Geri Bildirim
Adı:
Lüzumsuz Adam
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
108
ISBN:
9786053607861
Kitabın türü:
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
"Sait Faik'e geceleri sinemalarda rastlardım. Tanışmazdık.

Sinemanın ön sıralarına oturur, koltuğuna iyice gömülürdü.

Koyu yeşil bir pardösüsü, çok dar kenarlı, kafasının biraz üstünde kalan kahverengi bir şapkası vardı. Sinema dönüşü dalgın, Beyoğlu'nun gece yarısı kalabalığına dalar, çeker giderdi. Sinemada bulunanlar arasında bu gedikli birinci mevki müşterisinin yazısını okuyan var mıdır acaba, diye çok düşünmüşümdür. Kuşkusuz, yoktu. Sait Faik, edebiyattan hoşlanacak bir okur topluluğunu hazır bulan talihli yazarlardan değildi. Okurunu yetiştiren, eğiten, okuruyla birlikte oluşan bir yazardı. Gerçek talihinin de bu olduğu söylenemez miydi?"
Sevgili Sait Faik için objektif olamıyorum maalesef. Ne yazsa okurum demiştim daha önce de onun için, şimdi ekliyorum; ne yazsa büyük bir zevkle okurum. Varsın kayda değer bir şey anlatmasın. Yoldan geçen birine bakıp hayallere dalsın; tahmin oyunu oynasın kendince. Benim için en güzel kurgulardan bile daha güzel bir hikâye anlatırmış gibi gelir.


Samimiyete vurgunum çünkü ben! Bunca samimiyetsizliğin ortasında, bunca yabancının ortasında, bunca haksızlığın, bunca gözünü hırs bürümüş varlıkların (insan demeye de dilim varmıyor) ortasında kalmışken sığındığım o balıkçı kasabası benim için Sait Faik öyküleri. Ne zaman ihtiyacım olsa koşup gittiğim, ruhumu dinlendirdiğim o gizli yerim benim Sait Faik kasabası. Hiç görmediğim o yerlere duyduğum özlemi dindirdiğim yer.

Nerede yaşamak isterdim mümkün olsa; bir Sait Faik hikâyesinde, satır aralarında. Orada kendime bir dünya kurabilirdim. Bir kuşun bir su birikintisinde banyo yaptığını izlememiş olanlar giremez mesela o dünyaya. Bir balığı hayal ederken asık suratlı olarak canlandıranlar da. Ya da bir sokak köpeğine selam vermeden geçip gidenler de giremez. Bir kadının ellerine bakıp dünyayı güzelleştirenin onlar olduğunu bilmeyenler hiç uğramasın kapıya, uyarı asmak gerekecek. Bu liste uzayıp gider mi dersiniz? Ancak tek bir hayalim vardı; samimiyet azizim! Kalbinde bir miktar sevgi, bir miktar samimiyet olan insanlar. O kadar.

İyi ki geçtin bu dünyadan Sevgili Sait Faik. Umudumun tükenmeye başladığı anlarda imdadıma yetişiyorsun hep!
Sait Faik benim çocukluğumun, gençliğimin sesidir. Her ne kadar avareliğini örnek almaya çalıştıysam da hayat şartları ikimize de aynı değildi.

Çocukken Taksim'i ilk keşfettiğimiz zamanlardı. Galatasaray Lisesi' nin karşısında bir ayvalık tostçusu vardı. Oranın üst katına çıkar gelen geçeni izler, hayatlarına dair hikayeler uydururduk. Hiç yazılı olmadı, geneli de eğlenceli saçmasapan şeylerdi ama Sait Faik 'teki hikayeciliğin de böyle başladığına inandım hep. Onun yazdıkları hep gerçek kişiler, gerçek düzen, bilindik hikayeler ama muhteşem anlatımıyla vardı.

Istanbul edebiyat için muhteşem bir hazinedir. O zamanlarda yaşayamasak da geçmişe dönebilmek az biraz da olsa kalıntılar peşine gittikçe mümkün oluyor. Yanı Sait Faik'le hala yaşayabiliyorsun. Bir vapura binip Burgazada'ya gidip Sait Faik 'in evine girebiliyor, dolaştığı yerlerde dolaşıyor, içtiği yerlerde aynı sandalyede olmasa da içebiliyorsun. Akşam olunca Semaver Kumpanya tiyatrosuna gidebiliyor onun oyununu izleyebiliyorsun. Kendi de demiyor mu "Tiyatro demek; kardeşlik demektir, erdem demektir, sevgi demektir” . Biz de tüm bu güzellikleri paylaşabiliyoruz. Sonra hikayelerini yaşatmak istiyor (en en sevdiklerimden biri olan) 'Kameriyeli Mezar ' gibi öyküleri yazarın başucunda, onunla ilgili hikayeler uydurarak okuyabiliyorsun .
https://i.hizliresim.com/VDlGNR.jpg

Sait Faik'le olmak çok güzel. Yazdıklarını okumak , onunla aynı dili konuşuyor olmak, onun gözünden bakabilmek , insanları onun gibi anlayabilmek ve sevmek...
İyi ki varmış.

