Havuz Başı

7,9/10  (33 Oy) · 
119 okunma  · 
30 beğeni  · 
2.262 gösterim
"Bir bahar günü Sait Faik ve Orhan Veli ile birlikte yaptığımız bir Boğaz gezintisini anımsıyorum. Üsküdar'dan Beykoz'a kadar her iskelede Sait beni sınava çekmişti:

'Şu iskeleyi anlatmak gerekse neresinden başlarsın?' Anadoluhisarı İskelesi'nin yanında küçük bir kahve vardır. 'Haydi' dedi, 'mademki hikâyecisin, şu kahvede ilk gözüne çarpan nedir, söyle bakalım?' Baktım üç dört kişi oturmuş, kâğıt oynuyor, kahve içiyor, duvarda birtakım basma resimler... İran şahının, Atatürk'le resmi falan. 'Bu resimleri belirtirim' dedim. Kızdı birden, 'Ulan!' dedi, 'o kenarda tek başına oturan ihtiyar sakallı var ya? İşte asıl hikâye o be?' "
-Oktay Akbal-Şair Dostlarım, 1964.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2013
  • Sayfa Sayısı:
    152
  • ISBN:
    9786053608745
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Murat Sezgin 
01 Haz 02:23 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 8/10 puan

Sait Faik okumaya başladığım günden beri ne zaman bir kitabını elime alsam ya da adını duysam içimde dışarı çıkmaya bekleyen, ani bir sarsıntısıyla beni baştan aşağı titretmeye yetecek sıkıntılar silsilesi oluşuyor. Bu kesinlikle normal bir sıkıntı değil. Anlattıkları, tahayyül ettirdikleri, seçtiği kişiler, konular, mekânlar hatta kelimeler, içimdeki duyguları aşındıran o umudu, aylaklığı, kadirşinaslığı, ortalığı velveleye vermeye yetecek gerçekçiliği sıkıntı veriyor. Aslında bu şeyleri her kitabında görüyorum. Henüz hiçbir kitabını, öyküsünü okumasaydım sadece ismi kitapla aynı olan ilk hikaye Havuz Başı’nı okusaydım da bunları yine yazardım.

Sait Faik’in öykülerini “1 hikâye 1 insan(lık)” mantığıyla yazdığını iyice düşünmeye başladım. Her hikayesinde farklı farklı insanlardan birer parça bulup bir karaktere yansıtıyor. Sait Faik’in insanları genelde aynı kişiler. Adalılar, balıkçılar, dilenciler, aylaklar, sevdalılar, orda burda kalmışlar, itilmişler vb. kişiler. Kişiler aynı, hatta ortamlar da, ama anlatış hep farklı farklı farklı. Kendini öyküye adamamış bu adam bu kişilere adamış. Bu kişilerin umutları kendi umudu, üzüntüleri, kederleri, yoksullukları, gönül zenginlikleri, sevinçleri hepsi Sait Faik’in.

Hep gerçekler korkunçtur, deriz ama aslında bilinmezlik, belirsizlik kadar hiçbir şey insan ruhunu bunaltmaz. Sait Faik burada o usta kalemini konuşturarak bilinmezliği adeta normal bir normmuş gibi bizlere sunuyor. Evet, o bilinmeze aşık. Kimi zaman bilinmez bir kadına, kimi zaman sadece sevdanın adına aşık. Bu bilinmezliklerin içinde bir kıvılcımla alevlendiği Sait Faik, bunu bize kitabın ilk hikayesinde, Havuz Başı’nda, gösteriyor. “Sizi bekliyorum. Sizi göreceğim; içimde bir şey koşacak. Siz görmeden geçeceksiniz. Ben kederle sevinci duyup dalacağım istediğim âleme. Dünyayı yeniden kederlerle kuracağım...Herkes geçti, siz geçmediniz. Yüzünüzü göremedim. Bayramım, çocukluk bayramım salıncaksız geçmiş gibi gözüme yaş doldu. Soğuktan mı titriyordum, yoksa heyecandan, üzüntüden mi, bilmem.” Bilinmeyen bir kadın gelir mi bilmem ama Sait Faik’in her zaman beklediğine eminim.

