Tahmini Okuma Süresi:
7 sa. 37 dk.
Sayfa Sayısı:
269
Basım Tarihi:
Ocak 2026
İlk Yayın Tarihi:
Ekim 2007
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Orijinal Dil:
Türkçe
Orijinal Ülke:
Türkiye
ISBN:
9789750505386
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·269 syf.··
2023 23. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2023 23:37
MUSIKİNİN ROMANIDIR SUSKUNLAR… Bu kitaba nerden başlasam yarım, ne söylesem eksik kalır. Kitap; Yegah , Dügah , Segah olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Bunlar Türk müziğinde makam ve aynı zamanda (re -la-sibemol) seslerininde karşılığıdır. Her bölümde yazarımız farklı kişilerin yer aldığı birbirinden bağımsız gibi görünen kurgulara yer vermiş. Postmodern anlayışla yazıldığı için arada kafa karışıkları yaratsa da yazar sonlara doğru karakterleri ustalıkla birbirine bağlamıştır. Tahmini Sultan Ahmet han devrinin sonraki dönemlerini takip eden bir dönemde konstantiniyede yaşanan fantastik diyebileceğimiz masalımsı bir olay ele alınmaktadır. Mehter takımında kös tokmaklayan cimri mi cimri kalın musa…Kalın musanın çalgılı bir meyhane işleten fedakar kardeşi muhayyer hüseyin… kalın musanın kemençe üstadı saf ve hasta oğlu veysel….onun oğulları olan,aşkı için büyü yapılmış saz semaisindeki gizemi çözmesi gereken davut…sessizliği sessizce dinleyen eflatun…güzeller güzeli uğruna ölünen öldürülen aşkın sesi ve makamının ismini taşıyan Neva…Neyzen üstadı galata mevlevihanesi şeyhi ibrahim dede… iyiliği temsil ettiğini düşündüğüm neyzen batın dede… Hz isayı temsil eden oğlu zahir…şeytanın tanrıyla ve insanla hesaplaşmasını temsil eden tağut ve oniki parmaklı cüce vb…kitabı soluksuz okumanızı sağlayacak karakterler ve olağanüstü betimlemeler sayesinde kendinizi konstantiniye sokaklarında yürüyormuşsunuz gibi hissettiriryor. Ayrıca türk müziğini en ince detaylarıyla işlediği için kendimi konservatuar dönemlerime türk müziği dersindeymişim gibi hissettirdi.Kimilerine dili ağır gelebilir eski türkçe yoğun kullanılmış ama öyle bir akıyorki, nasıl okuduğunuzu anlamıyorsunuz. Bu nasıl bir bilgi birikimi nasıl bir külliyat? Gerçekten hayran kaldım. Ayrıca benim yazarla ve bu kitapla
Suskunlarİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202611,8bin okunma
10/10
·269 syf.·
Beğendi
·
2018 12. kitabı
"Belki de susmak, gerçeği anlatmanın tek yoluydu." İhsan Oktay Anar'ın okumuş olduğum ikinci kitabı olan "Suskunlar" tek kelimeyle "olağanüstü" bir kitap. Karakter ve mekan tasvirleri mükemmel. Kurgu şaşırtıcı ve kusursuz. Her ne kadar Osmanlıca kelime fazla olsa da anlatımı akıcı ve insanı sarıyor. Yazarın anlatımında en sevdiğim nokta ise mizahi ögeleri çok güzel kullanması. İhsan Oktay Anar için "Modern Zaman Masal Anlatıcısı" tabirini boşa kullanmamışlar. Anlatımında masal içinde masallar var. Bir büyük masal var ve bu masalın içinde onlarca küçük hikaye anlatıyor yazar. Sonra da bu küçük hikayeleri kusursuz kurgulayıp bu fantastik romanı ortaya çıkarıyor. Kitap, adını musiki makamlardan alan Yegah, Dügah ve Segah adlı üç bölümden oluşuyor. Osmanlı İmparatorluğu döneminde geçen ve dönemin Musiki anlayışını işleyen roman, bir taraftan sürükleyici bir hikaye sunarken diğer taraftan tasavvuf,mevlevilik ve Türk musikisi adına bilgilendirici bir içerikte sunuyor. Kitabın konusu biraz karışık, ne desem sürpriz kaçırır. O yüzden fazla detaya girmeyeceğim.Ama kitapta, felsefe, dram,mizah ve gerilim dahil olmak üzere bir çok tarz güzel bir şekilde harmanlanmış. Romandaki olaylar Osmanlı İmparatorluğu döneminde geçmektedir. Kitap, bir yandan dönemin musiki anlayışını ve musiki cemiyetlerini ele alırken bir yandan da gelenekçi İslamın yanlışlarından bahsediyor.Yani müsikinin haram, tasavvufun günah olduğu söylenen dönemleri de eleştiriyor. Ana karakterimiz Eflatun'u çok sevdim, ama bir karakterimiz var ki Kalın Musa, ona da çok güldüm. Kitapta bir şey dikkatimi çekti.Öyle ki kitapta kadın karakter hiç yok.Yazarın ilk okuduğum Puslu Kıtalar Atlası'nda da kadın karakter yoktu.Sonra kısa bir araştırma yaptım.Bu soru yazarımıza sorulmuş ve yazarımız şu ilginç cevabı
Suskunlarİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202611,8bin okunma
Keşke konuşsalar
2/10
·269 syf.··
2022 51. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Ekim 2022 18:52
Bu kitapla ilgili inceleme yapmadan önce bir şöyle göz gezdireyim dedim bakalım okuyucu kitlesi neler yazmış diye . Genel intiba ise eserin çok iyi olduğu ile ilgili .Olumsuz denebilecek (ki onlarda ufak tefek ) bir elin parmağını geçmeyecek sayıda yorum var sadece . Sonra oturdum düşündüm bu kadar okuyucunun bulupta benim denk gelemediğim o güzelliğini ortaya koyan sır ne diye ve yine kendimce bulduğum yanıtsa bu eserin tamamen bir manipülasyondan ibaret olduğu . Deyim yerindeyse (benim düşüncemdir) bu kitap tam bir fiyasko . İhsan Oktay ANAR ‘ın yıllar önce okuduğum iki eseri olan Puslu Kıtalar Atlası ve Amat hakkında şimdi içeriklerini pek hatırlamasanda olumlu bir intibaya sahiptim . Fakat Suskunlarda bunun tam aksi fikirdeyim . Bunları da dilim döndüğünce affınıza sığınarak burada paylaşmaya çalışacağım . 1. Yazarın yani eserin dili gereksiz süslü ve ağdalı olmuş . Yer yer okuyucu sıkar seviyeye gelen bu dil okuyucunun düşünmesine engel olacak seviye kadar uzanıyor . Yazar bir sürü eski ,kullanımı kalmamış ve kesinlikle Türkçe olmayan kelimelerle okuyucuyu manipüle ediyor . Okur ister istemez ben anlamıyorum fakat evet burda iyi bir şeyler var demeye getiriliyor . Halbuki böyle bir şey yok . Örnek vermek gerekirse sayfa 123 ten bir alıntı paylaşacağım. Bu sazdan üflenen nağmeler, sırrın ufûlevî vüsafâsı olan ehl-i vukuf füsûnkârların bezediği o vâsî füseyfisâda raks ve vüsûb eden vüsemâ gibi birer üfkûhe idiler.Ama füsûs ki, üflendikçe gönüllerdeki menhûs ufûnetin üfûl olduğu , bu füyûz dolu , tabiî bir vüs ve vüs’at taşıyan nefesler , hangi yusuf-ı kalbîden nasıl hâsıl olur diye sanki , fusûl-ı erbaa teessüf ediyordu . Üflenenler adeta , Şems’in üfûl ettiği ufka gönderilen canlardan ibâret bir demet vüfûd idiler . (Bu kadar eseri beğenen okurun bu satırları
1000k
Suskunlarİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202611,8bin okunma
Puan vermedi·269 syf.··
2026 36. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 15:54
Suskunlar, sadece bir roman değil; adeta sessizliğin içindeki o kadim müziği duyabilme çabası. Kitabı okurken kendimi Eflatun’un peşinde, o efsunlu makamların arasında dolaşırken buldum. Anar, kelimeleri öyle bir ustalıkla raks ettiriyor ki, bir noktadan sonra okuduğumun bir metin olduğunu unutup, Galata’nın kuytu köşelerinde bir hayalet gibi geziniyorum. Nefesin sese, sesin musikiye, musikinin ise mutlak bir sükûnete evrilişini izlemek; insanın ruhunda tarif edilemez, hem huzurlu hem de hüzünlü bir tortu bırakıyor. Bu yolculuk insanın kendi içindeki o büyük boşluğu sema ile doldurma arzusuyla yıkanmış gibi. Zahir ile batın arasındaki o ince çizgide yürürken, her sayfada aslında "hakikat" dediğimiz şeyin o kadar da uzak olmadığını, sadece dinlemeyi bilmek gerektiğini anlıyorsunuz. Kendi iç sesimin gürültüsünden kaçıp, bu kitabın o ağırbaşlı ve derin sükûnetine sığınmak bana çok iyi geldi. Bitirdiğimde sanki uzun bir uykudan uyanmışım gibiydi; ama içimde hâlâ o musikinin ince bir yankısı sürüyordu. O ince musikinin peşine düşmek isteyenlere şimdiden keyifli okumalar diliyorum.
Suskunlarİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202611,8bin okunma
İnsan biraz herkes,biraz hiçbiridir.
Puan vermedi·269 syf.·
2021 20. kitabı
Yazarımız bu eserini tarih(osmanlı tarihi),tasavvuf,fıkıh,musiki ve semavi dinlerin kutsal kitapları(Tevrat,İncil,Kuran)çevresinde kurgulamış. Okur bu kitabı okumak istediğinde eğer genel bir bilgisi yoksa yukarıdaki paragrafta bahsedilen ilimler hakkında bir kurgu roman okuyor olsa bile fikir sahibi olacaktır çünkü bu kitap ansiklopedik bir roman.. Kitaba konu olan olaylar 3.Ahmet zamanında yani meşhur Lale Devri diye dönümlenmiş zaman diliminde geçiyor.Osmanlı tarihinin o hani şatafatlı ,lüx ve debdebeli olarak anlatılan,Osmanlının savaşlara son verip içine kapandığı,saraylar ,köşkler ve lale bahçeleri yaptığı dönemde geçen bir konuyu ele alıyor.Lale devriyle örtüşen bir konu ve Osmanlının müzik bağlamında eğlence hayatı anlatılıyor aslında.. Kitabı okurken satır aralarında yoğun olarak düşünmeye başlıyor insan ,sona geldiğinde de artık karar veriyor okuyucu,bu kitabı yazan kişi aynı zamanda Osmanlı Klasik Dönem Eğlence Anlayışı üzerine bir makale,tez yazabilecek yetkinlikte.. Öykümüzün şehri İstanbul ve mekanlar Galata Mevlevihanesi(Karaköyün yukarısı yani tünel girişi), Çemberlitaş,Ayasofya..Öykü boyunca İstanbul’u bilenler için zaman kapsülü içerisindeymişcesine adeta sevdiğiniz şehiri geziyor gibisinizde… Öyküyü okurken madde ve ruh âlemi arasında sık sık geçişler yapıyoruz kahramanların serüvenleri boyunca ve kitap içinde bir zamanlar Hayalet Avcıları çizgi filmini izleyenlerin anımsayacağı sahneleri aratmayacak kadar başarılı kurgulanmış hayalet yakalama sahneleri de mevcut.. Öykünün temposu hiç düşmüyor diyebilirim.. İhsan Oktay Anar’ın bu kitabı içerisinde de kadın olgusu belli bir şahsiyet üzerinden anlatılması tercih edilmemiş.Kadın ya Avrat Pazarı’nda satışa çıkmış,ağzı burnu , kaşı yerinde,edalı bakışlı bir Çerkez güzeli ya da Kuran’da
Edebiyat
Suskunlarİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202611,8bin okunma
"Sussam Gönül Razı Değil"
Puan vermedi·269 syf.··
2021 9. kitabı
Her şeyin zıttı ile kaim olduğu şu âlemde, Suskunlar’ı anlatabilmek için konuşması gerekiyordu birilerinin. Bu maksadı hâsıl eylemek niyetiyle aldım sazı elime. Sâkitini, kimi zaman dilsiz şeytan kılan kimi zamansa Hakk’a ulaştıran sade ama çetrefilli ‘susmak’ eylemi üzerine temellendirilmiş olan bu kitabı konuşmak zor olacak. Biliyorum, “söylesem tesiri yok” ama “sussam gönül razı değil.” Kitabın; Yegâh, Dügâh ve Segâh adlı üç bölümden oluştuğunu söylemem, sanırım musikî ile ne kadar hemhal olduğunu anlamamıza kâfi gelir. Fakat bu konuya değinmeden evvel yazarın kitap boyunca