Havuz Başı

7,8/10  (16 Oy) · 
70 okunma  · 
11 beğeni  · 
1.957 gösterim
"Bir bahar günü Sait Faik ve Orhan Veli ile birlikte yaptığımız bir Boğaz gezintisini anımsıyorum. Üsküdar'dan Beykoz'a kadar her iskelede Sait beni sınava çekmişti:

'Şu iskeleyi anlatmak gerekse neresinden başlarsın?' Anadoluhisarı İskelesi'nin yanında küçük bir kahve vardır. 'Haydi' dedi, 'mademki hikâyecisin, şu kahvede ilk gözüne çarpan nedir, söyle bakalım?' Baktım üç dört kişi oturmuş, kâğıt oynuyor, kahve içiyor, duvarda birtakım basma resimler... İran şahının, Atatürk'le resmi falan. 'Bu resimleri belirtirim' dedim. Kızdı birden, 'Ulan!' dedi, 'o kenarda tek başına oturan ihtiyar sakallı var ya? İşte asıl hikâye o be?' "
-Oktay Akbal-Şair Dostlarım, 1964.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2013
  • Sayfa Sayısı:
    152
  • ISBN:
    9786053608745
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Bizimmahalleninkitapcisi 
04 Ara 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · 10/10 puan

Bazı yazarları okumak bulaşıcıdır... Bazen bir kitabevinde gezerken daha evvel okumadığın ama kalemini merak ettiğin yazarlardan birinin eserlerine denk gelir, artık okuma zamanının geldiğini düşünerek beraberinde eve getirirsin. Sayfalar boyu çıktığın yolculukta satırlar yüreğine dokunur, dokundukça okur, okudukça yazarın kalemine daha çok vurulursun. Sonra bir kitap, bir kitap daha derken tüm kitaplarını tamamlamayı kafaya koyarsın. Ah, bir de o dilin yok mu dilin? Hiç durmak bilmez böyle zamanlarda. Eh, niye dursun zaten efendim bir kere yüreğe dokunmuş o satırlar... Yemeyip, içmeyip her fırsatta yazarı ve kitaplarını önermekten kendini alamazsın. Zaten sonra olan olmuş, okudukça aynı satırlardan aynı tadı alan kitapsever dostlarına da bu durum bulaşmıştır.
İşte benim kitapsever dostlarıma da Sait Faik tutkum durmayan çenem sonucunda böylece bulaşmış oldu. Oh, fena mı oldu? Ne güzel hep birlikte Sait Faik için okuma etkinlikleri düzenleyip, aynı satırlarda doyumsuz bir keyif alabiliyoruz. Nitekim birkaç haftadır da yeniden bir Sait Faik etkinliği yapmak için günleri saymış ve sonunda #saitfaiklebeşçayı etkinliğimize başlayabilmiştik. Bu güzel etkinlik kapsamında da tahmin edersiniz ki, yine enfes bir Sait Faik eseri, büyük bir keyifle okundu, bitirildi. Sevgili Sait Faik'le çaylarımızı aldık Havuz Başı'na oturduk ve tatlı bir sohbete daldık. O bana samimi üslubuyla, içten ve doğal anlatımıyla kendi gözünden insanları, hayatı anlattı, bense çayımdan minik minik lezzetli yudumlar alarak dinledim, kendimce ara ara sohbete dahil oldum.

Havuz Başı, yirmi üç öykü ve anılarda Sait Faik'in anlatıldığı bir ekten oluşuyor. Samimi, doğal, kendine has üslubuyla yine okurunu içine alan, betimlemeleriyle okurunu zihninde canlandıdığı sokakları adımlamaya, insanların arasına ve doğaya karışmaya davet eden, fakat en önemlisi içinden geldiği gibi yazdıklarıyla kimi zaman tamamen, sadece ve sadece sana hitap ediyormuşçasına hoş duyguları barındıran oldukça güzel bir eserdi ve ben yine ölümünün üzerinden altmış iki yıl geçmiş olmasına rağmen bu mükemmel insanın, bu muazzam kalemin satırlarında onunla tatlı bir sohbeti paylaşıyormuş hissine bir kez daha vuruldum, bir kez daha hayran kaldım.

Sevgili Sait Faik'le kâh Burgazada sahillerinde balık tutup, kâh eski İstanbul sokaklarını arşınlayıp zamanda doyumsuz bir yolculuğa çıkma keyfinden kendinizi mahrum bırakmayın. Hayatı Sait Faik'in usta gözlem süzgecinden geçirdikleriyle görmenin zevkine varın. Zira bir defa onun kaleminden öykülerin tadına baktıktan sonra bırakamayacağınıza eminim:) Tüm edebiyatseverlere bu güzel yazarı ve onun güzel eserlerini tavsiye ediyorum.

