Şölen-Dostluk

8,3/10  (28 Oy) · 
73 okunma  · 
21 beğeni  · 
1.360 gösterim
Platon (Eflatun, İÖ yaklaşık 428 / 7-İÖ yaklaşık 348 / 7); Bugünkü üniversitenin atası sayılan Akademia'nın kurucusu (İÖ 387) ve hocası Sokrates'i konuşturduğu "diyaloglar"la felsefeyi yazıya en iyi aktarmış olan ustalardan biridir.

En tanınmış diyaloglarından Şölen ve Dostluk'ta ise Platon, denebilirse, İnsanlığın anlamaya çalıştığı en temel duygu "sevgi"nin izini sürmektedir.

Sabahattin Eyüboğlu (1908-1973); Hasan Âli Yücel'in kurduğu Tercüme Bürosu'nun başkan yardımcısı ve Cumhuriyet döneminin en önemli kültür insanlarından biridir.

Azra Erhat (1915-1982); Tercüme Bürosu'nun en önemli çevirmenlerindendir. Ortaklaşa yaptığı Homeros ve Hesiodos çevirilerinin yanısıra, dilimize bir de telif Mitoloji Sözlüğü kazandırmıştır.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2006
  • Sayfa Sayısı:
    120
  • ISBN:
    9789754587616
  • Çeviri:
    Azra Erhat
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Serhat Tezer 
27 May 12:58 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Sokrates in gercek anlamda "Adam gibi adam" oldugunu ogrendigimiz kitap:) estetik uzerine yine ana konusmaci Sokrates sade kolay anlasilir akici bir kitap..

Nikolayevic Mişkin 
07 Eyl 16:01 · Kitabı okudu · 10 günde · 4/10 puan

Meclisler oluşturup sürekli bir fikir yürütme, bir dav ortaya koyup onu desteklemek yakut çürütmek için kafa patlatmadan ibaret ana kahraman sokrates.

Bir akşam sofrasında sokrates ve 4-5 düşünür sevgi üzerine fikirlerini söylemeye başlarlar. Keyifli bir şekilde fikir çatışması...Şölen aslında "birlikte içmek" demek....

İlkay Şal 
15 Şub 08:21 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sevgi ve dostluk temellerinin arka planı,antik yunan içindeki sosyal ilişkilerin özü,temeli vs...Platon'a giriş niteliğinde sade dilde,özgün bir eser...

Kitaptan 10 Alıntı

O.Ö 
15 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Alkibiades'ten Sokrates'e
"Benim gözümde en üstün olan şey yetişmek, daha iyi bir insan olmaktır."

Şölen-Dostluk, Platon (Sayfa 65)Şölen-Dostluk, Platon (Sayfa 65)
Recaizade Mahmut 
12 Oca 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

"Sevgiye adanmışlığın bir tek yolu vardır; o da seven insanın sevgilisine ait olmaktan gurur duymasıdır."

Şölen-Dostluk, Platon (Sayfa 35 - Pausanias)Şölen-Dostluk, Platon (Sayfa 35 - Pausanias)
Küçük kara balık 
20 Ara 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Zaten fesefeden konuşmak ya da konuşanları dinlemek, benim için faydası bir yana, sonsuz bir zevktir de. Sizin gibi zenginlerin ve tüccarların sözleri ise hem beni sıkar hem de hiçbir şey yapmadığınız halde, çok şey yaptığınızı düşündüğünüz için acırım size. Belki sizler beni başarısız biri olarak görüyorsunuz. Ama ben ben sizi başarısız olduğunuzu sanmıyorum, bunu biliyorum.

Şölen-Dostluk, Platon (Sayfa 42)Şölen-Dostluk, Platon (Sayfa 42)
O.Ö 
16 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

İnsanın ihtiyaç duyduğu şey, bir eksikliğini tamamlayacak olan şeydir.

Şölen-Dostluk, PlatonŞölen-Dostluk, Platon
Recaizade Mahmut 
13 Oca 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Başkası için ölmek, bunu yalnız sevenler yapabilir, erkekler değil
yalnız, kadınlar bile.

Şölen-Dostluk, PlatonŞölen-Dostluk, Platon
Vakt-i hazan 
19 Haz 03:28 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

“Çünkü aşık olan, tanrıya sevgiliden daha yakındır.”

Şölen-Dostluk, PlatonŞölen-Dostluk, Platon
O.Ö 
16 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Dost, kendine dost olanın dostu olunca, benzer benzerinin dostu olmuş oluyor.