ustalıkla kullandığını düşündüğüm iki öğeden bahsetmek isterim: Bunlardan biri betimleme, diğeri ise ironi. Yazarın, kitap boyunca beş duyuya birden hitap eden kuvvetli betimlemeleri hayranlık uyandırıcı. Sözgelimi, anlatılan bir çarşı kalabalığını sadece okumuyor tıpkı oradaymışçasına tüm coşkusuyla yaşıyorsunuz. Kâh kırmızı serpuşlu Yahudi bir tüccarla göz göze geliyor kâh denizden henüz çekilmiş ağlardan alınıp tezgâhlarda teşhir edilen taze balık kokusu karışıyor soluğunuza kâh başındaki tepside rengarenk macun satan sıska oğlanın gül macununun tadını duyumsuyorsunuz. Bir yandan göbeğiyle aranızda sadece birkaç santim olan şerbetçinin belindeki kemere asılmış gümüş tasların 'tın tın' sesleri kulağınıza dolarken beri yandan bozuk mallarını satmaya ant içmişçesine bağıran envai çeşit çığırtkan satıcının sağlı sollu doldurduğu çarşıyı kimseye çarpmama ihtiyadıyla telaş içinde arşınlıyorsunuz. Yazarın ustaca bulduğum bir diğer yönü ise kitaba baştan sona hakim olan İronik yaklaşımı. Yazar bu yaklaşımını bilhassa taklidi imandan tahkiki imana ulaşamamış, dogma inançlara sahip kesim üzerinden sergiliyor. Örneğin, verdiği vaazda okuduğu âyetin etkisiyle döktüğü gözyaşları henüz kurumadan
Suskunlarİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202611,8bin okunma
Puan vermedi·269 syf.··
2025 50. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2025 17:28
Bu hayatta çok mutlu olduğum şeylerden biri, çok güzel kitaplar okumak. Bu kitapla da bu mutluluğu iliklerime kadar yaşadım. Bütün vücudum ve ruhum kitaptan aldığım bu edebi zevk ile kuşandı. Tüm bu heyecan veren duyguları kitabına/kitaplarına yerleştiren yazar İhsan Oktay Anar’a çok teşekkür ediyorum. Kitaptaki olaylar, Kostantiniyye’de kendi halinde yaşayan müzik erbabı neyzen Eflatun’u bekleyen bir dizi olaylar çerçevesinde gelişiyor. Kitabın baş karakterlerinden Eflatun ve kardeşi Davut’u bekleyen birtakım kehanetlerin sırrı, kitabın sonuna doğru açıklığa kavuşuyor. Kostantiniyye sokaklarında dolaşan bu sırra erişmek için harekete geçen yalnız Eflatun ve Davut değil. Bu sırrın ardına düşen birtakım kötücül güçler de var ve bu kötücül güçlerin bu sırra erişmek için çevirdiği entrikalar da kitaptaki esrarengiz olaylara dahil. Burada çok yüzeysel bahsettiğim kitabın konusu, oldukça derin anlamlara sahip ve anlattığımdan çok daha fazlasını içeriyor. Ne demek istediğimi kitabı okuyunca daha iyi anlayacağınızı düşünüyorum. Ayrıca kitap çok zengin bir kitap ve yazarın kendisi de o kadar zengin bir donanıma sahip ki, bunları kitaplarında oluşturduğu o büyüleyici evrenlerde görebilirsiniz. Yazarın bu büyüleyici zenginliğinden nasibini alan bu kitap, temelde müzik ile