Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele Geçirdi

·
Okunma
·
Beğeni
·
5,3bin
Gösterim
Adı:
Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele Geçirdi
Baskı tarihi:
3 Mart 2018
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758441051
Orijinal adı:
Captain is Out to Lunch and the Sailors Have Taken Over the Ship
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Parantez Gazetecilik ve Yayıncılık
Bukowski'nin günlüğü...

1991 yılı bir yandan Charles Bukowski'nin yazarlığında doruk noktasında olduğu, yaşam şartları açısından rahata erdiği yıl. Bir yandan da yaşlılıkla hesaplaştığı, ölümü düşünmeye başladığı günler... Son romanı "Pulp"u (Parantez yay.) yazıyor, son şiirlerini kitaplaştırıyor. Günleri masanın başında, bilgisayırının karşısında ve hipodromda at yarışlarını izleyerek geçiyor. İçkiyi azaltmış. Belki de hayatının en dingin ve en verimli günlerini yaşıyor. 

İşte bugünlerde yine hayatında bir ilki gerçekleştiriyor ve günlük tutmaya başlıyor. Bir anlamda hayatının bilançosunu çıkartıyor, kendi kendiyle hesaplaşıyor. Ölümünden sonra günyüzüne çıkan ve "Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele Geçirdi" adıyla yayınlanan Bukowski'nin günlüğünün tamamı Avi Pardo çevirisiyle Türkçe'de. Kitabın hoş bir de sürprizi var; Dünyaca ünlü çizerlerden Robert Crumb, Bukowski'nin günlüklerini kendi çizimleriyle desteklemiş.
(Tanıtım Bülteninden)
120 syf.
HİPODROM, Dokuz kedi, bir eş, 71 yaş, yenilmiş bir verem. ÖLÜM = çekilmez bir adam oldun yine Bukowski aksi, lanet!

Bukowski'nin hayat hikayesi bu. 1991-1993 yılları arasında yazılmış. Kendini bir karakterin arkasına saklamaya tenezzül bile etmemiş. Bukowski hayattan o kadar bıkmış ki: ''Seksen ya da doksan yaşıma kadar yaşamak istiyor muyum? Ölmenin sakıncası yok benim için... ama bu yıl değil, tamam mı?'' diyor bir bölümde. İnsanlardan da bıkmış. İnsanoğlu ona göre, ''Gerizekalılar cennetinde bir bok yığınından ibaret.'' Oradan rahatsız edici görünebilir ancak ben de pek tesiri olmadı. Yani insanların gerizekalı olması, bir bok yığınından öteye gidememesi ilgimi çekmediği gibi beni rahatsız da etmiyor.

Tam anlamıyla günlük bu. Satmak ve geçinme amacı taşıdığını da itiraf eden bir günlük. İç dökme de içeriyor, kelimeleri süsleyerek kendini pazarlama isteği de. Ancak acı gerçek şu ki ölümünden sonra yayınlanıyor. Yazma duygusunu ve hevesini son nefesine kadar içinde taşıması bir nebze olumsuzluğa ket vuruyor. Bukowski'yi açıkçası böyle bilmezdim. Yani diline geleni söylemesi elbette hoşuma gidiyor ancak kitapta bir yerlerde içime sinmeyen bir şeyler var ve ben bunu bulamadım. Bunu çekip çıkaramadım. Neyse Bukowski'nin her yerde karşıma çıkan sözünü söyleyeyim kendime bari ''Üzülme evlat, kaybettiğini sandıkların, kurtulduklarındır belki.''

Bukowski için hipodrom öyle bir hastalık öyle bir hastalık ki bunu kendisi de dile getirmeden edemiyor. Kitabın ismi 'Kaptan Hipodrom'a gitti ve Dokuz Kedi Evi Ele Geçirdi' olabilirdi. :) Ciddi manada yazılanlarla daha bir etkileşim ve uyum içinde olurdu. Hipodrom, Bukowski'nin günaydın'ı, yemesi, içmesi, nefes alması gibi bir şey haline gelmiş. Bu konudan kendisi de müzdarip: ''Hem benim allahın cezası hipodromum var. Tükenmez bir konudur benim için hipodrom. Hiçliğin büyük ve boş çukuru. Kendimi feda etmek için giderim hipodroma; saatlerimi doğramak, katletmek için. Saatler katledilmelidir. Bekleyerek.''

