Özgün Coşkun

Özgün Coşkun
@Ozgun_Coskun
Yıldız Teknik Üniversitesi
Şişli
Istanbul
804 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Hanedan - Caesar'ların Tarihi
8/10
·458 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 15:31
Rubicon ’dan sonra serinin ikinci kitabı. Sezar – Claudius hanedanlığını yüzyılı aşan hükümdarlığını okuyoruz bu kez. Hanedanlığın sıralamasını şu şekilde özetleyebiliriz: Julius Caesar-> Augustus-> Tiberius-> Caligula-> Claudius-> Nero Serinin ilk kitabı Julius Caesar ve Augustus ile alakalı epey malumat içermekteydi. Hanedan’da ise Tiberius, Caligula, Claudius ve Nero’nun hüküm sürdüğü dönem irdeleniyor. Taht mücadeleleri, entrikalar, suikastlar, darbeler, komplolar, ihanetler, katliamlar, ilişikler…Kitap bunlarla dolup taşıyor. Gücü, iktidarı elde tutmak için anne, eş katlinin bile mübah olduğu bir yapı…Ortada bir senato var ama onlar da varla yok arası. İşlerine gelmediği zaman imparator devirmek için komplo kuruyorlar, yakalanmazlarsa ne ala, yakalandıklarında ise intihar haysiyetli bir ölüm olarak görülmekte. Aşırı gücün getirdiği zehirlenme, herşeye muktedir olma, kişiyi sapkınlığın ve acımasızlığı doruklarına sürüklediğini kitabı okuyunca bir kez daha anlayacaksınız. Güç sarhoşluğu ne anne dinliyor ne de evlat. Önüne geleni ezip geçiyor. Gücün sadece imparatorları zehirlediğini düşünmeyin. İmparatorların eşleri, anneleri de en imparatorlar kadar gücün tutsağı olmuş durumdalar. Livia, Agrippa gibi kadınlar da iktidarın çekiciliğine kapılıp türlü entrikalarda yer almışladır. Komplosu ya da enrikası açığa çıkan kadınlar ise idam edilmiyor, sürgüne gönderiliyordu. Sürgün demek açlık yoksunluk demek bu arada. Açlıktan ölen birçok hanedan mensubu var. Bu seri gerçekten çok başarılı. Ancak yazım hatalar, anlatım bozuklukları can sıkmakta. Kronik Yayınlarına rica ediyorum; bu değerli eserleri basıma vermeden önce güzelce okuyun, hataları düzeltin. Cidden bu hatalar nahoş bir tat bırakıyor okurun kafasında.
Tarih
HanedanTom Holland · Kronik Kitap · 20254 okunma
Reklam
Rubicon - Bir Çağın Sonu Yeni Bir Çağın Başlangıcı
8/10
·412 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 21:22
Bu kitap Tom Holland ’ın yazdığı Antik Roma tarihini anlattığı üçlemenin ilk kitabı. Kitabın konusu Roma Cumhuriyeti’nin yükselişi ve çöküşü. Roma’nın krallıktan cumhuriyete dönüşümü ardında Caesar sayesinde bir monarşiye geçişi anlatılmış. İsimlerden bahsedecek olursak Tarquin ile Augustus (gerçek adı Octavius) arasındaki gelişmeler anlatılmış. Bu tarihsel süreçte çok fazla isim yer aldığı için kafa karışıklığı oluşabiliyor. Bu yüzden isimleri not ederek devam etmekte fayda olduğunu düşünüyorum. Roma’nın Cumhuriyet’ten monarşiye geçiş sürecinde birçok kutuplaşma ve mücadele var. Caesar haricinde Pompeius, Cato, Crassus, Marcus Tullius Cicero dönemin önemli kişileri. Kurulan koalisyonlar (buna Triumvirlik deniyor Roma’da) ki bunların en önemlisi Caesar-Pompeius-Crassus arasındaki ilk kurulan koalisyon. İktidarı