Hanefi Avcı

Hanefi Avcı

7.7/10
178 Kişi
·
553
Okunma
·
30
Beğeni
·
2.863
Gösterim
Adı:
Hanefi Avcı
Unvan:
Türk Yazar, Bürokrat, ve Polis Amiri
Doğum:
Karabıyıklı, Pazarcık, Kahramanmaraş, 1956
Hanefi Avcı (d. 1956, Karabıyıklı, Pazarcık, Kahramanmaraş), Türk bürokrat ve polis amiri. Türk Emniyetinde teknoloji temeline dayalı istihbarat sisteminin kurucusu olarak bilinmektedir.

Eğitimi

1956 yılında Kahramanmaraş'ın Pazarcık ilçesinin Karabıyıklı köyünde dünyaya gelen Hanefi Avcı, öğrenim yaşamına doğduğu köydeki Karabıyıklı İlkokulu'nda başladı. Ortaokulu Gaziantep'teki Karşıyaka Ortaokulu'nda, liseyi ise Ankara'daki Polis Koleji'nde bitirdi. Ardından Polis Enstitüsü'nde okudu ve lisans öğrenimi için girdiği Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 1980 yılında mezun oldu.

Kariyeri

Hanefi Avcı daha sonra İçişleri Bakanlığı'na girdi ve bu dönemde sırasıyla Mersin merkez ve Gülnar ilçelerinde görev yaptı. Daha sonra Diyarbakır, İstanbul illerinde şube müdürlüklerinde çalıştı.

1996 yılında Emniyet İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı oldu. Bu görevi sürdürürken 4 Şubat 1997'de Susurluk skandalını araştıran TBMM komisyonuna ifade verdi. İfadesinde terörle mücadele adı altında devlet içinde çete kurulduğunu ileri sürdü ve Mehmet Ağar, Korkut Eken, Veli Küçük gibi isimler hakkında suçlamalarda bulundu.

28 Şubat sürecinde, bu görevdeyken köstebek olayı olarak da bilinen Deniz Kuvvetlerindeki Batı Çalışma Grubu belgelerinin Emniyet İstihbarat Dairesi'ne sızdırılması olayı meydana geldi. Avcı, olay patlak verdikten sonra darbe hazırlığı varsa, bunu izlemenin polisin görevi olduğunu savundu. Bu olay nedeniyle tutuklanan daire başkanı Bülent Orakoğlu açığa alındı, Avcı ise istihbarat dairesindeki görevinden alındı ve Ana Komuta Kontrol Merkezi kadrosuna atandı. Daha sonra açılan "köstebek davası"nda bütün sanıklar beraat etti.

Katıldığı bir televizyon programında Millî İstihbarat Teşkilatı hakkında yaptığı açıklamalar nedeniyle "devletin gizli kalması gereken sırlarını ifşa etmek" ile suçlandı ve 10 Şubat 1998'de açığa alındı. Daha sonra Ankara 1 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin nöbetçi hakimi Tanju Güvendiren'in kararıyla 20 Şubat 1998'de tutuklanarak Beypazarı Cezaevine kondu. 2 Mart 1998'de tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilen Avcı, hakkında açılan davadan da beraat etti.

Beraat ettikten sonra idare mahkemesi kararıyla görevine geri döndü. 2003'e kadar geri hizmetlerde çalıştı. 2003 yılında Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı'na getirildi. Avcı; 2005 yılında geçici olarak, 2006 yılında ise asaleten Edirne İl Emniyet Müdürü oldu. 2006 yılında TASAM'ın Stratejik Vizyon Sahibi Bürokrat Ödülü'nü kazandı.

Hanefi Avcı Edirne İl Emniyet Müdürlüğü yaptığı sırada, 18 Haziran 2009 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan ortak kararname ile Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğü'ne atandı.

Haliç'te Yaşayan Simonlar

Ağustos 2010 tarihinde "Haliç'te Yaşayan Simonlar" adlı kitabı Angora Yayıncılık tarafından basıldı. Kitabında Gülen cemaatinin emniyet teşkilatında örgütlendiğini ve telefon dinlemesi dahil yasadışı faaliyetlerde bulunduğunu iddia etti.[17] Daha sonra merkez alınmayı talep etti, talebi kabul edildi.

