Antigone (Thebai Üçlemesi #3)Sophokles

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.709
Gösterim
Adı:
Antigone
Yazar:
Alt başlık:
Thebai Üçlemesi #3
Baskı tarihi:
Temmuz 2014
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053321934
Çeviri:
Ari Çokona
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Sophokles (MÖ 495-406): Yunan tragedyasının en önemli yazarları arasında adı ilkönce hatırlanan Sophokles, konuları işleyişi ve oyundaki karakterleri canlandırılmakta ustalığıyla ayrı bir yere sahiptir. Tiyatro tekniğini geliştirmiş, diyaloglara, dekor ve kostüme önem vermiştir. Tragedyalarında dönemin yazarlarında rastlanmayan derli toplu bir içyapı görülür. Eserlerinde yazgı sorununu her zaman ön planda tutar. Katıldığı yarışmalarda yirmiden fazla ödül almıştır. Yüz yirmi üç tragedya yazan Sophokles'in eserlerinden sadece Aias, Antigone, Kral Oidipus, Elektra, Trakhis Kadınları, Philoktetes, Oidipus Kolonos'ta günümüze ulaşabilmiştir. Sophokles'in tüm eserleri Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi'nde yayımlanacaktır.
(Tanıtım Bülteninden)
THEBAİ ÜÇLEMESİ #3

Başlamadan: Bu gibi mitlerin bilinmeyen bir şeyi anlatmadığı ve yıllar boyunca dile getirildiği için içerikle ilgili bilgilerle karşılaşmayı da doğal karşılayınız.

Bu incelemeyi okumadan, konu bütünlüğünü sağlamak için sırasıyla Kral Oidipus(#30619141) ve Oidipus Kolonos’ta(#30649807) kitaplarının incelemelerini okuyunuz.

“Tanrı yuvasını temellerinden sarstı mı kişinin nesiller boyunca belalar gelir soyunun başına” syf 24

Bir aile düşünün ki başları beladan, dertten kurtulmasın, bulaştığı her yere lanetinden bir parça bıraksın. Evet, bu aile Kadmos’un soyundan gelen Labkados’un oğlu Laois’in ailesi. Belki bu lanet Kadmos’un öldürdüğü ejderhanın dişlerini toprağa saçmasıyla başlamıştı(bkz. Kral Oidipus incelememe). Ondan sonra gelenler de bu lanetten nasibini çokça almışlar.

Oidipus’un öz babası Laois, öz annesi ve aynı zamanda karısı İokaste’dır. Bu evlilikten İsmene ve Antigone adlı iki kızı, Eteokles ve Polyneikes adlı iki de oğlu olur. Gelişen olaylardan sonra Oidipus gerçek kimliğini öğrenince İokaste kendini asmış, Oidipus da kendini kör edip şehirden kovulmuştu. Zamanın Thebai kralı Oidipus tahtı boş bırakınca oğulları tahta birer yıl arayla geçmek için anlaşırlar. İlk tacı Eteokles giyer. Tahtta oturma süresi dolunca kardeşi Polyneikes hakkını ister ama Eteokles tatlı geldiği için tahtı bırakmaz istemez. Kardeşini şehri terk etmeye zorlar. Şehri terk eden Polyneikes tahtı ele geçirmek için Argos kralının kızı Adreia ile evlenir, kayınbabası Adrastos’u Thebai’ya savaşmak için ikna eder.

Muazzam, yedi komutanın yönettiği bir orduyla yedi kapılı Thebai kentini kuşatırlar. Her kapıya bir komutan geçer. Şehir meşhur olduğu için zarar vermemek adına son kez bir elçi yollarlar ama elçi eli boş döner. Böylece savaş başlamıştır. Ordunun altı komutanı da farklı şekilde ölürler. Son komutan Polyneikes de kardeşi Eteokles ile karşı karşıya kalmışlardır. Savaş bir neticeye varmadığı ve çok kan döküldüğü için kardeşlerden hangisi kazanırsa şehrin yönetimini ona bırakmaya karar verirler. Fakat iki kardeş mızraklarını öyle denk getirirler ki ikisi de aynı anda birbirlerine mızrağı saplar ve oracıkta can verirler.