ellerine almak isteyen bu elitlere karşı bir adam tüm varlığı ile mücadele ediyor, Cato. Cato tam bir idealist, Stoa felsefesi tüm benliğine işlemiş bir adam. Despotlara karşı varını yoğunu ortaya koyuyor. Bir de Marcus Tullius Cicero var. Çoğumuzun felsefeci olarak bildiği Marcus Tullius Cicero asında bir siyasetçi ve hukukçu. Ancak Cato kadar dik durabilen biri değil. Onun kadar cesur onun kadar dirayetli bir duruşa sahip değil. Ülke bir iç savaşa giderken o sadece üzülüyor. Ortada kalmaya çalışmanın bedelini ise en ağır şekilde ödüyor. Kitabın ismi Rubicon ise sembolik bir isim. İngilizce sınır ya da aşılmaması gereken çizgi anlamına gelse de Roma Cumhuriyetindeki manası daha farklı. Rubicon Roma’nın kuzeyinde yer alan bir nehir ve Roma hukuku, yasaları, adetleri gereği hiçbir lejyon bu nehrin güneyine geçemez. Geçtiği durumda Roma için geri dönülmez bir kargaşanın yolunu açar. Caesar lejyonu ile bu nehri aşıp deyim yerindeyse Cumhuriyet’in kökünü kazımış, bizdeki Fetret Devri benzeri bir dönemin
Tarih
RubiconTom Holland · Kronik Kitap · 202520 okunma
Kara Ölüm İncelemesi
7/10
·281 syf.··
2026 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2026 08:44
İnsanlık dünyada var olduğundan beri büyük felaketler yaşamıştır; depremler, seller, savaşlar, yangınlar ve tabi ki salgınlar. Özellikle Kara Ölüm olarak anılan hıyarcıklı veba salgını Avrupa nüfusunu büyük miktarda düşürmüştür. Biline ilk pandemi Jüstinyen Vebası olarak da adlandırılan 541-542 yılları arasında görülen salgındır. Kitabın konusu ise 2. Büyük veba salgını olan 1347 – 1353 yılları arası olan dönemdir. Tesadüfe bakın ki bu salgın da Çin kaynaklıdır. Biz sadece Avrupa’ya etkilerini biliyoruz ancak Çin’de bu salgın sonrası nüfus ¼ oranında azalmıştır. Bir dizi ekolojik bozulma sonrası bu salgının ortaya çıktığı ifade edilmektedir. Salgının Avrupa’ya gelişi ise bir nevi biyolojik silah olarak altın Ordu tarafından Cenevizlilere karşı kullanılması sonrası sıçramıştır. Çin’den gelen ticaret kervanları vasıtasıyla hastalık Kırım’a gelmiş, 85.000 kişinin ölümüne sebep olmuştur. O sıralarda Cenevizliler’e ait bir kaleyi kuşatan Altın Ordu hanı Canibeg, hastalıktan ölen insanları mancınıkla kale içine göndermiş bu şekilde hastalığı Cenevizli askerlere bulaştırmış, Cenevizli askerler de İtalya’ya döndüklerinde hastalığı Avrupa’ya getirmişlerdir. İtalya bu sebeple Kara Ölüm’den en çok etkilenen bölgelerdendir. Nüfus epey azalmış, sosyal düzen tamamen değişmiştir. Hastalığın İtalya’dan diğer Avrupa ülkelerine sıçraması uzun sürmemiştir. Kitapta özellikle İngiltere’ye olan etkileri incelenmiş. Kitap yalnızca demografik etkileri değil ekonomik ve sosyal etkileri de içermektedir. Zira azalan nüfus sonrası işçi ücretleri epey artmış buna mukabil kral ve soylular birtakım kanunlar çıkartma gereği hissetmişlerdir. Amaçları ücretleri pandemi öncesi düzeye çekmektir. Ancak buna karşı çıkan işçi ve köylüler orta çağın ilk hak arama eylemlerini başlattıkları söylenebilir.
