Geri Bildirim

Medarı Maişet MotoruSait Faik Abasıyanık

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.500
Gösterim
Adı:
Medarı Maişet Motoru
Baskı tarihi:
Şubat 2014
Sayfa sayısı:
193
ISBN:
9786053320555
Kitabın türü:
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Medarı Maişet Motoru Sait Faik'in kaleminden bir ilk romandır. Henüz Yeni Mecmua'da tefrika edildiği sırada (1940-41) dönemin baskıcı siyasi ortamında sakıncalı bulunup roman olarak yayımcı bulmakta zorlanacak ve Sait Faik'in annesinin maddi desteğiyle Ahmet İhsan Basımevi'nden 1944'te yayımlanacaktır. Ancak dağıtılmaya başlanmışken bakanlar kurulu kararıyla toplatılan roman, kimi paragrafları çıkarılarak Birtakım İnsanlar adıyla 1952 yılında okuyucusuna kavuşur.

İş Bankası Kültür Yayınları olarak Medarı Maişet Motoru üzerinde yıllardır süren sansürü kaldırıyor ve "tehlikeli" bulunarak çıkarılan kısımları koyu harflerle vererek yapıtı eksiksiz bir şekilde sunuyoruz.
(Tanıtım Bülteninden)
Ne vakit üzerimde kara bulutlar dolaşsa Sait Faik okurum. Yaşama karşı o karamsar, kırgın, kızgın ve öfkeli hissiyatımı hemen dağıtıverir. Sait Faik gibi tutunmayı, sevmeyi ve âşık olmayı arzularım. Hayatı, onun gördüğü gibi görmeyi isterim. Ermeni esmer güzelini, yaşlı anasını, kahveci çocuğu, topal martıyı ve sadık köpeği… Tıpkı onun gibi sahiplenmeyi, kayıtsız şartsız her şeye sevgi duymayı isterim.

Mümkün müdür Sait Faik kadar naif olmak? Peki, bir gün bu topraklardan göç edeceğini bile bile sahiplenmek denizi, kuşları ve ağaçları… Ya din, dil, ırk fark etmeksizin imamına, papazına, Ermenisine, Türküne, Kürdüne sadece insan olduğu için saygı duymak ve sevmek…

Laf aramızda bizden biridir Sait Faik, onun için “bizim Sait” derler buralarda. Burası da, bildiğin varoş arazilerden. İşte bu sebeple bizim buralar; Sait Faik’in hikâyesinden fırlamış da gerçeklikte kendine yer edinmiş gibidir. Kahveci Hasan, Berber Taci, Bakkal Mustafa ve Suriyeli Tamirci Çırağı Affan. Affan ki ne Affan! Bir gün Zafer Abi’nin tamirhanesinde Affan’ı ağlar bulduk. Bu Affan yedi kardeşmiş savaşta üç abisini kaybetmiş şu an evin en büyüğü ve yatalak babasının çalışamadığı bu zor günlerde kardeşi ile eve ekmek götürmek zorunda olan, hayatın tüm zorluklarını sırtlanmış savaş mağduru çocuklardan. İnsan söylenmeden edemiyor; şu çocuklar için yapmayın efendiler, savaşın kazananı olmaz! diye lakin bende biliyorum ki bunlar boş lakırdı. Kendi sesim kulağıma zor ulaşırken kime neyi duyurabilirim. Neyse ne diyorduk, he Affan’ı ağlar bulduk. Ağlamasının sebebi de yan tamirhaneden gelen Necati Usta Krikoyu almış, Zafer Usta bana emanet etti de emaneti koruyamadım diyeymiş. Çocuk işte.

Medarı Maişet yani geçim aracı; farklı lakin hayat zorluğu aynı insanların hikâyelerini önümüze seriyor yazarımız romanında. İşin aslı bizim Sait, yine bize bizi anlatıyor. Belki Hasan’ı, Taci’yi, Affan’ı anlatmıyor ama Melek’le, Hikmet’le, Ali Rızayla bizim hikâyemizin insanlarına selam yolluyor kitabın satır aralarında.

Öyle de kendine has bir anlatımı var ki; yazımındaki farklılık ve ustalık diğer yazımlardan hemencecik kendini ayırır. Farz-ı misal Melek ile başlar yazımına ve okur olarak biz tamam Melek’in öyküsüne şahit olacağız derken birden Ali Rıza’ya geçer ve oradan da Hikmet’e derken farklı öykülerin farklı kahramanlarının hikâyesine tanıklık ederiz. Bir anlamda yazım; karakterlerin bayrak taşıma şölenine dönüşür.

