Tatar Çölü

Dino Buzzati
Çevirmen:
Nihal Önol
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Umudun peşinde…
7/10
·174 syf.··
2023 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Ağustos 2023 18:40
Bir umudun peşinde koca bir ömür… Karakterimiz beğenmediği o ıssız kaleye sadece dört ay içinde alıştı ve alışkanlıklarının tutsağı oldu, konfor alanından çıkamadı, karşısına fırsatlar çıkmasına rağmen bir şeyleri değiştirmek için çabalamadı ve böylece bir ömür geçti. Yaptığı şey bir umudun peşinde sadece beklemekti, pasif bir bekleyiş. Bir gün gelecek ve işe yarayacaktı, o gün bütün bu bekleyiş anlamlı hale gelecekti, peki ya bugün ? Yarınlar uğruna bugünü tüketti. Bu kitabı okuduktan sonra kendime sordum; ben bugünümü güzelleştirmek için neler yapıyorum, yarın için koyduğum hedefler uğruna bugünümden vazgeçmeden çabalıyor muyum ?
Edebiyat
Tatar ÇölüDino Buzzati · Can Yayınları · 199619,8bin okunma
10/10
·174 syf.··
Beğendi
·
2019 2. kitabı
Neyi bekler insanoğlu, alışkanlıkların bildik rahatlığını mı, kaybetmemek için mi beklemeyi tercih eder, ya da geleceğini umduğu tek bir önemli anı, olayı başarıyı, önemsenmeyi..yaşamak için mi beklemeye kendini mecbur eder? Verdiğimiz kararların bütün hayatımızı nasıl etkilediğini görürüz. Bu kitabı hayatımızın sonunda değil başında okumalı..kitap bitince 'bu ömrü neye vermeli' diye sorgulatan bir roman. DİL-MEKAN *Romanda yaşanan andaki ruh ve duygu düşünceler iyi anlatılmış *mekan zaman önemli değil mühim olan yaşananlar olsa da mekan yani kale önemli bu nedenle kale’yi ayrıca aşağıda incelemek istedim. * Roman, İnsanı yöneten iki şey KORKU VE UMUT üzerinden kurgulanmış. KITABIN ADI *Kitabın adı Düşmanın geldiği yer: Tatar çölü Düşman kim, Düşman nerden geliyor?, Neden Tatar? Tatarlar kim? Batının yüzyıllardır korkusunu canlı tutmak gelecekler gelecekler diye hazırlıklı olmak.Diri olmak Kitabı kült yapan şey belki de düşmanın Tatar çölünden gelmesi.. hayali düşman yaratarak toplumu kendi eteği altında toplamak sadece diktatörlerin değil devletlerin sevdikleri yöntem.Düşman (hayali düşman) bir gün saldıracaklar diye diye devamlı tetikte durmak. Bekle bekle kork . bilirsiniz korkmak diri tutar. Romanda yaratılan hayali düşman neden bir türlü gelmiyor.. Hayali düşman bir umut mu , kim için umut, beklemeye anlam katan düşman. Düşman , Ülkeyi yönetenler için bir çözümdü çünkü bir düşman yaratılacak ve halkı bu düşmandan yalnızca kendileri kurtaracaklardı. Şan, şeref peşinde koşan Drogo için barbarlarla savaş onun kahramanlık umutlarının geçekleşmesi anlamına geliyordu. Ancak düşman yoktu işte…Drogonun büyük hayalleri kahramanlık emelleri yolun yeknesaklığı sıradanlığı içinde erimektedir. Hayattan beklediği kahraman bir yazgı vasat bir yazgıya
Tatar ÇölüDino Buzzati · Can Yayınları · 199619,8bin okunma
Puan vermedi·174 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2021 12:37
Giovanni sabırla, o hiç gelmeyecek anı beklemektedir. Ah Giovanni yılların gitti. Ha bugün ha yarın, oldu olacak derken güzelim hayatın bir beklenti uğruna heba oldu. Harcamakla tükenmeyecek servet gibi gördüğün zamanlar bitti, tükendi. Beklediğin fırsat geldiğinde ise gücün kalmadı. Ömrün yetmedi. İlla burada kahraman olacağım diye tutturmana ne gerek vardı. Yazgımızı kendimiz çiziyoruz, bazen almamız gerek kararları almadığımızda, bazen korktuğumuzda, bazen öyle sandıklarımızda. Başka bir hayatın mümkün olduğuna inanmak için ömrümüzün geçmesine gerek yok. Hayatımıza her zaman yeniden başlamak mümkün. Yüzbaşı Drogo yaşamaktan korkmasaydın, yalnızlığını sevip, kibrin rüzgarlarına kapılmasaydın belki senin içinde başka hayatlar mümkün olurdu. Bizler için yerinde bir ilham kaynağı olan Tatar Çölü kitabını okudum, sevdim, ruhuma bir ilmek attım.
