Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

“Hayat Bu… Bazen Hiçbir Şey Olmaz.”
Puan vermedi·152 syf.··
2026 14. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2026 02:12
Kitabın Havuz Başı hikâyesiyle birlikte, Sait Faik’in dünyasına bu kez daha güçlü bir bağ kuracağımı düşünerek sayfaları çevirdim. Daha önce okuduğum Lüzumsuz Adam’daki bazı öykülerle kendimce daha yoğun bir temas kurmuştum. Bu yüzden doğal olarak burada da benzer bir etki aradım. Fakat bu kez öykülerin tamamı bende aynı yankıyı uyandırmadı. Ben genelde hikâyelerde netlik arayan bir okurum. Ucu açık sonları severim; fakat o açıklığın bilinçli bir boşluk taşımasını isterim. Sait Faik ise çoğu zaman hikâyeyi tamamlamak yerine, hayatın bir anını olduğu gibi bırakmayı seçiyor. Bu da okur için farklı bir deneyimleme fırsatı sunuyor. Özellikle Havuz Başı, Mektup ve Bir Sonbahar Akşamı adlı öykülerde beklemek, yalnızlık ve içe dönüş temaları bende karşılık buldu. Fakat diğer bazı metinlerde okurun kendisinin anlam yüklemesi gerekiyor. Çünkü burada büyük bir olay örgüsü, dramatik zirve ya da belirgin bir mesaj aramak çoğu zaman karşılıksız kalabiliyor. Sait Faik'in yazım diline hakim değilseniz başlarda “Bu neydi şimdi? Eee ne oldu?” gibi bir his oluşabiliyor. Bazı hikâyeler sizi başka bir yere götürecekmiş gibi başlıyor fakat hikayenin sonunda değişen bir şey olmuyor. Çatışmalar çözülmüyor, büyük kırılmalar yaşanmıyor. Bu bilinçli bir tercih. Sait Faik, hikâye anlatmaktan çok hayatın içinden bir kesiti gösteriyor. O kesit size değerse metin büyüyor; değmezse sıradan bir an olarak kalabiliyor. Dili temiz, gösterişsiz ve samimi. Halktan olanı anlatırken yapaylığa düşmüyor. İstanbul’un parklarını, mahallelerini, sokaklarını sade bir anlatımla resmediyor. Zamanla bu dile alışıyorsunuz; fakat dramatik yoğunluk bekleyen okur için bu sadelik bazen yetersiz gelebilir. Sonuç olarak: Benim için Havuz Başı, Lüzumsuz Adam’ın bıraktığı etkiyi tam olarak yakalayamadı. Daha az yankı
Havuz BaşıSait Faik Abasıyanık · İş Bankası Kültür Yayınları · 20132,574 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2024 6. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2024 19:23
Kitabın icerisinde ki hikayeler: Havuz Başı Kumarbaz Hayri Efendi Çatışma İyilik Unutulmaz Bir Sonbahar Akşamı Bir Ev Sahibi Bayan Gülseren Yüksek Kaldırım On Milyonerle On Metresi Jimnastik Yapan Adam İnsan Gibi Birşey: Huy Su Basması Mektup Sur Dışında Hayat Serseri Çocukla Köpek Sonbahar İnsanlar, Türküler, Masallar Parkların Sabahı, Akşamı, Gecesi Cezayir Mahallesi Simitle Çay Şehrin Sabahları ve Adamlarından Biri Şehrâyin Güğüm Özellikle Kumarbaz Hayri Efendi ve Jimnastik yapan adam hikayelerini çok beğendim. Bu iki hikayeyi okurken kendim yaşamış gibi oldum.