beraber, tarih, din, astroloji, tıp gibi alanlardan da beslenerek zenginliğine zenginlik katmış. Kitaba dair bir diğer zenginlikte, yazarın eşsiz kalemiyle dili ustalıkla kullanması. Öyle ki, kitabı okurken, Osmanlı döneminde geçen bu hikayede, yazarın o dönemde yaşayıpta günümüze gelmiş olmasından şüphelendim. Yazarın bu ustalığının sonucunda, ben de, okuyucu olarak kendimi Osmanlı’nın İstanbul’unda hissettim ve bu histe, benim için kitabın etkileyiciliğini arttıran bir unsurdu hiç kuşkusuz. Kitabın
Edebiyat
Suskunlarİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202611,8bin okunma
Suskunlar
Puan vermedi·269 syf.··
2023 134. kitabı
·
53 günde okudu
·
Okunma: 02 Kasım 2023 21:54
Suskunlar #kitapağacı #izmir ekibimin eylül ayı kitabıydı. Kitap Dünyam Serkan hocamızın YouTube "daki #ihsanoktayanar okuma rehberi videosunda sıklıkla kullandığı bir ifadeyi kullanayım: Puslu Kıtalar Atlası 'ndan sonra #suskunlar romanına da "âşık oldum" ben de. Yine muhteşem bir kurgu vardı. Baş döndürecek cinsten. Bir an bile hız kesmeden ilerleyen muazzam bir olaylar zinciri. Geniş bir şahıs kadrosu ki tip ve karakterler birbirinden renkli. Zaman, Sultan II. Ahmed'in hüküm sürdüğü yıllar. 17. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu zamanları. Mekân, İstanbul 'un farklı farklı muhitleri. Bu yapı unsurlarını kuyumcu titizliğiyle motif motif işleyen, hem dile hem kurguya hâkim, felsefe hocası bir yazar... Zahirde akıp giden olay örgüsünün altına pek çok alt metin, pek çok telmih ve gönderme yerleştiren bir üstat... İhsan Oktay Anar , kutsal kitaplara da son derece hakim. Eserinde Tevrat'a, İncil'e, Kur'an -ı Kerim'e, Hz. İsa'ya ve On İki Havarisine, Habil ile Kabil'e, kâinatın yaratılışına, felsefe ve tasavvufa bolca gönderme yapmış. Aşk, insan-nefis/ şeytan mücadelesi, musiki, Mevlevîlik, Hristiyanlık, psikoloji, tarih, Osmanlı gelenekleri, kahinlik, büyücülük gibi pek çok konu işlenmekteydi. Yazarın zekâsına ve mizah yeteneğine bir kez daha hayran kaldım. İroni yaptığı satırlar hep gülümsetti. Şiirde kullanılan aliterasyonu ( aynı ünsüz harfleri ahenk sağlamak için sıkça tekrarlamak) eserin pek çok yerinde kullanmış, eseri bir musikî parçası gibi kurgulamış. Bölüm adları bile musikî makamları ile adlandırılmış. Aynada yazarın görünmesi #janvaneyck 'in #arnolfinininevlenmesi tablosuna bir gönderme olmuş. Ne de güzel olmuş. Tabloyla ilgili ayrıntıları internetten öğrenebilirsiniz. İlginç bir sanat eseri o da. İhsan Oktay Anar, gerçekten takdire şayan bir yazar. Medar-ı iftiharımız edebiyatımız
Edebiyat & Roman
Suskunlarİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202611,8bin okunma
Belki de susmak, gerçeği anlatmanın tek yoluydu.
8/10
·269 syf.··
2022 8. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 22 Aralık 2022 13:31
nereden, kimden geldiğini bilmediğim, yıllarca kitaplığımda okunmayı bekleyen ve beni ihsan oktay anar’la tanıştıran kitap suskunlar. esasen kitapta eleştirilecek nokta, bilhassa noksanlık çok. en başta “eflatun rengi hayaller kuran bir ‘suskun’un sözleridir, bu roman.” diye başlayan kitabın tanıtım yazısını okuduysanız eğer, sakın romanda bu suskunun başrol oynadığını düşünmeyin. kitabın hemen her bölümünde öyle ani geçişler var ki, değişen kahramanlar, değişen olaylar insanı afallatıyor. evet, yazar kitabın sonunda tüm olay ve kahramanları bağlamaya çalışmış. ama yetmiş mi? bence hayır. suskunlar tam olarak neyi ve kimi anlatıyor sorusuna bir cevap verilebileceğini düşünmüyorum. ve tabi kitabın sonuna geldiğimizde yer yer okuduğumuz bölümler veya kişiler hakkında ‘iyi de ben bunu ne amaçla okudum?’ sorusu da cevapsız kalıyor. ikinci nokta ki okuyucuyu en çok yoracak kısım bu olsa gerek, bilhassa kitabın ilk bölümünde okurun okuduğunun yarısını anlayamayacak kadar ağır bir dil kullanılmış. ama ne yalan söyleyeyim müzik gibi kitap, (bknz. “tak tak tammeleri ile köszenler tokmakları vurup tumturak ile kösleri tokur tokur tokurdatıyorlar, tokmaklarını sanki kafirin beynine indirmek için ta yukarı kaldırıp köslere acımasızca darp ederlerken; çevganiler ise çın çın çıngırakları çınçılan misali çıngır çıngır çıngırdata çıngırdata sallarlarken..”) sayfalar ilerledikçe ritme alışıyorsun, yazar da yorulmuş olacak ki günümüz türkçesine dönüyor zaten. peki kitapta güzel olan ne? benim için öncelikle ihsan oktay anar’ın dolu dolu aktardığı potansiyeli. böylesine geniş kelime haznesi, osmanlı tarihi, müzik ve semavi dinler ki özellikle islamiyet hakkında böylesine kültürel birikimi bir arada görünce hayran olmadan edemiyor insan. kurgulama yeteneğiyle size sayfaları
Edebiyat
Suskunlarİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202611,8bin okunma
7/10
·269 syf.·
Beğendi
·
2024 63. kitabı
#OkudumBitti #Suskunlar #İhsanOktayAnar #İletişimYayınları Yazarın daha önce Puslu Kıtalar Atlası'nı okumuştum,ikinci kitap Suskunlar oldu. Ne Suskunlar ama adeta kelimelerle dans ediyor İhsan Oktay Anar. Modern masal anlatıcısı adının hakkını veriyor. Sizi oradan oraya savuruyor kitap. Dümdüz giderken birden duvara tosluyorsunuz. Hayal mi gerçek mi düş mü, ne ola ki bunlar? "Eflatun rengi hayaller kuran bir " suskun" un sözleridir bu roman. " Kitap müzikte makam olan Yegah, Dügah, Segah adlı üç bölümden oluşmakta. Her bir bölüm farklı isimlerden oluşsa da hepsinin birbiriyle bağlantısı var. 17. yüzyılda İstanbul'da geçmektedir olaylar. Kalın Musa(cimri, aldığı emekli maaşını bile ailesinden saklar, kardeşine yıkılır), meyhane işleten kardeşi muhayyer Hüseyin, oğlu Veysel, torunları Davut ikizi Eflatun. Ailenin tamamı müzikle uğraşmakta. Eflatun dilsizdir, kulağına sürekli bir ses gelir, ses onu çağırmaktadır. Bulunduğu yerden çıkıp sesin geldiği yöne gitmeye çalışır, bu yolda başına neler neler gelir. Bir de güzeller güzeli Neva vardır, gören göz aşık oluyor. Onun uğruna besteler yapılıyor, musiki adamları öldürülüyor. Bu kitap anlatılmaz okumanız gerekir. Bazı yerlerde eski Türkçe kullanılsa da anlam bütünlüğü bozulmuyor. Su gibi akıp gidiyor. Bu eseri mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Kitapla kalın sevgili arkadaşlar.
Suskunlarİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202611,8bin okunma

Yazar Hakkında

İhsan Oktay AnarYazar · 9 kitap
İhsan Oktay Anar, Türk roman ve hikâye yazarıdır. Lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimini Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde tamamladıktan sonra, aynı bölümden 2011 yılında öğretim üyesi olarak emekli oldu. 1995 yılında yayımladığı Puslu Kıtalar Atlası isimli ilk romanı, yirmiden fazla dile tercüme edildi ve hem içerik hem biçim olarak pek ilgi görüp beğenildi. Efrâsiyâb'ın Hikâyeleri adlı romanı da İngiltere'de tiyatro oyunu olarak uyarlandı ve sahnelendi. Anar, 2009 yılında Erdal Öz Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü. Hayatı; İhsan Oktay Anar, 1960 yılında İstanbullu bir ailenin en küçük çocuğu olarak Yozgat'ta dünyaya geldi. Babası Mehmet Sait Bey, TEKEL'de müskirat eksperi, annesi Bedia Hanım ise memurdur. Süheyla ve Füruzan adlarında iki ablası vardır. Anar'ın ataları, 1893'te Kazan'dan İstanbul'a gelmiştir. Büyükbabası Abdullah Almaçov, ilahiyat tahsili yapmak için Fatih Medresesi'ne gitmiş ve burada müderrislik yapmıştır. 3 Mart 1924'te, Tevhîd-i Tedrîsât Kanunu ile medreselerin kapatılması sonucu medreseden ayrılmıştır. İstanbul'a yerleşen Anar'ın büyükbabası, Soyadı Kanunu ile "Anar" soyadını almıştır. İhsan Oktay, bu olayı şöyle anlatır: "...Anar soyadını amcam bulmuş. Amcam bir Rum kadınına âşık olmuş, ama kadın ona karşılık vermemiş ve 'Seni hiç unutmayacağım, daima anacağım.' adında (anlamında) Anar soyadını seçmişler..." Anar, babasının mesleği gereği ilk ve ortaokulu İstanbul'da okumuş; lise çağlarında İzmir'e taşınmıştır. Burada Karşıyaka Erkek Lisesi'ne başlamış ancak tamamlayamadan okuldan atılmıştır ve lise eğitimini Akşam Lisesi'nde tamamlamıştır. Akşam Lisesi'nde eğitim almaya başlayan Anar, gündüzleri tabela boyamaya başlamış; bu işi üniversiteye kadar devam ettirmiş ve üniversiteyi kazandıktan sonra da bırakmıştır. Lise eğitiminden sonra Ege Üniversitesi Felsefe Bölümü'ne devam eden Anar, askerlik görevini ertelemek için aynı üniversitede yüksek lisans eğitimine devam etmiştir. 1995 yılında askerliğini teğmen olarak yaptı ve Kuzey Irak Harekâtı'nda görev yaptı. Yüksek lisans sonrası Ege Üniversitesi Felsefe Bölümü'ne araştırma görevlisi olarak atandı ve 2011 yılında emekli oldu. Anar, felsefe bölümü öğrencisi olan Özlem Hanım ile 1999'da evlendi. Okuldan çok kütüphaneye giden Anar, bu nedenle Karşıyaka Erkek Lisesi'nden atılmıştır. Çalışmalarını roman alanında yoğunlaştırmış ve 2018 itibarıyla toplam yedi romanı yayımlanmıştır. Anar'ın 1991'de yazdığı ve yayımlatmak için dört sene boyunca çeşitli yayınevleriyle görüştüğü Tamu adında yayımlanmamış bir romanı da mevcuttur. Romanları genellikle göndermeler içermektedir. Kabaca birkaç örnek vermek gerekirse; ''Amat'' romanındaki İsrafil adlı çocuğun gemi borazancısı olup diriliş düdüğünü çalışı, kıyamet günü Sûr'a üfleyecek İsrâfil'i; alt ambar ise toprak altını ve kabiri sembolize etmektedir. Anar'ın ilk hikâyesi, Mor Köpük dergisinde yayımlanan "Kâfirler İçin Apologia"dır. Aynı dergide, 1985 yılında "Rabnûmâ" başlığıyla bir diğer hikâyesi daha neşredildi. "Yavuz Sultan Selim Han Efendimizin Çaldıran Meydan Muharebesi" başlıklı hikâyesi, Yapı Kredi Yayınları (YKY) tarafından çıkarılan Kitap-lık dergisinde yayımlandı. Yiğit Değer Bengi tarafından hazırlanan 1002. Gece Masalları adlı kitapta "İnşaat İşçisi Rıfkı'nın Dehşet Verici Akıbeti" isimli bir öyküsü yer aldı.