Tatar Çölü

8,6/10  (89 Oy) · 
161 okunma  · 
74 beğeni  · 
2.014 gösterim
Tatar Çölü, 2. Dünya Savaşı sonrasında parlayan modern İtalyan edebiyatının ilk ve en usta ürünlerinden biri, çağdaş dünya edebiyatında da önemli yer edinmiş bir eser. Genç ve hevesli bir teğmenin, ilk görev yerini çevreleyen uçsuz bucaksız çölle "savaşı". Çöl, hem teğmenin muhtaç olduğu düşmanı ondan esirger hem bizzat "düşman"ın yerini tutar, hem de gizemli, tarifsiz varlığıyla genç teğmeni cezbeder. Gerçek dışı, soyut bir mekanda, zamanda, zeminde, olaysızlığın ortasında insana ilişkin en can alıcı sorular...
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2012
  • Sayfa Sayısı:
    232
  • ISBN:
    9789754701258
  • Orijinal Adı:
    Il Deserto Dei Tartari
  • Çeviri:
    Hülya Uğur Tanrıöver
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınevi
  • Kitabın Türü:
Nina 
12 Tem 2016 · Kitabı okudu · 13 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bu kitabın son sayfalarına geldiğim zaman bana Pablo Nerudo’nun şiirini aklıma getirdi. Tarif edecek daha iyi kelimeler bulamazdım bundan dolayı yazmayı düşündüğüm incelememden vazgeçtim.

Yavaş yavaş ölürler

Yavaş yavaş ölürler
Seyahat etmeyenler.
Yavaş yavaş ölürler
Okumayanlar, müzik dinlemeyenler,
Vicdanlarında hoşgörüyü barındıramayanlar.

Yavaş yavaş ölürler
Alışkanlıklarına esir olanlar,
Her gün aynı yolları yürüyenler,
Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile
girmeyenler,
Bir yabancı ile konuşmayanlar.

Yavaş yavaş ölürler
Heyecanlardan kaçınanlar,
Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı
görmek istemekten kaçınanlar.

Yavaş yavaş ölürler
Aşkta veya işte bedbaht olup yön değiştirmeyenler,
Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına
çıkmamış olanlar.

ihtiyar 
08 Mar 22:41 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Umut ve beklemek, bu iki kelime romanı özetler. Düşüncelerimi yazdığım zaman romanı anlatmış olacağım. Okurken belli bir kesimde durağanlaşmış gibi olan roman aslında umut etmenin ve beklemenin en güzel trajik bir şekilde anlatımına sahip. Vaz geçmek için ellerine fırsatlar geçen bir sürü subayın bir şekilde kuzeyden gelecek bir savaş ihtimaline karşı umutlanmaları ve bu umut üzerine beklemeleri ile geçmekte. Düşündüğümde genç teğmenin ve diğer subayların varoluş maksadına dönen görev yaptıkları kale bir nevi onların hapishanesi oluyor, zorla değil kendi istekleriyle kaldıkları. Aslında bir çoğumuzun yaşantısı da böyle ya, öyle olduğunu anlatacak ve kanıtlayacak derman hissetmiyorum kendimde. Tıpkı roman kahramanı Drago'nun yıllarca bekleyip te en son ayağına geldiği savaşın başlamak üzere olduğunu bilip te rahatsızlığı sebebiyle kaleden gönderilip yolda bir handa ölümünü beklediği gibi...Tavsiye ederim, sıkılma ihtimalinizde vardır, demedi demeyin.

Ayşe 
07 Haz 00:47 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Dino Buzzati'nin "Tatar Çölü" adlı romanı, subay çıkan Giovanni Drogo'nun ilk atandığı yer olan Bastiani Kalesi'ne gitmek üzere "bir eylül sabahı" kenti "terk etmesiyle" açılıyor. İyi kurgulanmış metinlerde manasız tek bir kelimeye bile rastlayamazsınız, her kelimenin hatta noktalama işaretlerinin dahi hizmet ettiği bir bütünlük mevcuttur. Bu manada "Tatar Çölü" romanı aslında daha ilk cümlesinden söyleyeceğini söylemeye başlıyor. Evin ve yaşanılan kentin bir eylül sabahı terk edilmesi bize sonbaharı, ayrılığı, dolayısıyla hüznü çağrıştırdığı gibi "terk etmek" fiilinin seçilmesi de Drogo'nun eski yaşamını geride bıraktığını ve yaşamının artık bambaşka bir mecrada akacağını haber veriyor. Drogo, ilk görev yerine büyük bir heyecan içinde giderken yolun zannettiğinden çok daha uzun ve zorlu olması ve gittiği kalenin hiç de hayal ettiği gibi görkemli olmaması karşısında ilk hayal kırıklığını da yaşamış oluyor. Ve her cümle bize Bastiani Kalesi'nin romanda bir kaleden öte anlamlar kastettiğini hissettiriyor. Drogo, kaleye ilk geldiği zaman ayrılmayı düşünüyor, ama üstlerinin tavsiyelerini dinleyerek bir süre kalıp öyle ayrılmaya karar veriyor. Fakat geçen zaman, insanın kanına işleyen alışkanlıklar ve hayatın monoton ritmi Drogo'nun zihninde Bastiani Kalesi'ni aşılamaz bir "hapishaneye" dönüştürüyor ve başlangıçta gitmek niyetinde olduğu kale'si içinden çıkamadığı, çıktığında geri dönmek için sabırsızlandığı bir mekan haline geliyor.Romanın bende neler uyandırdığına gelince: Ömrümüz aslında hep bir şeyleri beklemekle geçiyor, taa çocukluk yıllarımızdan itibaren mutlulukları beklemeye şartlandırılıyoruz adeta. Ânı fark etmek, ânın tadını çıkarmak yerine hep belirsiz olan bir şeyleri bekliyoruz ve mutluluğun o beklenilen şey gerçeklestiginde yaşanılacağına inanıyor, bu şekilde kendimizi teselli ediyoruz. Oysaki zamanımız sınırlı ve geçen her saniye aleyhimize işliyor, hayat kaçıyor, yaşanmadan yaşanamadan, bekleyerek geçip gidiyor. Buzzati, Tatar Çölü romanında metaforik bir anlatımı tercih ediyor. İnsanın hayatta heyecanını yitirmesiyle birlikte sıradanlaşan, monotonlaşan, birbirinin aynı haline gelen günlerinin onu nasıl yavaş yavaş tükettiğini, ruhunu nasıl boşalttığını anlatıyor bize. İnsana, insanlığa bir uyarı yapıyor aslında. Monotonluk bir zehir gibi girer insanın kanına. İnsan rahatlığa, alışkanlıklığa esir düştüğünde bu durum onun içine kapanıp kaldığı bir kaleye dönüşür adeta. Aslında bu kalenin surlarını aşmak başlangıçta kolay gibi görünür, ama zaman geçtikçe insan daha da gömülür kendi kalesine ve sonunda içinden çıkamaz hale gelir. Buzzati, insan ruhunu iyi tanıyan bir yazar ve romanıyla bizleri alışkanlık tuzağına düsmememiz konusunda nazik bir şekilde uyarıyor. Etrafımızda bizi bundan alıkoyan onca engel varken hayatın anlamını keşfedip kendimizi aşmak, beklemek yerine faaliyete geçip şartları değiştirmek hiç kolay değil. Ama her şeye rağmen harekete geçmek ve makus talihimizi aşmak "bizim elimizde" yeter ki bu farkındalıkla yaşamayı öğrenelim.

Mehmet Y. 
10 Haz 15:37 · Kitabı okudu · 3 günde · 8/10 puan

Belki bu romana 'Boşa Geçen Ömür' adı verilebilirdi. Çünkü Buzzati, adeta ne olduğu bile bilinmeyen bir bekleyişe teslim edilen ve beyhude geçen bir ömrü anlatmış. On sene boyunca bir mahalle/köy okulunda çalışmıştım. Genç teğmen Giovanni Drogo'nun hislerini bu nedenle çok iyi anlayabiliyorum. Evet, kısa süre içinde oradan ayrılacağımı düşünüyordum ama bir türlü tayinim çıkmıyordu. Sonra oraya alışıyorsunuz ve hatta tuhaf bir şekilde 'acaba başka bir yerde yapabilir miyim?' demeye başlıyorsunuz. Genç teğmen Drogo da başka hayatlardan izole olduğu ve tam 30 yılı bulan Bastiani Kalesi serüveninde benzer hisleri yaşıyor. Ve o yıllar boyunca kalenin hemen yanından başlayan Tatar Çölünden gelecek olan düşmanları bekliyor...

Okuru yormadan anlatabilen, sıradışı bir bekleme hikayesi idi...

