Haliç'te Yaşayan Simonlar

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.944
Gösterim
Adı:
Haliç'te Yaşayan Simonlar
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
608
Format:
Karton kapak
ISBN:
9752870758
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Angora Yayıncılık
Emniyet Teşkilatının efsanevi ismi, Susurluk sürecinde cesur duruşuyla gerçek bir kanun adamı tavrı gösteren Hanefi Avcı yine doğru bildiklerini söylemeye devam ediyor. Ucunun kime dokunduğuna bakmadan, yalnızca ülkesine karşı vicdani sorumluluğunu yerine getirmek için son dönemde yaşananların iç yüzünü kamuoyuna açıklıyor.

Kitap iki bölümden oluşuyor. Devlet başlıklı ilk bölümde, yıllarca devlete hizmet etmiş bir güvenlik görevlisi olarak geçirdiği fikirsel dönüşümü, bu dönüşüme neden olan olayları okurlarla paylaşıyor. Bu fikirsel dönüşümün sonucunda Avcı artık, uzun yıllar mücadele ettiği, sisteme muhalif grupların demokratik ve sağlıklı bir sistemin olmazsa olmazı olduğuna, farklı fikir ve düşüncelerin topluma zarar değil, ancak bir zenginlik katacağına, güvenlik sorununa indirgenen Kürt sorununun ancak demokratik hak ve özgürlükler alanının genişletilerek siyasi yollarla çözümlenebileceğine ve ordunun batılı ülkelerde olduğu gibi siyasetin dışında kalarak güçlü bir ordu olabileceğine inandığını açık yüreklilikle ifade ediyor. Avcı, bu kitabı yazmaktaki önemli amaçlarından birinin, böyle köklü bir değişim yaşamasına neden olan mesleki tecrübelerini aktararak, çok geniş bir kriminal yelpazede çalışmış olmanın verdiği donanımla kendinden sonra geleceklere yol göstermek olduğunu belirtiyor.

Cemaat başlıklı ikinci bölümde ise Avcı devletin çeşitli kurumlarına nüfuz etmiş cemaat yapısının son zamanlarda meydana gelen olaylardaki (özel yetkili mahkemelerin sürdürdüğü tahkikatlardan, telefon dinlemelerine, vs.) rolünü ortaya koyuyor. Cemaatin polis, ordu, MİT, jandarma, yargı ve diğer devlet kurumları içerisinde ayrı bir hiyerarşik örgütleme kurarak ve bu teşkilatların sistemlerini bozarak çalışmalarını engellediğinden, üstüne üstlük bu teşkilatların personeli arasında ayrım, güvensizlik ve düşmanlık yaratarak kurumları içerden ve tamir olunmaz biçimde yaraladığından bahsediyor. Bugün özellikle özel yetkili mahkemelerce yürütülen tahkikatların, arka planda cemaatin talimatı ile Emniyet İstihbarat Şubesindeki unsurları ve cemaate bağlı savcılar desteği ve zorlaması ile yürütüldüğüne, yürütülürken hukuksuz işlemlerin yapıldığına dair ciddi emareler olduğunu iddia ediyor. Tüm bu iddialarını, delilleriyle sağlam bir zemin üzerine inşa ediyor.

