Kral Oidipus (Thebai Üçlemesi #1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
23,7bin
Gösterim
Adı:
Kral Oidipus
Alt başlık:
Thebai Üçlemesi #1
Baskı tarihi:
25 Ocak 2019
Sayfa sayısı:
56
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053604310
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Sophokles (MÖ 495-406): Yunan tragedyasının en önemli yazarları arasında adı ilkönce hatırlanan Sophokles, konuları işleyişi ve oyundaki karakterleri canlandırılmakta ustalığıyla ayrı bir yere sahiptir. Tiyatro tekniğini geliştirmiş, diyaloglara, dekor ve kostüme önem vermiştir. Tragedyalarında dönemin yazarlarında rastlanmayan derli toplu bir iç yapı görülür. Eserlerinde yazgı sorununu her zaman ön planda tutar. Katıldığı yarışmalarda yirmiden fazla ödül almıştır. Yüz yirmi üç tragedya yazan Sophokles'in eserlerinden sadece Aias, Antigone, Kral Oidipus, Elektra, Trakhis Kadınları, Philoktetes, Oidipus Kolonos'ta günümüze ulaşabilmiştir.
115 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10 puan
¶¶İnsan da ağaca benzer. Ne denli yükseğe çıkmak isterse o denli yaman kök salar yere, karanlığa, derinliğe, kötülüğe. ¶¶
Friedrich Nietzsche

¶¶Yazık, insanın değiştiremeyeceği şeyleri bilmesi ne korkunç.¶¶

Kırmızı Saçlı Kadın kitabında çokca adı geçen bu tregedyayı okumayı, olay örgüsüne tam hakim olmayı istiyordum. Ve şimdi ise “ne çekmişsin be OİDİPUS“ diyesim var.
:((

Bir baba-oğulun kadersiz kehaneti ne çok acılara garketmiş onları ve onlarla beraber bahtsız bir kadını ve dahi anneyide...
Oidipus; kral Laios 'un bir kahinin doğacak oğlunun seni öldüreceği kehaneti sonucunda doğar doğmaz ayakları bağlanılarak bir ormana bırakılan ve onu bularak başka bir krala evlatlık verilen bahtsız oğul...
Bunu bir başka kahinden ;evlatlık olduğunu duyarak, babanı öldürüp annen ile evleneceksin diye öğrenen Oidipus ülkesini terk ederek asıl kehanete doğru yol almıştır.
Gerçek babası ile kralı olacak olan kentin yakınlarında münakaşa ederek onu öldürüp, kentte kral olarak annesiyle evlenmiştir.
Lakin tanrılar buna razı gelmeyecektir. Kentte salgın başlamıştır. Bunun bir lanet olduğunu söyleyen kahin kralın katilinin bulunmasını ve onun yok edilmesinin doğru olduğunu, bu kişinin de kendisinin olduğunu söyleyerek büyük bir yıkım yaşatmıştır kral Oidipus'a.

Karısıyla yani asıl annesiyle gerçeği öğrenen OİDİPUS kendi cezasını kendisi vermiştir. Yeterince vicdan azabı çekiyor olması yanı sıra yaşarken öldürmüştür kendisini...

Thebai Üçlemesi olduğunu sonradan öğrendiğim kitabın ;
Oidipus Kolonos'ta
ve
Antigone kitaplarına da en kısa zamanda yer vereceğim.

Ayrıca farklı roller fakat aynı kaderi yaşayan İran Prensi olan Rüstem'in yaşadıklarının anlatıldığı Şehname 1 kitabına da göz atmanızı tavsiye ederim.