Medarı Maişet Motoru da böyle bir kitap işte. Değerli Meltek’nin dediği gibi “Sait Faik’in hikâyelerinde yaşamak isterdim. Orada kendime bir dünya kurabilirdim. Bir kuşun bir su birikintisinde banyo yaptığını izlememiş olanlar giremez mesela o dünyaya. Bir balığı hayal ederken asık suratlı olarak canlandıranlar da. Ya da bir sokak köpeğine selam vermeden geçip gidenler de giremez. Bir kadının ellerine bakıp dünyayı güzelleştirenin onlar olduğunu bilmeyenler hiç uğramasın kapıya, uyarı asmak gerek.”
Kitabı merak ediyordum ama merak sebebim zamanında yasaklanmış olması isim değiştirilip tekrar basılması gibi olaylara maruz kalmasıydı.Ayrıca Sait Faik'in kitaplarını daha önce tercih etmemiştim.Ancak son iki yıldır Burgazada'ya tutkun olmam Bomonti sokaklarında 3 ay yürümüş olmam yazara karşı bir dostluk bağı oluşturdu bende.Kitap için kesin olarak iyi ya da kötü demek zor.İnsanın haz duyma oranına göre değişik bir havası var.Bende daha çok yaşanmışlıkları Sait Faik'in o ada insanlarından biri olduğunu hatta deniz kenarında sahilde bir barakada yaşamayı çoğu şeye tercih etmiş özenilen insanı hissettirdi.Bahsettiği yerlerde kendim de dolaşmayı çok sevdiğim için birazda kendimi onunla beraber o yeşille mavinin birleştiği koylarda dolaşırken buldum.Tekneyi kıyıya yaklaştıran o sarı saçlı ada genciyle arkadaş olmanın farklı dünyalara açılan kapıların önünde durup konuşmanın ondan fışkıran o sağlık ışığına hayranlık duymanın kolkola dolaşan genç hanımların etrafa saçtığı neşenin dahası o denizin yeşilin insanlara verdiği güzelliğin nasıl insanda hayret uyandırdığını bu kitabında hissetmek mümkündür.Keyifle okumanız dileğiyle.

Benzer kitaplar

Medari Maiset Motoru,Sait Faik Abasiyanik'in ilk romanı. Çok zorluklar çekmiş,yollar geçmiş bir kitap. Sait Faik önce kitabı basacak yayinevi bulamamış. Daha sonra annesinin maddi desteğiyle kitabı bastırabilmis. Bu kez de kitap sansürlenmis ve nihayetinde toplatilma kararı çıkmış. Yasaklar aşıldıktan sonra Is Bankası Kültür Yayınları sansurlenen bölümleri koyu yazılarla basarak çıkarmış kitabı. Bu açıdan ilgi çekici. Kitap tabiki bir klasik ama ben romancı Sait Faik'ten çok hikayeci Sait Faik'i okumayı sevdim.
Sait Faik'in ilk romanıymış; okumadan önce bilmiyordum; kitabı bitirdikten sonra baktığımda öğrendim ayrıca kitabın bazı bölümleri siyah punto ile basılmış. Gerekçesi de puntolu yerlerin yasaklanmış olması. Okuduğumda hayret ettim nesi var yasaklanacak diye ama o zamanın yönetimi işte... Velhasıl kitabın başından bir sürü olaylar geçmiş ama yine de yayınlanmış bir eser. Ben YKY epub olarak okudum ama elimde Bilgi Yayınevi'nin kitabı var. Siyah puntoları YKY'de bulabilirsiniz.

Yazarın büyük bir öykücü olduğunu zaten biliyoruz. Nedendir bilmem bana pek çekici gelmedi yine bir Sait Faik eseri. 4 kısma bölünmüş hikayeler ama anlam bütünlüğü yok denecek kadar kopuyor bölümlerde. Geçim dertlerini anlatan bir hikaye. Yine İstanbul'un adalarında geçiyor ve dili ağır bir eser. 90 tane falan bilinmeyen kelime ve açıklaması var.

Hoş kısmı çok nadir de olsa; ders çıkarılacak bir bayan karakterin olması çok güzeldi. Kadının babasının yaptıkları ve o zamanki ortamın haletiruhiyesinin nasıl durumda olduğunu gözler önüne sermiş. İstanbul'dan bir nefes veriyor size Abasıyanık. Güzel tasvirler ve betimlemeler gerçekten şahane laf edemem ama konu itibariyle pek de çok çok iyi bir eser diyemeyeceğim.