Avcı kitabın başlığında iki metafor kullanıyor; bunların devlet görevlilerinin, belli bir ideoloji etrafında örgütlenmiş grupların ve genel anlamda toplumun zihniyetini tanımlayabilmek için ne kadar isabetli bir biçimde seçilmiş olduğunu kitabı okuyup bitirdiğinizde anlayacaksınız. Görünen değil, perde arkasındaki gerçekleri merak ediyorsanız Emniyet teşkilatının güvenilir ve öncü ismi Hanefi Avcı'nın dürüst ve cesur sesine kulak verin!
(Tanıtım Bülteninden)
Kitabın ilk bölümünde Avcı'nın kendisini çok fazla ön plana çıkarıp geride kalan neredeyse tüm devlet ve kişileri beceriksiz gösterdiği bir anlatım mevcut. Öyleki sanki "O" olmasaymış ülke mahvolacakmış. Ancak ikinci bölümdeki yorumlar ve tespitlerinin içinde bulunduğumuz günlerde ortaya çıkan yeni bilgilerle birlikte değerlendirildiğinde kesinlikle büyük bir doğruluk payına sahip olduğu anlaşılıyor. Bu sebeple iki ayrı bölümde yazılan kitabı iki ayrı şekilde değerlendirmek gerekiyor.
Bu kitapta en çok beğendiğim satırlar..Haliç o kadar kötü kokuyordu ki diyor yazar. Arabayla bile geçerken camları kapatıp hızla uzaklaşıyordum oradan diyor. Ama Haliç'in etrafında ki parkta insanlar piknik yapıyordu ve bu kötü koku onları rahatsız etmiyordu.Uzun süre kötü ortamlara maruz kalan insanlar artık o kötü kokuya alışıyor ve bundan rahatsız olmuyorlardı..
Daha önce hiç bu tür bir kitap okumamıştım. Okuduklarım beni hayrete düşürdü. Devlet işleri, siyaset ve politika konusunda ne kadar cahil olduğumu gördüm. Kitapta bahsi geçen birçok olaydan habersizdim ve kitabı okurken birçok yerinde bahsi geçen olayı internetten araştırmak zorunda kaldım. (Kendime not: Bu alanda kendini geliştir.)
Meşhur emniyet müdüründen çok detaylı bir şekilde hazırlanmış bir araştırma eseri. Kitabın ilk bölümünde mesleğe girişi ve sonrasında yaptığı işleri anlatan yazar, ikinci bölümünde ise cemaatin yaptığı veya yaptırdığı söylenen operasyonları derinlemesine inceliyot. Cem Uzan olayı, Ergenekon gibi yakın dönemde gündem olmuş pek çok olayı irdeleyen bu kitap mutlaka okunması gerekenlerden.
Dün Devlet'in, O gün cemaatin yaptıklarını cesurca anlatan bir kitap. Yayınlandığı zaman hatta yayınlanmadan basılmadan yazarın başını belaya sokan, daha sonra neredeyse kahraman yapılan...Acı ama gerçek diyebileceğimiz bir kitap.
Öncelikle kitaptan edebi hiç bir şey beklememek gerekiyor çünkü yok. Ikıncı olarak kendini o kadar övüyor ve aklıyor ki yazanın bir "müdür" olduğu hakkında hiç şüphe bırakmıyor. Ama gene de yazıldığı dönem şartları değerlendirildiğinde oldukça açık bir uyarıyı barındırdığını bugün çok net bir şekilde görmek mümkün. Hatta yazdıklarının doğru çıktığını da gözlemleyebiliriz. Sadece kafalarda şöyle bir soru işareti bırakıyor "e peki sen bu oluşumlar için ne yaptın?". Kitap yazabilmiş olmak da pekala bir eylem gibi kabul edilebilir en azından duruşunu belli etmiş diyebiliriz.
Hanefi Avcı. Emniyet teşkilatı'nda çok tecrübeli ve bir çok başarıya imza atmış bir isim. Açıkcası kitabın tamamını okuduktan sonra devletin kurumlarının nasıl çürüdüğünü, kurumların birbirine nasıl düşman edildiğini kendine has üslubu ile anlatmış. Özellikle "F TİPİ CEMAAT" adı verilen Fetullah Gülen in devletin kurumları içine nasıl sızdığını, devlete ve millete nasıl zarar verdiğini kitapta açık, net ve delilleri ile anlatmış. Zaten kendileri bu kitabı yazdıktan bir süre sonra göz altına alındı. Yaşamı boyunca aşırı sol terör örgütleri(Devrimci Karargah) ile mücadele eden Hanefi Avcı nın bu örgütle bağlantısı olduğunu öne sürerek trajikomik, akıllara zarar bir şekilde adamı bu örgüte bağladılar ve bununla suçladılar. Aynı Ergenekon ve Balyoz davalarında olduğu gibi..
Yakın zamanda ülkemizde yaşanan olayları netleştirmemize katkı sağlayan; ötesi Türkiye'nin son 30 yılına ışık tutan değerli bir kitap. Tavsiye ederim.
Emniyet teşkilatında geçen ilginç hatıralar ve olaylar ile dolu bir ömür. Dünden bugüne olaylara bakış ve incelemeler. Yakın zamanda yaşanan ilginç gelişmeler de bir polisin gözünden değerlendirilmiş. İlgi duyanlar için ilginç olabilir
