Karıncanın Su İçtiği (Bir Ada Hikayesi 2)Yaşar Kemal

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.221
Gösterim
Adı:
Karıncanın Su İçtiği
Alt başlık:
Bir Ada Hikayesi 2
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
508
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807077
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Bir Ada Hikayesi dörtlüsü, savaşlardan, kırımlardan, sürgünlerden arta kalan insanların, Yunanistan’a gönderilen Rumların boşalttığı bir adada yeni bir yaşam kurma çabalarını konu alır. Umut, dörtlemenin baş kahramanıdır.

Karıncanın Su İçtiği, beklemenin ve sabrın romanıdır. Savaştan dönmeyen yakınlarını bekleyen kadınların, yurduna dönmeyi bekleyen sürgünlerin, denizi bekleyen balıkçıların, aşkı bekleyen yüreklerin sonsuz bir sabırla hayata duydukları inanç, adanın doğasına, insanlarına duyulan sevgiyle aydınlanır.

“Yaşar Kemal’in romanı vahşi ve muhteşem bir türküye benziyor. Güçlü, yalın ve insanı deli eden...”
Die Weltwoche, (İsviçre)

“Yaşar Kemal büyük bir yazardır. Onun eserlerini okumak, zengin kazanımlar sağlayan büyük bir serüvendir.”
Fönstet, (İsveç)

“Yaşar Kemal'in eseri, büyük bir tuval üzerinde her santimine ayrı titizlik gösterilerek hazırlanmış bir tablo gibidir.”
Paul Theroux, The New York Times, (A.B.D.)

“Çok büyük bir yazar.. Eserlerinin güzelliğine kapılıveriyor okur, bitirince şaşkınlık ve mutlulukla doluyor.”
Femme d’Aujourd’hui, (Fransa)

“Almanlar ister koşuklu yazsın ister düzyazıyla, yapıtları yüzeyin çok diplerinde katmanlar taşıyan derinlikli yazarlara ‘Dichter’ derler.... hiç kuşkusuz ‘Dichter’dir Yaşar Kemal.”
Güven Turan
Öncelikle bir düzeltme yapmak isterim. Yaşar Kemalin 'Bir Ada Hikayesi' dörtlü serinin ilki olan 'Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana' nın incelemesini yaptığımda bu serinin üçlü olduğunu yazmıştım. Yaptığım hatayı, bu vesileyle özürlerimle düzeltmek isterim.
İlk kitabın incelemelerini aynen bu kitap içinde yineliyorum..
Ayrıca ilave etmek isterim ki, bu seri de, bir ütopyanın, adeta bir komün yaşamın hem de tüm kötülüklere karşı, insanın insanı yok ettiği savaşların açtığı yaralara karşı koyup; küçücük bir yer de olsa, yaşam alanı daracıkta olsa, farklı din, mezhep, cinsiyet, milliyete mensup dahi olsak insan gibi, dostça, kardeşçe yaşaya bileceğimizin, doğanın bize bahşettiği güzelliklerini, çıkarsız, paylaşarak, üreterek, sevgiyle, yürek yürek yaşayarak, aşk ile bir cennet adasına dönüştüre bileceğimizin bir nevi örneklemesi veriliyor.
Kitapta her zaman olduğu gibi benimde her zaman Yaşar Kemal hakkında söylediğim gibi yineleyerek söyleyeceğim ki, Y. Kemal bir destan ustasıdır. Yüreği, kalemi insanlık, doğa kokan bir ustadır.
Bu kitapta da 11 yüz yılda yaşamış bir destancıdan uzun uzun bahsederek bunu pekiştirdiğini tanıklık ettim .Kimdir o ? diye sorarsanız. Fakiye Teyran dır olacak cevabım.
Zaman zaman bu yerin, bu adanın neresi olacağını düşündüm. Ama dedim ya bu bir düş adası dır. yer ve konum olarak karşıdan İda dağını gören Marmara Denizinden bahseden yer sanki Bozca ada ama olamaz, diyorum o çok küçük değil, o halde sanki Ayvalık açıklarında konumlanmış gibi hayal etmiş diye düşünüyorum.
Ayrıca bir yerinde geçiyor kitabın İda ( Kaz Dağları) Sarı Kız efsanesinden söz ederken bir kaynaktan bahseder. Bir yerinden ( gözünden) acı bir gözünden buz gibi su çıktığını belirtir. Bu yer benim 6 yıl kaymakamlık yaptığım Çanakkale nin Bayramiç İlçesinin Kaz Dağındaki AYAZMA dediğimiz yerdir. Efsaneye göre HOMEROS. çoban Paris'in elmayı sunarak Afrodit i kraliçe seçtiği yerdir. Söz konusu su vardır. ama acı değil, biri soğuk biri sıcak yan yana aynı yerdeki iki pınar dır. Ne yaza kı ki orman yolu, köy yolu geçireceğiz derken devlet eliyle iki gözenin yataklarını kaydırmış ve bunun da içine etmiş vaziyetteyiz. Çalış çabala biraz da olsa düzeltilmiş olduğunu da bildirmek vazifemdir.
Bu seriyi okumanızı tavsiye ederim...
"Bir Ada Hikayesi" serisinin 2. kitabı "Karıncanın Su içtiği"... Bu terk edilmiş adada hayat kurma çabaları devam ediyor. Adaya yeni gelen insanlarla birlikte neşe, hüzün, keder, sevinç, hepsi birden artıyor. Bu hüzünlü, savaş yorgunu, yurtlarından koparılmış her biri farklı bir sır taşıyan insanların hikayeleri okuru sarıyor. Bu kitaba katılan yeni karakterleri sayacak olursam; Karadenizli Nişancı Veli, Girit göçmeni Musa Kazım Ağaefendi, Vanlı bir asker olan Baytar Cemil, Kürt dengbej Uso, doktor Salman Sami, Halil Rıfat ve beraberinde getirdikleri evlatları, torunları ya da kimsesiz yetim çocuklar...

#Ada halkı yeni bir yaşam arzusuyla ve gelenlerle birlikte birinci kitaba göre daha canlı. Baytar Cemil arıcılık yapıyor, Nişancı Veli ise usta bir balıkçı, Giritli Musa Kazım ise at çiftliği kurmaya çalışıyor. Lena Ananın ve Melek Hatunun yemekleri, Zehra ve Poyraz Musa'nın aşkları, adadan giden Rumların mallarına göz dikmiş olan Hacı Remzi Kavlakzade, Çeçen Hanı Üzeyir Han'ın yiğitliği, Hayri Bey'in yardımseverliği, Vasili'nin çalışkanlığı... İnsana dair bütün haller bu kitapta var. Tabiata ve sevince, neşeye övgü de aynı şekilde...

#Eserde en hoşuma giden kısım Feqiye Teyran'dan bahsedilen kısımdı. Feqiye Teyran bir Kürt masalcısı, destancısı, filozofu, şairidir. Bugün Van Bahçesaray'da dünyaya gelmiş olan Feqiye Teyran "Kuşların sözcüsü, şairi" olarak bilinir. Eserde yaklaşık 40 sayfa bu güzel şairden bahsetmiş Yaşar Kemal. Kendisi de bir destan toplayıcısı olan Yaşar Kemal oldukça etkileyici bir biçimde anlatmış bu ülkemizde pek tanınmayan ama Rusya'da eserleri basılan dengbeji...

#Öyle güzel doğa betimlemeleri var ki yine, kendinizi tabiatın kucağına bırakasınız geliyor. Sırtımızı ısıtan güneşe, papatyalara, börtü böceğe, kuşa, kediye, köpeğe, ekmeğe, aklınıza ne geliyorsa farklı bir gözle bakmaya, bu sevinçten bir pay kapmaya çalışıyorsunuz. Yani en azından bana öyle oldu:)

#Herkese iyi okumalar dilerim.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.133 Oy)17.533 beğeni39.606 okunma2.136 alıntı165.887 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.078 Oy)7.347 beğeni19.880 okunma3.252 alıntı116.982 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.246 Oy)8.171 beğeni24.054 okunma1.938 alıntı102.865 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.883 Oy)8.170 beğeni26.104 okunma632 alıntı127.098 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.270 Oy)5.379 beğeni18.200 okunma690 alıntı92.579 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (4.604 Oy)4.955 beğeni15.787 okunma823 alıntı54.510 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.166 Oy)10.830 beğeni26.621 okunma1.389 alıntı140.034 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.543 Oy)5.827 beğeni15.286 okunma2.268 alıntı78.849 gösterim
  • Sefiller
    9.1/10 (4.099 Oy)4.816 beğeni16.047 okunma2.818 alıntı102.835 gösterim
  • Serenad
    9.0/10 (4.860 Oy)5.431 beğeni14.249 okunma1.492 alıntı61.454 gösterim
Bir Ada Hikâyesi serisinin ikinci kitabı da bitmişken heybemizde kitaptan neler kalmış bir bakalım. :) Öncelikle kitabın isminden söz etmek istiyorum. Zira ilk eser Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana'da az çok ismin içeriğini tahmin etme şansımız vardı fakat Karıncanın Su İçtiği isimli eserde herhangi bir fikre kapılmamıştım. Yaşar Kemal'in neden böyle bir isim seçtiğini merak etmiştim. Kitabı okuyunca merakım tatmin oldu. Karadenizli arkadaşlar bilir belki, denizin durgun olduğunu ifade etmek için "Karıncalar su içerdi" denilirmiş. Yani deniz o derece durgun olurmuş kimi zaman.

İlk eserde (Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana) yazar bizleri başkahramanımız Poyraz Musa ve onun macerasıyla tanıştırmıştı hatırlarsanız. Bu eserde de yine Poyraz Musa ana karakter olma özelliğini koruyarak her durumda karşımıza çıkıyor. İlk eserde henüz çok fazla karakter ile tanışmamıştık ve romanımızın ana mekânı olan adamız pek de kalabalık değildi. Bu eserde ise Yaşar Kemal bizlere bir adada farklı ırklara mensup insanların nasıl kardeşçe, dostça, el ele yaşadığını anlatıyor. Tabii bunu ifade ederken mübadele sorununu yine vurguluyor. Okuyucuya pek çok kahramanın hayat hikâyesini sunuyor. Birbirini tanımayan, her biri çeşitli sıkıntılara maruz kalmış, vatan, aile, sevgili hasreti çeken değişik vasıflara sahip insanları ortak bir noktada toplayan bir adayı geziyoruz satırları okurken. Issız olan ada bu sefer aşklara, özlemlere, sitemlere, hüzünlere sahne oluyor.

İlk kitaba nazaran kalın olmasına rağmen daha akıcı, daha heyecanlı ve sürprizlerle dolu bir eserdi. Bu eserde insanların savaş sonrası yaşadığı sıkıntılar daha ayrıntılı bir biçimde ele alınmış. Sadece kitap içerisinde yer alan, bana göre gereksiz yere uzatılmış bazı kısımlar vardı. Şimdi ise sırada üçüncü kitap olan Tanyeri Horozları var. Şuraya bir alıntı bırakalım:

"İnsanoğlu güzelliğe böylesine hayran kalabiliyorsa, bu savaş ne, bu biribirlerini yeme, aşağılama, bu akan suya, uçan kuşa, yaprağın üstüne konmuş kelebeğe düşmanlık niye? Deli mi bunlar, deli mi? Bu yaşa geldim çok savaşlardan, ölümlerden, zulümlerden, dostluklardan sevgilerden, mutluluklardan, ölümüne sevdalardan geriye kaldım, şu insanoğlunu anlamadım gitti. Ne tuhaf, ne çılgın bir yaratık. Allah belasını versin, diye ayağa kalktı, yere kocaman bir tükrük attı, eli ayağı zangır zangır titriyordu. Şu halime, şu günüme bir bakın, söyleyin. İnsanoğlu bu hale gelecek bir yaratık mı?" (Karıncanın Su İçtiği)
Ada hikayesinin ikinci kitabı. Bazı kitapların sadece ismine bakılarak okunması gerektiği anlaşılır ya bu da onlardan. Su o kadar durgundu ki karınca eğilip su içebilirdi, "karıncanın su içtiği"
“Bir Ada Hikayesi “dörtlemesinin ikinci kitabı olan ”Karıncanın Su İçtiği” adlı romanda 1.Dünya Savaşından sonra Yunanistan’dan gelen Türk mübadiller ile Anadolu’dan savaşın sebep olduğu sorunlar ve acılardan dolayı zorunlu olarak göç eden insanların yaşadıkları konu edilmiştir.

“Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana”kitabında Rumların Yunanistan'a olan zorunlu göçünü anlatırken,devam kitabı olan bu romanda ise tersi Yunanistan’dan gelen Türk göçmenler anlatılmaktadır.

Göçün toplumlar üzerinde sebep olduğu dram çok ustalıkla anlatılmakla birlikte,farklı toplumların göç nedeniyle birbirleri ile zorunlu olarak iletişime girmesi ve bunun sonucunda kültürlerin birbirine girmesi ve çeşitlenmesine de konu edilmektedir.

Savaş nedeni ile Osmanlı İmparatorluğunun en doğusunda yaşayan insanlarla, en batısında yaşayan insanlar zorunluluktan dolayı, tesadüfen Ege’de bulunan cennet gibi çok küçük bir ada da bir araya gelirler .Yaşanılan çok kötü günlerden sonra burada kendilerine yaşanılası çok güzel bir hayat kurmuşlar.Göçlerin sebep olduğu medeniyet ve kültürler arasında renklilik, çok seslilik bu cennet adada kendiliğinden oluşmaya başlamış.

