Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 32 dk.
Sayfa Sayısı:
160
Basım Tarihi:
2020
İlk Yayın Tarihi:
2002
Yayınevi:
Metis Yayınları
Orijinal Dil:
İngilizce
Orijinal Ülke:
Amerika Birleşik Devletleri
ISBN:
9789753420549
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Amerikan Rüyasından Uyanıp Yastığına İşeyenlerin Literatürü
4/10
·160 syf.·
2026 17. kitabı
​Amerikan Rüyasından Uyanıp Yastığına İşeyenlerin Literatürü: Factotum “Sisteme karşı durmak ile hiçbir sorumluluk almadan sürüklenmek arasındaki o ince çizgide hep yanlış tarafta duran bir adamın sefaletini 'özgürlük' diye pazarlamak, edebiyatın en büyük manipülasyonu değil de nedir?” Charles Bukowski'nin Factotum adlı bu eseri, kirli gerçekçiliğin o sığlığını yeraltı edebiyatı maskesi altında pazarlayan ve bittiğinde insanın elinde sadece vakit kaybı ve kirlenmiş bir ruh bırakan bir metinden fazlası değil. Kitabı sırf verdiğim paraya değsin dediğim için sonuna kadar okumak gibi büyük bir hataya düştüm ve açıkçası bitirmek için kendimi resmen zorladım, hatta 'belki güzel kısımları vardır, biraz daha ilerleyeyim' dedim ama karşılaştığım şey çoğu zaman alkol, niteliksiz seks sahneleri ve yazarın zaman zaman erkeklik onuru kılıfıyla tecavüzü bile meşrulaştırmaya yaklaşan o rahatsız edici satırlardan başka bir şey değildi. “Bir parça erkeklik varsa içinde tecavüz edersin ona” gibi bir zihniyetin bir kadını ağlatmayı ya da ona zorla sahip olmayı neredeyse bir meziyet gibi sunmasının nesini övüyorlar, hangi kısmını güzelliyorlar anlamak benim için gerçekten zor. Bu bana edebiyatın sınırlarını zorlayan bir cesaretten çok, sapkınlığın dışavurumu gibi geldi ve bunun edebiyat adı altında romantize edilmesi ciddi bir akıl tutulması gibi duruyor. Henry Chinaski denilen bu karakter, güya zengin olmak yerine sadece hayatta kalmaya çalışan, sisteme başkaldıran bir anti-kahraman olarak sunuluyor. Ancak bu karakterin köklerine baktığımızda, yani Bukowski’nin başka bir romanı olan Ekmek Arası'nda (Ham on Rye) anlatılan çocukluk yıllarına indiğimizde farklı bir tablo görüyoruz. Orada babasından sürekli dayak yiyen, okulda dışlanan, aşağılanan
1000Kitap
FactotumCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20203,536 okunma
Bukowski'den Alaycı Bir Manifesto - Factotum
9/10
·160 syf.··
2024 57. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2024 19:45
Henry Chinaski, Los Angels Üniversitesi Gazetecilik mezunu bir adamdır. Henüz 22 yaşında; ucuz, dandik bir bavulla yollara düştüğünde ailesinin tam tersi isteklere sahip olmak istediğini biliyordur. Sarhoş olup, bar köşelerinde berduş içkileri içerken hayatına bazen arzuladığı bazen de onu iğrendiren kadınlar girer. Chinaski o kadar çok işe girer çıkar ki bu bir yandan hayatı tanımasına bir yandan da anlamasına yol açar. Ama iş anlatmasına gelince... Yazar olmak. Tek istediği bu. Ama bir yandan aylak işler de yakasını bırakmaz. O da 3-4 gün yaşadığı bataklık gibi Otellerde sızar kalır. ''Rafflesia'' cinsi bitkiye benzetiyorum ben Chinaski'nin yaşadığı hayatı. Bitki koktukça Henry ona çekildi. Bazı insanlar çürümeden etkilenir ve kendisi de çürümenin bir parçası olur. Ama yollara düşmekten vazgeçmemesi benim gözümde önemli bir durum. Yazar, hayatının adeta bir bölümünü yansıtan yüce Charles Bukowski sabahın köründe kalkıp zengin insanlara yalakalık yapan bir çalışma sistemine başkaldırı yazmış. Tarihsel gelir eşitsizlik oyunlarını göz önüne sermiş. Okuyun derim kitap dostları.
Yeraltı Edebiyatı
FactotumCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20203,536 okunma
Ben hayatın düzenine çomak sokarım :))
Puan vermedi·160 syf.·
2026 12. kitabı
“Okul bitti, güzel bir iş bul, sonra düzenli bir ilişki, birikimini yap, evlen, kariyer sahibi ol, ve bir aile kur.” Diye dayatılan toplumsal düzen sıralamasına kafa atmış, baba figürü aracılığıyla otoriteye kafa tutmuş bir adam. Henry Chinaski… Toplumun bize ölçüp biçtiği elbiseyi üzerimizden çıkarıp, ismimizin önüne gelen ünvan etiketini de attıktan sonra geriye bizden nasıl biri kaşır diye düşününce gözümde bu karakter canlandı. Hepimizin toplumsal normlar örtüsü ile sarıp sarmalanmadan önceki çıplak halimiz aslında. Sistemin bir parçası olmamış, olmamak için de direnmiş, hayatı zevk aldığı şeyleri yapmakla devam ettirmiş, gündelik işlerde hayatta kalacak kadar çalışmış, okurken yer yer özenip ‘oh ne güzel hayat’ dediğimiz, yer yer bunalıp, ‘böyle de nereye kadar’ diye sorduğumuz bir karakter Henry… Çoğunlukla yapmak istediğimiz ama yapmaya hiç cesaret edemediğimiz bir şeyi yaparak, sisteme de, düzene de, toplumsal kurumlara da, önemsemek zorunda olduğumuz ne varsa hepsine küfür etmiş ve kendi düzenini kurmuş bir anarşist… Ben kitabı okurken şöyle hayal ettim; Eski salaş bir barda, hayat tecrübesi yüzünden okunan, yaşlanmış ama yaşamaktan zevk almaktan bıkmamış bir adamın, bana hikaye anlatıyor, karşılığında tabi ki bira ısmarlarsam :)) Akıcı gündelik bir anlatım, yormayan bir dil. Keyifli, eğlenceli, bol güldürmeli, yer yer düşündürmeli bir kitap… Sevdim :)
1000Kitap
FactotumCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20203,536 okunma
9/10
·158 syf.·
2018 16. kitabı
Adını sürekli duyduğum içimde her zaman başlama isteği olan Bukowski ile nihayet tanıştım. Çok büyük bir heyecanla başlamıştım kitaba, ki sayfalar ilerledikçe afallamaya, neler oluyor demeye başldım. Çünkü yeraltı edebiyatına ilk defa giriş yapıyordum ve karşımdaki yazılanlar daha önce okumadığım tarzdaydı. Hem yazar hakkında bilgi sahibi değildim hem de yazın tarzıyla..Yazarın kendi hayatını mı yoksa kurgu bir hayatı mı anlattığını kestirememiştim. Yok bu böyle gitmez diyerek Bukowski belgeseli olan “Born Into This” i açıp izlemeye başladım. İzledikçe Bukowski’yi tanıdım, tanıdıkça derin bir insan olduğunu fark ettim. Yaşadıkları onu ‘iyi edebiyat’ yapmaya zorlamış ve ortaya samimi dili olan kitaplarını çıkarmıştı. Birçok noktada ortak fikirlerimiz olduğunu fark ettim. Her ne kadar ‘Factotum’ kitabı, kitapları içerisindeki en fazla cinselliği en fazla küfürü içerse de bir şekilde sevdim Bukowski’yi. Bukowski tarzına alışık olmayanlara Factotum’un ağır geleceğini düşünüyorum. Dilinin ağır olmasından dolayı değil kesinlikle aksine fazla samimi dilinin sizi kahkahalara boğduğu sayfalar çoğunlukta. Tekrar gülümsemek için işaretler bile koydum. :) Yine de kelimelerle anlatamadığım Bukowski’nin okunması gerekir bence, ama önyargısız.. Kitap 20’li yaşlarındaki tam da ‘Factotum’ olan Henry Chinaski yani Charles Bukowski’yi anlatıyor. Tam manasıyla serseri takımından ‘aylak’ diyebileceğimiz bir adam Charles Bukowski. Para kazanmak, yaşamak için bulabildiği her tür ayak işine girer ve ilk fırsatta çıkar. Böyle böyle hayatına devam eder. Kitapla aynı adı taşıyan bir film de var. Tamamen kitabı yansıtmasa da (tabii ki kesilmiş sahneler var) filme uyarlanmış. Filmi karakterlerin nasıl oynandığını merak ettiğim için izledim. Matt Dillon harika bir Bukowski performansı