Okur kalın...
120 syf.
·1 günde
Freud un Oedipus Kompleksi'nin isim babasıdır bu eser. Aynı şekilde Elektra Kopleksindeki Elektra da Oidipus un kızıdır. Eser trajedi türünün en bilindik eserlerindendir. Eserdeki karakter sayısı kısıtlı olduğu için kafanız karışmıyor. Diğer Sophokles eserleri gibi bu da okunmaya değer. En azından eğitimcilerin okuması gereken bir eser Oedipus ve Elektra komplekslerinin temelini bilmek açısından...
56 syf.
·1 günde·10/10 puan
“İnsanın en büyük suçu dünyaya gelmiş olmasıdır” diyor Calderon. Tıpkı Oidipus’a Teiresias’ın söylediği gibi ‘Doğduğun gün öldün.’ Kral Oidipus aslında kendi kaderinden kaçmaya çalışanların en büyük temsilcisi. Yazılalı yirmi beş asır geçtiği halde eskimemesinin en büyük sebebi de bu. Dünyanın en büyük tragedyalarından birisi Kral Oidipus. Sophokles’in Tragedyasının sonunu getirdiği cümleyle ben de bitiriyorum bu incelemeyi; ‘ Son gününü görmeden hiç kimseye mutluluğa ermiş demeyin!..’
56 syf.
·1 günde·10/10 puan
Thebai üçlemesi ya da Oidipus üçlemesi olarak geçen serinin ilk kitabı. Nispeten inceliğiyle tezat oluşturacak kuvvette çarpıcı bir kitap...

Sophokles, Platon'un eserlerinden duymaya alışık olduğum ve aslında Platon sayesinde tanıdığım bir yazar. Yazıldığı tarih göz önüne alındığında konusunun ilginçliği daha da artmaktadır şahsım adına . Bu eseri okumaya başladığımda ana-oğul ensest ilişkisiyle karşılaşacağım hiç gelmemişti aklıma. Platon, Devlet isimli kitabında çocukların nasıl yetiştirilmesi gerektiğine dair düşüncelerini açıklarken, onların şairlerden uzak tutulması gerektiğini çünkü bazı şairlerin Tanrıları yanlış anlattığını, bunların çocuklara okutulmasının doğru olmadığını vurgulamıştır. Şüphesiz ki ne anlatmak istediği bu eseri okuyanlar tarafından daha iyi anlaşılacaktır...

Thebai'nin kralı Oidipus dünyaya adeta bir kehaneti gerçekleştirmek için gelmiştir. Öyle ki kahin, dünyaya gelecek çocuğun, babasının katili olacağını ve annesiyle evlenip, çocuk yapacağını söylemiştir. Bunu duyan kadın çocuğunu doğar doğmaz öldürmesi için sarayın kölesine teslim etmiştir. Ancak köle -aynı zamanda çoban- çocuğu öldürmeye kıyamayıp başka bir çobana, onu başka bir yerde yaşatması için vermiştir.

Başka bir kadınla adamı, annesi ve babası bilerek büyüyen Oidipus kendisine bildirilen bu kehanetten öylesine korkmuş ki, gerçekleşmemesi için memleketinden ve anne-babası sandığı kişilerden kaçmış. Bu aynı zamanda bir kaderinden kaçışmış onun için... Ancak kaçmak mümkün olamamış ve korktuğu şey başına gelmiş Oidipus'un. Yolda karşılaştığı yaşlı adamı yani Thebai kralı olan babasını öldürmüş ve onun yerini alarak Thebai'nin yeni kralı ve annesinin de kocası oluvermiş. İlginç geliyor kulağa!.. Annesiyle ilişkisinden çocukları (ya da kardeşleri) de oluvermiş ve kehanetin iki türlüsü de yerine gelmiş böylece. Talihi kötü yazılmış Oidipus ise ancak yıllar sonra öğrenebilmiş bu gerçeği. Hakikatın ağırlığını kaldıramayan kraliçe ( babasının ve kendisinin karısı,öz annesi, çocuklarının annesi ve babannesi olan kadın!..) kendini öldürmüş, Oidipus ise gözlerine defalarca kez iğne batırarak kendini körlüğe mahkum etmiş. Kötü başlayan masalımızın ilk kısmı da böylece bitivermiş...

