Begüm(şimdi düşünmeliyim) profil resmi
Kadın
445 okur puanı
21 Tem 2018 tarihinde katıldı.
  • Ruhum, bütün vücudum gözyaşlarından erimek istermişçesine parçalanıyor...
  • Kız İmam Hatip lisesinde Çanakkale Anma Töreninde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün adı geçmemesi üzerine, törende yer alan albayın tepkisi ve ortamı terk edişi...

    https://onedio.com/...eni-terk-etti-865800
  • Biraz önce bir video izledim... Anma töreni... Mustafa Kemal'i anmadan fatiha okutan Hoca'ya bir komutanımız Mustafa Kemal'i duydunuz mu diye soruyor iki defa... Sonra hoca duydum diyor... O zaman niye ona da Fatiha okumuyorsunuz diyor... Eee şehitlerimize okuduk ya diye devam ediyor ... Sonra Komutan sinirleniyor ve çıkıyor salondan...

    Dün için güzel bir yazı yazdım ama sonra paylaşmadım... Çünkü;

    18 Mart paylaşımları bilgisizce... Çünkü Çanakkale Geçilmez diyenlerin bir çoğu neden geçilmediğini bilmiyor... Siper savaşları hakkında bilgiye sahip değil... Savaşan komutanları bilmiyor... Özellikle Mustafa Kemal'i anıp paylaşanlar dahil konuya hakim değil... Bir garip deli furya çıkartmış Mustafa Kemal'siz Çanakkale paylaşımı yapıyor... Yapsın tabi o kısımda değilim... Bir tek Mustafa Kemal yoktu orada, lakin... Seyir değiştiren durumlar vardır... Onu bilmek lazım... Hem de çok iyi bilmek lazım... Ölmek için gönüllü olarak gelmiş komutanı bilmemek senin ayıbındır çünkü... Ne yaptığını, hiçbir emir beklemeden nasıl savaşın seyrini değiştirdiğini bilememek senin ayıbın... Deniz ve Kara savaşları diye ikiye ayrıldığını da bilmen lazım...

    Mesela Churchill'in pişmanlığını bilmesi lazım ülke insanımızın. Öyle bir pişmanlığı vardır ki, İkinci Dünya savaşında çok tereddütte kalmış ve Çanakkale yi unutmamıştır... Normandiya çıkarmasına karşı çıkmıştır... Çünkü Çanakkale de Mustafa Kemal'in müdafaa planı ile denizden karaya çıkan askerleri yanlış bir karar sonucu şehit olmuştur. Bunu hiç unutmamıştır... Biyografi filmi yayınlandı geçen yıllarda orada da vardır bu pişmanlığı... Dile getirilmiştir...

    Çanakkale binlerdir, milyonlardır, erkeklerdir, kadınlardır, çocuklardır, yaşlılardır... Düşmandır, vatan müdafaasıdır... Çok şeydir Çanakkale, bir tek onu 'anlamamak' değildir. Gerçekten anlamak ve bilmek gerekir...

    Lakin, Çanakkale 16 Mart 1920 de geçilmiştir. İstanbul; Fatih'in girdiği kapıdan giren düşman askerleri tarafından işgal edilmiştir. Çanakkale düşmanı püskürtmüş ama siyasiler aynı kapıdan içeri almıştır. Bunları ve daha fazlasını bilmemek ülke insanımız açısından üzücüdür. Bu yüzden yazımı paylaşmadım...

    Şimdi videoyu izleyince bir kez daha farkına vardım ki, Mustafa Kemal adı o kadar büyük ki, GÖLGESİNDE dahi eziliyorlar... Bu hiç değişmeyecek... Aklınızdan çıkarmayın... ;)

    Çünkü;

    https://ibb.co/rmqt6XV

    Ve Çünkü ;

    https://ibb.co/WyZ1Cqw

    Çünkü ne yaparsanız yapın...

    https://ibb.co/KwSsRkV

    Bir yolunu bulup Güneş gibi yeniden DOĞACAKTIR..

    FİKİRLERİMİZDE...

    Saygılarımla...
  • 192 syf.
    ·4 günde·Puan vermedi
    Mağara Arkadaşları Ayfer Tunç’un sekiz öyküden oluşan, mağara arkadaşım vesilesiyle keşfettiğim kitabı.

    Öykülere genel itibariyle yoğun bir yalnızlık duygusu hakim. İçlerinde en sevdiğim, belki de en anlamadığım. Uçları açık çünkü bu hikayelerin. Üzerine saatlerce düşünülebilir. İyi olan iyiyi, karamsar olan da hüznü bulabilir. Hem belki, iyi olan aynı zamanda karamsar da olabilir, değil mi? Fakat kabul etmek gerekir ki, kalbi umut dolu kimselerin dahi içlerindeki mutluluğa inanç ateşini söndürecek sonlara sahipken, buna rağmen büyük bir hırçınlıkla okutuyor kendisini.

    Öyle kahramanları var ki bu öykülerin, kimi uyandığı günün nefes aldığı son gün olmasını ümit ederek yataktan kalkıyor, kimi üst kattaki komşusunun tıkırtılarıyla yalnızlığını unutuyor, kimiyse nezaketi neticesinde toplum tarafından dışlanıyor...
    Aslında hepsi içimizde bu karakterlerin. Sabahları işe giderken bir paket sigara aldığımız büfenin sahibi, senede birkaç sefer gördüğümüz üst kat komşumuz, okulda hiç konuşmadan seneleri paylaştığımız sessiz sakin arkadaşımız... Bu karakterler onlar aslında. Sesi çıkmadığı için görmezden gelinen, yaşamayı bir külfet olarak gören ve ölümü bekleyen, bazense yaşamaktan en zevk aldığı anda büyük kayıplara uğrayan kim varsa, bu öykülerin içinde, yalnızca biz göremiyoruz.

    Biz göremiyoruz evet. Çünkü artık sesi yüksek çıkanlar, bağıranlar, ortalığı birbirine katanlar duyuluyor. Cılız bir sesi duymaya imkan vermiyor bize dünya. Onlar evrende dönüyor dönüyor, bu sesi yüksek çıkan kabadayılara çarpıyor ve kayboluyor... Gülten Akın’ın dediği gibi, “Ah, kimselerin vakti yok; durup ince şeyleri anlamaya.” Yalnızca bir an için dursak, etrafımıza baksak, o nazik ve iyi insanları görsek, olmaz mı? Vakit nakit değil de, iyilik olsa, muhabbet olsa, güzellik ve şefkat olsa...Olmaz mı?

    Bir de yok mu şu kabadayıların hissizliği normalleştirmesi, ben bilirimciliği... İyi niyetli insanların aptal yerine konulması ve bunun dünyanın bir düzeni olduğunun iddia edilmesi... Çıkarları uğruna kalleşlik yapan insanlar mı koymak zorunda acaba bu kuralları, gerçekten onlar mı kurmak zorunda dünyanın düzenini? İyi olan aptal yerine konulmasa, merhamet insanları zayıf kılmasa, insan olmanın gereği çıkarlar uğruna savaşmak değil, iyilik tohumları saçmak olsa dünyaya, olmuyor mu?

    Ayrı ayrı odalarda birbirini düşünenlerden çok, ayrı ayrı odalarda ölmek isteyenler var artık toplumda. Kitapta en içten şekilde işlenen duygulardan birisi de bu, ölme arzusu. Bir insan sabahları uyanmaktan neden üzüntü duyar, hayatı yaşamaktan ziyade neden hapishanede tutulan çeteleler gibi günleri devirir? Hayat yaşamaya değer demektense, bu insanları, duygularının evveliyatlarını, çektikleri acıları anlamaya çalışmak gerek pek muhtemelen. Yukarıdan bakışlarla onları yargılamamak gerek ve anlamaya çalışmak, gerçekten bir insanı anlamaya çalışmak gerek. Dünya dönüyor evet. Klişe ama kuşlar da uçuyor ve bir koşuşturmacadır, almış başını gidiyor... Artık yetişmek zor. Yetişebilmek, adapte olabilmek, insanın kalbini söküp atmasını gerektiriyor. Ve bunu reddeden, güçlülerin adapte olduğu bu düzenden iğrenen, nezaketi sömürülen, ayaklar altına alınan kim varsa... saygı duymak gerek.

    Ama bu böyle devam etmeyecek. Yaşar Kemal misali umudu kaybetmemek gerek. Yarın güzel bir gün olacak, yarın yaşamaktan daha az acı duyacak ve daha çok mutlu olacağız. Yarın görünmeyenleri görecek, yarın artık bir an için susup, yalnızca sesi çıkmayanları dinleyeceğiz. Yarın nezaketin günü olacak. İyi insanlar iyiliklerinden hicap duymayacak. Yarın kimseler insanlığından utanmayacak. Yarına değin...

    Sevgiler.
  • Behçet Bey, bütün ömrünce, yerinden kımıldamadan “Kaçmak, gitmek!” diye çırpınanlardandı.
    Ahmet Hamdi Tanpınar
    Sayfa 18 - Dergah Yayınları
  • Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşlarını, tüm şehitlerimizi MİNNETLE anıyoruz.
Kadın
445 okur puanı
21 Tem 2018 tarihinde katıldı.
2019
23/120
20%
23 kitap
6.641 sayfa
5 inceleme
375 alıntı
3 günde 1 kitap okumalı.
En çok okuyanlar'da 546. sırada.

Şu anda okudukları 5 kitap

  • Mahur Beste
  • Saklı Seçilmişler
  • Dünya Sistemleri Analizi
  • Moby Dick / Beyaz Balina
  • Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi

Okuduğu kitaplar 192 kitap

  • Mağara Arkadaşları
  • Yaralarım Aşktandır
  • Lavinia
  • Bir Ömür Nasıl Yaşanır?
  • Evrenden Torpilim Var
  • Ev Sahibesi
  • Kadın Krallığı
  • Şarabın Şiiri & Esrarın Şiiri
  • Şiirler
  • Casus

Okuyacağı kitaplar 412 kitap

  • Rönesans
  • Görenlerin Gözü İle Van'da Ermeni Mezalimi
  • Yola Düşen Gölgeler
  • Son Padişah Vahideddin
  • İstanbullu Bulgarlar ve Eski İstanbul
  • Eril Tahakküm
  • Ulusların Düşüşü
  • Hayvan Özgürleşmesi
  • Var Olma Eğilimi
  • Suçlar ve Cezalar Hakkında

Beğendiği kitaplar 1 kitap

  • Babanız Atatürk