Tasarımcı:
Suat Aysu
Tahmini Okuma Süresi:
6 sa. 46 dk.
Sayfa Sayısı:
239
Basım Tarihi:
Ocak 2025
İlk Yayın Tarihi:
2005
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Orijinal Dil:
Türkçe
Orijinal Ülke:
Türkiye
ISBN:
9789750503726
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Yasak elmayı yemeyecektik :)
8/10
·239 syf.·
2025 69. kitabı
İhsan Oktay Anar serisinden ikinci kitabımız Amat: İbranice "Gerçek" anlamına geliyor. Baş harfini silerseniz Mat, yani ölüm demek. Artık yazarın tarzına alışkın olduğum için mi bilmem, kullandığı eski kelimeler ve Osmanlıca gemicilik terimleri bile okurken yormadı. Hikayemizin ana konusu, Amat adındaki geminin on yedinci yüzyıl Konstantiniye'sinden 247 mürettebatıyla ayrılışından sonra başlayan olaylar dizisi. Yazarın adeta bir masal anlatıcısı tadında bize anlattığı olayları okurken arka planda zihniniz çeşitli soruları da üretmeye başlıyor: *Ölüm ve ölümsüzlük, *İyilik ve kötülük, *Günah ve sevap, *Tanrı ve şeytan, *Gerçek ve yalan ... Sahi gerçek nerede başlar ve biter, ölüm bir son buluş mudur yoksa gerçeğe bir uyanış mıdır? Peki ya günah dediğimiz kavram, aslında cennete giden yolda bizi şeytanın baştan çıkarışları mıdır ya da bir imtihan mıdır? Anlaşıldığı üzere, yazarımız hikayesinde bolca mitolojik, felsefi ve teolojik motiflerden faydalanıyor, bol bol mitlere göndermeler yapıyor. Bunda Anar'ın eğitim geçmişinin de etkisi büyük. Ben Amat'ı severek okudum, kitapla ilgili tek eleştirim şu olabilir: Tüm karakterlerin hikayeleri fazlasıyla anlatılırken kitabın sonunun çok aceleye getirilmesi. Ahh Adem babamız ahh! O elmayı yemeseydi de hep cennette kalsak biz insanoğlu ne de mutlu olurduk, değil mi? Efendim, düşünmeyi ve sorgulamayı seviyorsanız Amat tam size göre diyorum. Sevgiler
Amatİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 20256,8bin okunma
9/10
·235 syf.·
Beğendi
·
2018 13. kitabı
İhsan Oktay Anar'ın hayal âlemine bir gemiyle açılıyoruz bu sefer. Gemimizin adı AMAT. Nuh Tufanı'nı hepimiz biliriz. Hazreti Nuh’un gemisine de birçoğumuz aşinadır. Tevrat’ta, İncil’de ve Kuran’da Nuh’un peygamber olduğu ve tufan olayı anlatılır. Olay kısaca şöyledir: Nuh peygamber, kavmini doğru yola getiremeyince Allah’tan ‘’gemi yap’’ vahyi gelir. Bunun üstüne Hz. Nuh gemiyi yapar. Günahsız insanlardan ve hayvanlardan çift olmak üzere gemisine toplar. Ardından tufan olur ve gemidekiler kurtulur. Bu olayı neden anlattığımı incelemenin devamını okursanız anlayacaksınız. 1670 yılında 247 mürettebatıyla birlikte gizli bir görev için İstanbul’dan bir gemi yola çıkar. Nereye ve ne için gittiğini kaptan Diyavol Paşa’dan başka kimse bilmiyordur. Öncelikle geminin yapım aşamasına dönelim. Amat, geminin kaptanı Diyavol Paşa tarafından marangoz Nuh Usta’ya yaptırılıyor. Yazar buradan itibaren olayları ters işliyor. Öyle ki Nuh Peygamber gemisine günahsızları alırken, romandaki marangoz Nuh Usta günahkârları gemiye alıyor. Buradan günahkarlarla birlikte yolculuğumuz başlıyor. Geminin yola çıkmasıyla birlikte yazar okuru alıp geminin güvertesine oturtuyor. Ama bu gemi öyle ‘’ah o gemide ben de olsaydım ‘’ diye iç