Adı:
Az Şekerli
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052950074
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Az Şekerli

“Yerimden kalktım. Aynaya doğru ilerledim. İki hanımın sessizce beni dikizlemelerine aldırış etmeden baktım. Perişan bir haldeydim. Yüzüm sapsarıydı. Gözlerim kıpkırmızı. Kenarlarından fırlayan saçlarımı toplamak için şapkamı çıkarınca şöyle parmaklarımla bir tarasam elimde kalacaklarını sandım. Şapkamı giyip kenarlardan fırlayan saçları içeriye tıktım. Dışarı çıktım. Vapur Kadıköy’den kalkmış geliyordu. Haydarpaşa İstasyonu’na baktım. Kocaman kapılarından ötede kırmızı yeşil fenerli, demiryollu, trenli, yolculu, meraklı, düşünceli, perişan, yerini bulmaya çalışan bir âlem vardı. Her gün yüzlerce tren binlerce hikâye getiriyor, binlerce hikâye alıp gidiyordu.” “Hikâye Peşinde” adlı öyküden.

İçindekiler

Son Hikâyeleri
Az Şekerli
Battaniye
G…
Hikâye Peşinde
Kalinikhta

Eski Hikâyelerinden
Bir Başka İstanbul
Bardaklar
Bekleyen Adamın Üç Hali
Müthiş Bir Tren
Bir Aşk Hikâyesi
Gümüş Saat
İlk Okuyucu Mektubu
Kıraathaneler
Şöhrete Dair
Âşiyan Müzesi
Genç Edebiyatçılar
Anlamak / Behçet Necatigil
112 syf.
·2 günde
Canım Sait.

Muzur bir çocuk edası ile, kelimeleri evirip çeviren, yalın dilli, Türkçe'ye hakimiyeti her cümlesinden anlaşılan, hoşsohbet, orijinal adam. Evet, hiç şüphe yok ki, onu en iyi kendine has hâli temsil eder.

Öykülerini sunarken, arada anlatıcı olmaktan çıkar, şööööyyylee bir güzelce kurulur okuyucusunun yanına. Ona tatlı tatlı takılır, şakalar yapar, bazen alınır, olmadık yerde içine atar, sonra dayanamaz yineden barışır. Barışır diyorum çünkü hassas adamdır. Içinde dolup taşan bu sevgi varken hiç küs kalır mı okuyucusuna o?

Tam da böyle geldi yanıma kitabı okurken. Olur mu demeyin, sahiden oldu. Hissetim. İnce bir adamdı. Gülüyordu. Ne güzel gülmek bu, gözleri çakmak çakmak.
O anlattı ben dinledim.
O anlattı ben dinledim.
Tam ağzımı açıp bir şeyler söyleyecektim ki, lafı tıkadı ağzıma, bitmiyor ki kelimeleri!
Olsun, varsın konuşsun. O aydınlatsın içimizi.
Az şekerli kahve mi olurmuş, olsa olsa ortadır dedim durdum kendi kendime. Yine geldi tatlı tatlı ilişti bana, gördünüz ya. O böyle yapınca daha da hevesle okudum.

Avni Dökmeci onun için "Sait Faik de Orhan Veli gibi ölesiye seviyordu dünyayı . Gitti." demiş. Bilirim tabii, en iyi ben birilim onun taşan yaşam sevgisini. Hoş, bakmayın siz benim beylik laflar edip konuştuğuma. Nerden en iyi ben bilecekmişim ki, nankör okuyucuyum ben. Çok geç kucakladım onu.
Buna rağmen bile seviyor beni. Eh, gönlü geniş adam vesselâm.

17 öyküden oluşmuş altın kitabimla ne yazık ki vedaştık. Eserleri arasında en sevdiklerimden oldu.
Hele bir "Bekleyen Adamın Üç Hâli" hikâyesi vardı ki sormayın gitsin. Hani biz çocukken Tom ve Jerry vardı. İnatçı kedi Tom, sıcaktan erir, yoğun bir sıvıya dönüşen bedenin üzerinde sadece gözleri kalırdı ateş gibi olan asfaltta. Bu tesirle okudum o hikayenin birinci kısmını. Eridim. Allahım ne sıcak kelimeler bunlar..
Ya da "Bir Aşk Hikayesi" diye öykü başlığı atıp, aynı başlıkla çekişmesine ne demeli?