Benzer kitaplar

Lüzumsuz Adam'ı okurken Oktay Akbal'ı düşündüm. Akbal'ın okuduğum tek kitabı olan "Aşksız İnsanlar" Sait Faik'le aynı damardan beslendiği belli olan, bize İstanbul sokaklarında insanları, mekânları anlatan bir hikâye kitabıydı, Akbal'ın gençliğindendi; hikâyelerin birinde Sait Faik de kendi hikâyesini yazıyordu üstelik! Kimbilir, belki de Lüzumsuz Adam'daki hikâyelerden birisini yazıyordu o an.

Lüzumsuz Adam, aynen Oktay Akbal gibi, Sait Faik'in insanı, insanımızı anlatan ve bunu şehir mekânlarında, ama belki Akbal gibi mekânlardan çok insanın kendisine odaklanarak anlatan bir eser. Bütün hikâyelerde canlı karakterlerle karşılaşıyoruz. Dilin sadeliği, kıvraklığı akıp gidiyor; yazar sadece ve sadece insana, insanın ruhuna odaklanarak bize şehirden çeşitli insanlar anlatıyor; yoksul, kafası karışık, mutsuz, yalnız, neşeli, cıvıl cıvıl insanlar... yazar bu insanlara, toprağa, hatta mezar taşlarına ve onların hikâyelerine sevgiyle bakıyor; çaresiz, mutsuz, yalnız ya da mutlu, neşeli ama acı çekerek, mutsuz ölen insanlar olsun, hepsi yaşadıklarını söylüyor bize; o kadar canlılar, o kadar varlar; işte bu yüzden bu eser o kadar gerçek ve o kadar edebiyat. Ben de Sait Faik'in diğer kitaplarını okumaya devam edeceğim gibi, herkese Lüzumsuz Adam'ı okumayı mutlaka öneriyorum.
Lüzumsuz Adam da 14 hikayecik karşılıyor Sait Faik 'in o nefis anlatımıyla bizleri.
Bu hikayecikler bize, bizlere öyle bir boy aynası tutuyor ki; o aynada hepimiz ayrı sıfatlarda, simalarda da olsak yine biz bize benziyoruz. Kaldır aradan aynayı hangimiz hangimiziz şaşar kala kalırız.
Nasıl mı?
Ayniyle vaki bu hikayeler bize bizi tanımlıyor...Şöyle ki....!
Günlük hayatımızı sıkıştırıverdiğimiz daracık yaşam alanlarımızdaki bireysel ilişkilerimizi, kentimizdeki, semtimizdeki, mahallemizdeki, sokağımızdaki, kahvehanedeki, meyhanedeki, iş yerimizdeki bizleri yerli yerine yerleştirip harika bir izahatla tasvir ediyor. Anlıyoruz ki yaşamın içinde ne gereksiz işlerimiz, işlevlerimiz var kısacası "öyleyse ne lüzumsuz adamlarız bizler" demek zorunluluğunun girdabına yuvarlanıyoruz.
Karasızlık içindedir geleceğimiz, adeta pusulasız yol alıyoruz ve bu yolda bizi atmaca gibi bekleyen çıkarcı, istifçi, aç gözlü, sinsimi sinsi fer fecir okuyan gözler yolumuzu gözetler. Madiğin en büyüğünü birbirimize atarız böylece demeye getiriyor yazarımız..
Birbirimizi tanımadan dışsal görümümüz, hal ve hareketlerimizle, hayal dünyamızda süsleyip, kurgulaya bildiğimiz kadarıyla bu dünyada bir yere oturtup ne güzel yorumlar ve ön yargılarımızın prangasında hapsederiz...
Okumanızı dilerim...
Sait Faik Abasıyanık ele aldığı bu kitabını sıkkılmadan hatta bir daha okumayı istediğim bir kitap,
uslubu açısından söz etmeye bile gerek kalmadığı bir kitap bölüm bölüm olan hikayeleriyle uslubunun akıcılığı sade anlaşılır bir dile yazılmış bir kitap diliyorum ki diğer kitaplarında da bu etkiyi bırakır bende.
Kitaba başlarken mahalle kahvesinde aldiğim tadi yani ilk hikaye lüzumsuz adamda alıyorsunuz.Mahalle kahvesiyle tanistigim sait faik betimlemeleri ve uçarı kişiliği ile beni benden alıyor teee uzaklara götürüyor.Kitabı metroda durakta otobuste okumak ayri bir zevk tabi.Çünkü hikayeler zaten dış mekan da geçiyor.Sait amcam öyle bir üslup kullanıyor ki başkalarinin yazarken ojuyucunun sadece zihninde canlandirdigi şeyleri yaşatıyor ve bazen hic gormediginiz Istanbulu ve onun yaşadığı istanbulu karsilastiriyor kalabaligi ve insanları sevmeyen bir insan olduğunu görüyorsunuz.herşeyden once sait faik halktan esnaftan adamdan kadından köyluden işçiden yana oldugunu 2 kitabinda da cozsbiliyor insan.MUTLAKA OKUYUNUZ :)
14 hikayeyi içeren bu kitap, gündelik hayatımızda rastlayabileceğimiz ama çoğu zaman dikkatimizi pek de çekmeyen belki hayali belki ilham alınarak sıradan insanların hayatlarını konu alarak oluşturulmuş. Biz ne kadar sıradan olduğunu düşünsek de her insanın ayrı bir hikayesi, ayrı bir acısı ve sevinci vardır, bunu görüp de edebiyata dönüştürebilmek de derin bir hissiyat ve kabiliyet gerektirir. Sait Faik de bu özelliklerini hikayelerine başarılı bir şekilde yansıtarak bu kişilerin dünyalarına bizi de dahil etmiştir.
▶#luzumsuzadam gündelik hayatımızda rastlayabileceğimiz ama çoğu zaman dikkatimizi çekmeyen sıradan insanların hayatlarını anlatıyor.
Biz ne kadar sıradan olduğunu düşünsek de her insanın ayrı bir hikayesi,ayrı bir acısı ve sevinci vardır,bunu görüp de edebiyata dönüştürebilmek de derin bir hissiyat ve kabiliyet gerektirir.
Sait Faik,her eserinde olduğu gibi bu özelliklerini hikayelerine başarılı bir şekilde yansıtarak,bu kişilerin dünyalarına bizi de dahil etmiş yine
Her hikayesiyle insanı saran bir yazar Sait Faik.
Mekan olarak İstanbul’da geçiyor hikayeler.Ve her bir hikayede,hiç İstanbul’da bulunmamış olsanız bile,o dönemin İstanbul’una ait sokakları arşınlıyor,o sokaklardaki insanlarla konuşuyor,dertleşiyor gibi bir hisse kapılıyorsunuz.
Sait Faik hiç tartışmasız bizler için çok büyük bir değer
"Doğayla alışverişini sürdüren, yaşamını bu alışverişle özdeşleştirmiş yazarlardandı.." denmiş kitabında sonunda ki bir yazıda. Malum denize hayranlığını biliyoruz yazarın. Her öyküsü ayrı bir güzel. Sait Faik -haddim degil inceleme yapmak- gerçekten öykünün babası. Insanları anlatışı o kadar sıcak ve hayatın içindenki yadırgamıyorsunuz,hayatı okuyorsunuz onun öykülerinde. Yine çok güzeldi.
Hikayelere hususi ilgisi olan bir adam değilim, değildim. Gel gelelim Sait Faik Beğ bu alakayı sağladı, sadece bunun için bile, "hikaye" sevmek için bile okunabilir bir kitap.
Kitaptaki hikayelerse "anlamsızlığı" ve sadece yaşanmışlıkları ile insanı farklı bir şekil ile kendine çekiyor hatta bağlıyor. Denize girip duran adamlardan, herhangi şekilde dikkate değmeyecek hareketler yapan adamların boş beleşliği insana insanlığı hatırlatıyor be azizim...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Lüzumsuz Adam
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
108
ISBN:
9786053607861
Kitabın türü:
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
"Sait Faik'e geceleri sinemalarda rastlardım. Tanışmazdık.