Kitap ile ilgili fazla söylenecek bir şey yok aslına bakarsanız. Okursanız size çok şey katacak da diyemem. Hele hele zaman kaybı hiç diyemem. Bence okuma takviminize sıkıştırabilirsiniz. Hayatı dolu dolu geçiren bir insanın ölümü bekleyişini, etrafındaki kalabalıklara karşı içinde büyüyen tahammülsüzlüğünü, çıkarımlarını değerli buldum. Keyifli okumalar dilerim.

Mahler'siz olmaz.. (Kitapta sıkça geçiyor)
https://www.youtube.com/watch?v=Les39aIKbzE
Huzursuz Kitap
Huzursuz Kitap Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele Geçirdi'yi inceledi.
120 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bukowski kalemine aşinayım. Arada okumayı severim de ama arada...

Çok doğru tespitleri olduğu kadar sert ve saldırgan bir mizacı da var. Tamam haklı olduğu yerler çok ama fazla saldırganca tavır beni rahatsız ediyor. O yüzden onu dozunda okumayı seviyorum. 

Bu kitabına gelirsek 'ölmeden önceki son bir kaç yılda, ara ara tuttuğu günlük' diyebiliriz. Genelde hipodrom, ev ve bilgisayar arasında geçen bir yaşam. İnsanlarla azalan iletişimi, eşi, kedileri, at yarışları  ve yazıları ile ilgili kısa kısa bilgiler vermiş yazar. Neyi, neden yaptığını anlattığı gibi; sisteme, diğer yazarlara, ölüme, yaşama, insanlara, dost yüzlülere de vermiş veriştirmiş. 

Ve sonlara doğru hep yorgun oluşundan bahsetmiş. Ve son sayfadaki güncenin tarihinden yaklaşık bir yıl sonra da ölmüş zaten. Aslında günlük okumak pek çekici gelmeyebilir ama bunu bilmek, yani o satırlar yazılırken, yaşanırken, hissedilirken ve yazar sürekli ölümünün yaklaştığından bahsederken, ölümün kapısını çalmasına gerçekten de 1 yıl kadar kısa bir sürenin kalmış olması... Bilmiyorum beni çok etkiledi. Aynı şeyi şu satırları yazarken düşündüm. Acaba benim ne kadar zamanım kaldı? 
120 syf.
Bukowski’nin 71-72 yaşlarının güncesini okuyoruz bu eserde.
Hipodroma at yarışlarını izlemeye gitmenin dışında, evinden hiç ayrılmıyor. Evine de kimse gelsin istemiyor. Bu eserde kadınlardan neredeyse hiç bahsetmiyor.
Ölüme yaklaştıkça ona ulaşma arzusu artıyor. İnsanlardan kaçıyor. Belki de en doğrusunu yapıyor. Yazmaya içmekten daha çok vakit ayırıyor son zamanlarında. Bütün ömrü boyunca severek yaptığı içme eylemi için de şöyle diyor: İçkiyle de öldüremem kendimi. Yaklaştım ama olmadı. Şimdi artan malzeme ile yaşamaya müstehakım.
Kedinin su kabından su içmek gibi tuhaf davranışlar, onda hiç de tuhaf durmuyor. (9 kedisi varmış o dönem)
Ölümden korkmuyor gibi görünmeye çabalasa da, ona yaklaştıkça korkusunun arttığını sezebiliyorum.
120 syf.
·1 günde
Charles Bukowski'nin sert diline alışık olmayanları çarpabilir...
Yazarın, yazarlıkta doruk noktasına ulaştığı dönemlerini anlattığı, günlerini hipodromda geçirdiğini,hipodromun gece yazı yazmasına bir nevi esin kaynağı olduğunu, dokuz kedisi olduğunu ve insanlardan fazla hoşlanmadığını kendi tarzınca yazdığı bir günlüğü okuyacaksınız. İyi okumalar...
120 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10 puan
Kaptan yemeğe çıktı ama tayfa hâlâ dümeni çeviremiyor gibi. Bu kadar doğru, güçlü, zevk alarak, kumar oynayarak yazmak doğrusu her yazarın harcı değil.

