Puan

810 üzerinden
458 kişi
Hayatın Postanesinde Sırada Bekleyen Ruhlar
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2025 44. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2025 00:24
Bukowski’nin Postane kitabını okuduğumda ilk hissettiğim şey yorgunluktu. Öyle fiziksel bir yorgunluk değil içimi kemiren insanı kendi hayatından bile soğutan o türden bir yorgunluk. Sanki bu kitapta her cümle postane gibi ağır ve sıkıcıydı ama bir o kadar da gerçek. Her sayfasında bir insanın sistemin çarkları arasında ezilişini duydum ve tuhaf bir şekilde o ses bana çok tanıdık geldi. “Uyuduğumuzda da ayaklarımızı birbirimizin vücuduna dayamadık eskiden yaptığımız gibi. Birbirimize değmeden uyuduk. İkimizden de bir şeyler çalınmıştı.” Bu satırı okuduğumda içimde bir şey kırıldı. Çünkü o an sevginin bitişi değil insanın insana olan sıcaklığını kaybedişi geçti gözümden. Bazen sevgiler bitmiyor sadece içinden anlamı çekip alıyor hayat. O dokunmayışta o uzak yatışta aslında bir dönemin kapanışı gizli. İki kişi hala yan yana ama artık birbirine ulaşamıyor. İşte o boşluk insanı delirten türden bir yalnızlık. “Dışarıdan gazel okumak kolaydır. Ama üzecek seni o adam. Sana şans diliyorum, bebeğim. Sevdiğim birçok yanın var, biliyorsun. Sadece paran için değildi.” Bu satırlarda Bukowski’nin o acı alayını hissettim ama ben kendi içimde bir başka şeye dönüştürdüm bunu. İnsanın sevdiği birine veda ederken bile kendi yenilgisini saklamaya çalışması gibi geldi bana. Bazen sevdiğimiz insanlar bizi paramparça eder ama biz onları yine de suçlayamayız. Çünkü biliyoruz o da bizim gibi eksik bizim gibi kırık. Belki de aşk birbirimizin eksikliğini taşımayı göze almaktır. “Vazgeçelim. Rahatımıza bakalım, sevişelim, yürüyüşe çıkalım, sohbet edelim… Bu yaşadığımız hayat herkesin yaşadığı hayat: bizi öldürüyor.” Bu cümleye geldiğimde kendime sordum gerçekten yaşadığım hayat beni yaşatıyor mu yoksa yavaşça öldürüyor mu Bukowski’nin bu teslimiyeti bende bir isyan duygusu yarattı. Çünkü
Alıntı
PostaneCharles Bukowski · Parantez Yayınları · 20241,639 okunma
Ah insanlar! Her şeyi bulup kendini bulamayanlar.
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2023 33. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2023 23:14
Bana iyi geliyorsun… Norse anılarında şöyle yazıyor: “İlk sarhoş mektuplarından, gerçekten çok kurmaca ve fanteziyle ortalığı sarsacak, Falstaff benzeri vahşî bir kabadayıyla karşı karşıya olduğumu biliyordum.” Buk’un en çarpıcı resimlerinden birini çizmiştir: “Bukowski kötü biçimliydi çiçekbozuğu bir yüzle koca bir kambur, nikotinden sararıp çürümüş dişler ve acı dolu yeşil gözler. Yatık kahverengi saçları, gereğinden büyük bir kafaya yapıştırılmış gibi görünüyordu –omuzlardan daha geniş kalçalar, gülünç derecede küçük ve yumuşak eller. Kemerinin üstünden bir bira göbeği sarkıyordu. Beyaz bir gömlek, bol bir pantolon giyiyordu, mahkûmlara hapisten çıkarken verilenler gibi. Onlardan biri gibiydi, batıp çıkmış. Kelime oyunlarının şaşırtıcı bir alaşımı, olgun, kaba, müstehcen; dili kâğıttan bir Van Gogh gibi fırlıyordu, uyarıcı, baş döndürücü, direkt, ham şiddet, renk ve ışık dolu.. insan, görüp geçirdiklerini, sevip kaybettiklerini sanki dünyadaki ilk insanmış gibi tevazuyla ve samimiyetle kâğıda dökmeli. Bunu en iyi Bukowski’nin kaleminde gördüm..
