Samed Behrengi

Samed Behrengi

Yazar
8.6/10
5,8bin Kişi
·
21,7bin
Okunma
·
658
Beğeni
·
17,1bin
Gösterim
Adı:
Samed Behrengi
Tam adı:
Səməd Behrəngi
Unvan:
İranlı Eğitmen ve Yazar
Doğum:
Tebriz, İran, 24 Haziran 1939
Ölüm:
Tebriz, İran, 31 Ağustos 1967
Samed Behrengi (Fars:صمد بهرنگی, Azerbaycan: Səməd Behrəngi; 24 Haziran, 1939; Tebriz, İran Şahlığı; ö. 31 Ağustos, 1967; Aras Nehri) Azeri asıllı İranlı öğretmen ve çocuk hikâyeleri ile halk masalları yazarı-derleyicisi.

Hayatı
Babasının adı İzzet, annesinin adı Sara idi. İran genelinde seyahatler ile Fars ve Azeri halk kültürü üzerine incelemeler yaptı. Halkın dilinde dolaşan masalları, söylenceleri derledi, yorumladı, yeniden yazdı. Bunları derlemenin yanı sıra, çocuk öyküleri yazdı. Ne var ki kimilerince çocuk öyküleri olarak görülen bu yapıtlar kimilerince de İran ve diğer dünya halklarına, adalet, eşitlik, dogmayı sorgulama, direnebilme gibi öğütlerde bulunan metinlerdir. Zamanının Şah yönetimine karşı masal ve hikâyeler yazarak karşı koymaya çalışmış, başkaldırmıştır.Samed Behrengi öğretmen okulunda okumuştur. Öğrenimini tamamladıktan sonra köy okullarında öğretmenliğe başlamıştır. Kısa hayatı boyunca her zaman çocuklara hayatı anlatmaya çalışmış ve öğretmenlik görevinde kalmıştır.

Samed Behrengi (1967) 29 yaşındayken şüphe uyandıran bir biçimde Aras Nehri'nde ölmüştür. Yüzerken boğulduğu söylentisi yayılsa da buna kimse inanmadı, çünkü Behrengi, yazdığı masallarla, ülkesinin başına çöreklenmiş Şahlık düzenini açıkça eleştiyor, her türlü baskı yönetimine karşı çıkıyordu. Bu yüzden suikaste uğradığı düşünülmektedir.Yapıtları onlarca dile çevrilmiştir.
Ben bilmek istiyorum; gerçekten de yaşamak dediğimiz şey şu bir avuç yerde yaşlanıncaya kadar dolaşıp durmaktan mı ibaret...
Bir gün nasıl olsa öleceğim. Ölmek önemli değil, önemli olan, yaşamımla da, ölümümle de başkaları üzerinde etkili olabilmektir.
“ Ateşböceği, ‘Tavşan yoldaş,’ dedi. ‘ Ben hep başkalarının ışıksız toplantılarını aydınlatmak isterim. Varsın alaya alsın kimi dostlar beni, bir çiçekle bahar olmaz diye, boşuna uğraşıyorsun, cılız ışığın ormanı aydınlatmaz diye...’

Tavşan, ‘Bu eskilerin lafı’ dedi. ‘ Biz, ışık ne denli cılız olursa olsun yine de aydınlıktır, deriz.”
"Sabaha kadar senin yanında kalmak isterdim. Ama kocaman bir karabulut bana doğru geliyor. Işığımı kapatmak için."
Samed Behrengi
Sayfa 36 - Can Yayınları
"Ben sizin bu kadar kendini beğenmiş olduğunuzu düşünmezdim doğrusu. Ama olsun, yine de sizi bağışlıyorum çünkü bu sözlerin hepsi cahillikten, bilmezliktendir."
56 syf.
·1 günde
Her ne kadar çocuk kitabı olarak biliniyor olsa da herkesin okuyabileceği bir kitap. Yaşadığı yerin monotonluğundan sıkılan merakını gidermek için yeni yerler keşfedip görmek isteyen, özgürlüğüne düşkün Küçük Kara Balık: Annesinin ve birlikte yaşadığı topluluğun tüm karşı çıkışlarına rağmen cesurca davranıp; merakının peşinden gittiği, hayatı keşfe çıktığı, yepyeni maceralardan geçtiği ve okuru da peşinde götürdüğü kısacık bir hikaye. Eğer okumadıysanız okuyun derim ama çocuklarınıza ya da kardeşlerinize mutlaka okutun.
56 syf.
·1 günde·10/10
Güney Azerbaycan (Tebriz) Türklerinden Samed Behrengi'nin müthiş eseri. Eser bizde 12 Eylul dönemi yasaklanmış, iranda ise hala yasaktir. Kitabı içerik olarak Küçük Prense benzettim. Orada çocuk üzerinden mesaj veriliyordu burada küçük kara balık üzerinden. Çocuk kitabı gibi görünse de her yaştan insan okuyabilir. Küçük Kara Balık hayatı sorgulaması bakımından görüp görebileceğiniz en devrimci balıktır :)

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
56 syf.
·3 günde·10/10
Bakmayın siz kitap mağazalarının çocuk kitap reyonlarında satışa sunulduğuna, bakmayın fiyatının 3 TL olduğuna, bakmayın kapağındaki komik şeftali resmine, bakmayın kitabın inceliğine. Bir Şeftali Bin Şeftali, dokunaklı hikayesi ile okura, çoğu kalın kitaptan daha keskin mesajlar vermektedir. Bir anlamda George Orwell'in Hayvan Çiftliği tadında ve tarzındadır. Adaletsizlik, sınıf farklılıkları, toprak reformu, emek, sevgi, arkadaşlık, umutsuzluk gibi kavramlar ince ince işlenmiştir.

Bir Şeftali Bin Şeftali öyküsünü bitirdikten sonra Samed Behrengi'ye çok kısa yazdığı için kızsam da biliyorum ki, o bilhassa çocuklara, daha bu yaştan bazı kavramları sorgulatmak aynı zamanda sorgulamayı aşılamak için yapmıştı.

Gönül rahatlığı ile tavsiye edebileceğim, tarzını beğenenlerin hayran kalacağını düşündüğüm bir kitap. Ve son olarak Samed Behrengi'nin çocuklara seslenişini paylaşmak ister, keyifli okumalar dilerim.

Çocuklar, kuşkusuz gelecek sizin ellerinizde; iyisiyle, kötüsüyle sizin olacak. İster istemez büyüyecek ve zamanla birlikte yol alacaksınız. Babalarınızın, büyük babalarınızın ardından gelecek, onların yerini alacak, her şeyi elde edip sosyal yaşama iyisiyle, kötüsüyle, her şeyiyle sahip olacaksınız. Yoksulluk, zulüm, zorbalık, adalet, sevinç, keder, kimsesizlik, dayak, iş ve işsizlik, hapishane ve özgürlük, hastalık ve ilaçsızlık, açlık, çıplaklık, yüzlerce sosyal mutluluk ve mutsuzluk artık sizin olacak.
Bildiğimiz gibi hastalıkların tedavisi için önce bunun nedenini bulmak gerek. Örneğin doktorlar hastalarını tedavi etmek için önce bunun mikrobunun peşine düşer ve sonra bu mikroba karşıt ilaçları verirler hastalarına. Toplumsal rahatsızlıkları da iyileştirmek için aynı işlemi yapmak gerekir. Biliyoruz ki sağlam vücutta asla hastalık bulunmaz. Sağlıklı toplumlarda da rahatsızlığın izine rastlanmamalıdır. İflas, zorbalık, yalan, hırsızlık ve savaş sadece sağlıksız toplumlarda görülen rahatsızlıklardandır. Bunca rahatsızlığın nedenini bulmak için ilkin bunun nedenini bulmalıyız. Sorun hep kendinize: Neden gönderdiler sınıf arkadaşımı halı dokuma fabrikasına? Neden bazıları hırsızlık yapıyor? Neden şurada burada savaş var, neden kan dökülüyor? Öldükten sonra ne olacağım? Dünyaya gelmeden önce neydim? Dünyanın sonu ne olacak? Ne zaman bitecek savaş, yoksulluk ve açlık?
56 syf.
·8/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda Küçük Kara Balık kitabını yorumladım:
https://youtu.be/qdtfAc2tZWs

https://i.ibb.co/...8-78f5ffe8bec6-1.jpg Bu fotoğraftaki mutluluktan, gözlerin içinde yansıyan gelecek umudundan, dişlerdeki mutluluk rengini gördükten sonra Küçük Kara Balık kitabını hangi yetersiz kelimeleri kullanarak yorumlayabilirim ki?

"Bugünün çocuğunu yarının büyüğü olarak yetiştirmek hepimizin insanlık görevidir." Mustafa Kemal Atatürk

Küçük Kara Balık, kendi küçük su birikintisinden çıkıp yaşamın sınırlarını tanımak istedi. Aslında bu belki de kendi kimliğinin sınırlarıydı? İnsanın sadece yaşadığı ülkeden ve ona dayatılan fikirlerden ibaret olmadığını ailesine ve bütün toplumuna kanıtlamak istedi. Fakat toplumu onu dışladı. Ülkesi ondan nefret etti. Kitap, 12 Eylül sürecinde Türkiye'de yasaklandı ve İran'da da hâlâ yasaklı kitaplar arasında. Peki neden? Nedenini söyleyeyim :

"İnsanları öteki dünyanın cezalarıyla korkutmazsak, hayatın zorluklarına katlanmaları için yüreklendirmezsek, bu dünyada süngü, yumruk, tepelemekle yıldırmazsak, yarın başımız belada demektir." Sadık Hidayet

İşte nedeni yukarıdaki cümlede yazıyor.

İktidarlar sizin kitap okumanızı ve bilinçlenmenizi istemezler. Çünkü kitap okumak, aklınızda önceden oluşmamış düşünceleri, siyasi ve tinsel devrimleri yeşertebilecek bir başkaldırıdır. Küçük Kara Balık'ın gerçekleşememiş distopyası olan versiyonu, kitapların okunmasının engellendiği bir dünya olan Cesur Yeni Dünya'dır diyebiliriz.

Küçük Kara Balık kitabı eğer herhangi bir çocukta bir iç güneş, gözlerinde bir parıldama, ağzında bir tebessüm, aklında bir soru işareti, aynı kitabın sonundaki diğer balıktaki gibi bir "acaba?" sorusu canlandırabiliyorsa Atatürk'ün dediği gibi yarının yetişkinleri olacak çocuklarımız için de hâlâ bir umut var demektir...

Çünkü, küçük kara balık;
Korkmadı,
Zorluklara katlanmak için boynunu eğmedi,
Yılmadı,
Toplumun ve ebeveynlerinin ne dediğine bakmadı,
Baskılara aldırmadı,
Sonunda ne olacağını bilmediği halde sonuna kadar gitti,
Hiç kimsenin konuşamadığı Ay ile bile konuştu! :

Ay : "Dünya o kadar büyük bir yer ki, her tarafını gezmen mümkün değil."
Küçük Kara Balık : "Olsun! Gidebildiğim yere kadar gitmek istiyorum." (s. 36)

Ey insanlar! Umarım fikirlerinizle, başkasının hayatlarına etki edecek düşüncelerinizle, cesaret edemediğiniz bütün amaçlarınızla ve tinsel devrimlerinizle siz de bir gün gidebildiğiniz yere kadar gitmeyi tercih edersiniz. Unutmayın ki, bütün mucitler, bilim adamları, filozoflar, astronomlar ve öğretmenler de bir gün çocuktular!
56 syf.
·1 günde·8/10
“Küçük Kara Balık”, 12 Eylül darbesi döneminde ülkemiz de dahil olmak üzere birçok ülkede yasaklanmış olup günümüzde de İran’da yasaklanan kitaplar arasında bulunmakta. Peki bu yasakların sebebi ne?

Kitap 56 sayfadan oluşuyor ama yasaklanması gerektiğini düşündüklerine göre, yeteri kadar mesaj içeren bir kitap olduğunu okumadan da anlamak mümkün gibi gözüküyor. Özgürlüğü, başkaldırıyı, sorgulamayı, değişimi, keşfetmeyi, düşünmeyi, kalıp düşünceleri yıkmayı anlattığı için korkmuş olmalılar diye düşünüyorum.

Gelelim kitabın konusuna. Küçük kara bir balığımız var başrolde. Bir gün annesine ırmağın nereye gittiğini görmek istediğini söylüyor. Annesi ise ben de düşünürdüm küçükken ama ırmağın başı sonu olmaz diyip çocuğunun hayal gücüne pranga takmaya çalışıyor. Kara balık buna karşı gelip dünyayı keşfetmek istiyor. Bu dünyanın sadece ırmağın yaşadığı kısmından ibaret olmadığını biliyor. Hapsedildiği sınırların dünyanın tamamı olduğuna inanmıyor. Annesi ise bu tavrını çocuğunun gösterdiği başkaldırı, saygısızlık, soysuzluk olarak nitelendirip çocuğunun “ahlakını” bozduğu gerekçesiyle kara balığın arkadaşı olan salyangozu suçlu ilan ediyor. Bu şekilde devam edip kitabı tamamen anlatmayacağım. Kara balığın serüveni bu şekilde başlıyor. Evini terk edip dünyayı keşfe çıkıyor. Yolda birçok badire atlatıyor ama yolun sonunda bilmiyoruz ona ne olduğunu, tahmin ediyoruz. Ümitli bir çocuksak yoluna devam ettiğini düşünüp bir yerden çıkacağını biliyoruz; değilsek verdiği son savaşıdır fakat birini kurtarmıştır orada diyoruz ve içimizi hüzünlü bir sevinç kaplıyor.

Son sayfalara kadar gayet iyi idare eden kara balık, ölüm üzerine düşünüp felsefe yapmaya başladığı anda dikkati dağılarak balıkçılara yem oluyor. Sizce bu bir tesadüf mü? Bir bakın şöyle etrafınıza; ölümü, yaşamı; iyiyi, kötüyü; var oluşu, yok oluşu ve nicesini düşünmeyenler ne kadar dertsiz, tasasız yaşamlar sürüyorlar. Biz de anca her akşam oturup kös kös düşünelim mutluluğa, deliksiz uykulara layık olup olmadığımızı.

Kitabı okuyanlara bir soru bırakıp bitiriyorum incelemeyi. Küçük Kara Balık’ın sonunu siz yazacak olsaydınız, nasıl bitirirdiniz bu hikayeyi?
56 syf.
·9/10
Merhabalar hâla çok severek tekrar tekrar okuduğum kitaplardan biri olan Küçük Kara Balık hayal kurmaktan ve koşmaktan korkmayan muazzam bir eserdir.Çocuklarımızda kesinlikle okuması gereken bir eser çünkü azmi asla pes etmemeyi,hayatta kalmayı,merakımızı canlı tutmamızı,ilerlemekten korkmadan yaşamamızı anlatmaktadır.Kitabı okurken Küçük Prens,Martı ve Şeker Portakalı aklıma gelmişti kesinlikle onlar kadar muazzam bir eser.Sayfaları çevirdikçe satırlarda kendinizden bir şeyler bulacaksınız.Kitap çok akıcı ve sade bir şekilde kaleme alınmış ve çok kısa olduğundan bir solukta bitirebileceğiniz bir kitap.Asla daha ileriye gitmekten korkmayın ve çevrenizdeki kötü niyetli insanlar için bir dikeniniz olmalıdır.
Keyifli Okumalar Dilerim
64 syf.
·10/10
Belki bulunduğu geniş coğrafyadan, belki derin yaşanmışlıklarından, belki savaştan, acıdan, aşktan, belki her birinden, hepsinden bilmem ama İran sanatı diye bir gerçek var.Sanata doğmuş adamlar ve sanat kokuyorlar.Müzik, resim, edebiyat, sinema her yerde ve her alanda varlar ve varolmalılar, varolsunlar.Eee ne de olsa Hayyam'ın suyunu içtiği topraklar.Namjoo, Maleki, Farhadi, Ferruhzad ve şimdi de Behrengi. Her biri güzel işler yapan büyük ustalar ve ben her birine ayrı aşığım.Çünkü neden olmasın :) Yeterince methiye düzdüğüme göre kitaba geçebiliriz.
"Küçük Kara Balık",
gölden çıkıp büyük denizlere ulaşmak isteyen bir balığın öyküsünü anlatıyor yüzeyde.Ama detaylı olarak
incelersek hayatı yalnızca yemek, uyumak, küçücük dünya sandığı gölde yaşamak olarak görmeyen cesur küçük kara balığın hikayesi, her ne kadar bir çocuk kitabı olarak yazılmış olsa da verdiği tavsiyelerin altında gerçek dünyaya ilişkin ipuçları gizli.En önemlisi insanların kirlenmeden yaşayabilmesi, çocuksu duygularını koruyabilimesi için bir rehber.İşin tek kötü yanı,masal türünde yazılan bir kitabın şuan hâlâ yasaklı kitaplar listesinde bulunması.Olsundu.Yasaklanmışsa amacına ulaşmış demektir.Nice özgür fikirli çocuklara...
56 syf.
·Beğendi·9/10
Yaşamsal döngüyü en iyi şekilde anlatmış eserlerden birisi olan bir şeftali bin şeftali'nin en can alıcı noktası da bu döngüyü yaşayan bir şeftalinin dilinden dinlemek olsa gerek.
İnce ama içinde çok şey barındıran bir kitap.

"Beni keşke yoksul çocuklar yese," diyen bir şeftalinin öyküsü. Okumanızı tavsiye ederim
56 syf.
·1 günde·10/10
Bu kitabı okumaya başladığımda bu kadar derin mesajlar veren bir kitap olacağını düşünmemiştim. Zaten 7 yaş üstü çocuklara masal kitabı olarak yazılmış. Ancak kitabı okuduktan sonra araştırma ihtiyacı hissettim ve çocuklara masal kitabı olmanın ötesinde adalet, eşitlik, dogmayı sorgulama, direnebilme kavramlarını vurgulayan bir kitap olduğunu, bu sebepten 12 Eylül sürecinde Türkiye'de yasaklandığını ve yazarın ülkesi olan İran'da ise halen daha yasak olduğunu öğrendim. Küçük Kara Balık için, "Dünyanın en devrimci balığı," demişler.
Keşke hepimiz de birer küçük kara balık olsak... Dünya daha güzel bir yer olabilirdi sanırım. Ayrıca kesinlikle Küçük Prens kadar değer görmesi gereken bir kitap.
56 syf.
·1 günde·Puan vermedi
İngilizcede bir tabir vardır "Think out of box!" diye. Olaylara dışarıdan bakmak, farklı düşünmek, alternatif çözüm yolları üretmek manasında. Bu bakış açısı doğuştan gelen bir yetenek de olabilir, güzel bir eğitim ile geliştirilebilir de. Bazı "balıklar" tüm dünyayı içinde yaşadıkları akvaryumdan ibaret sanır ve bazı "balıklar" da akvaryumun dışında ki dünyayı merak ederler. "Küçük Kara Balık" da maceracı ruhlu, meraklı, "kutunun dışını düşünen" farklılığı kabullenmeyen, kendini bastırmak isteyen diğer balıklara karşı mücadele eden cesur bir balıktır. "Küçük Prens" gibi ince fakat dolu olan bu kitabı okuyun, çocuklarınıza mutlaka okutturun.

Yazarın biyografisi

Adı:
Samed Behrengi
Tam adı:
Səməd Behrəngi
Unvan:
İranlı Eğitmen ve Yazar
Doğum:
Tebriz, İran, 24 Haziran 1939
Ölüm:
Tebriz, İran, 31 Ağustos 1967
Samed Behrengi (Fars:صمد بهرنگی, Azerbaycan: Səməd Behrəngi; 24 Haziran, 1939; Tebriz, İran Şahlığı; ö. 31 Ağustos, 1967; Aras Nehri) Azeri asıllı İranlı öğretmen ve çocuk hikâyeleri ile halk masalları yazarı-derleyicisi.

Hayatı
Babasının adı İzzet, annesinin adı Sara idi. İran genelinde seyahatler ile Fars ve Azeri halk kültürü üzerine incelemeler yaptı. Halkın dilinde dolaşan masalları, söylenceleri derledi, yorumladı, yeniden yazdı. Bunları derlemenin yanı sıra, çocuk öyküleri yazdı. Ne var ki kimilerince çocuk öyküleri olarak görülen bu yapıtlar kimilerince de İran ve diğer dünya halklarına, adalet, eşitlik, dogmayı sorgulama, direnebilme gibi öğütlerde bulunan metinlerdir. Zamanının Şah yönetimine karşı masal ve hikâyeler yazarak karşı koymaya çalışmış, başkaldırmıştır.Samed Behrengi öğretmen okulunda okumuştur. Öğrenimini tamamladıktan sonra köy okullarında öğretmenliğe başlamıştır. Kısa hayatı boyunca her zaman çocuklara hayatı anlatmaya çalışmış ve öğretmenlik görevinde kalmıştır.

Samed Behrengi (1967) 29 yaşındayken şüphe uyandıran bir biçimde Aras Nehri'nde ölmüştür. Yüzerken boğulduğu söylentisi yayılsa da buna kimse inanmadı, çünkü Behrengi, yazdığı masallarla, ülkesinin başına çöreklenmiş Şahlık düzenini açıkça eleştiyor, her türlü baskı yönetimine karşı çıkıyordu. Bu yüzden suikaste uğradığı düşünülmektedir.Yapıtları onlarca dile çevrilmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 658 okur beğendi.
  • 21,7bin okur okudu.
  • 72 okur okuyor.
  • 4.270 okur okuyacak.
  • 31 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları