Adı:
Şölen - Dostluk
Baskı tarihi:
1 Mart 2019
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754587616
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Platon (Eflatun, İÖ yaklaşık 428 / 7-İÖ yaklaşık 348 / 7); Bugünkü üniversitenin atası sayılan Akademia'nın kurucusu (İÖ 387) ve hocası Sokrates'i konuşturduğu "diyaloglar"la felsefeyi yazıya en iyi aktarmış olan ustalardan biridir. 

En tanınmış diyaloglarından Şölen ve Dostluk'ta ise Platon, denebilirse, İnsanlığın anlamaya çalıştığı en temel duygu "sevgi"nin izini sürmektedir. 
120 syf.
·4 günde·9/10
(Öncelikle sohbete başlamadan önce bunları okuyacak olan arkadaşlara uyarım şudur ki burada geçen sohbet kurgu ile beraber kitabın içeriğine oldukça yer vermektedir.)

SEMA: Merhaba yüce insanlar!
Sizler ile oturmak benim için efkara efkar katıp bir yandan da eğlencenin dibine vurmak demektir. Beni de aranıza aldığınız için minnettarım.

AGATHON: Yemeksiz olmaz buyrun sofraya dostlar. Ne konuşacağız şimdi biz?

SOKRATES: Bilgiyi konuşalım, dostluğu konuşalım, bizleri konuşalım işte. Akıtalım bilgilerimizi birbirimize konuşalım gösterişli bir şekilde. Rüyalar aleminden atlayıp gelelim gerçek dünyaya.

PHAIDIAS: O halde sevgiden bahsedeyim. Sevgi Tanrıdır, eşsizdir. Sevgi varsa güzellik vardır. Kötü bile güzel görünür insanın gözüne. Savaş olduğu yerde seven ve sevilen varsa insan çekinir sevdiğinden. Daha çok yiğit gözükmek ister. O zaman ne yapar bu insan? Egosunu şişirir de şişirir cesareti de coşar. Tutabilene aşkolsun ayol!( Ayol dememiştir be koskoca adam da işte:))

PAUSANIAS: Sevgi tek olmaz canlarım. Sevgi ikidir. Beraberinde bilgi ve erdemi de getirir çünkü dedim ya tek değildir. Birlik oldu mu kesinlikle değersiz değildir.

Araya müzik girdi. Ben ise hayranlıkla bakıyordum bu insanların söylediklerine. Nasıl katkıda bulunabilirim ki diye düşünürken daldım öylece içlerine.

SEMA: Ey güzel abilerim! Güzel konuşuyorsunuz da nedenler niçinler boğuşurken insan nasıl düşünsün?

Birden sözümü kestiler "sus konuşma!" diye bağırmasınlar mı bana? Sen dinle dediler dinle ve gör. "Sen bunları okurken düşünme bir de hele bir tamamen bitir sonra konuşursun."
Haklılardı da çünkü birisi bir şeyden bahsederken konu bir anda öyle buluşuyordu ki ortada aklınız almaz idi fikriniz şaşardı.

SOKRATES: Siz dediniz ki güzel olmayan sevgi yoktur eee o zaman bilgili olmayan bilgisiz midir? Alakası yok. İkisinin ortası da vardır. Güzel olmayan her zaman çirkin olmayacağı gibi sevgi de ne güzel ne çirkin ne iyi ne kötüdür. Hepsinin ortasındadır.

Sonra ben şöyle bir içim geçmiş sızmış kalmışım. İçki bünyeme alışkın değil tabiki ne olacaktı? Kendime gelince bir de baktım ki konular konuları kovalamış başka yere gelmişiz.

Dostluktan bahsediliyordu. Sokrates sorular soruyor kademeli kademeli cevabını aldığı şeyleri tekrar sorularla çürütüp yine orta yolu buluyordu.

İyi iyi ile dost olursa birbirlerini tamamlamamış olurlar. Benzer kişiler birbirleri ile dost olamaz zıt kişiler olur çünkü zıtlıkları ile birbirlerini tamamlarlar. Bu fikirde hepsi hemfikir olduktan sonra Sokrates bir anda diyor ki:
"Dost ile düşman nasıl aynı olsun?"
Devamında "ikisi birbirinin zıttı değil mi? O halde zıt olunca dost olmalılar aynı şey olmalı. Olmadığına göre zıtlıklar dost olamaz. Güzel ile kötünün dostu ne iyi ne kötü olandır."
Gel de hayran olma bu akıl yürütmelere. Öylece izliyorum işte ne yapayım.

