8,5/10  (155 Oy) · 
415 okunma  · 
115 beğeni  · 
2.133 gösterim
"Kıyıda ise üç direkli, iki güverteli ve 58 toplu bir kalyon, o karanlıkta usturmaçlarını puta edip iskeleye palamar vermişti. Yelkenlerin sarılı olduğu serenler hisar edilmiş ve tez zamanda yola çıkacağını ilân için mizana direğine mavi bayrak çekilmişti. Esrarengiz adam, kalabalığı yarıp elinden tuttuğu İsrâfil'le iskeleden gemiye doğru yürümeye başladı. Kalyonun
dikmesinin palangalarına asılan ve tıraka tutan gemicilere vardiyan, Yisa, sizi gidi sütü bozuk sünepeler! Yisa beraber! Varda ruhsuzlar! Varda! Bre aman! Laşka! Laşka!? diye feryat ediyor ve hurçların, sandıkların ve fıçıların ambarlara usûlünce istifine nezaret ediyordu. Güneşin doğmasına 7 saat kala esrarengiz adam, sürme iskeleden kalyonun çukur güvertesine çıkmak istedi. Fakat eline ne kadar asılırsa asılsın Eşek İsrâfil yerinden bir türlü kımıldamıyordu. O karanlıkta eline son bir kez daha asılıp Gel yâ mübarek diye nida eyledi. Bunun üzerine çocuk her nedense inat etmekten vazgeçti. Ne var ki, sürme iskelenin kayganlığından dolayı düşmemek için midir, İsrâfil'in kuşağına 40-50 yaşlarında, iri yapılı, sırma işlemeli siyah kaput giymiş biri yapışmıştı. İşte bu adam kuşağı bırakıp küpeşteye
tutundu ve güverteye ayak bastı. Bunun ilâhi düzenin bozulması demek olduğunu hiç kimse bilmeyecekti."
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2005
  • Sayfa Sayısı:
    235
  • ISBN:
    9789750503726
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınevi
  • Kitabın Türü:
Murat Sezgin 
27 Mar 16:20 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 9/10 puan

Bundan 12 yıl önce, sonbaharın ağaçlara yapraklarını döktürdüğü zamanlarda, İhsan Oktay Anar’ın rivayet ettikleri doğruysa Amat kitabında, kömürleşmiş yürekleriyle çalkantılı sulara yelken açan; kimi insancağızın ganimet peşinde koştuğu, kimi insancağızın da ölümsüzlüğün neferine meydan okuduğu bir gemide bulunanların hikâyesi anlatılır. Yine Amat adlı geminin esrarengiz olaylara sahne olduğu ve filozofların ruh ve ölümsüzlük üzerine yaptığı çalışmalara ilgi duyan bir kaptana ve kaptandan sonra en yetkili kişi olan ‘koca reise’ kamara verildiği rivayetler arasındadır. Osman Gündüz İhsan Oktay Anar’ın Kurgu Dünyası adlı kitabında Amat ile ilgili şunları nakletmiştir: “…Amat ve Suskunlar adlı son iki romanında ise iyi ile kötünün ezeli çatışması içinde sınırsız güç ve ölümsüzlük peşinde koşan kişilerin acıklı sonlarını işlemektedir.” İyi-kötü, sınırsız güç ve ölümsüzlük çabalarının tarafları da Kaptan Diyavol Paşa ve Kırbaç Süleyman Reis olarak kitapta simgeleniyor.

