Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Bukowski’nin Postanesi
Puan vermedi·168 syf.··
2024 3. kitabı
Henry Chinaski, Bukowski’nin çoğu eserinde görülen, yazarın alter egosu olarak kabul edilen bir karakterdir. Chinaski, sıradan bir işçi olarak yaşamını sürdüren, asi ruhlu ve otoriteye karşı direniş gösteren bir figürdür. Çoğu zaman alaycı ve umursamaz bir tavır sergiler, alkol ve kadınlarla olan ilişkileri ise onun yalnızlığını ve varoluşsal boşluğunu bir nebze olsun doldurma çabası olarak yorumlanabilir. Chinaski’nin karakteri, Bukowski’nin hayata bakış açısını yansıtır; sıradanlıktan ve monotonluktan nefret eden, ancak bu döngüden kaçmak için de fazla motivasyonu olmayan bir adamdır.
Edebiyat
PostaneCharles Bukowski · Parantez Gazetecilik ve Yayıncılık · 20161,637 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2025 44. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2025 17:07
.ilişkileri duygusal anlamda pasif bir karakterin dilinden anlatmış ve bu erkek bir karakter. kadın karakterler çok silik . Açıkçası bence bütün karaketrler silik ve yüzeysel. Akıcı bir anlatımı var .
PostaneCharles Bukowski · Parantez Gazetecilik ve Yayıncılık · 20161,637 okunma
İlk Roman
9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2025 28. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2025 01:39
Postane, Bukowski'nin 1971'de yayımlanan ilk romanı. Bu romanın yazılma macerası şöyle gerçekleşmiş. Bukowski'nin ilk şiirleri, yazıları kitapçıklarda, dergilerde, ince broşürlerde olurmuş. Onlardan birinde John Martin isimli bir yayıncı, Bukowski'nin şiirlerini okumuş. Charles Bukowski'yi yeni
Walt Whitman
Walt Whitman
olarak görmüş. (Walt Whitman Amerika Birleşik Devletleri açısından üne kavuşan ilk şair, Çimen Yaprakları eseriyle ünlü, hani Breaking Bad'de bacanak Hank tuvalette bir kitap buluyor ya...) . Bu John Martin, Bukowski'nin ve ona benzer yazarların eserlerini yayınlamak amacıyla 1966 yılında, Black Sparrow Press adında Los Angeles'ta bir yayınevi kurmuş. Burası Bukowski'ye matbaa, malzeme açısından imkan sağlamış. Bu yayınevinin 1966'da yaptığı ilk yayın, Bukowski'nin şiir broşürü olmuş. 1969 yılına gelindiğinde, John Martin, o zamanlar Postane'de çalışan Charles Bukowski'ye işini bırakıp tam zamanlı yazarlık yapması için ayda 100 dolar maaş teklif etmiş. Bukowski'de teklifi kabul etmiş. Yaklaşık 3 hafta sonra Bukowski ilk romanı olan
Postane
Postane
'yi sunmuş. . Postane'de Bukowski; 1952'de çalışıp, istifa edip, at yarışları ile hayatını idame ettirip, 1958'de tekrardan postane'ye çalışmaya döndüğü dönemdeki yaşadıklarını anlatıyor. Bu kitapta da her zamanki Chinaski olarak karşımıza çıkıyor olsa da, daha masum bir Chinaski var karşımızda. Açık, seçik, dürüst, alaycı, mizah anlayışı aynı ama işte onun ilk hali bence...
