·
Okunma
·
Beğeni
·
10,5bin
Gösterim
Adı:
Sarnıç
Baskı tarihi:
Ocak 2013
Sayfa sayısı:
123
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053607724
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Sarnıç
Sarnıç
Önümüzde hayat... Her gün bir başka uykuya yatıp bir başka rüya göreceğiz. Halbuki zaman, ağır ağır bizimle beraber akan nehir, bir göle varıyordu. Bu gölde artık biz akmıyor, dalgalanıyorduk.

''Sarnıç'' adlı öyküden
123 syf.
·8 günde·7/10 puan
Etkileyici, hayatın içinden, sımsıcak hislerle dolu bir kitap. Sait Faik gocunmadan, abartmadan olduğu gibi anlatıyor bizi bize. Şaşasızlığının vermiş olduğu yakınlık hayatımızı yansıtıyor. Kısacık cümlenin, hatta eski bi' kelimenin kişiyi bu kadar tanıdık hislere götürmesi muazzam.
95 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10 puan
Sait Faik'in öykülerini topladığı kitaplarından biri. Kitapla aynı adı taşıyan Sarnıç hikayesi hemen girişte yer alıyor ve sadeliğiyle, güzel cümleleriyle kitaba bağlıyor. Mavnalar, Kim Kime, Orman Uykusu ve Sarnıç öne çıkarıp beğendiğim öyküler oldu. Tavsiye ederim. Keyifli okumalar.

Sait Faik Abasıyanık için bir cümle edemeden geçemeyeceğim. O, Türk öykücülüğünün piri.
100 syf.
·3 günde
Onun öykülerinde, hikayelerinde insan, kendini tesadüf eseri rastladığı olaylara şahitlik ederken buluyor. Kimi hikayelerin kahramanı kimi hikayelerinde arananı hissedebiliyor insan. Her hikayeyi muhakkak can alıcı bir noktadan alıp, merakı doruğa ulaştıran bir noktada bırakabiliyor. Yoksulluğu, memleket hallerini, geceyi, gündüzü, köy yerini, savaş sonrasını, insanın hâletiruhiyesini en iyi tasvir eden öykücülerimizdendir. Bu kitabında ise kısa öykülerden oluşan olaylar zincirine yer vermiştir. Her bir olay, farklı bir mekan, farklı bir zaman dilimindedir. Bu kısacık kitabın bırakacağı derin etkiyi kitabı bitirdikten sonra dahada şiddetli hissedeceğinizi garanti ederim. Nitekim öykü kitaplarının, roman kitaplarından daha fazla etki yarattığının kanısındayım. Bazı romanlarda kitabın sonunda verilmek istenen mesajı, sadece kısa bir öykü kitabı en başında verebiliyor. Romanın okunurken yaratmak istediği algıyı, yine öykü kitapları başından bu algıyı oluşturabiliyor. Sait Faik öykülerinde imgelemeleri çok başarılı bir şekilde okuyucuya armağan eden bir yazardır. Okuyucunun hayal dünyasına çok fazla müdahale etmeden yapabildiği imgelemelerde kitaplarında öne çıkar. Bana göre, kendisinin hikayesinde anlatmak istediği mekanı, olayı ve kişileri, okuyucunun kendisinden çalmadan anlatmayı başarır. Bu onun bir imgeleme ustası olduğunun apaçık kanıtıdır. Burada bahsettiğim durumları "Hancının Karısı", "Ormanda Uyku" ve "Park" gibi öykülerinde daha açık ve net görebilirsiniz.

"Ben Sait Faik'i çok severim. Bizim büyük hikayecilerimizden biridir. Büyük hikayeci, büyük şair. Bazen bedbin, bazen ümitsizliğe kapılır. Fakat çok namuslu insan, memleketini çok seven insan. Ve belkide bedbinliği, ümitsizliği çıkar yol göremediğinden ileri geliyor. Halbuki çıkar yol var tabii. Velhasıl büyük hikayeci, büyük şair." demiş Nazım Hikmet.