Yarım bırakma sebebim kitabın kötülüğünden değil; Cem Uzan ve çevresinin yaptığı dolandırıcılıkların aşırı kafamı karıştırması ve bunun üzerine kafa yoramayacağım bir döneme denk gelmesinden. Gerçi Cem Uzan olayı, bugünlerde Amerika'da yürütülen davada ortaya çıkanlar yanında devede kulak kalır ya neyse... Girmiyorum oralara... Yoksa Türkiye siyasi hayatını, aktörlerin birbirleriyle ilişkilerini, belgelere dayanarak kanıtlarla anlatan harika bir kitap. Merakınız varsa, kilit olayların günümüzle bağlantısını kurabilmenizi sağlayan, dönüp dönüp bakabileceğiniz bir danışma kitabı olabilir. Hanefi Avcı'nın meslektaşı/ustası Sabri Uzun'un İn kitabını da okumanız olaylara daha geniş bir perspektiften bakmanızı sağlayacaktır. Bu kitabı bitirdikten sonra "Tekrar okunabilirler" listeme alacağım kesin!
Hep merak etmişimdir. Hanefi Avcı acaba vali olarak atansaydı bu kitabı yazarmıy dı? Hanefi Avcı bugünkü dinlemeleri emniyette başlatan kişi biliyorsunuz. Cemaat ile çatışmaya giren bir emniyet müdürünün yaşadıklarını ve gözlemlerini anlattığı gerçeklerden oluşan bazen trajikomik diyeceğiniz aksiyonlar ve düşüncelerle, devletin ne kadar yetersiz kaldığını gösteren ve cemaatin açıkça anlatıldığı kitaplardan biri. Bu yüzden Fetö gazabına uğrayan Hanefi Avcı nın bu kitabının okunması faydalı olur görüşündeyim
Medyada duyduğumuz ama arka planında neler döndüğünü görmenize, anlamanıza vesile olan bir eser. Bu tarz başarılı eser yazan araştırmacı yazarlarda mevcut fakat yazar Hanefi Avcı gibi olayların içinden gelen birisi olunca bence daha güçlü bir etki yaratıyor.
Şuna inanıyorum ki bu ülkede rüşveti, irtikabı, ihaleye fesat karıştırmayı bir anda
durdurmak, böylece tüm yolsuzlukları bir anda önlemek mümkün olsa ülkede ekonomi ve yatırımlar durur, devlet işleri kilitlenirdi. Çünkü tüm faaliyetlerdeki canlılığın tetikleyici gücü bana kalırsa haksız menfaat temin etme beklentisi ve duygusudur.
Eğer suyun başında duran memurlara, yapılan işlerde maaşları dışında menfaat temin edemeyecekleri havası yaratılırsa
onlar tüm işleri yavaşlatır, iş yapılmaz, sistem çalışmaz ve Türk ekonomisi durur.
Devlet yatırımları yapılamaz, yollar, barajlar, köprüler ihale edilemez, plan programlar yapılamaz hale gelir.
Ama çok açık hissediliyor ki yapılacak işlerde kendilerine de bir şeyler düşecekse, planlar, projeler hemen çiziliyor, evraklar yazılıyor,
olmaz işler bir kolayı bulunarak olur kılınıyor.
Bugün bu olaylara mani olma makamında olmasına rağmen müdahil olmayanlar şunu bilmelidirler ki kendileri hakkında da şuan cemaat tarafından arşivlenen bilgiler bir gün aynı şekilde basına servis edilecektir.
Hanefi Avcı
Sayfa 586 - 22. Baskı kitap
Özgür bir insanda kişilik gelişir; baskı altında olan bir insan doğru bildiği gibi değil, kendinden istendiği gibi davranır.
Sonraki yıllarda Pkk'ya yönelik çalışmalar sırasında Suriye'nin özellikle Mardin bölgesinde ihvancı bilinen bazı kişileri dolaylı yöntemlerle Pkk'ya öldürttüğünü teslim olan samimi PKK'lı itrafçılardan duymuştum.
"Beş TL değerindeki bir malın çalınmaması veya çalanı yakalaması için polis görevlendirilir ama milyonları çalanlar için hiçbir işlem yapılmaz."
Çok eski değil, 1980 yılında, hatta 1983'e kadar Turkiye'de döviz taşımak, kablosuz telefon taşımak , yabancı sigara taşımak veya satmak suçtu, hem de ciddi suçlardandı.
12 Eylül sıkıyönetim döneminde uluslararası ilişkilerde sıkıntı yaşadığı için, ekonomiden sorumlu bakan olan Turgut Özal Türkiye'nin döviz ihtiyacını karşılamak için altın kaçakçılığına göz yumuyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Haliç'te Yaşayan Simonlar
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
608
Format:
Karton kapak
ISBN:
9752870758
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Angora Yayıncılık
Emniyet Teşkilatının efsanevi ismi, Susurluk sürecinde cesur duruşuyla gerçek bir kanun adamı tavrı gösteren Hanefi Avcı yine doğru bildiklerini söylemeye devam ediyor. Ucunun kime dokunduğuna bakmadan, yalnızca ülkesine karşı vicdani sorumluluğunu yerine getirmek için son dönemde yaşananların iç yüzünü kamuoyuna açıklıyor.