Thebai şehrinin yönetimi tekrar Oidipus’un dayısı Kreon’a kalmıştır. Kreon, yurdunu kahramanca müdafaa ettiği için Eotekles’in bedeninin görkemli bir şekilde gömülmesini emreder. Polyneikes’in ise yurduna ihanet ettiği gerekçesiyle gömülmemesini, vahşi hayvanlara yem olmasını söyler. Antigone’nin öyküsü de burada başlıyor. Antik Yunanda ölülerin kutsal olduklarına inanılır ve geleneklerine göre defin yapılırdı. Bu gelenek en zalim, en kötü insanlar da bile geçerliydi. Ama Kreon bu geleneğe karşı çıkmıştı. Antigone bu duruma içerler ve abisini gömmek için Kreon’un emrine karşı gelir.

Kitap Antigone’nin kardeşi İsmene’ye hitabıyla başlar: “Sevgili kardeşim İsmene, canım benim, Oidipus’un mirasından gelen tek bir melanet kaldı mı bu hayatta, Zeus’un ikimize tattırmadığı?” Gerçekten de tatmadığı melanet kalmamıştır ailenin. Şimdi de abileri Polyneikes gömülmeme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Antigone kardeşi İsmene’ye abisini gömmesine yardım etmesini ister fakat bunun için kardeşini zorlamaz. Kardeşi de zaten “devlete karşı koyacak gücüm yok” diye kaderine razı olur. Antigone işi tek başına yapar. Cesedin başında korumalar olduğu için sembolik olarak üstüne toprak atar dua ederek oradan uzaklaşır. Bunun farkına varan korumalar hemen Kreon’a haber verirler. Çok sinirlenen Kreon failin bulunmasını emreder. Durumun farkına vardıkları için korumalar Polyneikes’in cesedinin üstündeki toprakları süpürmüşlerdir. Antigone tekrar toprak atmaya gelince yakalanır ve Kreon’un huzuruna çıkarılır.

Kreon bu konu hakkındaki buyruğumu bile bile bu işe nasıl cüret ettin, diye sorar Antigone’ye. Antigone: “yeraltı tanrılarının yanında yaşayan Dike öyle yasalar buyurmadı insanlara. Bir ölümlünün emirleri, tanrıların hatasız, yazıya geçirilmemiş, değişmez yasalarından önemli olamaz.” diyerek cevabı yapıştırır. Buna sinirlenen Kreon kızın karanlık bir mağaraya kapatılarak orada ölümünü beklemesini emreder. Buradan sonra sahneye Antigone’nin nişanlısı, Kreon’un oğlu Haimon girer. Başta babasının da gönlünü iyi tutmak için haklısın baba gibi laflar eder ama meseleye diğer bir gözle bakılmasından yana olan tutumunu da göstermekten geri durmaz. Sonra şu çok acayip konuşma geçer aralarında:

Kreon: “Açıkça kadının tarafını tutuyor bu oğlan”
Haimon: “Senin tarafını tutuyorum, kendini kadın görüyorsan onu bilmem.”

Bu konuşmadan sonra Haimon sahneyi terk eder. Antigone de mağaraya kapatılır. Sonra bir kahin Kreon’un huzuruna çıkar(Bu gibi felaket anlarında mutlaka bir kahin ortaya çıkıyor). Yaptıklarının tanrı yasalarına ters olduğunu başına felaketler geleceğini haber verir. Başta inanmasa da yanındakiler bu konuda hassas davranırlar, onu ikna ederler yanlışından dönmek için. Ama artık çok geçtir. Mağaraya vardıklarında Antigone kendini atkısıyla asmıştır. Nişanlısı Haimon da buna dayanamaz ve babasının önünde kendini öldürür. Ama Kreon için felaketler henüz bitmemiştir. Karısı oğlunun öldüğünü duyunca kocasına lanetler yağdırır ve o da kendini öldürür. Antigone için başlayan felaket Kreon için de bir aile felaketine dönüşmüştür.