Havuz BaşıSait Faik Abasıyanık · İş Bankası Kültür Yayınları · 20132,574 okunma
“Hayat Gibi Açıkta Kalan Öyküler”
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2026 17:35
Sait Faik Abasıyanık’ın Havuzbaşı kitabındaki öyküler, yazarın modern hikâyeye en çok yaklaştığı, klasik anlatım tarzını neredeyse tamamen bıraktığı metinlerden oluşur. Klasik öykülerde alışık olduğumuz giriş, gelişme, sonuç düzeni bu hikâyelerde çoğu zaman yoktur. Olay örgüsü belirgin değildir, öyküler sıralı bir olay anlatmaz. Bu nedenle bazı metinler okurda yarım bırakılmış hissi verebilir. Ancak okudukça bu biçimin bilinçli bir tercih olduğu anlaşılır. Sait Faik, bazı şeyleri özellikle netleştirmez, söylemediğini, okurun hayal gücüne ve sezgisine bırakır. Bu yüzden ilk bakışta zorlayıcı gibi görünen bu anlatım, dikkatli bir okumayla ve okurun kendi iç dünyasını devreye sokmasıyla anlamını bulur. Sait Faik hikâye anlatmaz; insanları dinler. Onların acılarını, sevinçlerini, yalnızlıklarını ve umutlarını kendi yüreğinde hisseder. Anlatımı günlük hayattan alınmış anlık kesitler gibidir. Bir duygunun, bir bakışın, bir sessizliğin içinden geçer. Okura; yalnızlığı, yabancılığı, sevgiyi, heyecanı ve acıyı doğrudan hissettirir. Balıkçıyı, işsizi, çocuğu, aylakları ve kenarda kalmış insanları hikâyelerinin merkezine yerleştirir. Bu öykülerde hayal ile gerçek iç içedir. Sait Faik’in anlatım tekniği bu açıdan son derece özgün, içten ve samimidir. Cümleleri adeta dans eder. Dış dünyayı olduğu gibi değil, kendi ruh hâlinden ve hayal gücünden süzerek verir. Havuzbaşı’nda bir öyküde kendimizi Gülhane Parkı’nda buluruz. “Parkların Sabahı, Akşamı, Gecesi” adlı hikâyede parkın gündüz ve gece değişen yüzü anlatılır. Geceleri evsizlerin sığınağı olan park, gündüzleri herkesindir. Aynı mekân, zaman değiştikçe bambaşka bir anlama bürünür. Bir başka öyküde doğa ve mevsimler anlatılır. Ancak bu anlatım sıradan bir doğa tasviri değildir. “Sonbahar” adlı hikâyede, doğayı anlatan bir
Havuz BaşıSait Faik Abasıyanık · İş Bankası Kültür Yayınları · 20132,574 okunma
8/10
·143 syf.··
Beğendi
·
2017 53. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2017 14:09
Sait Faik okumaya başladığım günden beri ne zaman bir kitabını elime alsam ya da adını duysam içimde dışarı çıkmaya bekleyen, ani bir sarsıntısıyla beni baştan aşağı titretmeye yetecek sıkıntılar silsilesi oluşuyor. Bu kesinlikle normal bir sıkıntı değil. Anlattıkları, tahayyül ettirdikleri, seçtiği kişiler, konular, mekânlar hatta kelimeler, içimdeki duyguları aşındıran o umudu, aylaklığı, kadirşinaslığı, ortalığı velveleye vermeye yetecek gerçekçiliği sıkıntı veriyor. Aslında bu şeyleri her kitabında görüyorum. Henüz hiçbir kitabını, öyküsünü okumasaydım sadece ismi kitapla aynı olan ilk hikaye Havuz Başı’nı okusaydım da bunları yine yazardım. Sait Faik’in öykülerini “1 hikâye 1 insan(lık)” mantığıyla yazdığını iyice düşünmeye başladım. Her hikayesinde farklı farklı insanlardan birer parça bulup bir karaktere yansıtıyor. Sait Faik’in insanları genelde aynı kişiler. Adalılar, balıkçılar, dilenciler, aylaklar, sevdalılar, orda burda kalmışlar, itilmişler vb. kişiler. Kişiler aynı, hatta ortamlar da, ama anlatış hep farklı farklı farklı. Kendini öyküye adamamış bu adam bu kişilere adamış. Bu kişilerin umutları kendi umudu, üzüntüleri, kederleri, yoksullukları, gönül zenginlikleri, sevinçleri