geçireceğimiz gemilerden değil. Öyle ki kaptan Diyavol Paşa uğursuzluğun ve günahın temsili olan siyah kişidir. Bir nevi şeytanı simgeliyor. Amat’ta kırmızı ve siyah renkler kitabın başından sonuna kadar bilinçli bir şekilde işlenmiş gibi geldi bana. Kırmızı kan, savaş ve cehennemi; siyah kötülük, karanlık ve günahı temsil ediyor. Bundan fazlası merak kaçıracağı için konusu hakkında daha fazla bilgi vermeyeceğim. Gerçeküstü dünyaların yaratıcısı İhsan Oktay Anar yine, masalsı anlatımıyla; din ve mitolojiye felsefi anlamlar yükleyerek, şaşırtıcı, sürükleyici bir
Edebiyat
Amatİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 20256,8bin okunma
Amat Eseri Üzerine Bir Tahlil
8/10
·235 syf.··
2022 62. kitabı
Eser üzerine bir tahlil çalışması yaptım. Kitabı bitirdikten sonra bu incelemeyi okursanız bana teşekkür edeceğinizden emin olabilirsiniz. Verdiğim emeğin daha çok okura ulaşması için beğenip paylaşırsanız benimde size teşekkür edeceğimden emin olabilirsiniz. 1. Toplumsal Yapı ve Yönetim Sorgusu Amat, bir postmodern alegori olarak toplumsal yapıyı ve yönetim biçimlerini sorgular. Olaylar bir gemide geçer ve bu gemi mutlak bir yönetim sistemini simgeler. Gemideki personel, halkın farklı sınıflarını temsil eder: zengin, fakir, işçi ve devlet çalışanları. Gemi, bir devletin hiyerarşik yapısını ve otoriter yönetimini yansıtır. Kitap aynı zamanda çok sayıda metafor içerir ve karakterler, toplumsal yapının baskıcı yönlerini ve güç dengesini sorgulayan figürler olarak karşımıza çıkar. 2. Uğursuz Sayılar ve Gemi Yolculuğu Kitabın 18. sayfasında birbirinden bağımsız 58 ve 247 sayıları geçer. Bu sayıların rakamlarının toplamı 13 eder ve 13, birçok inançta uğursuzluk anlamı taşır. Kitapta gemi, uğursuz bir yolculuğa çıkmadan önce bu sayılarla uğursuzluğu çağrıştırır. 3. Zamanın Döngüsü ve 247 Sayısı Gemideki 247 kişilik personel, hem toplumsal sınıfları temsil eder hem de zamanın döngüsünü simgeler. 247, 7/24 olarak kullanılan bir ifadedir ve zamanın sürekliliğine yapılan bir göndermedir. Bu sayı, gemideki her şeyin sürekli bir döngü içinde olduğunu, bireylerin ve sistemlerin sürekli bir değişim ve kontrol içinde olduğunu gösterir. Gemi, mutlak yönetim sisteminin ve devletin hiyerarşik yapısının bir yansımasıdır. 4. Metaforik Duygular ve Ayna İmgesi Kitabın başlarında, 25. sayfada “üzeri kırmızı bir atlasla örtülü kara çerçeveli bir boy aynası” cümlesi geçer. Aynalar, bireyin kendisiyle hesaplaşmasını simgeler. Fakat kara çerçeveli olması, ölümle veya kaçınılmaz sonla
Amatİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 20256,8bin okunma
Başlıklarla ve Yazar Bakışıyla Amat İncelemesi
8/10
·239 syf.··
Beğendi
·
2022 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Ekim 2022 22:30
Amat'ı Kurgu, Olay Örgüsü, Özgünlük, Karakterler gibi farklı başlıkların altında yazar bakışıyla incelediğim youtube içeriğime buradan ulaşabilirsiniz. youtube.com/watch?v=bmS8zcu... Bu tür daha fazla kitap içeriği için kanalımı takibe alabilirsiniz. Üşenenler için özet incelemem: Çok gerçekçi, edebi derinliği yüksek, okuması meşakkatli ve pek de sürükleyici olmayan bir roman.
