Tatar Çölü

Dino Buzzati
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2018 45. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2018 21:42
Tatar Çölü, yalnızlığın, yanlış tercihlerin, alışmanın, vazgeçememenin, beklemenin, umut etmenin, acı çekmenin, özlemenin, yaşamın, ölümün kitabı... Kısacası insan hayatı içerisinde yer alan en gerçek duyguların kitabı. Yalnızlık ömür boyudur. İnsan ne kadar büyük kalabalıklar içerisinde bulunursa bulunsun yalnızdır. Ne yaparsa yapsın bu uçsuz bucaksız yalnızlık hissini, yüreğindeki o kocaman boşluğu söküp atamaz. Bir yakınımız öldüğünde, en yakın arkadaşımızla kavga ettiğimizde, sevgilimizden ayrıldığımızda o yalnızlık hissini en derin şekilde yaşarız. Çünkü beklemediğimiz ve hiç ummadığımız bir durumla karşı karşıya kalmışızdır. İşte o an yüreğimizin sesini dinlediğimizde ne kadar yalnız olduğumuzun farkına varırız. Ve hiç kimse bu yalnızlık hissimize gelip de çare olamaz. Çünkü acı çektiğimizde o acımız sadece kendimize aittir. Bize özeldir. O acıyı birazcık olsun dindirmemiz, acımızdan bir parça olsun alıp başkasına vermemiz mümkün değildir. Kurulacak hiçbir cümle veya söylenecek söz acımızı dindirmeye, yaralarımıza merhem olmaya yetmez. İşte o zaman anlarız ki, yalnızızdır, hem de yapayalnız... Yalnızlığımızın içerisinde hep bir bekleyiş, hep bir umut ediş vardır. Bir gün, yıllar boyunca beklediğimiz ve olmasını hayal ettiğimiz şeyler olacak diye bekleriz. O kutlu günü iple çekeriz. Geleceğin bizim için çok daha güzel bir hayat hazırladığını umut ederiz. Hatta bütün hayatımızı belki de o beklediğimiz gaye uğrunda gözümüzü kırpmadan harcarız. Yıllarımızı, senelerimizi o kutlu gün için feda ederiz. O gün geldiğinde bütün çabalarımızın ve emeklerimizin karşılığını bulacağını ve o günden sonra çok daha güzel bir hayata sahip olacağımızı umut ederiz. Peki ya o beklediğimiz kutlu gün hiç gelmezse? Daha doğrusu kitaptaki soruyu direkt sorayım: "Ya, gayet sıradan bir
Edebiyat
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
9/10
·232 syf.··
2017 23. kitabı
Ben bir eseri okuduğumda, eğer o eser güzelse etkisinden kolay kolay çıkamam. Zaten etkisinde kalmadığım esere de güzel demem. Döner döner okurum çarpıcı yerlerini. Bu okumalarımda bir de bakarım ki, bir yığın çarpıcı şey varmış ve ben onları kaçırmışım. Esere başlamadan önce ne önsöz okurum ne de hakkında yazılmış şeyleri. Anlamak için kendime şans vermek isterim. Öyle olmazsa insan kendi okumasını asla yapamaz, diye düşünürüm. Tatar Çölü’nü okuduğumda da öyle oldu işte. Döndüm okudum, okudum düşündüm. Sonra, bakalım ne demiş el alem diye, diğer okurların, eleştirmenlerin yazılarını okudum. Yalnızlığın kitabı diyorlardı, evet öyleydi. Kaderden kaçılmayacağını söylüyorlardı, evet o da vardı. Umut ve beklemek de vardı. Bunların hepsi vardı evet. Eğer Drogo bir subay olmasaydı bunlarla yetinebilirdim. Bir öğretmen olsaydı ya da bir yazar. Oysa bir subaydı o. Tüm eğitimini olacak bir savaş üstüne kurmuş bir askerdi. Hayatını anlamlandıran şey, savaş denilen ve her gün yaşayamayacağımız bir anomaliydi. Beklentisi, kendisi öyle sanmasa da, uzak bir geleceğe programlanmıştı. Mesleki beklentisi hayat beklentisine dönüşmüş bir anomaliye evrilmiş bir insan. Bir öğretmen olsaydı eğer, bir sonraki dersi bekleyecekti. Mesleğiyle hayatı bir noktadan sonra ayrışacaktı. Mesleği dışında da bir hayatı olacaktı. Ya da bir yazar olsaydı, hep anı yaşayacaktı. Hayatını gözlemle, gözlemini yansıtmak için yazdıklarını düzeltmekle geçecekti. Benim okumama göre Drogo kendi seçimini yaşadı. Uzak geleceğin belirdiği, hayata geçtiğine inandığı zamanda da, kifayetsiz kalmış, tükenmiş ömrünü kucağında bulduğunda, “ben ne ettim, ne boş şey uğruna tükettim hayatımı” diye, ondan hiç düşünmedi. Finalini okuyunca anlayacaksınız ne demek istediğimi. Çünkü onun seçimi tamamen kendi inisiyatifiyleydi.