Ümit güder 
31 Eki 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

#kitapyorum
Bazı kitaplar vardır okuyan herkesin anladığı aynıdır , kendinizden birşeyler bulamadığınız başı sonu belli bir olay örgüsü içinde gelişen ,romantik ,aksiyon ,polisiye macera kitapları gibi .
Bazı kitaplar vardır herkesin olay örgüsü haricinde bir yerinden başka birşeyler yakaladığı ,bir yerinden kendi hayatından benzerlikler bulduğu ,Hah işte bu o tarz kitaplardan .
Biraz konu ; genç bir teğmen ilk görev ataması olarak kuş uçmaz kervan geçmez bir sınır kalesine atanır ,ilk başlarda hemen bir şekilde şehre tayinini yaptırıp ayrılmak ister ama üstleri 4 ay beklemesi sonra gitmesi tavsiyesine uyar ve bir şekilde kaleye saplanıp kalır .
Bu ilk bölüm ki arka kapakta da yazan kısım .
Burada bence anlatımsak istenen ; çoğu insanda görürüz hep birşeylerden şikayet ederler eşinden ,işinden ,yaşadığı yerden ,hayatında ki bazı şeylerden ama bir türlü o değişimi yapamazlar ki yazar bunun nedeninin " alışkanlıklarımızın " olduğunu vurguluyor .
İkinci bölüm ki esas iç acıtan kısmı ,genç teğmen tüm kaledekilerle birlikte sürekli kuzeyden çölden gelecek ama bir türlü gelmeyen Tatar saldırısını bekleyerek geçen ömürlerini anlatıyor .
Ki burada da yazar herkesin hayatlarında hep birşeyleri ( ya da birilerini , ya bir mutluluğu ,başarıyı,bu dünyaya boş yere mi geldim birşeylerin baş rol oyuncusu ,kahramanı olmayı vs ) bekleyen insanların dramını Zaman içinde umutlarının hayatları gibi tükenişini anlatıyor .
Tamam bu kadar değil tüm kitabı anlatmayalım ama bir de hayatın son kazığı da var .
Bir de benim ara sıra çiziktirdiğim iki satır var ki bu kitap için uygun düştü
- ey zavallılar
Hayatın ....edip bir kenara attıkları
Hala büyük bir umutla ,iyi birşeyler olasını mı bekliyorsunuz .
Bekleyin hiç gelmeyecek o günü .
Der ama herkesin bu kitabı okumasını isterim moralinizi bozsa da ....koyayım böyle hayatın deseniz bile

Esengül Ersoy 
 19 Şub 10:34 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bir haftadır elimde gezinen Tatar Çölü an itibariyle bitti de, rahat bir nefes aldım. Uzun süredir okuyor olmamın verdiği rahatsızlıktan mıdır bilmesem de aralarda kopmalar yaşadım. Bu kopmalara rağmen oldukça iyi bir anlatımı vardı. Çok çok beğenmesem de üzerimde bir etki bıraktığını itiraf edebilirim.

Kitapta ele alınan konunun farklı bir olayla dile getirilmiş olması, kitabı edindiği tema bakımından diğer kitaplara göre farklı bir seviyede tutmuş. Ve bu da kitaba artı bir özellik katmış.

Dino Buzzati'nin üslubunu daha önce de okumuş olduğum Tanrı'yı Gören Köpek'teki öykülerinden tanımış ve ilk Buzzati romanı deneyimimi edindiğim bu kitapta; asıl meselenin bir 'varoluş problemi' olduğunu sezinledim.

Şöyle ki;

Kitaptaki ana karakter Drogo Giovanni'nin mesleki serüveni kitabın ilk sayfalarında belirdiğinde Giovanni'nin içinde bulunduğu halet-i ruhiyesi, kitabın son sayfalarına doğru apayrı bir değişim yaşamış ve bu değişimin de gerek fiziksel gerekse ruhsal edinimi epeyce yıpratmıştır.

Giovanni'nin geçirdiği sürece bakınca diyorum ki 'hani keşke savaş olsaydı da bu kadar yıpranmasaydı.'

Üslup kaygısı gütmeyen Buzzati'nin kalemine bir kez daha hayran kalmış ve daha çok okuma merakı edindim.

Üzerine yazılabilecek çokça yazı olsa da bu kitap üzerine düşünmekten biraz uzak kalsam iyi olur sanırım. :)

Erhan Kurupınar 
 04 Haz 11:33 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Genç teğmen Drogo,Kuş uçmaz kervan geçmez bir sınır karakolu olan Bastiani kalesine atanır.Bu kalede geçen uzun yıllarını umutsuz bir hayal uğruna harcamaktadır.İnsanın varoluş sancılarını yansıtan sürükleyici ve etkileyici bir roman.Yalnızlık kavramını ele alırken insan doğasının çaresizliğini vurguluyor.