Edebiyat
FactotumCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20203,536 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2023 22. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2023 18:37
Factotum, yarı otobiyografik bir kitap bundan dolayıdır ki Bukowski'nin yaşam tarzını, hayata bakışını, düşünce yapısını vs. bu kitap ile anlayabiliyoruz. Oldukça karamsar ve depresif bir kişi. Charles Bukowski (kitaptaki ismi ile Henry Chinaski) bir karar verir: babası gibi biri zengin olmak istediğine göre, o tersini isteyecektir. Aylaklığı. Ve onun bir tek gerçek dostu vardır, alkol. Bu kitapta, Henry Chinaski sevgi ve saygıdan uzak, toplumsal normlara uymayan, yalnızca günü kurtarma derdinde ve alkol içmenin peşinde olan bir birey, Eyalet eyalet dolaşıp, pansiyon kirası ve içki giderlerini karşılamak için sayısız ikinci, hatta üçüncü sınıf işlere girip çıkıyor, bizler de onun ağzından yaşamını okuyoruz. Ayrıca cinsellik, ve bol bol küfürleri de bizlere hatırlatmayı hiçbir an unutmuyor Bukowski. Charles Bukowski Factotum
İnsan
FactotumCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20203,536 okunma
Puan vermedi·158 syf.··
2018 105. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 28 Kasım 2018 14:43
Factotum, Charles Bukowski’nin Ekmek Arası’nı izleyen otobiyografik romanı. Ekmek Arası; çocukluğunu, ilk ve ortaokul, lise yıllarını anlatırken Factotum hayata atıldığı, iş arama, işten kovulma, yazarlık denemeleri sürecini anlatıyor. Hayata atılmak derken, gözünüzde idealist ve hezeyanlarla dolu bir süreç canlanmasın. Charles Bukowski, namıdiğer Henry Chinaski; işe girer, kendine bir oda kiralar, -parası varsa pahalı, yoksa ucuz- bir şarap alır, birkaç gün işe gider, işten kovulur, iş arar, işe girer, kendine bir oda kiralar... Bu süreci öyle sade, öyle çirkin, öyle güzel bir dille anlatır ki kendinizi uğraş verdiğiniz şeyleri sorgularken bulursunuz. Onun deyimiyle, “yemek, uyumak ve çıplak dolaşmamak için insanın yapmak zorunda olduğu şeyler ürkütücüdür.” Kadınları vardır Chinaski’nin, pek çok kadınları, hiçbirine aşk duyduğunu hissetmediğim kadınları. Gelir gider bu kadınlar, ortak noktaları tektir: bir şey bulurlar onda, kendilerinin de tanımlayamadığı. Yalnızlıkla beslenir Chinaski, odasında yüksek ökçeli, sıkı popolu bir kadının olması değiştiremez bunu. Tam beş gündür yalnız kalamadığından şikayetlenirken şu sözleri eder: “Yalnızlıkla beslenen biriydim; yalnızlığımı alırsanız yemeğimi ve suyumu almış kadar olursunuz. Yalnız kalamadığım her gün gücümden bir şeyler alıp götürür.” Anlayacağınız o günümüz yalnız olmayan yalnızlarından değildir, samimidir hayata tüm küfürleri. Cinsiyetçi söylemleri yok mudur kadın hakkında, vardır elbette. Ama ben bu kitabında, daha doğrusu hayatının bu kesitinde, kadından değil yalnız, insandan haz etmediğini hissettim. Kadın vücudunu, seksi sever ama onlar hakkında hadsiz tespitler yapmaktan da alıkoymaz kendini. Ara ara güzellemeler de yapar tabi, belki iyi bir gecesinden sonra: “Kadınlar diye düşündüm, sihirliydiler kadınlar.
FactotumCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20203,536 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 21. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2026 02:25
Martın son kitabı olarak okudum. Gerçekçi, yarı otobiyografik bir yeraltı edebiyatı. Hislerin, yaşananların ve düşüncelerin anlatımında filtresiz bir dil vardı. Hayatın tüm gerçeklerini ya bu adam bunu da mı yaşamış dedirterek anlatmış. Herkese hitap etmeyebilir. Kimine göre Kaba da gelebilir dili.
FactotumCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20203,536 okunma
Susarak Anlaşılmayı Tercih Eden Adam.
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2022 8. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2022 02:11
Ekmek Arası'nın devamı niteliğinde olan bu kitabında yazar, yiyiyor, içiyor, sıçıyor, sevişiyor. Bir de at yarışı var tabii. Bukowski'nin (Henry Chinaski) gençlik yıllarında sürekli değişen iş ortamı, evden ayrılışı, kafasına koyduğu yazarlığa nasıl başladığı ve otel odalarındaki parasızlık ve sefalet halleri, aylaklıkları, şerkeşlikleri... Zaten her türlü ayak işini yapan anlamına geliyormuş "FACTOTUM". Her şeyi yapan ama aylak aylak oturup içki içip yazan bir adam olan Bukowski' nin alt metinde ABD`nin kendi kapitalizmine yenik düşüşünü anlattığı özyaşam romanı. Factotum Charles Bukowski
Edebiyat
FactotumCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20203,536 okunma
Puan vermedi·158 syf.··
2019 41. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2019 09:30
Charles Bukowski’nin Ekmek Arası kitabının devamı diyebilir miyiz? Başucu kitaplarımdan biride Ekmek Arası olmuşken, aynı şeyi Factotum içinde gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Zaten bu iki kitabı birbirinden ayırmak bebeği anne sütünden kesmekten farksız olur. Gelelim kitaba. Bu kitapta Chinaski’nin, fazlaca kadınları ve çok kalabalık bir iş hayatı maceralarını okuyoruz. Ama iş hayatı derken böyle masa başında evraklardan kafayı yemiş bir Chinaski düşünmeyin :) Babasıyla tartışıp evi terkeden oyuncumuz, kendisine bira, viski ve bir kiralık oda parası çıkartmak için işe girer cebine giren parayla bir ev kiralar kendine ve içer. Sürekli içer ve hatta içmek için çalışır. Parası çok varsa çokkk, az varsa kıyaklığına içer. Kadınlarına gelirsek... Güzel popolu, güzel bacaklı ve çok cilveli kadınlar gelip geçti hayatından da birine aşık olmadı Chi... "Çünkü aşk tüm zamanını alıyor insanın. İnsan mesleğini seçmeli" der bizlere. Ve şunu ekliyor ; "Büyük aşıkların hepsi aylak insanlardı, keyiflerine düşkündüler. Dokuz beş çalışırken eski aylak günlerim de düzüştüğüm gibi düzüşemiyordum"(syf:85) Bir yazar olmak isterken aşık olmanın vaktinden çalacığını düşündüğünden o kadınlar hep geçti gitti hayatından. Kitapla aynı adı taşıyan bir film de var. Tamamen kitabı yansıtmıyor çünkü Bukowski kitapta çok düzüşüyor filmde bunu dökememişler haliyle, o yuzden kesilmiş yerler tabikide var. Ama filme uyarlanmış. Filmi karakterlerin nasıl oynandığını merak ettiğim için izledim. Matt Dillon harika bir Bukowski performansı sergilemiş. Ama dikkatimi çekenin Jan karakterini oynayan Lili Taylor olduğunu söylemeliyim. Kafamdaki Jan ile filmde ki Jan aynıydı. Bukowski severler izleyebilir. Jan dediğim ise chi'nin uzun süreli hayatında kalan tek kadın. Aslında bir kadın tarafından
FactotumCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20203,536 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2021 3. kitabı
Factatum: Bir işte yapılması gereken tüm niteliksiz işleri yapan kişi, ayakçı. Yazar bu romanında kitabın adını kendi karakteriyle özdeşlik kurarak koymuş. Karakterini karanlık bir tepside sunan yazar, hayatının en temel ihtiyacını münzevilik olarak sunuyor. Yirmi iki yaşında mukavva bavulunun içine karanlık hayallerini koyarak yola çıkan yazar; ucuz otel odalarında, üçüncü sınıf işlerde hayatın dibini arayarak kendine bir çıkış arıyor. Ruhunu tuhaf kadınlara rehin bırakıyor ve tekrar almayı unutuyor. Kalbiyle yaşayan her erkek gibi… Roman akıcı ve yalın bir dille okuru; yazarın tutarsız ve gamsız öyküsünün içine sürüklüyor. Yazar romanda kendini Henry Chinaskı ismiyle tanıtıyor. Bu ismi gençlik yıllarında etkilendiği yazarlardan biri olan Henry Miller’dan esinlenerek koyduğunu düşünüyorum. İlerleyen yaşlarda Bukowskı’nın gözyaşlarında Henry Miller’ın kaleminin mürekkebinin aynı renk olduğunu hissedebilirsiniz. Bukowskı’nın hayatında ki tek değişmez dostu alkol.. Hayatla arasında ki boşluğu doldurmak için içen yazar, kadehi her havaya kaldırışında ruhunu yeraltına sürüklüyor. Bukowskı hiç kalan olmuyor, hep gidiyor hep gidiyor, yeni girdiği işten gidiyor, yeni sevgilisinden gidiyor, bu hayattan gidiyor, aslında kalan olmanın dünya ağrısı demek olduğunu biliyor. Keşke herkes gitse, doğru cevabın bu dünya olmadığını anlasa… Ben çok gittim geldim yine de hangisinin doğru cevap olduğunu anlayamadım. Çünkü tek gerçek yok bu hayatta… ‘’O mektuba kötü demiyorum tabi yanlış anlama. Taşranın derinliğinden merkeze ulaşmayı başarmış ateşli bir çığlık olduğunu da kabul ediyorum. Ama gene de onu midemi bulandıracak duygusal ve haddinden fazla romantik bulduğumu söylemeden geçmem mümkün değil. Yanıma gelmenden kısa süre sonra senin de iflah olmaz bir romantik ve
Edebiyat
FactotumCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20203,536 okunma

Yazar Hakkında

Charles BukowskiYazar · 58 kitap
Charles Bukowski (16 Ağustos 1920 - 9 Mart 1994), asıl adı Heinrich Karl Bukowski olan Amerikalı yazar ve şair. Yapıtlarında bazen Henry Chinaski ismini de kullanmıştır. Hayatının çoğunu ABD'nin Los Angeles şehrinde geçirmiştir. Eserlerinde genellikle toplum dışı insanlar ile depresyonu konu alması ve alkolizme yatkın bir hayat tarzını anlatmasıyla ünlüdür. Bunun nedeni olarak kendisinin bu hayatı yaşaması gösterilebilir. Bukowski'nin yazılarında kendi hayatını yazıp yazmadığı tartışma konusu olmuştur; hayranlarının bir kısmı bunları kurguladığını, çoğunluğu ise yaşamadan bu tip kurguları yapmasının mümkün olmayacağını ve o karakterde bir insanın bu hayatı sürmesinin zaten doğal olduğu görüşünü savunmaktadır. I. Dünya Savaşı'nın sonlarında Almanya'ya askeri hizmet nedeniyle gelen Polonya asıllı Amerikan bir babanın ve terzilikle uğraşan Alman bir annenin çocuğu olan Charles Bukowski 1920 yılında Andernach, Almanya'da doğdu. 2 yaşındayken Los Angeles'ataşındılar. 