Tatar Çölü

8,5/10  (74 Oy) · 
125 okunma  · 
59 beğeni  · 
1.898 gösterim
Tatar Çölü, 2. Dünya Savaşı sonrasında parlayan modern İtalyan edebiyatının ilk ve en usta ürünlerinden biri, çağdaş dünya edebiyatında da önemli yer edinmiş bir eser. Genç ve hevesli bir teğmenin, ilk görev yerini çevreleyen uçsuz bucaksız çölle "savaşı". Çöl, hem teğmenin muhtaç olduğu düşmanı ondan esirger hem bizzat "düşman"ın yerini tutar, hem de gizemli, tarifsiz varlığıyla genç teğmeni cezbeder. Gerçek dışı, soyut bir mekanda, zamanda, zeminde, olaysızlığın ortasında insana ilişkin en can alıcı sorular...
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2012
  • Sayfa Sayısı:
    232
  • ISBN:
    9789754701258
  • Orijinal Adı:
    Il Deserto Dei Tartari
  • Çeviri:
    Hülya Uğur Tanrıöver
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınevi
  • Kitabın Türü:
Nina 
12 Tem 2016 · Kitabı okudu · 13 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bu kitabın son sayfalarına geldiğim zaman bana Pablo Nerudo’nun şiirini aklıma getirdi. Tarif edecek daha iyi kelimeler bulamazdım bundan dolayı yazmayı düşündüğüm incelememden vazgeçtim.

Yavaş yavaş ölürler

Yavaş yavaş ölürler
Seyahat etmeyenler.
Yavaş yavaş ölürler
Okumayanlar, müzik dinlemeyenler,
Vicdanlarında hoşgörüyü barındıramayanlar.

Yavaş yavaş ölürler
Alışkanlıklarına esir olanlar,
Her gün aynı yolları yürüyenler,
Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile
girmeyenler,
Bir yabancı ile konuşmayanlar.

Yavaş yavaş ölürler
Heyecanlardan kaçınanlar,
Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı
görmek istemekten kaçınanlar.

Yavaş yavaş ölürler
Aşkta veya işte bedbaht olup yön değiştirmeyenler,
Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına
çıkmamış olanlar.

ihtiyar 
08 Mar 22:41 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Umut ve beklemek, bu iki kelime romanı özetler. Düşüncelerimi yazdığım zaman romanı anlatmış olacağım. Okurken belli bir kesimde durağanlaşmış gibi olan roman aslında umut etmenin ve beklemenin en güzel trajik bir şekilde anlatımına sahip. Vaz geçmek için ellerine fırsatlar geçen bir sürü subayın bir şekilde kuzeyden gelecek bir savaş ihtimaline karşı umutlanmaları ve bu umut üzerine beklemeleri ile geçmekte. Düşündüğümde genç teğmenin ve diğer subayların varoluş maksadına dönen görev yaptıkları kale bir nevi onların hapishanesi oluyor, zorla değil kendi istekleriyle kaldıkları. Aslında bir çoğumuzun yaşantısı da böyle ya, öyle olduğunu anlatacak ve kanıtlayacak derman hissetmiyorum kendimde. Tıpkı roman kahramanı Drago'nun yıllarca bekleyip te en son ayağına geldiği savaşın başlamak üzere olduğunu bilip te rahatsızlığı sebebiyle kaleden gönderilip yolda bir handa ölümünü beklediği gibi...Tavsiye ederim, sıkılma ihtimalinizde vardır, demedi demeyin.

Ümit güder 
31 Eki 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

#kitapyorum
Bazı kitaplar vardır okuyan herkesin anladığı aynıdır , kendinizden birşeyler bulamadığınız başı sonu belli bir olay örgüsü içinde gelişen ,romantik ,aksiyon ,polisiye macera kitapları gibi .
Bazı kitaplar vardır herkesin olay örgüsü haricinde bir yerinden başka birşeyler yakaladığı ,bir yerinden kendi hayatından benzerlikler bulduğu ,Hah işte bu o tarz kitaplardan .
Biraz konu ; genç bir teğmen ilk görev ataması olarak kuş uçmaz kervan geçmez bir sınır kalesine atanır ,ilk başlarda hemen bir şekilde şehre tayinini yaptırıp ayrılmak ister ama üstleri 4 ay beklemesi sonra gitmesi tavsiyesine uyar ve bir şekilde kaleye saplanıp kalır .
Bu ilk bölüm ki arka kapakta da yazan kısım .
Burada bence anlatımsak istenen ; çoğu insanda görürüz hep birşeylerden şikayet ederler eşinden ,işinden ,yaşadığı yerden ,hayatında ki bazı şeylerden ama bir türlü o değişimi yapamazlar ki yazar bunun nedeninin " alışkanlıklarımızın " olduğunu vurguluyor .
İkinci bölüm ki esas iç acıtan kısmı ,genç teğmen tüm kaledekilerle birlikte sürekli kuzeyden çölden gelecek ama bir türlü gelmeyen Tatar saldırısını bekleyerek geçen ömürlerini anlatıyor .
Ki burada da yazar herkesin hayatlarında hep birşeyleri ( ya da birilerini , ya bir mutluluğu ,başarıyı,bu dünyaya boş yere mi geldim birşeylerin baş rol oyuncusu ,kahramanı olmayı vs ) bekleyen insanların dramını Zaman içinde umutlarının hayatları gibi tükenişini anlatıyor .
Tamam bu kadar değil tüm kitabı anlatmayalım ama bir de hayatın son kazığı da var .
Bir de benim ara sıra çiziktirdiğim iki satır var ki bu kitap için uygun düştü
- ey zavallılar
Hayatın ....edip bir kenara attıkları
Hala büyük bir umutla ,iyi birşeyler olasını mı bekliyorsunuz .
Bekleyin hiç gelmeyecek o günü .
Der ama herkesin bu kitabı okumasını isterim moralinizi bozsa da ....koyayım böyle hayatın deseniz bile

EsengüL 
 19 Şub 10:34 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bir haftadır elimde gezinen Tatar Çölü an itibariyle bitti de, rahat bir nefes aldım. Uzun süredir okuyor olmamın verdiği rahatsızlıktan mıdır bilmesem de aralarda kopmalar yaşadım. Bu kopmalara rağmen oldukça iyi bir anlatımı vardı. Çok çok beğenmesem de üzerimde bir etki bıraktığını itiraf edebilirim.

Kitapta ele alınan konunun farklı bir olayla dile getirilmiş olması, kitabı edindiği tema bakımından diğer kitaplara göre farklı bir seviyede tutmuş. Ve bu da kitaba artı bir özellik katmış.

Dino Buzzati'nin üslubunu daha önce de okumuş olduğum Tanrı'yı Gören Köpek'teki öykülerinden tanımış ve ilk Buzzati romanı deneyimimi edindiğim bu kitapta; asıl meselenin bir 'varoluş problemi' olduğunu sezinledim.

Şöyle ki;

Kitaptaki ana karakter Drogo Giovanni'nin mesleki serüveni kitabın ilk sayfalarında belirdiğinde Giovanni'nin içinde bulunduğu halet-i ruhiyesi, kitabın son sayfalarına doğru apayrı bir değişim yaşamış ve bu değişimin de gerek fiziksel gerekse ruhsal edinimi epeyce yıpratmıştır.

Giovanni'nin geçirdiği sürece bakınca diyorum ki 'hani keşke savaş olsaydı da bu kadar yıpranmasaydı.'

Üslup kaygısı gütmeyen Buzzati'nin kalemine bir kez daha hayran kalmış ve daha çok okuma merakı edindim.

Üzerine yazılabilecek çokça yazı olsa da bu kitap üzerine düşünmekten biraz uzak kalsam iyi olur sanırım. :)

Oblomov 
11 Nis 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · 7/10 puan

Kitapta kahramanın hayatında hiçbir şey olmamasına rağmen hep bir şey olacakmış gibi umut ederek yaşama tutunmaya çalışması ve yaşamının hiç farkına varmadan nasıl tükendiği anlatılmakta. Aslında anlatılan sıradan insanın hikayesidir. Herkes kendinden bir şeyler bulabilir bu kitapta. Bu kitabı okurken sıkılan insan kendi hayatını gördüğü için sıkılmıştır bence.

Inci DERYA 
30 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Mence bu kitab asger heyatini butun cilpaqligi ile gozler onune seren en guzel bir numunedir... her an muharibenin baslayacagini gozleyen genc tekmen Droqo bu gunu cox gozleyir ve bir gun....

