Darağacında Üç Fidan

·
Okunma
·
Beğeni
·
33,6bin
Gösterim
Adı:
Darağacında Üç Fidan
Baskı tarihi:
11 Şubat 2019
Sayfa sayısı:
222
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753168175
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Darağacında Üç Fidan
Darağacında Üç Fidan
"Biz şahsi hiçbir çıkar gözetmeden, halkımızın bağımsızlığı ve mutluluğu için savaştık!"

1968'ler. Yazılı tarihin en barbar asrının en umutlu, en ışıklı, en cesur günleriydi. Coşkun bir devrimci dalganın bütün dünyayı sarstığı, onlarca ülkede milyonlarca insanın ayağa kalkarak, "Gerçekçi ol, imkansızı iste," diye haykırdığı günlerdi...

Böyle bir dünyada, Denizler de özgürlük bayrağını Türkiye'de yükseklere taşıdılar. ABD'ye, NATO'ya, yurtlarını yerli ve yabancı sermayeye peşkeş çekmek isteyenlere en iyi cevabı eylemleriyle, yürüyüşleriyle, cesaretleriyle verdiler.

Ve egemenler, bu özgürlük kabarışının intikamını 12 Mart karanlığında üç gençten çıkarmak istediler. Somut hiçbir yasal dayanak olmadan Deniz'i, Yusuf'u, Hüseyin'i ve nice arkadaşlarını idamla yargılayıp, "Asalım, asalım!" çığlıklarıyla darağacına göndererek özgürlük ve bağımsızlık mücadelesini boğmaya çalıştılar...

İşte Nihat Behram, o günlerin ölüm karanlığını sivil tarihçiliğimize belgesel bir katkı olan bu kitabıyla yırtmıştır. Denizler'in asılmadan önceki son sözlerinin de ilk kez açıklandığı, yayımlanır yayımlanmaz yasaklanan ve ancak yirmi iki yıl sonra aklanan Darağacında Üç Fidan, içten sesi, ince duyarlılığı ve ödünsüz tavrıyla, bütün iktidarların geçici olduğunu, milyonların kalbinde yaşayacak olanların daima özgürlük savaşçıları olduğunu göstermiştir...

Baskı altında geçen yirmi iki yılın ardından, yirmi ikinci basımıyla Darağacında Üç Fidan'ı sunarken, bugün koyu bir karanlığın ve ahlaksızlığın içine itilmek istenen yurdumuzda, gözlerimizde hala bir umut ışığı, darağaçlarında "solmayan" üç fidanın anısı önünde saygıyla eğiliyoruz...
(Arka Kapak)
216 syf.
·Beğendi·8/10
Kitaba yazdığım ve esasen kitap örgüsünden HİÇ AMA HİÇ bahsetmediğim bu incelemem spoiler şikayeti almış.. Ne diyeyim .. Yok desem olmaz.. SPOİLER var kardeşim.. Deniz Gezmiş' e ne olduğunu halen bilmiyorsan aman okuma .. =)))

Sevgili ve pek saygıdeğer yönetimimize gelen , bu kez de spam yollu bir şikayete göre okumadığım bir kitaba inceleme yaptığım için inceleme kaldırılmış.. Madem öyle kitabın aklıma getirdiklerini paylaştığımı belirtip , okuduktan sonra incelemenin güncelleneceğini belirtiyorum.. Sanırım ki bu da site kurallarına aykırı değil..incelemede yazar ve yazdıklarına dair görüş bildirebilmem için sanıyorum ki ille de kitabı okumuş olmam gerekmiyor.. Misal bir siyasi figürü anlatan kitabı illa o kitaba göre anlatma zorunluluğum yok .. Kendi birikimimi aktarıp sonrasında bir kıyas yapmam site ahalisini ve yönetimini rahatsız etmez diye düşünüyorum..

VE EVET .. BUGÜN ,GÜN İÇERİSİNDE OKUYUP GEREKLİ EKLEMELERİ YAPIP TEKRAR DÜZENLİYORUM ..

Selamın hello Memişler .. Geberin TÜM CİCİŞLER !! İşte yavaş yavaş arzı endam edip , çirkin-sakallı-kel ve gözlüklü erkeklerin genç ve güzel fakat akıl yoksunu kızlarımızın kafasını karıştırdığı o sıcak , o bitmek tükenmek bilmeyen terle marine edilmiş yaz günlerine merhaba demek üzereyiz.. Acımız tarif edilir gibi değil ..Güneş solsun , HEP KIŞ OLSUN !! Neyse bu kısmı kısa keserekten incelemeye giriş yapalım ..