İkinci kitaba geçmek için sabırsızlanıyorum. Bakalım Tanrılar Oidipus için daha neler yazmışlar..:)
56 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10 puan
THEBAİ ÜÇLEMESİ #1

Başlamadan: Bu gibi mitlerin bilinmeyen bir şeyi anlatmadığı ve yıllar boyunca dile getirildiği için içerikle ilgili bilgilerle karşılaşmayı da doğal karşılayınız.

Yunan tragedyasının en kuvvetli örneklerinden biri sayılan Oidipus’u duymayan yoktur herhalde. Yunan mitolojisinde önemli bir yere sahip olan bu mit kader problemiyle karşımıza çıkar. “Oidipus kadercilikle savaşan insanların başında gelir”. Mitolojideki hikâyeler aktaranlar tarafından küçük ve farklı ayrıntılarla aydınlatılmaya çalışıldığı için elinize geçen farklı kaynaklarda sadece özün aynı olduğu görülür. Örneğin, Kral Oidipus’un öz babası Laios ile bir yol ayrımında karşılaşmaları iki farklı kaynakta(elimde bulunan kaynaklar) iki farklı şekilde aktarılmıştır. Bu karşılaşma sırasında Oidipus öz babası Laios’u –tabii henüz öz babası olduğundan haberi yoktur- öldürür. İlk kaynakta Oidipus’un öldürme sebebi, arabadakilerin yoldan çekilmemesi yüzünden ona bağırmaları ve dalaşmalarıdır. İkinci kaynakta ise araba hızlı gittiğinden Oidipus’un ayağını ezmiş, Oidipus buna sinirlendiği için arabadakileri öldürmüştür. Bu gibi küçük farklar bütüne uyarlandığında ister istemez kafa karışıklıklarına sebebiyet verebilir. Ben bu yazı için Sophokles’e sadık kalacağım. Kral Oidipus’u anlatmadan okumayı daha doyurucu hale getirmek için önce ufak iki hatırlatmanın gerekli olduğunu düşünüyorum.

Yunan mitolojisinde tanrılar ve insanlar kadar şehirler de her zaman önemli olmuştur. Eserin geçtiği ve üçlemeye ismini veren yedi kapılı Thebai şehri, çok eski zamanlarda acıklı hikâyelere sahne olmuş, birçok trajedi yazarı konularını bu şehirdeki kahramanlıklar ve facialardan almıştır. Bu yüzden kitap okunurken isim olarak kalması haksızlık olur. Şehrin kuruluş hikâyesi ilginçtir. Bu şehrin ilk kurucusunun Kadmos olduğu söylenir. Şehri sonradan ele geçiren Amphion ve Zethos kardeşler şehri büyütmüşlerdir. Kadmos kız kardeşinin başına gelen felaketi aydınlatmak için bir rahibeye başvurur. Rahibe bunun imkânsız olduğunu bir düvenin peşinden gitmesi ve düvenin durduğu yerde bir şehir kurmasını söyler. Kadmos çaresiz buna uyar, takip eder ve düvenin durduğu yerde şehri kurmaya hazırlanır. Ama şehre su kaynağı sağlayacak kaynaklar bir ejderhanın kontrolündedir. Savaşır ve yener. Dişlerini toprağa serpmesi istenir. Bu serpmeyle birlikte yerden bir ordu çıkar ve bu ordu kendi arasında savaşır. Kadmos sağ kalan beş kişiyle şehrin temellerini atar. Evlenir, çocukları büyür ama aralarında kavgalar çıkınca Kadmos dayanamaz ve eşiyle birlikte şehri terk eder. Sonradan, ilk başta adı geçen kardeşler şehri yönetimlerine alırlar. Amphion’un yedi telli lirinin tellerinden hareketle şehre yedi kapı kurulur. Kısaca şehrin kuruluş hikâyesi böyledir.