Şimdiye kadar hep öyküleri deyip durdum. Ama aslında Sait Faik öykü yazmıyor; bir fotoğrafçı doğallığıyla bizlere kıyıda köşede kalmış şeylerin fotoğrafını çekiyor, elindeki çekiçle örsün üzerindeki demiri döverek şekil veren usta gibi bir şeylere şekil veriyor, madenci gibi karanlıklardan bizlere görünmeyen o güzellikleri çıkarıyor. Saydıklarım emek, hayal gücü, dikkat, görme yeteneği gerektiren şeyler. Sait Faik bunların hepsini bir araya getirerek bize kendi işçiliğini gösteriyor. Ama iş için bunları yazmadığını tahmin edebiliyorum. Neden yazdı ki peki bu öyküleri? Bizim gözümüzde sadece bir kareye sıkışmış insanları anlatmak için mi? Aylakları, sarhoşları, kumarbazları, bilinmezleri kendine daha yakın bulduğu için mi? Yoksa adına hayat denen tiyatro sahnesinde kendine böyle rol kapmak için mi? Ben bu sorulara cevap veremiyorum. Ama her kitabında aramaya devam ediyorum bu soruların cevabını.

Kitaptan çok Sait Faik hakkında bir yazı oldu. Sait Faik okudukça açılan bir yazar değil bana göre o yüzden Sait Faik’i anlamadan öykülerini anlamak o kadar kolay değil. Tabii öykülerini okumadan da nasıl anlayacaksın diye sorarlar adama. Bu adamın kendisi de öyküleri de paradoks, kısırdöngü. Öyle ki Russell Paradoksu’ndan daha karmaşık. Sırf bu karmaşıklığı tatmak için, çözmek için her kitabını okuyacağım. Ve en önemlisi Adalıları; Adalı balıkçıları, kumarbazları, aylakları, dilencileri, garipleri tanımak için, dışarda tanışma cesareti gösteremediğim bu kişilerle üç dört sayfalık arkadaş olmak için okuyacağım. Öneririm mi derseniz bilemiyorum. Kimi durum hikayesi olay yok diye sıkılacak kimi ne saçma hikayeler bunlar diye dudak bükecek. İşte bir kitabı böyle okuyanlara, yanlış anlaşılmasın kimsenin okuma anlayışına laf etmiyorum burada, önermiyorum Sait Faik’i. İyi okumalar.

Bizimmahalleninkitapcisi 
04 Ara 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · 10/10 puan

Bazı yazarları okumak bulaşıcıdır... Bazen bir kitabevinde gezerken daha evvel okumadığın ama kalemini merak ettiğin yazarlardan birinin eserlerine denk gelir, artık okuma zamanının geldiğini düşünerek beraberinde eve getirirsin. Sayfalar boyu çıktığın yolculukta satırlar yüreğine dokunur, dokundukça okur, okudukça yazarın kalemine daha çok vurulursun. Sonra bir kitap, bir kitap daha derken tüm kitaplarını tamamlamayı kafaya koyarsın. Ah, bir de o dilin yok mu dilin? Hiç durmak bilmez böyle zamanlarda. Eh, niye dursun zaten efendim bir kere yüreğe dokunmuş o satırlar... Yemeyip, içmeyip her fırsatta yazarı ve kitaplarını önermekten kendini alamazsın. Zaten sonra olan olmuş, okudukça aynı satırlardan aynı tadı alan kitapsever dostlarına da bu durum bulaşmıştır.
İşte benim kitapsever dostlarıma da Sait Faik tutkum durmayan çenem sonucunda böylece bulaşmış oldu. Oh, fena mı oldu? Ne güzel hep birlikte Sait Faik için okuma etkinlikleri düzenleyip, aynı satırlarda doyumsuz bir keyif alabiliyoruz. Nitekim birkaç haftadır da yeniden bir Sait Faik etkinliği yapmak için günleri saymış ve sonunda #saitfaiklebeşçayı etkinliğimize başlayabilmiştik. Bu güzel etkinlik kapsamında da tahmin edersiniz ki, yine enfes bir Sait Faik eseri, büyük bir keyifle okundu, bitirildi. Sevgili Sait Faik'le çaylarımızı aldık Havuz Başı'na oturduk ve tatlı bir sohbete daldık. O bana samimi üslubuyla, içten ve doğal anlatımıyla kendi gözünden insanları, hayatı anlattı, bense çayımdan minik minik lezzetli yudumlar alarak dinledim, kendimce ara ara sohbete dahil oldum.

Havuz Başı, yirmi üç öykü ve anılarda Sait Faik'in anlatıldığı bir ekten oluşuyor. Samimi, doğal, kendine has üslubuyla yine okurunu içine alan, betimlemeleriyle okurunu zihninde canlandıdığı sokakları adımlamaya, insanların arasına ve doğaya karışmaya davet eden, fakat en önemlisi içinden geldiği gibi yazdıklarıyla kimi zaman tamamen, sadece ve sadece sana hitap ediyormuşçasına hoş duyguları barındıran oldukça güzel bir eserdi ve ben yine ölümünün üzerinden altmış iki yıl geçmiş olmasına rağmen bu mükemmel insanın, bu muazzam kalemin satırlarında onunla tatlı bir sohbeti paylaşıyormuş hissine bir kez daha vuruldum, bir kez daha hayran kaldım.