Tarih yazanlar her zaman tarafsız olamadıklarından çoğu olayları bilinçli veya kendilerince gerek görmedikleri için atlamaları çoğu acı olayların arşivlerde yer almamasına sebep olmuştur.Bu göz ardı edilen olguları Yaşar Kemal ustalıkla okuyucuya aktarmaya çalışmış.

Göç konusunun iyi irdelenmesi için bu dörtlemenin konunun meraklıları tarafından okunması gerektiğini düşünmekteyim.

!!! Dikkat bu kitapta ayrıca Ege yemeklerinin mis gibi kokusunu burnunuzda hissedecek,tatları damağınızda kalacak.Kilolara dikkat :)
Yaşar KEMAL'siz edebiyat olmaz. Bu toprakların insanlarına bu toprakları öyle güzel anlatıyor ki, sanki dedenizden topraklariniza dair bir masalı soba basında dinliyormuş gibi bir duygu yaşatıyor.
İkinci kitapta; adaya yerleşen Poyraz Musa, Vasili, Leman, Kadri Kaptan ve annesi Melek Hatun'un ardından Hüsmen, hanımı ve kızları, Nişancı Veli Reis, Musa Kazım Ağaefendi ve kızları Nesibe ile Zehra ki Musa bu kıza aşık olur, Yusuf ve iki doktorun hayatları, yaşadıkları anlatılmaktadır.
Bir kere alışınca Yaşar Kemal'in diline, gerisi çok hızlı geliyor. İkinci kitapla birlikte ada da kalabalıklaşmaya başlıyor. Karakterlere iyice alışıyorsun, kendini ada sakinlerinden saymaya başlıyorsun hatta. Üçüncü kitapla seriye devam o zaman.. =)
Eğer bir yerde savaş oluyorsa bundan belli bir kesim değil, orada yaşayan herkes etkilenir. Buna karınca kadar küçük canlılar da dahildir. Bir savaş başlıyorsa onu bitirmenin tek yolu savaşmaktır. İşte bu yüzden yeryüzünde hiçbir zaman savaş başlamamalıdır. Yapılan her savaşta güçlüler kazanır, masumlar, çocuklar, gökteki kuşlar, yerdeki karıncalar zarar görür.
Bu kitabı 2006 yılında bir şekilde okumuştum. yanlışlıkla alıpmı okudum, birine aitmiydi hatırlamıyorum. O zamanda, mekanları yaşamıştım sanki. En önemli kaz dağlarına gitme isteği uyandırmıştı bende. Sayfalar dolusu betimlemeleriyle yaşattı yine kitap kurguyu. sanki gözlerimin önünde ada canlanıyor.
Kitaptaki her şey beni büyüledi.Kişiler, olaylar, kurgu.Ama özellikle Yaşar Kemal'in üslubu, kullandığı sözcükler, sözcükleri anlamca katmanlaştırması. İşte unutamadığım o güzel ifadelerden bazıları :
"Umudu, üzülür gibi oldu..." "Gözlerinde yıldızlar uyuyordu."
"Gözleri mavi çiçekler bakıyordu."
"Kurşun geçirmez bir karanlık vardı..."
"Tepeden tırnağa sevinç olmuştu."
Eser Bir Ada Hikayesi serisinin ikinci kitabı. Adını bir Karadeniz balıkçı deyiminden almıştır. "Deniz o kadar durgun o kadar durgundu ki, karıncalar su içerdi..."
Bu terk edilmiş adada hayat kurma çabaları devam ediyor. Adaya yeni gelen insanlarla birlikte neşe, hüzün, keder, sevinç, hepsi birden artıyor. Bu hüzünlü, savaş yorgunu, yurtlarından koparılmış her biri farklı bir sır taşıyan insanların hikayeleri okuru sarıyor. Bu kitaba katılan yeni karakterleri sayacak olursam; Karadenizli Nişancı Veli, Girit göçmeni Musa Kazım Ağaefendi, Vanlı bir asker olan Baytar Cemil, Kürt dengbej Uso, doktor Salman Sami, Halil Rıfat ve beraberinde getirdikleri evlatları, torunları ya da kimsesiz yetim çocuklar...
Eserde en hoşuma giden kısım Fakiye Teyran'dan bahsedilen kısımdı. Fakiye Teyran bir masalcı, destancı, filozof, şairdir. Bugün Van Bahçesaray'da dünyaya gelmiş olan Fakiye Teyran "Kuşların sözcüsü, şairi" olarak bilinir. Eserde yaklaşık 40 sayfa bu güzel şairden bahsetmiş Yaşar Kemal. Kendisi de bir destan toplayıcısı olan Yaşar Kemal oldukça etkileyici bir biçimde anlatmış bu ülkemizde pek tanınmayan ama Rusya'da eserleri basılan dengbeji...
Öyle güzel doğa betimlemeleri var ki yine, kendinizi tabiatın kucağına bırakasınız geliyor. Sırtımızı ısıtan güneşe, papatyalara, börtü böceğe, kuşa, kediye, köpeğe, ekmeğe, aklınıza ne geliyorsa farklı bir gözle bakmaya, bu sevinçten bir pay kapmaya çalışıyorsunuz. Yani en azından bana öyle oldu :)
"Savaşı biliyorum evladım. Yalnız insanlar değil, atlar, cümle mahlukat, kurt kuş, börtü böcek, kelebekler, arılar, ağaçlar, otlar, hava, su, su da kırıma uğruyor."
Yaşar Kemal
Sayfa 389 - YKY 16. Baskı - 2015
"Savaştan geriye kalmış her insan sakattır, yarı ölüdür. Savaşmış her kişi savaştan önceki kişi değildir. Yıpranmış, sakatlanmış bir kişidir..."
Yaşar Kemal
Sayfa 474 - YKY 16. Baskı - 2015
İnsanoğlu güzelliğe böylesine hayran kalabiliyorsa, bu savaş ne, bu birbirlerini yeme, aşağılama, bu akan suya, uçan kuşa, yaprağın üstüne konmuş kelebeğe düşmanlık niye?
Yaşar Kemal
Sayfa 107 - YKY 16. Baskı - 2015

