Doppler

7,8/10  (45 Oy) · 
73 okunma  · 
25 beğeni  · 
983 gösterim
“Merak uyandıran, huzursuz eden, duygu yüklü bir metin; yazar için yeni bir sanatsal başarı.” -Stein Roll, Adresseavisen
“Loe’nun Naif. Süper’den bu yana yazdığı en iyi kitap.” -Sindre Hovdenak, VG
“Uzun zamandır yayımlanan en komik kitap.” -Michael Nilsen, Politiken

Babam öldü.
Dün bir geyik avladım.
Ne diyebilirim.
Ya o ya ben, birimiz canından olacaktı.

Andreas Doppler: Bir başarı abidesi! İki çocuklu başarılı bir aile babası; başarılı bir tadilattan geçmiş güzel bir evi ve çok başarılı olduğu iyi bir işi var. Bir gün ormanda dolaşırken bisikletten düşüyor. Otların arasında yarı baygın bir halde uzanırken, uzun zamandır hissetmediği bir huzur doluyor içine: Neredeyse hiç tanımadığını fark ettiği babasının ölümü iyiden iyiye içine otururken, yeni banyo için fayans seçimi gibi banal düşüncelerden ve beynini kemiren o anlamsız çocuk şarkılarından kurtuluveriyor.
Birkaç gün sonra işini, evini ve ailesini terk edip ormana taşınıyor. Doğa güzel, karanlık ve derin; ayrıca Bongo var: Kendini geyikten başka her şey sanan ve kart oyunlarından zerre kadar anlamayan bu afacanla bir “avcı toplayıcı” gibi yaşamaya çalışan Doppler, yağsız süt krizine girince, bir adım daha ileri gidip takas ekonomisine geçiyor...
Norveç’in en çok okunan yazarlarından Erland Loe, 1969'da, Norveç’in kuzeyindeki Trondheim şehrinde doğdu. Normal bir Norveçli çocuğun gitmesi gereken bütün okullara ve birkaç tane de çocuk yuvasına devam etti. Öğrenci değişim programı çerçevesinde Fransa’da bulundu. Ayrıca üniversitede sinema ve edebiyat eğitim gördü. Askere gitmeyi reddedip sivil kuruluşlarda zorunlu hizmette yer aldı. “Stella Polaris” tiyatro topluluğunda her işe koşan adam olarak çalıştı. Kurt Kudurdu adlı çocuk kitabı 2001'de, Kadının Fendi adlı romanı 2007'de beyazperdeye aktarıldı. Senaryosunu yazdığı “Varoluş Mücadelesi” adlı dizi film, NRK kanalında halen gösterilmektedir.
(Aschehoug Ödülü, 2013)
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2016
  • Sayfa Sayısı:
    124
  • ISBN:
    9789750835292
  • Orijinal Adı:
    Doppler
  • Çeviri:
    Dilek Başak
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
insan_okur 
10 Nis 10:58 · Kitabı okudu · 4 günde · 8/10 puan

Norveç’ten tüm dünyaya uzanan bir ses, düşünce. Erlend Loe’nin ormanlar üzerinden, geyik hikayesi ile insanlığa haykırışı.

Roman kahramanının güzel bir işi var. Bir gün bisikletle ormanda dolaşırken düşüyor. O düşmeyle başlayan bir huzur hikayesine dönüşüyor. Evini ve ailesini terk ederek ormana yerleşiyor. Geyik avıyla başlayan hikaye, kahramanın yağsız süt krizlerine çözüm olacak takas ekonomisine geçmesiyle sürüp gidiyor.

Kitapla tanışmam sabitfikir ve idefix’in 2016’nın en iyi 50 kitabı arasında olması nedeniyleydi. Biraz beklenti yükseltti tabi ama yine de bu beklentimi karşıladı. Kısa bir eser. Aylara göre bölmüş yazar kitabı. 124 sayfadan oluşmakta ve çeviri bir harika.