Sait Faik Abasıyanık hakkında ben de bu sözlerin ne fazlasını ne de eksiğini söyleyebilirim. -ki, bu kadar gözlem yapabilme yetisini henüz kazanabilmiş değilim. Sait Faik Abasıyanık okuma etkinliği sonrası okuduğum Sarnıç kitabı incelemesini, fazla söze gerek duymadan bitirmek istiyorum. Bu etkinliği gerekli gören Sait Faik okuyucularına da ayrıca teşekkür ediyorum.
123 syf.
·2 günde·8/10 puan
Sahil ve geceye aşık denizin adamı...

Evet, Sait Faik Abasıyanık'ı bir kelimede anlatacak olursak, o tek kelime deniz olurdu. 20. yy. başlarında sahneye çıkmış bu dev insan, ağır ve sisli bir teknolojiye maruz kalmadan en güzel hayat ve insan tasvirini ancak bu kadar güzel yapabilirdi. Sabahattin Ali, Reşat Nuri Güntekin ve yazarımız Abasıyanık'ın mensup olduğu bu kuşak diliminde ne vardı da bu insanlar bu kadar güzel eserler verebiliyordu? Güzel eserler çıkarmak için illaki o asr-ı yıllara mı dönmemiz gerekiyordu? Zamanda güzel bir yolculuk, tatlı bir seyahatin adımlarını attıran edip yazarımızın bir de Sarnıç adlı yapıtında bakalım o yılların tadına. Buyrun dostlarım...

Yazarın 1939 yılında basıma giren ve 1934-39 yıllarını konu alan hikayeleriyle kütüphanelerimize kazandırılmış İkinci eseridir. İçindeki kısa hikayeleriyle okuyucunun dimağında zengin tablolar bırakıyor. Sefil bir ayyaşın yaşama tutunması, güzel Rum ve ecnebi kızların sahilde gezerken kasaba yerlilerin gönüllerinde arzuladığı ihtiraslar, üstleri bit olan balıkçılar, camı kırılmış bir kahvehane, dizleri iki büklüm olmuş bir hamal, para kazanma peşinde olan bir sokak kızı...

Birbirinden güzel hikayeler; insanların ruh hallerini, yaşayış biçimlerini ve hayatla olan münasebetlerini şeffaf bir biçimde anlatıyor. Ağzı sarımsak kokan bir meyhane insanı nasıl ise ecnebi bir Fransızın şarap kokan ağzı da aynı kefedeydi bu kitapta. Bakın ki şu örneğe ne kadar sorgulayıcı ne kadar aciz kaldığımızın bir göstergesi. #21561907
Bu alıntıda geçen zaman ve ölümü öyle bir tarif ediyor ki yazar, bütün inanışlar, din-dil ve ırktan uzak bir düşünceye kapılıyoruz. Nitekim ölüm, insanın ruhaniyetinde en güçlü tesir ve etki bırakacak bir duygu iken bunu her kesimden insanın tadacak olması niçin biz insanları ayrıştırsın? Eşit paylaştırılmıştır bir ilahi manzara, tabiat neden gönülleri küs ve mahzun bıraksın?Kini icat eden insan imhayı bilmez mi?

Eserinde genellikle açlık, savaş, yaşam şartları üzerine değinen yazar ve şairimiz bunu bir vazife timsali edinmiş kendine. Hiçbir insanı yermeyen, kayırmayan tutumu kitabı her kesimden okunacak bir duruma getirmiştir. Dini bile kitaba ustalıkla serpiştiren bir insanın eseri elbette ki en güzel kıvamda olacaktır. Kitabın dili biraz ağır fakat felsefisi güzel bir atmosferde. Sözlerinde en ufak bir geri duruş sergilemeyen, tabiattaki kelime haznesini eserlerine yansıtan, argoyu sevdiren bir dil, bir akıl, bir şahsiyet...