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki ismi sizi yanıltmasın, çünkü ben araştırmadan aldım kitabı. Öykü veya hikaye değil, günlük. Ama okuyucuyu hiç sıkmadan gayet akıcı bir şekilde kendi günlerinden kesitleri anlatıyor. Gününün hemen hepsini hipodromda at yarışı izleyerek geçiriyor ve yapacak başka bir şeyinin olmadığını söylüyor. Arada bazı anılarını tekrar anlatıyor ama bunun farkında olduğunu sanmıyorum, çünkü 7/24 içtiğinden kaynaklanıyor zannımca. Okurken benim keyif aldığım bir kitaptı. Şunu da belirtmek isterim, yazarın tarzı yeraltı edebiyatı olduğundan kitapta argo, küfür oldukça fazla ama bunlar okuru güldürecek şekilde mizah amaçlı yazılan sözler. Ve de ölümden oldukça fazla söz ediyor. Sürekli öleceği günü beklemekte.
Ben okurken oldukça keyif aldım ve yazarın diğer kitaplarını araştırma gereği duydum.
İlk incelemem umarım bir faydası olur okuyacak olanlara. Okuduğunuz için teşekkürler. Keyifli okumalar dilerim.
Y.
Y. Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele Geçirdi'yi inceledi.
120 syf.
·2 günde
Hipodroma, kediler, bir manyak kadın ve dilinin kemiği olmayan o çılgın adam...:)

Bukovski'nin daha önce kitaplarını okumuştum, üslûbu malumunuz ama bu kitap da Tanrı'lar dozunu bayağı güzel ayarlamış sanki...:)

Kitapta sürekli ölümü düşünen, ama korkmayan hatta meydan okuyan "Tanrı beni yanına almıyor, çünkü görevini elinden almamdan korkuyor." Hipodromaya at yarışlarını izlemeye giden, onun dışında evinden hiç çıkmak istemeyen, insanların da aynı şekilde evine gelmesini istemeyen hatta tatil günlerinde özellikle gelmesin diye dua eden, şu hayatta kedi olmak isteyen- çünkü kediler sürekli kıçlarını yalar, 20 saat uyur, yer, içer ve insanlardan daha güzel olur- düşüncesiyle kalemi eline almış ha ama bizim için yazmamış bunu, kendi kıçını kurtarmak için yazmış, yazar olmuş denilebilir; zira kitap da bizzat kendisi itiraf etmiş.

Bir roman değil bu, 71 yaşındaki adamın "pat pat " biçimindeki günlüğü. Bence içinde çok doğru tespitler var;

"Cehennemimi yaşadım ben ve hâlâ yaşıyorum. Kendimi üstün hissetmiyorum. Yetmiş bir yaşında hâlâ hayatta olup ayak tırnaklarımı kesmekten şikâyet edebilmem mucizenin ta kendisi bana kalırsa.
Filozofları okuyorum son günlerde. Gerçekten tuhaf, deli matrak, kumarbaz adamlar bunlar. Descartes çıkıp herkesin zırvaladığını, mutlak ve aşikâr gerçekliğin tek modelinin matematik olduğunu söylüyor. Mekanizm. Derken Hume nedensel bilginin geçerliliğini sorguluyor. Sonra Kierkegard, “Parmağımı varoluşa daldırıyorum-kokusu yok. Nerdeyim?” diye soruyor. Derken Sartre ve varoluşun anlamsız olduğu iddiası. Seviyorum bu adamları. Dünyayı sallıyorlar. Bu düşünceler başlarını ağrıtmadı mı? Ani bir kasvet kükremesi çıkmadı mı dişlerinin arasından? Böyle adamları sokakta karşılaştığım, kafelerde gördüğüm adamlarla kıyasladığımda fark o denli büyük ki içimde bir yer burkuluyor, bağırsaklarım düğümleniyor. Bu gece de ayak tırnaklarımı kesmeyeceğim galiba. Deli değilim ama aklımın başımda olduğu da söylenemez. Hayır, deliyim belki. Neyse, Gidip uyuyacağım sanırım. Jilet gibi tırnaklarım güzelim çarşafı yırtacak."