Kitapla ilgili düşüncelerime gelirse; sade ve doğal bir dil ayrıca mizah dolu eğlenceli bir üslup. İnsanlığa eleştiri olarak yazılmış kanımca. Çünkü bizi bizden çıkaran konulara değinmiş. Nedir bu konular ? Devamlı sabit bir hayat, ekonominin git gide kötüleşmesi, yer altı kaynağı arayışı ve sonucunda oluşan savaşlar ile ölümler, ormanların önemi, huzurumuzu kaybetmemizi ele almış. Aslında kısaca özetlersek özümüzü kaybetmişiz. Doğallığımızı unutmuşuz artık bunu resmen ironik bir dille, felsefik cümlelerle yüzümüze vuruyor.

Kısa ve özlü bir eser. Gayet akıcı, düşündürücü, ders niteliğinde, komik ve gerçekten farklı bir kurgu. Bence değerlendirilmeli olarak düşünüyorum. Tavsiye edeceğim bir eser. Güzel bir alıntı ile bitiriyorum. Şimdiden iyi okumalar.

‘’Düze çıkmak istiyorsak, dünya halkları ve dinleri birbirlerine ellerini uzatmalılar. Ama bunun işe yarayacağına hiç inanmadığımı da itiraf etmeliyim. Sanırım tren kaçtı. Şimdi hayatta olanların yok olması ve yerlerine yeni bir insanlığın gelmesi gerek. Boş bir sayfa açılması lazım. İnsan ırkının saldırgan nitelikleri bir miktar azalmalı. Daha az yufka yürekli bir insanoğlu, büyük resmi görebilme yeteneğine sahip yeni bir tür ortaya çıkmalı.’’
Sayfa 110

Elçin 
10 Eyl 16:06 · Kitabı okudu · 9/10 puan

"Yalnız doğar, yalnız ölürüz buna bir an evvel alışmak lazım" diyor Norveçli yazar. Yorumlarına bakmadan, beklenti içine girmeden aldığım bir kitaptı. Ters köşe yaptı diyebilirim -ah keşke hayat hep böyle güzelliklerle doksana taksa beni-  Para, statü, mal&mülk peşinde, çarkın içinde koşturup duran biz zavallı fareciklere harika bir gönderme olmuş. Sayfaları üçer beşer okumak isteyeceğiniz kadar akıcı, bir o kadar da espirili. Kara mizah sevenlere, aranan kan. İyi haber kitabın devamı var ve tadı damağımızda kalmayacak. Kötü haberse henüz çevirisi yapılmamış. Sıradaki kitabımız Volvo Lastvagner (Volvo Trucks)

Sinan Tütüncüler 
 05 May 15:13 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 7/10 puan

Bir kitap okurken yapılabilecek en büyük yanlış, kitabın karakterlerini, farklı eserlerin karakterleri ile çakıştırmak ve zihinde kitabı o karakter ile resmetmektir. Doppler’de bu hatayı yaptım. Doppler’in müthiş bir edebiyat pırıltısı olduğunu düşünüyorum. Dili, hikayesi ve akışı ile. Ama zihnimde oluşan görüntünün, bu pırıltıya gölge düşürmüş olmasından kaygılıyım

Bir gün ormanda bisikletle gezerken kaza ile yere düşen ve kafasına ciddi bir darbe alan Andreas Doppler için bu kaza hayatının dönüm noktası olur. Bu kazada aldığı darbe nedeni ile rapor alır ve bir süreliğine işine gitmez. Ama bu ayrılış nihai bir ayrılıştır ve kısa bir süre sonra büyük bir bıkkınlık duyduğu, aile, iş, toplum ve kent yaşamından kaçarak tek başına ormanda yaşamaya başlar. Para, lüks, konfor ile tüm ilişkisini keser. Kendisini bir avcı toplayıcı olarak tanımlayarak, temel bazı ihtiyaçlarını takas ekonomisi ile karşılamaya çalışır.