Ve gelelim en büyük sevgiye en büyük emeğe en büyük hazineye...
Gönlü güzel hoş kalpli bu yazarımız şahane edebi eserler, pırlanta dolu hikayeler yazmanın yanında, dünyada insanı en büyük saadete götürecek bir işin temellerini atmıştır. Vasiyetinde annesine tüm mal varlığı ve eserlerinin telif hakkını Darüşşafaka Eğitim Vakfı'na bırakılmasını talep etmiştir ve güzel annesi bu isteğini yerine getirmiştir. Ne büyük mutluluk!

Devlet katkısı olmadan bünyesinde barındırdığı yetim çocuklarımızı eğitip büyüten bir kuruma en güzel hediyelerden birini vermiştir Sait Faik Abasıyanık. Eserlerini, parasını değil aynı zamanda insanlığını, güzelliğini, içindeki çocuksu sevgiyi bırakmıştır. Ne yüce bir gönül! Böyle bir yazar elbetteki sevilecek, sayılacak ve adı unutulmayacaktır.
123 syf.
·3 günde·9/10 puan
Semaver eserinden sonra birleştirilmiş olarak Sarnıç'ı da bitirmiş oldum. Hemen kıyaslayacak olursam kesinlikle Sarnıç çok daha iyi. Sarnıç' ta 16 hikayeden oluşmakta. "Sarnıç", "Ormanda Uyku", "Park", "Kalorifer ve Bahar" isimli hikayeler çok farklı tattaydı. Çok beğendim.

Yine farklı duygular, çok kendine özgü, okuyanı içine alan; daha doğrusu direk yazarın kendi ağzından anlatılıyormuşcasına yazılmış olması sizi direk hikayenin içine sokuyor. Sıkmadan 3'er 4'er sayfalara bölmüş hikayeleri Sait Faik. Semaver'den çok daha güzel. Bu kitabı hikaye okumak isterseniz tavsiye ederim.
123 syf.
·2 günde
Spoi içerir.Sabahattin Ali'yi sevgim ile Sait Faik sevgim eşit ve çok seviyorum,bu iki yazarı.Akıcı ve güzel bir kitaptı.Severek ve hatta bayılarak okudum.

Kitabı üç bölüme ayırmak gerektiğini düşünüyorum.İlk bölümde,yazarın Bursa'da yaşadıkları anlatılmakta.Bu bölümde yer alan hikayeler; Sarnıç, Beyaz Altın, Lohusa, Ormanda Uyku, Gaz Sobası, Davudun Anası ve Hancının Karısı.İkinci bölümde;yazarın İstanbul'da yaşadıkları anlatılmakta.Bu bölümde yer alan hikayeler;Bir Karpuz Sergisi, Mavnalar, Gece İşi, Park, Kalorifer ve Bahar ve Plaj İnsanları.Üçüncü bölümde ise yazarın yurt dışında yaşadıkları anlatılmakta.Bu bölümde yer alan hikayeler;Grenoble'da İtalyan Mahallesi,Marsilya Limanı.

Yazar,bu kitapta insan sevgisini,gelenekleri,görenekleri ve insanların yapsını anlatmakta.Tavsiye ederim.Keyifli okumalar.
123 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10 puan
Ormanda Uyku,Kalorifer ve Bahar ve Kim Kime hikayelerini gerçekten çok beğendim.Sait Faik,böyle aslında hissettiğim ancak tasvirini yapamadığım duygularıma dokunuyor.Hayatın içinden hikayelerinde, buram buram her duyguyu kokluyorsunuz.
Bazı cümleleri var ki 10 tane hikayeyi birleştirip sanki bir cümlenin içine sıkıştırmış gibi..
Şiirde Orhan Veli, Hikayede Sait Faik yeri gerçekten bambaşka..
Sanki; İçinizdeki kötü binaları yıkıp yerine mis kokan çiçek bahçeleri oluşturuyorlar.
123 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10 puan
Sait Faik ile tanışma kitabım oldu. Kısa hikayelerden oluşan bir eser. Yazarın dili çok otantik hatta bazıları bayağı sevebilir. Eski kelimeler kullanıyor, bizi geçmişe götürüyor. Anlatımı güzel. Kurduğu cümleler ile edebiyatın ustalarından olduğu belli. Nostalji gibi oldu benim için. Küçüklüğümü ve eski yılları yad ettim. Ruhun şad olsun güzel yazar..
123 syf.
·3 günde·Puan vermedi
“Bekle dedi gitti
Ben beklemedim, o da gelmedi..
Ölüm gibi bir şey oldu
Ama kimse ölmedi…”