Böyle adamdir Sait Faik efendi. Ne de güzel adamdır. Okuyan da pişman, okumayan da.
112 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Az şekerli bir kahve getir bana ustam! Az şekerli olsun ki, toyluğum belli olmasın. Şekersiz de olmasın aman; acı olup da suratımı buruşturmasın. Az şekerli olsun… (Az Şekerli öyküsündeki genci anlatan kendimce cümlelerdir, kitaptan alıntı değildir.)

Rahmetli Sait Faik’in bizlere son hediyesi. Son yıllarında yazdığı hikayeleriyle başlayan, ileriki sayfalarda eski öykülerinden, röportaj ve makalelerinden oluşan; vefatından sonra yayımlanan bir veda kitabı olmuş bir eser. Okurken “keşke” demeden geçemedim. Keşke biraz daha, birkaç yıl daha fazla yaşasaydı Sait Faik de bizlere birkaç eser daha fazla bırakaydı. Nur içinde yatsın.

Hikaye peşinde gerçek insan kovalayan yazarımızın bir nevi yüksek lisans yaptığı eserler muhteva edilmiş. Öyle ki, artık Sait Faik gözlemlediği insanların sadece ne yaptığını değil birazdan ne yapacağını da anlatmaya başlıyor. Trende bekleyen birinin ne yapacağını, sahildeki balıkçının ne düşündüğünü, akşam güneşinin ne zaman hareket edeceğini bilir hale gelmiş Sait Faik son demlerinde.

“Dünyada hiçbir şey bahsetmeden yazı yazmak muhakkak kötüdür” (Sayfa 37) dese de, hiçbir şey anlatmadan da kendini okutturabilen bir yazar Sait Faik… Kendisini de kendisi anlatır çoğu zaman, anlatmak benim ne haddime:“Adaların içinde bir Burgazadası vardır. Bir sandal vardır, tam Kaloyeros’la Leandros’un gözüktüğü nişanda. İşte o benim. Ben, sandallar içinde bir sandal, denizler içinde bir deniz, insanlar içinde bir insan.” (Sayfa 29)

Bize sıkıcı gelen “bekleme”lerin önemi ve değerini, burun kıvırdığımız kıraathanelerin aslında nasıl bir kültürel, sosyal ve siyasi bir mihenk taşı olduğunu, bize sıradan gelen canlı ve cansız birçok varlığın aslında ne kadar kıymetli olduğunu bu kitabı ve Sait Faik’in diğer kitaplarını okudukça anlıyor insan.

Edebiyatla ilgili düşüncesini aktarırken yine kendisini ti'ye alan cümlesiyle bitireyim yazacaklarımı: “Edebiyat da zaten bu demektir. Aylak olmayanı yazmalıyız ki bir şeye benzesin. Zaten aylağı yazmaya başladık mı pek otobiyografik olur.” (Sayfa 95)
112 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Sait Faik toplumun fotoğrafını çekip bunu hikayeye dönüştüren nadir yazarlardan bile değil tek yazardır.Kendi fikrimce. Kendilerini ilk defa okuyanlar bu kitabı biraz ağır bulabilirler ama Sait Faik'in hikayelerindeki zevk-i sefayı alanlar bu kitabı çok sevecekler.

Bu kitapta eski öyküleri ve en son yazdığı öyküleri mevcut üstadın.Yine toplumdaki duyguların ve olayların fotoğrafını çeken Üstad bunu muhteşem bir üslupla kağıda dökmüş.