SOKRATES: Burdan yola çıkarsak: Bilgiye varanlar artık bilgiyi sevmezler. Eee bilgi ile ilgilenmeyen zaten sevemez,bilgisizdir, kötülüğün içinde bulunur.

SEMA: O zaman bilgiyi arayanlar bilgiyi sevenlerdir diyebiliriz.

SOKRATES: İşte ne iyi ne kötü ne bilgili ne cahil ortası olmalıdır.

Şimdi başka pencerelere yöneldik. Dışarı baktık hep birlikte dostluk dedik kötülükle beraberdir, zıtlıklarla birliktedir. Eğer ki kötülük ortadan kalkarsa sadece iyi olursa, bu sefer dostluk da ortadan kalkar. Yani dostluk için her şeyi ile benzer her şeyi ile zıt olamayız.

Tüm bu konuşmalar ve yazılanların sonuna bu dönemden yıllar sonra yaşamış düşünürün benim için en anlamlı sözü ile kapatıyordum konuyu ve hepsi de hak verdiler bana. Gözlerine girebilmiştim sonunda ve uyandım gerçek dünyaya. Teşekkürler!

"Severim ruhu dolup taşanı, bu yüzden kendisini bile unutanı ve her şeyi içinde barındıranı; böylece her şey batışı olur onun."
Nietzsche/ Böyle Söyledi Zerdüşt
120 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Platon'un olgunluk dönem eserlerinden olan Symposion, dilimize Şölen olarak çevrilmiş olsa da günümüzde kullandığımız sempozyum kelimesine daha yakındır. İçkili toplantı anlamına gelen symposionlarda belirli bir konu üzerine konuşulur, içki içilir ve Tanrılara övgüler dizilirdi. Her ne kadar Platon'un kitabındaki gibi derinlemesine tartışmalar nadiren görülse de, genel olarak amaç belirli bir konu üzerine yoğunlaşmaktı.

Şölen'in felsefe tarihi açısından önemli birkaç boyutu var; bunlardan ilki Platon'un filozof tanımına ilk defa bu kitabında girişmesi. Platon filozofu bilgisizlik ile bilgeliğin arasındaki yolda didinen, bilgelik sevdalısı birisi olarak görür. Çünkü bilge zaten arzulanana sahiptir, bilgisiz ise bilgeliğin değerinin bilincinde değildir. Hem bilgeliğin kıymetini bilen, hem de ona tam anlamıyla sahip olmadığı için sürekli onun arzusuyla yanıp tutuşan filozof, bu yönüyle bir arada kalmışlığın dinamizmini üstlenir.

Şölen'i önemli kılan bir diğer husus da geniş bir Sokrates betimlemesine yer vermesidir. Sokrates'e vurgun olan Alkibiades aracılığıyla anlatılan Sokrates anlatısından anlıyoruz ki, Sokrates bazen saatlerce olduğu yerde düşünür, iyi bir savaşçı ve iyi bir içicidir. Kendi nefsine hakim, soğuktan sıcaktan etkilenmeyen, sürekli sorgulayan efsanevi bir figürdür. Zaten felsefece tanınan da bu Sokrates efsanesidir.

Kitabın ikinci kısmı olan Dostluk diyalogu ise Sokrates ve iki genç dost üzerinden ilerler. Bu diyalogun hoş tarafı ise, herkesin bir dostu olduğunu ileri sürmesine rağmen kimsenin dostluğun tanımını yapamamasıdır. Nihayetinde Sokrates de giriştiği denemeleri başarısız bularak, bir tanım yapamadan sonlandırır diyalogu.

Şölen Platon'un diyalogları içerisinde tartıştığı konuların dışında edebi değeri ile de öne çıkan bir metindir. Karakterlerin güçlü tanımlamaları ve bu karakterlere uygun biçimde oluşturulan diyaloglar metni oldukça keyifli kılıyor.
120 syf.
çok değerli bir kitap.

bilginin niteliği, insanın bilgi ile olan imtihanı ve soru sorma yöntemiyle işlenen derin bir felsefi birikim kitabıdır çünkü bu eser.

