Erlend Loe

Yazar 7,7/10 · 95 Oy · 2 kitap · 190 okunma ·  10 beğeni

Yazarın Bilgileri

Yazar İstatistikleri

10 okur beğendi.
95 puanlama · 154 alıntı
0 haber · 879 gösterim
190 okur kitaplarını okudu.
119 okur kitaplarını okumayı planlıyor.
5 okur kitaplarını şu anda okuyor.
1 okur kitaplarını yarım bıraktı.

Yazar ile İlgili Haberler

Henüz ilgili bir haber eklenmedi.

Erlend Loe'nin Resimleri Resim Ekle

Henüz yazara ait resim eklenmedi.

Paylaş

ya da direk bağlantıyı paylaş

Erlend Loe'nin Biyografisi

Erlend Loe, 24 Mayıs 1969 Trondheim doğumlu Norveçli yazar. Yazarlığa başlamadan evvel önce bir psikiyatri kliniğinde, daha sonraları ise Adresseavisen isimli gazetede muhabir olarak çalıştı. Loe, şu günlerde Oslo'da yaşıyor. Yazar, 1998 yılından beri senaryo yazarları için kurulmuş bir topluluk olan "Screenwriters Oslo"'nun üyesidir.

1993'te ilk romanı Tatt av Kvinnen'i yayınlanan Loe, bu kitaptan bir sene sonra ise Kurt isimli bir forklift şoförü hakkında Fisken isimli bir çocuk kitabı yazdı. Loe'nin çoğu zaman naif olarak adlandırılabilecek, ayırt edilebilen bir tarzı vardır. Eserlerinde bol bol ironi, abartı ve mizah kullanan yazarın çocuk kitapları Kim Hiorthøy tarafından resimlenir.

En popüler kitabı olan Naiv.Super 15 dilde yayınlandı.

Erlend Loe'nin Kitapları Kitap Ekle

7,8/ 10  (86 Oy) ·  176 Okunma
7,0/ 10  (9 Oy) ·  14 Okunma
Oblomov, bir alıntı ekledi.
07 Eki 2016 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Televizyon
Benim için televizyon izlemek, insanları neden sevmediğim konusunda bir kaynak kitap okumak gibi. Televizyon içimizdeki bütün iğrençliklerin özü.

Doppler, Erlend Loe (Sayfa 52 - Yapı Kredi Yayınları)Doppler, Erlend Loe (Sayfa 52 - Yapı Kredi Yayınları)
Sena, bir alıntı ekledi.
20 Eki 2017

İnsanlardan hoşlanmıyorum. Yaptıklarından hoşlanmıyorum. Temsil ettiklerinden hoşlanmıyorum. Söylediklerinden hoşlanmıyorum.

Doppler, Erlend Loe (Sayfa 24)Doppler, Erlend Loe (Sayfa 24)
Umay, bir alıntı ekledi.
02 Ara 2017 · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Ancak şimdi suratımda şeytani bir gülümsemeyle son faturamı ödemiş olduğumu anlıyorum. Bir daha asla fatura ödemeyeceğim. Takastan, hırsızlıktan ve ormandan geçineceğim. Ben ölünce de orman benden geçinecek. Anlaşma böyle.

Doppler, Erlend Loe (Sayfa 53)Doppler, Erlend Loe (Sayfa 53)
Gül yalçın, bir alıntı ekledi.
05 Şub 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Artık böyle.İnsanlar çevrelerine duvar örüp birbirlerinden korkar hale geldiler.

Doppler, Erlend Loe (Sayfa 15)Doppler, Erlend Loe (Sayfa 15)
Şura Leyla Çakar, bir alıntı ekledi.
08 May 03:12 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Çocukların iyi yanı da beraberlerinde bir an için bir güzellik getirmeleri. Ancak doğum ve ölüm, sevimsiz bir rond. Babam yok olurken bir yaşam ortaya çıkıyor. Hiç tanımadığım birinin yerini, muhtemelen hiçbir zaman tamamen tanıyamayacağım başka biri alıyor.

Doppler, Erlend LoeDoppler, Erlend Loe
Sena, bir alıntı ekledi.
22 Eki 2017

'Yani bir şekilde geri zekalı falan da değilsin, değil mi?'
'Herkes kadar...'