hepsi Sait Faik’in. Hep gerçekler korkunçtur, deriz ama aslında bilinmezlik, belirsizlik kadar hiçbir şey insan ruhunu bunaltmaz. Sait Faik burada o usta kalemini konuşturarak bilinmezliği adeta normal bir normmuş gibi bizlere sunuyor. Evet, o bilinmeze aşık. Kimi zaman bilinmez bir kadına, kimi zaman sadece sevdanın adına aşık. Bu bilinmezliklerin içinde bir kıvılcımla alevlendiği Sait Faik, bunu bize kitabın ilk hikayesinde, Havuz Başı’nda, gösteriyor. “Sizi bekliyorum. Sizi göreceğim; içimde bir şey koşacak. Siz görmeden geçeceksiniz. Ben kederle sevinci duyup dalacağım
Havuz BaşıSait Faik Abasıyanık · İş Bankası Kültür Yayınları · 20132,574 okunma
Havuz Başı
10/10
·152 syf.··
2024 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2024 23:22
Onun adını insanı ürkütmeden, aynı vakit en büyüğünden harflerle neşretmek gerekiyordu. İlk öyküsünü okuduğum vakit daha çocuktum. Sırtım ter içinde bir yaz akşamı "Son Kuşlar" avuçlarımda eriyordu. Alnım ter içinde ama o Burgazada yok mu? O serinlik, Sait Faik'in insanları. Rıhtımda balıkçı ile yamağı karşılıklı iki tek ve lakırdı. Sonra kıyıda dizginlenen usturmaçalar, bordasında peyda olan takanın tıkırdayışı, yanan cigarası. Nasıl unuturum on beşimde okuduğum ustamı. Dili yalvaç, gözleri çukur, zihni bir çocuk ve dost. İşte o bizim Sait dün, şimdi ve yarın. Burgazada'ya hiç gitmedim. Ustam orada yaşadı, göçebe kuşlar gibi. Altı ay Nişantaşı'nda bir apartman, altı ay da Ada da. Yani diyeceğim o dur ki; denizden de insandan da hiç ayrı kalamadı. İnsanı hep sever günahını söver yavrusunu delicesine sever. Şöyle bir bakar: hepsi insan hepsi hikayedir onda. Bir kahvehaneye varır çayını bir nefes gibi çeker, insanın orada olası gelir. Belki köşede oturan sessiz bir ihtiyarı izleye gelmiş. İşte şimdi hikaye yazılmaya başlanmış demektir. Bazen sokakta öylece volta attığı zannedilir. Eh öyledir de. İşsizi, kumarbazı nerede görecekte yazacak, başka türlüsü mümkün mü? Bizden söylemesi. İstanbul'un sokaklarını da sevmediğini sanmayın onu da çok sever. Onun dostları vardır ve de sizler. Hepinizi çok sever. Hikayeleri de hep buradan çıka gelir zaten. Elimde: "Havuz Başı" ağırlaştı kitabın sırtı. Şöyle bir çevirdiğim vakit Sait Faik'in sıcacık bakışları. İllede sevecekseniz canım kardeşim. Kırmadan sevin. O böyle isterdi. Kırdın mı da gönlünü almayı bilmeyecek isen. Boşa, sevdim demeyin güzel kardeşim. Birde onu göreceğim diye tutturduysanız Zincirlikuyu'da hiç aramayın. O her balıkçının ağlarında. Her motorun tıkırtısında. Öylece bir Sait Faik geçmiş demektir. ... Saat:
Havuz BaşıSait Faik Abasıyanık · İş Bankası Kültür Yayınları · 20132,574 okunma
Havuz Başı
9/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2018 103. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2018 00:50
Sait Faik'i anlatmaya gerek yok zaten onu bilenler biliyor. Bazıları ağır diyor bazıları çok anlaşılmaz diyor. Ben diyorum ki her yazar biraz derin bir anlaşılmazdır. O yüzden yazarların önce hafif eserlerinden başlamalıyız. Havuz başı öyküsü bence yazara başlamak için yazarın en iyi öykülerindendir. O kadar samimi o kadar kalp okşayıcı bir teması var ki. Okuduktan sonra diyeceksiniz ki "Ben daha çok Sait Faik okumalıyım daha çok onu içime almalıyım. Eğer dimağınızı geliştirerek gerçekten iyi bir okur olmak istiyorsanız Sait Faik ile havuz başında buluşup birazcık sohbet etmelisiniz...