Tatar ÇölüDino Buzzati · Can Yayınları · 199619,8bin okunma
8/10
·174 syf.··
Beğendi
·
2022 13. kitabı
Çok dinlendirici bir eser diyebilirim.Ruhunuzu yormayan boşlukların çok olduğu (boşluk derken neyi kastetdigimi bende bilmiyorum) bir hikaye.Evet hikayede bir kaç olay var ama daha çok duyguların anlatımından oluşan , herşeye anlam yükleyen mesela güneşin doğarken kale duvarina yansımasıyla hissedilen duyguyu anlatan hayal gücünüze hitab eden bir eser. Durağan olmasına rağmen akıcı diliyle sıkmıyor.Anafikri; "zamanın kıymeti" gençken hep daha erken deriz erteleriz, orta yaşlarda hala vakit var deriz erteleriz ve bir de bakmisiz ki artık bitmiştir. Farkında olmadan doyurucu anlamlı bir hayat yaşamadan zaman tükenmiştir....Mesela benim için "bitti"....Tavsiye ederim.Keyifli okumalar.....
İnceleme
Tatar ÇölüDino Buzzati · Can Yayınları · 199619,8bin okunma
7/10
·174 syf.·
2023 9. kitabı
Giovenni Drago Bastiani Kalesine atanmıştır. ama bu kale şehirden uzakta herkesin unuttuğu bir yerdedir. Oraya gittiğinde Üstü ona gidebileceğini ama yine de kariyeri için dört ay kalmasının daha iyi olacağını söyler. 4 ay otuz yıl olur. Onu oraya bağlayan Tatarların gelip savaş çıkaracağı inancıdır. Bu dünyada var olma çabasıdır. Çünkü o bir askerdir ve öyle var olacaktır. Kale, çöl, Tatarlar bir metofor aslında insanın yalnızlığına da değinmiş kitap. Her insan kendi kalesini korur ama kendi kalesinde yalnızdır. Giovanni de yılların nasil geçtiğini anlamaz, her şey sıradandır ama umudunu da yitirmez. Kitabi okurken esrarengiz bir şey olacak sanılıyor sonra her şey selamlaşıyor. Tatarlar falan gelmeyecek diyorsunuz sonra Giovenni'nin inandığı gibi okuyucu da Tatarların geleceğine inanıyor. O kalede kalmak için kendine uydurduğu bir bahane sanıyorsunuz o kalede bir gizem var izlenimi uyanıyor. En sonunda diyorsunuz ki bişey olmayacak işte tam da o anda kitabın sonlarında Tatarlar geliyor ama ne yazık ki Giovanni hastalanıyor ve yıllarca beklediği şey gerçekleşmiyor.