Kitapta Oidipus’un başına gelecekleri Apollon’un bildirdiği ya da farklı kaynaklarda Apollon’un kâhinlerinin bildirdiği söylenir. Bilinir ki Apollon yunan mitolojisinde güzel sanatlar tanrısıdır. Güzel sanatlar tanrısı olmasının yanında kehanetleri gören bir tanrıydı da. Güneş’i temsil eder. Güneşin her şeyi görmesi gibi o da her şeyi; zenginin sarayını, fakirin evinin içini, denizlerde yüzen balıkları, otlar arasındaki yılanı vb. görür. Bizzat kehanetleri kendi açıkladığı gibi kâhinler de ondan gizli sırları öğrenir ve açıklarlar. Bu da dikkate değer bir diğer noktaydı. Çevirmen bu gibi notları koymamış maalesef.

Hikayeye gelelim. Thebai kralları Amphion ve Zethos ölünce başa Kadmos’un oğlu Polydros’un soyundan gelen Laios geçer. Zaten Kadmos tahtı bırakınca yerine bir süreliğine Laios gelmişti. Tekrar kral olan Laios İokaste ile evlenir. İokaste’nin kardeşi Kreon ile şehri yönetmeye başlarlar. Çiftin çocukları olmadığı için Apollon’a giderler. Apollon onlara bir çocukları olacağını ama çocuğun babasını öldürerek annesiyle evleneceğini söyler. Laios çocuk doğduktan sonra onu ayaklarından bağlatarak bir dağa attırır. Dağda çocuğu çobanın birisi kurtarır ve Korinthos kralına verir. Çocuğa “ayağı şişmiş, incinmiş” manasına gelen Oidupus ismini verirler.

Oidipus büyür. Bir gün bir tartışma sırasında kendisine uydurma evlat denildiğini duyunca şok olur ve işin aslını öğrenmek için Apollon’un kahinine gider. Aldığı cevap Laios ile aynıdır. Ama kahin gerçek annesi ve babasını söylemez. Bunu duyan Oidipus kehanetin gerçekleşmemesi için şehri terk eder. Yolda başta belirttiğim gibi fark etmeden öz babası Laois’ı öldürür yoluna devam eder. Yolda Thebai şehrine musallat olmuş Sphinks adlı canavarla karşılaşır. Bu canavar şehre girmek isteyenlere bilmece sorar, bilemeyenleri öldürür. Kimse geçememiştir henüz. Bu canavarı geçene ülkenin tahtı ve dul İokaste vaat edilmiştir. Oidipus canavarın bilmecesini bilir. Canavar kendini öldürür. Oidipus vaat edileni almış ve annesiyle evlenmiştir.

Annesiyle evlenen Oidupus’un iki erkek iki tane de kızı olur. Tanrılar bu ensest ilişkiye kızarlar ve bu ölümlüyü cezalandırmak isterler. Thebai şehrini kurak topraklara çevirirler. Felaketten kurtulmalarının tek şansı eski krallarını öldüren ve annesiyle evlenen kişiyi bulup cezalandırmalarıdır. Bundan sonrası malum. Oidipus şehre gelen kahinden sonra öldürdüğünün öz babası, evlendiği kişinin ise annesi olduğunu anlar. İokaste bu durumu önceden bildiği için kendini asar. Oidipus’ta kendi elleriyle gözlerini çıkarır ve şehri terk eder.

Oidipus’un önemi kendi kaderine teslim olan insanları temsil etmesidir. Şöyle der: “Kaderin çocuğu olmakla övünürüm, bundan da bir utanç duymam kader benim anam”. Kaderi Oidipus gibi böyle yücelten başka birisi var mıdır bilmem. Kitapta yüksek bir kadercilik oyunu oynanmaktadır. Oidupus kaderin annesi olmasıyla övünür, karısı aynı zamanda annesi İokaste, kaderin oyuncağı olan insanın başına gelecekleri nerden bilebileceğinden yakınır. Ama ikisi de başta kaderlerine inanmazlar. Oidipus kaderini bilmesi bakımından şanslı ama ona inanmaması bakımından şansızdır ve kader kurbanı olur. Peki, kaderinde ne olduğunu bilmeyen(ya da ilerde ne olacağını bilmeyen) bizler şanslı mıyız, şanssız mı? Bu soru eminim herkesin kafasına bir gün takılacaktır. Biz sadece ilerde olabilecekler için ufak yönlendirmeler yapabiliriz. Kimse Oidipus gibi ilerde ne olacağını bilemez. Onun ve kitabın değeri ensest ilişki sonucu hayatı mahvolan birinin acıları değil, hazin kaderini bildiği halde insana yaraşır şekilde, yılmadan, Olympos Tanrıları’na başkaldırmasıdır. Belki boş bir başkaldırıdır bu ama onun bir kader kahramanı olmasına engel de değildir.