Amat İhsan Oktay Anar’ın okuduğum dördüncü romanı oldu. Felsefeyi seven biri olarak gelenek, örf ve adetlerimizin, tarihimizden kişilerin, zamanında önem arz etmiş şehirlerimizin, kısaca tarihimizin tüm öğelerini, Anar’ın felsefeyle birleştirilerek romanlaştırması benim için büyük bir kazanç oldu. İhsan Oktay Anar’ın kitaplarını okumak için bir sürü sebep var: Tarihe yer vermesi, kitaplarını felsefeyle harmanlaması, iyi ve kötü çatışmasına yer açması, mizahi öğeleri iyi kullanması vb. şeyler. Ama sadece kitaplarında kullandığı dili görmek için bile okunabilir Anar. Masal, destan, efsane, halk öyküsü gibi geleneksel anlatımların artık kullanılmayan yinelemelerine ve söz öbeklerine yer veriyor. Örnek olarak: “Ulema, cühela ve ehli dubara; ehli namus, ehli işret ve erbab-ı livata rivayet ve ilan, hikâyet ve beyan etmişlerdir ki kun-ı kâinattan 7079 yıl, İsa Mesih’ten 1681 ve hicretten dahi 1092 yıl sonra, adına Kostatiniye derler tarrakası meşhur bir kent vardı.”(Puslu Kıtalar Atlası, sf13). Bir örnekte Amat’tan: “Peygamber Efendimizin ve onun tebliğ ettiği kitaba iman edenlerin Mekkeli putperestlerden gördükleri eza ve cefa nedeniyle Medine’ye hicretlerinden 1080–1082 yıl, İsa Aleyhisselamdan ise 1670 yıl kadar sonra Şevval ayının üçüncü gecesi, debdebesi ve cağcağasıyla yedi iklim dört bucağa nam salmış o Konstantiniye şehri, gökyüzündeki karanlık bulutların altında yorgun bir dev gibi uyumaktaydı.”(sf9). Görüldüğü gibi dili okuyanda ahenk ve masalımsı bir tat uyandırıyor.

Amat’ı diğer İhsan Oktay Anar kitaplarından daha çok sevdim; gerek dili, gerek konusu, gerek de karakterleri nedeniyle. Denizcilikle alakalı verdiği bilgiler, kullandığı terimler, anlattığı hikâyeler Amat’ı Amat yapan asıl şeyler olarak da bizlere naklediliyor. Diyavol Paşa’nın esrarengizlikleri, Kırbaç Süleyman Reis’in güç arzusu, Abuzer Reis’in titizlikleri, hurafeler, inanış ve aldanışlar gibi çok katmanlı yapıları; eskiye götüren üslubu ve düşündüren meseleleriyle gerek Amat, gerek diğer kitaplarıyla İhsan Oktay Anar evrenine mutlaka göz atılmalı diyerek, burada bitiriyorum. İyi okumalar.

Seval Arslan 
31 Ağu 20:53 · Kitabı okudu · 3 günde · Puan vermedi

Amat; Bir denizci mezarından kesilmiş 247 meşe ağacından yapılan bu gemi ,247 kişiyle "kanlı gün" denilen bir salı günü yola çıkar. Uğurlayanı bile olmayan bu geminin rotası da belli değildir.Gemide bulunanların ise -bir kişi hariç- kendilerinden başka kimsenin bilmediği ortak bir noktası vardır.
Okumanız dileğiyle...

Mustafa Gökhan Üzümcü 
13 Eyl 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

235 sayfalık bir rüya
Denizcilik terimlerini bilmeden okuduğunuzda biraz zorlansanız da öğreniyorsunuz.. -ki zaten ihsan efendinin öyle bir anlatımı var ki her şeyi biliyorsun da sanki kitabın içindesin hissi yaratıyor yine, yeniden..
bir kokuyu insan nasıl böyle güzel tasfir edebilir ki o kokuyu duyup elini burnuna götürür yüzünü buruşturur insan..o kırbaçları kendi sırtında hisseder.
Okunmayan, seyredilen kitap. hakikaten kitabı sanki film seyreder gibi seyrettim. hatta o kara bayrağın direğe çivilendiğini, eşek israfil'in borusunu, diyavol'un kemanını duydum; vebalıları gördüm; afyonlu şarabın, kavurmanın tadına baktım; malta'da amat'ı onarırken alnımdan terler aktı.