Avcı, Devrimci Karargâh örgütüne yardım etmek suçlamasıyla 28 Eylül 2010 tarihinde tutuklanarak Silivri Cezaevi'ne kondu. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, aralarında Hanefi Avcı'nın da bulunduğu 14'ü tutuklu 22 kişi hakkında hazırlanan iddianameyi kabul etti.

Son olarak "Devrimci Karargah Örgütü üyesi oldukları ve örgüte yardım ettikleri öne sürülen 89 sanığın yargılandığı davada mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı 'nın 22 yıl 9 aydan 49 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılmasını istedi.

Hanefi Avcı 2011 Milletvekilliği seçimleri için İstanbul 3. Bölgeden bağımsız milletvekili adayı oldu. Fakat seçimlerden birkaç gün önce çekildiğini açıkladı.
Şuna inanıyorum ki bu ülkede rüşveti, irtikabı, ihaleye fesat karıştırmayı bir anda
durdurmak, böylece tüm yolsuzlukları bir anda önlemek mümkün olsa ülkede ekonomi ve yatırımlar durur, devlet işleri kilitlenirdi. Çünkü tüm faaliyetlerdeki canlılığın tetikleyici gücü bana kalırsa haksız menfaat temin etme beklentisi ve duygusudur.
Eğer suyun başında duran memurlara, yapılan işlerde maaşları dışında menfaat temin edemeyecekleri havası yaratılırsa
onlar tüm işleri yavaşlatır, iş yapılmaz, sistem çalışmaz ve Türk ekonomisi durur.
Devlet yatırımları yapılamaz, yollar, barajlar, köprüler ihale edilemez, plan programlar yapılamaz hale gelir.
Ama çok açık hissediliyor ki yapılacak işlerde kendilerine de bir şeyler düşecekse, planlar, projeler hemen çiziliyor, evraklar yazılıyor,
olmaz işler bir kolayı bulunarak olur kılınıyor.
Bugün bu olaylara mani olma makamında olmasına rağmen müdahil olmayanlar şunu bilmelidirler ki kendileri hakkında da şuan cemaat tarafından arşivlenen bilgiler bir gün aynı şekilde basına servis edilecektir.
Hanefi Avcı
Sayfa 586 - 22. Baskı kitap
Aslında simonlar her yerde, her örgütte var; insana değer vermeyen, özgürlüğü önemsemeyen, itaat kültürünün hakim olduğu, grup menfaati için itaatin istendiği her yerde Simonlar var.
"Beş TL değerindeki bir malın çalınmaması veya çalanı yakalaması için polis görevlendirilir ama milyonları çalanlar için hiçbir işlem yapılmaz."
Bir grup koca bir devleti teslim aldı. Devlet içten içe çatırdıyor, birileri yönetimi ele aldı ve kimse devlet gücünü kullanan bu kişilere dur diyemiyor.
Örgütler insanların değer yargılarını o kadar degiştiriyorlar ki insanlarda yeni bir kişilik ve yeni bir değerler sistemi yarattıkları için onlara istedikleri şekilde hükmediyorlar , aksi takdirde kişiler bu değerleri benimseyip kişilik dönüşümüne uğramadan eylemleri gerçekleştiremezler.
Aslında Simonlar her yerde, her örgütte var;insana değer vermeyen,özgürlüğü önemsemiyen, itaat kültürünün hakim olduğu grup, grubun grub menfeatı için itaatsizlik iaatin istendiği her yerde simonlar vardir.
Bu durumu bir çok olayda görmek mümkündü; bizler de her suçu değil, yalnızca bize öğretilen ve empoze edilen hususları suç görüyor, bizim tarafımızda olan kişilerin kusurlarını suç olarak nitelendirmiyorduk.
Bu duruma, bu tip davranışlara "Simonlaşmak" adını verdim.
İşte bu durumu düşündükten sonra kendime söz verdim; ben Simon gibi olmayacaktım, ben Simonlaşmayacaktım. Yanlışı kim yaparsa yapsınkarşı çıkacaktım; suç işleyenler kendi tarafımdan insanlar, kendi arkadaşlarım bile olsa veya ne kadar güçlü olurlarsa olsun, bedeli ne olursa olsun karşı duracaktım.
