8,1/10  (29 Oy) · 
98 okunma  · 
27 beğeni  · 
1.042 gösterim
Yine akşamdan kalmaydım ve sıcak dayanılır gibi değildi -kırk derecelik bir hafta. Her gece içmeye devam ediyor, sabahları Taş ve her şeyin olanaksızlığıyla yüzleşmek zorunda kalıyordum. Çocukların kimileri Afrika güneş kaskları ve gözlükleri giyiyorlardı; ama ben, hep aynıydım, yağmur ya da güneş- yırtık pırtık giysiler, çivileri ayaklarıma batan eski ayakkabılar. Mukavva parçaları koyuyordum ayakkabılarımın tabanlarına. Bir süre için iş görüyorlardı, ama çok geçmeden çiviler topuklarıma batmaya başlıyorlardı yine. Viski ve bira terliyordum, koltuk altlarımdan, ve sırtımda bir torbayla dolanıyordum çarmıh misali; torbadan dergiler çıkarıyor, binlerce mektup dağıtıyordum güneşin altında kavrulup sendeleyerek.
  • Baskı Tarihi:
    2003
  • Sayfa Sayısı:
    168
  • ISBN:
    9789758441785
  • Orijinal Adı:
    Post Office
  • Çeviri:
    Avi Pardo
  • Yayınevi:
    Parantez Yayınlar
  • Kitabın Türü:

Postane de düzenli bir yaşamı sevmemesine rağmen hayatının 11 yılını bir postane de geçiren yazarın yaşadığı zorlukları,kadınlarla olan ilişkilerini,hayatı çok ta ciddiye almamasını yine keyifle okudum.İnsanlara bakış açısını mizahi bir üslupla anlatmış.Tabi ki tüm kitaplarında olduğu gibi dili yine bol küfür içeriyor ama siz bu dili okudukça kanıksıyor ve hatta seviyorsunuz.Keyifli okumalar.

Oblomov 
19 Nis 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Tipik bir Bukowski romanı. Bukowski her ne kadar berbat bir hayat yaşasa da insanı gülümsetmeyi başarıyor. Bu romanda Bukowski 11 yıl boyunca çalışmış olduğu postanede başından geçenleri ve karşılaştığı sıradan insanları sahip olduğu müthiş gözlem yeteneğiyle anlatıyor.

Seher 
29 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Yeraltı edebiyatını seviyorum. Bukowski'de bu alanın en iyisidir. Bu kitapla Chinaski ile Postacılık yapıp yazarlığa geçiş yapıyorsunuz. Dili anlatımı sizi çok zorlamaz hiç Bukowski okumadıysanız Ekmek Arası kitabı ile başlayabilirsiniz.

Mêrxwas 
 01 Haz 21:12 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bukowski'nin memuriyet hayatından sonra pastanede çalıştığı dönemde iş hayatı sırasında yaşadığı zorlukları yazıya aktardığı kitabıdır. Mevcut olan sisteme adapte olamama sıkıntıları çekiyor. Çünkü adam sürekli olarak içiyor ve at yarışı oynuyor (: Bu tür şeylere ılımlı yaklaşan birisi . Ondan sonra hayat pahalılığıdr şudur budur kirasını ödemekte sıkıntı yaşıyor. Bir ilişkiye başlıyor ilişki sırasındaki çekişmelerini yansıtıyor kitaba. Aslında bakarsanız hayata dair memuriyet hayatı şehir hayatının insanı ne kadar yorduğunu ve aptalca olduğunu çok güzel bir biçimde kağıda dökmüştr. Monoton yaşam karşıtlığı ile nitelendirebiliriz.
Zaten Bukowski bit kuşağından gelir. Bit kuşağı yeraltı edebiyatının bana göre mi bilmem ama en iyi çıkışıdr. Bukowski de bit kuşağının en iyi yazarlarından bir tanesidir zaten.

