Adı:
Tüneldeki Çocuk
Baskı tarihi:
Mart 2016
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053328056
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
“Sait Faik yolda, sinema önünde, otobüste, köprü üstünde, vapurda, Gülhane Parkı’nda, ne bileyim bir dükkânda ya da İstanbul’un en kıyıda köşede kalmış bir yerinde rastladığı insanları kollarından tutup öykülerine sokuşturur.

Tabii, bu öyküleri düzmek için yanaştığı her insana hemencecik el atmaz, onları, kavun alıyormuş gibi iyice tartar, koklar ve öykü olabilecek bir yan bulduktan sonra onlara kucak açar. Çünkü ona göre her insanın içinde öykü bulunmaz. Yazara düşen iş, içinde öykü taşıyan insanı kıstırmaktır. Bir kez kıstırdıktan sonra da elini uzatıp onun içinden öyküyü çekip çıkarmaktan başka iş kalmaz.”
Salâh Birsel, Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu’dan
120 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Sait Faik'in son yazdığı öykü kitabıdır. Bu açıdan bakıldığında belkide son yazdığı öykü Uzun Ömer. Yine çok beğenerek okuduğum bir öykü kitabı oldu. Yazar bir yandan güldürürken bir yandan düşündürüyor. Her öyküsü bir yaşanmışlık her öyküsü bir ders niteliğinde. Salah Birsel'in son yazısında söylediği gibi Sait Faik durmadan oradan oraya dolaşan bir yazarmış. O kahve senin bu meyhane benim o köşe başı senin bu köşe başı benim dolaşırmış. Bunca öyküyü yazmak içinde böyle olmak gerekirdi zaten. Her gördüğünü de yazmaz önce alıp kavun gibi koklar sonra oradan bir öykü çıkarsa oturup yazarmış bunları. Istakoz olayını da öğrenmek için siz kitabı alıp okuyun derim. Son olarak kitabı okuduktan sonra ciddi anlamda kelime hazneniz artacaktır. Ben çoğunun altını çizdim hepside çok değerli. İyi okumalar.
120 syf.
·Beğendi·8/10
Hani sokağa çıkarız da o kadar çok birbirinden farklı insan siması ile karşılaşırız. Bineriz otobüse vapura trene, gideriz çarşı pazara, sinemaya kahvehaneye oraya buraya yine karşımızdadır o farklı simalar. Aslında biliyor musunuz o farklı gördüğümüz "simalar" var ya bizzat "biz" kendimizdir. Aynı lisan, aynı tavır, ayın yolun yolcuları, aynı, hamurun ekmekleriyiz. sadece yüzler farklıdır. İşte koca yazar Sait Faik bizleri cımbızla hayatın içinden çekip çıkarmış oturtmuş bu kitapta on yedi hikayenin içine. Hangimiz bu hikayeler bir yerlerinde değiliz ki, diğer kitapların da olduğu gibi burada da kendini yani bizleri yazmış hem de gazetecilik gözlem ve yeteneğinin harmanlamasıyla. 'Rakı Şişesinde Balık Olmak İsteyen Şair' başlıklı hikayesinde, Orhan Veli ile söyleşisi buna ne de güzel tanıklık ediyor. "17 hikaye" dedim ancak 0 on yedinci Salah Birsel'in. O da; "Balık" olarak tanımlarken S. Faik'i bunu kanıtlamıyor mu?
120 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Sait faik bu kitabında yine bildiğimiz gibi desem birazcık yalan söylemiş olurum. Çünkü bu kitabın öykülerinde bu sefer toplumsal konulara değinmiş yazarımız. Bunu yaparken gazeteci kimliğini sonuna kadar kullanmış. Özellik Fabrikaları anlatan öyküsü hem gazeteci yeteneklerini ne kadar iyi kullandığını gösteriyor hem de insanların nasıl kendi çıkarları için diğer insanları korkutup hor kullandıklarını çok iyi anlatıyor.

Sait Faik'in yetenekleri muazzam bütün sevenleri bilir. Gözleme eylemini süper güç olarak kullanıyor desek yanılmayız. Dışarı çıkıyoruz farklı simalar görüyoruz. İnsanları nerelerde görüyoruz ? Otobüste,vapurda,yollarda vb. aklınıza gelebilecek her köşe başında. Bize deseler hadi gördüklerinden bir öykü çıkar çoğumuz yapamayız değil mi ?