Doppler, Erlend Loe (Sayfa 54)Doppler, Erlend Loe (Sayfa 54)
Gül yalçın, bir alıntı ekledi.
 05 Şub 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

İyi günde, kötü günde demiştik evlendiğimizde. Sorun aynı günün, biri için iyi, biri için kötü olabilmesinde elbette. (evlilik tanımı)

Doppler, Erlend Loe (Sayfa 26)Doppler, Erlend Loe (Sayfa 26)
Şeyda, bir alıntı ekledi.
25 Mar 13:08 · Kitabı okudu · Puan vermedi

“Bir gün , bisikletçi olmayanlar şişkoluktan arabalarına zar zor inip binerken, bizler onları bütün gücümüzle geri püskürteceğiz. “

Doppler, Erlend Loe (Sayfa 19)Doppler, Erlend Loe (Sayfa 19)
Bütün Alıntıları Göster
insan_okur, Doppler'i inceledi.
10 Nis 2017 · Kitabı okudu · 4 günde · 8/10 puan

Norveç’ten tüm dünyaya uzanan bir ses, düşünce. Erlend Loe’nin ormanlar üzerinden, geyik hikayesi ile insanlığa haykırışı.

Roman kahramanının güzel bir işi var. Bir gün bisikletle ormanda dolaşırken düşüyor. O düşmeyle başlayan bir huzur hikayesine dönüşüyor. Evini ve ailesini terk ederek ormana yerleşiyor. Geyik avıyla başlayan hikaye, kahramanın yağsız süt krizlerine çözüm olacak takas ekonomisine geçmesiyle sürüp gidiyor.

Kitapla tanışmam sabitfikir ve idefix’in 2016’nın en iyi 50 kitabı arasında olması nedeniyleydi. Biraz beklenti yükseltti tabi ama yine de bu beklentimi karşıladı. Kısa bir eser. Aylara göre bölmüş yazar kitabı. 124 sayfadan oluşmakta ve çeviri bir harika.

Kitapla ilgili düşüncelerime gelirse; sade ve doğal bir dil ayrıca mizah dolu eğlenceli bir üslup. İnsanlığa eleştiri olarak yazılmış kanımca. Çünkü bizi bizden çıkaran konulara değinmiş. Nedir bu konular ? Devamlı sabit bir hayat, ekonominin git gide kötüleşmesi, yer altı kaynağı arayışı ve sonucunda oluşan savaşlar ile ölümler, ormanların önemi, huzurumuzu kaybetmemizi ele almış. Aslında kısaca özetlersek özümüzü kaybetmişiz. Doğallığımızı unutmuşuz artık bunu resmen ironik bir dille, felsefik cümlelerle yüzümüze vuruyor.

Kısa ve özlü bir eser. Gayet akıcı, düşündürücü, ders niteliğinde, komik ve gerçekten farklı bir kurgu. Bence değerlendirilmeli olarak düşünüyorum. Tavsiye edeceğim bir eser. Güzel bir alıntı ile bitiriyorum. Şimdiden iyi okumalar.

‘’Düze çıkmak istiyorsak, dünya halkları ve dinleri birbirlerine ellerini uzatmalılar. Ama bunun işe yarayacağına hiç inanmadığımı da itiraf etmeliyim. Sanırım tren kaçtı. Şimdi hayatta olanların yok olması ve yerlerine yeni bir insanlığın gelmesi gerek. Boş bir sayfa açılması lazım. İnsan ırkının saldırgan nitelikleri bir miktar azalmalı. Daha az yufka yürekli bir insanoğlu, büyük resmi görebilme yeteneğine sahip yeni bir tür ortaya çıkmalı.’’
Sayfa 110

Elçin, Doppler'i inceledi.
10 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 9/10 puan

"Yalnız doğar, yalnız ölürüz buna bir an evvel alışmak lazım" diyor Norveçli yazar. Yorumlarına bakmadan, beklenti içine girmeden aldığım bir kitaptı. Ters köşe yaptı diyebilirim -ah keşke hayat hep böyle güzelliklerle doksana taksa beni-  Para, statü, mal&mülk peşinde, çarkın içinde koşturup duran biz zavallı fareciklere harika bir gönderme olmuş. Sayfaları üçer beşer okumak isteyeceğiniz kadar akıcı, bir o kadar da espirili. Kara mizah sevenlere, aranan kan. İyi haber kitabın devamı var ve tadı damağımızda kalmayacak. Kötü haberse henüz çevirisi yapılmamış. Sıradaki kitabımız Volvo Lastvagner (Volvo Trucks)