Hikaye Norveç’te geçmesine ve tüm karakterlerinin Norveç’li olmasına karşın, ana karakterini zihnimde canlandırırken, Birol Güven’in benzer niteliklere sahip, mandıra filozofu lakaplı kahramanı Mustafa Ali’yi gözlerimin önünden bir türlü gönderemedim. Bunun açıkçası hayal gücünü sınırlandıran, hatta daha da ötesi hayal gücünün yaratıcılıkta sınırlı olduğunu gösteren bir durum olduğunu düşünüyorum. Elbette yazarın kurguladığı karakter ile okurun oluşturduğu karakter farklıdır ve hatta farklı olması kaçınılmazdır. Bir yazar için kâğıda yansıttığı karakteri, okurun zihninde de benzer şekilde oluşmasını sağlamak, onun yazarlık becerisini gösterir. Kaliteli bir okur da, yazarın zihnindeki karakteri algılama becerisine sahip olandır. (Aslında tersini iddia etmek de mümkündür ve iyi yazar, okuru karakteri istediği gibi hayal etmesi konusunda özgür bırakandır da, denebilir ama bu başka bir tartışmaya tekabül eder) Okur için, başka bir eserdeki karakteri kopyalayıp, okuduğu eserdeki karaktere yapıştırması, bence ciddi bir zihinsel tembelliğe işaret eder. İşte bu romanda bu tembelliği yaptım.

Doppler oldukça kısa bir roman. Ama çarpıcılık yönü oldukça yüksek. En başta şunu fark ediyorsunuz ki, Norveç’te de olsanız, Türkiye’de de, dünya, belirli bir düşünce eşiğini aşan insanlar için giderek çekilmez bir noktaya doğru ilerliyor. İnsandan kaçmak, asosyalleşmek, sokaktan çekilmek ama evin içinde de boğulmak, dünyayı kendisine sorun eden insanlar için kaçınılmaz oluyor.

Romanın dili oldukça zeki ve mizahi. Her ne kadar baş karakteri akıllılığa düşman da olsa, bir anlatıcı olarak oldukça zeki ve mizahi bir bakış açısı ve dili var. Çocukları ile diyalogundan, geyik yavrusu ile olan ilişkisine, evine giren hırsızla yaptığı sohbetten, ormanda kendisi ile komşuluk yapan bir sağcı ile yaşadığı düşmanlığa kadar, her bir sahne, insanı zeka pırıltıları ile gülümseten bir içeriğe sahip.

Özellikle kızının veli toplantısında dile getirdikleri ile, evinde yakaladığı hırsızla yaptığı sohbet, karikatür mizahı havasında olsa da, içerik olarak oldukça çarpıcı.
Siyaset yaşamında sağ ve sol kavramları giderek daha az kullanılır ve daha farklı tanımlar (sosyal demokrat, liberal, milliyetçi, muhafazakar vb) bu iki kavramın yerini alırken, Erlend Loe sağcılık tanımını, daha derin ve köklü tariflerle yerine oturtuyor. Aşırı güvenlikçi, özel mülkiyetçi, aşırı tüketici, kariyerist vb. kavramları, mizahi bir dilin gölgesinde kullanarak, bir tüketim toplumu ve kapitalist rejim eleştirisi yapıyor.

Ancak kitap ilerledikçe, işlerin bu kadar da kolay tarif edilemeyeceği ve ayrıştırılamayacağı ortaya çıkıyor. Ormanda tek başına yaşamayı hedefleyen Andreas Doppler, gün geçtikçe etrafının kalabalıklaşmaya başladığını hissediyor. Ne yazık ki, insanoğlu gittiği her yeri kendisine benzetmekte oldukça mahir. Sağcı olmakla eleştirdiği kişi, bir süre sonra tüm varlığını tek edip ormana yerleşiyor ve dinler ile kültürler arası barışı hedefleyen bir festival örgütlemeye girişiyor. Diğer bir tabiri ile hayat bizim çizmeye çalıştığımız çerçeveyi ve tanımları her defasında yırtıp atmak için yoğun bir çaba sergiliyor.