BUYRUN İNCELEME!

Sevgili canikolar , bu incelemeyi esasen kitabı okuduktan sonra yazayım isterdim .. Ama biliyordum ki okuduğumda muhakkak sinirime yenik düşüp baruta katık edilmiş satırlar kaleme alacaktım .. O yüzden bu defaya mahsus ve de ilk kez farklı birşey yapayım dedim .. 2 ayrı şikayet geldi bu incelemeye .. O yüzden yapıldığı tarihten sonra kitabı okuyup bu kısımları ekleme gereği duydum.. Kitabı taraflı ya da tarafsız bir okur olarak bence muhakkak okuyun.. Objektif bakış açısının getirilerinden ötürü size farklı görüşler kazandıracak bir eser.. Yer yer yanlı bulduğum noktalar oldu ama yazar genel olarak Sezar'ın hakkını Sezar' a vermiş .. Eylemler - yakalanış ve yargı aşaması kitabın bahsettiği olgular.. İdam sonrasında farklı isimlerin görüş ve kanaatlerinin aktarılması açısından da dönemin siyasi atmosferini yakınen takip etme olanağı veriyor okuyucuya.. Yalnız tüm bu anlattıklarımın aksine ben size kitabı bölüm bölüm anlatmayacağım ..Zaten biliyorsunuz huyum değil .. Bunun yerine ,bu incelemenin devamında sizlere FARKLI FİDANLARDAN BAHSETMEK , farklı olgulardan , gözden kaçmış farklı noktalardan dem vurayım istiyorum.. SANIRIM 150 KELİMELİK İNCELEME ALT LİMİTİNİ BU SATIRLARLA BERABER DOLDURMUŞ OLUYORUM...

DEVAM EDELİM ..

Ne diyorduk sevgili "mehteran bölüğü" ? HAH! Takip edenler zaten beni bileceklerdir ki siyasi ve tarihi okumalar yapan bir işsiz kardeşinizim .. Esasen Deniz Gezmiş ve arkadaşlarına dair de yazarım kilometrelerce ..Hem karşıt , hem sol cenaptan örnekler de vererek .. Dediğim gibi ismi unutulan ama UNUTULMAMASI GEREKEN kimseleri de bilin istiyorum .. İşte bu inceleme, söz konusu kimselere ,esasen hep kaleme almak isteyip de bir türlü yazamadığım vefa borcumdur yarın kutlanacak 1 MAYIS 'a sebep .. Çünkü hem o 3 FİDAN , hem de benim size bahsedeceğim Fidanlar o dava uğruna yaşamlarından oldular bir bakıma ..

Sevgili cevizkabukları , biliyorum ki aramızda bulunan arkadaşlarımızın pek çoğu 90 ve sonrası tevellüte sahip .. O günleri merak etmedikleri gibi yaşayıp tecrübe de etmediler .. Şimdi diyeceksin ki , Ulan ifritler ifriti gavur Tuco senin tevellüt zaten 81 .. Doğrudur ! Biz de görmedik o günleri .. Ama bir "DARBE" üstüne merhaba dedik dünyaya .. 70 lerde olanlara sebep hayatımıza giren kenan evren ve arkadaşları döneminde geçti çocukluğumuz .. Aklımız erdi sonradan da araştırdık , okuduk , kendi fikrimize mazhar olduk .. Gördük ki , "GETİRİ GÖTÜRÜDEN ÖTÜRÜYDÜ." Budanan '61 anayasası ile iktidara gelen sonraki sözde "mübarek" hükümetlerin icraatlerinin sonucuydu tüm bu olanlar .. 61' den kaba taslak bir 10 yıl ileri alalım öyleyse lafı çok uzatmadan... Bir gazete ilanı aktaracağım buraya .. Buyrun okuyun ..

- TAYLAN ÖZGÜR

"Sevgili Taylan Özgür

Bundan tam 37 yıl önce ilk tetiği Beyazıt Meydanı'nda sana çektiler ,seni sırtından kurşunladılar.37 yıl içinde aynı nedenle kaç güzel,kaç yiğit insan daha faili meçhul ya da katili bilinen cinayetlerin kurbanı oldu,tam bilemiyoruz. Ancak haklı ile haksızın,doğru ile yanlışın savaşı hiç bitmeyecek. Haklıların,doğrudan yana savaşan yiğitlerin öldürülmesi, hakkı, doğruyu ortadan kaldırmayacak. Bedeli çok ağır da olsa sonunda hep hak ve doğru insanlık geçerli olacak.Seni sevgi,özlem ve onurla kucaklıyoruz."

