Adı:
Pedro Paramo
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
132
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050905090
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Pedro Páramo
Çeviri:
Süleyman Doğru
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
İspanyolcanın Don Quijoteden sonraki en büyük başyapıtı! Her yolu kullanarak istediği her şeyi elde eden toprak ağası, kötülüğün ta kendisi Pedro Páramo... Ölüm döşeğindeki annesinin -Marquezin Macondosuna esin kaynağı olacak- hayaletli köy Comalaya babasını aramaya gönderdiği Juan Preciado... Pedro Páramonun çocukluk aşkı, bütün ömrünce tutkuyla sevdiği Susanna San Juan... Ve hem Meksika edebiyatının hem de bütün İspanyolca edebiyatın temel taşlarından Juan Rulfonun tek romanı: Pedro Páramo.
Sizi alışılagelmişin dışında ,farklı mı farklı bir kitapla tanıştıracağım hanımlar ve beyler.Yalnız üzüntümü beyan ederek başlamak istiyorum.Kitabın 60 okunmasının olması beni bir hayli üzdü.(Sebebini incelemenin devamında anlayabilirsiniz) Kitap ülkemizde birçok ünlü yayınevi( Can,yky, doğan kitap)tarafından basılmış olmasına rağmen pek tutulmamıştır.Bunun sebebini eleştirmenler Türkiye’de yenilikçi kitapların tutulmamasına bağlıyor .Sahi her şey ülkemize geç gelmiyor mu zaten ?Kitap 1955'te yayımlanmış ilk kez TOMRİS UYAR tarafından 1955’te çevrilmiştir.Ve yine ilk basım ‘’De Yayınları’’ tarafından 1970 ‘te yapılmıştır.(Bendeki Doğan Kitap’ın ikinci basım 2013).
Aslında kitap ilk yayımlandığı zaman kendi ülkesinde de rağbet görmemiş.Eleştirmenler ve okuyucular tarafından dikkate alınmamış anlaşılmaz bulunmuş..Sebebi ise yazarın farklı yazım tekniği geliştirmiş olması.Latin Edebiyatında ilk kez bilinç akışı yöntemini kullanan oydu çünkü. 1970’li yıllardan sonra hak ettiği ilgiyi görmüş ve ödül üstüne ödül almış öyleki İspanyol Edebiyatının ikinci önemli eseri olarak kabul edilmiş.Hatta Marquez’ i öyle etkilemiş ki şuan en ünlü eseri olan ‘’Yüzyıllık Yalnızlık eseri’’ni ondan ilham almıştır.
İnternette yaptığım araştırmalar sonucunda Marquez’in kendi ağzıyla anlattığı şu pasaja rastladım:
Marquez zorlukla yazdığı kitabı ‘’Yüzyıllık Yalnızlık ‘’ kitabının yazılış sürecinden bahsederken ;bir arkadaşının bu kitabını verdiğini ve sen de yazdığını mı sanıyorsun bunu oku dediğini ve sonrasında kitabı okumaya başladığını ve bitirdiğini ardından tekrar okuduğunu ve hayran kaldığını söyler.Kitaptan okadar etkilenmiştir ki eserinde burda kullanılan hayalet köy Comala’yı ilham alır ve alıntı yapar.Marquez başta olmak üzere birçok yazara göre bu eser İspanyol Edebiyatının Don Kişot’tan sonra en önemli yapıtı bazı yazarlara göre ise en önemli.
Hasan ALİ Toptaş’ın ‘’Harfler ve notalar ‘’ adlı deneme ve okuyanarına mektuplar niteliği taşıyan kitabında tavsiyede bulunduğu 56 kitap içinde bu kitap da var desem? Hem de yazarın diğer eseri ‘’Kızgın Ova’’ da var bu listede. Fanatik Hasan Ali hayranlarına duyurulur.:)) https://www.soylentidergi.com/...inda-gecen-56-kitap/
Aynı zamanda Norveç kitap kulübünün seçtiği 100 kitap içinde.https://www.theguardian.com/...y/08/books.booksnews
BİTTİ Mİ? BİTMEDİ.
Jorge Luis Borges’ in seçtiği 74 kitap içinde. https://oggito.com/...74-kitap-06201730230

Tamam tamam yeter başka kanıt sunmayacağım uzun tutup sizi sıkmak istemiyorum bu yüzden kısaca yazarın hayatından bahsedeyim ( kısaca olacak :D)