Edebiyat
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
Artık sonuna gelmiş olsam bile beklemeye değmiş diyebilmeli.
9/10
·232 syf.··
2025 98. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Ekim 2025 11:09
Tatar Çölü, okurunu bekleme üzerine düşüncelere sürükleyen oldukça etkileyici bir eser... Kitapta bir teğmen olan karakterimiz Drogo'nun ilk ataması Tatar Çölü'ndeki Bastiani Kalesi'ne yapılır. Kale, şehirden uzakta, ücra bir yerdedir. Drogo kaleye gittiğinde "Ben geçici olarak buradayım, her an gidebilirim..." der her fırsatta. Kaleden gitmenin yolunu arar ancak oradakilerin telkinleriyle dört ay daha kalmaya ikna olur, derken bu süre zarfında kaleye alışmış olur. Artık kale onun konfor alanıdır ve değişim her ne kadar gerekli olsa da zordur. Hani bir söz vardır; "İnsana bildiği cehennem bilmediği cennetten daha güvenli gelir." diye. Drogo'nun durumu tam da böyledir. Drogo gitmekte zorlandıkça kendisini kaleye bağlayacak avuntular bulur, bir gün kaleye saldıracak olan Tatarları beklemeye başlar. Peki Tatarlar gelecek midir? Drogo onlarla savaşabilecek midir? Zaferi tadabilecek midir? Yoksa... "Beklenen geç geliyor; geldiği sırada insan başka yerlerde oluyor."diyen Oğuz Atay ve "Yıkıldı yolunu bekleyen şehir Şimdi gelsen de bir, gelmesen de bir." diyen Nurullah Genç mi haklı çıkacaktır?... Bu kitabı okurken "bekleyen" kitap karakterleri canlandı zihnimde, Drogo'yu Oblomov 'a benzettim. Oblomov da bekliyordu değil mi? Yaşam enerjisini, hevesini bekliyordu. Mücellâ 'yı hatırladım, yuva kuracak müstakbel eşini, aşkı bekliyordu o da... Sonra beklemek deyince Leyla ile Mecnun 'daki İsmail Abi'yi anmamak olmaz, gelmeyecek bir gemiyi bekliyordu o... Henüz okumadığım ama buradaki incelemeler sayesinde konusuna aşina olduğum Godot'yu Beklerken kitabı da aklıma geldi, onu da okumalıyım dedim hep... Yakın zamanda okuduğum Bekleyecek Vaktim Kalmadı Artık kitabında Jean-Louis Fournier şöyle diyordu Tatar Çölü için: "Ömrümü beklemekle geçirmiş olacağım, hatta çöldeki Tatarları bile...Tatar Çölü'nde Drogo Tatarları bekler. Onlarla hiç
Edebiyat
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2016 23. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 12 Temmuz 2016 09:17
Bu kitabın son sayfalarına geldiğim zaman bana Pablo Nerudo’nun şiirini aklıma getirdi. Tarif edecek daha iyi kelimeler bulamazdım bundan dolayı yazmayı düşündüğüm incelememden vazgeçtim. Yavaş yavaş ölürler Yavaş yavaş ölürler Seyahat etmeyenler. Yavaş yavaş ölürler Okumayanlar, müzik dinlemeyenler, Vicdanlarında hoşgörüyü barındıramayanlar. Yavaş yavaş ölürler Alışkanlıklarına esir olanlar, Her gün aynı yolları yürüyenler, Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler, Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyenler, Bir yabancı ile konuşmayanlar. Yavaş yavaş ölürler Heyecanlardan kaçınanlar, Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı görmek istemekten kaçınanlar. Yavaş yavaş ölürler Aşkta veya işte bedbaht olup yön değiştirmeyenler, Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar, Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına çıkmamış olanlar.