Dikkat ettiniz mi bilmiyorum üçleme boyunca kitaptakiler hep kaderine boyun eğmiş sorgusuz sualsiz her şeyi kabul etmişti. Bu kitapta Antigone’nin buna dur diyerek karşı çıktığını görüyoruz. Kreon’un verdiği hükme yanlış olduğu gerekçesiyle karşı çıkar. Aslında her iki karakter de kendi pozisyonlarına uygun olarak davranmışlardır. Kreon bir devlet yöneticisi olarak devletin menfaatlerine uygun davrandığını düşünmüştür. Ama kendi kişisel arzuları baskın çıkmış, tanrı anayasalarına karşı çıkmış, karşısındakilere diktacı bir yönetim uygulamıştır. Halk bunun farkındadır ama korktukları için seslerini çıkaramazlar. Ses çıkaranlar oğlu ve Antigone olmuştur. Antigone ezilenlerin sesi olmuş ve canı pahasına zalim Kreon’a karşı durmuştur.

Bakıldığında kitabın önemi yukarıdaki paragraf gibi görünebilir. Ama bana göre kitabın önemi ne kadar haksızlığa uğrasa, zor zamanlar geçirse de Antigone’nin insan olmanın her zaman farkında olmasıydı. Antigone: “Nefret etmek için değil, sevmek için yaratıldım” diyor sayfa 21’de. Bu cümle tam bir insan olma bilincine erişmiş kişinin kurabileceği bir cümle. Zaten üçleme boyunca Antigone bunu en iyi gösteren kişiydi. Aslında Yunan Mitolojisinde çoğu kişinin inandığı bir mit vardır. Bir Titan olan Prometheus dedelerinin intikamını almak için Zeus’a kin besliyordu. İntikamını almak için ilk insanı kendi gözyaşıyla balçığı karıştırarak yarattı. Yani insan sevmek için değil, tanrılara kafa tutmak ve nefret etmek için yaratılmıştı. Fakat işler Prometheus’un umduğu gibi gitmedi ve insanlar tabiatın verdikleri karşısında şımardılar, başka başka hayallere kapıldılar. Mitolojiyi bir tarafa bırakalım şimdi. İnsan nefret ederek yaşarsa insan olmanın bilincine nasıl varabilir? Bu soru dolaylı olarak insan iyi midir, kötü mü soruna çıkıyor. Bir şeyi severek yaşamak bazen bizi üzebilir, kırabilir ama nefret ederek yaşamak içimizi kemirmekten başka bir şeye yaramayacaktır(çünkü insan başka şeylerden nefret etme yanılsamasıyla yaşıyordur, aslında nefret ettiği şey kendinde olmayan şeyleri başka kişilerde görmesindendir). Onun için diyorum ki nefret etmek için değil sevmek için yaşayalım.

Sophokles’in 124’e yakın eser yazdığı ama bunların sadece 6 7 tanesinin günümüze ulaştığı söyleniyor. Antigone ilk eserlerinden biridir. Belki de en iyi eseridir anlattıkları bakımından. Üçlemenin ilk iki kitabı Antigone’den sonra yazılmıştır. Ama konu bütünlüğünü sağlamak için Antigone’yi en son okumak daha doğru olacaktır. Bu üçlemeyi tek başıma okumak istemiyordum. Çünkü bu gibi kitapları sadece okuyup hakkında bir şeyler yazmak çok fazla keyif vermiyor bana. Onun için Meltek arkadaşıma söyledim o da beni kırmadı, beraber okuduk. Kendisine bunun için teşekkür ediyorum. Esen kalın.
SPOILER OLUYOR SANIRIM AMA TAT KAÇIRMAZ, GÖNÜL RAHATLIĞIYLA OKU...

Tragedya, Labdakos ailesinin efsanesini konu eder. Oidipus'tan sonra oğulları dönüşümlü olarak tahta geçerek ülkeyi yönetme kararı alırlar. Fakat Eteokles sırasını bırakıp tahtı kardeşi Polyneikes'e devretmeyince, Polyneikes Argos Kralı'nın kızıyla evlenip Thebai şehrine(Oidipus'un şehri) saldırır ve sonunda iki kardeş düelloda birbirlerini öldürürler. Dayıları Kreon da, Eteokles yurdunu savunurken öldü deyip onu kahraman, Polyneikes'i vatan haini ilan eder. Hainin cesedini kırlara atın kurda kuşa yem olsun zındık der. Hatta mezara konmasını, yas tutulmasını bile yasaklar.