Bazen dikkat ediyorum okurlar genelikle güncel yazarları daha çok okuyorlar tamam onlarda güzel şeyler yazıyorlar lakin eskiler başka bir güzel başka bir kalbe dokunan cümleler barındırıyor. Sabahattin Aliler, Sait Faikler ve niceleri lütfen bunları okumadan geçmeyelim bunlar bizden olanlar bizim içimizden olanlar..
112 syf.
·5 günde·6/10
Sait Faik'den bir hikaye kitabı daha açıkçası dr'da 3 al 2 öde kampanyası vardı ben de 3 sait faik kitabını aldım.Ama kitabı okurken Allah'ın ne zaman bitecek bu kitap diye diye bitirdim.kitabı okurken hep aklım başka şeylere kayıyor. kitaba bi türlü yogunlasamadim.olaylar hızlı gelişiyor bazen de konudan konuya atlaniyo.(Ya da bana öyle geldi.)Sait Faik'in şiir kitabını çok sevdim ama hikaye kitapları için birşey diyemeyeceğim.keyifli okumalar
112 syf.
·1 günde·8/10
Bazen durup düşünürüm, insan başka bir insanla sohbet edebilmek için aynı zaman diliminde mi yaşamalı? Yahut hayattaki varlığımız mı mümkün kılar o insanın sıcacık sohbetini paylaşıp sofrasına bağdaş kurmayı diye? Oysa hayattaki varlığı bir avuç toprağa karışmış olsa bile, sözcük sözcük yaşamı yakalar bazı insanlar; kalemiyle, üslubuyla canlı kalır. Zamanın ötesinde bir yerde her daim kapısını, sofrasını, gönlünü açık tutar misafirine; sohbetini paylaşır, hikâyeler anlatır, elinden tutup seni kendi dünyasının kalabalığını karıştırır. Kimi zaman karşısına oturup ondan dinler, kimi zamansa yanında yürüyüp onunla o hikâyelerin izini bile sürebilirsin. İşte, benim için Sait Faik böylesi bir yazar; aynı zaman diliminde yaşamadığım ama ne zaman istesem kapısını çalıp edebiyat sofrasına bağdaş kurduğum ve her daim tarafından sıcacık karşılanıp, mükemmel ağırlandığım büyük bir usta.
Geçtiğimiz ay yine büyük ustayı göresim gelince büyük bir okuma grubuyla kaptık kitaplarımızı, büyük ustanın kapısını tıklattık. Kimimiz 'Semaver'indeki çayına ortak oldu, kimimiz 'Havada Bulut'unu kovasına doldurdu. 'Alemdağ'da Var Bir Yılan' dediler ondan da bahsettik, 'Tüneldeki Çocuk' ile 'Lüzümsuz Adam'ı da yanımıza aldık derken, ben de 'Az Şekerli' kahvesinden yudumladım büyük ustanın. Velhasıl kitap dostlarımla #saitfaikleedebiyat sofrası etkinliğimiz kapsamında çok güzel eserler okuyup, Sait Faik'in doyumsuz satırlarına konuk olduk. Pek de güzel oldu doğrusu :)

Az Şekerli, Sait Faik'in vefatının ardından yayınlanan ve başta öykü türünde son eser olmakla birlikte, yazarın da son eseri olma özelliğini taşıyan bir eser olması nedeniyle, adeta sevgili Sait Faik'e veda mahiyetinde. İki ana bölüme ayrılan eser, yazarın yaşamının son dönemlerinde kaleme aldığı öykülerin beraberinde, eski öyküler ve birkaç röportajı da sayfalarında barındırmasıyla bugüne kadar okuduğumuz Sait Faik eserlerinden bir parça farklı bir etkiyi okurlarının yüreğine dokunduruyor. Öyle ki, bir yanıyla eski öyküleri ile o bilindik Sait Faik satırlarında kendinizi bulurken, diğer bir yandan da yaşamının son döneminde kaleme aldığı ve her zamanki uçarı, muzip havasından ziyade daha farklı bir Sait Faik'in hissedildiği satırlara konuk olup, eski ile yeniyi tek bir eserin çatısı altında deneyimliyor, röportajları ile düşüncelerine ve duygularına ortak oluyor; velhasıl gözlerinizde buğu, yüzünüzde buruk bir tebessüm ve dilinizde 'Ah, be Sait Faik!' ile kitabın kapağını kapatıyorsunuz.
Ah be Sait Faik, ah be güzel adam!