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
Modern insanın trajedisi!
9/10
·232 syf.··
2022 44. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2022 23:42
Dünya ve İtalyan edebiyatının en önemli isimlerinden biri de Dino Buzzati'dir. Buzzati, Venedikli bir ailenin ikinci çocuğu olarak Bellona'da dünyaya geliyor. Varlıklı bir ailede dünyaya geldiği için kendisini çok yönlü olarak yetiştiriyor. Asıl mesleği gazetecilik olmasına rağmen, edebiyat, şiir ve resimle de çok yakından ilgileniyor. • • • En önemli eseri sayılan "Tatar Çölü"yle dünya edebiyatında önemli bir yer ediniyor. Melankolik bir modern zaman eleştirisi olarak görülen eser, varoluşcu edebiyatın temel köşe taşlarından biri olarak ifade ediliyor. Bunun nedenini romanın kahramanı teğmen Giovanni Drogo'nun hikâyesini okurken daha iyi anlıyor insan. • • • Teğmen Drogo'nun hikâyesi askeri okulu bitirip, kuş uçmaz, kervan geçmez bir yer olan Bastiani Kalesi'ne atanması ve bir eylül sabahı yola çıkmasıyla başlıyor. Buzzati, teğmen Drogo'nun hikâyesi üzerinden umudu, umutsuzluğu, yanlış tercihleri, bağlanmayı, tekdüze yaşamı, monotonluğu, yalnızlığı, bekleyişi, inatlaşmayı, insanın kendi kendini kandırmasını harika bir şekilde gözler önüne seriyor. Bunu öyle güzel ve nahif bir dille yapıyor ki insanın yaşamı bir sinema şeridinden akar gibi gözlerinin önünden geçiyor. • • • Buzatti tüm bunları yaparken kale, çöl ve Tatarları bir metafor olarak kullanıyor. Öyle ki teğmen Drogo'nun, Bastiani Kalesi'nde kendisi için inşa ettiği dünyanın esaretine girmesi karşısında bizlere, ellerimizle inşa ettiğimiz kalelerimizin dört duvarı arasına kendimizi bir ömür boyu nasıl hapsettiğimizi hatırlatıyor. Yine teğmen Drogo'nun çölün insana sonsuzluk duygusu veren ikliminde kendine bir umut yaratıp ömrünü heder etmesi karşısında bizlere, yapmak istediklerimizi belirsiz bir geleceğe sürekli erteleyerek yaşamımızın bir kuş gibi ellerimizden nasıl uçup gidebileceği uyarısında bulunuyor. • •
Edebiyat
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
Puan vermedi·232 syf.··
Beğendi
·
2025 36. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2025 10:31
Tatar Çölü, bana zamanın ne kadar kayıp bir şey olduğunu düşündürttü. Giovanni Drogo'nun her gün aynı yerde beklerken geçirdiği o ölü zamanlar, kendi hayatımdaki bekleyişleri, ertelenen hayalleri ve kaçırdığım fırsatları anımsattı. Kitap, insanın hayatını anlamlandırma çabasıyla ilgili bir uyarı gibi. Sonunda fark ettim ki, hayat bazen hareketsizlik gibi görünse de, içsel bir değişim ve dönüşüm yaşatabiliyor. Buzzati'nin anlatımı o kadar güçlü ki, basit bir kuşatma bile aslında insanın ruhsal bir keşfine dönüşebiliyor.
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
Bir bekleyişin öyküsü...
9/10
·232 syf.··
2024 50. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 13 Ağustos 2024 04:59
Bazen öyle olur işte: Hayat boyu uğruna mücadele ettiğimiz, fedakarlıkta bulunduğumuz bir şey iş işten geçtikten sonra kapımıza sürüklenir. Bir amaç uğruna her şeyden vazgeçişin öyküsü satırlardan içimize akıyor. Tıpkı "Simyacı"daki gibi müthiş bir döngü sarıyor bizi. Başlangıcına geri dönen bir kahraman... Tabii bazen de biz kendimizi her şeyden feragat ettik sanıyoruz ki düzen aslında başka türlü yaşamamıza izin vermiyor. Manipülasyonlarla kendi kararını uyguladığını sanan milyonlarca insandan sadece biriydi Giovanni Drogo. Yıllarca bekleneni kendine saklamak isteyen bencil arkadaşlarımız da olabilir. İnsanlar bizden ümidi kestiğinde de bağlar kopar. Hatta aile bağları bile... Uzaklık soluklaştırıp yok eder anıları. Bir de ne var biliyor musunuz: Bir şey için çok emek harcayan biri, hayata sil baştan başlayamıyor. ONUN TERK EDEMEDİĞİ ŞEY: KENDİ EMEĞİ OLUYOR. Çok güzel bir kitap, kesinlikle tavsiye ediyorum.