Edebiyat
Havuz BaşıSait Faik Abasıyanık · İş Bankası Kültür Yayınları · 20132,574 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2022 26. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2022 22:27
Yirmi üç hikayelik bir serüven daha bitti. İçinde çok sevdiğim satırlar oldu. Havuz Başı, Su Basması, Mektup, İnsanlar, Türküler, Masallar, Simitle Çay, Güğüm hikayeleri sevdiğim hikayeleri oldu. Her hikayede çok farklı bir tat var. Özellikle koku duyusunu bu kadar aktif kullanan başka yazar okumadım sanırım. Yine kuşlar, ağaçlar ve insanların hikayesini okuduk. Özellikle köpekleri seven bir yazar olduğuna tam kanaat getirdim bu kitapla. "Canım bir yağmur yağmasını istiyor. Gözümü, gönlümü ıslatacak bir yağmur." "Çiçekler ve ağaçlar ve otlar, yalnız sonbaharda son bir ümitle yapraklarını dökerek, garip, esrarlı ve fani goncalar açarak insanlara, ümitlerinden ve zaaflarından son defa bahsederler." Doğaya olan sevgisini yine hissettiriyor satırlarında. "Sizi bekliyorum. Sizi göreceğim; içimde bir şey koşacak. Siz görmeden geçeceksiniz. Ben kederle sevinci duyup dalacağım istediğim âleme. Dünyayı yeniden kederlerle kuracağım. Sonra çarşılardan çarşılara, insan sesleri arasında, her şeyi sizinle kurulmuş bir şehirde dolaşacağım." "Herkesler geçti, siz geçmediniz. Yüzünüzü göremedim. Bayramım, çocukluk bayramım salıncaksız geçmiş gibi gözüme yaş doldu." İçe dokunan derin duygular hissettiren cümleleri de bol bol okuyoruz. Beğenerek okuduğum bir hikaye kitabı daha oldu Havuz Başı.
Havuz BaşıSait Faik Abasıyanık · İş Bankası Kültür Yayınları · 20132,574 okunma
Puan vermedi·152 syf.·
2021 21. kitabı
Bir ustanın elinde çıkan güzel hikayelerden oluşan bir kitap. Sait Faik'in hikaye üslubunu birebir yansıtıyor. Özellikle Kumarbaz Hayri Efendi ve Jimnastik yapan adam hikayeleri çok güzel. Bu iki hikayeyi okurken adeta kendim yaşamış gibi oldum . Sait Faik hikayeleri çok eğlenceli çok öğretici değil ama bir hayli hayal kurduruyor. Okuyan herkese iyi okumalar!
1000Kitap
Havuz BaşıSait Faik Abasıyanık · İş Bankası Kültür Yayınları · 20132,574 okunma
10/10
·152 syf.··
2021 55. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2021 12:20
Türk edebiyatında öykü yolunun her bir metrekaresinde emeği olan öykü denince akla gelen ilk yazar Adalı Sait Faik’in bir öykü kitabını daha okudum. Okuduklarım arasında edebi gücü en yüksek olanlardan diyebilirim. Yazar kitapta bulunan çoğu öyküde uzun uzun ruh betimlemeleri yapmış ve diyaloglardan kaçınmış Sait Faik öykülerinde görmeye pek alışık olmadığımız bir yön bilirsiniz yazar karakterleri konuşturmayı pek sever.. bu gibi farklıların yanı sıra öyküleri Sait Faik öyküleri yapan olmazsa olmaz etmenlerde tabi ki yine kitabı ele alır almaz karşımıza çıkıyor. Basit olaylardan üretilen gerçekçi ve sarsıcı olaylar yine bizimle.. yaz aylarının savrukluğunda uzun uzadıya okuma yapamayanlar için bu öykü kitabı bir kurtarıcı
Edebiyat
Havuz BaşıSait Faik Abasıyanık · İş Bankası Kültür Yayınları · 20132,574 okunma
O Mayıs Günü Kalkan Saat Yedi Vapuru
10/10
·152 syf.·
2023 28. kitabı