Her bir satırında bambaşka bir deneyimi tadacağınız, eski ile son öykülerini bir arada okuyup üzerine düşünme olanağı bulacağınız, heybenizde sevdiğiniz güzel öyküler biriktirip röportaj yazılarıyla yüreğinizi kitabın sayfalarında bırakacağınız Az Şekerli eserini, Sait Faik'e gönlünde özel bir yer açmış tüm okurlara tavsiye ediyorum. Kitabınız bol, keyfiniz daim olsun :)
112 syf.
·Puan vermedi
Şimdi size bir hadsizlik ve densizlik edip Sait Faik değerlendirmesi yapacağım..
Hayatin içinde,insanların arasında kayboldugum,hayatin değişkenlerini bulduğum bir sanat galerisinden henüz çıktım..
Bir sanat galerisinde ansızın sizi yakalayan,sizi allak bullak eden,"acaba sanatçı burda ne anlatmak istemiş?,nasıl tek tek işlemiş bu mozaiği?"diye düşüneceğiniz, karşısında çakılı kalıp farketmeden hayatı sorguladığınız,sizi aslında hayatin özüne indiren görünmez bir merdivenden kayarcasına indiğiniz,kimi öyküde zehir kadar aci;kimi öyküde çiçeklerin saçılıp döküldüğü bir bahçenin tam içinde duygudan duyguya kapılacağınız bir sanat eseri, tam bir yasam mozaiği "Az Şekerli"..
Içinde karşılıksız aşklar,pişmanlıklar, hayal kırıklıkları,umutlar,beklentiler,isyanlar,gözyaşları,sevinçler,düşünceler ne ararsanız var..Mozaik sanat galerisinde sizi bekliyor,keyfini sürmek için acele edin..
Acılarınız az şekerli, umutlarınız ve hayatınız bol şekerli olsun..keyifli okumalar
112 syf.
·Beğendi·9/10
Istasyon aynaları meşhurdur. İnsanı perişan gösterir.

Sait Faik'in okuduğum ilk kitabıydı. Çok beğendim, zaten kitap kısa öykülerden oluşuyor. Dilinin yalınlığı, insanları olduğu gibi aktarması ve araya kattığı hoş mizahı ile çok sevdiğim bir yazar ve eseri oldu. / ... Kıraathaneye gitmemiş bir üniversitelinin tahsilini yarım sayarım.
112 syf.
Haydarpaşa İstasyonu’na baktım.Kocaman kapılarından ötede kırmızı yeşil fenerli,demir yollu,trenli,yolculu,meraklı,düşünceli,perişan,yerini bulmaya çalışan bir âlem vardı. Her gün yüzlerce tren binlerce hikaye getiriyor,binlerce hikaye alıp gidiyordu.İstasyonun kapıları insan alıp insan veriyordu.
112 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Sait Faik, olaydan ziyade durum anlatan bir yazar. İçinde bulunduğu âna farklı bir bakış açısı katıyor, o ânda hissedileni, psikolojik süreçlerden geçirip okuyucuya aktarıyor. Sabahattin Ali tarzı öykücülüğü seven benim gibi okurlar, Sait Faik’i ilk okuduğunda yadırgayabilirler fakat zamanla üslubuna alışacağımız kalemi kuvvetli bir yazar.
112 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Sait Faik'in bu eseri; eski hikayeleri, ve son zamanlarda ki hikayeleri olmak üzere iki farklı bölüme ayrılmış. Kitap ise son zamanlardaki hikayeleri ile başlıyor. Bu kısımda dikkat ettiğim şey, anlaşılabilirliği daha zor ve imgeleri eski zamandaki hikayelerine göre daha dolu olmasıydı. Eski hikayeler bölümünde ise bir iki adet mektuba ve Sait Faik'in anılarına yer verilmiş. Dili bakımından ne ağır diyebilirim ne de hafif. Bu kitap için söylemeden geçemeyeceğim son şey ise, Sait Faik'in diğer hikayelerinde olduğu gibi nesir tadında şiirsel anlatımının okuyucuyu etkileyebilmesidir. Özellikle son hikayesinde; Behçet Necatigil, Salah Birsel, Cemil Meriç ve Oktay Akbal gibi bilindik usta kalemlerin yanı sıra, Kenan Harun, Fikret Akdora gibi çok az bilinen edebiyatçılar ile sohbetleri ve bu isimlerin birer ikişer eserlerinden bahsedişi beni çok mutlu etti. Kitabın son sayfasında ise ilk kez okuduğum, ve unutmayacağım, Behçet Necatigil'in Sait Faik'in ölümünden sonra ona ithafen yazdığı bir küçük ağıt şiiri ile bizlere, ve Sait Faik'e veda ediliyor.
112 syf.
Sait Faik'in üslubuna alışkın olmayanlar için ilk başlarda biraz ağır kalabilecek, ne zaman bitecek düşüncesi içinde okunabilecek hikayeler barındıran eser. Hikayelerinde olayları değil de kahramanların içinde bulunduğu hal ve vaziyetleri anlatmayı tercih eden Sait Faik, bir kez tadını aldıktan sonra tekrar okumak isteyeceğiniz bir yazar olacak:)
112 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Az Şekerli, Hikaye Peşinde, Bekleyen Adamın Üç Hali, Müthiş Bir Tren, Gümüş Saat, İlk Okuyucu Mektubu, Kıraathaneler ve Fındık isimli öyküler güzeldi. Her zamanki Sait Faik tadında öyküler bulunmakta...Keyifli okumalar.
Platon, "insan iki ayak üstünde duran tüysüz bir hayvandır" demiş. Diyojen hindiyi bağırta bağırta yolduktan sonra Atina meydanlarında "işte Platon'un insanı" diye halka teşhir etmiş.
Sait Faik Abasıyanık
Sayfa 96 - İş bankası kültür yayınları
Bu kadar sevilmek ihtiyacıyla kendine yaklaşan bir hayvanı reddedebilmek için insanın ömründe hiç âşık olmaması, hiç sıkıntı çekmemesi, hiç kalp yumuşaklığı nedir bilmemesi lazım gelir. Böyle insan da olmaz diyebiliriz.
Sait Faik Abasıyanık
Sayfa 73 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Her gün yüzlerce tren binlerce hikâye getiriyor, binlerce hikâye alıp gidiyorlardı. İstasyonun kapıları insan alıp insan veriyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Az Şekerli
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052950074
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Az Şekerli