Kitabı okuduktan sonra “Her yürek, kendinin kaderidir” sözünü “Her yürek, kendinin Oidipus’udur” diye değiştiriyorum. Esen kalın.
56 syf.
·3 günde·10/10 puan
Kaderinden kaçamayan, Oidipus..
Oidipus, anne baba bildiği insanlardan kehanet gerçekleşmesin diye kaçarken kaderini yaşamaya mecbur kalır.
Kaderini yenmeye çalışan, Oidipus'un kendini yaşadıklarından dolayı kör etmesi, hikayenin akıcılığı, sözcüklerin sadeliği hepsi çok etkileyiciydi.
Psikolojideki "Oidipus Kompleksi" yani oğlan çocuğunun anneye olan aşkı bağlılığı, adı bu eserden geliyormuş.

Sophokles'in tragedyalarının hepsini çok merak ettim. Tiyatro okumaları yaptığımız grupta hepsini okuyamasak ta bi kaç tanesine yer verebildik.
Gönül rahatlığıyla tavsiye edilebilecek bir kitap.

*Görecek güzel bir şey olmadıktan sonra görmek neye yarar?.
92 syf.
·2 günde·8/10 puan
Oidipus Kompleksi-Sigmund Freud

Eserin edebi değeriyle ilgili hiçbir söz söylemeden yalnızca psikoloji bilimine etki eden en önemli eserlerden birisi olmasının üzerinde durmak istiyorum.

Freud, Oidipus kompleksini keşfettiğinde, orta yaşlarındaydı. Bu keşif, klinik gözlem ve vakaların peşi sıra gelmişti. Peki buna neden özgün bir isim vermek yerine Mıtolojik bir olayın karakterinin ismini vermişti? Hem de dinsel figürlere karşı hiç de alışkın olunmayan reaksiyonlar geliştirmiş birisi olarak. Bu soruya (kimine göre çelişkidir) cevap vermek için Freud'u ve Oidipus'u iyi tanımak lazım.

Kral Oidipus'un hikayesi, çocuk cinselliği konusunda Freud için bulunmaz bir değerdi. Erkeğin annesine duyduğu arzu ve bunun sonucunda takındığı tavır, sonrasında gelen içsel çatışma ve devreye giren bastırma mekanizması. Tüm bunları Freud uzun uzun anlattı elbette ancak 2400 yıla yakın bir geçmişi bulunan efsaneden yola çıkarak bunları anlatması, elbette tesadüf değildi. Sonraları Da Vinci üzerinden yeni keşifler yaptığını da düşünürsek, bu durumun Freud için şaşırtıcı olmadığını görmüş oluruz.

Eğer kitabı okumak ya da konu üzerinde uzun uzun düşünmek yerine biraz daha pratik bir alternatif arıyorsanız, Freud hayranı yönetmen Alfred Hitchcock'un 1960 yapımı Psycho (Sapık) filmini tavsiye ederim.
56 syf.
·8/10 puan
“İnsanın en büyük suçu dünyaya gelmiş olmasıdır.”

Kitap bir tiyatro metni ve Thebai Üçlemesinin ilk kitabı olarak yer alıyor. Yunan mitolojisine ilgisi olan herkesin kesinlikle aşina olduğu bir isim Oidipus. Çünkü bilinen en eski efsanelerden biridir. Homeros’un Odysseia’sında bile geçmektedir. Oidipus; ‘kadercilik’ kavramı ile mücadele eden ama her harekete ve tercihlere rağmen insanın yazgısından kaçamadığının en iyi örneği olsa gerek. İşlenen kader teması insanın davranışlarına ket vurur nitelikte. Kaçamazsın diyor, lanetlisin ve yazgında acı çekmek var. Artık bu lanet Apollo’nun gazabı mıdır yoksa Oidipus’un yazgısında kader mahkumu olmak mı yazılmıştır bilinmez.