Sevgili Sait Faik'le kâh Burgazada sahillerinde balık tutup, kâh eski İstanbul sokaklarını arşınlayıp zamanda doyumsuz bir yolculuğa çıkma keyfinden kendinizi mahrum bırakmayın. Hayatı Sait Faik'in usta gözlem süzgecinden geçirdikleriyle görmenin zevkine varın. Zira bir defa onun kaleminden öykülerin tadına baktıktan sonra bırakamayacağınıza eminim:) Tüm edebiyatseverlere bu güzel yazarı ve onun güzel eserlerini tavsiye ediyorum.

Emrah Günal 
12 Eyl 03:42 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bir kitabın sonuna gelmek hele ki bu Sait Faik kitaplarından birisi ise yeme de yanında yat. Sait Faik okumak güzel, bulaşıcı bir hastalıktır. Rastgele bir öykü seçip ruhunuzu dinlendirebileceğiniz kitaplarından bir tanesidir Havuz Başı. Mektup öyküsü bambaşka bir öykü. Her cümle neredeyse bir aforizma niteliğinde. Oktay Akbal ile anısı çok ama çok etkileyici. Keyifli Okumalar.

Yağmur 
16 Şub 17:40 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bitmeyen ev-okul yolcuğu yapmışlar Ve bunu en iyi yanı ise kitaplarına vakit ayırabiliyor olmak.Üsküdar sahilde otobüs beklerken okumaya başladığım Ve otobüste okumaya devam ettiğim bir kitap.Kitabım bitti ama daha evime varamadım.Kitsbımın bittiğine üzüldüm.Çünkü Sait Faik ile sohbet etmekten çok zevk alıyorum.Birçok hikaye vardı ama işin özünde ben birçok şey konuştum yazarlar,bu hikayeler sayesinde.Bir çok şey öğrendim,yeni şeyler kattım kendime ve bazı şeylerde fikrim değişti.Tavsiye ederim.Keyifli okumalar.

Maddelane 
02 Tem 13:41 · Kitabı okudu · 2 günde · 7/10 puan

Eger bir gün öykü yazacaksanız bu kitaptan `öykü nasıl yazılır?` hakkında çok şey öğreneceğinizi düşünüyorum.
23 farklı öyküyü içinde barındıran ve kolaylıkla okunan bir kitap. Tasvirleri öyle kuvvetli ki okurken izler gibisiniz. Hem okuduklarınızı hem de öyküsünü yazarken yazarı.
Bir kaç öyküyü pek beğenmeden geçtikten sonra karşınıza çıkan diğer öykünün güzelliği sizi kitaba tekrar bağlıyor.
“Yalnız başına olan insan kadar büyük adam yoktur ama insanlarla beraber olan insan hakiki kıymetini ölçer, biçer.” diyerek toplumun, kafamızda kurduğumuz dünyanın kralı olmadığımızı hatta böyle bir dünya olmadığını yüzümüze vuruşunu, daha tatlı bir üslupla anlatmış amcamız. Daha bir çok tespitler bulacaksınız `Hıh! ben de bunu demek istiyordum ama nasıl diyeceğimi bilemiyordum` dediğiniz.
Herkesin seveceği bir kitap değil. Ama sevilecek bir kitap. Yazarı tanımak isteyenlerin bu kitapla ona ahbap olacağını düşünüyorum. Saygılar

Hediye 
 26 Oca 20:19 · Kitabı okudu · 32 günde · Beğendi · 9/10 puan

Sait Faik okumak benim için bir şehri fethetmek gibiydi. Farklı yıllarda defalarca kuşatmış ancak başarılı olamamıştım. Bu sefer oldu, okudum ve etkilendim. Farklı öykülerden oluşan bu kitabı okurken kendimi yazarın döneminde yaşıyor gibi hissettim. Yazarın bir sonraki hikayesinin dergide yayınlanmasını heyecan içinde bekleyen bir okur gibiydim. Ayrıca dönemin sosyal, ekonomik ve siyasi durumu hakkında da biraz fikir sahibi oldum. Okumanızı tavsiye ediyorum.

Demir Fesar 
24 Kas 2016 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Bir ustanın elinde çıkan güzel hikayelerden oluşan bir kitap. Sait Faik'in hikaye üslubunu birebir yansıtıyor. Özellikle Kumarbaz Hayri Efendi ve Jimnastik yapan adam hikayeleri çok güzel. Bu iki hikayeyi okurken adeta kendim yaşamış gibi oldum . Sait Faik hikayeleri çok eğlenceli çok öğretici değil ama bir hayli hayal kurduruyor.