Edebiyat
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
KAHRAMANCA BİR YAŞAMIN BEKLENTİSİ: TATAR ÇÖLÜ
Puan vermedi·232 syf.··
2025 29. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2025 23:55
“𝘝𝘦 𝘣𝘦𝘬𝘭𝘪𝘺𝘰𝘳𝘴𝘶𝘯,𝘰 𝘵𝘦𝘬 𝓼̧𝘦𝘺 𝘨𝘦𝘐𝘴𝘪𝘯, 𝘴𝘦𝘯𝘪𝘯 𝘺𝘢𝓼̧𝘢𝘮ı𝘯ı 𝘴𝘰𝘯𝘴𝘶𝘻 𝓬̧𝘰𝓰̆𝘢𝘐𝘵𝘴ı𝘯 𝘥𝘪𝘺𝘦.” Rainer Maria Rilke •|Beklemek,beklemek ve beklemek…Umutla,ısrarla ve biraz da inatla harmanlanmış bir istekle beklemek…Bir şeyin olmaması..Ama tekrar beklemeye devam etmek …Çünkü beklenen şey bir gün mutlaka gerçekleşecektir öyle olmak zorundadır.Ve işte hayat tam olarak o noktada bitecek ve asıl da o noktadan başlayacaktır.İşte ele alacağımız bu kitap da tam olarak bunu anlatıyor… Bekleyişlerin,umudun ve yalnızlığın romanı: Tatar Çölü Kitaba giriş yapmadan önce çok kısa bir yazara değinmek istiyorum: •|20’nci yüzyılın en büyük yazarları arasında kabul edilen Dino Buzzati aynı zamanda hukuk mezunu,ressam şair ve gazetecidir. Öykü türündeki başarısından dolayı İtalyada oldukça prestijli bir ödül olan Strega ödülünü almıştır.Ülkesinde italyanın Kafka’sı olarak tanımlanır. •|Kitap genç teğmen Giovanni Drogo’nun kitapta kuş uçmaz kervan geçmez bir yer olarak tanımlanan sınırda yer alan Bastiani Kalesi’ne atanmasıyla başlar.Kendisine hiç bitmeyecekmiş gibi gelen bir kaleye ulaşma yolculuğunda bulur kendini.Köprüdeyken kaleden biri olduğunu tahmin ettiği yüzbaşı Ortiz ile karşılaşır.Karşısındaki yüzbaşında farkında olmadan kendi geleceğini görür.Yüzbaşı ise bu hevesli gençte kendi kaleye ilk geldiği zamanları içten içe anımsar.Bu kısma özellikle değinmek istememin nedeni bu kısmın geçtiği yer olan köprü metaforu.Köprü burada “eşik “ kavramını simgeliyor gibi geldi bana.Drogo eski hayatına tam da bu noktada veda eder.Ve yüzbaşıyla birlikte bilinmezliklerle dolu hayatına yeni adımlar atarak ilerlemeye devam eder. Bastiani kalesi… Kuzeyinde ıssız bir çöl… Tatar çölü… •|İlk başta yazarın italyan olduğunu bildiğimden dolayı tatarlarla bu kitabı bağdaştıramamıştım.Ancak okudukça yazarın tatarları seçmesinin tek
1000Kitap
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
Hepimiz beklemiyor muyuz?
