Suskunlar

8,7/10  (373 Oy) · 
983 okunma  · 
300 beğeni  · 
6.228 gösterim
Eflâtun rengi hayaller kuran bir "suskun"un sözleridir, bu roman. İşittiğini gören, gördüğünü dinleyen, dinlediğini sessizliğin büyüsüyle sırlayan ve tüm bunların görkemini hikâye eden bir adamın alçakgönüllü dünyasına misafir olacaksınız, satırlar akıp giderken. O ise, muzip bir tebessümle size eşlik edecek, sessizce... Sayfaları birer birer tüketirken, benzersiz erguvanî düşlerin "gerçekliği"nde semâ edeceksiniz ve bu düşlerden âdeta başınız dönecek.

Hayat kadar gerçek, düş kadar inanılmaz bu dünyanın tüm kahramanlarının seslerini duyacak, nefeslerini hissedeceksiniz. Çünkü Suskunlar, sessizliğin olduğu kadar, seslerin ve sözlerin, yani musikînin romanıdır. Sonsuzluğun derin sessizliğinin "nefesini üfleyen" ve ona "can veren" bir adamın hayallerinin ete kemiğe bürünmüş kahramanları, en az sizler kadar gerçektir; ya da siz, en az onlar kadar bir düş ürünü... Bağdasar, Kirkor, Dâvut, Kalın Musa, İbrahim Dede Efendi, Rafael, Tağut, Veysel Bey ve diğerleri... Onlar, sessizliğin evreninden İhsan Oktay Anar'ın düş dünyasına duhûl ederek suskunluklarını bozmuşlardır.

Bir meczûp aşkı tattı, bir âşıksa aşkına şarkılar yazıp ruhunu maviyle bezedi; diğeri, kaybolduğu dünyada bir sesin peşine düşerek kendini buldu. Nevâ, belki de, herkesin âşık olduğu bir kadının pür hayâliydi. Hayâlet avcısı, kendi ruhunu yakalamaya çalıştı. Zâhir ve Bâtın ise, zıtlıkların muhteşem birliğinde denge bulan iki ayrı gücün cisimleşmiş hâliydi.

"Suskunlar"ı okuduktan sonra aynaya bakmak, yansıyan aksinizde gerçeği görmek, gördüğünüzü işitmek ve duyduklarınızla sağırlaşıp susmak isteyeceksiniz. Sayfalar tükenip bittiğinde, kim bilir, belki de "suskunlar"dan biri olacaksınız...
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2007
  • Sayfa Sayısı:
    269
  • ISBN:
    9789750505386
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınevi
  • Kitabın Türü:
Tanburi 
18 Şub 22:49 · Kitabı okudu · 6 günde · 9/10 puan

İhsan Oktay Anar’ın en iyi romanın Puslu Kıtalar Atlası olduğu söylenir. Ben de beğenmiştim romanı. Fakat SUSKUNLAR bence çok daha iyi bir roman. Uzun zaman sonra Türk edebiyatı yazarlarından birisi beni bu kadar etkiledi.Anar’ın tüm kitaplarını okumayı düşünüyorum.
Osmanlı Döneminde Konstantin’e yolculuk gibi. Galata meyhanelerinde demleniyor insan arada. Mevlevilerle aşka gelip semaya başlıyor. Musiki eserin başından sonuna kadar her yönüyle işleniyor. Hatta ana karakterimiz musiki. Musiki terimleri ve dönem itibariyle Arapça Farsça kökenli kelime çok fakat işin güzel tarafı anlatılanı sözlüğe ihtiyaç duymadan anlıyorsunuz. Bu sebepten sadece dilinden dolayı tedirgin olan kitap dostları lütfen bu şaheseri kaçırmayın.
Ah Neva!!! Davud!! Fedakar ve hakiki aşık. Eflatun sessizliği sessizce dinleyen unutulmaz neyzenim. Daha birçok derin karakter var. Masalın içinde gerçeği yaşamak çok güzeldi. Anar öyle bir kurgu tasarlamış ki her detay son sayfada yerine oturdu. Bir bütün olarak zihnimde yer etti. Tüm bağlantılar sonuçta yerini buldu. Bazen ürküttü bazen hüzünlendirdi ama heyecan ve hayranlık hiç bitmedi. Anar tek kelimeyle muhteşem bir eser koymuş ortaya. Neyin kafasını yaşıyor acaba diye düşündüm. Sanki akıllıkla delilik arasındaki ince çizgide gidip gelmiş. Yoksa böyle bir şaheser ortaya koymak mümkün olmaz gibi geliyor. Gündelik düşünmez yazarlar evet ama Anar bir başka yaşıyor. Anlattığı konulardaki yetkinliği göz dolduruyor, hayranlık uyandırıyor.
Kulak eğer gerçeği anlatsa gözdür. Mevlana’nın bu güzel sözüyle başlıyor eser. Aslında bu söz her şeyin özeti gibi. “Susmak gerçeği anlamanın tek yoluydu.” Gerçeğiyle son buluyor eser. İnanılmaz bir yolculuktu. Dilerim bunu okumayanlar da yaşar. Keyifli okumalar.