Edebiyat
PostaneCharles Bukowski · Parantez Gazetecilik ve Yayıncılık · 20161,637 okunma
Kayıtsızlığın Başkaldırısı
8/10
·168 syf.··
2025 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2025 23:16
23 dakikada bir metrelik kutuyu doldurma standardı, çalışarak kendini topluma kabul ettirme zorunluluğu, “öteki” olmanın kabul edilmezliği, sabahları çalan saat, kalkmak zorunda kalınan iş, başında dikilen amir, masa başında tükenmeyen evraklar… İnsan her gün biraz daha bu çarkta öğütülüyor, iş görmez hale gelene kadar, o gün geldiğinde ise kimse seninle ilgilenmiyor, amirin yerine birini bulmaya çalışıyor zira en önemli şey sen değilsin devam etmesi gereken işler. Kapitalist düzen ve bürokrasi, bireyin ruhunu usul usul kemiriyor. Henry Chinaski, bu düzene kayıtsızlığıyla başlı başına bir tehlike. Ne dünyayı kurtarma derdi var ne de devrim planları. Onun direnişi, tam tersine kayıtsızlıkta saklı. Postanenin ve memur hayatının, kuralların, sistemin saçmalıklarıyla alay ediyor, onun küçük ama gerçek başkaldırısı oluyor. Bukowski süslü sözlere başvurmadan, işçilerin, memurların, sıradan insanların yaşadığı sıkışmışlığı bütün çıplaklığıyla gösteriyor. İçki, kadınlar, uykusuz geceler, bir türlü yakalanamayan huzur, küçük taşralı ahlakı… Ve tüm bunların arasında sisteme karşı duyulan alaycı bir öfke. Postane, sadece bir serserinin hikâyesi değil; çoğumuzun hayatına değen işyeri sıkıntılarının, sabahları uyanmak zorunda olmanın ve hayatın rutinine sıkışmışlığın edebiyata yansıması. Bukowski’nin başarısı ise bu gerçekliği amerikanca yalın bir biçimde büyük sözler söylemeden yapması. Yıllar sonra okumak yine keyifliydi.
Yeraltı Edebiyatı
PostaneCharles Bukowski · Parantez Gazetecilik ve Yayıncılık · 20161,637 okunma
Postane Review
7/10
·168 syf.··
2025 5. kitabı
Müthiş kitap. Sade, basit ve vurucu.. Aynı bukowski gibi. Bayıldım. Bir hayattan en fazla bu kadar sıkılabilir. Çarkın dişlisinden diğer dişlilere bir kitap. Yürü Hank !
PostaneCharles Bukowski · Parantez Gazetecilik ve Yayıncılık · 20161,637 okunma
2/10
·168 syf.··
2020 50. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2020 00:00
yazarlığa girmesini sağlayan eser postaneden ayrılarak büyük bukowski nin doğuşunun ilk romanı. harika bir eser Postane en iyi kitaplarından, Charles Bukowski klasiği.
PostaneCharles Bukowski · Parantez Gazetecilik ve Yayıncılık · 20161,637 okunma
Hayatın Postanesinde Sırada Bekleyen Ruhlar
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2025 44. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2025 00:24
Bukowski’nin Postane kitabını okuduğumda ilk hissettiğim şey yorgunluktu. Öyle fiziksel bir yorgunluk değil içimi kemiren insanı kendi hayatından bile soğutan o türden bir yorgunluk. Sanki bu kitapta
Alıntı
PostaneCharles Bukowski · Parantez Yayınları · 20241,637 okunma
Ah insanlar! Her şeyi bulup kendini bulamayanlar.