1929 Krizi sırasında Bukowski'nin babası genelde işsizdi ve Bukowski'ye şiddet uygulardı. Genelde sessiz bir çocuk olan ve bu özelliğiyle dikkat çeken Bukowski, bazen çıldırış noktasına geliyor kendinden hiç beklenmedik kabadayılıklar yapıyordu. İlkokul yıllarından itibaren korkusuz olan Bukowski, kendi yazdığı bir eserinde ilkokul öğretmenine "sevişelim" dediğini söylemektedir. Bukowski, Los Angeles Lisesi'nden mezun olduktan sonra sanat, gazetecilik ve edebiyat dersleri aldığı Los Angeles Şehir Üniversitesi'nde 1 yıl okudu. Yazmaya başladığı günden itibaren yazılarını yayımlanması için dergilere gönderen Bukowski'nin yazıları hep geri gönderilmiştir. Ancak 24 yaşındayken "Aftermath of a Lenghty Rejection Slip" isimli kısa öyküsü yayımlandı. İki yıl sonra bir başka kısa öyküsü olan "20 Tanks From Kasseldown" isimli eseri yayımlandı. Bukowski yayıncılık yöntemlerinden hayal kırıklığına uğradı ve neredeyse 10 yıllığına yazmayı bıraktı. Hayatının bu bölümünü ABD'yi gezerek, çeşitli işlerde genellikle kısa vadeli çalışarak ve ucuz pansiyonlarda konaklayarak geçirdi. Hayatının diğer bölümlerinde olduğundan daha yoğun bir tempo ile açlık ile boğuşan ve kadınlarla zaman geçiren Bukowski daha sonra bu yıllarını Factotum isimli kitabında da anlatmıştır. Bu dönemdeki işlerinin kısa vadeli olmasının nedeni de düzen tanımaz kişiliği ve alkol bağımlılığıydı. Bukowski babasına olan nefretini onun aksine bir hayat yaşayarak göstermiş ve bir yazısında da bu yüzden bir hiç olmayı seçtiğini söylemiştir. O babasının aksine olduğu gibi görünen ve bir şey olmamayı hedefleyen birisi olarak kazandığı paraya önem vermiyor ve barlarda günü birlik bir hayat sürüyordu. Zengin Amerikalı kadınlarla ilişkiye girdiği dönemlerde onlara kaba dahi davransa etkiliyor onların evlerinde yaşamaya başlıyor ama bir türlü o hayata adapte olamayarak eski hayatına geri dönüyordu ki 1969'da da bunu, aç kalmayı seçtiğini söyleyerek ispat etmiş oluyor adeta. Ayrıca ömrünün çoğu denilebilecek kısmını da hipodromlarda geçirmiş ve bundan yazılarında sık sık söz etmiştir. 1950'lerin başında Bukowski, iki yıldan az bir süre ABD Posta İdaresi'nde posta kuryesi olarak çalıştı. 1955'te ölümün ucundan döndüğü alkol komasından dolayı hastaneye kaldırıldı. Taburcu olduktan sonra bir daktilo satın aldı ve şiir yazmaya başladı.1957'de Barbara Fry ile evlendi fakat 1959'da boşandılar. Bukowski, şiir yazmaya ve içki içmeye devam etti ve sonra Los Angeles'taki postaneye geri döndü. 1965'te hiç evlenmediği Francis Smith'ten bir kızı oldu. 1969'da Black Sparrow Yayınevi'nden ömür boyu 100 dolar maaş teklifini alınca postaneden ayrıldı. Bir mektubunda şöyle bir açıklaması vardı "İki seçenekten birini seçmek zorundaydım: Posta ofisinde kalıp delirmek ya da yazmaya oynayıp açlıktan ölmek. Ben aç kalmayı seçtim." Posta ofisini bırakalı bir ay olmadan Postane ismindeki ilk romanını bitirdi. 1976'da Bukowski, Linda King ile tanıştı. İki yıl sonra birlikte Los Angeles'ta bir liman şehri olan San Pedro'ya taşındılar. Bukowski ve Beighle 1985'te evlendiler. Bukowski, Pulp romanını henüz bitirdikten sonra 9 Mart 1994'te 73 yaşındayken omurilikten yayılan lösemi sebebiyle San Pedro, Kaliforniya'da öldü. Bu tip bir hayat yaşadığı için birçok kez tutuklanmış, dayak yemiş olan Bukowski hayatı, özgün dili ve tarzı ile Amerikan edebiyatına damgasını vurmuş, Türkiye'de ise ilk kez Sokak dergisi'nde çıkan öyküleri ile tanınmıştır.