Kadir Can Yücel 
30 Eki 2016 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 9/10 puan

İnsanlar , Türküler, Masallaı harikaydı :) Okumanızı tavsiye ederim, Sait Faik Abasıyanık'ın her kitabını okumanızı tavsiye ederim, İyi okumalar.

Kitaptan 62 Alıntı

“O üzüntü birdenbire gelir. Hava yağmurludur. Bir sonu gelmeyecek başlangıç. Böyle sürüp gidecek gibidir her şey. Öyle ki, çocuklar bile çirkindir.”

Havuz Başı, Sait Faik AbasıyanıkHavuz Başı, Sait Faik Abasıyanık
Murat Sezgin 
28 May 13:09 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Konuşurken düşünmüyor muyduk? Düşünüyorduk ama hatalara düşüyor, bir türlü onaramayacağımız haltlar karıştırıyorduk. Sonradan ne kadar pişman oluyor, söylediğimiz, hırsla söylediğimiz bir sözden ne kadar utanıyorduk.

Havuz Başı, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 90 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Havuz Başı, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 90 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)
Salih Çermik 
02 Eyl 17:10 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Sevgi her şeyi mazur gösterir değil mi?

Havuz Başı, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 43 - İş Bankası Yayınları - 2. Baskı)Havuz Başı, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 43 - İş Bankası Yayınları - 2. Baskı)
Gizem Şahin 
07 Mar 19:07 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bu ölüm ve doğum rüyası içinde şafak atıyor. Kalkıyorum. Kollarıma uykusuzluğumun hırkasını geçiriyorum...

Havuz Başı, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 21)Havuz Başı, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 21)
Ayşe Çiçek 
22 Mar 16:07 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Orman, deniz, çiçek, yemiş, böcek, kuş, güzel insan olur da şiir olmaz olur mu?

Havuz Başı, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 89)Havuz Başı, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 89)
Ayşe Çiçek 
27 Mar 23:19 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Simitle Çay
Bu başlığa kaşar peynirini de eklemek isterdim ama onun çayla simidin dostluğu karşısında silinip ikinci planda kalması daha doğru. Çünkü çayla simidi beraber bulduğumuz günler eksik değil, ama üçünü bir arada bulmak?.. Belki çayı da simitten ayırmak doğruydu. Yalnız simitten, sabahın o leziz, insan icadı yemişinden söz açmalıydım. Ama ne yaparsın, çaya kıyamadım. Simidin yanında o da ikinci planda kalıyor ama dostlukları da samimi bir dostluktur. Hiçbir kahvaltı simitle çayın yerini tutamaz.

Havuz Başı, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 127)Havuz Başı, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 127)
meltem şen 
31 Tem 06:50 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Şehrâyin
'' Evet, bir yağmur yağsın istiyorum. Camlardan düşüncelerimizin resmini, haritasını çizerek aksın, şakır şakır dökülsün. Ayakkabılarımı elime alayım, paçalarımı sıvayayım. Sokaklardan:

Yağmur yağıyor
Seller akıyor
Arap kız
Camdan bakıyor

Şarkısını söyleyerek...
Ah! Şakır şakır, gönlüme bir yağmur yağsın da bak! ''

Havuz Başı, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 137 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Havuz Başı, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 137 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)
Tuğçe 
14 Ara 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kendi kendimiz kadar kim paylaşır derdimizi? Gün olur dost, sevgili, arkadaş, baba, ana, oğul, kardeş hep elimizi bırakıverir. Hem yapayalnız doğup kendi başımıza ölmüyor muyuz?

Havuz Başı, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 115)Havuz Başı, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 115)
Emrah Günal 
12 Eyl 01:55 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Mektup
Yazıyı belki binlerce, milyonlarca insan okuyor. Ama yazı bunun için uydurulmuşa benzemiyor pek...

Havuz Başı, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 90 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Havuz Başı, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 90 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)
Ayşe Çiçek 
23 Mar 18:11 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Çiçekler ve ağaçlar, toprağın derinliğindeki sırrı bize ifşa ederler. Orada da kokuların ve renklerin bilmediğimiz tecellileri olduğunu lisanıhal ile söylerler. Fakat biz bir şey anlamayız. Bu anlaşılmaz lisanlarını kulağımıza fısıldayan nebatat, anlaşılmadıklarına mahzun sönüp giderlerken, biz de yeni mevsime gireriz. İşte bu mevsim sonbahardır.

Havuz Başı, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 105)Havuz Başı, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 105)