Toplam 116 sayfa olan roman, bir günlük bir okuma serüveni ile kolaylıkla sonlanabiliyor. Akıcı dil ve çarpıcı hikâye buna kolaylıkla müsaade ediyor. Kitabın sonunda ilk aklınıza gelen ise en yakın zamanda bir orman ziyareti yapmanın vaktinin gelip gelmediği oluyor.

Eyüpcan Işık 
16 Eyl 11:58 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 7/10 puan

Aldıktan sınra pişman olmak istemiyorsanız sonuna kadar okuyub lütfen.

İnsanlardan, ev ziyaretlerinden, alışverişten bıkmış, kendini ormana vermiş bir adamın hikayesi bu kitap. Günlük hayata yönelik efsane tespitleri var: İnsanın aklına takılan bulaşıcı çocuk çizgi-filmlerindeki müzikler, başka yerlere bombalar yağarken kendilerinin banyo küvet gibi saçma şeylerle uğraşması ve buna anlam vermeyişi, trafiğin yoğunluğu, bisikletin mükemmel bir çözüm olduğunu düşünmesi ve daha bir sürü şey.

Lakin şu konuda uyarmalıyım ki dikkate değer sayıda cinsel içerik ve küfür var. Ve okurken " bu kadar güzel bir konuya değinmişsin ama bir de şu kötürüm içerikli şeyleri yazmasan keşke" diyor insan. O yüzden 7 yıldız veriyorum. Tavsiye etmek isterdim ama sebebi belli...

Onur Erol 
 11 Tem 2016 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 7/10 puan

Komik bir kitaptı, bazen kahkaha ile güldüm. Bir kaza sonucu ormanda yaşamaya karar veren Andreas Doppler'in bir geyik yavrusuyla beraber yaşamaya başlamasıyla başlıyor kitap. Kurgu biraz daha iyi olabilirdi. İlk 50 sayfayı nefessiz okudum. Başlarda çok güzel gidiyordu. Sonradan kitabın dışına çıktım sanki. Yazar devam edecek demiş, sanırım bir seri yapmayı planlıyor. Zaten hikaye yarım kaldı. Ben kitabı fazla beklentiyle almıştım. Beklediğimi pek bulamadım. Ama genel olarak fena değildi. Kitaba kötü demek istemiyorum bu haksızlık olur. Orta karar bir kitap. Kitabın içinde orman ile ilgili güzel sözler var. Boş vaktiniz varsa okuyun.

DESTİNA ÖYKÜ 
14 Tem 19:58 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 8/10 puan

Günümüz dünyasında alışagelmişin dışında kitabin kahramani olan Doppler ' in ormanların , yalnızlığın , para'nin , bisiklet' e binmenin ,ölümün, gelecek kaygısının, dunya da ki şu an yaşayan insanlarin kaygi ile yaklaştiği bir çok duygudan dolayi yaşamlarinda kaçirdıklari bir çok seyin farkina varmasi icin bir çok gönderme ile bunu okuyucunun bilmesine olanak sağlayan kısa ama etkileyici bir anlatım ile anlattıği bir kitap.

Kendine farklı bir hayat, farklı bir dünya kurmak için elinden geldiğince çaba sarfeten Doppler ' in bir çok aksiliğe rağmen düşüncesinden ve hayallerinden vazgeçmemek için göstermiş olduğu mücadeleyi Çeviri' nin mükemmel derece de iyi olmasından dolayı etkisi altına girip okuyabilirsiniz.