Betimlemelerle bezeli Sarnıç’daki öykülerin etkisi bende Özdemir Asaf’ın bu dizelerini anımsattı.
Hikayelerin sonu yok; ne iyi ne kötü bitiyor muallakta kalıyor. Bu sebeple etki bırakmıyor ve diğer hikayeye geçtiğim anda kolayca unutuluveriyor. Betimlemeler çok zorlu, birkaç defa okumamı gerektirdi.

Daha önce okuduğum “Son Kuşlar” adlı kitabı bir nebze daha iyiydi onun da sonunu getirememiştim. Ancak roman tadındaki “Kayıp Aranıyor”u severek okudum. Sait Faik keşke uzun soluklu romanlar da yazsaydı ya da şiir.. Çünkü betimlemeleri şiir tadında.
Kitaptaki Öykülerden ‘Sarnıç’ fena değildi. Ormanda Uyku’ hikayesi sarmadı.

‘Loğusa’nın sonunda ürperdim. ‘Hancının Karısı’ bir garipti.

‘Kim Kime’ iyiydi. ‘Gaz sobası’ da fena değildi.

Öykülerdeki tasvirler çok fazla olaylar ona nazaran çok az. Ve cümle içindeki betimlemeler çoğu kez birbiriyle o kadar alakasız ki cümle sonuna kadar anlam kayboluyor konudan kopuyorsunuz..tekrar okumak gerekiyor. Bu da beni hem yavaşlattı hem de sıkıcı oldu. Açıkçası tad alamadım.
Sevenlerine saygı duyuyorum ama ben yazarın üslubuna bir türlü alışamadım.
123 syf.
·5 günde
Kesinlikle samimi, içten ve sıcak bir kitap. Gereksiz süslü cümlelere yer verilmemiş. Duygular ve olaylar olduğu gibi abartılmadan anlatılmış ve bu da beni çok etkiledi. Severek okudum ve beklediğimin üstünde bir kitap oldu.
Yine öyle zaman oldu ki, bir partiden insanlar, öteki taraftan olanları yağlı iplere geçirdiler. Her ikisine de acıdım. Vurulanla vurulduğum, ölenle öldüğüm günler oldu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sarnıç
Baskı tarihi:
Ocak 2013
Sayfa sayısı:
123
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053607724
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Sarnıç
Sarnıç
Önümüzde hayat... Her gün bir başka uykuya yatıp bir başka rüya göreceğiz. Halbuki zaman, ağır ağır bizimle beraber akan nehir, bir göle varıyordu. Bu gölde artık biz akmıyor, dalgalanıyorduk.

''Sarnıç'' adlı öyküden

Kitabı okuyanlar 1.573 okur

  • güz
  • Eren Yücetaş
  • nehir
  • Gülizar
  • esin inci
  • Said Hilmi Bozoğlu
  • Elif Akkuş
  • V. Betül Biçer
  • Melike Melom
  • Lili Marlen

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%2.7
13-17 Yaş
%2.7
18-24 Yaş
%27.4
25-34 Yaş
%42.5
35-44 Yaş
%17.8
45-54 Yaş
%4.1
55-64 Yaş
%1.4
65+ Yaş
%1.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%50
Erkek
%50

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%19.7 (75)
9
%15.5 (59)
8
%25.2 (96)
7
%19.2 (73)
6
%8.1 (31)
5
%2.9 (11)
4
%1.3 (5)
3
%0
2
%0.8 (3)
1
%1.3 (5)