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2023 33. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2023 23:14
Bana iyi geliyorsun… Norse anılarında şöyle yazıyor: “İlk sarhoş mektuplarından, gerçekten çok kurmaca ve fanteziyle ortalığı sarsacak, Falstaff benzeri vahşî bir kabadayıyla karşı karşıya olduğumu biliyordum.” Buk’un en çarpıcı resimlerinden birini çizmiştir: “Bukowski kötü biçimliydi çiçekbozuğu bir yüzle koca bir kambur, nikotinden sararıp çürümüş dişler ve acı dolu yeşil gözler. Yatık kahverengi saçları, gereğinden büyük bir kafaya yapıştırılmış gibi görünüyordu –omuzlardan daha geniş kalçalar, gülünç derecede küçük ve yumuşak eller. Kemerinin üstünden bir bira göbeği sarkıyordu. Beyaz bir gömlek, bol bir pantolon giyiyordu, mahkûmlara hapisten çıkarken verilenler gibi. Onlardan biri gibiydi, batıp çıkmış. Kelime oyunlarının şaşırtıcı bir alaşımı, olgun, kaba, müstehcen; dili kâğıttan bir Van Gogh gibi fırlıyordu, uyarıcı, baş döndürücü, direkt, ham şiddet, renk ve ışık dolu.. insan, görüp geçirdiklerini, sevip kaybettiklerini sanki dünyadaki ilk insanmış gibi tevazuyla ve samimiyetle kâğıda dökmeli. Bunu en iyi Bukowski’nin kaleminde gördüm..
PostaneCharles Bukowski · Parantez Yayınları · 20241,637 okunma
2/10
·168 syf.··
2026 29. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mart 2026 22:39
Beğenmedim. Oldukça argo, küfür ve pislik içeriyor. Charles Bukowski'nin ilk romanı. Postacılık yaptığı günlerin anısını yazmış güya ama içine her türlü pisliği katarak. Sonunda ne olacak diye merak ederek bitirdim ama hiç de bir şey olmadı. Tam bir hayal kırıklığı...
1000Kitap
PostaneCharles Bukowski · Parantez Yayınları · 20241,637 okunma
Cut
9/10
·168 syf.·
2023 20. kitabı
Charles Bukowski'nin ilk romanıdır ve 1971 yılında yayımlanmıştır. Bukowski'nin yarı otobiyografik tarzda kaleme aldığı bu eser, yazarın kendi hayatından izler taşır ve özellikle ABD
1000Kitap
PostaneCharles Bukowski · Parantez Yayınları · 20241,637 okunma

Yazar Hakkında

Charles BukowskiYazar · 58 kitap
Charles Bukowski (16 Ağustos 1920 - 9 Mart 1994), asıl adı Heinrich Karl Bukowski olan Amerikalı yazar ve şair. Yapıtlarında bazen Henry Chinaski ismini de kullanmıştır. Hayatının çoğunu ABD'nin Los Angeles şehrinde geçirmiştir. Eserlerinde genellikle toplum dışı insanlar ile depresyonu konu alması ve alkolizme yatkın bir hayat tarzını anlatmasıyla ünlüdür. Bunun nedeni olarak kendisinin bu hayatı yaşaması gösterilebilir. Bukowski'nin yazılarında kendi hayatını yazıp yazmadığı tartışma konusu olmuştur; hayranlarının bir kısmı bunları kurguladığını, çoğunluğu ise yaşamadan bu tip kurguları yapmasının mümkün olmayacağını ve o karakterde bir insanın bu hayatı sürmesinin zaten doğal olduğu görüşünü savunmaktadır. I. Dünya Savaşı'nın sonlarında Almanya'ya askeri hizmet nedeniyle gelen Polonya asıllı Amerikan bir babanın ve terzilikle uğraşan Alman bir annenin çocuğu olan Charles Bukowski 1920 yılında Andernach, Almanya'da doğdu. 2 yaşındayken Los Angeles'ataşındılar. 