Juan Rulfo (1918-19869) Meksikalı asıl mesleği fotoğrafçılık olan bir yazar.Birkaç eseriyle dünya edebiyatının önemli yazarları arasına girmeyi başarmış aynı zamanda sadece bu eseriyle bir sürü ödül almıştır. Büyülü gerçeklik akımının öncüsüdür kendisi.Latin Amerika’ bilinç akışı, geriye dönüş, bakış açısını kaydırma, iç monolog vs. gibi yazım tekniklerini ilk o kullanmıştır. Başta Marquez olmak üzere birçok yazarı etkilemiştir.Yazar küçük bir çocuk iken babası öldürülmüş annesi de kısa bir zaman sonra ölmüş ve yetimhanede büyümüştür. Belki bundan olsa gerek biraz melankoliktir, fazlasıyla sessiz.Sessiz ama çığlık çığlığa bağırıyormuş gibi.Bu eserini yazdıktan sonra 30 yıl yazmamış en önemli eserini yazarken tamamlayamadan ölmüştür. Ona göre yazmak çok mühim bir iştir bu yüzden çok uzun surede yazmıştır bu eseri de 130 sayfa olmasına rağmen. Yazarın hayatı hakkında ayrıntılı bilgi için http://www.artfulliving.com.tr/...nun-yuz-yili-i-11787

ŞİMDİ KİTABIN İÇERİĞİNE GELELİM.
Yazar kitabında yaşadığı dönemden kesitler vermiş.Ozamanlar Meksika’da iç savaş vardı.İnsanlar kırsal kesimden kentsel kesime göç ediyordu.Artlarında terkedilmiş, ıssız, hayalet köyler kasabalar bırakıyordu.Kitaptaki mekan(Comala) da böyle bir yer.
Yazarın edebi üslubu, düşle gerçeklik, gelecek ile geçmiş, ve içsel konuşmaların harmanlamasıyla oluşuyor.Yazar olay örgüsünü hazır olarak vermiyor, okuyucuya bırakıyor dizmeyi.Okuyucuyu zorlamayı tercih ediyor hatta şöyleki okurken kim gerçek kim ölü, hangisi gelecek hangisi geçmiş kafanız allak bullak olabiliyor.Sizden ricam okumadan önce sakın kitabın olay örgüsünü okumayınız, hazıra kaçmış ve kolay yolu seçmiş olacaksınız.Aman diyeyim bak tadı kaçmasın :))

Kitapta şunu da farkettim yazar kahramanların karakteri hakkında hiç yorum yapmıyor size bırakıyor yorumu.Siz karar veriyorsunuz hangi karakterin iyi ya da kötü zeki ya da aptal olduğuna.Biraz tuhaf geldi biliyorum zaten ben de ilk başta okurken sık sık geriye gidiyor tekrar okuyordum ama bittiği zaman anlamamış soru işaretleri ile kalmıştım kitabı bu yüzden bitirir bitirmez tekrar okudum bu beş gün zarfında. 130 sayfa olmasına rağmen zorlayan bir kitap ALLAH’tan kalın değildi :D Ayrıca filmi de var farklı aralıklarla birkaç kez uyarlanmış. Filmini de izledim beğendim ama Türkçe alt yazılı bulamadım İspanyolca izledim.Benim için önemli olan mekanı ve karakterlerin fiziksel özellikleriydi. Filmin fragmanını​ da şöyle bıraktım https://youtu.be/LsTCZR3sLwQ
Yazarın bu kadar iyi edebi üslubu varken hayatına bu kadar az eser sığdırmış olması üzücü. Kitap sessizlik içeriyor okurken kendinizi hüzünle sessizlik içindeymiş gibi buluyorsunuz.Ölüm size daha bir gerçek dışı, hayaletler size daha bir gerçek geliyor.
Açıkçası kitabı herkesin beğeneceğini düşünmüyorum, çünkü ilginç bir kitap ve ilginç olan şeyler herzaman basit bulunur.

Bir an önce okuyunuz, sizin gibi değerli okurların kütüphanesinde bulunması gerekiyor.Yazarın ‘Kızgın ova ‘eserini de alacağım. Keyifli okumalar diliyorum :))
-Her iç çekiş insanın yitirdiği bir yudum yaşamdır.