Kimdi TAYLAN ÖZGÜR ?
Gelin anlatayım ..
O günlerde yani 70 lere gelirken, pek "mübarek hükümetimizin" kol kola gezdiği "mübarek" amerikanın" yeni atanan büyükelçisi , eski Vietnam kasabı ve cia ajanı Robbert William Kommer , ODTÜ ' ye bir gezi tertip etti .. O zamanlar ODTÜ , tam da şu an arka balkonumdan izlediğim gibi Ezhel konserlerinin düzenlendiği , sanatı destekliyoruz adı altında Vişnelik Kampüsü adını verdikleri para basan darphanelere sahip değildi .. Halkçıydı .. Anti - kapitalizmin Türkiye' deki en ama en büyük kalesiydi.. Ve bugün olduğu gibi oyun havalarına müteakip halaylar çeken , olana bitene gözünü kapayan , apolitik HOJEAAAM gençliğinin yuvası da değildi ! İşte bunlardan ötürü amerikan büyükelçisinin ODTÜ' ye girişi ile arabasını GÖZLERİNİN ÖNÜNDE CAYIR CAYIR YAKTILAR .. YAKANLARDAN BİRİ İDİ Taylan Özgür.. Aralarında Kommer'in geliş haberini alan Sinan Cemgil, Hüseyin İnan, Yusuf Arslan ile beraber.. 23 Eylül 1969'da Öğrenci Birliği Kongresine katılmak üzere İstanbul Üniversitesine geldiği sırada kolluk kuvvetleri tarafından Beyazıt Meydanı'nda arkasından vurularak öldürüldü. Faili meçhul değildi anlayacağınız .. Katili silahını kılıfına sokup yürüyerek olay yerini terk etti .. Yukardaki ilanı annesi tam 37 sene sonra gazeteye verdi ..

-NECMETTİN GİRİTLİOĞLU

Efenim daha önce Saatleri Ayarlama Enstitüsü incelememde de belirttiğim gibi (bkz : #38394899 ) bizim her işimiz terstir.. Bu tersliklerin sebeplerini zaten kısmi olarak orada yazdım ..(ŞİMDİ AÇMA KAFANI KIRARIM BAK !! OKU SONRA BAK !) Ama bizdeki siyasal mitinglere bir göz atalım misal .. Bizde emeğin önderliğinden , üretimden söz açanlar avuçlar patlayıncaya kadar alkışlanırlar... Kimdir alkışlayanlar ? ÖĞRETMEN , ÖĞRENCİ , AYDIN KESİM ..
YANİ?
İŞÇİ OLMAYANLAR !! =)) Yani? Ara kesim ..
Buna mukabil sağ cenabın mitinglerine baktığınız da , yani SERMAYENİN cephesinde ise hep KASKETLİ figürler gelir gözümüzün önüne .. Pek tabii bunun , şu an için bu incelemenin hacmine artı değerler katacak ve an itibari açıklanamayacak pek çok sebebi var .. Burda alkışlayanlar kim ? Emekçi kesim , işçiler , asgari ücrete tabi olanlar .. Kürsüdekiler KİM? KAPİTALİSTLER SAYIN CANİKO !! =)))

Peki Necmettin Giritlioğlu kimdi?
Necmettin Girtlioğlu , kandırılan bilinçsiz işçimizin maaş günü eline tutuşturulmuş ve kendisine tüm ekmek diye verilmiş çeyrek ekmeği işçimize anlatmaya çalışan bir sendika lideriydi .. Türk- İş gibi partiler üstü bir politika izleyerek , hem nalına hem mıhına vurmayan , SARI SENDİKA kavramını bağrından kovmuş , öz be öz işçinin hakkını savunan Yapı -iş sendikası başkanıydı .. Bir grev meydanında da onu vurup kanlı kefenlere sardılar..

Şimdi elzem VE ROKETLİ sorular bölümü ..

HANİ DEMOKRASİ ? NERDE İNSAN HAKLARI ? KİM KAYBETMİŞTE BULSUN İNSAN HAKLARINI ? HANGİ İNSANLIĞI ? KİME SORULDU BUNUN HESABI ?