Antigone da(Oidipus'un kızı aynı zamanda kardeşi) abisine yapılan bu saygısızlığı yediremez. Çünkü Antik Yunan'da ölülerin kutsal olduğuna inanılır, ruhları huzur bulsun diye görkemli cenaze merasimleri düzenlerlermiş. Hatta gideceği yerde ihtiyacı olur diye mezara kişisel eşyalarını ve yiyecek koyarlarmış. Hatta kız kardeşinden yardım ister ama o, kız başımıza adamların işine mi karışacağız, kız kısmı böyle şeyler yapmaz deyip yardım etmek istemez.

Neyse... Antigone yasa masa vız gelir Kreon da kimmiş deyip gidip nöbetçilere gözükmeden cesedin üzerine toprak saçarak sembolik bir cenaze töreni yapar, nöbetçiler bir temsilci seçip Kreon'a yollarlar, Kreon emrimi çiğnemeye kim cesaret edebilir diye çıldırır, nöbetçi görmedik dese de gayet kendinden emin rüşvet alıyorsun sen diye adamcağıza iftiralar atar. Artık nasıl bir kibirse işte.. Nöbetçi döner, cesedin üstündeki toprağı temizler, Antigone tekrar toprak saçmaya başlar ve yakalanır.

Kreon, kralım ben sen nasıl emrime karşı gelirsin, diye Antigone'u ölüme mahkum eder. Tabi bu arada bir önceki kitapta kendisini taht fesatlığıyla suçlayan Oidipus'un karşısında ne halde olduğunu unutup, Oidipus'un kibirlenip kendisini küçümsemesi gibi bütün kibrini nöbetçiye kusar ilk.

Antigone da eeeyyyyy Kreon sen mi büyüksün Zeus mu diye sorar. Zeus tanrımızdır onun böyle bir yasası yoktur. Adaletin simgesi Dike adıyla konuşuyorum "Bir ölümlünün emirleri, tanrıların hatasız, değişmez yasalarından önemli olamaz. Bir ölümlünün emrinden korktum diye suç işleyemem tanrıların nezdinde." diye kendini savunur. Ama tabi kralsın yha!, ayrıcalıklısın yhaa! istediğini yaparsın, der.

Bunlar atışadursun sahneye Kreon'un oğlu aynı zamanda Antigone'un nişanlısı olan Haimon girer. De bakalım yiğidim sen ne düşünüyorsun diye sorarlar. Bıbıcımm ne derse doğrudur deyip bi de kızın gözüyle baksanız iyi olur aslında bıbacığm der.

Krallık ve kibir paket program olarak alındığından mıdır nedir "Dünkü çocuktan sağduyu dersi mi alacağım bu yaşta?" diye çıkışır. Delikanlı yediremez bu lafları, görürsün sen deyip vurur kapıyı çıkar, evi terk eder.

Kreon yine pişman değil, bilge iyilik timsali adamın içine cin kaçmış belki de, kararından caymaz kızı canlı canlı çukura gömer. Sonra yine gelsin felaketler,afetler... Şehrin yaşlıları gelir gider; Kreon bey bu cesedi gömdürmedin, tanrıların sunakları hep leş doldu sunaklarımızı kabul etmiyorlar. Sen Tanrı mısın kendine gel git kızı çıkar derler. Başta nasıl konuşuyorsunuz siz kralım ben saksı değilim! atarları yapsa da kahinin biri Tanrılar evine ateşler salsın diye lanet savurunca, ona hak verir ve kazma kürek alıp Polyneikes'i gömer, sonra da kızı canlı canlı hapsettiği tepeye koşar. Bir de ne görsün kız kendini asmış, oğlu da sevgilisine sarılmış ağlıyor. Çocuğun acısı büyük tabi sağlıklı düşünemeyip kılıcını çıkarıp karnına saplayıp öldürür kendisini. Haberi alan karısı da kendisini öldürünce alın size trajedi gibi trajedi. Kibrinin bedelini ailesiyle öder.