Sait'in yaptığı gözlemekten ziyade dikkat kesilmek kanımca. Sait'in yaptığı , iş dikkat verdiği olayı alıp kavun gibi koklayarak ve sağlam olduğuna kanaat getirdiği zaman onu yazıya dökmektir. Bu onu Edebiyatımızda bir numaralı öykücü yapıyor.
120 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Kitap 17 kısa öykücükten ve bir de Salah Birsel'in "Sait Adında Bir Balık" isimli yazısından oluşuyor.Gayet akıcı ve çok kısa sürede okunabiliyor.Sait Faik'in tüm öykülerinde olduğu gibi sıradan insanların hayatlarındaki incelikleri okuyorsunuz.
Benim kitapta en beğendiğim öyküler şunlar oldu:
Tüneldeki Çocuk
Ketenhelvacı
Sevgilime Mektuplar
Sevgiliye Mektup
Ayağıma dolaşan Mektup
Rakı Şişesinde Balık Olmak İsteyen Şair( tabii ki Orhan Veli).
Kitapta kimi zaman ilk kez tünel deneyimini yaşayan bir çocuğun kocaman gözlü bir adam ona baktığımdan yaşayamadığı sevincini göreceksiniz.Kimi zaman herkesin sadece para kazanmak hırsıyla iş yaptığı bir zamanda masallar diyarından gelen bir ketenhelvacıyı ya da diş ve diş ağrısı nedir hiç bilmeyen Ferit Bey'i.Çünkü Salah Birsel'in de dediği gibi kıyıda köşede kalmış bir yerde rastladığı insanları kollarından tutup öykülerine sokuşturur.
Kendi söylemine göre Sait Faik körü körüne yazmaktadır ve öykünün nasıl yazılacağını bilmez ! O zaman iyi ki bilmemiştir diyelim.Ya bilseydi o zaman nasıl yazardı?
120 syf.
·11 günde·8/10
Sait Faik öykülerini okudukça çevresindeki insanları gözlemleme ve hikayeleştirme yeteneğine hayran oluyorum. Hikaye kahramanları günlük hayatımızda karşılaştığımız karakterler ama yazarın gözünden bakmak çok farklı duygular yaşatıyor. İşte okuyucu ile yazar arasındaki fark da burada ortaya çıkıyor. Öyküler genelde yazarın gazetecilik yaptığı döneme ait.
120 syf.
·Beğendi·9/10
Sıcacık Sait Faik klasiklerinden bir tane daha okumak mutluluk vericiydi. Dost gözünden Ahmet Hamdi Tanpınar, Orhan Veli Kanık, gazetecilik döneminde fabrika gezisi, oradaki sahteliği, dönen dolapları samimi bir dille anlatması, yaptığı gafları anlatışındaki sıcaklık çok güzeldi. Salah Birsel' in gözünden arkadaşını anlatışı keza ayrı güzeldi. Okuyun, okutturun. Keyifli Okumalar.
120 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Daha önceden de Sait Faik öyküleri okumuştum, ama kendimi ‘tutkulu okur’ olarak görmeye başladığım son altı yıl içerisinde, Sait Faik ile tanışmam 2-3 yıl öncesine rastlıyor. Tiyatro delisi bir sevgilim vardı ve hala Ankara Devlet Tiyatroları’nda sahnelenen “Meraklısı İçin Öyle Bir Hikaye” oyununa bilet almış ama yoğunluğundan dolayı gidemeyip benim gitmemi önermişti. Sait Faik’in hayatı ve eserlerinden devşirilmiş olan tek kişilik oyun beni büyülemişti. O günden sonra da belli aralıklarla, daha çok daralıp bunalıp isyana bağladığımda ruhumun sükunetinin temini için; hep insan ruhunu şeffaflaştıran, herkesin bildiği, gördüğü ve algıladığı kadarıyla kendi küçük/büyük dünyasında yaşadığı Sait Faik öykülerine sarıldım.
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlarından Sait Faik ABASIYANIK külliyatı olarak yayımlanan 18 kitabın sonuncusuydu benim için. Ve özel bir yere konumlandırmak istiyordum. Bu çerçevede de külliyatın nihayetini; İstanbul’a geçip Kadıköy, Beşiktaş ve Adalar vapurlarında, kafam inceden güzel bir şekilde okumayı tasavvur ediyordum bir süredir. Sonra, neden doğrudan taklide meyledeyim ki, diye düşündüm. Kadîm Mezopotamya’ya yapacağım seyahatte, Sait Faik muhayyilesini içimde yaşatmayI münasip buldum ve seyahat çantama bu kitabı da tıkıştırdım. Amaç içine insan ve doğa sevgisi doldurmak değil miydi? Ha bambaşka bir alem olan Boğaz’ın serin sularının üstündeki vapurlarda; ha da bereketli Mezopotamya’nın geniş arazilerinin üstündeki taşıtlarda. Ne farkederdi?