Şölen-Dostluk, PlatonŞölen-Dostluk, Platon
O.Ö 
16 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

İnsanın kendi içinde benzerlik ve uygunluk olmayınca, başkalarına da benzeyemez; kimse ile dost olamaz.

Şölen-Dostluk, PlatonŞölen-Dostluk, Platon
O.Ö 
15 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"İnsanın salt güzellikle karşı karşıya geldiği an yok mu sevgili Sokrates, işte yalnız o an için insan hayatı yaşanmaya değer!" dedi Mantineialı yabancı kadın. "Günün birinde onu görürsen,hiçe sayarsın artık altınları, süsleri püsleri; şimdi aklını başından alan o güzel çocukları,delikanlıları; hep yanlarında kalmak, yüzlerine bakmak için seni de herkes gibi yemekten,içmekten eden sevgilileri. Düşün bir kere; insan, güzelliği her şeyden arınmış, katıksız olarak bir görebilse! İnsanın tenine, bedenine, rengine, daha bir sürü ıvır zıvırına bulanmış güzelliği değil,biricik görüntüsüyle tanrısal güzelliğini! Böyle bir güzelliğe gözlerini kaldırıp, doğru bir yolla ona bakmanın, onun yanında olmanın yolunu bulan birinin hayatı değersiz olabilir mi? Görünürdeki güzelliğe bakarak, orada erdemin, ideallerin değil, -çünkü ideallerle ilişkisi yoktur ama
gerçekliğin -çünkü, gerçeklikle ilişki içindedir- doğuşu için bir fırsat olduğunu
anlamayabilirsin. Yalnız gerçek erdemi yaratan ve besleyen tanrının sevdiği bir insan olabilir, yalnız o insanlar arasında bir insanın erebileceği ölümsüzlüğe erer."

Şölen-Dostluk, PlatonŞölen-Dostluk, Platon
Vakt-i hazan 
18 Haz 17:57 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

“Çünkü aşık olan, tanrıya sevgiliden daha yakındır.”

“Örneğin bir insan zengin olduğunu düşündüğü bir sevgilin peşinden sırf para kazanmak için koşsa ve daha sonradan adamın fakir olduğu ortaya çıksa, aşık olanın da bu nedenle para kazanamayıp kandırıldığı görülse, bu onun için utanç verici olur. Böyle bir insan gerçek yüzünü göstermiş olur. O, para için herkese her türlü davranabilecek bir insandır. Sanırım bu güzel bir şey değildir. Ama bir kişi sevgilisinin çok iyi ve erdemli bir insan olduğunu düşünse fakat daha sonradan o adamın böyle biri olmadığı ortaya çıksa kandırılmış olur. Ve bu kandırmada onursuz olmayı gerektirecek bir şey yoktur. Çünkü burada insan duygularını dışa vurmakta ve amacının daha erdemli olmak olduğunu göstermektedir. İşte bundan daha güzel bir şey olamaz. Evet, erdem için diğer insanların hizmetine girmekte kötü bir şey yoktur.”

-Aynı şey güzel olduğu sanılan bir sevgili için de geçerlidir. (Sahtelik ve güzelliği bozan şeyler…)

“Daha önceden aşkın doğası konusunda seninle anlaştığımıza göre, bu soruyu yanıtlamam gerekirdi. Çünkü burada da ölümlü yapı aynı mantıkla hareket ediyor, kendi varlığını mümkün olduğunca ölümsüz kılmaya çalışıyor. Bu, sadece bir nesil yaratarak yani arkasında başka birisini bırakarak mümkün olabilir. Her canlının yaşadığı ve her zaman aynı varlık olduğunu söylerler. Ancak varlıkta her zaman aynı şeylerin var olmamasına karşın, onun yine de aynı olduğu söylenir. Saçları, eti, kemiği, bedeni, kanı, eti, kemiği, bedeni kanı sürekli değişikliğe uğrar ve kendisini yeniler. Sadece bedeni değil aynı zamanda ruhu da yenilenir. İstekleri, karakterleri, hedefleri, acıları, üzüntüleri, korkuları her zaman değişkendir, bazıları ortaya çıkarken bazıları ortadan kaybolur. Ayrıca bazı bilgiler de unutulur ya da hatırlanırlar. Bunlar nedeniyle biz de her zaman değişiriz. Bu bilgilerin hepsi aynı doğrultudadır. Öğrenmekten bahsediyorsak, gerçekte bilgilerin kaybolmasından bahsediyoruz demektir. Çünkü unutmak budur. Öğrenme ortadan kaybolan bilginin yerine başka bir bilginin içeri girmesidir ve böylece hep aynı kalıyorumuş gibi görünür. Evet, ölümlüler bu şekildedir tanrısal olanlar gibi kendi kendileriyle aynı kalmazlar, yaşlananın yerine genç olanın gelişi ve bunun da eski olan benzemesi söz konusudur. Sokrates! Ölümlülerin ölümsüz olma çabaları işte bu şekildedir. Bedensel olarak da böyledir, diğer şeyler yönünden de. Öte yandan ölümsüzlerin durumu farklıdır. Canlıların yavrularına duyduğu ilgi karşısında şaşırmamalısın, bu aslında onların ölümsüzlüğe ulaşma çabalırıdır.”