Sokrates anlatısı içerisinde işlenen insanın bilgiye açlığı ve filozofun toplumsal rolünü geri planda öyle güzel işliyor ki nitelikli bilgi (felsefenin temeli) için kendinizi oldukça aç hissettiriyor.

biraz farklı bir şekilde anlatmak istiyorum bu kitabı. henüz ortaokul çağlarında yüzeysel olarak antik yunan dönemi felsefe ve düşünürleri ilk araştırmaya başladığımda okuduklarım karşısında aklımda hep antik tiyatro alanı içerisinde gerçekleştirilen açık oturum tarzı felsefi tartışma platformları belirmişti. bu tartışmalar mutlaka böyle ortamlarda yürütülmesi gerekiyordu çünkü. insanoğlunun geleceğine şekil veren bu felsefi akımlar evde bir kaç kişiyle ortaya çıkarılabilecek şeyler değil aksine belli bir tabanı olan birikimlerden doğan şeyler olmalıydı. işte bu kitabı okurken hayal ettiğim platformu gördüm diyebilirim. bir seyirci gibi antik tiyatronun orta tribününde bir yerde oturmuş, tiyatronun çeşitli yerlerinden gelen soruları ve ona verilen cevapları ve girilen diyalogları dinliyor gibi hissettim.

kitap bana hitap eden nadir eserlerden. bu yüzden şahsımca çok ama çok beğendim.
120 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Tek gecede okuduğum bir kitap oldu. Okurken düşüncelerinizi sorgulayabileceğiniz bir kitap olduğunu düşünüyorum. Üslubu kesinlikle sıkmıyor ve anlaşılır şekilde yazılmış. Bilinemeyeceği düşünülen isim ve kelimeler altta not olarak yazılmış. Sevgi üzerine görüşlerin yer aldığı bir kitap. Okurken ilk iki görüşü çok beğendim. Sonraki iki yi pek sevemedim, beşinci görüş yine çok hoştu. Sonra sokrates konuşmaya başlayınca düşüncelerimin ne kadar değiştiğine şaşırdım. Agathon ve Sokrates arasındaki diyalog güldürdü beni.
Ne derece anlatabildim hiç bilmiyorum ama anlatılarak çok anlaşılacak bir kitap değil kanaatindeyim. Mutlaka okunmalı. Kesinlikle okunmaya değer bir eser.
120 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Platon’un okuduğum üçüncü eseri ve hepsinde Sokratesin felsefi diyalogları var. İlk bölüm ‘Şölen’ kısmı. Antik Yunan’da belirli zamanlarda toplanıp, yemekler yedikleri, içkiler içip bazı konular üzerine sohbet ettikleri kitapta şölen diye çevrilmiş olmasına rağmen, adına ‘Sempozyum’ denilen geceler düzenlenirmiş. Platonun çocukluğunda, Sokratesin de katıldığı ve Sevgi Tanrısı(Eros)‘na övgüler söyledikleri ve sevgiyi açıklamaya çalıştıkları diyaloglar anlatılıyor. Burada efsane filozofumuz Sokrates’e ilgili bilgiler de ediniyoruz. İkinci bölüm ise ‘Dostluk’. Yine Sokrates iki genç ile dostluk üzerine konuşuyor. Dostun kim olduğunu, dostluğun ne olduğunu bulmaya çalışırken; Sokrates dahil hiçbiri dostun ne olduğunu açıklayamıyor, bir tanım yapamıyorlar. Ve kitap bitiyor. Şimdi konudan bahsettim; gelelim benim düşünceme. Normalde yakın çağ felsefesini okumayı seviyor olmama rağmen, Antik Yunan felsefesi ve Sokratesin bilgece diyalogları benim çok hoşuma gidiyor. İlk bölümde sevgi üzerine konuşmalar olsa da arkadaki gizli konu yine ‘bilgi ve bilgelik’. Aslında insanların bilgiye ve bilgeliğe olan arzularını da görüyoruz. Sokrates sürekli sorular ve farklı varsayımlarıyla bir anda inandığınız şeyi çürütebiliyor. Kendisi de kendi düşüncesini çürütebiliyor; dostluk kısmında bunu görüyoruz. Ne diyelim, Sokratesin gerçekten farklı bir kafası vardı ki, bugünlerde bile hala en mühim filozoflardan Umarım bu kitabı sizler de okuyup beğenirsiniz, keyifli günler
120 syf.
·Beğendi·10/10