Sinemanın ön sıralarına oturur, koltuğuna iyice gömülürdü.

Koyu yeşil bir pardösüsü, çok dar kenarlı, kafasının biraz üstünde kalan kahverengi bir şapkası vardı. Sinema dönüşü dalgın, Beyoğlu'nun gece yarısı kalabalığına dalar, çeker giderdi. Sinemada bulunanlar arasında bu gedikli birinci mevki müşterisinin yazısını okuyan var mıdır acaba, diye çok düşünmüşümdür. Kuşkusuz, yoktu. Sait Faik, edebiyattan hoşlanacak bir okur topluluğunu hazır bulan talihli yazarlardan değildi. Okurunu yetiştiren, eğiten, okuruyla birlikte oluşan bir yazardı. Gerçek talihinin de bu olduğu söylenemez miydi?"

Kitabı okuyanlar 704 okur

  • Melike Sena Akbulut
  • Dilara Yaman
  • melike
  • K
  • Erdem Uslu
  • Büşra ÖNDER
  • çiğdem tunç
  • Neveser
  • Kübra Çiftçioğlu
  • Berçem Arslan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6
14-17 Yaş
%5.1
18-24 Yaş
%25.4
25-34 Yaş
%38.9
35-44 Yaş
%17.1
45-54 Yaş
%3.6
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%57.4
Erkek
%42.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%17.3 (38)
9
%17.7 (39)
8
%29.5 (65)
7
%20.5 (45)
6
%8.2 (18)
5
%3.6 (8)
4
%0.5 (1)
3
%0.9 (2)
2
%0.9 (2)
1
%0.9 (2)

Kitabın sıralamaları