Yazmış Juan Rulfo. Çok az yazmasina rağmen bir kitaba sığdırmış tüm söylemek istediklerini.. Okudukça evet diyorum, Yüzyıllık Yalnızlık'tan sonra Meksika aşkı uyandıran ikinci kitap.

Sonra şöyle devam ediyor: -Sevdiğim bana bir mendil verdi Kenarları gözyaşıyla oyalı. .
Gabriel Garcia Marquez'in Yüzyıllık Yalnızlık kitabını okuduysanız ve sevdiyseniz eğer, Pedro Paramo'yu da muhtemelen beğeneceksiniz çünkü Juan Rulfo, Marquez'in en önemli ilham kaynaklarından biri. Marquez'in deyimiyle ilk dört kitabını yazmasının ardından tıkanan yolunu açan ve başyapıtı Yüzyıllık Yalnızlığı ortaya koyabilmesini sağlayan kitap Pedro Paramo. Söylenenlere göre Marquez, Pedro Paramo'yu o kadar çok sevmiş ki, kitabı defalarca kez okuyarak, kitabın sayısız yerini ezberden okuyabilir hale gelmiş.

Juan Rulfo, Carlos Fuentes ve Gabriel Garcia Marquez ile birlikte büyülü gerçekçilik akımının Latin Amerika'daki ilk temsilcilerinden, dolayısıyla aynı coğrafyanın bu üç ünlü yazarının kitapları arasında da çok sayıda benzerlik bulunmakta, özellikle de Pedro Paramo ve Yüzyıllık Yalnızlık arasında. Kitapta Juan Preciado adlı karakterin, annesinin ölümünün ardından, onun vasiyeti üzerine, babasını bulmak amacıyla annesinin köyü Comala'ya gitmesi anlatılıyor. Roman boyunca, Preciado'nun ve köydekilerin gözünden annesinin, babasının ve köylülerin, hayaletler eşliğinde, iç içe geçmiş hikayelerini dinliyoruz.

Latin Amerika edebiyatına ısınamadığım için, kitabı da pek sevemedim doğrusu. İnternette bu kadar olumlu yorumu dolanırken, kitabı sevemediğim için kendimden de utandım ayrıca. Ya doğru bir zaman değildi, ya da çeviri kötüydü diyeceğim ama benim okuduğum kitap Can Yayınları'nın Tomris Uyar çevirisiydi. Dolayısıyla ikinci seçenek geçerli değil sanırım. Fakat, Pedro Paramo ileride kesinlikle tekrar okuyacağım ve bir şans daha vereceğim bir kitap. Dediğim gibi Marquez ve Yüzyıllık Yalnızlık severler mutlaka seveceklerdir bu kitabı.
türkiye'de üç farklı yayınevinden (sırasıyla can, yky, doğan) basıldığı halde rağbet görmemiş bir juan rulfo romanı.

meksikalı romancı rulfo, sadece iki kitabıyla 2. dünya savaşı sonrası dünya edebiyatında ayrıcalıklı bir yer edinmiştir. ama gel gör ki ülkemizde adını duyana aşkolsun! aslında yayınevleri cevherin farkında, zira yapıtları üç büyük yayınevinden birden yayımlanan bir yazar ancak "klasik"'tir. evet rulfo bir modern zamanlar klasiğidir. sadece latin amerika'nın değil 20. yüzyılın en iyi yazarlarından biridir.

juan rulfo'nun tek romanı olan pedro paramo, ispanyolca edebiyatının don kişot ve yüzyıllık yalnızlık ile birlikte üç muhteşem romanından biridir tüm kısalığına rağmen (130 sayfa) . bu sadece şahsi kanaatim değil, aynı zamanda edebiyat dünyasında da sıklıkla dile getirilen bir durumdur. hatta latin amerika ülkelerinde don kişot dışındaki en iyi roman olarak bakılır pedro paramo'ya. zaten gabriel garcia marquez'in taptığı ve örnek aldığı bir yazar burada söz konusu. kaldı ki marquez, bu romanı satır satır ezberlediğini ve franz kafka'nın dönüşüm adlı romanından beri (ki dönüşüm romanının etkisiyle edebiyata yöneldiği biliniyor) bir kitaptan bu kadar etkilenmediğini söylemiştir. hatta yine kendisinin anlattığına göre yüzyıllık yalnızlığı yazdığı günlerde bir arkadaşının bir gece yanına gelerek önüne pedro paramo romanını fırlattığını ve "sen de roman yazdığını mı sanıyorsun" dediğini belirtiyor. romanı aynı gece bir çırpıda okur ve romandan bir cümleyi olduğu gibi yüzyıllık yalnızlığa ilave eder. bununla da sınırlı kalmaz marquez. yüzyıllık yalnızlığın geçtiği düşsel yer olan macondo'yu yaratırken rulfo'nun comala'sını örnek alır. efsanevi arjantinli yazar jorge luis borges ise bu yapıtı tüm zamanların en iyi romanlarından biri olarak selamlarken, bir başka büyük meksikalı yazar carlos fuentes'e göre latin amerika'nın en iyi romanıdır mevzu bahis olan.