-Her tür kendi türünü devam ettirmek ister sözünün kökeni.

“Sokrates doğruyu söylüyorum. İnsanların yükselme çabalarına bakarsan bunun ne kadar mantıksız olduğunu göreceksindir. Ayrıca benim sözlerimi aklında tutarak insanların ölümsüz bir üne ulaşma çabalarının onları ne hale getirdiğine bir bak. Bu konuda insanlar her türlü tehlikeyi göze alırlar, bu yavrularını savunmalarından bile daha şiddetli bir şekilde gerçekleşir. Çok para harcamayı sıkıntı çekmeyi hatta bu uğurda canlarını vermeyi bile kabul ederler. Cesaretlerinin bugün bile anılacağını bilmeselerdi, Alkestis’in Admetos uğruna öleceğini, Akhilleus’un aynı şekilde Patroklos’un peşinden koşturacağını ve Kodros krallığını çocuklarına bırakmak için çaba harcayacaklarını zannediyor musun? Evet, bence tüm insanlar bunları, gösterdikleri cesareti ölümsüzleştirebilmek adına yaparlar. Yetenekli oldukları ölçüde de bunu başarırlar. Çünkü istekleri ölümsüz olabilmektir. Üreme gücüne sahip olanlar kadınlara yönelirler. Çocuk yaparak ölümsüz olmak, yaşadıklarını sonsuza aktarabilmek ve sonsuz bir zaman dilimi boyunca mutlu olabilmek isterler. Ayrıca ruhsal olarak üreme gücüne sahip olanlar da vardır. Bazı insanlar bedenlerinden daha çok ruhlarıyla üretirler. Ruhun üretmesi gereken şey nedir? Bunlar düşünceler ve diğer mükemmelliklerdir. Şairler ya da diğer meslek sahipleri arasında bir şeyler icat edenler, bu insanların arasından çıkar, ya üretir ya da doğururlar. Düşüncenin en güzel yanıysa, onun yaşam biçimimiz ve kentlerle ilgili olarak yapılması gerekenlere yönelik olmasıdır. Buna öngörü ve adalet adı verilir. Bu insanlarda tanrısal bir yan vardır, eğer ruh üretkenliğine sahiplerse zamanı geldiğinde artık çocuk yapmak isterler ve bunun için de güzelliği aramaya başlarlar. Asla çirkinlik içinde doğurmak istemezler. Çirkin bedenlere değil de, güzel bedenlere doğru yönelirler. Eğer o beden de güzel, soylu bir ruhla karşılaşırsa tüm sevgisini ona yöneltir. Böyle bir insan karşısında rahatça konuşmaya başlar ona mükemmelliğin ne olduğunu, insanların nelerle ilgilenmeleri gerektiğini anlatır. Manevi anlamda üretme becerisi olan bir insan, içinde bulunan şeyi her zaman sürekli güzelin yanında bulunması sayesinde dışına çıkarır. Yanında olsa da olmasa da her zaman o güzel şeyi düşünür ve birlikte doğurduğu o şeyi beslerler. Böylece bir yavruya sahip olmaktan çok daha sağlam bir ilişki kurulmuştur aralarında. Böyle bir birliktelikten daha güzel ve ölümsüz çocuklar doğar. Elbette ki insanlar fiziksel açıdan kendilerine benzeyen çocuklardan ziyade böyle yavrularının olmasını isterler. Bu nedenle böyle bir kişinin, Homeros’u, Hesiodos’u ya da diğer önemli şairleri düşünmesi bu insanların kendi atalarına nasıl bir ölümsüz şan ve şeref sağladıklarını görmesi ve onların anılmalarına neden olan çocuklarına hayran olması gerekir. İnsanın Lykkourgos’un halkın ya da Yunanlıların mutluluğu için Lakedaimonia’a bıraktığı çocukları hatırlaması bile yeterlidir. Solon da yasalarımızı hazırladığı için bizde büyük saygı uyandırır. Yunanlı ya da barbar olup ülkelerinde hayranlık uyandıran eserlerin sahipleri de aynı durumdadır. Bu çocuklar babalarına tapınaklar kurdular. Öte yandan insandan doğan çocukların