Tarih-Araştırma
Kara ÖlümTolgahan Karaimamoğlu · Kronik Kitap · 202233 okunma
Harington'ın Türkiye Anıları
7/10
·292 syf.··
2026 12. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2026 23:55
Charles Harington…İşgal güçleri komutanı. Yazfığı anılar kuşkuzu bizim tarihimiz için çok önemli. Ancak sadece 6-60 sayfalık bir kısım benim ilgimi çekti zira sadece o kadar İstanbul’daki işgal günlerini anlatıyor. Geri kalanı General’in görev yaptığı diğer ülkelerde yaşadıkları ile ilgili. Bizim anlattığımız kısımla ilgili ilginç bir bilgi ile karşılaştın mı diye soracak olursanız, Yunan’lıların İstanbul İttifak Güçlerinin işgali altındayken Doğu Trakya’ya ordu gönderdiği ve İngilizlerin de olası Yunan saldırısına karşı askeri tahkimat yaptıkları bilgisini daha önce başka bir yerde okumamıştım. Kitabın diğer ilginç kısımları ise Mudanya Anlaşması yapılırken İsmet Paşa ile aralarında geçen konuşmalar. Bu kısmı özellikle bir kez daha okudum ve İsmet Paşa’yı açıkça zorda bırakacak birtakım ifadeler gözüme çarptı. Vahdettin’in kaçırılması ise bir diğer önemli kısım. Sadece bu kadarlık kısım için bu kitap alınmaya ve okunmaya değer mi diye soruyorsanız, ilgi duyanlar için kesin öyle. Ama konu ile pek ilgisi olmayanların seveceği bir kitap değil.
Anı-Mektup-Günlük
İngiliz Komutan AnlatıyorCharles Harington · Kronik Kitap · 202374 okunma
Sürgün
7/10
·230 syf.··
2026 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Mart 2026 23:37
Refik Halid Karay , tam anlamıyla bir Osmanlı elitidir. Maliye Başveznedar’ı Mehmet Halid Bey’in oğlu olarak ayrıcalıklı bir zümreye mensup bir şahıstır. Galatasaray Lisesinde okuyup akabinde Hukuk Mektebini bitirmiştir. İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne muhalif bir görüşe sahipti. Çalıştığı ve çıkardığı gazetelerde muhalif düşüncelerini ifade etmekten kaçınmamıştır. Bu sebeple de sık sık sürgüne gönderilmiştir. Kendisi aynı zaman Kurtuluş Savaşı’na da muhalifti. Kurtuluş Savaşı aleyhine yazığı yazılardan sebep hain olarak damgalanmış Beyrut’a sürgüne gönderilmiştir. Daha sonra ise affedilip yurduna geri dönmüştür. Bu sebeple sürgünü yaşayan biri olarak sürgün kavramını en iyi anlatabilecek yazarlardan biri olarak düşünüyorum kendisini. Zira kitabın ilk yarısı bu sürgün halini çok güzel anlatmış. Sürgüne giden kişinin yalnızlığı, hayata tutunma çabaları, memleket ve aile özlemleri çok güzel anlatılmış. Beyrut’ta bir başına hayata tutunmaya çalışan Hilmi Efendi için hayat cebindeki paranız azalmasıyla orantılı olarak zorlaşmaya başlamıştı. “Başka bir memlekete atılınca dımdızlak kaldım, öksüz çocuk gibi içli, beceriksiz, ürkek oldum.” Kendi gibi sürgünleri bulması ise çok zaman almadı. Ancak onların arasında da aradığını bulamadı. Zira politik olarak onlardan farklı düşündüğünü belirtiği an Hilmi Bey’i hem azarlayıp hem de ondan uzaklaştılar. Keza diğer sürgünler aleni olarak İstiklal Savaşı’nda Yunan tarafını tutmaktaydılar. Onlar gibi düşünmediğini ifade ettiği an ise “ittihatçısın sen” damgasını yemişti. Kısa süre sonra tekrar yalnız kalan Hilmi Efendi’ye kucak açan ise Anadolu’dan gelme Ermeniler olmuştu. Onu aralarına almış iş vermişlerdi. Memleket özlemini Ermeni mahallesinde gidermeye çalışıyordu. Zira konuşmaların, söylenen türkülerin tamamı Türkçe idi. Daha sonra Beyrut’a
Türk Edebiyatı
SürgünRefik Halid Karay · İnkılap Kitabevi · 2018677 okunma
Reklam