1000Kitap Logosu
Samed Behrengi

Samed Behrengi

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.6
8,3bin Kişi
32,1bin
Okunma
869
Beğeni
22,4bin
Gösterim
Tam adı
Səməd Behrəngi
Unvan
İranlı Eğitmen ve Yazar
Doğum
Tebriz, İran, 24 Haziran 1939
Ölüm
Tebriz, İran, 31 Ağustos 1967
Yaşamı
Samed Behrengi (Fars:صمد بهرنگی, Azerbaycan: Səməd Behrəngi; 24 Haziran, 1939; Tebriz, İran Şahlığı; ö. 31 Ağustos, 1967; Aras Nehri) Azeri asıllı İranlı öğretmen ve çocuk hikâyeleri ile halk masalları yazarı-derleyicisi. Hayatı Babasının adı İzzet, annesinin adı Sara idi. İran genelinde seyahatler ile Fars ve Azeri halk kültürü üzerine incelemeler yaptı. Halkın dilinde dolaşan masalları, söylenceleri derledi, yorumladı, yeniden yazdı. Bunları derlemenin yanı sıra, çocuk öyküleri yazdı. Ne var ki kimilerince çocuk öyküleri olarak görülen bu yapıtlar kimilerince de İran ve diğer dünya halklarına, adalet, eşitlik, dogmayı sorgulama, direnebilme gibi öğütlerde bulunan metinlerdir. Zamanının Şah yönetimine karşı masal ve hikâyeler yazarak karşı koymaya çalışmış, başkaldırmıştır.Samed Behrengi öğretmen okulunda okumuştur. Öğrenimini tamamladıktan sonra köy okullarında öğretmenliğe başlamıştır. Kısa hayatı boyunca her zaman çocuklara hayatı anlatmaya çalışmış ve öğretmenlik görevinde kalmıştır. Samed Behrengi (1967) 29 yaşındayken şüphe uyandıran bir biçimde Aras Nehri'nde ölmüştür. Yüzerken boğulduğu söylentisi yayılsa da buna kimse inanmadı, çünkü Behrengi, yazdığı masallarla, ülkesinin başına çöreklenmiş Şahlık düzenini açıkça eleştiyor, her türlü baskı yönetimine karşı çıkıyordu. Bu yüzden suikaste uğradığı düşünülmektedir.Yapıtları onlarca dile çevrilmiştir.
Rûhe
Küçük Karabalık'ı inceledi.
48 syf.
·
1 günde
·
Puan vermedi
Bu kitap, büyükler için kaleme alınmış masal kitabına benziyor. Çünkü çocuk masallarında genellikle sevgi pıtırcıklığı, hep ama hep mutluluk, "şekerden bir dünya" ile karşılaşıyoruz. Düşünüyorum ki, bir zaman gelişmenin en esas göstergelerinden bir tanesi, benim gibi birçok insanın bu kitaba "büyükler için masal" değil de, "küçükler için örnek alınabilecek ve anlamlı hikâye" demesi olmalı.. Bu incelemeden aynı zamanda ebeveynlere sesleniyorum: "Çocuktur; anlamaz" düşüncesiyle anlam yoksunu bıraktığınız evlatlarınıza her karşılaştığınız masal kitabını okutmayın! Behrengi'nin şu eseri, ilkokul kitaplarında bile yer almalıyken, sonu prens ve prensesin mutluluğu ile biten saçma anlatımları dinlemiş bir gelecek bu dünyaya revâ mıdır?.. Gelelim kitaba. Zaten masal olduğu için bir kaç cümlede de özetleyebilirim ama yapmayacağım. O yüzden konudan değil, yazarın bize iletmek istediği fikirlerden bahsedeğim. Küçük Karabalık, yaşadığı "sularla kaplı mekân" dışında da bir dünyanın mevcutluğuna inanıyor ve etrafında bir tek kişinin ("balık" desem daha doğru olacaktı galiba) bile onun bu sözlerine inanmamasına rağmen düşlerindeki dünyayı aramak kararına geliyor. Hem de hiç kimseyi dinlemeden.. Tüm kötü ya da iyi ihtimalleri göz önüne alarak.. İşte buradan da yazarın okuyuca gönderdiği mesajları duymak mümkün: Hayat, gördüğümüz, duyduğumuz, bildiğimiz hatta bilmediklerimizden ibâret değildir. Bir şey hakkında bilgi sahibi olmamamız, kesin olarak onun varlığı ya da yokluğu demek değildir. Hatta var olmayan bir şey hakkında düşünülemeyeceğine göre aklımıza gelen her bir fikir, yeni düşünce, nesne ya da mekân mevcuttur. Fakat bakış açısına göre bu farklı farklı insanlarda değişik olabilir. Felsefeyi olağanüstü basit bir anlatımla ileten yazar, aynı zamanda kitapta hüzüne de yer vermiş. Hep söylüyorum, yine de söyleyeceğim, çocuklara mutluluk denince düğün, prens ve prensesin bir ömür saadeti gibi saçmalıkları aşılayan kitaplar, ileride yalnız hayal kırıklıklarına neden olur. Onlara mutluluğu gösterdiğimizde hüzünü de, sevinci gösterdiğimizde acıyı da tanıtmalıyız. Küçük Karabalık, şimdilik bu konuda idolüm. Tüm büyüklere ve küçüklere öneriyorum. Keyifli okumalar!
Küçük Karabalık
8.7/10
· 21,8bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
3
72
Gizemli okur
Bir Şeftali Bin Şeftali'yi inceledi.
100 syf.
·
Puan vermedi
Bir Şeftali Bin Şeftali Çocuk kitaplarında kimi zaman hayvanlar kimi zaman bitkiler konuşturulur. Bu hikaye de ise olaylar bir şeftali ağacının dilinden anlatılmaktadır. Şeftali ağacı başlar, başından geçenleri anlatmaya.. "Dalından koparılan büyük, parlak bir şeftaliyken, beni bir gün yoksul iki çocuk, bulur. Beni dere kenarına götürüp orada yerler sonra da çekirdeğimi özenle zengin ağanın bahçesine gömüp beni büyütmek için binbir emek verirler." İşte her şey tam da bu noktada başlar. Beni büyüten iki yoksul çocuk Sahibali ve Pulad, benim toprağımın havalanması için bir gün yılan avına çıkarlar. Maalesef işler orada ters gider. Sahibalı'yı yılan sokar ve Sahibalı ölür. Bunun üzerine Pulad arkadaşının ölümüyle onca emek verdikleri şeftali ağacına veda edip şehre çalışmaya gider. Bizim Şeftali ağacı ise olaylar karşısında üzgündür. O artık para hırsıyla dolu bir ağaya hizmet eden bir bahçıvanın eline düşmüştür. Şeftali ağacı, Sahibali ve Pulad'ın binbir emekle büyüttüğü meyvelerinden, Bahçivan'ın yararlanmasını hiçbir zaman istemez. O yüzden o her zaman çiçeklerini meyve vermeden döker. Bahçivan her ne yapsa da bir türlü, şeftali ağacından, meyve almaz. Çünkü bizim şeftali ağacı, haksızlığa asla boyun eğmeyecek ve kendini büyüten yoksul çocuklara karşı hep vefalı olacaktır. Keyifli okumalar dilerim. ๑ ◕‿◕ ๑ Gizemli okur 
Bir Şeftali Bin Şeftali
Okuyacaklarıma Ekle
115
filiz
Küçük Kara Balık'ı inceledi.
56 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
"Hayat küçük bir alanda daireler çizerek yaşlanana ve elinde hiçbir şey kalmayana kadar yüzmekten mi ibaret, yoksa dünyada başka bir şekilde yaşamak mümkün mü, bilmek istiyorum." der Samed Behrehgi'nin Küçük Kara Balığı. Küçük Kara Balık bilmek ister dünyada başka bir şekilde yaşamak mümkün mü?. Annesi ise çok kızar yavrusuna bu düşüncelerinden dolayı. Başka yerleri merak etmek, başka akarsulara, denizlere ,okyanuslara gitmek de neyin nesidir? Küçük Kara Balığı bu fikrinden ne kadar vazgeçirmeye çalışsalarda annesi ve komşuları, o merakının, hayallerinin peşinden gitmek için düşer yollara. Çünkü o kendisine çizilen sınırlar içinde yaşamını tamamlamak, ömrünü boşuna geçirmiş, her şeyden şikayet eden yaşlı balıklardan olmak istemez. Samed Behrengi 1939'da Tebriz'de yoksul bir işçi ailesinin çocuğu olarak dünyaya gelir. Kısacık yaşamı boyunca öğretmenlik, çocuk hikayeleri ve halk masalları yazarlığı ve çevirmenlik yapar.29 yıllık yaşamı İran'da şah döneminin en baskıcı zamanlarına denk gelir. Ancak bu baskıcı rejim Behrengi'nin başka bir yaşamın varolduğunu anlatmasını engelleyemez. O yazdıklarıyla mücadeleyi, cesareti ve özgürlüğü en yalın haliyle anlatır. Samed Behrengi'nin 1968 yılında 29 yaşında iken Aras nehrinde ölüsü bulunduğunda, şahı eleştiren yazılarından ötürü suikaste uğradığı düşünülür. Behrengi'nin yazdıkları içinde belki de çocukların en çok gönlüne taht kurandır Küçük Kara Balığın hikayesi. Küçükler kadar büyüklerinde okuması, üzerine düşünmesi gerekeni belki de. Şöyle diyor Küçük Kara Balık "Ölüm her an gelip beni gafil avlayabilir. Fakat yaşadığım sürece ölümün beni kolayca bulmasına izin vermeyeceğim. Bir gün ölümle yüz yüze kalırsam, ki kalacağım, buna üzülmeyeceğim. Önemli olan, yaşamımın ya da ölümümün diğerleri üzerinde bırakacağı etkidir..." Bu dünyada her şeye rağmen yola çıkanlara, korkmadan cesurca bu hayatı yaşamayı seçenlere selam olsun.
Küçük Kara Balık
8.7/10
· 21,8bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
1
78
Gizemli okur
Yıldız ve Konuşan Bebek'i inceledi.
96 syf.
·
Puan vermedi
Yıldız ve Konuşan Bebek Yıldız'ın babası o küçükken boşanmış, üvey annesi ile evlenmiştir. Gel zaman git zaman, Üvey anne Yıldız'a hiç iyi davranmaz, ona hep işkence eder. İşte bu gibi durumlarda yıldızın da sığınacağı tek bir sığınağı vardır. O da sandık odasındaki oyuncak bebeği.. Yıldız sürekli yakarır "Ne olur bebeğim konuş benimle? " diye. Bir gün öyle bir şey olur ki oyuncak bebek dile gelir ve konuşmaya başlar. Yıldız artık hiç olmadığı kadar mutludur. Çünkü bebeği onunla her gün konuşuyordur. Bir gün Yıldız rüyasında bir düş görür. Düşünde Yıldız, Yaşar, ve Oyuncak bebeği gökyüzünde üç küçük güvercin olmuş, ormana doğru uçmaktadır. Ardından Yıldız ile Yaşar, oyuncak bebeği takip ederek, ormana varırlar. Orada orman sakinleri; tavşan, tavuş kuşu, ateşböceği, ördekler, kuğular ve renkli balıklarla aralarında birazdan başlayacak "Kızıl Gül Dansı" nı konuşurlar. Sonra oyuncak bebekler pırıl pırıl elbiselerini giyerler ve aralarına kırmızı gülü de alarak danslı müzikli eğlencelerine başlarlar. Bizim çocuklar da bu eğlenceyi hayran bakışlarla izler. O da ne? Üvey annenin uyanması için Yıldız'ı bacağından çekiştirmektedir. Ne yani, hepsi düş müydü? Yine de Yıldız düşünün güzelliği ile yüzünde mutlu bir gülümseme ile uyanır. Koşar hemen oyuncak bebeğinin yanına, ormanda yaşadığı düşü konuşmaya. Ama maalesef o sırada üvey anne de yıldızın bebeğiyle konuşmalarını dinlemektedir ve oyuncak bebeği üzerine gaz dökerek, yakar. Bu durumun ardından Yıldız çok üzülür. Ama, ne gelir elden? Oyuncak bebek yanmıştır bir kere.. Yıldız ve Yaşar gibi temiz kalpli çocukların dünyalarına tanık olmak isterseniz, kurgu tam da size göre.. Keyifli okumalar dilerim. ๑ ◕‿◕ ๑ Gizemli okur
Yıldız ve Konuşan Bebek
Okuyacaklarıma Ekle
102
Anıl
Bir Şeftali Bin Şeftali'yi inceledi.
56 syf.
·
3 günde
·
10/10 puan
Bakmayın siz kitap mağazalarının çocuk kitap reyonlarında satışa sunulduğuna, bakmayın fiyatının 3 TL olduğuna, bakmayın kapağındaki komik şeftali resmine, bakmayın kitabın inceliğine. Bir Şeftali Bin Şeftali, dokunaklı hikayesi ile okura, çoğu kalın kitaptan daha keskin mesajlar vermektedir. Bir anlamda George Orwell'in Hayvan Çiftliği tadında ve tarzındadır. Adaletsizlik, sınıf farklılıkları, toprak reformu, emek, sevgi, arkadaşlık, umutsuzluk gibi kavramlar ince ince işlenmiştir. Bir Şeftali Bin Şeftali öyküsünü bitirdikten sonra Samed Behrengi'ye çok kısa yazdığı için kızsam da biliyorum ki, o bilhassa çocuklara, daha bu yaştan bazı kavramları sorgulatmak aynı zamanda sorgulamayı aşılamak için yapmıştı. Gönül rahatlığı ile tavsiye edebileceğim, tarzını beğenenlerin hayran kalacağını düşündüğüm bir kitap. Ve son olarak Samed Behrengi'nin çocuklara seslenişini paylaşmak ister, keyifli okumalar dilerim. Çocuklar, kuşkusuz gelecek sizin ellerinizde; iyisiyle, kötüsüyle sizin olacak. İster istemez büyüyecek ve zamanla birlikte yol alacaksınız. Babalarınızın, büyük babalarınızın ardından gelecek, onların yerini alacak, her şeyi elde edip sosyal yaşama iyisiyle, kötüsüyle, her şeyiyle sahip olacaksınız. Yoksulluk, zulüm, zorbalık, adalet, sevinç, keder, kimsesizlik, dayak, iş ve işsizlik, hapishane ve özgürlük, hastalık ve ilaçsızlık, açlık, çıplaklık, yüzlerce sosyal mutluluk ve mutsuzluk artık sizin olacak. Bildiğimiz gibi hastalıkların tedavisi için önce bunun nedenini bulmak gerek. Örneğin doktorlar hastalarını tedavi etmek için önce bunun mikrobunun peşine düşer ve sonra bu mikroba karşıt ilaçları verirler hastalarına. Toplumsal rahatsızlıkları da iyileştirmek için aynı işlemi yapmak gerekir. Biliyoruz ki sağlam vücutta asla hastalık bulunmaz. Sağlıklı toplumlarda da rahatsızlığın izine rastlanmamalıdır. İflas, zorbalık, yalan, hırsızlık ve savaş sadece sağlıksız toplumlarda görülen rahatsızlıklardandır. Bunca rahatsızlığın nedenini bulmak için ilkin bunun nedenini bulmalıyız. Sorun hep kendinize: Neden gönderdiler sınıf arkadaşımı halı dokuma fabrikasına? Neden bazıları hırsızlık yapıyor? Neden şurada burada savaş var, neden kan dökülüyor? Öldükten sonra ne olacağım? Dünyaya gelmeden önce neydim? Dünyanın sonu ne olacak? Ne zaman bitecek savaş, yoksulluk ve açlık?
Bir Şeftali Bin Şeftali
Okuyacaklarıma Ekle
28
320