Pelin S. 
04 Ara 2016 · Kitabı okudu · 33 günde · 7/10 puan

Kıpkısacık bir kitap olmasına rağmen "reading slump" dönemine girmiş bulunduğum için bir ayda ancak bitirebildiğim bir kitap oldu. Bunun kesinlikle kitapla alakası yoktu tabi ki, sorun bendeydi biraz. Her neyse kitap farklıydı. Üzerine güldüğüm ve beni düşündüren çokça yer vardı. Baş karakterimiz Andreas Doppler bir gün ormanda bisiklet sürerken bir taşa takılıp düşer. Tam babasının cenazesine gittiği gün olur bu ve birden toprağı hissetmesiyle, ormanda yaşamaya her şeyden uzaklaşmaya karar verir. Öyle ki karısı ve iki çocuğunu terk ederek, yemek için öldürdüğü geyiğin yavrusu Bongo ile ormanda yaşamaya başlar. Esasen hem insanları sevmediği için hem de sistemin dayattığı tüketim çılgınlığına, kendi de dahil herkesin hayatı boyunca başarılı olmak için uğraşmasına karşın ormanda bulduğu sakinlik, yalnızlık ve huzur yüzünden ormanda yaşamaya başlar. Para ekonomisini reddeder ve takas ekonomisine geçer. Bazı ihtiyaçlarını karşılamak için hırsızlık dahi yapar. Biz de kitapta bunun öyküsü ve yeni yaşam tarzının ona kazandırdıklarını ve ondan götürdüklerini, bir bakıma içsel yolculuğunu okuyoruz. Sanırım devamı gelecek ama son sayfasına "inşallah" notu düşülmüş. Umarım gelir.

Halil Korkut 
25 May 14:10 · Kitabı okudu · 1 günde · 7/10 puan

Norveç'in yeni nesil, başarılı yazarlarından Erlend Loe, Doppler isimli kısa romanını yazarken modern dünyayı ve onu oluşturan insan ırkını hicvetmeyi amaçlamış, bunda da başarılı olmuş görünüyor. Bu doğrultuda daha önceden Chuck Palahniuk ve Jack London'dan eserler okumama rağmen; Doppler'i bunlardan ayıran tarafın kanımca, daha yerinde yapılan tespitler ve anlatım dili olduğunu görüyorum ama yine de Loe'yu belirttiğim yazarlarla özellikle Jack London gibi bir ustayla kıyasa tâbi tutmak istemiyorum.

Hikaye içerisinde yakaladığım ve şimdi buraya uzun uzun yazmayacağım birkaç tutarsızlık bulunsa da genel anlamda başarılı kurgulanmış olan kısa roman Doppler'i okumanızı tavsiye edeceğim fakat daha önceden ileri düzeyde felsefik mesajlar verme kaygılı kitaplar okumuşsanız sonra da efendim, sağda solda Doppler'in yoğun felsefe içerdiği gibi yorumlar görmüşseniz, biraz hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Ancak, edebi yönünden memnun kalacağınızı düşünüyorum...

Evren Erarslan 
22 Şub 17:13 · Kitabı okudu · 8/10 puan

İncecik bir kitap olmasına rağmen çok farklı felsefi fikirleri bünyesine toplayabilmiş kitap. Mizahı beğendim, dozajındaydı. Olay kurgusu da ve gelişimi de şaşırtıcıydı. Kısa sürede çok güzel mesajlar verebildi. Ayrıca çeviriye bayıldım. Bence kitabın güzelliği çevirmenin de başarısından dolayı öyle sanıyorum ki. İngilizce kitaplardan çevirilerde bile bu kadar akıcılık yok çoğu zaman, zira bir nebze daha zor olduğunu düşünüyorum Norveç dilinden çevirmenin. Sonuç olarak son yıllardaki farklı kitaplardan biriydi. Ucundan Faruk Duman - Köpekler için Gece Müziği tadı aldım. Çok ucundan ama. Orman atmosferi nedeniyle sanırım.

Özge (kitabihayal) 
27 Mar 16:53 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 8/10 puan

Belki de gün gelecek hepimiz şehrin kalabalığından sıyrılacak bir yaşam aramaya başlayacağız kendimize. O zaman Doppler'ın sesi kulaklarımızda, yağsız süt kabımızda, Bongo geyik yanımızda olacak; kim bilir? Keyifle okudum, keyifle okuyun!