Yağmur 
16 Şub 17:40 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bitmeyen ev-okul yolcuğu yapmışlar Ve bunu en iyi yanı ise kitaplarına vakit ayırabiliyor olmak.Üsküdar sahilde otobüs beklerken okumaya başladığım Ve otobüste okumaya devam ettiğim bir kitap.Kitabım bitti ama daha evime varamadım.Kitsbımın bittiğine üzüldüm.Çünkü Sait Faik ile sohbet etmekten çok zevk alıyorum.Birçok hikaye vardı ama işin özünde ben birçok şey konuştum yazarlar,bu hikayeler sayesinde.Bir çok şey öğrendim,yeni şeyler kattım kendime ve bazı şeylerde fikrim değişti.Tavsiye ederim.Keyifli okumalar.

Hediye 
 26 Oca 20:19 · Kitabı okudu · 32 günde · Beğendi · 9/10 puan

Sait Faik okumak benim için bir şehri fethetmek gibiydi. Farklı yıllarda defalarca kuşatmış ancak başarılı olamamıştım. Bu sefer oldu, okudum ve etkilendim. Farklı öykülerden oluşan bu kitabı okurken kendimi yazarın döneminde yaşıyor gibi hissettim. Yazarın bir sonraki hikayesinin dergide yayınlanmasını heyecan içinde bekleyen bir okur gibiydim. Ayrıca dönemin sosyal, ekonomik ve siyasi durumu hakkında da biraz fikir sahibi oldum. Okumanızı tavsiye ediyorum.

Demir Fesar 
24 Kas 2016 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Bir ustanın elinde çıkan güzel hikayelerden oluşan bir kitap. Sait Faik'in hikaye üslubunu birebir yansıtıyor. Özellikle Kumarbaz Hayri Efendi ve Jimnastik yapan adam hikayeleri çok güzel. Bu iki hikayeyi okurken adeta kendim yaşamış gibi oldum . Sait Faik hikayeleri çok eğlenceli çok öğretici değil ama bir hayli hayal kurduruyor.

Kadir Can Yücel 
30 Eki 2016 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 9/10 puan

İnsanlar , Türküler, Masallaı harikaydı :) Okumanızı tavsiye ederim, Sait Faik Abasıyanık'ın her kitabını okumanızı tavsiye ederim, İyi okumalar.

Kitaptan 15 Alıntı

“O üzüntü birdenbire gelir. Hava yağmurludur. Bir sonu gelmeyecek başlangıç. Böyle sürüp gidecek gibidir her şey. Öyle ki, çocuklar bile çirkindir.”

Havuz Başı, Sait Faik AbasıyanıkHavuz Başı, Sait Faik Abasıyanık
Tuğçe 
14 Ara 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kendi kendimiz kadar kim paylaşır derdimizi? Gün olur dost, sevgili, arkadaş, baba, ana, oğul, kardeş hep elimizi bırakıverir. Hem yapayalnız doğup kendi başımıza ölmüyor muyuz?

Havuz Başı, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 115)Havuz Başı, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 115)

"Soğuktan mı titriyordum, yoksa heyecandan, üzüntüden mi, bilmem. Havuzun suyu bulanık. Kapının saatleri on ikiyi geçmiş. Kanepelerde kimseler yok. Tramvay ne fena gıcırdadı! Tramvaydaki adam bir tanıdık mıydı, acaba? Ne diye öyle dönüp dönüp baktı?.. Yoksa kimseciklerin oturmadığı kanepelerde bu saatte yalnız pek başıboşlar mı oturur? Kimseler aşık değil mi bu şehirde? Kimseler, bir meydanın kanepesinde kimseyi beklemeyecek mi, yüzünü bir dakika görmek için kimsenin?"

Havuz Başı, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 9)Havuz Başı, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 9)
Bizimmahalleninkitapcisi 
 04 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Milyonluk şehirlerde de yaşasa, insanoğlunun içinde yalnızlık, kendi içine çekilme, sinme günleri doludur. Bitişik doğmadığımıza göre içimizdeki sevinçleri, kederleri başkalarıyla her an paylaşmamıza imkân mı vardır? En yakınlarımızdan bile bucak bucak kaçtığımız, derdimizi kimselere söyleyemediğimiz günlerimiz olmaz mı?

Karı, koca, ana, oğul, kardeş, baba, hep ayrı ayrı kederlenmez, üzülmezler mi? Müşterek keder, müşterek sevinçler ne kadar azdır. Kendi kendimiz kadar kim paylaşır derdimizi? Gün olur dost, sevgili, arkadaş, baba, ana, oğul, kardeş hep elimizi bırakıverir. Hem yapayalnız doğup kendi başımıza ölmüyor muyuz? Bana öyle gelir ki, dünya yüzündeki asıl dostlar, asıl kardeşlerimiz aynı saniyede doğup, aynı saniyede ölen kişilerdir. Onlarla da ömrümüz oldukça rastlayamayacağız."