Tatar ÇölüDino Buzzati · Can Yayınları · 199619,8bin okunma
9/10
·174 syf.··
2022 36. kitabı
Bazı kitaplar vardır insanda derin izler bırakır, Tatar Çölü de onlardan biri... Uzun zamandır bir edebi eserden bu kadar keyif almamıştım. Kitabın eskimeyen diyebileceğim bir özelliği var, yayınlandığı 1940 yılından bu yana hayatımız "modernleşme" anlamında pek çok değişikliğe uğramış olsa da kurgu insan ruhundaki değişiklikler ve beklentiler olduğundan; eskimeyen, beklentilerimizin değişmesi üzerine nefis gözlemler içeren bir başyapıt diyebilirim. Yalnızlığa giden içsel yolculuk bundan iyi anlatılamazdı belki de... İçerikten bir tadımlık paylaşarak incelememe son vereyim: "... Yavaş yavaş güveni azalıyordu. İnsanın, tek başına olduğu ve hiç kimseyle konuşmadığı zaman bir şeye inanması çok zordur... İşte tam da o dönemde Drogo, insanların her zaman birbirlerinden uzakta olduklarını fark etti, birisi acı çektiğinde, acısı sadece kendisine ait oluyor, hiç kimse o acıyı birazcık olsun dindiremiyordu; bir insan acı çektiğinde diğerlerinin duydukları sevgi ne denli büyük olursa olsun, bu yüzden acı çekmediklerini ve yaşamdaki yalnızlığı işte bu durumun oluşturduğunu fark etti."
İnceleme
Tatar ÇölüDino Buzzati · Can Yayınları · 199619,8bin okunma
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2018 45. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2018 21:42
Tatar Çölü, yalnızlığın, yanlış tercihlerin, alışmanın, vazgeçememenin, beklemenin, umut etmenin, acı çekmenin, özlemenin, yaşamın, ölümün kitabı... Kısacası insan hayatı içerisinde yer alan en gerçek duyguların kitabı. Yalnızlık ömür boyudur. İnsan ne kadar büyük kalabalıklar içerisinde bulunursa bulunsun yalnızdır. Ne yaparsa yapsın bu uçsuz bucaksız yalnızlık hissini, yüreğindeki o kocaman boşluğu söküp atamaz. Bir yakınımız öldüğünde, en yakın arkadaşımızla kavga ettiğimizde, sevgilimizden ayrıldığımızda o yalnızlık hissini en derin şekilde yaşarız. Çünkü beklemediğimiz ve hiç ummadığımız bir durumla karşı karşıya kalmışızdır. İşte o an yüreğimizin sesini dinlediğimizde ne kadar yalnız olduğumuzun farkına varırız. Ve hiç kimse bu yalnızlık hissimize gelip de çare olamaz. Çünkü acı çektiğimizde o acımız sadece kendimize aittir. Bize özeldir. O acıyı birazcık olsun dindirmemiz, acımızdan bir parça olsun alıp başkasına vermemiz mümkün değildir. Kurulacak hiçbir cümle veya söylenecek söz acımızı dindirmeye, yaralarımıza merhem olmaya yetmez. İşte o zaman anlarız ki, yalnızızdır, hem de yapayalnız... Yalnızlığımızın içerisinde hep bir bekleyiş, hep bir umut ediş vardır. Bir gün, yıllar boyunca beklediğimiz ve olmasını hayal ettiğimiz şeyler olacak diye bekleriz. O kutlu günü iple çekeriz. Geleceğin bizim için çok daha güzel bir hayat hazırladığını umut ederiz. Hatta bütün hayatımızı belki de o beklediğimiz gaye uğrunda gözümüzü kırpmadan harcarız. Yıllarımızı, senelerimizi o kutlu gün için feda ederiz. O gün geldiğinde bütün çabalarımızın ve emeklerimizin karşılığını bulacağını ve o günden sonra çok daha güzel bir hayata sahip olacağımızı umut ederiz. Peki ya o beklediğimiz kutlu gün hiç gelmezse? Daha doğrusu kitaptaki soruyu direkt sorayım: "Ya, gayet sıradan bir