KİMDİ BUNLARIN SORUMLUSU ..

Öyle ya!! KİMDİ?!?!!?!!!

KİM Mİ İDİ ?

Isparta' nın gül bahçelerinden kopmuş gelmiş ,Morison Sülüman lakabı ile anılan Süleyman Demirel döneminde cerayan etmişti tüm bu olanlar .. Hangi Süleyman Demirel ? KARDEŞİ BASURA YAKALANDIĞI İÇİN VERGİ BORÇLARINDAN MUAF TUTULMASI GEREKTİĞİ KIVAMINDA DEMEÇLER VERİRKEN "LAL" OLMUŞ SÜLEYMAN DEMİREL ! BANA SAĞCILAR ADAM ÖLDÜRÜYOR DEDİRTEMEZSİNİZ diyen Süleyman Demirel .. "Bir takım komandoların" silahlarla dinamitlerle takır takır adam öldürdüğü sıralarda DİLİNİ YUTAN SÜLEYMAN DEMİREL ! Bu topraklarda değişmeyen bazı olgular vardır .. NASIL Kİ , JAPONUN KÜRDÜ , HAMAM BÖCEĞİNİN KÜRKÜ OLMAZ , BUNLARDAN DA SUAL OLUNMAZ !!!

SADECE O MU ? Ya Ecevit ? Ya yüzyılların "çarkçı başısı" FEYZİOĞLU !!??

Toprak işleyenin su kullananındı öyle mi?!?!

Ya TAYLAN ÖZGÜR , BATTAL MEHETOĞLU , VEDAT DEMİRCİOĞLU , MUSTAFA KUSEYRİLER !?!?!? NECMETTİN GİRİTLİOĞLU gibiler ? Onlar kimin idi ? Onlar neye , nereye mensuptular ? Kime aittiler ?!?

Tüm bu saydığım isimler 20 li yaşlarının baharında öldürüldüler .. Sermayeye , kapitalizme dur dedikleri için ..İstedikleri MUSTAFA KEMAL ATATÜRK' ün kurduğu TAM BAĞIMSIZ ,ALNI AÇIK ,BAŞI DİK TÜRKİYE'Sİ İDİ .. YANİ BU KİTAPTAKİ 3 İSİM , SANDIĞINIZIN AKSİNE DEMOKRASİ TARİHİMİZDE TOPRAKTAN KOPARILAN TEK 3 FİDAN DEĞİLLER .. NE İLKLER NE DE SONLAR ..

Yarın işçi bayramı .. 1 Mayıs ..BUNLARI İŞTE BU YÜZDEN YAZIYORUM ESASEN BİR NEBZE DE .. Geçen sene bir başka incelememde de yazdım .. Bugün yine yazıyorum .. Yarın memur İZİNLİ , SİZLER ÇALIŞACAKSINIZ !! BİLMİYORUM Kİ NE ZAMAN AKILLANACAKSINIZ !!?!!?

AH !! AZ DAHA UNUTUYORDUM !!Bir ara siyasal gelişmeler dolayısıyla Kudüs için gözyaşı döken ama şu an gıkı çıkmayan, Deniz Gezmiş'e vatan haini ,GOMANİST damgası vuran İsrail ve katil amariga düşmanı sevgili bacılar ve mübarek hacılar .. Bu da sizler için .. FİLİSTİN DİRENİŞ ÖRGÜTÜ ,EL FETİH kimliği .. Fotoğraftaki ismin adı DENİZ GEZMİŞ !

Bir parca atayım madem .. ALDIRMA GÖNÜL ..

