Tatar Çölü

Dino Buzzati
Çevirmen:
Hülya Tufan
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Eylemsizliğe yenilmek
8/10
·205 syf.··
Beğendi
·
2021 79. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Ekim 2021 16:12
Neden yaşarız? Hayattan ne bekleriz? Kaderimiz mi bizi, yoksa biz mi kaderimizi yönetiriz? Bu ağır ilerleyen etkileyici psikolojik romanında okuruna derin sorular sorduruyor Dino Buzzati. Ve sıklıkla yaşadığımız tüm gönülsüz kabullenişlerimizi, yanı sıra özellikle askerlik mesleğini, yine aynı çarpıcılıkta, müthiş hicvediyor. Genç ve umut dolu subay Giovanni Drago’nun; sapa bir yerde, Tatar Çölü sınırındaki Bostiani kalesinde geçen sıkıcı ömrünü, kahramanının ağzından aktarıyor okuyucusuna. İlk gördüğünde duyduğu hayal kırıklığı ile hemen geri dönmek istediği, komutanının emri nedeniyle ile sadece 4 ay kalmayı zorla kabul ettiği bu sapa, bakımsız, sıkıcı kale nasıl Drago’nun tüm hayatının merkezi olur, bunu anlatıyor. Umut dolu, gencecik bir adam nasıl ürkek, bezgin, kaderci birine dönüşebilir; adım adım paylaşıyor. Çoğumuzun aşina olduğu depresif bir ruh halini mükemmel betimliyor. Kahraman olma hayalleri kuran genç Drago bu sıkıcı kaleye vardıktan sonra her geçen gün ortamın düzenine daha çok alışır, alışkanlıklarla çevrelendikçe hayallerinden uzaklaşır, hayallerinden uzaklaştıkça değişik bir şeyler yapma arzusunu ve enerjisini kaybeder. Hedeflerinden vazgeçtiğini kendine hiçbir zaman itiraf etmez o; yapacaktır; ancak yarın, ya da haftaya, ya da sonraki aya, bir sonraki yıla… Karar vermemenin getirdiği rahatlığa, şimdinin çok kullanılan terimi ile “konfor alanı”na yürekten bağlanır. Aslında farkındalığı yüksektir; eşi, dostu, arkadaşları ile karşılaştırdığında hayatının boşluğunu, ellerinden kayıp gittiğini duyumsar. Öte yandan kendi hayatının direksiyonuna geçebilmesi için gereken o ilk adımı atamaz bir türlü; sürekli, ama sürekli öteler. O, bu sarmalın içinde yılları tüketirken, Buzzati çoğumuzun benzerlerini yaşadığımız ve vazgeçilmez addettiğimiz rutinleri
Edebiyat
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınları · 199119,8bin okunma
Puan vermedi·217 syf.··
2023 34. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2023 23:27
Genç bir askerin, çölün yanındaki bir sınır kalesinde tükenen ömrü, hızla geçen zamanın monoton bir alışkanlığa saplanarak onu adım adım umutsuzluğa sürüklemesi... Okuduğum en kasvetli kitaplardan biriydi.
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınları · 199119,8bin okunma
Puan vermedi·217 syf.··
Beğendi
·
2023 115. kitabı
Dino Buzzati'nin Tatar Çölü, 1940 yılında yayımlanır. Dino Buzzati, Tatar Çölü'nün ilham kaynağının Corriere della Sera gazetesindeki işi ve kendisiyle, iş arkadaşlarının monotonluk dolu bu işte büyük bir fırsat bekler gibi harcadıkları zaman olduğunu söyler. Romanın ana kahramanı Giovanni Drogo, bir eylül sabahı ilk atandığı yer olan Bastiani Kalesi'ne gitmek üzere yola çıkar.Drogo yol boyunca yaptığı varoluşsal sorgulamaları, kaleyi görünce geride bırakır, subaylığının ve görevlerinin gerçekliği omuzlarına yüklenir. Drogo kaleye varır varmaz buraya ait olmadığını hisseder.Geri dönme talebini ileten Drogo, kalenin surları ötesinde gördüğü uçsuz bucaksız çölle büyülenir.Dört ay daha burada kalmayı kabul eder. Rutinlerin yıldırıcılığı, dahası yarasızlığı, Drogo'nun potansiyelini kullanamamasına yol açsa da onu görev adamına dönüştürür. Kalenin savaşa her an hazır olma gerekliliği, ansızın çıkıp gelecek düşman beklentisi, yıllarını burada geçirmeyi kabullenmesine neden olur. Çölün ufuk çizgisinde gördükleri karaltıları başlangıçta düşman sansalar da öyle olmadığı kısa sürede anlaşılır. Düşmanı bekleyişle geçen 20 yılın sonunda Drogo, yaşlanır, sağlığını yitirir. Tatar Çölü'nde kullanılan "Kale" insanın kendini bilinçli olarak hapsettiği güvenli alanı sembolize ediyormuş. Drogo'nun içinde bulunduğu kale, sıkıcı da olsa alışkanlığa dönüşerek, tüm yaşamını bir bekleyiş içinde ziyan etmesine, neden olur.Beklemek, hem umut hem umutsuzluk doğurur. İnsanın aklından kolay kolay çıkmayacak, çok düşündürücü bir kitap, Tatar Çölü.