Elçin, Naif. Süper.'i inceledi.
08 Nis 20:53 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

(İncelemesinde spoiler vermemek için kendini parçalayan kızın dramı vol 32) Bu aralar farklı bir tarz arayışı içindeyseniz Erlend Loe tam da aradığınız yazar olabilir. En az Doppler kadar beğendiğim bu kitabını da 3-5 satır övmeden geçemedim. Doppler'da bunalım geçirip hayatı sorgulamaya başlayan bir aile babasıyken; buradaki kahramanımız 25 yaşında, topluma uyum sağlama konusunda problemleri olan bir genç. Şahsına münhasır sorunları ve çözümleri var. Üzerine saatlerce felfese yapılası konuları süper-naif ele alıyor. Çok kısa sürede okuyup bitirebileceğiniz tebessüm garantili canım benim kitap. Önüme gelene tavsiye edeceğim :)

Sinan Tütüncüler, Doppler'i inceledi.
 05 May 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 7/10 puan

Bir kitap okurken yapılabilecek en büyük yanlış, kitabın karakterlerini, farklı eserlerin karakterleri ile çakıştırmak ve zihinde kitabı o karakter ile resmetmektir. Doppler’de bu hatayı yaptım. Doppler’in müthiş bir edebiyat pırıltısı olduğunu düşünüyorum. Dili, hikayesi ve akışı ile. Ama zihnimde oluşan görüntünün, bu pırıltıya gölge düşürmüş olmasından kaygılıyım

Bir gün ormanda bisikletle gezerken kaza ile yere düşen ve kafasına ciddi bir darbe alan Andreas Doppler için bu kaza hayatının dönüm noktası olur. Bu kazada aldığı darbe nedeni ile rapor alır ve bir süreliğine işine gitmez. Ama bu ayrılış nihai bir ayrılıştır ve kısa bir süre sonra büyük bir bıkkınlık duyduğu, aile, iş, toplum ve kent yaşamından kaçarak tek başına ormanda yaşamaya başlar. Para, lüks, konfor ile tüm ilişkisini keser. Kendisini bir avcı toplayıcı olarak tanımlayarak, temel bazı ihtiyaçlarını takas ekonomisi ile karşılamaya çalışır.

Hikaye Norveç’te geçmesine ve tüm karakterlerinin Norveç’li olmasına karşın, ana karakterini zihnimde canlandırırken, Birol Güven’in benzer niteliklere sahip, mandıra filozofu lakaplı kahramanı Mustafa Ali’yi gözlerimin önünden bir türlü gönderemedim. Bunun açıkçası hayal gücünü sınırlandıran, hatta daha da ötesi hayal gücünün yaratıcılıkta sınırlı olduğunu gösteren bir durum olduğunu düşünüyorum. Elbette yazarın kurguladığı karakter ile okurun oluşturduğu karakter farklıdır ve hatta farklı olması kaçınılmazdır. Bir yazar için kâğıda yansıttığı karakteri, okurun zihninde de benzer şekilde oluşmasını sağlamak, onun yazarlık becerisini gösterir. Kaliteli bir okur da, yazarın zihnindeki karakteri algılama becerisine sahip olandır. (Aslında tersini iddia etmek de mümkündür ve iyi yazar, okuru karakteri istediği gibi hayal etmesi konusunda özgür bırakandır da, denebilir ama bu başka bir tartışmaya tekabül eder) Okur için, başka bir eserdeki karakteri kopyalayıp, okuduğu eserdeki karaktere yapıştırması, bence ciddi bir zihinsel tembelliğe işaret eder. İşte bu romanda bu tembelliği yaptım.

Doppler oldukça kısa bir roman. Ama çarpıcılık yönü oldukça yüksek. En başta şunu fark ediyorsunuz ki, Norveç’te de olsanız, Türkiye’de de, dünya, belirli bir düşünce eşiğini aşan insanlar için giderek çekilmez bir noktaya doğru ilerliyor. İnsandan kaçmak, asosyalleşmek, sokaktan çekilmek ama evin içinde de boğulmak, dünyayı kendisine sorun eden insanlar için kaçınılmaz oluyor.