1929 Krizi sırasında Bukowski'nin babası genelde işsizdi ve Bukowski'ye şiddet uygulardı. Genelde sessiz bir çocuk olan ve bu özelliğiyle dikkat çeken Bukowski, bazen çıldırış noktasına geliyor kendinden hiç beklenmedik kabadayılıklar yapıyordu. İlkokul yıllarından itibaren korkusuz olan Bukowski, kendi yazdığı bir eserinde ilkokul öğretmenine "sevişelim" dediğini söylemektedir. Bukowski, Los Angeles Lisesi'nden mezun olduktan sonra sanat, gazetecilik ve edebiyat dersleri aldığı Los Angeles Şehir Üniversitesi'nde 1 yıl okudu. Yazmaya başladığı günden itibaren yazılarını yayımlanması için dergilere gönderen Bukowski'nin yazıları hep geri gönderilmiştir. Ancak 24 yaşındayken "Aftermath of a Lenghty Rejection Slip" isimli kısa öyküsü yayımlandı. İki yıl sonra bir başka kısa öyküsü olan "20 Tanks From Kasseldown" isimli eseri yayımlandı. Bukowski yayıncılık yöntemlerinden hayal kırıklığına uğradı ve neredeyse 10 yıllığına yazmayı bıraktı. Hayatının bu bölümünü ABD'yi gezerek, çeşitli işlerde genellikle kısa vadeli çalışarak ve ucuz pansiyonlarda konaklayarak geçirdi. Hayatının diğer bölümlerinde olduğundan daha yoğun bir tempo ile açlık ile boğuşan ve kadınlarla zaman geçiren Bukowski daha sonra bu yıllarını Factotum isimli kitabında da anlatmıştır. Bu dönemdeki işlerinin kısa vadeli olmasının nedeni de düzen tanımaz kişiliği ve alkol bağımlılığıydı. Bukowski babasına olan nefretini onun aksine bir hayat yaşayarak göstermiş ve bir yazısında da bu yüzden bir hiç olmayı seçtiğini söylemiştir. O babasının aksine olduğu gibi görünen ve bir şey olmamayı hedefleyen birisi olarak kazandığı paraya önem vermiyor ve barlarda günü birlik bir hayat sürüyordu. Zengin Amerikalı kadınlarla ilişkiye girdiği dönemlerde onlara kaba dahi davransa etkiliyor onların evlerinde yaşamaya başlıyor ama bir türlü o hayata adapte olamayarak eski hayatına geri dönüyordu ki 1969'da da bunu, aç kalmayı seçtiğini söyleyerek ispat etmiş oluyor adeta. Ayrıca ömrünün çoğu denilebilecek kısmını da hipodromlarda geçirmiş ve bundan yazılarında sık sık söz etmiştir. 1950'lerin başında Bukowski, iki yıldan az bir süre ABD Posta İdaresi'nde posta kuryesi olarak çalıştı. 1955'te ölümün ucundan döndüğü alkol komasından dolayı hastaneye kaldırıldı. Taburcu olduktan sonra bir daktilo satın aldı ve şiir yazmaya başladı.1957'de Barbara Fry ile evlendi fakat 1959'da boşandılar. Bukowski, şiir yazmaya ve içki içmeye devam etti ve sonra Los Angeles'taki postaneye geri döndü. 1965'te hiç evlenmediği Francis Smith'ten bir kızı oldu. 1969'da Black Sparrow Yayınevi'nden ömür boyu 100 dolar maaş teklifini alınca postaneden ayrıldı. Bir mektubunda şöyle bir açıklaması vardı "İki seçenekten birini seçmek zorundaydım: Posta ofisinde kalıp delirmek ya da yazmaya oynayıp açlıktan ölmek. Ben aç kalmayı seçtim." Posta ofisini bırakalı bir ay olmadan Postane ismindeki ilk romanını bitirdi. 1976'da Bukowski, Linda King ile tanıştı. İki yıl sonra birlikte Los Angeles'ta bir liman şehri olan San Pedro'ya taşındılar. Bukowski ve Beighle 1985'te evlendiler. Bukowski, Pulp romanını henüz bitirdikten sonra 9 Mart 1994'te 73 yaşındayken omurilikten yayılan lösemi sebebiyle San Pedro, Kaliforniya'da öldü. Bu tip bir hayat yaşadığı için birçok kez tutuklanmış, dayak yemiş olan Bukowski hayatı, özgün dili ve tarzı ile Amerikan edebiyatına damgasını vurmuş, Türkiye'de ise ilk kez Sokak dergisi'nde çıkan öyküleri ile tanınmıştır.