En sevdiğim bölüm zaten belli;

"Kanımca en tuhaf olan, ölmüş birinin ayakkabılarına bakmaktır. Daha hüzün verici bir şey tasavvur edemiyorum. Kişilikleri ayakkabılarında kalmıştır sanki. Giysilerde, hayır. Ayakkabılar. Ya da şapka. Ya da eldiven. Yeni ölmüş birinin yatağına ayakkabılarını, şapkasını ve eldivenlerini koyup bir süre bakın, delirirsiniz. Yapmayın. Neyse, onlar artık sizin bilemeyeceğiniz bir şey biliyorlar. Belki."

Neyse işte yahu okuyun şu kitabı, kısa, akıcı, anlamlı, birazcık komedi bir kitap da bulunması gereken tüm özellikler var bence. Ha bu arada tırnaklarınızı kesmeyi unutmayınız efenim...:)
Kitapla kalın.
119 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Kimseyle yarışmıyorum ve ölümsüzlüğe dair düşüncelerim yok...
Umurumda bile değil.
Hayatta iken devinmek önemli olan.
Herşey bugün, bugün, bugün. Evet.

Kitabın içerisinde yer alan karikatürler de Robert Crumb imzasını göreceğiniz Charles Bukowski'nin daha önceden kalemini tanıyan ve kendisini okumuş olan herkesin beğenecek olduğunu düşündüğüm pis moruk hikayelerine eşlik edeceksiniz.
Benim için 'idol' kabul ettiğim bir yazar.
120 syf.
·Beğendi·7/10 puan
71 yaşındaki "pis moruk Bukowski'nin ölümüne yakın dönemde tuttuğu ve ölümünden sonra yayınlanmış günlüğü. Yaşamı sefalet içinde geçmiş ve bu sefaletten özgün "yeraltı edebiyatı"nı çıkarmış Bukowski'nin maddi olarak en rahat döneminde, bu kez yaşlılığı ile hesaplaştığı ve ölümünü düşündüğü günleri... Yaşlılığı nedeniyle durulmuş, az içen, az hareket eden, az küfreden Bukowski sıkıntıdan gittiği Hipodrom ile evi arasındaki yolculuğunu, hatıralarını, ölüme ilişkin düşüncelerini paylaşmış günlüğünde.

Orjinal bir yazardır Bukowski, tümüyle olduğu gibi, güzel görünme ve kabul görme kaygısı olmadan, sansürsüz karşınızdadır. Sıradan yaşamın rutin devinimi içinde yaşamayı amaç edinmek yerine başkaldırır ve haykırır isyanını, kendi hoşuna gitmeyen her şeye karşı.
Bukowski seviyorsanız bu kitabı okumadan geçmeyin derim; sevmiyorsanız ya da ilk kez deneyecekseniz boşverin gitsin...