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Karıncanın Su İçtiği
Alt başlık:
Bir Ada Hikayesi 2
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
508
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807077
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Bir Ada Hikayesi dörtlüsü, savaşlardan, kırımlardan, sürgünlerden arta kalan insanların, Yunanistan’a gönderilen Rumların boşalttığı bir adada yeni bir yaşam kurma çabalarını konu alır. Umut, dörtlemenin baş kahramanıdır.

Karıncanın Su İçtiği, beklemenin ve sabrın romanıdır. Savaştan dönmeyen yakınlarını bekleyen kadınların, yurduna dönmeyi bekleyen sürgünlerin, denizi bekleyen balıkçıların, aşkı bekleyen yüreklerin sonsuz bir sabırla hayata duydukları inanç, adanın doğasına, insanlarına duyulan sevgiyle aydınlanır.

“Yaşar Kemal’in romanı vahşi ve muhteşem bir türküye benziyor. Güçlü, yalın ve insanı deli eden...”
Die Weltwoche, (İsviçre)

“Yaşar Kemal büyük bir yazardır. Onun eserlerini okumak, zengin kazanımlar sağlayan büyük bir serüvendir.”
Fönstet, (İsveç)

“Yaşar Kemal'in eseri, büyük bir tuval üzerinde her santimine ayrı titizlik gösterilerek hazırlanmış bir tablo gibidir.”
Paul Theroux, The New York Times, (A.B.D.)

“Çok büyük bir yazar.. Eserlerinin güzelliğine kapılıveriyor okur, bitirince şaşkınlık ve mutlulukla doluyor.”
Femme d’Aujourd’hui, (Fransa)

“Almanlar ister koşuklu yazsın ister düzyazıyla, yapıtları yüzeyin çok diplerinde katmanlar taşıyan derinlikli yazarlara ‘Dichter’ derler.... hiç kuşkusuz ‘Dichter’dir Yaşar Kemal.”
Güven Turan

Kitabı okuyanlar 454 okur

  • BuseSavrumoglu
  • Fevziye Ala
  • M. Hakan Kurdoğlu
  • Esin Küçükbaş
  • Ezren Yeliz Başaran
  • Ahmet kayan
  • Seyhbani
  • Evrim Boyraz
  • Haldun Lenger
  • Gülşah Gündüz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.8
14-17 Yaş
%0.7
18-24 Yaş
%11.8
25-34 Yaş
%27.6
35-44 Yaş
%34.9
45-54 Yaş
%17.6
55-64 Yaş
%2.6
65+ Yaş
%2.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%50.7
Erkek
%49.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%54.2 (77)
9
%17.6 (25)
8
%19 (27)
7
%5.6 (8)
6
%1.4 (2)
5
%0.7 (1)
4
%0.7 (1)
3
%0
2
%0
1
%0.7 (1)