Yine de tavsiye edilmeyecek kadar kötü bir eser asla değil ama hikaye için başka eserlerine de yönelebilirsiniz.
Eser, yapısı bakımından ayrı ayrı öykü­lerden oluşuyor havasında. Öyküler ara­sındaki bağlantı, anlatılan kişilerin aynı çevreden se­çilmesi ya da birbirleriyle karşılaşmaları yoluyla ku­rulur. Bir bakıma yazar, merkezi Burgaz olan bir mekanda ve savaş yıl­larının egemen olduğu bir zaman diliminde kü­çük insanların dünyasını sergiler.

Fakir balıkçıların, berberlerin, aylakların, hır­sızların, esrarkeşlerin ve çocukların öyküleriyle erkek berberi olan Melek’in sevdiği üniversiteli Fahri ve onun Adapazarı yaşamıyla yolculuğu sı­rasında dinlediği serüvenler parça parça birbiri­ne eklenir. Fahri’nin hastalıktan kurtulamayıp ö­lüşü, Hikmet’in Melek’e olan sevgisi yapıtı ro­manlaştırmaya yetmez. Babası Ali Rıza kızgın­lıkla dükkandaki eşyaları parçalayınca Melek ka­çar. Hikmet de Kaşık adasına bekçi olur. Roma­nın son bölümünde üç serserinin (Musta­fa, Recep, Hasan) ve bir kızın (Marika) öy­küsü eklenir. Yine bir "ada" metaforu oluşuyor derken üç ahbap çevredeki adalarda dokuz köşk soyar ve polisler Kaşık adasına gelip hepsini yakalarlar. Suçsuz Hikmet hapis­hanede manevi babası Ali Rıza’yla karşılaşır. Bir gece esrarlı cıgarayı birlikte içerek hayale dalar­lar. Ali Rıza, “Don yağıle yağlanmış” bir direk­ten boyuna kayarken; Hikmet, rüyada gibi medarı maişet kayığıyla suya gömülür.
Spoi içerebilir.Dört bölümden oluşuyor.Dili bana biraz ağır gelse de beğendim.Kitap dört bölümden oluşuyor.Birbiri ile bağlantılı dört hikaye.Hayatımızda tanık olduğumuz ya da olmadığımız olayları anlatan yazar,bir takım insanların yaşadıklarını çok güzel anlatıyor.İş Bankası Yayınları tehlikeli bulunulan yerleri kalın yazması ayrıca güzeldi.
Birbiriyle bağlantılı dört kısımdan oluşan eser, aynı çevrede bulunan insanların; ilişkilerini, geçimlerini ve başlarından geçen olayları anlatıyor. İş Bankası Kültür Yayınlarının; kitap üzerinde yıllardır süren sansürü kaldırıp, tehlikeli bulunan kısımları koyu renkle belirterek() eseri eksiksiksiz olarak okuyucuya sunmuş olmasını da takdir ettim.
Kitap Sait Faik'in yazmış olduğu iki romandan biri. Hikayeci kimliğiyle tanıdığımız Sait Faik'in yazmış olduğu bu roman da, hikayelerinden çok farklı gözükmüyor. Uzun bir hikaye olarak değerlendirebiliriz.

Dönemin hükümeti tarafında yasaklanmış ve sonradan "Birtakım İnsanlar" ismiyle tekrar basıma çıkmıştır. İsim konusuna gelirsek eğer; hem "Medarı Maişet Motoru" ismi hem de "Birtakım İnsanlar" ismi kitap ile oldukça uyumlu. Hatta kitabın isminin "Birtakım İnsanlar" olması daha uygun olabilirdi bile. Zira kitapta "birtakım insanların" başından geçen hikayeler anlatılıyor. Kitap dört ayrı bölümden oluşuyor ve son bölümde, önce ki bölümlerde anlattığı olayları bağlıyor. Genel olarak ana karakterler: Ali Rıza(Kondos), Melek, Hikmet ve Fahri diyebiliriz. Aslında "birtakım insanlar" olarak bahsedilen kişiler bunlar.

Eser de oldukça fazla yan karakter mevcut. Bazı durumlarda bu yan karakterler çiğ kalmış bile denilebilir fakat kitabı karakter tahlili yaparak incelemek pek doğru olmaz. Zira bu yan karakterler "birtakım insanların" hayatlarından geçen kişiliklerdir.

Okuduğunuz her satırda ada sokaklarında bir yolculuğa çıkacağınızı garanti edebilirim. Betimlemeler ve özellikle mekan tasvirleri çok başarılı. Kendinizi yeri gelecek Türk-Rum ada cemiyeti içerisinde yarı Türkçe yarı Rumca, günlük ada halk diliyle sohbet ediyor bulacaksınız. Yeri gelecek "Medarı Maişet Motoru" ile Marmara denizinde torik avına çıkmış; halatları tayfa ile beraber asılırken hissedeceksiniz.