https://www.youtube.com/watch?v=qkMDztzHZGg

YİNE UNUTTUM !! Seni de ÖLDÜRMÜŞLERDİ DEĞİL Mİ Sabahattin Ali ?!?!?
216 syf.
·3 günde·6/10
Bu kitap o zaman ''Kitaplık'' olan kütüphaneme girdiğinde 7. sınıf öğrencisiydim. Kitabı satın aldığımız gün dün gibi aklımda. Babamın bana ilk aldığı kitap buydu. İşin cilveli yanı ise kendisi ağır şekilde Türk-İslam sentezini benimser. 8. Sınıf öğrencisi için pek ideal olmayan bu kitabı babama neden aldığımızı sorarken aklım ''Gençlik kitapları'' reyonunda idi. Bana verdiği cevap şu yöndeydi. '' Her fikri ölç, tart biç, düşüncelerin kulaktan dolma değil, kendine ait olsun. Sana ait olmayanı düşüneni daha çok sev, hayat gerçekten farklılıklarla güzel, bu çocuklar zamanında memleketleri için bir şey yapmaya çalıştılar, onları anlayamadık Dursun önkuzu da bizim, denizlerde bizim dedi (hemen hemen cümle tamamiyle böyle)'' Ki kendisi 69 lu ve bu idamlara karşı herhangibi bir sorumluluğu da yok.. O günden sonra biriktirdiğim tüm düşünce ve ideolojileri kendim ölçüp tarttım benimsedim, kabullendim.... Bugün yeniden baştan sona bu kitabı okuyup bitirmenin buruk sevincini yaşıyorum. Açık yüreklilikle söyleyebilirim ki taban tabana zıt görüşlerimiz olsa da Türkiye tarihinin en acı en can yakıcı olaylarından biri. Benim için hayatıma yön veren kitaplardan oldu. Şunu tüm kalbimle söylüyorum ki ( Siyasi cinayet ve idamlara karşı çok sert çizgilerim var ) keşke yaşamalarına izin verilse bu cinayet işlenmeseydi. Keşke çocuklarını ve akabinde torunlarını görecek kadar sıhhatli bir yaşamları olsaydı. Keşke, keşke....
222 syf.
·Beğendi·9/10
Ilk baskısını 1976 yılında yapan kitap, aynı isimli belgeselden uyarlamadır. Düz bir anlatımdan ziyade bir kısmı fotoğraf albümü, bir kısmı şiirler olan kitapta yine belgesel anlatısında üslup kullanılmış. Kitaba ismini veren üç fidan ise;
1- Deniz Gezmiş
2- Hüseyin Inan
3- Yusuf Aslan'dır.
Kitap; bu üç fidanın mahkum edilmeden önceki son günlerini, mahkumluklarını ve idam günü olan 6 Mayıs 1972'yi anlatmaktadır.
Yayınlandığı dönemde ses getirmiş ve özellikle solcu gençler arasında okunmuş olan kitabın ilk 6 baskısı toplatılmış, özellikle 80 li ve 90 li yıllarda gençler arasında, başka kitapların içinde saklanarak elden ele dolaştırılmıştır.
Kitabın yazarı ise 80 yılında yurtdışına kaçmış ve 96 ya kadar sürgün hayatı yaşamıştır. Kitapta bu dönemde yasaklanmış, 88 yılında farklı bir isimle basılsa da tekrar toplatılmış ve bir anlamda hapsedilmiştir.
Kısacası o dönemin yöneticileri, bu üç fidana toprağın üstünde değil altında yaşamayı layık görse de, 48 yıldır bir çok gencin gönüllerinde bu üç fidan hala yeşermektedir..

https://youtu.be/K3KJmVSnFRE

https://youtu.be/vn22hxepu3Q

https://youtu.be/wDgWMpf7lv4
216 syf.
Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın 12 Mart döneminde tutuklanma, yargılanma ve asılmalarına giden süreci anlatıyor Nihat Behram. Kitabın son kısımlarında da mahkemenin verdiği idam hükmü ve davanın yeniden muhakeme edilmesine ilişkin birçok kişinin değerlendirmeleri yer alıyor.

Kitabın dilinde, anlatımda bir sorun yok da anlatılanlar insanı karmakarışık yapıyor. 6 Mayıs 1972’ye götürüyor, Denizler’in asılmalarından önceki yaşananlara, 12 Mart darbe döneminde özgürlüklerin kısıtlandığı, baskının, tutuklamaların, işkencelerin olduğu, idam cezalarının sıradan bir ceza gibi uygulandığı bir döneme aynı zamanda.

Böyle bir dönemde, önyargılı, olağanüstü bir mahkemede yargılama sonucunda verilen doğruluğunun sorgulanması gereken idam hükümlerinin gerçekleştirilmesi sırasında bile acımasızca davranan insanları gördükçe öfke duydum. En son aşamada ise yaşananların her anı beni çok duygulandırdı, içim sızladı. Mektuplarında ailelerine yazdıkları, babalarının onları toprağa verirken yaşadıkları, acılarına saygı göstermeyen insanlar… Daha önce bunları okumuş olmama rağmen.