8/10
·232 syf.·
2025 12. kitabı
Ne hasta bekler sabahı Ne taze ölüyü mezar Ne de şeytan, bir günahı Seni beklediğim kadar. Geçti istemem gelmeni, Yokluğunda buldum seni; Bırak vehmimde gölgeni Gelme, artık neye yarar? (N.F. Kısakürek) Hayatta hepimiz bir şey bekleriz. Kimi sevdiğini, kimi sevdiğinden bir haberi, kimi gelecek güzel günleri kimi en sevdiği eşyayı almayı kimi de emekli olup istediği yaşama kavuşmayı.. Neticede ömür beklemekle geçiyor. Acaba hayalimize kendimizi kaptırıp ân'ı kaçırıyor muyuz? ".. fırsat yanı başından geçmiş, o ise bu fırsatın geçip gitmesine göz yummuştu." "Zaman elini sizden daha çabuk tuttu, sizinse artık her şeye yeniden başlama hakkınız yok." Bu bekleyişler esnasında umudumuzun arttığı, kavuşmaya az kaldı dediğimiz zamanlar olduğu gibi, artık beklemeye lüzum yok beklenen gelmeyecek, olması gereken olmayacak diye umutsuzluğa düştüğümüz zamanlar da oluyor. "Aradan yüzyıllar geçecek, yine de hiçbir şey olmayacak." "Umudu her an biraz daha azalmakla birlikte, hâlâ beklemektedir." Umut etmek güzel elbette, lakin biriyle umudu paylaşmak, aynı umuda tutunmak da bizi güçlendirir, gerçekleşmese de umudu taze tutar. Aksi ise acı verici.. "İnsanın tek başına olduğu ve hiç kimseyle konuşmadığı zaman bir şeye inanması çok zordur." Unutmaya çalıştığımız, ân'a odaklandığımız zamanlarda ise kendimizi ve hayatımızı sorgulama süreci başlıyor. Bunca zaman boşuna mı bekledim kaygıları, ömrümü hebâ mı ettim pişmanlıkları.. "..tek başına yol alıyor ve bu fırsattan yararlanarak yaşamı üzerine düşünüyordu." "Ya, aslında yanılıyorsa? Ya gayet sıradan bir yazıya sahip sıradan biri olarak yaratılmışsa?" Peki ya beklediklerimiz uğruna gerçekliğimizden kopup kendimize ve çevremize yabancı biri hâline mi dönmüştük? Acaba gerçekte olan neydi, hangisi bizim gerçek
1000Kitap
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
Vazgeçebilmek, neden bu kadar zor?
9/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2023 162. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 14 Aralık 2023 18:54
Bazen seçme şansın vardır ve bir tercih yaparsın. Hayatını aldığın bu karar doğrultusunda idame ettirir, kendi düzeninde yaşar gidersin. Ve bir gün geriye dönüp baktığında, aslında aldığın bu kararın, ne derece yanlış verilmiş bir karar olduğunu fark edersin. Fakat yapacak hiçbir şey yok, geri dönmek için çok geç çünkü ömrün tükenmiştir. Hiçbir şeyi değiştiremezsin, istediklerini elde edemezsin, seçiminle hayatın son bulur. Geride elinde pişmanlığın kalır, fakat pişman olmak için bile geç kalmışsındır… Ve cesaret edemediğin için yaşayamadıkların… Ve uzaktan bakarsın, kaçırdığın hayatı, elde edenlere… Geç kalınmışlığın öyküsü… Bekleyişin öyküsü… Kaybettiğiniz vakti, kim için, ne için harcadığınızı sorgulatacak bir metin, bu kitap. Hiç düşündünüz mü; Yok saydığınız hayat, kimin uğruna?
Smra_YPL
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma

Yazar Hakkında

Dino BuzzatiYazar · 15 kitap
Dino Buzatti, 16 Ekim 1906 tarihinde İtalya'da San Pellegrino'da doğdu. Ailesi sonradan Milano'ya yerleşti. Buzzati, hukuk fakültesini bitirdikten sonra, Corriera della sera gazetesinde çalışmaya başladı. Onu sonraki yazarlık yaşamına hazırlayan üç tutkusu vardı: Dağ, resim, şiir. İlk romanı olan Barnabo delle Montagne'yi 1935'te yazdı. Başyapıtı sayılan Tatar Çölü'nü 1940'da yayınladı. 1939'da Corriera della sera adıans avaş muhabiri olarak Addis Ababa'ya gitti ve gözlemci olarak da olsa, katıldığı çarpışmaları yazdı. Buzzatı'nin ayrıca Il Segreto del Bosco, Vecchio, I sette messaggeri, Paula alla Scala, Il gtande ritratto, Sessanta racconti Il Colombre gibi yapıtları yanında tiyatroya uyarlanmış çalışmaları ve resimleri de vardır. Üslubu, birçok bakımdan Kafka'ya benzetilen Buzzati değeri geç anlaşılmış bir yazardır. Hatta önce kendi memleketi olan İtalya'da değil, Fransa'da ilgi görmüştür. 28 Ocak 1972'de Milano'da ölmüştür.