Herkese merhaba
Bu kitapta kutuplarda keşif gezisine çıkan ve gizemli ve ölümcül bir Mor Bulut keşfeden Adam Jeffson adlı bir adam hakkındadır.
Kitaba bayıldım. Çok fazla bilim kurgu okuyan birisi değilim. Kitaptan sıkılırım diye düşündüm. Ama kitap beni yanılıttı. Kitabın yazıldığı döneme göre özgün kurgusu, yalın anlatımı, kıyamet sonrası dünyayı merkeze alan konusu, insan ırkının acımasızlığını, kötülük ve iyilik olgularının doğuşunu, ahlak kavramını, tek başınalığın, izolasyonun psikolojik etkilerini çarpıcı bir şekilde yansıtan konusu, Kuzey Kutbu'ndan Paris' e Londra'dan İstanbul ve Gökçeada'ya ve birçok ülkeye uzanan hikayesi ve İstanbul ve Çanakkale civarındaki bölümleri, coğrafyaya hakim olmanın etkisiyle büyük bir heyecanla okudum. Kitapta dinler üzerinden gönderme yapıyor, zaten yozlaşmış ve bireyselleşmiş insanı işlerken acımasızca eleştiriyor, bunu kurgunun içine yedirmeyi başarmış. Kitabın son bölümlerde delirmek üzere olan bir karakterin duygusal ve psikolojik anlamda iyice çöktüğüne şahit oluyoruz, kafası da karışık. Verdiği kararlar sürekli değişiyor, ne yapmak istediğini bilmiyor. Adem ve Havva üzerinden bolca gönderme yapılıyor. “Ne yapmalı” sorusunu sürekli sormak mümkün. Dünya yeniden mi şekillenmeli, yoksa insan ırkının sonu mu gelmeli? Ana karakterimizin düşüncelerine fazlasıyla şahit olduk. Uyarmadan geçmeyim kitabın İlk 100 sayfası merak uyandırıcı, sonraki 100 sayfası konunun gelişimi için tempoyu biraz düşürerek ilerliyor. 200’den sonra ise mistik, hayalci ve hatta delice monologlara dönüşüyor. Bu kısımlarda biraz tempo problemi ortaya çıkıyor. Bende öyle oldu. Kitabı okurken seyahat ediyormuşum hissi oluştu. Adam bir yerde sabit kalmadı. Kitap akıcıydı ne olacak ne yapacak şekilde okudum. Kitapta ölülerden bahsediyor ona göre kitabı