bu dünyada onların değeri bilinmelidir. Bilge Karasu'nun değindiği bir diğer nokta ise "evcil hayvan edindim" veya " eve kedi aldık" gibisinden saçma cümlelerle hayvanlara nesne gözüyle bakılmaması gerektiğini belirtmesidir. Bir kedi ya da köpek nesne değildir. Aynı evde yaşamaya karar verilmişse onun hatalarına göz yumulmalıdır. Zamanla o hayvanda yaşadığı bireyin zorluklarına göz yumacaktır. Yani beraber yaşanılan hayvan bir nesne değil, bir dost, arkadaş veya aileden biridir.

Deneme okumayı sevenlerin okumasını tavsiye ederim. Farklı bakış açıları ile oldukça zengin içeriğe sahip bir kitap.

Vee biraz incelikten sonra Bilge Karasu'nun kendi sesini duyabileceğiniz bir radyo programından bir kesit yer alıyor bakmak isterseniz aşağıya bırakıyorum. İyi geceler dilerim ve tabi ki evde kalın

https://www.youtube.com/watch?v=Rb1cCO8vSaM
96 syf.
·3 günde·8/10
Kitabın ismi raflar arasında ilgimi çekti. Raflardan alıp baktığımda ismini çok kez duyduğum ama okunmaya fırsat bulamadığım Bilge Karasu'nun kitabının olduğunu öğrendim. Denemelerden oluşan bu kitap bize yaşamamızın belirli noktaları hakkında bilgiler veriyor ve bazen de uyarılarda bulunuyor. Genç yaş ile ileri yaşları kıyaslayan Karasu hayattan edindiği tecrübeleri bizlere aktarıyor. Dostluğun, hayvanların, kitapların, insanlar arası iletişimin güzel bir dille anlatıldığı kitap olmuş. Benim için kitabın en çok hayvanları anlatan kısmı çarpıcı oldu. Bölüme sırf insanlara hastalık bulaşmasın diye hayvan katliamının yapıldığı bir gazete haberi ile başlanıyor. Kedi ve köpeklerin fırınlarda yakıldığını anlatan bu haberin altına Bilge Karasu insanlığımızın acımasızlığı ve acınasılığını yeri geldiğinde eğer yaşamamız gerekiyorsa dünyadaki her canlıya zarar verebilecek delilikte olduğumuzu anlatmış. Biz insanların yaptığımız hayvan katliamlarına karşı savunması ise "o ölmeseydi ben ölürdüm" tarzındaki savunması. Yanlış anlaşılmasın bu hayvan bir aslan ya da timsah değil, kedi ve köpeklerden bahsediyoruz. Günümüzde hâlâ devam eden bu katliamların nedenleri ya ses çıkarmaları ya çok olmaları ya da önemi olmayan saçma sapan nedenlerdir. Yazarımız çocuklara hayvan sevgisinin yanlış aşılandığına da değinmiş. Çocuklarına köpekten kaçmasını onlara taş atmasını söyleyen ebeveynler aslında potansiyel hayvan katilleri yaratmaktadır. Kedilerin ve köpeklerin aramızda yaşayıp zaman zaman biz insanlara yardımcı olduğu bu dünyada onların değeri bilinmelidir. Bilge Karasu'nun değindiği bir diğer nokta ise "evcil hayvan edindim" veya " eve kedi aldık" gibisinden saçma cümlelerle hayvanlara nesne gözüyle bakılmaması gerektiğini belirtmesidir. Bir kedi ya da köpek nesne değildir. Aynı evde yaşamaya karar verilmişse onun hatalarına göz yumulmalıdır. Zamanla o hayvanda yaşadığı bireyin zorluklarına göz yumacaktır. Yani beraber yaşanılan hayvan bir nesne değil, bir dost, arkadaş veya aileden biridir.
Bilge Karasu'nun bunun gibi denemelerinin olduğu bu kitabın kendimizi ve çevremizi bazı konularda fark etmemiz açısından yararı olacağını düşünüyorum. Okunulması bazı konularda daha duyarlı olmamıza yardımcı olacaktır. Okunulmasını tavsiye ederim.
94 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Kitabın adı" beni oku" diyordu. Ancak içeriği ismiyle pek örtüşmemiş.Denemelerden oluştuğu için biraz daha sıkıcı biraz daha terimsel bir dil kullanılmış.
100 syf.
·2 günde·8/10
"Yaşamımın tek yatırımı kitap oldu..."
Birbirinden bağımsız sekiz ayrı denemenin
ilkinde böyle söylüyor Karasu.
Bakalım başka hangi konuları ele almış diğer denemelerde;
.
NE KİTAPSIZ NE KEDİSİZ - BİLGE KARASU >
Kitaplar, imgeler, romanlar, iletişim güçlükleri gibi
bir çok bağlantılı konuda yazılarından alınması gerekenleri
zihnimde bir yere mutlaka not aldım.
Ancak kitabın isminin yarattığı merakı gidermek adına,
önce "Cinayetin Azı Çoğu" başlıklı denemeden bahsetmek istiyorum.
.
24 Temmuz 1987 günü,
Bursa'da 1747 kedi ve köpeğin fırına atılarak yakılması
haberi üzerine (ayrıca araştıracağım bir konu)
yazarın kaleminden hayvanlar için dökülenlerden bazıları şöyle Oluyor;
.
"Yapılan nedir, onu anlamaya çalışalım.
Her şeyden önce, üç ay içinde 1747 kedi ve köpeğin öldürülmesidir.
Yani evcilleştirilmiş hayvanların...
Yani bizlerin,insanların,işimize yaraması için,
binlerce yıl önce yolunu bulup,
avından, kırından, dağından kopardığımız,
kendimize alıştırdığımız,
canını da biz vermişiz gibi davranmaya kalkıştığımız
hayvanların öldürülmesidir.
.
Karasu, bir de benim çok değindiğim bir konuya dikkat çekiyor;
ailelerin çocuklarını yetiştirirken
hayvan sevgisini nasıl aşıla - yama -dıklarına!
Cümleleri şöyle;
"Çocuklarımıza onların bu yeryüzündeki ortaklarımız olduğunu öğreteceğimize,
eskinin umacıları yerine koyuyor,
kendilerinden korkulacak canavarlar diye gösteriyoruz onları.
Her kuşak bu "temel" korkuyu bir sonrakine aktarıyor.
Onları sevmekle kazanabilecek dostluğu öğreteceğimize
çocuk kafalarında düşmanlıklar yaratıyoruz.
Kediden köpekten korkulur (ısırır! tırmalar!);
acıktığı için insana yanaşırsa kedi köpek kovulur;
kovmakla da kalınmaz, çığlıklar atılır;
canlıların bu yeryüzündeki dengesinden habersiz insanlar karşısında,
cırnağı ile dişinden başka silahı olmayan "parya"lar yaratılır.
Sonra bunlar, şu ya da bu biçimde, öldürüverir!"
.
Kitabın ismiyle ilgili bir diğer yazı olan "Hayvanlarla Yaşamak"ı
merak edenlerinizi kitabı okumaya doğru masalarına/koltuklarına alayım...
Sevgiyle...
#NeKitapsızNeKedisiz #BilgeKarasu #080319
96 syf.
·1 günde
Bilge Karasu'nun deneme yazılarının yer aldığı bir kitap Ne Kedisiz Ne Kitapsız.
Okumak, kitaplar, okurluk, biriken kitaplar, imgeler, yeni'lik, hayvan cinayetleri, hayvanlara yaşamak gibi konulara değiniyor ve insan olmanın ne olduğu konusunda okuyucuyu düşündürüyor.
"Cinayetin Azı Çoğu", "Bir Hayvanla Yaşamak" beni en çok etkileyen denemeleri oldu. Çocukları hayvanlarla korkurtmakla ilgili düşüncelerinden bir parçasını buraya alıntılıyorum:
"...kendilerinden korkulacak canavarlar diye gösteriyoruz onları. Her kuşak bu 'temel' korkuyu bir sonrakine de aktarıyor. Onları sevmekle kazanılabilecek dostluğu ögreteceğimize çocuk kafalarında düşmanlıklar yaratıyoruz. Daha kötüsü, gücümüzü onlara karşı kullanmağı, ucuz, kolay üstünlükler yaşamağı pek küçük yaşta öğreniyor, öğretiyoruz..." s 58
Kitap aracılığıyla zenginlik ya da beğeni inceliği gösterisi, kitap dışında yaşam bilmemek (kitap dışında bir yaşamı unutmak), bilgililiğiyle övünmek... Pek anlamsız göründü bunlar bana.
Bilge Karasu
Sayfa 11 - Metis Yay. 1994
“Okur kitap arar ama, kitabın da okuru bulduğunu ben çok gördüm. Açıklanabilir bir şey söylemiyorum belki, ama "rastlantılar"ın çoğu, açıklayamadığımız için rastlantı görünmez mi?”
"Kitaplardan ve ayraçlardan ve bardak altlarından ve kedilerden ve gündüzlerden ve gecelerden ve yerlerden ve göklerden başka kimimiz kaldı?"