Burnunuza taze tutulmuş balık kokusu, meyhanelerde meze niyetine yenilen lakerda, bakkallarda tezgahta ip ile asılı çiroz kokusunu alacaksınız. Galonlarla içilen şarabın kokusu burnunuzda tütecek.
Kaşık Adası'nın size anlamsız bir şekilde verdiği yalnızlık huzurunu tadacaksınız.

Kitabın toplatıldığı dönemde, sansür yemiş olan kısımları koyu renkle gösterilmiştir. İşin garip tarafı bu sansürlü yani koyu renkle yazılan kısımlarda en ufak bir politik yada toplumsal uyanışı harekete geçirecek bir anlam bir mana bulunmaması. Gerçi Türkiye gibi bir ülke de yaşadıktan sonra çok da fazla mantık arayamıyor insan.

Büyük ustaya saygılarla.
Alemdağ'da Bir Yılan kitabından sonra biraz sıkıldım bu kitapta. Bağlayışları çok kuvvetli bulamadım. Yine de özellikle genç kızın hali, tavrı vs bunları çok beğendim. ^^
Okuduktan sonra dedimki, "her gün okula gidiş gelişim bile bu kitabın konusu olabilir; ben de bir kitap kahramanı olabilirim.".
Ana kahraman yok, herkesin hayatı önemli, değerli, kıymetli. Dil sade. Yazar bir köşeye çekilmiş ve gözlemlerini aktarmış.
Kolumuzda kuvvet kaldıkça, kafamızda o deli ışık yandıkça bir şeyden korkmam, Allah'tan başka!
Ben ne istediğini adamakıllı bilen birisi değilim. Yalnız bildiğim bir şey varsa o da, başkaları iyi şeyler yaparsa derhal anlıyorum. Ben hakiki bir köylüyüm. Yarım yamalak tahsilimle iyiyi, kötüyü tefrik ediyorum; bu bana yeter!
Sait Faik Abasıyanık
Sayfa 112 - Türkiye İş Bankası Yayınları 3.Basım Ocak 2016
İşte niyetim o vergili, kırağılı, tohumu çürüklü topraktan çok denizle uğraşmak. Ne tohumu var ne kırağısı. Ne harman için rüzgâr beklemek. Ne döven için öküz kiralamak, ne de tohum için borç para almak var. Ne de sınır, "benim malım" demek kaygısı...
Sait Faik Abasıyanık
Sayfa 81 - Türkiye İş Bankası Yayınları 3.Basım Ocak 2016

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Medarı Maişet Motoru
Baskı tarihi:
Şubat 2014
Sayfa sayısı:
193
ISBN:
9786053320555
Kitabın türü:
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Medarı Maişet Motoru Sait Faik'in kaleminden bir ilk romandır. Henüz Yeni Mecmua'da tefrika edildiği sırada (1940-41) dönemin baskıcı siyasi ortamında sakıncalı bulunup roman olarak yayımcı bulmakta zorlanacak ve Sait Faik'in annesinin maddi desteğiyle Ahmet İhsan Basımevi'nden 1944'te yayımlanacaktır. Ancak dağıtılmaya başlanmışken bakanlar kurulu kararıyla toplatılan roman, kimi paragrafları çıkarılarak Birtakım İnsanlar adıyla 1952 yılında okuyucusuna kavuşur.

İş Bankası Kültür Yayınları olarak Medarı Maişet Motoru üzerinde yıllardır süren sansürü kaldırıyor ve "tehlikeli" bulunarak çıkarılan kısımları koyu harflerle vererek yapıtı eksiksiz bir şekilde sunuyoruz.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 151 okur

  • Ozan Göçer
  • Özgür Coşkun
  • bir uyumsuz
  • Banu Ercan
  • causa sui
  • İlhan efendioğlu
  • Asya Hazar
  • Bükrekinefendisi
  • Havva
  • Galip

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%4.6
18-24 Yaş
%21.8
25-34 Yaş
%48.3
35-44 Yaş
%18.4
45-54 Yaş
%3.4
55-64 Yaş
%2.3
65+ Yaş
%1.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%47.1
Erkek
%52.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.3 (8)
9
%10.2 (5)
8
%24.5 (12)
7
%26.5 (13)
6
%8.2 (4)
5
%6.1 (3)
4
%8.2 (4)
3
%0
2
%0
1
%0