Kitapta bilmediğimiz, gizli kalmış, hiçbir yerde yazılmamış şeyler arayanlar yanılır. Yalnız unuttuğumuz ne kadar çok şey olduğunu görebiliyoruz. Akıl almaz kumpaslarla klasörlerce sahte delillerin uydurulmasından, tutuklananların gördükleri muamelelere dek, pek çok skandalın nasıl bir çarkta hazırlanıp topluma kabul ettirildiğini görmek dehşet verici. Bütün bunların sadece buzdağının görünen kısmı olduğunu da biliyoruz. Büyük cesaretle futursuzca davranan cemaat üyelerini besleyip büyüten, devletin önemli yerlerine yerleştiren, yeri geldiğinde varlıklarını inkar eden, ( Cemaat emniyet içinde örgütlenmektedir iddiasına Hüseyin Çelik: "Buna kargalar bile güler" demiştir.) açtıkları kumpas davalarında arkasında duran, (Zamanın başbakanının bu davaların savcısı olduğunu söylemiştir) yandaş medya ve yalakalar vasıtasıyla yüceltilen, desteğini her zaman sürdüren AKP'den söz edilmemesi manidardır. Unutmamak gerekir ki MİT ( Hakan Fidan'ın ifadeye çağrılması ) olayında zamanın başbakanı tavrını koymuş ve yasa değişikliği ile Hakan Fidan'ın ifade vermesini dolayısıyla yargılanmasını önlemiştir. Ve iplerin koptuğu, çıkarların çatışması sonucu başlatılan 17 - 25 Aralık yolsuzluk operasyonlarında da İktidar oklar kendine yöneldiği için; karşı durarak tüm gerekli düzenlemeleri yapmış, bütün davalar ( Hukuk dışına çıkma pahasına ) düşürülerek yolsuzluklar örtbas edilmiştir. Bundan dolayı anlıyoruz ki; Ergenekon, Balyoz, Oda Tv Casusluk vb davalarda iktidar bilerek ve isteyerek engel olmamıştır. Bu da gösteriyor ki bu davalar İktidar- Cemaat ortaklığı ile yürütülmüştür. Hanefi Avcı'nın iktidara yönelik olarak bu tür gerçeklere vurgu yapmamış olması, kitabın iktidar tarafından sipariş verilmiş gibi algılanmasına yol açacaktır.
Kitabın ilk bölümünde Avcı'nın kendisini çok fazla ön plana çıkarıp geride kalan neredeyse tüm devlet ve kişileri beceriksiz gösterdiği bir anlatım mevcut. Öyleki sanki "O" olmasaymış ülke mahvolacakmış. Ancak ikinci bölümdeki yorumlar ve tespitlerinin içinde bulunduğumuz günlerde ortaya çıkan yeni bilgilerle birlikte değerlendirildiğinde kesinlikle büyük bir doğruluk payına sahip olduğu anlaşılıyor. Bu sebeple iki ayrı bölümde yazılan kitabı iki ayrı şekilde değerlendirmek gerekiyor.
Daha önce hiç bu tür bir kitap okumamıştım. Okuduklarım beni hayrete düşürdü. Devlet işleri, siyaset ve politika konusunda ne kadar cahil olduğumu gördüm. Kitapta bahsi geçen birçok olaydan habersizdim ve kitabı okurken birçok yerinde bahsi geçen olayı internetten araştırmak zorunda kaldım. (Kendime not: Bu alanda kendini geliştir.)
Bu kitapta en çok beğendiğim satırlar..Haliç o kadar kötü kokuyordu ki diyor yazar. Arabayla bile geçerken camları kapatıp hızla uzaklaşıyordum oradan diyor. Ama Haliç'in etrafında ki parkta insanlar piknik yapıyordu ve bu kötü koku onları rahatsız etmiyordu.Uzun süre kötü ortamlara maruz kalan insanlar artık o kötü kokuya alışıyor ve bundan rahatsız olmuyorlardı..
Meşhur emniyet müdüründen çok detaylı bir şekilde hazırlanmış bir araştırma eseri. Kitabın ilk bölümünde mesleğe girişi ve sonrasında yaptığı işleri anlatan yazar, ikinci bölümünde ise cemaatin yaptığı veya yaptırdığı söylenen operasyonları derinlemesine inceliyot. Cem Uzan olayı, Ergenekon gibi yakın dönemde gündem olmuş pek çok olayı irdeleyen bu kitap mutlaka okunması gerekenlerden.