Ağrı Eleşkirt’ten Türkiye’nin en doğusuna- Doğubayazıt’a yola çıkmışken başlayıp; İshak Paşa Sarayı’nı ve Doğubayazıt’ı gezip görüp ‘Kars’a mı geçsem Diyarbakır üzerinden Elazığ’a mı geçsem’ kararsızlığı yaşarken her iki seyahatten de olup başladığım noktaya yaptığım tuhaf seyahatin her anında içime doğa ve insan sevgisi doldurdu. Ve içimde Sait Faik’in bakir bir metnini okuyamayacak olmanın burukluğuyla ve beni mesrur kılan “Artık daha iyi bir adamım” düşüncesiyle nihayet buldu. Saygılarımla.
120 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Seni böyle şimşekli havalar için istediğim aklına gelmesin. Seni şimseksiz havalarda bir sandala atıp öğle uykusuna yatmış bir evin, beyaz kireç badanalı sahil kasabasında sandalımızı, bahçelerin, hamakların, uyumuş insanların, sahile eğilmiş çamların gölgesi vura vura, sandal denizin dibinden bir karış yukarda, sahile sürünürcesine kıyıdan götürmek, suda küçük balıkların kaçıştıgını, çakıl taşlarının şekillerini kaybedip bulduğunu, yeşil, sarı, kumral, hatta beyaz yosunların oynaştıklarını göstererek dolaştırmak ve o anda çıkan küçük bir hava ile kokun burnuma dediği zaman sevinmek ve sana ozman aşktan güzelleşen ve iyileşen dertsiz, hastalıksız yüzümü göstermek, seni ne kadar sevdiğimi yanlız gözlerımle anlatma, yanlız yüzümün ortasına düşmüş ince bir saadet çizgisi ile her şeyi ifade etmek isterdim....
120 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Söylenecek pek de bir şey yok aslında. Yine içini bir hoş yapan cümleler 'ah be' dedirten hikayeler, gerçeklik payını kurcalayan düşünceler bıraktı geride Sait Faik. Usta deniyor ya; okuduğum her hikayede gayet güzel anlıyorum. Öylesine, gelişigüzel olsa da üzerinde saatlerce düşünülmüş hissi yaratan bir ustalık var cümlelerinde. Her bir satıra tek tek ama özellikle Usta'ya uzun uzun sarılmak istedim.
120 syf.
·Beğendi·8/10
Sait Faik'in İnsana dayalı öyküleri ve çevre tahlili ve anlatımı üst düzeyde gerçekten.Özellikle Fabrikaları anlatan öyküsü İnsanımızın hiç değişmediğinin bir göstergesi
''Ben çalışmanın ne olduğunu gördüm,ne demek olmadığını öğrendim.İnsanoğlunun halini sana bir parça gösterdim mi dersin?Ne gezer sevgilim!''
tavsiye olunur
Yedikule önündeyim. İşte Arkeoloji Müzesi! Boğdurulan Genç Osman, kement, zindan, ölüm kuyusu! Bırakalım şu iyi bilmediğimiz tarihi.
Teselliye ihtiyacım yok, dedi. Sizin kuyumcu çarşısına dönen dişleriniz başkalarının etini, ekmeğini yemek için bir vesile ise ben halimden memnunum.
Sabahleyin evden çıkarken büyük adamlar gibi ciddi, tüccar gibi hesaplı, zeki olmayı kararlaştırıyor; akşama doğru deli dolu, hesapsız, sersem bir halde evime dönüyorum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tüneldeki Çocuk
Baskı tarihi:
Mart 2016
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053328056
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
“Sait Faik yolda, sinema önünde, otobüste, köprü üstünde, vapurda, Gülhane Parkı’nda, ne bileyim bir dükkânda ya da İstanbul’un en kıyıda köşede kalmış bir yerinde rastladığı insanları kollarından tutup öykülerine sokuşturur.

Tabii, bu öyküleri düzmek için yanaştığı her insana hemencecik el atmaz, onları, kavun alıyormuş gibi iyice tartar, koklar ve öykü olabilecek bir yan bulduktan sonra onlara kucak açar. Çünkü ona göre her insanın içinde öykü bulunmaz. Yazara düşen iş, içinde öykü taşıyan insanı kıstırmaktır. Bir kez kıstırdıktan sonra da elini uzatıp onun içinden öyküyü çekip çıkarmaktan başka iş kalmaz.”
Salâh Birsel, Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu’dan

Kitabı okuyanlar 110 okur

  • Kbly krz
  • Anıl Aydın
  • Musikar
  • H
  • Sibel
  • Özge Öztuğ
  • Merve Karaaslan
  • zeynep yıldırım
  • Orhan C.
  • ismail kulaç

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.3
14-17 Yaş
%6.3
18-24 Yaş
%20.8
25-34 Yaş
%35.4
35-44 Yaş
%20.8
45-54 Yaş
%6.3
55-64 Yaş
%2.1
65+ Yaş
%2.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%52.2
Erkek
%47.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%19.4 (7)
9
%27.8 (10)
8
%30.6 (11)
7
%16.7 (6)
6
%2.8 (1)
5
%2.8 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0