Göktürk 
 26 Mar 22:58 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Hayatın sadece bir kez yaşanılabileceğini, bu sebeple ömürü en iyi şekilde değerlendirmek gerektiği nasihatini veren sarsıcı bir kitap, bekleme, yap! zaman geçip gidiyor'un Türkçesi:) Çölün ortasında unutulmuş bir kalede, gelmeyecek bir düşmanın sonsuza kadar beklenişini anlatan bir roman.Bitirdikten sonra, hakkında düşündükçe daha da tat veren değişik bir kitap. Bastiani kalesini kahramanımız Giovanni Drogo'nun gözünden okuyun derim. Eğer birine bir kitap hediye edecek olsam kesinlikle bu "TATAR ÇÖLÜ" olurdu.

orhan demir 
11 Mar 00:59 · Kitabı okudu · 3 günde · 4/10 puan

uzun zamandir bir kitabi yarida birakarak sadece son on sayfasini okudum .. bende Giovanni Drogo yu yalniz biraktim .. büyuk umutlarim vardi ama kocaman bir hayal kirikligi oldu benim icin.. sade bir dil ve heyecansiz bir anlatim bulacaksiniz .. neyse cok etkilemek istemiyorum

Esma Ünal 
18 Eki 2016 · Kitabı okudu · 6 günde · Puan vermedi

Genç yaştaki subay göreve başlama umuduyla yanıp tutuşur ve atandığı kaleye büyük bir hevesle gider. Kale umduğu gibi bir yer değil tamamen farklıdır. İlk fırsatta kaleden ayrılma umuduyla üsttüyle görüşür teğmende kendisinin ayrılmasının mümkün olduğunu ancak dört ay daha beklerse sağlık raporu ile kaleden ayrılabileceğini söyler, dört ay çok çabuk geçer subay Drogo alışmıştır kaleye ve benimsemiştir ayrılmak isteme düşüncesini süzgeçten geçirir ve kalmaya karar verir ve işte tam o zaman hayatındaki en önemli kararı verdiğinin farkında değildir.
Her zaman yaptığımız davranışlar alışkanlıktan öte hayatımız olursa işte o zaman monoton bu hayat bizim gençlik yıllarımızı ölüm döşeğine kadar götürebilir. Umut dahil olursa bitmek bilmeyen bekleyiş işte bu konuyu işleyen hayal ve hayal kırıklıklarının ortak payda da buluşturan eser şimdiye kadar okuduğum en farklı tarzdan oluşmakta oldukça akıcı anlatıma rağmen olaylar için aynı akıcılıktan bahsedemeyeceğim. Sürekli beklemenin, gururun, inat etmenin anlamını biraz sorgulamak için okuyun derim.

Bekir KIRAÇ 
30 Haz 2016 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 10/10 puan

Biliyorum size çok komik gelecek ama eğer ilk 200 sayfadan sıkılmadan son 30 sayfaya ulaşabilirseniz sonunda gerçekten büyük bir hediye ve sürpriz bekliyor sizi. UMAG'ın bir seminerinde Mehmet Eroğlu'nun "hayatımı değiştiren kitap" diye tavsiye ettiği kitap; işte bu kitap! Ben de onun bu tavsiyesi üzerine okudum, sene 1999... ŞOK oldum.
Bu kitabı okuyan her insanın hayatında öyle ya da böyle bir şey değişmiştir. Son derece tek düze, son derece sıkıcı, insanı bunaltan bir tarafı var ama sonu herşeye değer. Bu arada uyanıklık yapıp son 30 sayfaya bakmayı düşünenlere uyarı: İlk 200 sayfa sizi ruhsal ve düşünsel olarak son 30 sayfaya hazırlıyor. Her satır, her paragraf, her sayfa sürekli aynı noktaya ve aynı şeye konsantre olmanıza uğraşıyor ve sonunda GÜM!
Mutlaka okunmalı...

3 /

Kitaptan 50 Alıntı

EsengüL 
16 Şub 09:03 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

"Demek ki şarkı söyleyen, bir asker, soğuğa, cezalara ve aşka duyarlı bir adam değil, düşmanca dikilen dağdı."

Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 77 - İletişim Yayınları)Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 77 - İletişim Yayınları)
Soner 
13 Ara 2014 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Dünle evvelsi gün birbirinden farksızdı, onları birbirinden ayırt edebilmesi olanaksızdı; üç gün önce olmuş bir şey de yirmi gün önce olmuş bir şey de sonuçta ona eskiden olup bitmiş bir şey olarak görünüyordu. Böylece, o ayırdına varmadan, zaman akıp gidiyordu.

Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 73)Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 73)
Inci DERYA 
30 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"CƏSARƏTLİ OL, DROQO" . Və O, mübarizə aparmağı, təslim olmamağı, qorxunc fikrə gülməyi sınaqdan keçirtdi....... -

Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 286 - kitap)Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 286 - kitap)

İnsanın, tek başına olduğu ve hiç kimseyle konuşamadığı zaman bir şeye inanması çok zordur.

Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 193)Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 193)

Şehrin içinde eski arkadaşlarını bulmak için dolaşıp duruyor ama sonuçta kendisini hep bir kaldırımda tek başına buluyor, akşamın gelmesine daha bomboş ve uzun saatlerin olduğunun farkına varıyordu.

Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 149)Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 149)
Okuyan Kedicik 
31 Mar 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"...elveda, senin gibi çok uzun zaman inatla umut eden ve sana benzeyenler: Zaman elini sizden daha çabuk tuttu, sizinse artık her şeye yeniden başlama hakkınız yok."

Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 146 - İletişim Yayınları)Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 146 - İletişim Yayınları)
Sefa 
 25 Ara 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Hayatımızın özeti
O zaman değin, çocukken insana sonsuz gibi görünen bir yolda, yılların yavaş yavaş ve hafifçe geçtiği, böylece hiç kimsenin akıp gittiklerinin ayırdına varmadığı bir yolda,hep ilk gençliğinin kaygısızlığıyla ilerlemişti. İnsan bu yolda sakin sakin, çevresine merakla bakarak ilerlerdi, aceleye gerçekten hiç gerek yoktu, ne arkanızda sizi sıkıştıran ne de tabi, bekleyen birileri bulunurdu, arkadaşlarınız da kaygısız,oynamak için sık sık durarak ilerlerdi. Evlerinin kapısından büyükler size dostça selam verir ve suç ortaklığı dolu gülüşlerle ufku gösterirlerdi; böylece yürek yiğitçe ve tatlı arzularla çarpmaya başlar ve insan kendisini az ötede bekleyen harikulade umudunu tadar;gerçi o şeyler henüz uzaktadır ama bir gün onlara ulaşılacağı kesin,tartışmasız bir biçimde kesindir.
Daha çok yol var mıdır? Yoo,şu ilerideki nehri geçmek,şu yeşil tepeleri aşmak yeterlidir.Belki de varmışızdır bile.Şu ağaçlar,kırlar,şu beyaz ev belki de bizim aradığımız şeylerdir. Bir an bunun doğru olduğuna inanıp, orada durmak isteriz. Sonra, kulağımıza ilerde daha iyisinin olduğu çalınır ve tasasız bir biçimde yeniden yola koyuluruz.
İnsan, böylelikle, umut dolu, kendi yolunda gider durur;günler uzun ve sakindir,güneş yukarıda gökyüzünde parlamakta ve akşam bastığında üzülerek yok olmaya yüz tutmaktadır.
Ama bir noktada, belkide içgüdüsel olarak, insan geri döner ve arkasındaki bir kapının kapanarak dönüşü olanaksız kıldığını fark eder.İşte o zaman , bir şeylerin değişmiş olduğunun ayırdına varırız,güneş eskisi gibi kıpırtısız değildir,hızla hareket etmektedir;ne yazık ki henüz bakmaya bile fırsat bulamadan , onun ufkun ucuna doğru hızla kaydığını, bulutların da gökyüzündeki mavi koylarda hareketsiz durmadığını,birbirlerinin üzerine çıkarak kaçtıklarını ,iyice acele ettiklerini görürüz;zamanın geçtiğini ve günü gelince yolun zorunlu olarak son bulacağını anlarız.

Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 49)Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 49)
Serhad 
16 Şub 20:36 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Evet, artık subaydı,para kazanacak, belkide güzel kadınların bakışlarına maruz kalacaktı.Ama sonuçta, en güzel yıllarının,ilk gençliğinin belki de artık tükendiğini de fark etmekteydi.Ve sabit bakışlarla incelediği aynada, boşuna sevmeye çalıştığı yüzünde zoraki bir gülümseme görüyordu.

Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 6)Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 6)

...zavallı kale basit sihrin çabuk çözüldü, kuzey çölü hep öyle bomboş kalacak, asla düşman gelmeyecek, asla hiç kimse gelip de senin zavallı surlarına saldırmayacak.

Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 146)Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 146)

Ama bir noktada, belki de içgüdüsel olarak, insan geri döner ve arkasında bir kapının kapanarak dönüşü olanaksız kıldığını fark eder.

Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 49 - İletişim)Tatar Çölü, Dino Buzzati (Sayfa 49 - İletişim)
5 /