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ne Kitapsız Ne Kedisiz
Baskı tarihi:
25 Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753420563
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
"Ona bakıyorum. Susuyor. Önüne bakıyor. Çocukluğundan beri bu oyunu oynar: Gözetlenme oyununu. Önceleri belki bir suçluluk duygusuydu bu: Kendisine dikilen göz Tanrının, anasının, büyüklerden birinin, sevmediği birinin gözü olur, kınardı o anda yaptığını. Adı konmadan yaşanırdı bu suçluluk. Şimdi ise gerçekten bir oyun: kimi dakikayı, "bakan, gören varmış gibi yaşamak"..Karasu kendi kendine birşeyler anlatır, gözetlenme oyunu da o sıra oynanır. Bakan göz o anlatılanı dinlemektedir. Nasıl gözse!..
İşte bundan ötürü bakıyorum ona. Baktığımı biliyor, susuyor, önüne bakıyor. Ne düşündüğünü bildiğimi biliyor."
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 512 okur

  • Canan Onr.
  • Derya yıldız
  • Orochimaru
  • •K
  • Elif nazlı karaca
  • Elif Arı
  • Hatice
  • Tarihe Sığınan Kadın
  • Pınar Küçük
  • buse nur kocaaslan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.7
14-17 Yaş
%6.7
18-24 Yaş
%17.3
25-34 Yaş
%46.7
35-44 Yaş
%14.7
45-54 Yaş
%6.7
55-64 Yaş
%1.3
65+ Yaş
%4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%72.9
Erkek
%27.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.4 (25)
9
%18.8 (22)
8
%22.2 (26)
7
%17.1 (20)
6
%9.4 (11)
5
%3.4 (4)
4
%2.6 (3)
3
%1.7 (2)
2
%2.6 (3)
1
%0.9 (1)