Mevlüt Ceylan 
25 Ağu 15:57 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

İhsan Oktay Anar ülkemizde yetişen en önemli yazarlardan birisi.
Amat kitabı denizcilik ile ilgili. Bir ütopya üslubunda anlatılan roman, postmodernist bir üslup taşıyor. Zaten İhsan Oktay Anar da öyle.
Anlattığı durum ve hikayeler aklın alamayacağı şekilde. Bir rüyanın katmanları gibi.
İhsan Oktay Anar herkesçe okunmalı bence.

Dursun Yener 
03 Eyl 21:17 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

İhsan Oktay Anar’ın eserlerindeki dil, kullandığı terimler ilk önce okuyucuyu zorluyor. Ancak okumaya devam edildikçe birden her şey anlaşılır hale geliyor. Hemen her eserinde birden fazla anlam mevcut olduğu için, birden fazla okumak gerekebilir ve her seferinde ayrı bir keyif alınır..

Filiz Özcan 
08 Şub 14:47 · Kitabı okudu · 8/10 puan

İhsan Oktay Anar hangi konuyu temel olarak alıyorsa o konudaki terminolojiyi sular seller gibi bilmesinin yanında bunu eserine de yansıtıyor. Bu kitap sayesinde birçok denizcilik terimi öğrenmiştim. Tüm bunların yanısıra etkileyici anlatımı,büyülü atmosferi,mitolojik öğeleride hesaba katarsak Amat ve diğer bütün İhsan Oktay Anar kitapları okunmaya değer.

Ebru Yavuz 
09 Haz 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

İhsan Oktay Anar'ın başlı başına postmodern üslupla yazılmış bir eseridir. Romanda iki Osmanlı gemisini batıran kara sancaklı gemiyi bulmak için yola çıkan Amat isimli geminin macerasını okuyacaksınız. Eser iç içe geçmiş hikâyeler ve özellikle Kuran-ı Kerim'e yapılan göndermelerin yanı sıra mitolojik öğeleri de içinde barındırmaktadır.
Şeytandan insana, ölümden ölümsüzlüğe pek çok simgenin işlendiği eser postmodern anlatmaların başyapıtı olacak cinstendir. Kaldı ki romanı okuduktan sonra tahlili için akademik olarak yazılanların birkaçına göz attığınızda okuduklarınızın nasıl da anlam kazandığını görecek ve içinizde doğan tekrar okuma isteğine şaşıracaksınız. Sonuç olarak diyebilirim ki İhsan Oktay'ın bu romanı kesinlikle okunmalı ve okutulmalı.

Atilla Kuru 
08 May 22:56 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Denizcilik terimlerinin çokluğu gözünüzü asla korkutmasın. Kitap su gibi akıp gidiyor. Bu kitapta mizahi ögeler yok ancak İhsan Oktay Anar'dan alışık olduğumuz göndermeler yine mevcut. Yazdığı tarz için konuşursak Türk Edebiyatı'nın yüz akı yazarlarından İhsan Oktay Anar.

Muhammed Necati kazgan 
26 Şub 19:06 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bitmesin diye bir kitabı okumaktan kacinacagim aklıma gelmezdi. Buram buram deniz kokusunu, AMAT'ın içindeki atmosferi bizzat yaşadım. Sayın Anar eline yüreğine sağlık...

Sıtkı Öztürk 
10 Haz 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bu adam (İhsan Oktay Anar) bir sihirbaz bence. Kelimelerle oynayışı, cümleleri sürükleyişi, geçmişten getirdiği hikayeleri konuya bağlama biçimi hayal dünyası muhteşem. Okunan değil büyülü bir atmosferde seyredilen kitaplar yazıyor

3 /

Kitaptan 37 Alıntı

Murat Sezgin 
23 Mar 21:08 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Bilirsiniz ki yalnızlık Allah'a mahsustur.