İlk kitaba göre didaktik yönü ve derinliği epey fazlaydı, ayrıca sonundaki çeviri notları okumaya apayrı bir tat katmış. (Örneğin Antigone'da bir kelime oyunu yapmış Sophokles.. Babasının eşiti anlamına gelen bir kelimeymiş.) Çaktın mı köfteyi? İyi öyleyse bekleme ben spoilerla dolu bu upuzun incelemeyi oturup boşa yazmadım, sen merak et de oku diye yazdım. =)) Çok güzel öğütler var ve taa M.Ö'den on numara hayat dersleri vermiş bize. Kısa ve öz...
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.872 Oy)8.156 beğeni26.060 okunma628 alıntı126.913 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.120 Oy)17.513 beğeni39.558 okunma2.120 alıntı165.638 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.019 Oy)12.494 beğeni31.798 okunma2.797 alıntı132.758 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.489 Oy)8.434 beğeni22.891 okunma1.455 alıntı105.850 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (6.835 Oy)7.372 beğeni20.659 okunma692 alıntı79.884 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.260 Oy)5.368 beğeni18.171 okunma689 alıntı92.442 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.069 Oy)7.333 beğeni19.863 okunma3.233 alıntı116.808 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.536 Oy)5.818 beğeni15.265 okunma2.249 alıntı78.722 gösterim
  • Yeraltından Notlar
    8.7/10 (3.029 Oy)3.087 beğeni9.447 okunma4.074 alıntı85.457 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (3.983 Oy)3.504 beğeni11.728 okunma1.021 alıntı47.817 gösterim
Bu tragedyayı okurken insan, kendi zamanıyla kıyaslıyor elbette. Zaten bir edebiyat eserinden daha doğrusu şaheserinden daha başka ne bekler ki insan? Bekler ki; öyle yada böyle kendi zamanına ve kendine hitap edebilsin eser. Eder de şaheserliği oranında.. İster komedya olsun ister tragedya, hikayesi olan olaylardan hareketle olguları aktarsın biz insanlara kendimizi tanımaya yarayacak…

Alıntılarımda da görülebileceği üzere; günümüz deyimlerinin, yönetimsel veya sosyal vb pek çok sorunun birebir veya ham hallerini görebiliyor insan yüzyıllar (hattâ Binyıl) öncesinde.

Diyebilirim ki biz günümüzde yani gerçek hayatta daha büyük trajediler yaşıyoruz. Zira bu eserde kral, "itiraf ediyorum." Deyip kabul ediyor yanlışlığını sonunda da olsa. Günümüzdeysebırak bir kralı sıradan bir insan bile pek kabul etmiyor yanlışını. .

Biz okurlara da insan olarak ders almak düşüyor tarihten ve tarihi eserlerden. .. İyi ve etkin okumalar. .
Guzel bir kitap sadece tiyatral olmasi sikinti ama o da antik yunan klasigi boyle olmak zorunda. Kitap tavsiye edilebilcek bir kitap size bir seyler katar
Yeryüzündeki en talihsiz adam Oidipus'un krallıktan kaçması ardından ölümüyle başlar herşey.Kızı Antigone babası ölene kadar hep yanında kalmıştır.Felaketler Oidipus ölüncede bitmez iki kardeş taht kavgasına girişir ve birbirlerini öldürürler.Antigone'un çilesi bitmemiştir.Kreon yeni kral olarak kabul edilir, akılsız ve zalimdir.Antigone ,bu yiğit kadın yeni kralın oğluyla nişanlıdır.Kreon, Antigon'un birbirini öldüren erkek kardeşlerinden birini töreye göre gereken saygıyla Hadesin himayesine gönderir.Diğer kardeşeyse sinirlidir ve ölüsünü bir leş gibi ortada bırakır,dokunanıda öldüreceğini herkese duyurur.Halk bu durumdan rahatsızdır ama kimse krala karşı çıkamaz, bir kişi hariç.Antigone buna razı gelmez, artık yaşayan tek kardeşi olan ablasından yardım ister ama ablasıda krala karşı gelmekten çekinir.
Aynı acıları çeken iki kardeşin tepkileri çok farklıdır.Acı kimisini korkaklaştırır kimisinide kahramanlaştırır.Antigone,çileli kadın şu dünya yüzeyine gelmiş geçmiş en acılı kadın.Kardeşine son görevini yapar ve sadakatini gösterir.
Sadakat zalimlerce sık sık para ile karıştırılır.
Antigonun sadakat için yaptığını Kreon ruhunu paraya satmayla karıştırır.Anlayacaktır hatasını ama çok geçtir artık, zalimliğinin ve akılsızlığının cezasını çekecektir.