“Her yürek, kendinin kaderidir.”

Konusu ise; Tanrı Apollon, Laios ve İokaste’den olma çocuğun bir gün öz babasının katili olup onun ülkesinde kral olacağı ve kendi annesiyle evlenerek çocuklar yapacağını bildirir. Böylece çiftimiz bu felaketten kurtulmak için yeni doğan çocuğun ayaklarını birbirine demirle bağlatır ve Kithairon dağına attırırlar ama kader bu ya iyi niyetli çoban ufaklığa kıyamaz ve ayaklarındaki dayanılmaz acıdan dolayı adını Oidipus koyduğu çocuğu, komşu krallıkta hiç çocukları olmayan krallarına götürür. Gün gelir söylentiler başlar ve Oidipus’un uydurma evlat olduğu iddia edilir, sinirlenip evden kaçan kahramanımız yolda giderken giden arabanın ayağından geçmesi ve yoldan çekilmesi için kırbaçlanması üzerine arabadaki herkesi öldürür. Böylelikle kehanetin ilk ayağı kurulmuştur. Annesi karısı oluverir, karısından olma dört çocuk ise aslında kardeşleridir. Ne trajedi ama (!)

Bu ensest ilişkiye kızan Tanrılar şehre kuraklık yollarlar ve bu ölümlüyü cezasız bırakmak istemezler. Felaketten kurtulmanın tek yolu ise eski krallarını öldüren ve annesiyle evlenen kişiyi cezalandırmaktır. Sonrası ise malum şehre gelen kahin bu kişinin Oidipus olduğunu bildirir, kahrından kendini asan kraliçe ve artık dünyada göreceği bir şey kalmayan babasını öldüren ve annesiyle birlikte olduğunu anlayan Oidipus gözlerini kör eder ve kendini dağlara vurur. Hikayesi başladığı yerde bitmeye mahkumdur aslında.
56 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Sophokles ile Thebai Üçlemesi'nin ilk kitabı Kral Oidipus sayesinde tanışmış oldum. Yüz yirmi üç tragedyasından sadece yedi eseri günümüze ulaşabilmiş ne yazık ki. Diğer kitaplarını da okuma listeme aldım çünkü yazarın kalemine aşık oldum. Yunan tragedyasının en önemli isimlerinden biri ve bizlere efsanelerin en kötü kaderlisi Oidipus'u anlatıyor. Kader ve kadere karşı mücadeleyi Oidipus üzerinden işleyen Sophokles heyecanı hiç sönmeyen ve okumaktan yorulmayacağız bir tragedya örneği hazırlamış. Atina'nın Kolonos kasabasında doğması nedeniyle çocukluğundan beri anlatılan mitlerden etkilendiği düşünülüyor ayrıca.

Etkilenmese böyle bir şaheser yazamazdı bence. Üçlemenin ilk kitabı 56 sayfa ve giriş bölümünü de çok sevdim. Yazarı ve efsaneyi çevirmenin ağzından ve bilgi hazinesinden okumak zevkliydi. Kitabı elime almadan önce mitoloji sözlüğümden ve çeşitli kaynaklardan Oidipus hakkında bildiklerimi ve bilmediklerimi tekrar gözden geçirdim. Zaten daha önce Stephen P. Kershaw'ın Yunan Mitolojisi kitabını okumuştum, orada çok detaylı bir bölüm vardı Oidipus hakkında. Ama tragedya örneğini okumak beni daha çok heyecanlandırdı. Bir kurgu ve akış vardı sonuçta.