Edebiyat
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
9/10
·232 syf.··
2017 23. kitabı
Ben bir eseri okuduğumda, eğer o eser güzelse etkisinden kolay kolay çıkamam. Zaten etkisinde kalmadığım esere de güzel demem. Döner döner okurum çarpıcı yerlerini. Bu okumalarımda bir de bakarım ki, bir yığın çarpıcı şey varmış ve ben onları kaçırmışım. Esere başlamadan önce ne önsöz okurum ne de hakkında yazılmış şeyleri. Anlamak için kendime şans vermek isterim. Öyle olmazsa insan kendi okumasını asla yapamaz, diye düşünürüm. Tatar Çölü’nü okuduğumda da öyle oldu işte. Döndüm okudum, okudum düşündüm. Sonra, bakalım ne demiş el alem diye, diğer okurların, eleştirmenlerin yazılarını okudum. Yalnızlığın kitabı diyorlardı, evet öyleydi. Kaderden kaçılmayacağını söylüyorlardı, evet o da vardı. Umut ve beklemek de vardı. Bunların hepsi vardı evet. Eğer Drogo bir subay olmasaydı bunlarla yetinebilirdim. Bir öğretmen olsaydı ya da bir yazar. Oysa bir subaydı o. Tüm eğitimini olacak bir savaş üstüne kurmuş bir askerdi. Hayatını anlamlandıran şey, savaş denilen ve her gün yaşayamayacağımız bir anomaliydi. Beklentisi, kendisi öyle sanmasa da, uzak bir geleceğe programlanmıştı. Mesleki beklentisi hayat beklentisine dönüşmüş bir anomaliye evrilmiş bir insan. Bir öğretmen olsaydı eğer, bir sonraki dersi bekleyecekti. Mesleğiyle hayatı bir noktadan sonra ayrışacaktı. Mesleği dışında da bir hayatı olacaktı. Ya da bir yazar olsaydı, hep anı yaşayacaktı. Hayatını gözlemle, gözlemini yansıtmak için yazdıklarını düzeltmekle geçecekti. Benim okumama göre Drogo kendi seçimini yaşadı. Uzak geleceğin belirdiği, hayata geçtiğine inandığı zamanda da, kifayetsiz kalmış, tükenmiş ömrünü kucağında bulduğunda, “ben ne ettim, ne boş şey uğruna tükettim hayatımı” diye, ondan hiç düşünmedi. Finalini okuyunca anlayacaksınız ne demek istediğimi. Çünkü onun seçimi tamamen kendi inisiyatifiyleydi.
Edebiyat
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
Artık sonuna gelmiş olsam bile beklemeye değmiş diyebilmeli.
9/10
·232 syf.··
2025 98. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Ekim 2025 11:09
Tatar Çölü, okurunu bekleme üzerine düşüncelere sürükleyen oldukça etkileyici bir eser... Kitapta bir teğmen olan karakterimiz Drogo'nun ilk ataması Tatar Çölü'ndeki Bastiani Kalesi'ne yapılır. Kale, şehirden uzakta, ücra bir yerdedir. Drogo kaleye gittiğinde "Ben geçici olarak buradayım, her an gidebilirim..." der her fırsatta. Kaleden gitmenin yolunu arar ancak oradakilerin telkinleriyle dört ay daha kalmaya ikna olur, derken bu süre zarfında kaleye alışmış olur. Artık kale onun konfor alanıdır ve değişim her ne kadar gerekli olsa da zordur. Hani bir söz vardır; "İnsana bildiği cehennem bilmediği cennetten daha güvenli gelir." diye. Drogo'nun durumu tam da böyledir. Drogo gitmekte zorlandıkça kendisini kaleye bağlayacak avuntular bulur, bir gün kaleye saldıracak olan Tatarları beklemeye başlar. Peki Tatarlar gelecek midir? Drogo onlarla savaşabilecek