Darağacında Üç Fidan

8,7/10  (319 Oy) · 
1.582 okunma  · 
273 beğeni  · 
12.674 gösterim
"Biz şahsi hiçbir çıkar gözetmeden, halkımızın bağımsızlığı ve mutluluğu için savaştık!"

1968'ler. Yazılı tarihin en barbar asrının en umutlu, en ışıklı, en cesur günleriydi. Coşkun bir devrimci dalganın bütün dünyayı sarstığı, onlarca ülkede milyonlarca insanın ayağa kalkarak, "Gerçekçi ol, imkansızı iste," diye haykırdığı günlerdi...

Böyle bir dünyada, Denizler de özgürlük bayrağını Türkiye'de yükseklere taşıdılar. ABD'ye, NATO'ya, yurtlarını yerli ve yabancı sermayeye peşkeş çekmek isteyenlere en iyi cevabı eylemleriyle, yürüyüşleriyle, cesaretleriyle verdiler.

Ve egemenler, bu özgürlük kabarışının intikamını 12 Mart karanlığında üç gençten çıkarmak istediler. Somut hiçbir yasal dayanak olmadan Deniz'i, Yusuf'u, Hüseyin'i ve nice arkadaşlarını idamla yargılayıp, "Asalım, asalım!" çığlıklarıyla darağacına göndererek özgürlük ve bağımsızlık mücadelesini boğmaya çalıştılar...

İşte Nihat Behram, o günlerin ölüm karanlığını sivil tarihçiliğimize belgesel bir katkı olan bu kitabıyla yırtmıştır. Denizler'in asılmadan önceki son sözlerinin de ilk kez açıklandığı, yayımlanır yayımlanmaz yasaklanan ve ancak yirmi iki yıl sonra aklanan Darağacında Üç Fidan, içten sesi, ince duyarlılığı ve ödünsüz tavrıyla, bütün iktidarların geçici olduğunu, milyonların kalbinde yaşayacak olanların daima özgürlük savaşçıları olduğunu göstermiştir...

Baskı altında geçen yirmi iki yılın ardından, yirmi ikinci basımıyla Darağacında Üç Fidan'ı sunarken, bugün koyu bir karanlığın ve ahlaksızlığın içine itilmek istenen yurdumuzda, gözlerimizde hala bir umut ışığı, darağaçlarında "solmayan" üç fidanın anısı önünde saygıyla eğiliyoruz...
(Arka Kapak)
silaes 
10 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · 6/10 puan

Bu kitap o zaman ''Kitaplık'' olan kütüphaneme girdiğinde 7. sınıf öğrencisiydim. Kitabı satın aldığımız gün dün gibi aklımda. Babamın bana ilk aldığı kitap buydu. İşin cilveli yanı ise kendisi ağır şekilde Türk-İslam sentezini benimser. 8. Sınıf öğrencisi için pek ideal olmayan bu kitabı babama neden aldığımızı sorarken aklım ''Gençlik kitapları'' reyonunda idi. Bana verdiği cevap şu yöndeydi. '' Her fikri ölç, tart biç, düşüncelerin kulaktan dolma değil, kendine ait olsun. Sana ait olmayanı düşüneni daha çok sev, hayat gerçekten farklılıklarla güzel, bu çocuklar zamanında memleketleri için bir şey yapmaya çalıştılar, onları anlayamadık Dursun önkuzu da bizim, denizlerde bizim dedi (hemen hemen cümle tamamiyle böyle)'' Ki kendisi 69 lu ve bu idamlara karşı herhangibi bir sorumluluğu da yok.. O günden sonra biriktirdiğim tüm düşünce ve ideolojileri kendim ölçüp tarttım benimsedim, kabullendim.... Bugün yeniden baştan sona bu kitabı okuyup bitirmenin buruk sevincini yaşıyorum. Açık yüreklilikle söyleyebilirim ki taban tabana zıt görüşlerimiz olsa da Türkiye tarihinin en acı en can yakıcı olaylarından biri. Benim için hayatıma yön veren kitaplardan oldu. Şunu tüm kalbimle söylüyorum ki ( Siyasi cinayet ve idamlara karşı çok sert çizgilerim var ) keşke yaşamalarına izin verilse bu cinayet işlenmeseydi. Keşke çocuklarını ve akabinde torunlarını görecek kadar sıhhatli bir yaşamları olsaydı. Keşke, keşke....