Edebiyat
Amatİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 20256,8bin okunma
Seyrüsefer
Puan vermedi·239 syf.·
2025 87. kitabı
İşte realistler de Gerçeği ve Dünya'yı kopya ediyorlar; ama masalcılar aslında gerçekleşmiş bir hayal olan Dünya'yı örnek alıp, onu ve üslubunu taklit ederek yeni hayaller yaratıyorlardı. Kopyalar ne kadar kuru ve tatsızsa, taklitler o kadar canlı ve sevimliydi. Sonuç olarak realist romanlar, yazarlarının suratları kadar tekdüze, şaşırtıcılıktan yoksun ve aslında gerçekdışı şeylerin anlatıldığı kitaplardı. Çünkü bir mucize olan gerçeğin kendisi şaşırtıcı ve hayranlık uyandırıcı iken, aynı gerçeği anlatan bir realistin romanındaki hemen her şeyin bu kadar tekdüze, bu kadar aşina ve bu kadar alışılmış olması başka nasıl açıklanabilirdi? Dünyadaki her şey bir mucizeyken insan nasıl hayret etmeden durabilirdi? Kitab-ül HiyelKitab-ül Hiyel (s.150) İhsan Oktay Anarİhsan Oktay Anar Her şeyin bir vakti var. masalın da, kelamın da, beşeriyetin de. Zaman akıp giden bir ırmak değil sadece, bazen de çarkı durmuş bir saat, işte bu zamanlar bazı müellifler çıkarır, akrebiyle yelkovanı yerinden söker, zamanın eşiğini büker, hattâ ona başka suretler giydiren birer saat ustası olurlar. Zamanın tekdüze akışına karşı çıkar sanatkarlığıyla, hatırlayışın, düşleyişin ve unutmanın kıyısında bekleşen kelimeleri toplayarak yeni bir saat inşa ederler. Puslu aynasında geçmişle nazar eden bu saat zamanı göstermez belki ama zamanı hissettirir. İşte İhsan Oktay Anarİhsan Oktay Anar nev-i şahsına münhasır üslubuyla bu saatlerin hünerli ustası, kalemini mürekkep yerine efsane ile dolduruyor, kağıda sadece zaman değil, AmatAmat ile “masalsı gerçeği” işliyor… "Kendine Gofer ağacından bir gemi yap; gemide odalar yapacaksın ve onu içeriden ve dışarıdan ziftle ziftleyeceksin."Tekvin, 6:14 (s.7) İnsanoğlunun kaderle, felaketle ve ilahi takdirle olan ezelden ebede süregelen çetin
Düşünce
Amatİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 20256,8bin okunma
Denizcilik Terminolojisi
9/10
·239 syf.·
2021 35. kitabı
"Babafingo, funda, siya, alesta, alabanda, gomina, pruva, pupa, apaz, rüzgaraltı, rüzgarüstü, iskele, sancak, baş omuzluk, kıç omuzluk, borda, grandi direği, volta etmek, kavanço etmek, istinga etmek, aborda etmek, morile etmek, iskandil etmek, salya etmek, seren, kasara, sintine, küpeşte, rahne, gabya, parakete, iskota, trinketa" Evet, kitapta bolca geçen kelimelerden bazıları. Bunlar gibi bolca denizcilik terimi içeren bir roman olduğu için yelkenlilerle, denizcilikle, gemi insanı olmakla ilgisi olmayan okurların hayal etmekte, akıcı olarak okumakta bir hayli zorlanacağı bir roman olduğunu düşünüyorum. Bu kelimelerin yarısının bile anlamını bilen biri film seyredercesine okuyacaktır. Sevgiler.