Havuz Başı, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 115 - İş Bankası Kültür Yayınları)Havuz Başı, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 115 - İş Bankası Kültür Yayınları)

"Kimseler aşık değil mi bu şehirde? Kimseler, bir meydanın kanepesinde kimseyi beklemeyecek mi, yüzünü bir dakika görmek için kimsenin?"

(Havuzbaşı, 1952)

Havuz Başı, Sait Faik AbasıyanıkHavuz Başı, Sait Faik Abasıyanık
M.Ali BARAN 
15 Şub 19:58 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Bu başlığa kaşar peynirini de eklemek isterdim ama onun çayla simidin dostluğu karşısında silinip ikinci planda kalması daha doğru. Çünkü çayla simidi beraber bulduğumuz günler eksik değil, ama üçünü bir arada bulmak?.. Belki çayı da simitten ayırmak doğruydu. Yalnız simitten, sabahın o leziz, insan icadı yemişinden söz açmalıydım. Ama ne yaparsın, çaya kıyamadım. Simidin yanında o da ikinci planda kalıyor ama dostlukları da samimi bir dostluktur. Hiçbir kahvaltı simitle çayın yerini tutamaz. Ballı, reçelli, tereyağlı, hatta pamplımuslu kahvaltıların sonunda sokağa bir otomobille çıkmayan insan varsa kızılır öylesine. Bu çeşit kahvaltıdan sonra ayaklarınız ıslanmadan otomobile atlamalısınız. Yine ayakkabılarınız çamurlanmadan maroken koltuklu bir yazıhanede telefonu ele alıp:
- Dün, akşam söylediğim gibi. On para aşağı olmaz.
Tak telefonu kapamalı, tekrar açmalı:
- Borsadan ne haber? Yetmiş altı, yirmi mi? Satma, bekle. Efendim bekle diyorum sana. Elbet bir bildiğim var benim de. Yetmiş yediye de vermem. Seksenden on para aşağı olmaz. Peki bekliyorum. Öğleye kadar telefon edilmezse sözümden cayabilirim. Unutulmamalı... demeli.
Ama çayı simitle içtikten sonra sokağın çamuruna karışır, dişlerimizde hâlâ susam kırıntıları oradan oraya koşabiliriz. Sokakta yağmur yağar, alnımızdan ter damlar. Dişlerimizde susam tanesi, çayın kokusu hala burnumuzdadır. Ah, bir akşam olsa, kağıt yığınları önümüzden bir eksilse, bir yatağımıza uzansak, ayaklarımız bir dinlense... Oh! Yine sabah oldu bak! Acem Hasan Efendi çayı demlemiştir. Şu abullabut simitçi de nerde kaldı? Allah belanı versin! Gelir, akşamki simidi dayar. Gelmez çayın tadı kaçar.



Yeniden İstanbul sokakları. Memursanız evrak, muharrirseniz mevzu, işçi iseniz tarak, işsizseniz park...
Her şey, içinizi delik deşik eden yağmurlu günün içine sinmiş çay kokusu, dişlerinizdeki susam tanesi ile tadını alır, ilk adımını atar.
İşte şimdi kaşar peynirine sıra geldi. O gün keyfimiz yerinde uyandık. Cebimize bir baktık ki olur şey değil! Bir yirmi beşlik feda edebileceğiz.
- Aman bana yirmi beş kuruşluk kaşar peyniri! Eski olsun n'olur?
İşte o zaman harikulade bir ziyafet sofrası kahvenin mermerindedir.
Sarı, bakkal kağıdında yatan bu sarışın şey nedir? Kaşar peyniri midiri, kat kat baklava, tel kadayıf mıdır? Yoksa şehvetle uzanmış bir kadın mıdır? İşte koparmaya kıyamadığımız yumuşak, taze iki simit. İşte Acem Hasan Efendi'nin ince belli, kırmızı benekli çay fincanı.
İşte susamın kırıntıları! Doldurun avucunuza masanın mermerinden elinizin kenarıyla! Atın ağzınıza! Sonra kibrit kutusunun kapağından ufak bir parça koparın! Dişlerinizin arasındaki susamları ayıklayarak mesut işinize gidin!
Sabahın büyük ziyafeti bitmiştir. Bir cıgara yakabiliriz şimdi.

Sait Faik Abasıyanık.

Havuz Başı, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 98)Havuz Başı, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 98)

Bu ölüm ve doğum rüyası içinde şafak atıyor. Kalkıyorum. Kollarıma uykusuzluğumun hırkasını geçiriyorum. Dar geliyor. Şafak söküyor...

Havuz Başı, Sait Faik AbasıyanıkHavuz Başı, Sait Faik Abasıyanık

“Sizi bekliyorum. Sizi göreceğim; içimde bir şey koşacak. Siz görmeden geçeceksiniz. Ben kederle sevinci duyup dalacağım istediğim aleme. Dünyayı yeniden kederlerle kuracağım.”

Havuz Başı, Sait Faik AbasıyanıkHavuz Başı, Sait Faik Abasıyanık
2 /