Onlar hem tutukluluk sürelerinde hem de ayakları zincirli halde hücrelerinden alınıp da darağacına götürülürken ve son nefeslerini verene kadar davalarından, dik duruşlarından asla vazgeçmediler. Onurlu ve yürekli bir şekilde gittiler…

“Erdemleri rehberimiz;
Anıları yolumuza ışık olsun…”
216 syf.
·Beğendi·10/10
Yakın tarihimizde, suçları sadece yurdunu çok seven yurtsever 3 gencin hayatını alan başıbozuk faşist zihniyet hesabını er yada geç vereceklerdir. Okuyup ta duygulanmamak mümkün değil.
3 fidan 3 delikanlı halkına sevdalı 3 yiğit adam... Tarih; sizi ve sizin gibileri, darağacında asanları yargılayıp cezasını hak ettiğiniz şekilde verecektir.
Asarak öldürdüklerini düşünen zavallı sperm artıkları, ah bir anlayabilseler; onlar fikirleri ve davalarındaki duruşlarıyla bizlerle hep yaşadılar ve yaşayacaklar.
216 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
Söze nasıl başlayayım, doğru kelimeleri nasıl ifade edeyim diye düşündüm. Ama sonra içimdeki en güçlü hissi cümlelere dökmeye karar verdim. Bir utanç, bir Türkiye ayıbı! Yıllar da geçse bu üç gence yapılan haksızlık asla unutulmayacak! O dönemi yaşamayan biri olarak tabi ki ahkam kesemem. Ama şimdi ne yaşıyorsak o yıllarda da mevcuttu! Kirli oyunlar, medyayı susturma, halkı yanlış bilinçlendirme, suça verilen cezanın orantısızlığı, dizine değil boyuna kadar haksızlık! Deniz, Yusuf ve Hüseyin onlar 6 Mayıs 1972'de asıldılar. Hücrelerinde geçirdikleri son ana kadar olan birbirlerine ve davalarına bağlılıklarına gıpta ettim. Hele ailelerine yazdıkları son mektupları okurken, gözlerim fazlasıyla yaşardı...Kitapta son dönemlerini, yakalanmalarını, mahkeme günlerini ve idama gidişlerini anlatıyor. Avukatların da kendi ağızlarından olayın sürecini anlatan demeçleri mevcut. Yazar da o dönem kitabı yazdığı için yargılanmış ve tatsız günler geçirmiş biri. Herkesin okuması en azından kim olduklarına karşı bir fikir sahibi olmaları açısından tavsiye ederim. Huzur içinde uyusunlar...
216 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Onlar öldüler ama yenilmediler ülkemizin 27 mayıs şanlı "devrimi" ile kazandıgı kırıntıda olsa özgür 27 mayıs anayasasını bağımsızlıgı savundular zalimin karşısında asla boyun eğmediler ve gencecik hayatlarını işçilerin emekçilerin halkların kurtuluşuna adamaktan zerre çekinmediler her 6 mayıs şafagında yüreklerimiz sızlasa da hepimiz birer deniz mahir hüseyin yusuf ulaşız kadiriz taylanız bu böyle biline .. yiğitlerimiz işçilerin emekçilerin mücadelesinde bilincinde yaşıyor yaşatıcaz ...
216 syf.
·4 günde·6/10
Kitap bitince Deniz'i,Yusuf'u ve Hüseyin'i biraz daha yakından tanımış oluyorsunuz hatta öyle ki idamından birkaç dakika önce Deniz'in içtiği son sigaranın kokusunu şimdi bile burnunuzda duymanız olası. Sade,akıcı olan dili bir yana olayların zaten sürükleyici olması nedeniyle ve biraz da tarihe ilginiz varsa hemen kitapla haşır neşir oluyorsunuz.Olayların gidişatına kendinizi kaptırmışsanız sıra Nihat Behram'ın şiirlerine geldiğinde canınızın sıkılacağı ihtimali yüksek.
216 syf.
·8 günde·Beğendi·Puan vermedi
Öncelikle bu kitaba başladığım zaman değişik tepkiler aldım devrimci misin, yasaklı kitap, öyle bir kitabı neden okuyorsun şunu bilmemiz gerekiyor biz özgür bir düşünceye sahip ülkeyiz daha doğrusu sözde öyleyiz. Bunu yapan bizleriz insanları direk gördüklerimizle yargılamak yada görmek istedikelerimizle. İşte kitap da tam bunu anlatmak istiyor. Üç gencin yargılama sürecinde yargılayanlar sadece görmek istedikleri yönde bakıp üç fidanı yok etmişler. Ölümle sonuçlanan hiçbir dava haklı değildir. İster sağcı ol ister solcu. Yazar taraflı bir yazar olsada olayları güzel bir şekilde sunmuş.Kitap da görmek istediğim tek şey ilk başta hangi düşünce uğruna bunları yaptıklarını bilmek isterdim ama sonrasında olayın şahitleriyle bunu desteklemiş. Şunuda eklemek isterim bir düşünceyi savunmadan önce neyi savunacağımı en ince ayrıntılarıyla bilmemiz gerekir.