Romanın dili oldukça zeki ve mizahi. Her ne kadar baş karakteri akıllılığa düşman da olsa, bir anlatıcı olarak oldukça zeki ve mizahi bir bakış açısı ve dili var. Çocukları ile diyalogundan, geyik yavrusu ile olan ilişkisine, evine giren hırsızla yaptığı sohbetten, ormanda kendisi ile komşuluk yapan bir sağcı ile yaşadığı düşmanlığa kadar, her bir sahne, insanı zeka pırıltıları ile gülümseten bir içeriğe sahip.

Özellikle kızının veli toplantısında dile getirdikleri ile, evinde yakaladığı hırsızla yaptığı sohbet, karikatür mizahı havasında olsa da, içerik olarak oldukça çarpıcı.
Siyaset yaşamında sağ ve sol kavramları giderek daha az kullanılır ve daha farklı tanımlar (sosyal demokrat, liberal, milliyetçi, muhafazakar vb) bu iki kavramın yerini alırken, Erlend Loe sağcılık tanımını, daha derin ve köklü tariflerle yerine oturtuyor. Aşırı güvenlikçi, özel mülkiyetçi, aşırı tüketici, kariyerist vb. kavramları, mizahi bir dilin gölgesinde kullanarak, bir tüketim toplumu ve kapitalist rejim eleştirisi yapıyor.

Ancak kitap ilerledikçe, işlerin bu kadar da kolay tarif edilemeyeceği ve ayrıştırılamayacağı ortaya çıkıyor. Ormanda tek başına yaşamayı hedefleyen Andreas Doppler, gün geçtikçe etrafının kalabalıklaşmaya başladığını hissediyor. Ne yazık ki, insanoğlu gittiği her yeri kendisine benzetmekte oldukça mahir. Sağcı olmakla eleştirdiği kişi, bir süre sonra tüm varlığını tek edip ormana yerleşiyor ve dinler ile kültürler arası barışı hedefleyen bir festival örgütlemeye girişiyor. Diğer bir tabiri ile hayat bizim çizmeye çalıştığımız çerçeveyi ve tanımları her defasında yırtıp atmak için yoğun bir çaba sergiliyor.

Toplam 116 sayfa olan roman, bir günlük bir okuma serüveni ile kolaylıkla sonlanabiliyor. Akıcı dil ve çarpıcı hikâye buna kolaylıkla müsaade ediyor. Kitabın sonunda ilk aklınıza gelen ise en yakın zamanda bir orman ziyareti yapmanın vaktinin gelip gelmediği oluyor.

Kendine Şair, Doppler'i inceledi.
16 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 7/10 puan

Aldıktan sınra pişman olmak istemiyorsanız sonuna kadar okuyub lütfen.

İnsanlardan, ev ziyaretlerinden, alışverişten bıkmış, kendini ormana vermiş bir adamın hikayesi bu kitap. Günlük hayata yönelik efsane tespitleri var: İnsanın aklına takılan bulaşıcı çocuk çizgi-filmlerindeki müzikler, başka yerlere bombalar yağarken kendilerinin banyo küvet gibi saçma şeylerle uğraşması ve buna anlam vermeyişi, trafiğin yoğunluğu, bisikletin mükemmel bir çözüm olduğunu düşünmesi ve daha bir sürü şey.

Lakin şu konuda uyarmalıyım ki dikkate değer sayıda cinsel içerik ve küfür var. Ve okurken " bu kadar güzel bir konuya değinmişsin ama bir de şu kötürüm içerikli şeyleri yazmasan keşke" diyor insan. O yüzden 7 yıldız veriyorum. Tavsiye etmek isterdim ama sebebi belli...

Umay, Doppler'i inceledi.
03 Ara 2017 · Beğendi · 9/10 puan

Doğa sizi ele geçirecek. Özenerek isteyerek sürükleneceksiniz. Düşünecek ve kahkahalarla da güleceksiniz. Ama en güzeli de Andreas Doppler de bizden biri, göreceksiniz. Siz de onunla beraber nefes alacaksınız ve siz de onunla yaşayıp kargaşaya tanık olacaksınız. Pek tabi tercihinizi okumaktan yana kullanırsanız... Ufak bir
---SPOİLER-----
.
.
.
.
.
"Yüzünüzdeki o hoşnut gülümsemeyi silin. Artık takasa başlamak zorundasınız. Bisiklete binmek. Bu devran dönecekse deliler gibi bisiklete binip takas yapmalıyız. Ağaçların arasından esen rüzgarın, çayırlarda ki çiçeklerin sahibi kim? Teletabiler cehennemde yanmalı. Ama Lovenskiold ormanı halka geri vermelisin çünkü onun asıl sahibi sen değilsin. Kimse ormanların sahibi olamaz."

