Ne Kitapsız Ne KedisizBilge Karasu

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.385
Gösterim
Adı:
Ne Kitapsız Ne Kedisiz
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
94
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753420563
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
"Ona bakıyorum. Susuyor. Önüne bakıyor. Çocukluğundan beri bu oyunu oynar: Gözetlenme oyununu. Önceleri belki bir suçluluk duygusuydu bu: Kendisine dikilen göz Tanrının, anasının, büyüklerden birinin, sevmediği birinin gözü olur, kınardı o anda yaptığını. Adı konmadan yaşanırdı bu suçluluk. Şimdi ise gerçekten bir oyun: kimi dakikayı, "bakan, gören varmış gibi yaşamak"..Karasu kendi kendine birşeyler anlatır, gözetlenme oyunu da o sıra oynanır. Bakan göz o anlatılanı dinlemektedir. Nasıl gözse!..
İşte bundan ötürü bakıyorum ona. Baktığımı biliyor, susuyor, önüne bakıyor. Ne düşündüğünü bildiğimi biliyor."
(Arka Kapak)
Kitabın adı" beni oku" diyordu. Ancak içeriği ismiyle pek örtüşmemiş.Denemelerden oluştuğu için biraz daha sıkıcı biraz daha terimsel bir dil kullanılmış.
Bilge Karasu'ya ait okuduğum ilk kitaptı. Beklediğim gibi bir kitap olmadı kendi adıma malesef.Denemelerde yazarın araya sık sık girip uzun uzun açıklamalar yapması biraz anlam bütünlüğü bozmuş gibi. Olaydan kopmanıza neden oluyor. Yazara ait tek kitap okuduğum için tarzının böyle olup olmadığını bilemiyorum. Okuduğum ilk kitabı olduğu için de ben fazlasıyla yadırgadım bu durumu. Bazı noktalarda derin anlamlar vardı bunu da söylemeden geçemeyeceğim.
Kitabın bir bölümünde Bilge Karasu aldığı kitapların alındıktan çok daha sonra okuduğunda bir geç kalınmışlık hissi vermediğini söylüyordu. Kitap okumayı bu şekilde ele alacak olursak, ben baya "erken kaldım" sanki bu kitaba. Yine de okumaya devam etme cüretinde bulundum. Bu kitabın ileriki zamanlarda okumam gereken kitaplar arasında olduğunu söyleyebilirim ve hakkında birkaç şey daha, o kadar. Ve üslubu -tabiri caizse- usuma yabancıydı, yeniydi de diyebilirim.
bilge karasu'ya burdan başlamak istedim ama sanırım denemelerinden önce öykü veya romanlarından birini okumak özellikle diline alışmak açısından iyi olabilirmiş.

dili çok farklı "yapmağa, etmeğe" falan yazmasından bahsetmiyorum, çok farklı kelimeler kullanmış, kelimelerle çok oynamış. bu negatiflik yaratan bir durum değil, aksine ilgi çekici. ancak deneme kitabı zaten diğer türlere göre bir nebze ağır olsa da diline, anlatımına çok yabancı kalmak okuma deneyimini daha zorlaştırıyor görüşündeyim.

bunun dışında; bazı yerlerde çok konudan konuya atlamış gibi hissettim, konuyu dağıtmış sanki... ama dediğim gibi dili ağır geldiği için ben geçişleri kaçırmış olabilirim ki bu da aldığım tadı azaltan bir durum.

