Rubicon ’dan sonra serinin ikinci kitabı. Sezar – Claudius hanedanlığını yüzyılı aşan hükümdarlığını okuyoruz bu kez.
Hanedanlığın sıralamasını şu şekilde özetleyebiliriz:
Julius Caesar-> Augustus-> Tiberius-> Caligula-> Claudius-> Nero
Serinin ilk kitabı Julius Caesar ve Augustus ile alakalı epey malumat içermekteydi. Hanedan’da ise Tiberius, Caligula, Claudius ve Nero’nun hüküm sürdüğü dönem irdeleniyor. Taht mücadeleleri, entrikalar, suikastlar, darbeler, komplolar, ihanetler, katliamlar, ilişikler…Kitap bunlarla dolup taşıyor. Gücü, iktidarı elde tutmak için anne, eş katlinin bile mübah olduğu bir yapı…Ortada bir senato var ama onlar da varla yok arası. İşlerine gelmediği zaman imparator devirmek için komplo kuruyorlar, yakalanmazlarsa ne ala, yakalandıklarında ise intihar haysiyetli bir ölüm olarak görülmekte. Aşırı gücün getirdiği zehirlenme, herşeye muktedir olma, kişiyi sapkınlığın ve acımasızlığı doruklarına sürüklediğini kitabı okuyunca bir kez daha anlayacaksınız. Güç sarhoşluğu ne anne dinliyor ne de evlat. Önüne geleni ezip geçiyor.
Gücün sadece imparatorları zehirlediğini düşünmeyin. İmparatorların eşleri, anneleri de en imparatorlar kadar gücün tutsağı olmuş durumdalar. Livia, Agrippa gibi kadınlar da iktidarın çekiciliğine kapılıp türlü entrikalarda yer almışladır. Komplosu ya da enrikası açığa çıkan kadınlar ise idam edilmiyor, sürgüne gönderiliyordu. Sürgün demek açlık yoksunluk demek bu arada. Açlıktan ölen birçok hanedan mensubu var.
Bu seri gerçekten çok başarılı. Ancak yazım hatalar, anlatım bozuklukları can sıkmakta. Kronik Yayınlarına rica ediyorum; bu değerli eserleri basıma vermeden önce güzelce okuyun, hataları düzeltin. Cidden bu hatalar nahoş bir tat bırakıyor okurun kafasında.