Esma GEZER, Doppler'i inceledi.
17 saat önce · Kitabı okudu · 8/10 puan

Bir tatil kitabı olmaktan çok kendisini içine sürükleyen ince ve okuması keyifli kitabı tesadüf eseri buldum. Kitapta bir gün geyik avlamaya giden ve sonrasında onunla sıkı bir bağ kuran bir adam ve bu adamın dünyaya sığamama ve farklılığı yüzünden bir ormana kaçmasını anlatır bu kaçıştan ailesi hatta bir çok kişi etkilenir. Tüm kaçışları düşününce bu çok makul bir fikir ama eğer sizde bu dünyaya sığamayacak gibi olursanız kitabı okuduğunuzda ormana değil sevdiklerinize kaçın

Burcu Bergen, Naif. Süper.'i inceledi.
13 Nis 12:51 · Kitabı okudu · 2 günde · 7/10 puan

Kitabın sade dili sizi şaşırtmasın. O kadar sade ki ben bir an "ne okuyorum ben?" Diye düşündüm. Kitabın kahramanı ile kitabın sonuna kadar gitmek istiyorsanız kesinlikle onun seviyesine inmeniz gerekiyor aksi halde bocalamanız mümkün. 25 yaşına girdiği gün artık hiçbir hevesi kalmayan üniversite öğrencisi kahramanımız ilk olarak okulu bırakıyor ve bu hevessizliğinin yaşama dair kaybolan ilgisinin peşine düşüyor. Onu heyecanlandıran şeyleri düşünüyor. Saflığın naiflikle harmanlandığı karakterimizin düşük zekalı olduğunu bile düşünüyorsunuz zaman zaman. Algılarının farklı çalışması en azından beni bu yöne yöneltti. Yaptığı listeler, kendi derinine en yüzeysel biçimde inmeye çalışması sonrasında harekete geçmenin bir top ile duvara şut çekmekle küçük mutluluklar yaşaması. Minimum beklenti yaratan ama yine de okuduktan sonra sizi çok mutlu edecek bir kitap bu. Şaşkınım.

Black Jack, Doppler'i inceledi.
 11 Tem 2016 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 7/10 puan

Komik bir kitaptı, bazen kahkaha ile güldüm. Bir kaza sonucu ormanda yaşamaya karar veren Andreas Doppler'in bir geyik yavrusuyla beraber yaşamaya başlamasıyla başlıyor kitap. Kurgu biraz daha iyi olabilirdi. İlk 50 sayfayı nefessiz okudum. Başlarda çok güzel gidiyordu. Sonradan kitabın dışına çıktım sanki. Yazar devam edecek demiş, sanırım bir seri yapmayı planlıyor. Zaten hikaye yarım kaldı. Ben kitabı fazla beklentiyle almıştım. Beklediğimi pek bulamadım. Ama genel olarak fena değildi. Kitaba kötü demek istemiyorum bu haksızlık olur. Orta karar bir kitap. Kitabın içinde orman ile ilgili güzel sözler var. Boş vaktiniz varsa okuyun.

DESTİNA ÖYKÜ, Doppler'i inceledi.
14 Tem 2017 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 8/10 puan

Günümüz dünyasında alışagelmişin dışında kitabin kahramani olan Doppler ' in ormanların , yalnızlığın , para'nin , bisiklet' e binmenin ,ölümün, gelecek kaygısının, dunya da ki şu an yaşayan insanlarin kaygi ile yaklaştiği bir çok duygudan dolayi yaşamlarinda kaçirdıklari bir çok seyin farkina varmasi icin bir çok gönderme ile bunu okuyucunun bilmesine olanak sağlayan kısa ama etkileyici bir anlatım ile anlattıği bir kitap.

Kendine farklı bir hayat, farklı bir dünya kurmak için elinden geldiğince çaba sarfeten Doppler ' in bir çok aksiliğe rağmen düşüncesinden ve hayallerinden vazgeçmemek için göstermiş olduğu mücadeleyi Çeviri' nin mükemmel derece de iyi olmasından dolayı etkisi altına girip okuyabilirsiniz.

Bütün İncelemeleri Göster