Thebai Sarayı'nın önünde başlayan kitap yine orada son buluyor. Mutluluktan mutsuzluğa giden bu tragedyada, Oidipus'un başına gelen lanet ve belalar sizi şoka sürüklüyor. Böyle bir kader nasıl olabilir diye sorguluyorsunuz. Sfenks bilmecesi ve halkı kurtarması en sevdiğim yerdi bu arada. Üç kitabı da arka arkaya okumayı tercih ettim. Çünkü hiç sıkılmadan olaylara doğru sürükleniyorsunuz. Bakalım diğerlerinde beni neler bekliyor?
56 syf.
·Puan vermedi
kaderinden kaçtığında, kaderine varılsın önermesinin tragedya halindeki baş kahraman.



--- spoiler ---

gerçeği öğrenince yazgısıyla ilgili olan, gözlerini kör eder sanki yaşananlar yaşanmamış olacakmış gibi, ya da bu duruma dair içinde ufak bir umut belirir. kör olmak olacakları görmemek demektir, olmuşları değil cevabını zaten kendi içerisinde verir yaşamının...
56 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Freud’un ünlü Oidipus karmaşasına veren Oidipusla nihayet tanıştık. Elbette çok duydunuz çok yerden okudunuz. Ne diyordu Freud; çocuğumuz öyle bir yaşa gelir ki karşı cins ebeveynine duyduğu büyük sevgi sonucunda aynı cins ebeveynini saf dışı etmeye çalışır. Bunun için çeşitli durumlar sergiler, krizler geçirir. En nihayetinde süreci iyi yöneten ebeveynleri sayesinde bu kompleksi başarıyla atlatır. (şimdi burada bu durumu korkunç saçma vs. bulanlarınız olabilir ama annesinin saçını çekip babasına yapışan bebekleri gördüğünüz videoları düşünün işte bu o dönem :) )

Çevirmenin notuyla ünlü Oidipus için şöyle bir cümle kurulmuş. ‘’en sonunda psikanaliz meraklılarının eline düşmüştür.’’ Yanlı mı? , Sophokles’in hak savunucusu mu?, sitemli mi? Yorumsuz. (Ama bu karmaşaya aşırı yakışıyor, zira bence Freud yeni Oidipusların doğmasını bile engellemiş olabilir:) )

Sophokles yazdığı tragedyalarla tragedya dünyasına bambaşka bir ses getirmiştir. Sonunun çok net bilindiği böylesi bir konuyu yeniden ele aldığında bile değişmeyeceğini bilerek aynı his ve heyecanla okumak/ izlemek bu işte nasıl da usta olduğunu göstermektedir. (gözümde Godot’yu Beklemek ile aynı yerlerde)

Tanrı Apollon, günümüzün güneşi olarak nitelendirebileceğimiz bir görev görür mitolojide. Her yeri görür, aydınlatır, her şeyi bilir ve yaşamın temel kaynağıdır. Doğmamışların kaderinin biçimlendirilmesi gibi bir misyonu da vardır. Tanrı Apollon’u kehanetleri gün yüzüne çıkarken Oidipus’u kendine kurban seçmesiyle başlar her şey. Her kişi yazılan kaderinin de bir çeşit kurbanı mıdır? Değiştirilemez kaderine başkaldırır, aslında başkaldırısı bile kaderin çarkının yalnızca bir dişidir. Oidipus’un öz babasını öldürüp annesiyle evleneceğini öğrenir öğrenmez önce terkedilmiş bir bebek olarak yazgısını yeniden yazma deneyimi elde eder sonra başkalarını öz anne babası olarak bilirken ikinci kez kehanetleriyle rahat bırakmayan Apollon’a karşı kaderini eline almak ister. İşte kader çarkının ilkinde bozulan dişlisi Oidipus gerçeği öğrenip harekete geçtiğinde yeniden şekillenir ve kehanet gerçekleşir.
Oidipus’un cezası ona kral olma ödülüyle gelir. Thebai şehrine girişinde kaderi yüzüne güler ve bir canavar tarafından sorulan bilmeceyi bilerek kral olur. Bazen ödül diye verildi sanılanın en büyük ceza olması durumunu yaşarız. Hayatta başımıza kral tacı olarak takılmasa da ödüller bazen böyle kolay bulur bizi. Oidipus kehanetleri unutur. Aslolan tehlikeyi atlattığını düşünür. Kaderini yenmiştir. Mümkün mü?