Anlatacak çok şey var daha ama burada kesiyorum.Bu kısacık kitapta anlatacak bu kadar çok şey olmasıda kitabın büyüklüğünü gösteriyor.
Tanrının buyruğunu kral buyruğunun, yani modern tabirle doğal hukuku pozitif hukukun üstüne koyan Antigone'un -amcası olan- krala karşı gelişini ve akıbetini anlatan harika bir eser. Kitabın en beğendiğim repliği şu idi:
-Şimdi söyle bana, bu davranışı suç sayan buyruğumdan haberdar değil miydin?
+Haberim vardı doğal ki, işitmeyen kaldı mı?
-Demek karşı geldin bana, yasamı çiğnedin?
+Evet öyle. Çünkü Zeus böyle bir yasa koymamış, ne de Adalet denen tanrıça böyle bir şey buyurmuş insanlara. Senin buyruğunun da bir ölümlüye, Tanrıların başlangıçsız sonrasız yasalarına karşı gelme gücü vereceğine inanmıyorum.
Oidipusun ölümünden sonra iki oğlunun taht için savaşıp birbirini öldürmesi üzerine kızı Antigone kurda kuşa yem edilmesi için gömülmesi yasaklanan abisi Polyneikes'in ölüsünü kralın emrine rağmen gömmek için mücadele eder.
*
Sophokles, kral Kereon'un bu mücadelede kibir ve söylediği büyük laflar karşısında egosunu alt edemeyip verdiği yanlış kararlar yüzünden ailesinin yok oluşunu ve başına gelen felaketleri kaleme alır.
*
Serinin son ve üçüncü kitabı. Kısa fakat öz anlatımlarla çıkarılacak bir çok ders okunmayı bekliyor.
Antik yunan, tragedya, allahım nereden düştüm ben bu belaya?? İlyada beni çok sıkmıştı, konuya çok uzağım. Antigone neyse ki ince hemen okur bitiririm, sıkılmaya fırsat bulamam demiştim. ama sıkılmadım :D bir kitap gerçeğe ne kadar uzaksa bana da o kadar uzak olur genelde ama o kadar dramatikti ki ben biraz feminizme de bağladığım için sevdim, kaos filan. spoiler: hepsi ölüyor finalde. okurken baya vikingsleri hatırladım bu arada. kör kahinler tanrılar filan çok benzettim..
-Üçlemenin üçüncü kitabı-
Oidipus kendini kör edip ülkesinden ayrılınca yerine geçen oğulları ülkeyi dönüşümlü olarak birer yıl yönetmek üzere anlaşırlar. Ancak Eteokles sırası geldiğinde tahtı kardeşi Polyneikes'e devretmeyi reddeder. Ülkeden sürülen Polyneikes , tahtı ele geçirebilmek için Argos Kralı'nın kızı ile evlenir. Kayınbabası Adrastos'u Thebai'ye saldırmaya ikna eder.
İki kardeş kentin yedinci kapısının önünde yaptıkları düelloda birbirlerini öldürürler ve tahta dayıları Kreon geçer.
Kreon ,yurdunu savunmak için ölen Eteokles'in cenazesini kaharamanlara layık bir törenle kaldırır. Diğer kardeş Polyneikes'i de vatana ihanetten mahkum ederek , cesedinin vahşi hayvanlar tarafından parçalanmak üzere kırlara atılmasını emreder.
Antigone , ağabeyi Polyneikes'e yapılan bu haksızlığı kabullenmez ve devletin başı olan Kreonun emrini tanımaz
Antigone'nin öyküsü buradan başlıyor kurgusu güzel bir kitap , sürükleyici ,rahatlıkla okunabilir...
Thebai üçlemesinin son kitabıymış, sonradan öğrendim. Sıralaması şu şekilde:
1)Kral Oidipus
2)Oidipus Kolonosta
3)Antigone