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınları · 199119,8bin okunma
10/10
·217 syf.·
2020 15. kitabı
Tatar Çölü'nde kaç kişiyiz? Hangimiz kibrimizi yüceltecek o anı beklemiyoruz ki... Otuzuma merdiven dayamışken Bastiani Kalesi'nde yaşlanmaya başladığımı ve neyi beklediğimi hiç bilmediğimi hissettirdi. Aşırı kasvetli ve insanı paramparça yapan bu kitap boyunca su dım dım kafama damladı, boğazımda bir düğümle ne ağlayabildim ne gülebildim. Hayatın ve zamanın sembolik olarak anlatıldığı herkesin hiçliğini bulabileceği güzel bir kitap. Keyifli okumalar.
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınları · 199119,8bin okunma
Spoiler İçerebilir
8/10
·217 syf.··
2024 50. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 31 Temmuz 2024 16:02
Kitabının ardından filmini de izlemiş olduğumdan etkisi fazla oldu. Kısaca insan yaşamını sözde kahramanlık uğruna feda derken aslında ziyan edilmesinin öyküsü diyebiliriz. Askeriyenin de vermiş olduğu o katı kurallar da bunda etkili olmuş olabilir ama günün sonunda vicdanla baş başa bırakılıyorsun ve sonunda avucunda buna değdi mi yoksa bir ömür harcadım ama ne için dedirten bir eser. Okumanızı tavsiye ederim filmi biraz daha sönük kalmış olsa da o da izlenmeye değer. Herkese iyi okumalar ve izlemeler. Tatar Çölü
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınları · 199119,8bin okunma
Bekleyiş
9/10
·217 syf.··
2020 186. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2020 13:57
Giovanni Drogo'nun askeri yaşamı boyunca sınırdaki Bastiani Kalesi duvarları arasında monoton ritimle sıkışıp kalan kararlarını geciktiren ama kuzeydeki düşman Tatarlarla çıkacak savaşta bir kahraman olma parlak bir kariyer beklentisi içinde geçen olmayacağını bilmesine rağmen kendine bile itiraf edemediği, kendini aldatmanın,düş kırıklığının, acı çekmenin,aşağılanmanın, avuntunun, dürbüne her bakışında zihninin kendine oyun oynadığı karakterlerin düş gibi geçen ( kale için kısa asker için uzun olan ) zamanın, o hiç bir zaman gelmeyecek anın, tüm yaşamını bekleyerek tüketişin hüznün yalnızlığın romanı, Hani balığın yaşamadığı göle oltasını atıp büyük umutla talihlini bekleyen zamanla da hayal kırıklığına uğrayan hevesi tükenen ama olta başından ayrılmayan tam balık gelince de kovulan balıkçı misali... (mantıktaki "Batık maliyet safsatası".. ) "Barbarları Beklerken" romanına bir parça benziyor. 100. Sayfalardan sonra roman sizi sarıyor. Öncesi nisbeten sıkıcı, monoton ilerliyor. Sabredin derim. Akılda kalan Drogo'nun teğmen Moto ile karşılaşma anı vurucu... ...düşlere elveda; yaşam başka nedir ki... Ama biliriz ki hayatta her istediğimizi elde edemeyiz. Muhteşem bir anlatım....