gerçekten de rulfo'yu okuyanlar görecektir ki onun dili ve tekniği büyülüdür. tarzı sıradışıdır. gerçekle düş, dün ve bugün-tarih ve gelecek iç içedir. bir yanda azteklerden bu yana meksika mitleri, öte yanda cennet-cehennem tasvirleri durur. kısa cümlelerle yerinde ve ölçüsünde adeta kusursuz kullanılan roman teknikleri (özellikle iç monolog, bilinçakışı, bakış açısı kaydırma) onu farketmemizi sağlar. bu tarzıyla adeta bir fotoğrafçıdır rulfo, bu bakımdan julio cortazar'la da etkileşim içerisinde bulunduğunu söyleyebiliriz.

üç defa filme (bir tanesini geçtiğimiz yıllarda kaybettiğimiz efsane romancı carlos fuentes senaryolaştırmıştı), bir kez de tiyatroya uyarlanan pedro paramo daha önce bahsettiğim üzere yaşayan 100 büyük yazara sorularak oluşturulan dünya tarihinin 100 büyük yapıtı listesine girmeyi başarabilmiş bir romandır.

film : http://www.imdb.com/...8/?ref_=fn_al_tt_1

http://www.youtube.com/watch?v=ggszth_hwpu

içlerinde pedro paramo'nun da olduğu 100 büyük edebi yapıt : http://en.wikipedia.org/..._books_of_all_time

juan rulfo hakkında çeşitli görüş ve bilgiler : http://en.wikipedia.org/wiki/juan_rulfo
Latin Amerika edebiyatı eserlerini okuyunca nedense Türk edebiyatı eseri okuyormuş gibi benzerlikler görmeme neden oluyor. Tabi her yazar için ayni şey söz konusu değil. Ama bu kitabindan dolayi Juan Rulfo bu benzer yazarlar listemde en ust sirada ki yerini aldı. Coğrafya farklı , insanlar farklı ama yaşananlar hep aynı.

Kitabın konusu Pedro Paramo Meksika da zorla, haydutlukla kötülükle elde ettiği toprak ağası yaptığı köy de köylülere karşı yapmış olduğu haksızlıklar ve baskının sonucunda yaşananları, yaşamış olduğu Aşkı ve bu Aşk' in neticesinde psikolojisinin ona etkisini anlattığı, Meksika ' da o dönem yaşanan bir çok olaya özellikle devrim için olan olayların sebebini ortaya koyan kısa ama etkileyici bir eser.

Juan Rulfo, Carlos Fuentes ve Gabriel Garcia Marquez ile birlikte büyülü gerçekçilik akımının Latin Amerika'daki ilk temsilcelerindendir. Latin Amerika edebiyatı sever bir okuyucuysaniz mutlaka tavsiye ederim.
Ve uzun zamandır merak ettiğim Latin Amerika edebiyatının basyapitlarindan biri olarak anilan Pedro Paramo'yu nihayet okudum bitti. Ben okurken çok bölünmek zorunda kaldığım için olay örgüsünü oturtmakta zorlandim. Bu yüzden kesintisiz ya da en azından az kesintili ve dikkatli bir okuma gerektirdiğini baştan belirteyim. Zaten kısa bir kitap olduğu için kesintisiz okunabilir.