Roman
Amatİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 20256,8bin okunma
Elif Mim Elif Te
10/10
·239 syf.·
2025 1. kitabı
Anar Klasiği.. Puslu Kıtalar Atlası'ndan sonra okuduğum en güzel kitaplardan biri. Osmanlı döneminde anlatılan bir denizcilik hikayesi okuyoruz. Denizcilik terimleri çok fazla yer alsa da bunları bilmeden de bağlamı yakalamak mümkün, asıl anlatılmak isteneni yakalayabiliyoruz. Bu denizcilik terimleri ve olayın kurgusu birleşince Karayip Korsanları'nın Osmanlıca yorumunu okuyor gibi hissettim ara ara. Türk edebiyatının ihtiyacı olan denizcilik romanı burada saklıymış meğer. spoiler Gelelim kitabın ismine.. Kitapta anlatıldığına göre AMAT, İbranice' deki EMET sözcüğünden geliyormuş ve "gerçek" sözcüğünün karşılığıymış. Çamurdan bir insan yapıp alnına EMET yani "gerçek" yazıldığında insanın canlanıp her emri yerine getirdiğini; ama kelimenin başındaki Alef harfi silindiğinde EMET, MET yani "ölüm" olduğu için çamurdan yapılan bu beden canını kaybediyormuş. Kitabın ismi ve kitapta işlenilen ölümsüzlük konusu da aslında buradan geliyor. spoiler bitti Kitaptaki metaforları yakaladıkça da derin bir haz duygusuna kapılmamak elde değil. Örneğin Dante'nin İlahi Komedya'sındaki cehennemin katları, Kırmızı Başlıklı Kız göndermesi, deli marangoz Nuh, İsrafil, Kırbaç Süleyman gibi karakterlerin ismiyle müsemma olması okura adeta edebi bir lezzet tattırıyor. Uzun İhsan Efendi'nin bu lezzetten okurlarını daha fazla mahrum bırakmadan yeni bir kitapla gelmesini dört gözle bekliyoruz. Tabi benim elbette önce diğer kitaplarını okumam gerekiyor. İhsan Oktay Anar sevdalıları açılın artık ben de sizdenim :)
Duygu ve Düşünce
Amatİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 20256,8bin okunma
Puan vermedi·239 syf.··
2023 73. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2023 22:55
Çoooook denizcilik terimi var, çoooook... Google translate eşliğinde okudum desem abartmış olmam. Ama yine de yazar öyle bir atmosfer oluşturuyor ki, o hikayenin bizzat içinde oluyorsunuz. Bu okuduğum ikinci kitaptı. Puslu Kıtalar AtlasıPuslu Kıtalar Atlası kadar olmasa da bu kitabı da çok beğendim ve kitap bitmeden yazarın iki kitabını daha sipariş ettim. Aşina olmadığınız terimlerin çokluğu rahatsız etmiyorsa, okumalısınız Kitapla ve sevgiyle
Amatİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 20256,8bin okunma
Puan vermedi·239 syf.··
2026 16. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 17:49
İhsan Oktay Anarİhsan Oktay Anar ’ın AmatAmat ’ına büyük bir merakla başladım. Ancak gemi karadan uzaklaştıkça, hikayenin içinde değil de devasa bir denizcilik sözlüğünün ortasında mahsur kalmış gibi hissettim.Romanın o karanlık ve kasvetli atmosferi bir noktadan sonra merak uyandırmak yerine boğucu bir yorgunluğa dönüştü. Karakterlerle bağ kurmaya çalışırken sürekli bir halat ismine veya rüzgar tanımına çarpmak, okuma keyfimi gölgeledi maalesef. :( Gemi limana vardı ama ben kıyıya , oldukça yorgun çıktım.
Amatİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 20256,8bin okunma
8/10
·239 syf.··
2021 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2021 14:54
Özel bir görevle Konstaniyyeden ayrılan kaptanı ve mürettebatıyla efsanelere, kitaplara konu olan bir gemiye bindiriyor bizi İhsan Oktay Anar. Diyavol paşa kaptanlığında denize açılan gemimiz Amat günahkarlarıyla , kara bayrağıyla, kaptanıyla denizlere nam salıyor. İhsan Oktay Anar’ın büyüleyici masalsı dilini yine ustalıkla işlediği kitabında şeytanın kaptanlığında günahkarla dolu geminin mürettabıtının kendileriyle ve Diyavol denen şeytan ile çekişmeleri ustaca işlenmiş .