“Yerimden kalktım. Aynaya doğru ilerledim. İki hanımın sessizce beni dikizlemelerine aldırış etmeden baktım. Perişan bir haldeydim. Yüzüm sapsarıydı. Gözlerim kıpkırmızı. Kenarlarından fırlayan saçlarımı toplamak için şapkamı çıkarınca şöyle parmaklarımla bir tarasam elimde kalacaklarını sandım. Şapkamı giyip kenarlardan fırlayan saçları içeriye tıktım. Dışarı çıktım. Vapur Kadıköy’den kalkmış geliyordu. Haydarpaşa İstasyonu’na baktım. Kocaman kapılarından ötede kırmızı yeşil fenerli, demiryollu, trenli, yolculu, meraklı, düşünceli, perişan, yerini bulmaya çalışan bir âlem vardı. Her gün yüzlerce tren binlerce hikâye getiriyor, binlerce hikâye alıp gidiyordu.” “Hikâye Peşinde” adlı öyküden.

İçindekiler

Son Hikâyeleri
Az Şekerli
Battaniye
G…
Hikâye Peşinde
Kalinikhta

Eski Hikâyelerinden
Bir Başka İstanbul
Bardaklar
Bekleyen Adamın Üç Hali
Müthiş Bir Tren
Bir Aşk Hikâyesi
Gümüş Saat
İlk Okuyucu Mektubu
Kıraathaneler
Şöhrete Dair
Âşiyan Müzesi
Genç Edebiyatçılar
Anlamak / Behçet Necatigil

Kitabı okuyanlar 330 okur

  • Sinem
  • Mehmet yıldırım
  • Yusuf Çelik
  • okuyan_fil
  • Kerim Darendeli
  • Sedef GÖK
  • Buse acar
  • Naciye İnci
  • Mefoş Ünlüsoy
  • Fernweh.

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.1
14-17 Yaş
%2.1
18-24 Yaş
%31.3
25-34 Yaş
%31.3
35-44 Yaş
%20.8
45-54 Yaş
%10.4
55-64 Yaş
%2.1
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%54.4
Erkek
%45.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%31.9 (30)
9
%14.9 (14)
8
%30.9 (29)
7
%10.6 (10)
6
%6.4 (6)
5
%2.1 (2)
4
%0
3
%0
2
%2.1 (2)
1
%1.1 (1)