PostaneCharles Bukowski · Parantez Yayınları · 20241,639 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
2/10
·168 syf.··
2026 29. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mart 2026 22:39
Beğenmedim. Oldukça argo, küfür ve pislik içeriyor. Charles Bukowski'nin ilk romanı. Postacılık yaptığı günlerin anısını yazmış güya ama içine her türlü pisliği katarak. Sonunda ne olacak diye merak ederek bitirdim ama hiç de bir şey olmadı. Tam bir hayal kırıklığı...
1000Kitap
PostaneCharles Bukowski · Parantez Yayınları · 20241,639 okunma
Cut
9/10
·168 syf.·
2023 20. kitabı
Charles Bukowski'nin ilk romanıdır ve 1971 yılında yayımlanmıştır. Bukowski'nin yarı otobiyografik tarzda kaleme aldığı bu eser, yazarın kendi hayatından izler taşır ve özellikle ABD Postanesi'ndeki çalışma deneyimlerini konu alır. Kitap, Bukowski'nin karakteristik kaba, gerçekçi ve mizahi üslubuyla dikkat çekiyor Bukowski sevenler için yeniden yeniden okunacak bir roman. Henry Chinaski'nin (Bukowski'nin alter egosu) ABD Postanesi'ndeki çalışma hayatını anlatır. Chinaski, postanede dağıtıcı olarak çalışırken, sistemin monotonluğu ve bürokrasisiyle mücadele eder. Henry Chinaski, postanede işe başlar. İş, fiziksel olarak yorucu ve zihinsel olarak sıkıcıdır. Chinaski, iş arkadaşları ve amirleriyle olan ilişkilerinde sık sık sorunlar yaşar. Sistemin kurallarına uymakta zorlanır ve sık sık disiplin cezaları alır. Postanedeki iş, Chinaski için bir tür hapishane gibidir. Günlük rutin, onu ruhsal olarak tüketir. Chinaski, bu monotonluğa alkol, kadınlar ve kumar gibi kaçış yollarıyla tepki verir. Ancak bu kaçışlar, onun sorunlarını çözmez, hatta daha da derinleştirir. Chinaski'nin kadınlarla olan ilişkileri karmaşık ve genellikle sorunludur. Özellikle Betty ile olan ilişkisi, romanın önemli bir bölümünü kaplar. Yalnızlık, Chinaski'nin hayatının merkezindedir. İnsanlarla kurduğu ilişkiler, onun yalnızlığını gidermez. Chinaski, bir süre sonra postanedeki işinden ayrılır. Ancak bir süre sonra tekrar işe geri döner. Bu dönüş, onun sistemle olan çatışmasının bir göstergesidir. Roman, Chinaski'nin postanedeki işini tamamen bırakmasıyla sona erer. Charles Bukowski'nin bürokrasi, monotonluk ve bireyin sistemle olan çatışmasını anlattığı yarı otobiyografik bir romandır. Henry Chinaski karakteri üzerinden, hayatın anlamsızlığı, yalnızlık ve başkaldırı gibi temalar işlenir. Bukowski'nin
1000Kitap
PostaneCharles Bukowski · Parantez Yayınları · 20241,639 okunma
Postane
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2020 350. kitabı
Merhaba... Otobiyografik Bukowki kitaplarından okuduklarım arasında en sevdiğim kitap budur. İşin içinde kurmaca hikayeleri de sokarsak Bana Aşkını Getir kitabı en iyisidir. Bukowski kitaplarının hemen hemen hepsi aynıdır; içer, seks yapar, bir şeylere küfreder, at yarışı oynar, bir yerlerden kovulur... Kitapları zenginleştiren kısım diğer karakterler ve onların Bukowski' nin gözünden görünüş şekilleridir. Tüm bu tekdüzeliğe rağmen Bukowski hayranları pek sıkılmaz hatta keyif alırlar bu durumdan, kitabın daha uzun olmasını isterler. Kahve, alkol, sigara tüketip seks yapan bir ana karakter üzerinden şekillendirilen her kitabı sevmişimdir. Bukowski' nin de elbette bundaki katkısı yadsınamız. Gerçekçi anlatım tarzını sevdiğim ve bu yönüyle idol olarak kabul ettiğim Bukowski'nin kitapları benim için çok ayrı bir yerdedir. Bu kitapta yine olması gerektiği uzunlukta. Yine sisteme çakıyor, yine iyi içiyor, yine sevişiyor, yine para kaybediyor ama tüm bunları çok uzatmıyor Bukowski... İyi okumalar diliyorum.
1000Kitap
PostaneCharles Bukowski · Parantez Yayınları · 20241,639 okunma