Hikaye Juan Preciado'nun annesinin ölümünün ardından babası Pedro Paramo'yu bulmak üzere Comalo'ya gidisi ile başlıyor. Pedro Paramo kötü bir toprak ağası ve sehir halkından intikamını kollarını kapatip onları açlığa terkederek alıyor. Arafta kalan kahramanlar, mezarlarında konuşup sohbet edenler, ölü mü diri mi olduğu belli olmayan karakterler ile kitap gerçekten ilginç ve okunmaya değer. Ben bu kitabi hakkini vererek okuma umidiyle yeniden okumak üzere bir kenara ayırıyorum. Keyifli okumalar. . .
Gabo'nun esin kaynağını sonunda bitirdim. Yüzyıllık Yalnızlık'ta, Pedro Paramo'dan esinlenme olduğu aşikar. Gerçeküstü yazında da daha önce hiç rastlamadığım kadar orijinal.

Pedro Paramo gerçeküstü akım ve zaman kaymalarına alışkın olmayanlar için zor bir kitap. Zamanda ve karakterlerde inanılmaz hızlı geçişler var. Geçmiş mi gelecek mi ayırt edebilmek için zaman zaman belli bölümleri tekrar okudum açıkçası. Hikayeyi anlatan karakter sayısı da oldukça fazla. Zaman geçişi gibi karakter geçişini de anlamak güç olabiliyor. Çok uzun bir kitap değil ancak çok fazla karakter var, kimin kim olduğu zaman zaman unutulabiliyor. Yüzyıllık Yalnızlık'taki gibi bir aile ağacı olsaymış faydalı olurmuş :)

Gabo severler için Juan Rulfo'yu tanımak ve okumak çok önemli bence. Bu kadar değerli yazarların kitaplarını okumak keyif veriyor. Ova Alev Alev'i de çok merak ediyorum.

Yaşasın hispanik yazarlar :)
Biz ne yapacağız bunlarla
Bu kadar benzer acıları bu kadar farklı dillerle anmayı/anlamayı
Peki ya bu İspanyolların içmeden sarhoş olmalarını, bilinç akışı tekniğini kullanacağız diye bilincimize etmelerini napacağız?
Peki sen edebiyat ne menem bir şeysin sen, asıl seni napacağız dünyanın iki ucundan bambaşka alemleri yakasından çekiştirmelerini
Okuyunuz efendim Marquez seviyorsanız hele bayram ediniz...
Hükümete ve sizin gibi adamlara karşı ayaklandık, çünkü dayanamıyoruz artık. Hükümetin tutar yanı yok; hepiniz madrabaz, aşağılık adamlarsınız. Hükümet hakkında daha fazla konuşmayacağım, bundan sonra kurşunlarımızı konuşturacağız çünkü.
Juan Rulfo
Sayfa 73 - Can Yayınları
''Herkes aynı yolu seçiyor. Herkes çekip gidiyor.'' Ardından, düşüncelerini bıraktığı yere geri döndü.
- Susana - dedi. Sonra gözlerini kapattı - Senden geri dönmeni istedim.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Pedro Paramo
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
132
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050905090
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Pedro Páramo
Çeviri:
Süleyman Doğru
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
İspanyolcanın Don Quijoteden sonraki en büyük başyapıtı! Her yolu kullanarak istediği her şeyi elde eden toprak ağası, kötülüğün ta kendisi Pedro Páramo... Ölüm döşeğindeki annesinin -Marquezin Macondosuna esin kaynağı olacak- hayaletli köy Comalaya babasını aramaya gönderdiği Juan Preciado... Pedro Páramonun çocukluk aşkı, bütün ömrünce tutkuyla sevdiği Susanna San Juan... Ve hem Meksika edebiyatının hem de bütün İspanyolca edebiyatın temel taşlarından Juan Rulfonun tek romanı: Pedro Páramo.

Kitabı okuyanlar 93 okur

  • Gülşah Şahin
  • Zeynep Pınar
  • kırmızıkurnaztilki
  • Anksiyete
  • Tacenda
  • erdijrk
  • Başar Yıldırım
  • Eda Gülberk
  • Salih
  • Era

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%18
25-34 Yaş
%52
35-44 Yaş
%14
45-54 Yaş
%10
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%55.8
Erkek
%44.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%24.4 (10)
9
%14.6 (6)
8
%22 (9)
7
%17.1 (7)
6
%17.1 (7)
5
%2.4 (1)
4
%0
3
%2.4 (1)
2
%0
1
%0