BARAN 
03 Oca 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 8/10 puan

Charles bukowski nin asıl yapması gereken iş olan yazarlığa girmesini sağlayan eser postaneden ayrılarak büyük bukowski nin doğuşunun ilk romanı. 39-50 yaşları arasındaki 11 yılını konu alıyor. Ancak gelişimini ve hayatında önemli yer kaplayan postanede çalıştığı dönemleri anlamak için mutlaka okunması gereken bir kitap. Bukowski nin şimdiye kadar dört kitabını okudum. Eserlerinde genellikle toplum dışı insanlar ile depresyonu konu alır ve alkolizme yatkın bir hayat tarzını anlatır. Eserlerını zenginleştiren kısım diğer karakterler ve onların Bukowski' nin gözünden görünüş şekilleridir. Charles bukowski bence yeraltı edebiyatının en iyi yazarından biridir.

haluk aydın 
22 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · Puan vermedi

On iki yıl çalıştığı postaneye nasıl girdiğini,iş koşullarını ve nasıl/neden istifa ettiğini ayrıntılı mizahi üslubuyla yazan Bukowski bir yalnız gezerdir.Diğer anlatı kitaplarında da görüldüğü üzere alkol,kadın/seks,ikili ilşkiler üzerinden yaşadığı topluma tanıklık ederken eleştirel bakışını mizahi ve samimi bir dille aktarır okura.O samimiyet okura işler ve kitaplarının satılma nedenlerinden biri de budur.Kendi adıma kapitalist toplumda sorgulayan,önüne konana körlemesine yumulmayıp şüpheyle yaklaşan ilerici ve aydınların bir üyesi olduğundan yerinde taşlamalarıyla o dönemin otoriter kurumlarıyla sürekli sürtüşen ve Amerikan yeraltı edebiyatında kalıcı iz bırakan C.Bukowski daima okunup hatırlanacaktır.

Kitaptan 9 Alıntı

Gamze 
16 Nis 20:03 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kadınlar acı çekmek için yaratılmışlardı; sürekli sevgi sözcükleri duymak istemelerine şaşırmamak gerekir.

Postane, Charles Bukowski (Sayfa 150 - İmge kitabevi)Postane, Charles Bukowski (Sayfa 150 - İmge kitabevi)
Deniz Önen 
10 May 07:52 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Yemek
İnsanın sinirlerini ve ruhunu yatıştırır yemek. Cesaret mideden gelir -gerisi umutsuzluktur.

Postane, Charles Bukowski (Sayfa 50)Postane, Charles Bukowski (Sayfa 50)
Virginia 
31 Ağu 18:51 · Puan vermedi

Banyoya gidip yüzüme su çarptım, saçımı taradım. Bir de şu yüzümü tarayabilsem, diye geçirdim içimden, taranmıyordu ama.

Postane, Charles BukowskiPostane, Charles Bukowski
Özcan tiktaş 
 14 Eki 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kadınlar acı çekmek için yaratılmışlardı sanki; sürekli sevgi sözcükleri duyma ihtiyaçları bundan kaynaklanıyordu belki...

Postane, Charles Bukowski (Sayfa 131 - PARANTEZ)Postane, Charles Bukowski (Sayfa 131 - PARANTEZ)
Deniz Önen 
 10 May 07:55 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Ayyaş
Sonra bir ses geldi kalabalığın içinden, "Bütün dahiler ayyaştır!" Bu her şeyin yanıtıymış gibi. Yine, çok fazla film.

Postane, Charles Bukowski (Sayfa 83)Postane, Charles Bukowski (Sayfa 83)

– Ya köpek?
– Köpek de senin olsun dedim,
– Seni özleyecek.
– Ne güzel, birisi beni özleyecek.

Postane, Charles BukowskiPostane, Charles Bukowski
BARAN 
03 Oca 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

"'Yarın hangi ata oynamayı düşünüyorsunuz?' diye sordu barmen.
'Yarın çok uzak,' dedim ona."

Postane, Charles Bukowski (Sayfa 115)Postane, Charles Bukowski (Sayfa 115)
BARAN 
03 Oca 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

HAYIR HAYIR HAYIR!' diye bağırdı. 'KUTUYA KOYMA!'
Bana doğru koşmaya başladı. Bulanık ayaklarını gördüm sadece. Yüz metreyi 9.2'de koşmuş olmalıydı.
Mektubu eline bıraktım. Zarfı açtı, verandayı katetti, kapıyı açtı ve içeri girdi. Ne anlama geldiğini bana birinin anlatması gerekiyordu."

Postane, Charles Bukowski (Sayfa 26)Postane, Charles Bukowski (Sayfa 26)