Bizim suçumuz en başta insanları düşünceleri,dinleri,inanışları yönden ayırmak. Bu kitabı devimci biri olarak okumadım öğrenmek isteyen biri olarak okudum. Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Arslan’ın Ruhları Şad Olsun
222 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
6 Mayıs'a, üç fidanımızın idam edilmelerinin 48. yılına 1 hafta kalmışken incelememi yapmak isterim. Okumamış, okumak isteyen varsa ve bu bir hafta içinde okursa belki bazı şeyler daha net oturur. Biz de çıkamıyoruz şimdi sokağa, en azından 20 yaş altı olan ben çıkamıyorum, onlar da çıkamamıştı. Ama virüs olduğundan değil; ülkenin geleceğini aydınlatmak istedikleri için, emperyalizme, bozuk düzene karşı çıktıkları için kısacık ömürlerinin son birkaç yılını yarı içeride yarı dışarıda geçirdiler. Belki bir virüs vardı, nefret virüsü diyebilir miyiz buna? Bence diyebiliriz. Karşıt fikirli birinden ölesiye nefret etme virüsü... Siyasi fikir ayrılıkları var diye 23, 25 ve 25 yaşındaki 3 genci idam ettirecek kadar nefret virüsü...

Türkiye'nin tarihi kapkara, kapalı bir kutu. Bunu bize okullarda öğretmeyecekler, hatalarımızı yüzümüze vurmadıkları için maalesef ki çoğunluk ders de çıkaramayacak. Yakın tarihimizi bilmeyen, özür dileyerek söylüyorum ama "aptal" bir nesil olarak geçip gideceğiz diye çok korkuyorum. Bu, böyle olmamalı.

Şimdi kitaptan da biraz bahsedeyim. Bence aydınlatıcı bir kaynaktı, Denizleri öğrenmek istiyorsanız size yardımcı olacaktır. Sadece eylemlerde tanıdığımız Deniz, Yusuf, Hüseyin'i değil; günlük hayatlarında da onları tanıtanımamızı sağlayan kitap. Fotoğraflarla zenginleştirilmesi de ayrıca hoşuma gitti, tarihle ilgili kitaplar okurken insanların fotoğraflarını görmek benim sevdiğim bir şey. Kitapta Nihat Behram'ın şiirleri de aralara serpiştirilmiş. Onları da beğendim.


Yakın tarihimizdeki önemli bazı insanları tanımak için aydınlatıcı ve güzel bir kitaptı. Herkese tavsiye ederim. İyi okumalar dilemek isterdim ama sonunda gencecik üç insanın idam edildiği bir kitap nasıl iyi okunacaksa artık siz düşünün...
"Yaşasın Türkiye halkının bağımsızlığı, yaşasın Marksizm-Leninizmin yüce ideolojisi, yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi, kahrolsun emperyalizm!"
. DENİZ GEZMİŞ
Nihat Behram
Sayfa 58 - Everest Yayınları - 118. Basım 2019
"Ben halkımın bağımsızlığı ve mutluluğu için şerefimle bir defa ölüyorum. Sizler bizi asanlar şerefsizliğinizle her gün öleceksiniz. Biz halkımızın hizmetindeyiz. Sizler Amerika'nın hizmetindesiniz... Yaşasın devrimciler, kahrolsun faşizm...!"
YUSUF ASLAN
Nihat Behram
Sayfa 66 - Everest Yayınları - 118. Basım 2019
"Ben şahsi hiçbir çıkar gözetmeden, halkımın mutluluğu için savaştım. Bu bayrağı bu ana kadar şerefle taşıdım. Bundan sonra bu bayrağı Türkiye halkına emanet ediyorum. Yaşasın işçiler, köylüler ve yaşasın devrimciler. Kahrolsun faşizm!"
HÜSEYİN İNAN
Nihat Behram
Sayfa 68 - Everest Yayınları - 118. Basım 2019
Emperyalizme ve onun emrindeki uşaklara karşı verdiğimiz kutsal bağımsızlık kavgamızın şehitlerine selam olsun.
Nihat Behram
Sayfa 29 - Everest Yayınları - 118. Basım 2019
İnançları uğruna ölümün eşiğinde bükülmeden duranları, var olalı bilir dünyamız. Çünkü bazı ölüler dünyanındır.
Nihat Behram
Sayfa 2 - Everest Yayınları - 118. Basım 2019
"... Ta ki vatanı Amerika'ya satanların ve gericilerin sonu gelene kadar, bu kavga biz olmasak da devam edecektir.!"
Nihat Behram
Sayfa 23 - Everest Yayınları - 118. Basım 2019
Deniz Gezmiş “Yok ağabey demişti, “bizim asılma kararımızı çok önceden vermişlerdi zaten, bunu hep söyledik. Dileriz ki biz boş yere ölmüş olmayalım ve vatan satıcılarının oyunları anlaşılsın yoksul halkımızca. Boşa ölmüş olursak işte o zaman yazık olur.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Darağacında Üç Fidan
Baskı tarihi:
11 Şubat 2019
Sayfa sayısı:
222
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753168175
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Darağacında Üç Fidan
Darağacında Üç Fidan
"Biz şahsi hiçbir çıkar gözetmeden, halkımızın bağımsızlığı ve mutluluğu için savaştık!"