Oblomov 
11 Nis 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · 7/10 puan

Kitapta kahramanın hayatında hiçbir şey olmamasına rağmen hep bir şey olacakmış gibi umut ederek yaşama tutunmaya çalışması ve yaşamının hiç farkına varmadan nasıl tükendiği anlatılmakta. Aslında anlatılan sıradan insanın hikayesidir. Herkes kendinden bir şeyler bulabilir bu kitapta. Bu kitabı okurken sıkılan insan kendi hayatını gördüğü için sıkılmıştır bence.

Inci DERYA 
30 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Mence bu kitab asger heyatini butun cilpaqligi ile gozler onune seren en guzel bir numunedir... her an muharibenin baslayacagini gozleyen genc tekmen Droqo bu gunu cox gozleyir ve bir gun....

ali güven 
23 Nis 22:01 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

İnsana bazı şeylerin geri dönülmez biçimde nasıl geçtiğini,alışkanlıkların bir süre sonra sizi nasıl esir yaptığını, yeni girişimelrde bulunsanız bile sizin için artık çok geç olduğunu ve yaşamın tıpkı drogo'nunkinden hiçte farklı olmadığını gösteriyor. okurken çırpınıyorsunuz, "kalma artık o kalede, git kente koş, ömrün geçecek yoksa.." feryatlarıyıla. sonra kendi hayatınıza dönüp baktıkça drogo gibi olduğunuzu görüyorsunuz ve aslında bunu fark ettiğinizde de geç kaldığınızı...hayat size hep bir umut verir ve siz bu hayalinizin gerçek olduğu zamanda da artık her şeyin de zaten sonu gelmiştir. Arkadaş önerisi ile okudum tavsiye edilir. (m)

4 /

Kitaptan 74 Alıntı

Esengül Ersoy 
16 Şub 09:03 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

"Demek ki şarkı söyleyen, bir asker, soğuğa, cezalara ve aşka duyarlı bir adam değil, düşmanca dikilen dağdı."

Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 77 - İletişim Yayınları)Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 77 - İletişim Yayınları)
Soner 
13 Ara 2014 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Dünle evvelsi gün birbirinden farksızdı, onları birbirinden ayırt edebilmesi olanaksızdı; üç gün önce olmuş bir şey de yirmi gün önce olmuş bir şey de sonuçta ona eskiden olup bitmiş bir şey olarak görünüyordu. Böylece, o ayırdına varmadan, zaman akıp gidiyordu.

Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 73)Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 73)
Ayşe 
06 Haz 17:32 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

"...yani dünyada herkes Giovanni Drogo'ya hiç aldırmaksızın yaşayıp duruyordu."

Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 149)Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 149)

İnsanın, tek başına olduğu ve hiç kimseyle konuşamadığı zaman bir şeye inanması çok zordur.

Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 193)Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 193)
Samet Ç. 
04 Nis 19:49 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yine de zaman geçiyordu; insanları hiç düşünmeden, dünyada gidip geliyor, güzel şeyleri solduruyor ve henüz adı bile konmamış yeni doğmuş bebekler de dahil olmak üzere hiç kimse onun elinden kurtulamıyordu.

Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 203)Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 203)
Ayşe 
05 Haz 23:56 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Çok beklersin:))
"Önünde öyle çok zaman vardı ki. Yaşamdaki tüm güzel şeyler onu bekliyor gibiydi. Aceleye ne gerek vardı? Kadınları, o uzaktaki sevimli yaratıkları bile, yaşamın doğal akışının kendisine nasıl olsa bir gün sunacağı kesin bir mutluluk olarak görüyordu."

Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 75)Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 75)
Ayşe 
05 Haz 21:18 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Yalnızız!
"...hatta sadece kalede değil tüm bir dünyada tek bir insanoğlu kendisini düşünmeyecekti; herkesin kendi meşguliyeti vardı, herkes kendi kendine zor yetiyordu, hatta annesi bile, evet, belki de annesi bile şu anda başka şey düşünüyordu."

Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 33)Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 33)
Inci DERYA 
30 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"CƏSARƏTLİ OL, DROQO" . Və O, mübarizə aparmağı, təslim olmamağı, qorxunc fikrə gülməyi sınaqdan keçirtdi....... -

Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 286 - kitap)Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 286 - kitap)
Ayşe 
05 Haz 21:43 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Unutuş!
"Tronk'un diğer insanlara ilişkin hiçbir şey anımsamadığını ve onun için kale ve iğrenç yönetmelikler dışında hiçbir şeyin mevcut olmadığını anlamak için yüzüne bakmak yeterliydi. Tronk, genç kızların sesindeki tatlı tınıyı, bahçelerin, ırmakların ve kale çevresindeki sıska ve seyrek çalılıklar dışındaki ağaçların neye benzediğini unutmuştu."

Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 44)Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 44)