Edebiyat
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınları · 199119,8bin okunma
Puan vermedi·217 syf.··
2019 36. kitabı
Bu kitap da sahafta bulduğum bir kitap. İnsanı, alışkanlıkları, yalnızlığı irdeliyor. Bizi biz yapan alışkanlıklarımız mıdır? Sevmesek bile alışkanlıklardan vazgeçilemez mi? Aile kimdir? Kanbağı mı kaderimizin yolumuza çıkardığı insanlar mı? Bir ideal uğruna tüm hayattan vazgeçilebilir mi? Gerçek nerde biter hayal nerde başlar? Yoksa tüm hayat aslında bir sanrı bir düş müdür? Genç teğmen Giovanni Drago Allah’ın bile unuttuğu Bastiani Kalesi’ne tayin olur. Bu ıssız yerdeki kaleyi görür görmez terketmeyi kafasına koyar. Orada yıllardır kalan askerleri anlayamaz. Ancak 4 ay sonra genç teğmen bu ıssızlıktan ayrılmak istemediğini farkeder. İnsanın kaderine teslim olmasını sorgulayan bu romanı bulup okumanızı tavsiye ederim. Kimbilir belki çölün kenarındaki bu ıssız kale sizin de ruhunuzu esir alır.
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınları · 199119,8bin okunma
Puan vermedi·217 syf.··
2020 55. kitabı
Dünya çölünde vücut buluşumuzu takiben, etrafımızı umutla kuşatan mini çöller arasından çöl seçiyoruz ömür boyu. Neden-sonuç ilişkisinin nihayetinde, içinde bulunduğumuz çölde, konfor kalelerimizi oluşturuyoruz durmaksızın. Ölüm yokmuşcasına verdiğimiz mücadelede, hırsla örüyoruz ilmek ilmek kale duvarlarını. * An geliyor, günlük hayat rutinimizin dışına çıkmak adına daha önce yaşadığımız çöle yerleşmeye karar veriyoruz. Artık oraya yabancı ve oranın yabancısı olduğumuz gerçeği çarpıyor suratımıza. Rutinin dışına taşmak için yeni bir çöl arayışına giriyoruz bu sefer. Ancak onun bilinmezliğiyle örülü potansiyel tehditler şevkimizi kırıyor.Bilinene duyulan güven bilinmezin cazibesine yeğ geliyor. Velhasıl, rutinden her kafayı kaldırdığımızda, iniyor tokmağı başımıza, umulmaz engellerin. * 'Yolcuyuz biz' diyerek yerleştiğimiz kalede, umut beklentisini içip sabır katığını yanımıza alarak bekliyoruz nöbette. Çok kişileri uğurluyoruz da sonunda kalıyoruz varlığımız yük bir şekilde kalede. İsteğimiz en başında gitmekken, zorla kapı dışarı ediliyoruz tam umuda kavuşacakken. Hayat böyledir be. Bir Tatar Çölü, bir Bastiani Kalesi, biraz da zaman... Dahasına ne gerekti?
Edebiyat
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınları · 199119,8bin okunma
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2018 45. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2018 21:42
Tatar Çölü, yalnızlığın, yanlış tercihlerin, alışmanın, vazgeçememenin, beklemenin, umut etmenin, acı çekmenin, özlemenin, yaşamın, ölümün kitabı... Kısacası insan hayatı içerisinde yer alan en gerçek duyguların kitabı. Yalnızlık ömür boyudur. İnsan ne kadar büyük kalabalıklar içerisinde bulunursa bulunsun yalnızdır. Ne yaparsa yapsın bu uçsuz bucaksız yalnızlık hissini, yüreğindeki o kocaman boşluğu söküp atamaz. Bir yakınımız öldüğünde, en yakın arkadaşımızla kavga ettiğimizde, sevgilimizden ayrıldığımızda o yalnızlık hissini en derin şekilde yaşarız. Çünkü beklemediğimiz ve hiç ummadığımız bir durumla karşı karşıya kalmışızdır. İşte o an yüreğimizin sesini dinlediğimizde ne kadar yalnız olduğumuzun farkına varırız. Ve hiç kimse bu yalnızlık hissimize gelip de çare olamaz. Çünkü acı çektiğimizde o acımız sadece kendimize aittir. Bize özeldir. O acıyı birazcık olsun dindirmemiz, acımızdan bir parça olsun alıp başkasına vermemiz mümkün değildir. Kurulacak hiçbir cümle veya söylenecek söz acımızı dindirmeye, yaralarımıza merhem olmaya yetmez. İşte o zaman anlarız ki, yalnızızdır, hem de yapayalnız... Yalnızlığımızın içerisinde