kitabı bitirmedim henüz. malum bahsettiğim sebeplerden dolayı çok yavaş okuyorum ama en beğendiğim makale "ne kitaplı, ne kitapsız" oldu. bunun sebebi kendi düşüncelerime çok yakın noktalar bulmuş olmam olabilir
Bilge Karasu ' dan okuduğum ilk kitaptı. Denemelerden oluşmuş bir kitap. Deneme okumak, genelde hikâye, roman okumaktan daha zordur. Bilge Karasu ' nun da kendine özgü bir anlatımı var. Kelimelerle oynamayı çok seviyor, benim hayatım boyunca belki de hiç kullanmadığım çokça kelimeye yer vermiş kitabında. Bu açıdan ilk sayfalarda oldukça zorlandım anlamakta ama sonraları alıştım diline biraz daha. Kesinlikle çok farklı bir insan, farklı bir yazar. Yazdiklarıyla günlerce, haftalarca yaşadığını söylüyor. Kendini acımasızca eleştirdiğini, yazdıklarını tekrar tekrar düzenlediğini söylüyor. Bu kadar ince eleyip sık dokuması, farklı kelimeler kullanmayı bu kadar sevmesi düşünüldüğünde anında okuyup bitirilebilecek türden metinler yazması da beklenemezdi zaten. Kitabı okurken birçok yeri işaretledim. Çok hoşuma giden bölümler vardı. Deneme okumayı seviyorsanız geniş bir zamanınızda, sakin bir ortamda okumanızı tavsiye ederim.
Bu arada instagram kullananları naçizane bookstagramıma beklerim. @kitagurumii
Bilge Karasu'nun okuduğum ilk kitabı. Yazma tarzını beğendim. Denemelerle oluşan bir kitap. Ödül alan kitabını ve diğer kitaplarını okumak isterdim. Çünkü, yazma şekli içten ve samimi geldi.
"Bir Hayvanla Yaşamak" öyküsü ile içimi dağlamıştır Karasu. İnsanlar arasındaki ırkçı tavrın hayvanlar üzerindeki yansımasıdır adeta bir tür fare cinsi olan hayvanlarının köpek olmadığını öğrenen ' sahiplerinin' hayvanı öldürmesi için veterinere götürmeleri. Öğrendiklerinde ne değişmiştir hayvandaki özelliklerden? Hiçbir şey! Ya insanların hayatlarında ne değişmiştir? Yaşam ve ölüm! Öte yandan Bursa'da yaklaşık otuz yıl önce katledilen 1700 civarı hayvanı öğrenmek de çok üzücüdür. Hayırsızada olayı canlandı gözümde. Karasu' nun hayvan dostluğunu ifadesi övgüye değer gerçekten de. Öte yandan yazarın detaycı, uzun, duruluktan zaman zaman uzaklaşan üslubu sebebiyle kitap okunma sürecinde bizi biraz zorlayabiliyor. Kelime hazinesinin zenginliğine ise gıpta ile baktığımı da itiraf ederek bitiriyorum yazımı. Güzel yürekli Bilge KARASU, rahat uyu...

Aşağıdaki link'te de Bilge Karasu'nun kendi sesini duyabileceğiniz bir radyo programından bir kesit yer alıyor:

https://www.youtube.com/watch?v=Rb1cCO8vSaM
Kitabın adı direk ''hayat felsefem''. Sanırım bu yüzden istediğim hazzı alamamanın tribini atıyorum kendi kendime. Beklediğimden çok farklı bir kitap çıktı. Hayal kırıklığına uğradım açıkcası. 50. sayfasından sonra mı acaba dedim demesine ama olmadı. Çok ağır ilerledim, bir an önce bitsin istedim,
Bilge Karasunun okuduğum ilk kitabı. Denemelerden oluşan bir kitap. Başlangıçta biraz sıkıldım. Ders kitabı gibi geldi. Yine de farklı bir yazar.Kitabı okurken birçok yerin altını çizdim Özellikle hayvanlarla ilgili bölümü çok hoşuma gitti.Okumanızı tavsiye ederim.
Yazarla ilk tanışmam bu kitapla oldu. Benim için güzel bir deneyimdi, iyi aktarılmış ve kavramlar üzerinde durulmuş bir deneme olduğunu, seveceğinizi düşünüyorum.
Karasu’nun Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü’nü alan 8 denemeden oluşan bu kitabı,tanışma kitabı oldu benim için. İsmini ilginç bulup içeriğinde olduğundan bambaşka bir beklentiye girdiğimi anladım okuyunca. Yazardan okuduğun ilk ve tek kitap olunca kalemini tam anladım diyemesem de bu kitabında oldukça zorlu bulduğumu söyleyebilirim. Sık sık kullanılan parantezlerle ya da çift çizgi ile yapılan uzun açıklamalar ve çift tırnak içindeki açıklamalar anlamayı zorlaştırdığı gibi gözümü de çok yordu. 3 denemesinde vurguladığı düşünceleri benimsesem de diğer denemeleri sanki daha eğitici bir dille yazılmış gibiydi. Ve resmen anlamak için zorlamaktan beynim yandı. Aynı hatanın ısrarla yapılması (yatmaya yerine yatmağa,inmeye yerine inmeğe diye yazılması) sinirlerimi müthiş bozdu. Çok gerilerek okudum ki gerilim değil deneme kitabıydı. İlla okunması gereken bir kitap mı?bence değil. Zamanınız çoksa,biraz beynimi zorlayayım diyorsanız;işte o zaman okuyabilirsiniz yoksa boşuna kafa patlatmayın derim. Kitapla kalın.
Kitap aracılığıyla zenginlik ya da beğeni inceliği gösterisi, kitap dışında yaşam bilmemek (kitap dışında bir yaşamı unutmak), bilgililiğiyle övünmek... Pek anlamsız göründü bunlar bana.
Bilge Karasu
Sayfa 11 - Metis Yay. 1994
"Kitaplardan ve ayraçlardan ve bardak altlarından ve kedilerden ve gündüzlerden ve gecelerden ve yerlerden ve göklerden başka kimimiz kaldı?"
"Kötülüğe" karşı bir şeyler yapmaya çoğumuz istekliyizdir. Yersiz "iyilikler" daha mı az kötü?
Bilge Karasu
Sayfa 67 - Metis Yayınları
Sevgi ise, ısmarlama olmaz; yaşayarak öğretilecek/öğrenilecek bir şeydir sevgi.
Bilge Karasu
Sayfa 59 - Metis Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ne Kitapsız Ne Kedisiz
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
94
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753420563
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
"Ona bakıyorum. Susuyor. Önüne bakıyor. Çocukluğundan beri bu oyunu oynar: Gözetlenme oyununu. Önceleri belki bir suçluluk duygusuydu bu: Kendisine dikilen göz Tanrının, anasının, büyüklerden birinin, sevmediği birinin gözü olur, kınardı o anda yaptığını. Adı konmadan yaşanırdı bu suçluluk. Şimdi ise gerçekten bir oyun: kimi dakikayı, "bakan, gören varmış gibi yaşamak"..Karasu kendi kendine birşeyler anlatır, gözetlenme oyunu da o sıra oynanır. Bakan göz o anlatılanı dinlemektedir. Nasıl gözse!..
İşte bundan ötürü bakıyorum ona. Baktığımı biliyor, susuyor, önüne bakıyor. Ne düşündüğünü bildiğimi biliyor."
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 132 okur

  • ayşegül karakaya
  • Neşe Çıkrıkçı
  • Samet KAYA
  • Asya Hazar
  • Sude Çelik
  • Banu B.
  • Melike Toprak
  • Elif Bozbıyık
  • Leyla
  • cansu eylül

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.7
14-17 Yaş
%6.7
18-24 Yaş
%17.3
25-34 Yaş
%46.7
35-44 Yaş
%14.7
45-54 Yaş
%6.7
55-64 Yaş
%1.3
65+ Yaş
%4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%72.9
Erkek
%27.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%29 (9)
9
%6.5 (2)
8
%19.4 (6)
7
%22.6 (7)
6
%6.5 (2)
5
%6.5 (2)
4
%6.5 (2)
3
%3.2 (1)
2
%0
1
%0