Amat, İhsan Oktay Anar (Sayfa 84 - İletişim Yayınları)Amat, İhsan Oktay Anar (Sayfa 84 - İletişim Yayınları)
Murat Sezgin 
19 Mar 21:19 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Hayat biraz olsun çileyi gerektirir.

Amat, İhsan Oktay Anar (Sayfa 17 - İletişim Yayınları)Amat, İhsan Oktay Anar (Sayfa 17 - İletişim Yayınları)
Murat Sezgin 
27 Mar 18:19 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Siyah, günahkârların rengidir. Çünkü her lekeyi saklar.

Amat, İhsan Oktay Anar (Sayfa 178 - İletişim Yayınları)Amat, İhsan Oktay Anar (Sayfa 178 - İletişim Yayınları)
Ülkü Uçgun 
03 Kas 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

İlk kez öldürdüğünde bir değil sanki bin kişiyi öldürmüş gibi olursun. Yeni doğmuş ve annesi tarafından emzirilen o bebeği öldürmüşsündür. Babasının başını okşadığı o çocuğu da, bir genç kıza aşkını ilan eden o delikanlıyı da zavallı bir kadının kocasını da, savaş giderken ailesi tarafından uğurlanan o masumu da... bütün bu kişileri öldürmüş olursun. İkinci kez birini öldürdüğünde alt tarafı bir tek kişiyi öldürmüşsündür. Üçüncü kez ise kimseyi öldürmüş sayılmazsın.

Amat, İhsan Oktay AnarAmat, İhsan Oktay Anar
Ülkü Uçgun 
03 Kas 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Âh! Sessizliği işitip karanlığı görmek keşke mümkün olsaydı...

Amat, İhsan Oktay AnarAmat, İhsan Oktay Anar
Seval Arslan 
29 Ağu 20:40 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Onların ruhlarının ve vicdanlarının temiz olması için ,bizzat sizler, ellerinizi çamura sokacaksınız. Getirdiğiniz ganimetlerin neredeyse hepsi bu kibar efendilerin kesesine girecektir.

Amat, İhsan Oktay AnarAmat, İhsan Oktay Anar

İlk kez öldürdüğünde bir değil, sanki bin kişiyi öldürmüş gibi olursun.
İkinci kez birini öldürdüğünde alt tarafı bir tek kişi öldürmüşsündür.
Üçüncü kez ise, kimseyi öldürmüş sayılmazsın.

Amat, İhsan Oktay AnarAmat, İhsan Oktay Anar
Yadigar Soydan 
17 Nis 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

"Şarap içen biri asla yalan söylemez." dedi Kul Rıza. "Sadece unutur, o kadar! Dertlerini, sıkıntılarını, üzüntülerini, hepsini unutur."

Amat, İhsan Oktay Anar (Sayfa 209)Amat, İhsan Oktay Anar (Sayfa 209)
Seval Arslan 
29 Ağu 23:37 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Bu risâlede, ruhun bedendeki yerinin öd kesesi olduğu yazıyor.Anlatıldığına göre Azrail bir ölümlünün yanına gelip onun ödünü patlatarak ruhunu kabzedermiş.

Amat, İhsan Oktay AnarAmat, İhsan Oktay Anar
delirmedenevvel 
 01 Eyl 22:33 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ayyaş Ohannes her zamanki numarasını yaptı ve diz çökerek esrarengiz adamın abasının eteklerine yapıştı: "Ey günah ve kötülük yüklü yüce efendim!" dedi, "Ben iblisle mücadele etmeye şu sefil hayatımı adadığım için kilisemden kapı dışan edilen zavallı bir dindarım. Açtığım bu savaşta başarılı olacağımı hemen anlayan kıskanç meslektaşlarım beni cemaatten attılar. Çünkü kazansaydım dünyada kötülük kalmayacak ve çıkarılacak günahlar tükeneceğinden papazlar meteliksiz kalacaklardı.

Amat, İhsan Oktay Anar (Sayfa 14 - İleşim)Amat, İhsan Oktay Anar (Sayfa 14 - İleşim)
4 /