Seven bir insanı desteklemek için hepimiz neler yaparız! Kötü saydığımız bir iş için yapar mıyız bunları? Birisini elde etmek güzel, elden kaçırmak çirkin sayılır bizde. Elde etme işinde biz sevenin en olmayacak serüvenlere katılmasını hoş görürüz, bundan başka neyin peşine düşsek, neye can atsak, felsefenin en acı yergilerine uğrarız. Sevgililerin birbiri için yaptıklarını biri çıkıp da para, mevki, iktidar elde etmek için yapsa, dileğine varmak için yalvarıp yakarsa, yeminler etse, kapı önlerinde yatsa, hiçbir kölenin katlanamayacağı köleliklere katlansa, dostlarını da, düşmanlarını da karşısında bulur; düşmanları onu dalkavuklukla, el etek öpmekle suçlandırır, dostları da ona sitemler eder, yaptıklarından utanırlar. Oysa ki bütün bunları seven bir insan yaptı mı, hoş görülür, hatta gelenek onu ayıplamak şöyle dursun, dünyanın en güzel şeyini yaptığına inanır. İşin garibi, yemin edip yeminini bozduğu zaman bile Tanrıların kendini hoş göreceği sanılır. Atasözünün de dediği gibi, sevgi yemini yemin sayılmaz. Demek ki Tanrılar da, insanlar da sevene tam bir özgürlük vermişler, bizim geleneklerimizden bu anlaşılıyor.
120 syf.
Merhabalar sevgili kitap dostlarım🤗 Platon'un olgunluk dönemi eseri olan 'Symposion-Şölen'de öz güzellik ve sevgi-dostluk sorgulanır. Şölen diyaloğu, aynı zamanda felsefenin doğuşundan hemen önce Antik Yunan'daki durumu açıklar niteliktedir. Platon, bu metinde gerek konuşmacıların ayrı ayrı övgü nutukları ve gerekse aralarında geçen diyaloglarla, kurgu ve şiir ustalığını ortaya koyarak, Greklerin ~Sempozyum~ diye adlandırdığı geleneğe tarihi anlamını yüklemiş demek mümkün.🤓
Dönemin en mühim kişilerinin bir arada olduğu, bir takım ritüellerle yenilip içilmesi için kurulan bir sofra düşünün... Gerçek bir felsefe şöleninin yaşandığı ve dahi aşk felsefesinin tartışıldığı mükellef bir sofra...İç sesimi direkt yazıyorum."Ne müthiş bir an. Keşke orada olabilseydim ve keşke o an zaman dursaydı"dedim.🤗 Sokrates'in yöntemini onun tarafından orada öğrenmek ne muazzam bir haz olurdu.🤔diye de ekledim.Ve bu muazzam felsefî hazzın düşüncesi dahi içimi kıpır kıpır etmeye yetti.Açıkçası filozoflar başarılı aşk hayatlarıyla nam salmış kişiler değillerdirBuna rağmen bazıları umutsuzca romantik olmayı başarmışlardır, diğerleriyse misantrop yani insan sevmeyen kişiler olmuşlardır. Platon eserde kendi düşüncesini dile getirmez fakat aşkın bir çeşit şuur bozukluğu olduğunu başka kaynaklarda dile getirir. Hocası Sokrates'e göre bilgi sevgisi her şeyin üstündedir. Ve son olarak, vâroluşumuzdan bugüne dek vârolan ve vârolmaya da devam edecek olan Aşk-sevginin bir diğer yüzüne dikkat çekmek istiyorum.
Birisine veya bir şeye âşık olmak sizin birey oluşunuzu tehlikeye sokuyorsa, o şey aşk değil gönüllü tutsaklıktır. Sevgi ise, insanın vâroluş sorununun yanıtıdır.Keyifli okumalar dilerim. Kitapla ve sevgiyle kalın🤗
#dipçem;Diotima, Sokrates'in ''kadınların en bilgesi''diye bahsettiği ilk kadın filozof-rahibe diye anılır. A.Erhat'ın Symposion'un çevirisi Şölen'e yazdığı önsözde Diotima hakkında şu sözlere yer verilir.
"Sokrates'in bu yolda kılavuzu bir kadındır."Diotima adlı Mantineia'dan gelme bu yabancı gerçekten yaşadı mı, Sokrates'le sevgi ve çeşitleri üzerine konuştu mu, bilmiyoruz. Zirâ Sokrates'in tek bir yazılı metni dahi yok! #edebiütopya #meltekitabizm
120 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Antik Yunan felsefesine giriş niteliği taşıyan Şölen'de, Sokrates, Agathon, Aristophanes gibi dönemin önemli sanatçılarının, siyasetçilerinin ve bilim adamlarının toplandığı bir ziyafette sevgi, güzellik, aşk, dostluk gibi kavramlar Sokratik yöntemle ele alınır. Bu bağlamda Şölen, Antik Yunan felsefesinin kurucularından Sokrates'in bilgeliği ve bilgiyi aktarım yöntemini görebileceğiniz bir klasiktir. Bir yerden başlamak isteyenler için en iyi başlangıç noktası. ;)
120 syf.
·10/10
Güzel bir davette, farklı hayatlara ve görüşlere sahip dostlarımla,çok keyifli bir sohbetteydim.