Güler Ayata 
06 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Yakın tarihimizde, suçları sadece yurdunu çok seven yurtsever 3 gencin hayatını alan başıbozuk faşist zihniyet hesabını er yada geç vereceklerdir. Okuyup ta duygulanmamak mümkün değil.
3 fidan 3 delikanlı halkına sevdalı 3 yiğit adam... Tarih; sizi ve sizin gibileri, darağacında asanları yargılayıp cezasını hak ettiğiniz şekilde verecektir.
Asarak öldürdüklerini düşünen zavallı sperm artıkları, ah bir anlayabilseler; onlar fikirleri ve davalarındaki duruşlarıyla bizlerle hep yaşadılar ve yaşayacaklar.

gökçe türkkan 
02 May 21:52 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 9/10 puan

Söze nasıl başlayayım, doğru kelimeleri nasıl ifade edeyim diye düşündüm. Ama sonra içimdeki en güçlü hissi cümlelere dökmeye karar verdim. Bir utanç, bir Türkiye ayıbı! Yıllar da geçse bu üç gence yapılan haksızlık asla unutulmayacak! O dönemi yaşamayan biri olarak tabi ki ahkam kesemem. Ama şimdi ne yaşıyorsak o yıllarda da mevcuttu! Kirli oyunlar, medyayı susturma, halkı yanlış bilinçlendirme, suça verilen cezanın orantısızlığı, dizine değil boyuna kadar haksızlık! Deniz, Yusuf ve Hüseyin onlar 6 Mayıs 1972'de asıldılar. Hücrelerinde geçirdikleri son ana kadar olan birbirlerine ve davalarına bağlılıklarına gıpta ettim. Hele ailelerine yazdıkları son mektupları okurken, gözlerim fazlasıyla yaşardı...Kitapta son dönemlerini, yakalanmalarını, mahkeme günlerini ve idama gidişlerini anlatıyor. Avukatların da kendi ağızlarından olayın sürecini anlatan demeçleri mevcut. Yazar da o dönem kitabı yazdığı için yargılanmış ve tatsız günler geçirmiş biri. Herkesin okuması en azından kim olduklarına karşı bir fikir sahibi olmaları açısından tavsiye ederim. Huzur içinde uyusunlar...

ali sahin 
 05 May 22:28 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Onlar öldüler ama yenilmediler ülkemizin 27 mayıs şanlı "devrimi" ile kazandıgı kırıntıda olsa özgür 27 mayıs anayasasını bağımsızlıgı savundular zalimin karşısında asla boyun eğmediler ve gencecik hayatlarını işçilerin emekçilerin halkların kurtuluşuna adamaktan zerre çekinmediler her 6 mayıs şafagında yüreklerimiz sızlasa da hepimiz birer deniz mahir hüseyin yusuf ulaşız kadiriz taylanız bu böyle biline .. yiğitlerimiz işçilerin emekçilerin mücadelesinde bilincinde yaşıyor yaşatıcaz ...

mısra 
16 Nis 01:20 · Kitabı okudu

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın 12 Mart döneminde tutuklanma, yargılanma ve asılmalarına giden süreci anlatıyor Nihat Behram. Kitabın son kısımlarında da mahkemenin verdiği idam hükmü ve davanın yeniden muhakeme edilmesine ilişkin birçok kişinin değerlendirmeleri yer alıyor.

Kitabın dilinde, anlatımda bir sorun yok da anlatılanlar insanı karmakarışık yapıyor. 6 Mayıs 1972’ye götürüyor, Denizler’in asılmalarından önceki yaşananlara, 12 Mart darbe döneminde özgürlüklerin kısıtlandığı, baskının, tutuklamaların, işkencelerin olduğu, idam cezalarının sıradan bir ceza gibi uygulandığı bir döneme aynı zamanda.

Böyle bir dönemde, önyargılı, olağanüstü bir mahkemede yargılama sonucunda verilen doğruluğunun sorgulanması gereken idam hükümlerinin gerçekleştirilmesi sırasında bile acımasızca davranan insanları gördükçe öfke duydum. En son aşamada ise yaşananların her anı beni çok duygulandırdı, içim sızladı. Mektuplarında ailelerine yazdıkları, babalarının onları toprağa verirken yaşadıkları, acılarına saygı göstermeyen insanlar… Daha önce bunları okumuş olmama rağmen.