Dün Devlet'in, O gün cemaatin yaptıklarını cesurca anlatan bir kitap. Yayınlandığı zaman hatta yayınlanmadan basılmadan yazarın başını belaya sokan, daha sonra neredeyse kahraman yapılan...Acı ama gerçek diyebileceğimiz bir kitap.
Öncelikle kitaptan edebi hiç bir şey beklememek gerekiyor çünkü yok. Ikıncı olarak kendini o kadar övüyor ve aklıyor ki yazanın bir "müdür" olduğu hakkında hiç şüphe bırakmıyor. Ama gene de yazıldığı dönem şartları değerlendirildiğinde oldukça açık bir uyarıyı barındırdığını bugün çok net bir şekilde görmek mümkün. Hatta yazdıklarının doğru çıktığını da gözlemleyebiliriz. Sadece kafalarda şöyle bir soru işareti bırakıyor "e peki sen bu oluşumlar için ne yaptın?". Kitap yazabilmiş olmak da pekala bir eylem gibi kabul edilebilir en azından duruşunu belli etmiş diyebiliriz.
Hanefi Avcı. Emniyet teşkilatı'nda çok tecrübeli ve bir çok başarıya imza atmış bir isim. Açıkcası kitabın tamamını okuduktan sonra devletin kurumlarının nasıl çürüdüğünü, kurumların birbirine nasıl düşman edildiğini kendine has üslubu ile anlatmış. Özellikle "F TİPİ CEMAAT" adı verilen Fetullah Gülen in devletin kurumları içine nasıl sızdığını, devlete ve millete nasıl zarar verdiğini kitapta açık, net ve delilleri ile anlatmış. Zaten kendileri bu kitabı yazdıktan bir süre sonra göz altına alındı. Yaşamı boyunca aşırı sol terör örgütleri(Devrimci Karargah) ile mücadele eden Hanefi Avcı nın bu örgütle bağlantısı olduğunu öne sürerek trajikomik, akıllara zarar bir şekilde adamı bu örgüte bağladılar ve bununla suçladılar. Aynı Ergenekon ve Balyoz davalarında olduğu gibi..
Dikkat spoiler içerir.
Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı'nın Haliçte Yaşayan Simonlar kitabını yazdıktan sonra yaşananları ve Cemaatin Hükümet ile zıtlaşmasının temeline indiği bir araştırma eseri. Ergenekon operasyonu sırasında yaşanan hukuksuz gelişmeler, kendilerinden yana olmadığı için Hüseyin Albay'ı hapse atmak istemeleri, Balyoz davasındaki delillerin tahrif edilmiş olması, 7 Şubat MİT krizi ve Hakan Fidan'ın üzerine sürekli gitmeleri, yargıyı ele geçirdikleri için kullandıkları ve örtbas ettikleri olaylar, 17-25 Aralık ve Selam Tevhid operasyonlarının detayları, Hrant Dink, Malatya Zirve Yayınevi gibi olayların nasıl manipüle edildiği, AKP ile milletvekili sayısında anlaşamamaları, Emniyette cemaatçi olmadığı için KOM ve İDB tarafından operasyon düzenlenen Emin Arslan, Mustafa Külcü gibi müdürlerin akıbeti gibi pek çok olay detayları ile beraber anlatılıyor. Bu yaşananları merak edenler için okunması gereken kitaplardan biri.
Yakın zamanda ülkemizde yaşanan olayları netleştirmemize katkı sağlayan; ötesi Türkiye'nin son 30 yılına ışık tutan değerli bir kitap. Tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Hanefi Avcı
Unvan:
Türk Yazar, Bürokrat, ve Polis Amiri
Doğum:
Karabıyıklı, Pazarcık, Kahramanmaraş, 1956
Hanefi Avcı (d. 1956, Karabıyıklı, Pazarcık, Kahramanmaraş), Türk bürokrat ve polis amiri. Türk Emniyetinde teknoloji temeline dayalı istihbarat sisteminin kurucusu olarak bilinmektedir.