böylesi tapınaklar yaptırması söz konusu değildi. Sokrates, senin aşk konusunda bilebileceğin gerçekler böyledir. Diğer yandan doğru yoldan gidildiğinde varılacak olan o en muhteşem duyguya ulaşıp ulaşamayacağını bilemiyorum. Yine de sana anlatmam gerekeni anlatacağım, sen de mümkün olduğunca beni dinler. Bu konuda başarıya ulaşmak isteyen gençliklerinden itibaren en güzel bedenleri aramaları gerekir. Eğer iyi bir şekilde yönlendiriliyorsa önce bedene ilgi gösterecek ve ona yönelik güzel şeyler söyleyecektir. Sonra bir bedendeki güzelliğin diğer bedenlerdeki güzelliklere benzer olduğunu görecek ve bu tür bir güzellik arayan insan, bütün bedenlerde bulunan güzelliği tek ve aynı güzellik olarak değerlendirecektir. Böyle bir kişi, bu durumu kavradığında tüm güzel bedenlere ilgi duyar ve zamanla tek bedene olan ilgisi azalır, bunu değersiz bulmaya başlar. Ardından onun ruh güzelliğini beden güzelliğinden daha fazla önemsediği görülür. Bedeni güzel olmasa da ruhu güzel bir insan onun ilgisini ve sevgisini çekmeye başlar. Bu sayede gençlerin daha iyi yetişmelerini sağlayacak şeyler söylemeye başlar, buradan da mecburen güzelliğin davranışlarda, hareketlerde olduğunu görür; güzelliğin kendi kendisine benzediğini fark eder ve sonuçta beden güzelliğinin umursanmaması gereken bir şey olduğu sonucuna ulaşır. Daha sonra bilimlere ilgi duyar ve bunların ne kadar güzel şeyler olduğunu görmeye çalışır. Güzelliğin, sonsuzluğun farkına vararak bir genç ya da olgun bir adamın güzelliğine bağlı kalmayı bırakıp kendisini sıkıntıya sokan ve aşağı bir seviyeye düşüren kölelikten vazgeçer. İlgisini güzel olan yönelttiği için onun muhteşemliğini fark eder ve bilgiye olan açlığından dolayı düşünceleri farklılaşır. En sonunda büyür, gelişir ve güçlenir. Bu sayede birazdan anlatacağım güzellik bilimiyle ilgilenmeye başlar. Şimdi çok dikkatle beni dinle. Bir insan aşk konusunda bu yolu geçip her şeyi doğru bir sırayla takip ettikten sonra aşkın en yüksek kısmına ulaşır ve yapısı muhteşem bir şeyle karşılaşır. Sokrates! Şimdiye kadar yapılanların amacı bu güzelliktir. Bu sonsuz bir güzelliktir, doğmaz, ölmez, değişmez, bir tarafı güzel, bir tarafı çirkin değildir. Bu güzellik bedenin herhangi bir parçası, yani el ayak gibi ya da bir konuşma ya da bilgi şeklinde belirmez. Bir canlıda, yeryüzünde, gökyüzünde ya da başka bir yerde bulunmaz. Bu güzellik sadece kendisindedir ve kendisiyle birlikte görünür, sonsuzluk içinde vardır ve yapısıyla ilgili olmasında dolayı kendisiyle ilişki halindedir. Diğer tüm güzel şeyler buna eklenirler. Anca başka güzellikler eklendiği zaman onda bir farklılık, azalma ya da artma söz konusu olmaz, eklenenlerin ona bir etkisi yoktur.”

“Güzel olanı, sade, saf, katışıksız, insan bedeninin kirlerine bulaşmamış, tanrısal güzelliği bizzat kendi formu içinde gören bir insan neler hisseder? Gözlerini yukarı diken, bu güzelliği gören bunun için gerekli yetiye sahip olan, onunla birlikte yaşayan bir insan sıradan bir hayat sürebilir mi? O insan bu durumda artık yalancı erdemleri değil fakat erdemin kendisini doğurabilir. Çünkü artık sahte şeylerin peşinden koşmuyor, hakiki erdemin izini sürüyordur.”

Şölen-Dostluk, PlatonŞölen-Dostluk, Platon