" Yıllarca küçük odalarda yazmıştım. Park banklarında yatmış, barlara takılmış, berbat işlerde çalışmış ama ısrarla yazmıştım; istediğim gibi, olması gerektiğini düşündüğüm gibi. Ve nihayet yazar olarak itibar görmeye başlamıştım. Ve hala istediğim gibi, yazmam gerekliğini hissettiğim gibi yazıyordum. Hala delirmemek için, bu melun hayatı kendime açıklamak için yazıyordum."
AylinB.
AylinB. Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele Geçirdi'yi inceledi.
120 syf.
·9/10 puan
Bukowski'nin günlüğü. Her dizesi alıntılık kanaatimce. Müthiş doyum verdi. 71 yaş yetkinliğinin etkisi fazlaca hissediliyor. İnsanın iyi bir eser meydana getirebilmesi için şartlarının olgunluğu ne büyük etken. Buko okumak isteyenler bu kitaptan başlayabilir.
Penbegül Yılmaz
Penbegül Yılmaz Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele Geçirdi'yi inceledi.
120 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10 puan
Yazarın günlerini anlattığı günlük biçiminde olan bir kitap. Böyle kitaplar olmasa yazarların iç dünyalarını da pek tabi bilemeyiz. Akıcı,anlaşılır bir tarzı var. Tabiri caizse kaba olan bir üslubu da kitapta yer yer belli.
Kış Güneşi
Kış Güneşi Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele Geçirdi'yi inceledi.
120 syf.
·10/10 puan
Eski zamanlarından eser kalmadığı bir kitap. Daha çok vicdanı ile ve kendi içinde kendi ile hesaplaşıyor. Ben beğendim. İsmi bile çok güzel bir kitap.
Belki kendi edebi bir eser yazmıyor.
Sürekli küfür ediyor.
İçiyor
Cinsellik yazıyor ama
Harika yazıyor.
120 syf.
"Bir gün, “Bukowski ölmüş,” diyecekler ve gerçekten keşfedilip yaldızlanacağım. Ne fayda?"
Günümüzde gerçekten yaldızlanan yazarlardan biri olan Bukowski özgünlüğünü ilk satırda belli ediyor. Çekinmeden aklındakileri kağıda aktarabilmenin rahatlığını yaşıyor ve bunu hissettiriyor.Günce tarzındaki bu eseriyle onu daha yakından tanıma fırsatı elde ediyorsunuz.Okunası bir yapıt.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele Geçirdi
Baskı tarihi:
3 Mart 2018
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758441051
Orijinal adı:
Captain is Out to Lunch and the Sailors Have Taken Over the Ship
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Parantez Gazetecilik ve Yayıncılık
Bukowski'nin günlüğü...

1991 yılı bir yandan Charles Bukowski'nin yazarlığında doruk noktasında olduğu, yaşam şartları açısından rahata erdiği yıl. Bir yandan da yaşlılıkla hesaplaştığı, ölümü düşünmeye başladığı günler... Son romanı "Pulp"u (Parantez yay.) yazıyor, son şiirlerini kitaplaştırıyor. Günleri masanın başında, bilgisayırının karşısında ve hipodromda at yarışlarını izleyerek geçiyor. İçkiyi azaltmış. Belki de hayatının en dingin ve en verimli günlerini yaşıyor. 

İşte bugünlerde yine hayatında bir ilki gerçekleştiriyor ve günlük tutmaya başlıyor. Bir anlamda hayatının bilançosunu çıkartıyor, kendi kendiyle hesaplaşıyor. Ölümünden sonra günyüzüne çıkan ve "Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele Geçirdi" adıyla yayınlanan Bukowski'nin günlüğünün tamamı Avi Pardo çevirisiyle Türkçe'de. Kitabın hoş bir de sürprizi var; Dünyaca ünlü çizerlerden Robert Crumb, Bukowski'nin günlüklerini kendi çizimleriyle desteklemiş.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 620 okur

  • Guneyegidenada
  • Çağrı Karavin
  • Gaye
  • Ceyhun AKSOY
  • Metin
  • Hüseyin Aycan
  • Feza
  • Levent Mustafa
  • Devrim
  • KitapKadın

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%1.8
13-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%26.3
25-34 Yaş
%40.4
35-44 Yaş
%26.3
45-54 Yaş
%5.3
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%30
Erkek
%70

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%26.9 (52)
9
%24.9 (48)
8
%24.4 (47)
7
%15.5 (30)
6
%3.1 (6)
5
%2.1 (4)
4
%0.5 (1)
3
%1 (2)
2
%0.5 (1)
1
%1 (2)