1968'ler. Yazılı tarihin en barbar asrının en umutlu, en ışıklı, en cesur günleriydi. Coşkun bir devrimci dalganın bütün dünyayı sarstığı, onlarca ülkede milyonlarca insanın ayağa kalkarak, "Gerçekçi ol, imkansızı iste," diye haykırdığı günlerdi...

Böyle bir dünyada, Denizler de özgürlük bayrağını Türkiye'de yükseklere taşıdılar. ABD'ye, NATO'ya, yurtlarını yerli ve yabancı sermayeye peşkeş çekmek isteyenlere en iyi cevabı eylemleriyle, yürüyüşleriyle, cesaretleriyle verdiler.

Ve egemenler, bu özgürlük kabarışının intikamını 12 Mart karanlığında üç gençten çıkarmak istediler. Somut hiçbir yasal dayanak olmadan Deniz'i, Yusuf'u, Hüseyin'i ve nice arkadaşlarını idamla yargılayıp, "Asalım, asalım!" çığlıklarıyla darağacına göndererek özgürlük ve bağımsızlık mücadelesini boğmaya çalıştılar...

İşte Nihat Behram, o günlerin ölüm karanlığını sivil tarihçiliğimize belgesel bir katkı olan bu kitabıyla yırtmıştır. Denizler'in asılmadan önceki son sözlerinin de ilk kez açıklandığı, yayımlanır yayımlanmaz yasaklanan ve ancak yirmi iki yıl sonra aklanan Darağacında Üç Fidan, içten sesi, ince duyarlılığı ve ödünsüz tavrıyla, bütün iktidarların geçici olduğunu, milyonların kalbinde yaşayacak olanların daima özgürlük savaşçıları olduğunu göstermiştir...

Baskı altında geçen yirmi iki yılın ardından, yirmi ikinci basımıyla Darağacında Üç Fidan'ı sunarken, bugün koyu bir karanlığın ve ahlaksızlığın içine itilmek istenen yurdumuzda, gözlerimizde hala bir umut ışığı, darağaçlarında "solmayan" üç fidanın anısı önünde saygıyla eğiliyoruz...
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 7,2bin okur

  • Melis Özşimşek
  • Ayhan keskin
  • Sergerdan
  • Büşra Bekmezci
  • Dilay Ok
  • ʙᴀʀᴀɴ ᴀᴋsᴜ
  • Nur
  • kitap tutkusu
  • Yağmur Özel
  • Arzu Demirbuğa

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.6
14-17 Yaş
%1.9
18-24 Yaş
%16.8
25-34 Yaş
%33.2
35-44 Yaş
%29.9
45-54 Yaş
%8.7
55-64 Yaş
%1.4
65+ Yaş
%1.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%68.9
Erkek
%31

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%45.4 (652)
9
%18.5 (266)
8
%20.3 (292)
7
%8.6 (124)
6
%3.6 (51)
5
%1.6 (23)
4
%0.6 (8)
3
%0.4 (6)
2
%0.1 (2)
1
%0.8 (12)

Kitabın sıralamaları