Edebiyat
Amatİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 20256,8bin okunma

Yazar Hakkında

İhsan Oktay AnarYazar · 9 kitap
İhsan Oktay Anar, Türk roman ve hikâye yazarıdır. Lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimini Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde tamamladıktan sonra, aynı bölümden 2011 yılında öğretim üyesi olarak emekli oldu. 1995 yılında yayımladığı Puslu Kıtalar Atlası isimli ilk romanı, yirmiden fazla dile tercüme edildi ve hem içerik hem biçim olarak pek ilgi görüp beğenildi. Efrâsiyâb'ın Hikâyeleri adlı romanı da İngiltere'de tiyatro oyunu olarak uyarlandı ve sahnelendi. Anar, 2009 yılında Erdal Öz Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü. Hayatı; İhsan Oktay Anar, 1960 yılında İstanbullu bir ailenin en küçük çocuğu olarak Yozgat'ta dünyaya geldi. Babası Mehmet Sait Bey, TEKEL'de müskirat eksperi, annesi Bedia Hanım ise memurdur. Süheyla ve Füruzan adlarında iki ablası vardır. Anar'ın ataları, 1893'te Kazan'dan İstanbul'a gelmiştir. Büyükbabası Abdullah Almaçov, ilahiyat tahsili yapmak için Fatih Medresesi'ne gitmiş ve burada müderrislik yapmıştır. 3 Mart 1924'te, Tevhîd-i Tedrîsât Kanunu ile medreselerin kapatılması sonucu medreseden ayrılmıştır. İstanbul'a yerleşen Anar'ın büyükbabası, Soyadı Kanunu ile "Anar" soyadını almıştır. İhsan Oktay, bu olayı şöyle anlatır: "...Anar soyadını amcam bulmuş. Amcam bir Rum kadınına âşık olmuş, ama kadın ona karşılık vermemiş ve 'Seni hiç unutmayacağım, daima anacağım.' adında (anlamında) Anar soyadını seçmişler..." Anar, babasının mesleği gereği ilk ve ortaokulu İstanbul'da okumuş; lise çağlarında İzmir'e taşınmıştır. Burada Karşıyaka Erkek Lisesi'ne başlamış ancak tamamlayamadan okuldan atılmıştır ve lise eğitimini Akşam Lisesi'nde tamamlamıştır. Akşam Lisesi'nde eğitim almaya başlayan Anar, gündüzleri tabela boyamaya başlamış; bu işi üniversiteye kadar devam ettirmiş ve üniversiteyi kazandıktan sonra da bırakmıştır. Lise eğitiminden sonra Ege Üniversitesi Felsefe Bölümü'ne devam eden Anar, askerlik görevini ertelemek için aynı üniversitede yüksek lisans eğitimine devam etmiştir. 1995 yılında askerliğini teğmen olarak yaptı ve Kuzey Irak Harekâtı'nda görev yaptı. Yüksek lisans sonrası Ege Üniversitesi Felsefe Bölümü'ne araştırma görevlisi olarak atandı ve 2011 yılında emekli oldu. Anar, felsefe bölümü öğrencisi olan Özlem Hanım ile 1999'da evlendi. Okuldan çok kütüphaneye giden Anar, bu nedenle Karşıyaka Erkek Lisesi'nden atılmıştır. Çalışmalarını roman alanında yoğunlaştırmış ve 2018 itibarıyla toplam yedi romanı yayımlanmıştır. Anar'ın 1991'de yazdığı ve yayımlatmak için dört sene boyunca çeşitli yayınevleriyle görüştüğü Tamu adında yayımlanmamış bir romanı da mevcuttur. Romanları genellikle göndermeler içermektedir. Kabaca birkaç örnek vermek gerekirse; ''Amat'' romanındaki İsrafil adlı çocuğun gemi borazancısı olup diriliş düdüğünü çalışı, kıyamet günü Sûr'a üfleyecek İsrâfil'i; alt ambar ise toprak altını ve kabiri sembolize etmektedir. Anar'ın ilk hikâyesi, Mor Köpük dergisinde yayımlanan "Kâfirler İçin Apologia"dır. Aynı dergide, 1985 yılında "Rabnûmâ" başlığıyla bir diğer hikâyesi daha neşredildi. "Yavuz Sultan Selim Han Efendimizin Çaldıran Meydan Muharebesi" başlıklı hikâyesi, Yapı Kredi Yayınları (YKY) tarafından çıkarılan Kitap-lık dergisinde yayımlandı. Yiğit Değer Bengi tarafından hazırlanan 1002. Gece Masalları adlı kitapta "İnşaat İşçisi Rıfkı'nın Dehşet Verici Akıbeti" isimli bir öyküsü yer aldı.