2 /

Kitaptan 49 Alıntı

Oblomov 
07 Eki 2016 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Televizyon
Benim için televizyon izlemek, insanları neden sevmediğim konusunda bir kaynak kitap okumak gibi. Televizyon içimizdeki bütün iğrençliklerin özü.

Doppler, Erlend Loe (Sayfa 52 - Yapı Kredi Yayınları)Doppler, Erlend Loe (Sayfa 52 - Yapı Kredi Yayınları)
Elçin 
10 Eyl 16:14 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Yeniden baba oluyorum... Facia yani! Bu, haince bestelenmiş çocuk şarkılarını daha yıllarca sabahtan akşama kadar dinleyeceğim anlamına geliyor.

Doppler, Erlend LoeDoppler, Erlend Loe
Gül yalçın 
 05 Şub 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

İyi günde, kötü günde demiştik evlendiğimizde. Sorun aynı günün, biri için iyi, biri için kötü olabilmesinde elbette. (evlilik tanımı)

Doppler, Erlend Loe (Sayfa 26)Doppler, Erlend Loe (Sayfa 26)
Gül yalçın 
05 Şub 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Artık böyle.İnsanlar çevrelerine duvar örüp birbirlerinden korkar hale geldiler.

Doppler, Erlend Loe (Sayfa 15)Doppler, Erlend Loe (Sayfa 15)
Elçin 
10 Eyl 16:13 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Çevremdekiler yardıma ihtiyacım olduğunu düşünüyor ama kendi başımın çaresine kendim bakmak istediğimden Afrika gibi de gururluyum. Afrika ile aramdaki en büyük fark, benim insanlardan hiç hoşlanmamam, Afrika'nınsa insanları çok sevmesidir.

Doppler, Erlend LoeDoppler, Erlend Loe
Oblomov 
07 Eki 2016 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Yalnız doğar, yalnız ölürüz. Buna bir an evvel alışmak lazım.

Doppler, Erlend Loe (Sayfa 31 - Yapı Kredi Yayınları)Doppler, Erlend Loe (Sayfa 31 - Yapı Kredi Yayınları)
Oblomov 
08 Eki 2016 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Sıkıntı
Sürekli bir şeyler yapmak ya da yapacak bir şeyler icat etmek zorunda olduğumuz fikri içimize işlemiş.

Doppler, Erlend Loe (Sayfa 61 - Yapı Kredi Yayınları)Doppler, Erlend Loe (Sayfa 61 - Yapı Kredi Yayınları)
Merve K. 
07 Haz 03:32 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ben bir bisikletçiyim. Koca, baba, oğul ve işçiyim. Ev sahibiyim. Ve bir sürü başka şeyim. İnsan çok fazla bir şey.

Doppler, Erlend Loe (Sayfa 19 - Yky)Doppler, Erlend Loe (Sayfa 19 - Yky)
DESTİNA ÖYKÜ 
11 Tem 12:01 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Sorunun kendinde olduğunu itiraf etmek kolay iş değil. Özellikle de etrafında suçu üstüne almaya hazır başka insanlar varsa.

Doppler, Erlend Loe (Sayfa 24 - Yapı Kredi yayınları)Doppler, Erlend Loe (Sayfa 24 - Yapı Kredi yayınları)
Eyüpcan Işık 
 15 Eyl 19:27 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Neler oluyor?
Sesini kıstığımız televizyonda bombalar Fırat'ın ya da Dicle'nin ya da her ikisinin üstüne yağarken, küveti banyoda nereye yerleştireceğimizi çizdik, iki küvetin eksileriyle artılarını listeler hâlinde yazdık. Bütün bunlar o kadar yoğun ve yorucuydu ki...

Doppler, Erlend Loe (Sayfa 21)Doppler, Erlend Loe (Sayfa 21)
5 /