Gerek diyalog olarak yazılan metin sayesinde, gerekse samimi yazım dilinden ötürü (tabi iyi ve anlaşılır çevirinin de önemiyle) kendimi o masada, o harika görüşlerin, düşüncelerin arasında buldum.
Yerinde, ustalıkla gelen sorular yada sormak istediğim sorulara aldığım cevaplar bu masayı gerçek, beni de onların dostu kıldı.

Mutlaka hepiniz için öyledir ama kitap okumak benim için biraz da ölmüş dostlarımla sohbet etmek demek ve bu kitap, bir kitap okuduğunuzu unutturacak türden.

Günümüzde dostlarımızın yani; başta siyasetçiler olarak, doktorların, aşıkların, sanatçıların hatta kadının ve erkeğin böylesi güzel sohbetlerden uzak olması üzüyor ve daha da düşünmeme sebep oluyor, karamsarlığa kapılmadan edemiyorum.
120 syf.
·10/10
Aslında, arada olmaktı Güzellik.. Eros gibi, ne çok fakir olmaktı ne de çok zengin. Ortası olana "Güzellik" denir sadece, ne fazlası istenmeli ne azı yalnızca gerektiği kadarı.
Güzel yaşamak isteyenleri ömür boyunca nedir güzel yaşatan?
Akrabaları mı? Şanlar şerefler mi? Zenginlik mi?
Hayır. Ne şu ne bu, hiçbir şey insanı sevgi kadar güzel yaşatamaz.
Ah ne iyi olurdu Agathon, demiş, iki insan birbirine dokununca bilgi, dolu olandan boş olana akabilseydi!
Platon
Türkiye iş bankası kültür yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şölen - Dostluk
Baskı tarihi:
1 Mart 2019
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754587616
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Platon (Eflatun, İÖ yaklaşık 428 / 7-İÖ yaklaşık 348 / 7); Bugünkü üniversitenin atası sayılan Akademia'nın kurucusu (İÖ 387) ve hocası Sokrates'i konuşturduğu "diyaloglar"la felsefeyi yazıya en iyi aktarmış olan ustalardan biridir. 

En tanınmış diyaloglarından Şölen ve Dostluk'ta ise Platon, denebilirse, İnsanlığın anlamaya çalıştığı en temel duygu "sevgi"nin izini sürmektedir. 

Kitabı okuyanlar 1.213 okur

  • WhoKnows
  • Rukiye Tuncel
  • Ulpia Severina
  • Süreyya Karahan
  • Berna Kahraman
  • sena
  • M.B. KAPICIOĞLU
  • Serdar GÜVELİ
  • Melda_
  • Büşra Nur KÜÇÜK

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.5
14-17 Yaş
%6.1
18-24 Yaş
%18.2
25-34 Yaş
%42.4
35-44 Yaş
%15.2
45-54 Yaş
%10.6
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%43.2
Erkek
%56.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%23.7 (80)
9
%16.3 (55)
8
%19.9 (67)
7
%10.4 (35)
6
%4.2 (14)
5
%1.5 (5)
4
%0.9 (3)
3
%0.3 (1)
2
%0.3 (1)
1
%0.3 (1)