16 Mart 1920’de İstanbul’un resmen işgali, bir yıl önce 1919’da Yunanların İzmir’e çıkması üzerine kendini gösteren millî ayaklanma gibi, bütün yurtta derin yankılar uyandırdı.
15 Mayıs’ta padişah dahil, bütün Türkleri heyecanlandıran olay, Yunanların İzmir’e çıkıp Anadolu’yu istilâya başlamalarıdır. Bu olay, sultanı birtakım vaatlerle oyalayan İngiliz politikasının ikiyüzlülüğünü ortaya koyuyor ve Anadolu’da önüne geçilemez millî ayaklanmanın önemini gündeme getiriyordu.
Türk milletini derinden sarsan olay, İzmir’e Yunan çıkartması olmuştur ve Mustafa Kemal bütün gücünü, bu saldırının ardından memlekette uyanan millî ayaklanmaya borçludur.
Anadolu’da başlayan bu hareketlenme karşısında İstanbul’da saray, başka bir planın peşindeydi. İngilizler, kendi vesâyetlerini kabul eden halife-sultanın kişiliğinde Anadolu ile beraber Mekke-Medine ve Arabistan’ı içeren Osmanlı İmparatorluğu’nun kurtarılabileceği ümidini veriyor ve sultanla beraber Damat Ferit Paşa hükûmeti böyle bir planı benimsiyorlardı...