"Bir bahar günü Sait Faik ve Orhan Veli ile birlikte yaptığımız bir Boğaz gezintisini anımsıyorum. Üsküdar'dan Beykoz'a kadar her iskelede Sait beni sınava çekmişti: ' Şu iskeleyi anlatmak gerekirse nereden başlarsın?' Anadoluhisarı İskelesi’nin yanında küçük bir kahve vardır. ‘Haydi’ dedi ‘mademki hikayecisin, şu kahvede ilk gözüne çarpan nedir, söyle bakalım?’ Baktım üç dört kişi oturmuş, kâğıt oynuyor, kahve içiyor, duvarda bir takım basma resimler… İran şahının, Atatürk’le resmi falan. ‘Bu resimleri belirtirim’ dedim. Kızdı birden, ‘Ulan!’ dedi, ‘o kenarda tek başına oturan ihtiyar sakallı var ya? İşte asıl hikaye o be?’ “ Havuz Başı ilk hikayesinden son hikayesine kadar beni çok etkiledi. Sait Faik okumak; eski İstanbul sokaklarını gezmek ya da sevdiklerinle oturup bir Yeşilçam filmi izlemek gibi... Oktay Akbal’ a dediği gibi: ‘o kenarda tek başına oturan ihtiyar sakallı var ya? İşte asıl hikaye o be?’ İşte o köşede oturan insanların hikayesini gündelik hayatın tam merkezine koyarak insanın içine işleyen; hüzün ve mutluluk karışımı bir üslupla yazan kişidir Sait Faik… Oktay Akbal
Edebiyat
Havuz BaşıSait Faik Abasıyanık · İş Bankası Kültür Yayınları · 20132,574 okunma

Yazar Hakkında

Sait Faik AbasıyanıkYazar · 40 kitap
Sait Faik Abasıyanık ya da Sait Faik, Türk öykü, roman ve şiir yazarıdır. Türk hikâyeciliğinin önde gelen yazarlarından sayılan Abasıyanık, çağdaş hikâyeciliğe yaptığı katkılarla Türk edebiyatında bir dönüm noktası sayılır. Modern Türk hikâyeciliğinin öncülerinden olan Sait Faik, getirdiği yeniliklerle "kökü kendisinde olan" bir yazar olarak kabul edilir. Klasik öykü tekniğini yıkarak doğayı ve insanları basit, samimi, hem iyi hem kötü taraflarıyla oldukları gibi fakat şiirsel ve usta bir dille anlatmıştır. Bunu yaparken diğer çoğu Cumhuriyet sonrası sanatçısı gibi Batı'daki gelişmelere bağlı kalmamış, hiçbir edebî anlayışın etkisinde hareket etmemiş ve belli bir tarzın takipçisi olmamıştır. Toplumun problemlerine değil bireyin toplum içindeki sorunlarına yönelen yazar, öykülerinde çoğunlukla kendisinden yola çıkıp bireyler hakkında yazarak insan gerçeğini anlamaya çalışır. Çoğunlukla şehirli alt sınıfın hayatını yazan Abasıyanık, balıkçı, işsiz, kıraathane sahibi gibi karakterleri anlatır. İnsanların yaşama biçimlerini, isteklerini, tasalarını, korkularını ve sevinçlerini irdeleyerek, toplum meselelerinden çok "insanı ele alan sanatçılar" sınıfında yer alır. 1930'larda başladığı yazı hayatı boyunca "sorumlu avare", "gözlemci balıkçı", "çakırkeyf sirozlu", "küfürbaz şair", "müflis tacir", "züğürt yazar", "hamdolsun diyemeyen rantiye", "anadan doğma çevreci" gibi sıfatlarla anılan Abasıyanık'ın tüm yazdıkları bir şair duyarlılığı içermektedir. Hikâye, roman, şiir yazan, çeviriler ve röportajlar yapan sanatçı bütün bu türleri kendine özgü tarzı ile kaynaştırmıştır. Yazarın, anlık heyecanlarını yansıtan izlenimci ve fovist ressamların üslubunu anımsatan bir tarzı olduğu söylenmiştir. Kendi özgün dilini oluştururken André Gide, Comte de Lautréamont, Jean Genet gibi isimlerden etkilenen Abasıyanık, kendisinden sonra gelen Ferit Edgü, Adalet Ağaoğlu, Demir Özlü gibi pek çok yazara da öncülük etmiştir. Ölümünün ardından Burgaz Adası'ndaki evi müzeye dönüştürülen yazar adına her sene öykü ödülü de verilmektedir.