hep bir bekleyiş, hep bir umut ediş vardır. Bir gün, yıllar boyunca beklediğimiz ve olmasını hayal ettiğimiz şeyler olacak diye bekleriz. O kutlu günü iple çekeriz. Geleceğin bizim için çok daha güzel bir hayat hazırladığını umut ederiz. Hatta bütün hayatımızı belki de o beklediğimiz gaye uğrunda gözümüzü kırpmadan harcarız. Yıllarımızı, senelerimizi o kutlu gün için feda ederiz. O gün geldiğinde bütün çabalarımızın ve emeklerimizin karşılığını bulacağını ve o günden sonra çok daha güzel bir hayata sahip olacağımızı umut ederiz. Peki ya o beklediğimiz kutlu gün hiç gelmezse? Daha doğrusu kitaptaki soruyu direkt sorayım: "Ya, gayet sıradan bir
Edebiyat
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
9/10
·232 syf.··
2017 23. kitabı
Ben bir eseri okuduğumda, eğer o eser güzelse etkisinden kolay kolay çıkamam. Zaten etkisinde kalmadığım esere de güzel demem. Döner döner okurum çarpıcı yerlerini. Bu okumalarımda bir de bakarım ki, bir yığın çarpıcı şey varmış ve ben onları kaçırmışım. Esere başlamadan önce ne önsöz okurum ne de hakkında yazılmış şeyleri. Anlamak için kendime şans vermek isterim. Öyle olmazsa insan kendi okumasını asla yapamaz, diye düşünürüm. Tatar Çölü’nü okuduğumda da öyle oldu işte. Döndüm okudum, okudum düşündüm. Sonra, bakalım ne demiş el alem diye, diğer okurların, eleştirmenlerin yazılarını okudum. Yalnızlığın kitabı diyorlardı, evet öyleydi. Kaderden kaçılmayacağını söylüyorlardı, evet o da vardı. Umut ve beklemek de vardı. Bunların hepsi vardı evet. Eğer Drogo bir subay olmasaydı bunlarla yetinebilirdim. Bir öğretmen olsaydı ya da bir yazar. Oysa bir subaydı o. Tüm eğitimini olacak bir savaş üstüne kurmuş bir askerdi. Hayatını anlamlandıran şey, savaş denilen ve her gün yaşayamayacağımız bir anomaliydi. Beklentisi, kendisi öyle sanmasa da, uzak bir geleceğe programlanmıştı. Mesleki beklentisi hayat beklentisine dönüşmüş bir anomaliye evrilmiş bir insan. Bir öğretmen olsaydı eğer, bir sonraki dersi bekleyecekti. Mesleğiyle hayatı bir noktadan sonra ayrışacaktı. Mesleği dışında da bir hayatı olacaktı. Ya da bir yazar olsaydı, hep anı yaşayacaktı. Hayatını gözlemle, gözlemini yansıtmak için yazdıklarını düzeltmekle geçecekti. Benim okumama göre Drogo kendi seçimini yaşadı. Uzak geleceğin belirdiği, hayata geçtiğine inandığı zamanda da, kifayetsiz kalmış, tükenmiş ömrünü kucağında bulduğunda, “ben ne ettim, ne boş şey uğruna tükettim hayatımı” diye, ondan hiç düşünmedi. Finalini okuyunca anlayacaksınız ne demek istediğimi. Çünkü onun seçimi tamamen kendi inisiyatifiyleydi.
Edebiyat
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma

Yazar Hakkında

Dino BuzzatiYazar · 15 kitap
Dino Buzatti, 16 Ekim 1906 tarihinde İtalya'da San Pellegrino'da doğdu. Ailesi sonradan Milano'ya yerleşti. Buzzati, hukuk fakültesini bitirdikten sonra, Corriera della sera gazetesinde çalışmaya başladı. Onu sonraki yazarlık yaşamına hazırlayan üç tutkusu vardı: Dağ, resim, şiir. İlk romanı olan Barnabo delle Montagne'yi 1935'te yazdı. Başyapıtı sayılan Tatar Çölü'nü 1940'da yayınladı. 1939'da Corriera della sera adıans avaş muhabiri olarak Addis Ababa'ya gitti ve gözlemci olarak da olsa, katıldığı çarpışmaları yazdı. Buzzatı'nin ayrıca Il Segreto del Bosco, Vecchio, I sette messaggeri, Paula alla Scala, Il gtande ritratto, Sessanta racconti Il Colombre gibi yapıtları yanında tiyatroya uyarlanmış çalışmaları ve resimleri de vardır. Üslubu, birçok bakımdan Kafka'ya benzetilen Buzzati değeri geç anlaşılmış bir yazardır. Hatta önce kendi memleketi olan İtalya'da değil, Fransa'da ilgi görmüştür. 28 Ocak 1972'de Milano'da ölmüştür.