Kaderciliğe trajik bir bakış açısı sunar Oidipus. İyi ve kötü olma durumu üzerine düşündürür. Gerçeğin apaçık ortada olma halini unutturur. Sorgulatır. Basite indirgenmiş hayatlarımızda değiştiremeyeceğimiz şeylerin kabulü üzerine dikkat çeker. Konu ilginçtir. Çok kişiye ilham olmuştur. Çok fazla yeniden doğmuştur. Kadercilik anlayışı hala gündem olabildiğine göre Sophokles daha çok tam gaz okunur.
İkinci kitapla Oidipus’un kaderinin perdesini aralamaya devam edeceğim. Bakalım kara bahtı ödül mü yoksa gerçek bir ceza mı?

Çok güzel çok, okunsun

Kitap üzerine: İş Bankası Kültür Yayınlarından Bedrettin Tuncel çevirini okudum. Giriş kısmını sonsöz olarak koymasını tercih ederdim. Zira tüm detayları önceden öğrenmek istemezdim. Bu çeviriyi okuyacaklar için özellikle II. Bölüm’ü sonra okumalarını tavsiye ederim. Teknik kısımların anlatımından sonra konuyu detaylıca anlatmasına bu ufak bir eleştiri olsun.
56 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Kitabı okumadan önce hikayeyi biliyordum. Okudukça Yunan mitolojisine olan ilgim daha çok arttı. Kral Oidipus Kpss çalıştığım dönemlerde eğitim psikolojisi dersinden bu konuyu hatırlıyorum. ( Oidipus karmaşası)
"Kuvveti, imkanları ölçüsünde bir insanın başkalarına yardım etmesi kadar güzel şey var mı?"
Sophokles
Sayfa 12 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Ey insanoğulları!
Ömrünüz bence bir hiç.
Kim ermiş bu dünyada
Özlenen mutluluğa?
Hayal mutluluk denilen;
O da sönüverince
Anlar gerçeği insan.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kral Oidipus
Alt başlık:
Thebai Üçlemesi #1
Baskı tarihi:
25 Ocak 2019
Sayfa sayısı:
56
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053604310
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Sophokles (MÖ 495-406): Yunan tragedyasının en önemli yazarları arasında adı ilkönce hatırlanan Sophokles, konuları işleyişi ve oyundaki karakterleri canlandırılmakta ustalığıyla ayrı bir yere sahiptir. Tiyatro tekniğini geliştirmiş, diyaloglara, dekor ve kostüme önem vermiştir. Tragedyalarında dönemin yazarlarında rastlanmayan derli toplu bir iç yapı görülür. Eserlerinde yazgı sorununu her zaman ön planda tutar. Katıldığı yarışmalarda yirmiden fazla ödül almıştır. Yüz yirmi üç tragedya yazan Sophokles'in eserlerinden sadece Aias, Antigone, Kral Oidipus, Elektra, Trakhis Kadınları, Philoktetes, Oidipus Kolonos'ta günümüze ulaşabilmiştir.

Kitabı okuyanlar 3.985 okur

  • Nehir Okay
  • Can k
  • Şule Binay
  • fmeryemf
  • Nazlıcan Yazıcı
  • sevde gül
  • Sleepless
  • Dilek
  • ayse
  • Hacer BEDER

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%2.2
13-17 Yaş
%2.9
18-24 Yaş
%33.8
25-34 Yaş
%39
35-44 Yaş
%11
45-54 Yaş
%5.9
55-64 Yaş
%1.5
65+ Yaş
%3.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%54
Erkek
%46

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%29.1 (337)
9
%25.8 (299)
8
%23 (266)
7
%9.3 (108)
6
%3 (35)
5
%1.3 (15)
4
%0.5 (6)
3
%0.1 (1)
2
%0.2 (2)
1
%0.3 (3)

Kitabın sıralamaları