Onlar hem tutukluluk sürelerinde hem de ayakları zincirli halde hücrelerinden alınıp da darağacına götürülürken ve son nefeslerini verene kadar davalarından, dik duruşlarından asla vazgeçmediler. Onurlu ve yürekli bir şekilde gittiler…

“Erdemleri rehberimiz;
Anıları yolumuza ışık olsun…”

Masal 
13 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 4 günde · 6/10 puan

Kitap bitince Deniz'i,Yusuf'u ve Hüseyin'i biraz daha yakından tanımış oluyorsunuz hatta öyle ki idamından birkaç dakika önce Deniz'in içtiği son sigaranın kokusunu şimdi bile burnunuzda duymanız olası. Sade,akıcı olan dili bir yana olayların zaten sürükleyici olması nedeniyle ve biraz da tarihe ilginiz varsa hemen kitapla haşır neşir oluyorsunuz.Olayların gidişatına kendinizi kaptırmışsanız sıra Nihat Behram'ın şiirlerine geldiğinde canınızın sıkılacağı ihtimali yüksek.

sezen 
28 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan... Aradan yıllar geçse de asla etkisini kaybetmeyecek bir eser benim için. Bazı kitapları beğenir geçeriz ama yaşanmış olayların anlatıldığı eserler bizi biraz daha derinden etkiler, belki yaralar tıpkı bu kitapta olduğu gibi. Devrimci mücadele laftan ibaret değildir. Gencecik fidanların onurlu duruşunu öğrenmek isteyen herkes okumalıdır.

Aysun Çelik 
28 May 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kitap, bir roman olmadığı için iyi veya kötü diye bir ifade kullanamam ama içerik olarak kötü, hem de çok kötü olduğuna dair bir kuşku yok. (Kötü'den kastım vahim oluşudur.) Uzak veya yakın tarih, bu ve buna benzer utanç verici lekelerle dolu. Hatırladıklarımız ve unuttuklarımızla, bildiklerimiz ve bilmediklerimizle dolup taşıyor. Kitapta bir cümle her şeyi; gelmiş geçmiş ve gelecek olan düzeneği (sistemi) özetliyor aslında: "İlahlar kurban istemişlerdi bir kez ve kurban verilecekti."

Düşüncelerimi ve görüşlerimi buraya çok fazla kusmak istemiyorum. Sadece şu bir gerçek ki ideolojiler, inançlar, koruyucu yasalar vs azınlığın refahı için işliyor ve fazlasıyla işlevsel, çoğunluğunsa bir kısmı manipule olmuş bir şekilde ezildiği halde azınlığı sırtında taşıyor, diğer kısmı ise istemediği halde sadece eziliyor ama herhangi bir girişimde bulunamıyor. Birkaç kişi ezilmekten bıkıp yükü sırtından atmaya yeltendiği vakit terörist olmakla, halkı kışkırtmakla (ya da uyuyan halkı uyandırmak diyelim biz buna) toplum düzenini bozmakla suçlanıyor ve yargılanıyor.

İlahlar, cennetlerinde rahatsız edilmek istemiyor.
O yüzden, lütfen sessizlik!

Kitap okumak 
 01 May 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Her ülkenin efsane öyküleri vardır. ´´Üç Fidan´´ da bu toprakların bitmeyecek öyküsü. Siyasi görüşleriniz uymasa dahi kutlu bir mücadelenin nasıl olması gerektiğini, gerçekte arka planda olup bitenleri anlamak üzere okumalısınız. O gençlerin ölüm kararını verenlerin hemen hepsi yaşlandı ve bir çoğu toprak oldu gitti. Hiç birimiz onların kim olduğunu hatırlamıyoruz , hatta ilgilenmiyoruz bile. Lakin o üç fidan halen gencecik, dip diri bu topraklarda yaşamlarını sürdürmeye devam ediyorlar, hem de hiç ölmemecesine.

Bugün, yaşamlarının ellerinden alınışını içeren bir kanun yok artık. Kaza ile bir astsubay eşini yaraladı Deniz.

Etrafı askerlerce sarılı olduğu çukurda yanında silahı ve bombası olmasına karşın bunları kullanmadığını okudum. Gencecik yaşlarında söndürüldü yaşamları.

Darağacında Üç Fidan, 68' li yılları ve 70' li yılların başını kısacık üç gencin yaşamını içinde uzunca anlatan güzel bir kitap.

5 /

Kitaptan 67 Alıntı

mısra 
12 Nis 23:42 · Kitabı okudu · İnceledi

Deniz Gezmiş “Yok ağabey demişti, “bizim asılma kararımızı çok önceden vermişlerdi zaten, bunu hep söyledik. Dileriz ki biz boş yere ölmüş olmayalım ve vatan satıcılarının oyunları anlaşılsın yoksul halkımızca. Boşa ölmüş olursak işte o zaman yazık olur.”