midir? Zaferi tadabilecek midir? Yoksa... "Beklenen geç geliyor; geldiği sırada insan başka yerlerde oluyor."diyen Oğuz Atay ve "Yıkıldı yolunu bekleyen şehir Şimdi gelsen de bir, gelmesen de bir." diyen Nurullah Genç mi haklı çıkacaktır?... Bu kitabı okurken "bekleyen" kitap karakterleri canlandı zihnimde, Drogo'yu Oblomov 'a benzettim. Oblomov da bekliyordu değil mi? Yaşam enerjisini, hevesini bekliyordu. Mücellâ 'yı hatırladım, yuva kuracak müstakbel eşini, aşkı bekliyordu o da... Sonra beklemek deyince Leyla ile Mecnun 'daki İsmail Abi'yi anmamak olmaz, gelmeyecek bir gemiyi bekliyordu o... Henüz okumadığım ama buradaki incelemeler sayesinde konusuna aşina olduğum Godot'yu Beklerken kitabı da aklıma geldi, onu da okumalıyım dedim hep... Yakın zamanda okuduğum Bekleyecek Vaktim Kalmadı Artık kitabında Jean-Louis Fournier şöyle diyordu Tatar Çölü için: "Ömrümü beklemekle geçirmiş olacağım, hatta çöldeki Tatarları bile...Tatar Çölü'nde Drogo Tatarları bekler. Onlarla hiç
Edebiyat
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2016 23. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 12 Temmuz 2016 09:17
Bu kitabın son sayfalarına geldiğim zaman bana Pablo Nerudo’nun şiirini aklıma getirdi. Tarif edecek daha iyi kelimeler bulamazdım bundan dolayı yazmayı düşündüğüm incelememden vazgeçtim. Yavaş yavaş ölürler Yavaş yavaş ölürler Seyahat etmeyenler. Yavaş yavaş ölürler Okumayanlar, müzik dinlemeyenler, Vicdanlarında hoşgörüyü barındıramayanlar. Yavaş yavaş ölürler Alışkanlıklarına esir olanlar, Her gün aynı yolları yürüyenler, Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler, Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyenler, Bir yabancı ile konuşmayanlar. Yavaş yavaş ölürler Heyecanlardan kaçınanlar, Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı görmek istemekten kaçınanlar. Yavaş yavaş ölürler Aşkta veya işte bedbaht olup yön değiştirmeyenler, Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar, Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına çıkmamış olanlar.
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma

Yazar Hakkında

Dino BuzzatiYazar · 15 kitap
Dino Buzatti, 16 Ekim 1906 tarihinde İtalya'da San Pellegrino'da doğdu. Ailesi sonradan Milano'ya yerleşti. Buzzati, hukuk fakültesini bitirdikten sonra, Corriera della sera gazetesinde çalışmaya başladı. Onu sonraki yazarlık yaşamına hazırlayan üç tutkusu vardı: Dağ, resim, şiir. İlk romanı olan Barnabo delle Montagne'yi 1935'te yazdı. Başyapıtı sayılan Tatar Çölü'nü 1940'da yayınladı. 1939'da Corriera della sera adıans avaş muhabiri olarak Addis Ababa'ya gitti ve gözlemci olarak da olsa, katıldığı çarpışmaları yazdı. Buzzatı'nin ayrıca Il Segreto del Bosco, Vecchio, I sette messaggeri, Paula alla Scala, Il gtande ritratto, Sessanta racconti Il Colombre gibi yapıtları yanında tiyatroya uyarlanmış çalışmaları ve resimleri de vardır. Üslubu, birçok bakımdan Kafka'ya benzetilen Buzzati değeri geç anlaşılmış bir yazardır. Hatta önce kendi memleketi olan İtalya'da değil, Fransa'da ilgi görmüştür. 28 Ocak 1972'de Milano'da ölmüştür.