Sürükleyici bir tiyatro metni. Fazlalıklardan arınmış kısa ve öz bir hikayesi var. Olaylar hızlı gelişiyor, kesinlikle sıkıcı değil. Önceki kitaplarında anlatılan hikayeyi bildiğim için kopukluk yaşamadım ama bilmeyenlerim ilk kitabından başlamasını tavsiye ederim tabi ki. İyi okumalar..
Her ne kadar Antigone, Kral Oidipus, Oidipus Kolonos'ta sıralaması ile yazılsa da Kral Oidipus, Oidipus Kolonos'ta, Antigone sıralaması ile okununca hikaye tadı veren 3 oyun...

Taht kavgası sonucu ölen iki kardeşten biri olan Eteokles için görkemli bir cenaze töreni düzenlenirken, diğer kardeş Polynekies'in Kral Kreon'un emri nedeniyle gömülmesine bile izin verilmemesini haksız bulan kız kardeş Antigone kardeşini gömmeye çalışırken Kreon "Dur ! Bir haini gömemezsin." diyerek engel olur. Antigone ise ucunda ölüm bile olsa kardeşini gömmeye kararlıdır...
Antigone'de Kreon ile olan bu mücadele anlatılır.
Bir insan, bilge de olsa utanmamalı
yeni şeyler öğrenmekten, diretmemeli.
"Boğuk bir sesle, yuvasını yavrularından öksüz bulmuş kanadı kırık kuş misali ağlıyordu. "
....
Hicbir zaman eksik olmaz
insanlarin hayatindan felaketler.
Umut yanılticidir.
Kimine hayirli gelirken,
kösnül tutkularini besler başkasinin..
Ateş üzerinde yalinayak yürümedikçe gözü açılmaz kiminin..
Sophokles
Sayfa 25 - Kültür

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Antigone
Yazar:
Alt başlık:
Thebai Üçlemesi #3
Baskı tarihi:
Temmuz 2014
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053321934
Çeviri:
Ari Çokona
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Sophokles (MÖ 495-406): Yunan tragedyasının en önemli yazarları arasında adı ilkönce hatırlanan Sophokles, konuları işleyişi ve oyundaki karakterleri canlandırılmakta ustalığıyla ayrı bir yere sahiptir. Tiyatro tekniğini geliştirmiş, diyaloglara, dekor ve kostüme önem vermiştir. Tragedyalarında dönemin yazarlarında rastlanmayan derli toplu bir içyapı görülür. Eserlerinde yazgı sorununu her zaman ön planda tutar. Katıldığı yarışmalarda yirmiden fazla ödül almıştır. Yüz yirmi üç tragedya yazan Sophokles'in eserlerinden sadece Aias, Antigone, Kral Oidipus, Elektra, Trakhis Kadınları, Philoktetes, Oidipus Kolonos'ta günümüze ulaşabilmiştir. Sophokles'in tüm eserleri Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi'nde yayımlanacaktır.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 219 okur

  • Harun Kemal
  • Atalay Dokgöz
  • Berna
  • Demet Duman
  • Pelin
  • Nurullah Furkan TOPRAK
  • büşra alpan
  • tereddütsüz
  • Şaban KURTOĞLU
  • İpek Tcc

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.5
14-17 Yaş
%1.5
18-24 Yaş
%29.4
25-34 Yaş
%39.7
35-44 Yaş
%16.2
45-54 Yaş
%5.9
55-64 Yaş
%1.5
65+ Yaş
%4.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%60.6
Erkek
%39.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%47.1 (32)
9
%20.6 (14)
8
%14.7 (10)
7
%14.7 (10)
6
%1.5 (1)
5
%1.5 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0