Darağacında Üç Fidan, Nihat Behram (Sayfa 47)Darağacında Üç Fidan, Nihat Behram (Sayfa 47)
mısra 
12 Nis 23:39 · Kitabı okudu · İnceledi

İnançları uğruna ölümün eşiğinde bükülmeden duranları varolalı beri tanır dünyamız. Çünkü bazı ölüler dünyanındır.

Darağacında Üç Fidan, Nihat Behram (Sayfa 12)Darağacında Üç Fidan, Nihat Behram (Sayfa 12)
mısra 
12 Nis 23:42 · Kitabı okudu · İnceledi

“Bizi TAYLAN ÖZGÜR’ün yanına gömdürün ve infazlar sırasında mutlaka bulunun. Burjuvazinin paçavra gazeteleri, korktular, düştüler, bayıldılar gibi onurumuzu kırıcı yayın yapmaya çalışır. Duruma avukatlarımız tanık olmalılar.” dedi.

Darağacında Üç Fidan, Nihat Behram (Sayfa 47)Darağacında Üç Fidan, Nihat Behram (Sayfa 47)
mısra 
12 Nis 23:43 · Kitabı okudu · İnceledi

Yas mı tutmalıyım onurlu ölüme
halkın gözlerini dolduran çizgilere
umudu mu çağırmalıyım

Darağacında Üç Fidan, Nihat Behram (Sayfa 51)Darağacında Üç Fidan, Nihat Behram (Sayfa 51)
Emine Zengin 
26 Eki 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Merkez Cezaevi
Baba
Mektup elinize geçtiği zaman aranızdan ayrılmış bulunuyorum.Ben ne kadar üzülmeyin desem yine de üzüleceğinizi biliyorum.Fakat bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum,insanlar doğar,yaşar,ölürler,önemli olan çok yaşamak değil,yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir.Bu nedenle ben erken gitmeyi normal karşılıyorum,ve kaldı ki,benden evvel giden arkadaşlarım hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir.Benimde etmeyeceğimden şüphen olmasın,oğlun ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış geğildir,o bu yola bilerek girdi ve sonunun da bu olduğunu biliyordu,seninle düşüncelerimiz ayrı,ama beni anlayacağını tahmin ediyorum.Sadece senin değil,Türkiye'de yaşayan Türk ve Kürt halklarının da anlayacağını inanıyorum.Cenaze için avukatlarıma gerekli talimatları verdim.Ayrıca savcıya da bildireceğim.Ankara' da1969' da ölen arkadaşım Taylan Özgür'ün yanına gömülmek istiyorum.Onun için cenazemi İstanbul'a götürmeye kalkma,annemi teselli etmek sana düşüyor,kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum,kendisine özellikle tembih et,onun bilim adamı olmasını istiyorum,bilimle uğraşsın ve unutmasın ki,bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir,son anda yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir,seni,annemi,ağabeyimi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşi ile kucaklarım.
Oğlun Deniz GEZMİŞ

Darağacında Üç Fidan, Nihat Behram (Sayfa 56)Darağacında Üç Fidan, Nihat Behram (Sayfa 56)
M. 
02 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Ezenlere karşı verdikleri mücadelelerde, tüm ezilenlere selam olsun...

Darağacında Üç Fidan, Nihat BehramDarağacında Üç Fidan, Nihat Behram
Güler Ayata 
04 Ağu 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Yusuf' un gözüpekliği garip bir şekilde köpeği ürkütmüştü.

Darağacında Üç Fidan, Nihat Behram (Sayfa 116)Darağacında Üç Fidan, Nihat Behram (Sayfa 116)
mısra 
12 Nis 23:40 · Kitabı okudu · İnceledi

Duruşma Yargıcı Ahmet Tetik:
“Anayasayı tebdil, tağyir ve ilgaya. T.C. K.’nın 146/1. maddesine… Ölüm cezasına… Tahfife mahal olmadığına…
Deniz; hiç beklemeden, dimdik, yumruğu sıkılı, kolu havada bağırıyor.
“YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE”
Yusuf, aynı şekilde:
“YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE”
Sonra Hüseyin, Atillâ ve diğerleri…

Darağacında Üç Fidan, Nihat Behram (Sayfa 39)Darağacında Üç Fidan, Nihat Behram (Sayfa 39)