Kitap iki bölümden oluşuyor. Devlet başlıklı ilk bölümde, yıllarca devlete hizmet etmiş bir güvenlik görevlisi olarak geçirdiği fikirsel dönüşümü, bu dönüşüme neden olan olayları okurlarla paylaşıyor. Bu fikirsel dönüşümün sonucunda Avcı artık, uzun yıllar mücadele ettiği, sisteme muhalif grupların demokratik ve sağlıklı bir sistemin olmazsa olmazı olduğuna, farklı fikir ve düşüncelerin topluma zarar değil, ancak bir zenginlik katacağına, güvenlik sorununa indirgenen Kürt sorununun ancak demokratik hak ve özgürlükler alanının genişletilerek siyasi yollarla çözümlenebileceğine ve ordunun batılı ülkelerde olduğu gibi siyasetin dışında kalarak güçlü bir ordu olabileceğine inandığını açık yüreklilikle ifade ediyor. Avcı, bu kitabı yazmaktaki önemli amaçlarından birinin, böyle köklü bir değişim yaşamasına neden olan mesleki tecrübelerini aktararak, çok geniş bir kriminal yelpazede çalışmış olmanın verdiği donanımla kendinden sonra geleceklere yol göstermek olduğunu belirtiyor.

Cemaat başlıklı ikinci bölümde ise Avcı devletin çeşitli kurumlarına nüfuz etmiş cemaat yapısının son zamanlarda meydana gelen olaylardaki (özel yetkili mahkemelerin sürdürdüğü tahkikatlardan, telefon dinlemelerine, vs.) rolünü ortaya koyuyor. Cemaatin polis, ordu, MİT, jandarma, yargı ve diğer devlet kurumları içerisinde ayrı bir hiyerarşik örgütleme kurarak ve bu teşkilatların sistemlerini bozarak çalışmalarını engellediğinden, üstüne üstlük bu teşkilatların personeli arasında ayrım, güvensizlik ve düşmanlık yaratarak kurumları içerden ve tamir olunmaz biçimde yaraladığından bahsediyor. Bugün özellikle özel yetkili mahkemelerce yürütülen tahkikatların, arka planda cemaatin talimatı ile Emniyet İstihbarat Şubesindeki unsurları ve cemaate bağlı savcılar desteği ve zorlaması ile yürütüldüğüne, yürütülürken hukuksuz işlemlerin yapıldığına dair ciddi emareler olduğunu iddia ediyor. Tüm bu iddialarını, delilleriyle sağlam bir zemin üzerine inşa ediyor.

Avcı kitabın başlığında iki metafor kullanıyor; bunların devlet görevlilerinin, belli bir ideoloji etrafında örgütlenmiş grupların ve genel anlamda toplumun zihniyetini tanımlayabilmek için ne kadar isabetli bir biçimde seçilmiş olduğunu kitabı okuyup bitirdiğinizde anlayacaksınız. Görünen değil, perde arkasındaki gerçekleri merak ediyorsanız Emniyet teşkilatının güvenilir ve öncü ismi Hanefi Avcı'nın dürüst ve cesur sesine kulak verin!
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 571 okur

  • TANJU KAYAOĞLU
  • Zafer Sükyen
  • Hüseyin zümrüt
  • Abidin Kılınç
  • Kepilleus
  • Mustafa Elmas
  • Mehmet Fatsa
  • Mehmet Yunus Göktaş
  • ERDEM ŞAHİN
  • Selçuk Filar

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.4
14-17 Yaş
%0.8
18-24 Yaş
%6
25-34 Yaş
%27.3
35-44 Yaş
%35.3
45-54 Yaş
%22.1
55-64 Yaş
%3.6
65+ Yaş
%2.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%31.3
Erkek
%68.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%17.2 (28)
9
%16 (26)
8
%26.4 (43)
7
%21.5 (35)
6
%8.6 (14)
5
%6.7 (11)
4
%1.8 (3)
3
%0
2
%0
1
%1.8 (3)

Kitabın sıralamaları