Eğitimi

1956 yılında Kahramanmaraş'ın Pazarcık ilçesinin Karabıyıklı köyünde dünyaya gelen Hanefi Avcı, öğrenim yaşamına doğduğu köydeki Karabıyıklı İlkokulu'nda başladı. Ortaokulu Gaziantep'teki Karşıyaka Ortaokulu'nda, liseyi ise Ankara'daki Polis Koleji'nde bitirdi. Ardından Polis Enstitüsü'nde okudu ve lisans öğrenimi için girdiği Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 1980 yılında mezun oldu.

Kariyeri

Hanefi Avcı daha sonra İçişleri Bakanlığı'na girdi ve bu dönemde sırasıyla Mersin merkez ve Gülnar ilçelerinde görev yaptı. Daha sonra Diyarbakır, İstanbul illerinde şube müdürlüklerinde çalıştı.

1996 yılında Emniyet İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı oldu. Bu görevi sürdürürken 4 Şubat 1997'de Susurluk skandalını araştıran TBMM komisyonuna ifade verdi. İfadesinde terörle mücadele adı altında devlet içinde çete kurulduğunu ileri sürdü ve Mehmet Ağar, Korkut Eken, Veli Küçük gibi isimler hakkında suçlamalarda bulundu.

28 Şubat sürecinde, bu görevdeyken köstebek olayı olarak da bilinen Deniz Kuvvetlerindeki Batı Çalışma Grubu belgelerinin Emniyet İstihbarat Dairesi'ne sızdırılması olayı meydana geldi. Avcı, olay patlak verdikten sonra darbe hazırlığı varsa, bunu izlemenin polisin görevi olduğunu savundu. Bu olay nedeniyle tutuklanan daire başkanı Bülent Orakoğlu açığa alındı, Avcı ise istihbarat dairesindeki görevinden alındı ve Ana Komuta Kontrol Merkezi kadrosuna atandı. Daha sonra açılan "köstebek davası"nda bütün sanıklar beraat etti.

Katıldığı bir televizyon programında Millî İstihbarat Teşkilatı hakkında yaptığı açıklamalar nedeniyle "devletin gizli kalması gereken sırlarını ifşa etmek" ile suçlandı ve 10 Şubat 1998'de açığa alındı. Daha sonra Ankara 1 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin nöbetçi hakimi Tanju Güvendiren'in kararıyla 20 Şubat 1998'de tutuklanarak Beypazarı Cezaevine kondu. 2 Mart 1998'de tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilen Avcı, hakkında açılan davadan da beraat etti.

Beraat ettikten sonra idare mahkemesi kararıyla görevine geri döndü. 2003'e kadar geri hizmetlerde çalıştı. 2003 yılında Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı'na getirildi. Avcı; 2005 yılında geçici olarak, 2006 yılında ise asaleten Edirne İl Emniyet Müdürü oldu. 2006 yılında TASAM'ın Stratejik Vizyon Sahibi Bürokrat Ödülü'nü kazandı.

Hanefi Avcı Edirne İl Emniyet Müdürlüğü yaptığı sırada, 18 Haziran 2009 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan ortak kararname ile Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğü'ne atandı.

Haliç'te Yaşayan Simonlar

Ağustos 2010 tarihinde "Haliç'te Yaşayan Simonlar" adlı kitabı Angora Yayıncılık tarafından basıldı. Kitabında Gülen cemaatinin emniyet teşkilatında örgütlendiğini ve telefon dinlemesi dahil yasadışı faaliyetlerde bulunduğunu iddia etti.[17] Daha sonra merkez alınmayı talep etti, talebi kabul edildi.

Avcı, Devrimci Karargâh örgütüne yardım etmek suçlamasıyla 28 Eylül 2010 tarihinde tutuklanarak Silivri Cezaevi'ne kondu. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, aralarında Hanefi Avcı'nın da bulunduğu 14'ü tutuklu 22 kişi hakkında hazırlanan iddianameyi kabul etti.

Son olarak "Devrimci Karargah Örgütü üyesi oldukları ve örgüte yardım ettikleri öne sürülen 89 sanığın yargılandığı davada mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı 'nın 22 yıl 9 aydan 49 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılmasını istedi.

Hanefi Avcı 2011 Milletvekilliği seçimleri için İstanbul 3. Bölgeden bağımsız milletvekili adayı oldu. Fakat seçimlerden birkaç gün önce çekildiğini açıkladı.

Yazar istatistikleri

  • 30 okur beğendi.
  • 553 okur okudu.
  • 13 okur okuyor.
  • 193 okur okuyacak.
  • 32 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları